kasırga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kasırga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2025 Cuma

Ümit Lazım

...Ümit Lazım...
Birkaç zamandır...
Rüzgarda savrulan elma çiçeği endişesi var içimde.
Tenime yaz güneşi değse kavrulacağım,
Rüzgarlar kasırgaya dönse pul pul döküleceğim.
Bana bir miktar ümit lazım.
Birkaç miktar da,
Baharıma ılıman iklim sunan yaz lazım.
Yoksa!
Neyse!
Cemre.Y. 

4 Şubat 2019 Pazartesi

Karar Versen

…Karar Versen…
Bugünlerde İstanbul'umun havası,
Sevdiceğimin metcezir ruh haline benziyor,
Bir bakıyorsun bir bahar meltemi…
Bir bakıyorsun Şubat kasırgası…
Bir bakıyorsun yaz sıcağı deniz kokusu…
Bir bakıyorsun zemheri ayazı…
Hani artık bir karar versen de hasta olmasak diyorum.
Cemre.Y.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Sevda Limanı

...Sevda Limanı...
Şimdi tabuları yıkıp, korkularla yüzleşmek zamanı.
Hep sonu belli olmayan bir yolda yürüdüm
Yolun sonuna yakın yerinde kendimden bile oldum.
Bir de harita elimdeyken yürüyeyim şu hayat yolunu.
Hatta hayat kendiliğinden akıp gitsin...
Ben bana sunulan sevda liman'ımda,
Bana sunulan sonsuz kadar güzel vaatler denizinde
Birbirine kenetlenmiş beş parmak sıcaklığında susayım.
O anlasın acımı, kederimi, mutluluğumu ya da yorgunluğumu.
Yanlışlıkla,
Göz kenarlarımdan birkaç damla yaş süzülüverirse sormasın,
Sorgulamasın ki zaten biliyor ve hissediyor henüz yaram kanıyor ya...
Sadece hep yaptığı gibi
Yüreğiyle beraber parmak uçları titreyerek silsin gözümün yaşını.
Biliyorum hep bekleyecek bir gün onun kadar sever miyim onu diye...
Sabrı sınırsız ya, beklesin...
Beni benim kadar sevemeyeni bile böyle sevebildiysem...
Onun kadar olsun derdinde değil zaten.
Biliyor ben onun kalbine sığındım yapabileceğim yanlışlardan...
Söz verdi ben onun son durağı olsam da,
O benim kasırgalarım kadar sığınağım.
Kafesimin kapısı hep açık ve dışarıya açık...
İşte sırf bu yüzden artık onunum!
Cemre.Y.

