yakamoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yakamoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2026 Perşembe

Seve Seve Sevsen Yeterdi

...Seve Seve Sevsen Yeterdi...
Sana mavi kelebek kanatlarımdan sesleniyorum sevgilim.
Öyle avaz avaz,
Feryat figan da değil ha!
Tam da kış ortasındayken,
Issız bir temmuz gecesinin yıldız yakamoz sahilindeymişiz gibi.
Hani tam da yalnızlığın dalgaları vuruyorken kumsala...
Ateş böceğinin biri usulca ellerine konmuş da,
Sadece sana ışıldıyormuş gibi fısıltıyla sesleniyorum.
Hani sen dağınığını yeni toparlanmışsın da,
Her şeyden gayri vazgeçmişken,
Hiç ummadığın anda, her şey önüne serilmiş gibi.
Ah benim...
Saçlarına çok yanlış ışıklar değmiş güneş yanığım.
Ah benim..
Ayaklarına çok yanlış yaban yolların izi kalmış kış ayazım.
Zor değildi ki beni sevinçlendirip mutlu eylemek.
Seve seve sevsen yeterdi.
Sadece sevsen yeterdi, bundan çok eminim, sevdiler çünkü!
Cemre.Y.

28 Ekim 2022 Cuma

Güzeldi

…Güzeldi…
Gülünce gözlerinin öbeği
Yıldız yıldız yakamoz kaynıyordu.
Şah damarındaki
O ay,
O yıldız...
Ağustos sıcağı gibi
Dudaklarımı yakıyordu.
Her şey yalansa bile!
En azından iki çocuk,
Gizliden birbirlerine
"Sobe!"leniyordu.
Oyunsa da, gerçek kadar güzeldi yani.
Birileri onu yine bir yerlere çağırmasaydı.
O, yine, git-me-sey di.
Cemre.Y.

24 Eylül 2021 Cuma

Mesele

…Mesele…
Her zaman bulutlu günlerde yaşanmadığı gibi,
Her anımız da, güneşli geçmiyor elbette!
Mesele...
Bulutla da, güneşle de,
Yağmurla da gülüşle de,
Kış ile, yaz ile de iyi geçinmekte.
Yoksa baharlar gelip geçiyor bir şekilde.
Her zaman zifiri gecelerde yaşanmadığı gibi,
Her anımız da, yıldızlı, yakamozlu geçmiyor elbette!
Mesele...
Akşamına vardığın her günün, her saatinin,
Her dakikasıyla, her salisesiyle iyi geçinmekte.
Yoksa zamanlar gelip geçiyor bir şekilde.
Cemre.Y.

11 Aralık 2020 Cuma

Sonra Mı? Sonra, Birdenbire Büyüdüm

…Sonra Mı? Sonra, Birdenbire Büyüdüm…
İmsak vakitleri yalnızlığım kadar,
İftar vakitleri kalabalıklarım vardı benim!
Gece yorgunu, sabah neşelerim kadar,
Akşam sefası keyiflerim vardı benim!
İkindi sarhoşu hayal kırıklıklarım kadar,
Sabah rüzgarı, rüyalarım vardı benim!
Uykumun en derininde gelen canavarlar kadar,
Gün ortası, yıldızlı, yakamozlu hayallerim vardı benim.
Çikolatayı çok severdim mesela her kadın kadar!
Sonra mı?
Sonra, birdenbire büyüdüm!
Ve sonra...
Hikayesi olmayan hiçbir çikolatayı asla yemedim!
Cemre.Y.

2 Aralık 2020 Çarşamba

O Günler De Gelecek

...O Günler De Gelecek...
Yüreğinin mengenelerinin sıkıntısından,
Gül yüzünü kedere döküp,
Lale kıvrımlı gülüşlerini soldurma,
Ömrünün en baharını yaşaman gereken yaşında,
Güz yanığı yorgunluklar biriktirme ruhuna!
Şuncacık yaşında...
Yaşından evvel ihtiyarlama a yosun gözlüm.
Gör bak!
Mehtabın yıldız yakamozları yetmezmiş gibi,
Güneş bile secde edecek ruhuna,
Gelecek...
O günler de gelecek.
Cemre.Y.

