menekşe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
menekşe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2022 Çarşamba

Menekşeler


…Menekşeler…
Sen...
Menekşelerini okşar, severdin,
Ben...
Menekşelerini sevmeni.
Onların yerine…
Beni sevebilme ihtimalinden bile,
Menekşelerini sevmeni daha çok severdim!
Sen hep...
Bütün, o ektiğin çiçeklerini...
Rahminden çıkanlardan daha çok!
Çok daha çok, severdin ya hani.
İşte tam da bu yaramdan,
Sen...
Menekşelerini okşar, severdin,
Ben...
Menekşelerini sevmeni.
Cemre.Y.

21 Ağustos 2019 Çarşamba

Keşke Giderken

...Keşke Giderken...
"Çiçekleri fazla sulamayacaksın!" derdi rahmetli anam,
En sevdiği menekşesinin yaprağına değdirmeden su koyarken.
"Ne çok güneşte bırakacaksın, ne de çok gölgede koyacaksın.
Her çiçeğin tabiatı da farklı elbette!" derken fısıltılarla bir şeyler derdi onlara!
"Evinde canlı bir çiçek beslemek istiyorsan eğer,
Kökünü bir yerden çalman gerek önce,
Ve sonra kendinle aşılamalısın onu ille de." derken muzipçe gülümserdi.
Halbuki çalıntı şeylerden hiç de haz etmezdi annem!
Bir çiçek merakı vardı işte.
Doğurduğu bizlerden bile çok sever, çok ilgilenirdi onlarla.
Kıskanırdım onların her bir taç yaprağını,
Sadece anneme gülümseyen her bir çiçek bakışlarını.
O gün, onca çocukluğumun kıskançlığıyla...
Bütün çiçeklerinin saksılarına tek tek işedim ya anne!
Şimdilerde nerede, saksıda bir çiçek görsem hepsinden özür diliyorum.
Sahi anne!
Ben seni çoktan affettim de, sen beni...
Affedebildin mi oralardan?
"Uykumda,
Ciğerimden vuruluyorum bazı bazı sen yokluğundan!" derdim sana da,
Sen, "Ayetel-Kürsi oku öyle zamansız anlarında korur seni" derdin ya hani,
Ben içimden sessiz çığlıklarla hep...
"Neden ki sen sarılıp yaşatmıyorsun ki beni!" diye gözüm yaşını durduramazken,
"E hadi madem boş durma öyle,
Su koy çaydanlığa bir çay içelim şöyle..." der susardın.
Konu komşu gelir, bolca muhabbetle içerdiniz çaylarınızı,
Ben köşede öylece sensizliği yutkunurken.
Şimdi kan bağın olsun olmasın,
Seni tanıyan herkeste var mutlaka bir saksı çiçeği hakkın.
Hepsi de maşallah neredeyse hiç solmuyorlar!
Ben mi?
Sadece bir kere denedim senin çiçeklerinden bir kök olsun çalabilmeyi!
Yaprak bana baktı, çiçek bana, kök bana baktı, toprak bana.
"Sen kıvamında sevemezsin ki bizi,
Ya öldürürsün sevmekten, biz sıkılırız öyle fazla ilgiden.
Ya öldürürsün ilgisizlikten biz yoruluruz beklemekten,
Bari günahımıza girme e mi!
Ha sahi rahmetli anacığının o bize fısıltılarını da çok merak edersen,
Aslında onu, canımın yongası kadar seviyorum lakin,
Bunu ona dersem sevdası soğur benden!" demekteydi.
İnsan olan...
Bunca zaman geçmiş eti sıyrılmıştır gönünden toprak altındaki bedeninin...
Diri kalmış tek tırnağını dahi öpebilmeyi özler mi?
Çünkü beceremedim hala...
Ben doğduğum andan, sevdiğim andan,
Evlenip çocuk doğurduğum andan,
Aldatılıp ayrıldığım andan itibaren,
Kucağımda senin hislerinden eserli yavrumla kalıp,
Onu da hayatıma bir tastamam mevsiminde lale,
Mevsiminde gül, mevsiminde yasemin, ya da zambak misal!
Her mevsim, mevsimine göre rüyalarının hülyası olamadım misal.
Affetsin artık beni o da beni en gül gamzesinin gül kıvrımından.
"Sahici duran sanal ve naylon bir ton çiçek var oysa,
Şöyle salonumun şu köşesine begonviller koysam,
Yatak odamın duvarlarına sarmaşıklar dolasam!" diyorum bazı bazı...
Naylon kokuyor ya onlar!
Alamıyor astımlı nefesim, kabulüme!
Yani olmuyor be anne!
Keşke giderken,
Rahmine gömseydin beni de!
Ki zaten...
Yanlış zamanın, yanlış mekanın, yanlış cinsiyetiydim,
Hani, bana hiç yokluğun, bu kadar da koymazdı bana be!
Keşke gelirken olsun bari!
Kulağıma fısıldamasaydın o ilk ve son ninniyi!
Cemre.Y.