26 Temmuz 2018 Perşembe

Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal

...Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal...
Yılların içinden geçip, onca kasırgalar, onca fırtınalar,
Ve onca tusunamiler, onca aldatılmalar,
Onca kısa kalan kibrit çöpü kadar mutluluklar,
Onca rüyalar, onca gerçekler,
Onca yanılgılar,
Onca hayaller ve kırıklarını nihayet atlatmışken...
Birbirinden çoktan beridir yine,
Çok uzaklardaki o iki kocaman çocuk...
Yine ellerinde bembeyaz birer kağıtla, kala kalmışlardı.
Yine bir Temmuz akşamıydı işte,
Hem Ağustos kadar aşırı sıcak,
Hem zemheri aylarından biri kadar kararsız.
Denize mi koşulsa,
Yoksa en yakın battaniye altına mı sığınılsa!
Bütün şiirlerini yakıp yakıp yeniden yazıp bitirmişti kadın.
Bütün şiirlerini göle atıp atıp yeniden yazıp bitirmişti adam.
Hayatı sorgulayıp durmaktan yorulmuşlardı çoktan!
Öyle kararsız oturuyorlardı iki çocuk,
Apayrı rıhtımların kenarında,
Ellerinde iki ayrı bembeyaz birer kağıt!
Arkadaşlık çok uzaklardaydı,
Dostluksa daha yeni tatile çıkmıştı,
Anne çok yorgundu, çocuk çok aceleci.
Anlatmak gerekiyordu birilerine bir şeyleri,
Anlatabilmek ve anlaşılabilmek gerekiyordu.
Gereklerinde zaten canı cehenneme'y di!
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan gölün derinliklerine yol almıştı.
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan denizin derinliklerine yol almıştı.
Kağıttan gemiler birbiriyle çarpışırken,
Ellerindeki son anıyı da kaybedeceklerini sanmış,
Çokça da korkmuşlardı.
Göz göze geldiler bir an...
Taa uzaklardan!
Kağıttan gemilerin rengi değişti o an...
Karıştı ortalık rengarenk!
Kağıttan gemiler su almaktaydı.
Batmaya ramak kala
Kız olanın gözyaşları, köprücük kemiğine aktı.
Oğlan olan yüze yüze geldi kızın yanına.
Hiçbir söz söylemeden,
Kızın köprücük kemiğindeki o bir damla gözyaşını öptü.
Büyüdüklerinde ne de güzel,
Destansı aşk hikayesi çıkardı buradan!
Onlar büyümemeyi seçtiler!
Yaşlanıp ölmekten korktular belki.
Ya da geçmişleri yok olacak diye.
Oysa ölmek de bakiydi.
Geçmiş de baki.
Gelecek ise hiç gelmeyecek gibiydi.
Şimdi yine aynı yerdeler...
Kağıttan gemileri su almakta.
Ama artık ne kız ağlıyor,
Ne de oğlan o kadar geçmişinin iskeletine mahkum.
Zamane deyimleri gibi,
"Olursa olur, olmazsa temcit pilavı!" gibi değildi artık hayat!
Oturup hasbıhal ettiler,
Kimse kimsenin zayıf rengine takılmayacaktı bu sefer!
Sanki ne olurdu ki yok hükmünde sayılsa bazı ara renkler!
Çocukluk...
Yakalayabilirsen en acısız anısından güzeldi be azizim.
Kimse kimseye söylemedi ama...
Bir daha ki sefer!
Ellerinde olmayacaktı o eski buruşmaktan, düzelmekten
Çoktan yorulmuş yıpranık sayfalar...
Adam/çocuk giderken...
Kız/kadın bu yüzden tekrar son kez gülümsedi.
Nihayetinde tekrar görüştüklerinde...
Hala da birbirlerine,
"Seni seviyorum lan!" diyeceklerdi.
Bazen...
Sonları beklerken çürür ömür!
Gurur mu!
Ben ömrümce...
Ondan daha zebani bir mezar başlığı görmedim!
"Seni seviyorum lan!
Çok da elzem falan da değil yani,
Hiçbir şeyim olma bana ne!
Ki zaten ben de bir daha köprücük kemiğime ağlamam.
En son sen öpmüştün ya oradan!
Hey nereye kaçıyorsun?
Kal!
Ey hayat...
Sen...
Bana bir, kal!"
Cemre.Y.

20 Kasım 2017 Pazartesi

Derin Bir Nefeslik Çığlık!

...Derin Bir Nefeslik Çığlık!...
Bazen geçmişi en başından, en derininden
En geçmişinden sorgulamalı da
İzini sürmeli değil mi ey hayat?
Tam da şimdi hesap, kitap zamanı...
Tam da şimdi…hem de hemen!
Henüz tam ölmeye karar vermeden...
Konuştuklarımdan çok sustuklarımın
Karnımı şişirip durmasından bıkmışımdır,
Omuzlarım su toplamıştır,
Taşıyamıyorumdur belki artık!
Ya da uyumak istiyorumdur artık sonsuzluğa...
Zamanı gelmiştir artık minicik...
Minnacık kuşu yeterince bencilleştirdikten...
Senden bile istediklerini
Söke söke alır yapabildikten sonra
Özgürlüğüne istediği güvene uçurmaya ha!
Ki ne komik!
Bir zamanlar bana gülerlerken,
Artık çevremde herkes konuştuklarıyla,
Sustuklarını gizler ve karnı şişer oldu
Benim amansız hastalığım gibi...
Bazen geçmişi en başından,
En geçmişinden sorgulamalı
İzini sürmeli değil mi ey hayat?
Ya da artık her şeyin sonunda,
Zaten yokmuş-um dur,
Ya da en başındayımdır,
Ya da zaten henüz doğmamışımdır?
Hani bir şey değil...
Belki sana bir yerlerden olsun
Tutunabilmek içindir her şey ve
Geriye kalan hiçbir şey...
Ve belki hala tutunmam gerekiyordur
Bir yerlerinden bu hayatın diye...
Ben şimdi hangi sürgün yerinden
Tutunayım sana ey hayat?
Ya da hala tutunmalı mıyım?
Nerenden tutunursun ışığa...
Bir arsız en ufak bir tutanağa
Tutunan bir asma gibi...
Nerenden filizleniverirsin bana...
Toprağın altında gizli ve yönsüz…
Her yana saçılmış bir kök dalı mıyım...
Yoksa toprağın üstünde
Henüz canlanan bir su yeşili damla mı?
Ben şimdi var mıyım?
Yoksa hiç mi var olmadım?
Yoksa sadece ruhumun derinliklerinde
Bir üfürümlük çığlık mıydım?
Henüz ten olmadım mı,
Bir vücut olamadım mı daha?
Ya da zaten var olmuş bir yüce varlığa
Gölge miyim sadece...
Asıl görevim sadece o büyüyünceye kadar
Güneşin kızgınlığından,
Rüzgarın kasırgasından
Yapraklarımla korumak mı onu?
Peki hiç korunmamış bir varlık nasıl korur
Nasıl kollar ki onu?
Yoksa yokluk muyum ben ey hayat!
Benim hayat verdiğim bir “o” dedi ki bana
Ben sadece yorulmamış,
Yoğuşmuş ve buharlaşmışım
Sadece kokum kalmış geriye...
Silkinip bir tozlarımdan kurtulup,
Yağmur damlalarını ve ışığı ve suyu
Hissedip kendime gelmez isem...
Artık hayrım olmazmış ne can verdiğime,
Ne can veren'ime...
Ne de hiç kim-se-ye..
İyi ya bilmiyorum, bilemiyorum ey hayat!
Bildiğim tek şey dönüp dolaşıp
Hep aynı yerde olduğum...
Yoksa ben çocukluğumun Don Kişot'umuyum...
Can verdiğim olmasaydı
Bana da gerek yoktu sanki bu dünya da...
Ve artık “şükür” diyemeyecek kadar
Yorgunum da sen söyle bir hele...
Ben şimdi var mıyım?
Yoksa hiç mi var olmadım?
Yoksa sadece ruhumun derinliklerinde
Derin bir nefeslik çığlık mıydım?
Cemre.Y.