16 Temmuz 2020 Perşembe

Bilmem Ki

...Bilmem Ki...
Sana...
Bunaltıcı yaz günlerine inat,
Leylak kokulu akşamlardan sesleniyorum,
Hani ılık bir bahar gecesine öykünür gibi.
Adının yerine...
Hangi sıfat yakışır henüz bilmiyorum!
Bilmem ki adın kaç harf,
Adımın yanına yakışır mı soy adın?
İyot kokusu yapışmış olur,
Güneş ışıltılı saçlarına o kesin.
Bir de lirik bir şiir gibi olur sesin.
Bilmem ki sen şimdi,
Nerede, kimlerlesin?
Hangi günün gecesine gebe,
Hangi sabahın akşamına sobe'sin!
Hangi yıldızlar eşlik ediyor yalnızlığına,
Hangi yakamozlar hatırlatıyor beni sana.
Bilmem ki varlığımdan haberli misin?
Cemre.Y.

9 Şubat 2020 Pazar

Nasılsın?

...Nasılsın?...
Nasılsın Gece?
Umarsızca tenhalarında yoğurduğun,
Yıldız yakamoz savurduğun çocuklarımız nasıl,
Sahi onları da,
Ardına hiç bakmadan terk etmiştin değil mi!
Kısırlaştırıldım senden sonra,
Ki zaten bir daha da kimseyle kavuşturulmadım.
Arada bir...
Gök mavisi gözleri olan bir kadın uğruyor canımın kenarına,
Uzaktan uzağa öylece suskunca bakışıyoruz, hepsi bu!
Asıl sen nasılsın,
Buldun mu aradığın karanlığı,
Yeterince batakta mısın?
Cemre.Y.

18 Aralık 2019 Çarşamba

Kime Ne?

...Kime Ne?...
Sana, ne çok, fezayı biriktirmiştim yiğidim!
Sana ömrümden es geçip,
Sonunda vazgeçtiğim baharlardan geçip,
En mevsimini beklediğim kalbimin kilidinden de,
Göynümün göçebeliğinden de cayıp,
Sonu netameli koskoca bir evren seçmiştim lakin!
Sakın ha, sen sen ol,
Sana yüklediğim o ikinci tekil şahıs zamirliğini de çok önemseme.
Zira...
İki tekil şahıslıklarımızı bir yüreğe toparlayıp,
Daha birinci çoğul şahıs zamiri bile edemediysek.
İlkini, sonunu, arasını, ortasını,
Olanı, biteni kalanı siktir et!
He!
Tam da öyle...
Böyle aynada dimdik bakarken taa!
Gözlerinin içine içine!
Merak etme beni,
Beni merak etme,
"Nicedir niceyim?" diye ki sana ne!
Hala sövüyorum gelmişine, geçmişine, hiç gelemeyene,
Ama en çok da, an'da sonsuz kalmayana!
Misal aylardan Temmuzmuş,
Gece yıldız yakamoz bütün şirinliği üzerindeyken,
Almışım olmayan gitarımı elime denizin ortasında yüzüstü yatıyorum!
Sakın ha, sen sen ol,
Sana yüklediğim o ikinci tekil şahıs zamirliğini de çok önemseme.
Sana ne...
Bana ne...
Bize ne!
Kime ne?
Cemre.Y.

1 Aralık 2019 Pazar

Neyse

...Neyse!...
Mevsimler ayarsız geçip giderken,
Arsız yağmurlar başladı durduk yere!
Durduk yere gök gürledi en şimşeklisinden,
Durduk yere yine korktum ya anne'm!
Dizimin ağrılarını yeni affetmiştim oysa,
Oysa yüreğimin yaralarını yeni mumyalamıştım.
Ciğerlerim falan da idare ediyor işte kendince!
Lakin sol kürek kemiğimin üzeri kurak bir toprak sanki.
Sağ elimle kaşıdıkça yeni yaralar,
Yeni yeni sorumluluklar çıtırdıyor her hücresinden!
Sahi...
Onu ne yapacağız anne'm!
Kuruyup, çürüyüp toprakta yok olmadan şu deriden elbisem,
Sevilecek mi şöyle doya doya hani en mevsimsiz olanından,
Hani en masallara kahramanlar olunanından.
Neyse!
Hava ayaz, mevsim zemheri,
Soba da yok ki bir odun daha atıp ısınsam.
Yıldızsız, yakamozsuz akşamlardan geçiyorum sevgili'm.
Hani bir keresinde...
"Umudu yıldızlara astık, ay tutuldu." demiştim ya!
Eksik kalmış...
Rüyayı, hayal sandık, yalan oldu.
Geçer ama...
Bütün geçenler gibi!
Neyse!
Cemre.Y.