23 Temmuz 2019 Salı

Yok Başka Yolu

…Yok Başka Yolu…
Ey benim, daha mini minnacıkken,
Yüreği gümrah ırmaklar gibi çağlarken,
Zemheri nakışlı kara kışlarından korkan kardelenim.
Ey benim, daha ergenliğine yeni basmışken,
Yüreği en yüksek şelalelerden çağıldarken,
İlkbahar bakışlı solup gidecek diye ürken lale özüm.
Ey benim, genç kızlığının gençliğinde doymalara çabalarken,
Yüreği,
Can kenarı,
Mor menevşeleri gücenirse diye üzülen meyve çiçeklerim.
Sen sabret bir hele!
Ben senin kalbinin ilk atışını duyduğum her gün.
"İçimden maviler süzerek seviyorum seni,
Ve hiç usanmadan yıllar yılı da
"Her şey çok güzel olacak!"diyorum ki olacak, yok başka yolu.
Cemre.Y.

17 Şubat 2019 Pazar

Eksik Evler

...Eksik Evler...
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Çocukluğumda göçüp konduğumuz,
Kapıcı dairelerinin ruhundan biliyorum.
O vakitler,
Ne vakit...
Pencere önlerinde,
Rengarenk mevsim çiçeklerinin,
Rüzgarla salınarak şarkılar söylerken,
Kar beyazı tülleri pervazlarından uçuşurken,
İçindekilerinin katıksız sevgilerine hayallenip,
Ahşap evleri severdim.
Sonra sonra durduk yere...
Bilmem nerenin tam da göbeğindeki,
Şimdi ki adıyla metruk binalar,
Ya göçüverdiler durduk yere,
Ya da hiç yoktan bir yangına kurban gittiler!
Merak etmeyin boş kalmadı o arsalar!
Ya yeni redisidanceler türedi yerlerine,
Ya da yepisyeni AVM'lerden biri.
...
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Alt kat komşumuzun silsile boyu kavgası bitmedi hala.
Biz çocukken...
Anıra anıra ağlayan bir bebek, ya da çocuk,
Ya da, hadsiz bağırıp duran bir büyük olursa!
"Başını yiyecek belli, bu çığırışta bir acı var!" der idiler.
Ben mi?
Ben hala...
Dünyada bir yerlerde...
Rengarenk kır çiçeklerimi,
Özgürce ve huzurluca,
Terk etmeyeceğim,
Terk edilmeden ruhumca sere serpe,
Mevsimsizce salınacağım o evi bekliyorum.
Ve de giderken...
Hayat...
Hiç yıkılmamış gibi,
Hiç yanmamış gibi,
Altı yaşımdan...
Bütün evlerin camlarından en azından menekşeler sarkıyormuş,
En azından kar beyazı tüller gelinlik gibi hala salınıyormuş gibi,
O turuncu naylon lastikli ayakkabılarımı giyip,
Aradaki...
Hiçbir kavgayı barındırmayan bir mevsime geçmek istiyorum!
Misal...
Kızımın evindeyiz, çoktan mezun, işi gücü, aşkı, sevdası yerinde!
Epeyce bir vakit sonra misafiriyim,
O, daha kaç yaş önce!
Anneannesinden öğrendiği konserveleri sıralamış gölge dibine!
Yengesinden öğrendiği sarımsaklı turşuları da dizmiş çoktan.
Birazdan kocası gelecek işinden meğer ne çok özlemiş,
Ona dokunamadığı, ona sarılamadığı her anı!
Ne kadar da mutlu giderdim o an evime...
Şöyle usulen işim filan çıkardı evimde!
İşte o vakit tamamlanırdı evim, ocağım, yanım, yörem!
Eksik evlerden biri olmazdık birimizden biri.
Yani hayat...
Bana hala..
Dünü umuda yazılmış bir mektup iken!
Henüz..
Daha bugünümüze...
Bir tek...
"Amin!" e denk gelememişiz!
Şaşırdım mı?
Olsun...
Dinimiz çok amin!
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Bana benzemesin diye son'un…
Sana ilk derin küfrümü savurmuştum!
Göynün göçebe değil senin a kuzum.
Ruhu kendisine ait o yuvayı bulacak!
Bulmalı…
En azından yüreğimin atışı,
Ciğerimin çiziğinden yırtılışı…
Senin duvarları kendin kokan bir evin olacak.
Senin geleceğinde...
Eksik...
Tek evin kalmayacak.
Ömrün boyunca sakın unutma ama...
Mavi'yi mutlaka bulman gerek.
Dream it.
Cemre.Y.