28 Ekim 2017 Cumartesi

Sende Bana Öylece Kal

...Sende Bana Öylece Kal...
Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim!
Bırak öylece kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan.
Toparlanma öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zaten toparlanılmaz.
Neyini, nereye saklasan!
Bir yerleri görünür acıların ucundan, kenarından.
Ben sana nasıl dağınık geldiysem
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin kasırgalarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yağsınlar, daha ne kadar tufansa.
Sam yeline meyletme öyle hemen
Ben geldim diye baharı estirme alelacele.
Sende bilirsin ki
Zemheriden sonra ansızın yaz olamaz.
Ne kadar bahar çiçekleri sunsan!
Kardeleni görünür uçurumlarının,
Ucundan, kenarından.
Sana nasıl yaz ortasında ayaz geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin yangınlarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yansın daha ne kadar yanacaksa.
Küllerini savurma sağa sola
Öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki
Ansızın bir sevdanın yerine bir diğeri konamaz.
Ne kadar yaktım bütün gemileri desen de!
Biri hortlayıverir geçmişinden, ezelinden.
Sana nasıl ölüler denizinden geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin bütün hislerini sakın savurma sevgilim!
Bırak duysunlar kime ne duyuyorlarsa.
Aşık falanda olma sakın bana ha!
Sende bilirsin ki bütün aşklar sonunda
“Ben seni unutmak için sevmedim.” le biter.
Zaten, ben, seni de unutmak için sevmedimdi!
Sonra, yüreğimi, üzerimden kilitle ve çek git!
Bir gün, sen de gideceksin nasılsa...
Sende bana benim sana kaldığım kadar kal.
Cemre.Y.

24 Ekim 2017 Salı

Affedemiyorum


…Affedemiyorum...
Mutlu değilim...de huzurluyum işte.
Okyanusun tam ortasında haftalar süren
Fırtına ve kasırga sonrası
Sütliman, durgun, sakin…
Beklemedeyim...
Evet ben boğulmadım,
Kendimi kaybettim bazen ama yok olamadım.
Ben nefes almakta zorlanırken sensizlikten
Bir nefese muhtaç olmamayı öğrendim.
Kendimi keşfettim yeniden,
Kendimden çok kimseyi sevmemeyi.
Yüreğimdeki aşkın,
Beni benden alamamasını öğrendim.
Ben, bana kalmalıyım ki ansızın
"Git" dediğinde birileri,
Yığılıp kalmayayım bir daha.
Üç kayıpla hayattayım işte yeniden...
Aşkım, güvenim ve delicesine seven ben.
Ben seni ve kendimi affedemiyorum be sevgili...
Hiç bir şey olmamış,
Hiç gururum kırılmamış gibi affedemiyorum.
Dedim ya beklemedeyim biraz zaman daha.
Ya yeni bir tufan olacak,
Ya da öylesine beyaz bir mutluluk.
Cemre.Y.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Biliyorum Geleceksin

...Biliyorum Geleceksin...
Hep seni düşünürüm
Heeppp seniii, bir tek seniiiii.
Geleceksin ve alacaksın beni,
Bu güneş yüzlü karanlıktan kurtaracaksın.
Belki baharın en taze yeşil zamanında,
Belki kar tanesinin bir ayazında...
Belki aklına estiği herhangi bir
Sam yeli rüzgarında ama biliyorum geleceksin.
Çok yorgunum ey sevgili,
Uzatsam ne kadar uzanır ki ellerim
Ya da nereye kadar?
Yar'dan büyük yaren vardı yüreğimde,
Kanatları güçlenince uçup gitti bebeğim,
Bir çizik daha atarak yüreğimin orta yerine.
Şimdi kırgınım, kırılganım bir kuru dal misali
Halbuki ne kadar güçlü duruyor dışım
Kendime bile yalan kahkahalar atarım
Ki yalandan nefret ederim.
Biri dokunsa yanlışlıkla,
Belki gizli dikenlerim batar ona
Fakat kırılırım, ayrılırım parçalarıma neye yarar.
Ben, beni ve benden olanları
Korumaktan ve korumaya çalışmaktan
Yoruldum eyy yar
Koru beni,
Karanlık kasırgalardan
Özgürce korkabilmek istiyorum mesela,
Mesela karanlıktan, börtü böcekten,
Mesela şimşek çakmasından,
Ben aslında kork-tum,
Hepsinden hep korktum hep ey sevgili!
Ama koşacak, koltuk altına sığınacak
Hiç kimsem olmadı hiçbir zaman.
Biliyorum geleceksin bana,
Ve alıp götüreceksin
Beni görebildiğin zaman bir papatya duruluğunda.
Ben kimselerin olmadım aslında,
Senin olduğum kadar.
Cemre.Y.

3 Eylül 2017 Pazar

Aşeka'nın İçindeki Aşk

…Aşeka'nın İçindeki Aşk…
Beni Aşeka'dan yersiz, yurtsuz bir kasırga
Kıskançlığıyla sele savurmaya çalışacağına,
Aşeka olup tutsaydın ya ellerimden be adam!
Bir kerede sevmelere bıraksaydın kendini de,
Aşeka'nın içindeki aşkım olsaydın!
Cemre.Y.

19 Mayıs 2017 Cuma

Ben Hiç Böyle Sevilmedim

...Ben Hiç Böyle Sevilmedim...
Hayatımın en derin çizgili,
En koyu sarılı hüzün yaprakları,
Sağımı, solumu, “Sobe!” mi,
Yazımın ortasında dökmeye başlamışlardı çoktan.
Öyle görmek istemedim ki hiçbir şeyi,
Mademki bütün acılar,
Yalandan bir cennet için çekiliyordu,
Alıp alıp başımı gittim yalandan yazılı,
İki peçetelik beyaz güvercinli hayallere.
Oysa Alice harikalar diyarına gidecek yere,
Hazanlar diyarının,
Kasırgasına çekilip duruyordu eteklerinden hızlıca.
Neyse ki kalbimin kanatları vardı,
Yalnızlığımın Cankurtaran sokaklarına kaçmıştım.
Nefesim tıkanırken acımın sessizliğinde.
Sen geldin!
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı.
Bembeyaz bir kefene sarıp ilk aşkımı, anamı!
İki damla sessizlikle yüzüme döktüğümde,
Sadece ve sadece susarak sen sildin.
Sevgilim!
Anam, babam, kardeşim,
Kızım dahil sen gibi sevmedi beni.
Hani hep sen derdin ya aslında
“Ben hiç böyle sevilmedim!”
Oysa hep sakin denizlerin tek limanı olmak isterdim.
İstemeden hırçın dalgalarının metcezirleri oldum.
Unutamadıklarının terk edişi olamadım ama,
Ben sadece ola ola senin fırtına kuşun oldum!
Hayli yordum, yıprattım seni hakkını helal et!
Bilemedin hiç nedenini değil mi?
Oysa senin yüreğin
Her kızıla boyandığında,
Teker teker kırılmıştı yüreğimin kemikleri.
Şimdi lütfen terk et beni.
Giderken kapıyı üzerime kilitlemeyi unutma emi!
Zira bu sefer kimsem silemesin yaş tanelerimi,
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı,
Bembeyaz bir kefene sarıp,
İki damla sessizlikle yüzüme dökeceğim.
İlk defa doya doya ağlayacağım.
Kalemim kırıldı.
Şiirim sustu.
Benim annem asıl şimdi öldü!
Kimsenin suçu yoktu.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...