22 Ocak 2019 Salı

Küpe Çiçeği

...Küpe Çiçeği...
Rahmetli anam, çok severdi küpe çiçeklerini,
Bir de, hiç mi hiç kokusu olmamasına rağmen,
Pencere kenarlarına özenle yerleştirip,
Öpe koklaya, zambak kokulu çağrışımlarla,
Yasemin kokularını andıran koklamaları vardı,
Menekşeleri, petunyaları, ortancalarını.
Ne çok kıskanırdım onları!
Beni hiç öyle, bir kere olsun, öpe koklaya, sevmedi diye!
Ben menekşelerin hiç kokmadığını,
Rahmetli anam, rahmetli olduktan,
Haftalar sonra öğrendim misal!
Annem öleli aylar olmuş,
Menekşelerin...
Taç yaprakları solmaya meyl etmişken öğrendim.
Kökü solan'ın yaprağına,
Geç kalınmış suyun yetmeyeceğini de öğrenmiştim o gün.
Ben...
Şanslıydım bütün annemin sevdiği o çiçeklerden!
Rahmetli anam, şanslıydı bütün o bensiz mevsimlerinden.
En son...
Beni/bizi...
Benden sonraki kardeşimle beni..
İçine çeke çeke koklayarak gitmişti.
Biz, farkında olmadan o gün öğrenmiştik ilk defa!
Meğer,
Birimiz menekşe,
Diğerimiz sardunya'y mışız!
Aralara konuvermiş pembeli mutlu sonlar'lı hayaller lakin...
Sonları, küpe çiçeği olmuş, sonraları gözyaşı çiçeği...
Yani ya ot olmuş, ya sap!
Ya da üçüncü kardeşe birer yasak'a geçici iktisap!
Kıssadan hisse...
Hayat, hep birer dakikalık girdap!
Affediyorum!
Cemre.Y.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Gittikçe Uzaklaşıyordum

...Gittikçe Uzaklaşıyordum…
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar tanıdığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu dedikodularıyla zihnimi.
Hepsine karşı tanıdıksızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar kan bağımız var sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla beynimi.
Hepsine karşı akrabasızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar dost sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla omuriliğimin en ortasını
Hepsine karşı dostsuzluk zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar yaren sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla ciğerimin en ortasını
Hepsine karşı yarensizlik zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark ediyordu!
Er kişidir, adam'dır sandığım o Allah kulları
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar sevda sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla yüreğimin tam ortasını
Hepsine karşı yar'sızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Elbet bende isterdim,
Yeni bir bakış açısıyla yıldızların ay tutulmalarına,
Merkür'ün geri gidişine göre usul adım yürüyüp,
Venüs'ün Uranüsyen hızlı geçişine ayak uydurabilmeyi be güzelim.
Ama burası Dünya.
Ve benden başka bir tek...
Başkaca dünyalara hevesli
Asimüle edilmemiş varlık yok!
Zambaklar ve de fesleğenler de buna dahil.
Menekşelerin artık hiç kokmadığını saymıyorum bile!
Eskidendi menevşelerin o kokusu!
Anamın sağlık zamanında onların her çiçeğini ayrı severken,
"Oy benim yasemin kokulu,
Oy benim zambak kokulu,
Oy benim fesleğen kokulu,
Oy benim ıtır kokulu,
Oy benim cennet kokulu menekşem,
Sardunya'm, orkide'm.
Nasılsınız bugün?
Bak yine yaprağınızın biri solmaya meyl etmiş,
İhmal mi ettim sizi bu sıralar!
Ama siz de biliyorsunuz,
Hayat artık aynı hayat değil,
Dünya desen kayışı kopmuş,
Siz bari hep beraberce kokmaya devam edin de
Solmasın ruhum!" derdi anam!
O gün, onca iltifatı bana etmek yerine,
Çiçeği mor açacak olan o menekşeye,
O kadar umut ve koku yükledi diye,
O kadar kıskanmışım ki,
Anamla menekşe'yi ve de kokularını....
Artık anneme gerçeği söylemek vakti gelmişti.
"Anne!
Menekşelerin hiçbir çiçeği koku salmazlar,
Tıpkı zenginlerin alıp durduğu o orkideler gibi,
Çiçek açarlar ama...
Kokmaz onlar bi kerem!"demiştim.
İlk defa onu çok kızdırdığımda beni dövmemişti annem!
"İlk çocukluğundan bu yana,
Tatil diye köyümüze gidebildiğimiz zamanlarda,
Boşuna gezdirmedim ben sizi dağ bayır!
Boşuna kaya kınasını öğretmedim,
Boşuna kestane ağacını, gürgen'i palamut'u, çınar'ı
Kavak yelleri'nin neden kavak yelleri olup,
Şiirlere, şarkılara nağme olduğunu,
Boşuna öğretmedim.
Menekşeler kokar bir kere!
Memlekettir,
Sevdiceğindir,
Uzak kaldığın ne varsa...
Hepsinin kokusu saklıdır menekşe çiçeklerinde.
Sende bir gün...
Beni bir menekşe çiçeğinin kokusundan duyarsan,
Burnunun direği, buram buram sızlar da,
Hani bağır çağır ağlamak istersin de,
Hayata yenilmemek uğruna,
Akamaz ya o yaşların.
İşte o vakit anlarsın,
Neden benim menekşelerimin yanında,
İlle de küpe çiçeğiyle,
İlle de gözyaşı çiçeğini yan yana koyduğumu!
Ama sakın sardunyalara, orkidelere küsme kızım,
Ne vakit bir sardunya ya da orkide görsen,
Menekşeleri hatırla!
Ve menekşelere söylediğim şarkımı,
"Oy benim yasemin kokulu,
Oy benim zambak kokulu,
Oy benim fesleğen kokulu,
Oy benim ıtır kokulu,
Oy benim cennet kokulu menekşem,
Sardunya'm, orkide'm.
Nasılsınız bugün?
Bak yine yaprağınızın biri solmaya meyl etmiş,
İhmal mi ettim sizi bu sıralar!
Ama siz de biliyorsunuz,
Hayat artık aynı hayat değil,
Dünya desen kayışı kopmuş,
Siz bari hep beraberce kokmaya devam edin de
Solmasın ruhum!"
Şimdilerde...
Çiçeği açmış tek bir menekşe,
Bir tek sardunya görmemek için,
Annemin o günkü sesini duyup da delice özlememek için,
Nerede menekşe görsem gözümü çeviriyorum ama!
Nerede yasemin çiçeği görsem,
Nerede zambak çiçeği görsem,
Nerede ıtır görsem,
Ve her nerede fesleğen görsem bi sızlar burnumun direği!
İlle de o fesleğen'in başını okşayıp, koklayıp, öperim.
Anamın ellerini öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

8 Mayıs 2018 Salı

Sana Benziyor Muşum Anne


…Sana Benziyor Muşum Anne…
Menekşeleri çok sevdiğim halde...
Benim hiç menekşelerim olmadı anne! 
İsyanımdı ya sana! 
Seni anlamayacaktım güya
Menekşelerim olmayınca! 
Gittikçe sana benziyor muşum anne! 
Kızım söyledi.
Cemre.Y.

6 Ocak 2018 Cumartesi

Anama Aşıktım Ben


…Anama Aşıktım Ben…
Babamdan nefret ettiğim kadar,
Anama aşıktım ben!
Küçücük kalbimde
Anamın gözünde ve yüzündeki
O mor menekşe rengi halkaları durur hala!
Döverdi rahmetlimi,
Haksız yere çok döverdi!
Hep yalvarırdım ona,
Yeter artık dövme diye
Anam kanserden öldü.
O ölmeyi bırak!
Hastalık nedir hiç bilmedi.
Yaşıyor hala!
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Menekşelerin Kokusu

...Menekşelerin Kokusu...
Menekşelerin kokusu yoktur evladım!
Kokusu...
Rengidir mor menevşelerin.
Bir de her şeye rağmen
Hayata her daim gülümsemeleri.
Yani aslında
Renklerdir kokan...
Yoksa...
Aynı tattadır aslında
Patates, elma ve soğan!
Hayata bir tam gülümseyemediklerinden olsa gerek!
Kokusudur onları da farklı kılan.
Sen seç şimdi ömrünün kalanını!
Renk misin,
Yoksa koku mu?
Sevmezsin biliyorum ama
Aslında kavundur rengiyle kokan.
Ona da hem göz hem de burun lazım.
Ha bir de dokunmak eylemi!
Sahi sen nasılsın,
İyisin değil mi?
Yoksa her şey yine
Menekşe kokusuna mı sinsin!
İstersen fesleğenlere dokun yine,
Senden korkup korunmak için kokusunu salsın.
Bence elma elmalığını bilmeli, patatesse patates…
Yoksa sen trend diye,
Patatesi elma diye yiyenlerden misin?
Yoksa laleler midir hala en sevdiğin çiçeklerin!
Cemre.Y.

17 Ekim 2017 Salı

Menekşe

…Menekşe…
Tam unutmaya karar veriyorum
Acılardan yoğrulu,
Gözyaşlarından sancılı geçmişimi...
"Küt!" diye birileri ölüveriyor bir yerlerde...
Ayaklarım istemsiz adım atarken,
Ellerimse, binbir hasretle uzanıveriyor,
Koşuveriyor,
Alıveriyor,
Kitap arası kuruttuğum,
Unutmayı,
Hep unuttuğum
Papatyayla, menekşeye!
Katrilyonuncu kez soruyorum kendime!
Neden benden gidenin bitişi ve gidişi,
Yıllar sürüyor neden?
Öyle acılı, öyle sancılı...
Neden, her gidenim,
İlla ki, beni de öldürüyor katre katre!
Ve neden onlardan geriye
Kitaplar arası
Papatyalar,
Menevşeler düşerken,
Bana hep,
Hala, her gün...
Nefes alıp vermek düşüyor!
Cemre.Y.

6 Ekim 2017 Cuma

Gitme Anam!

...Gitme Anam!...
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken...
Benden uzaktayken,
Öylece...sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o en son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben...senden...bana...
Bunca en uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevdana ar edip yolladın!
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende...
Yok olsun diliyordun!
Tuttu da can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere be kadın!
Sadece bir tek kere!
Dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan,
Merak etmesene de,
Hiç kimsenizi de tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim
Ömrüm boyunca sadece bir tek kez
Başım ömrüne ölüme razıyken
O, son bir tek kez!
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin aklına gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına...
Asla hiç yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana...
Hiçbir zaman benimle ilgili,
Dost doğru tek bir...
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni?
Sevginden hep şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de nihayetimde,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiç bir gelecek...
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitmee!”
"Bak menekşelerini de sevdim."
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben senden uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevda edip yolladın.
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan, hiç kimseyi tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim bir tek kez
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana, hiçbir zaman benimle ilgili,
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın…
Ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni sen?
Sevginden hep, hiç...
Şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiçbir gelecek…
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, o ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitme be!”
"Bak menekşelerin
Öksüz kalır sen gidersen!" demedim mi ben sana!
Şimdi hepsi kuytu kenarlarda
Solmuş birer angut kuşu kanadı!
Daha..
Kaç kere...
Neye bedel ölüp dirilebilir ki insan olan?
Cemre.Y.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Mor Menevşeler

…Mor Menevşeler…
Fesleğen kokulu tanıdıklarımız var bizim!
Hiçbir menekşe çiçeğinin,
Hiçbir zaman,
Çiçek özü kokmadığını bilen.
Ve fesleğen kokulu tanıdıklarımız var bizim!
Her gördüğü menekşeyi,
Şiirlerdeki kadar kokuyor zanneden!
Oysa koku, ruhun rayihasının anımsattığıydı.
Sadece analarımızca
Mor menevşelerli hasreti
Burunlarımızda tüten...
Söylesenize, hangimiz bilinçsizce koklamadık,
Önümüze çıkıp duran menekşeleri,
Rengini umursamadan.
Bütün o rengarenkli,
Ya da renksiz...
Bütün menevşeleri!
Hasret kadar derinlerdi...
Kokmuyorlardı ama değil mi?
Kokmazlar...dı lar!
Duyarsanız, ruhunuz özlerse çoğundan,
Bütün menevşeler,
Sadece anne, sadece evlat, sadece sevda kokarlar!
Öyle her yerde sunulan,
Dokunup koklanılan fesleğen gibi, değiller ha!
Duyarsanız, hasret kokarlar, güneş kokarlar.
Duymazsanız da hayal kırığı burun bükersiniz,
Küsüp giderler de bir geç kızın saçlarında
Papatyalardan taç olurlar...
Anneler ve hayalleri…
İlle de kendilerini hatırlatırlar.
Ama siz yine de…
Fesleğenleri sulamayı unutmayın sakın ha!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...