16 Eylül 2019 Pazartesi

Kusuruma Bakma Sevgili Tam Da Şiirime Denk Geldin

...Kusuruma Bakma Sevgili Tam Da Şiirime Denk Geldin...
Günler zemheriye doğru akıp giderken biliyordu kadın!
Hiç kimse onu, onun cehennemine kadar sevmeyecekti.
İki ayrı kalpte, tek bir yürek olabilselerdi zaten her yer cennetti.
Ki zaten nicedir, papatyaların...
Ömründeki ederini,
Başkalarının hayallerine taç yapmıştı kadın çoktandır.
Özü, can kokan pembe gülleriyse,
Burnunun direğine hızmalamayalı da çok olmuştu zaten!
Şimdi yapayalnızdırlar,
Sen gidince, bensiz masalara kondurduğun o kokusuz orkideler...
Benimle birlikte kurmadığın kumdan kaleler yapayalnızdır misal!
Sahilde kurduğun rakı sofran, mangalda közün, ateşin son mavisi,
Gün geceye sarınırken tende bıraktığın o koku!
Kırmızılı, mavili gitarların akustiği!
Sahi onları da mı yıkıp gittin?
Yoksa...
Öylece...
Ardına bile bakmadan, hiç olmayan bizi de mi terk ettin senden?
Kusuruma bakma sevgili tam da şiirime denk geldin...
Neyse.
Şimdi kahve vakti de değil zaten, gün geceye harmanlanmakta.
Sahi soğuk akşamlara yorganımı hazır etmiştim değil mi ki çoktan!
Bu akşam sarınmalı,
Taa ki omuz başlarından ayak tırnağına kadar örtünmeli.
Günün sabahı soğuk, gecesi ayaz, zamanlar arası da, iş güç zaten!
Sorsan...
Sanki gazelleri,
Çıtırdata çıtırdata yürümüş de yorulmuşuz o patika yoldan.
Ağaçlar,
Muzipçe gülümsemişler birbirlerine biz usulca öpüşürken de
Gelecek bahara birkaç yaprak daha salmışlar yapraklarından.
Lakin serin yaz geceleri yakamozlarla dans ederken,
Acemi flört anlarını da tek ettin sen!
Tıpkı lapa lapa kar yağdığında,
Şömine başı şarap alevi geceleri es geçtiğin gibi gittin sen!
Günler zemheriye doğru akıp giderken biliyordu kadın!
Hiç kimse onu, onunla cehennemine kadar sevmeyecekti.
İki ayrı kalpte, tek bir yürek olabilselerdi zaten her yer cennetti.
Sahi sen söyle ey şiirim!
Özleyen, özlediğinden bir yudum nefes almadan mı giderdi sence?
Neyse...
Kusuruma bakma sevgili tam da şiirime denk geldin.
Yoksa yastığım, yatağım, yorganım zemheriye razı!
Geçecek elbet, içimden içim geçerken geçecek!
Geçer elbet!
Sahi!
Fotoğraf ne de güzel değil mi?
Ki zaten
"What Dreams May Come" filmindeki bir resimden!
Gülümseyelim lütfen!
Cemre.Y.

6 Eylül 2019 Cuma

Bekle Beni

...Bekle Beni...
Ömrünü yordukça ruhların dağınıklığı,
Bir asma kilit daha takıyordu yüreğine kadın.
Her günün sonunda,
Bir gün daha artıyordu ya kafa kağıdının eskiliği,
Öğrenmişti artık imalı imleçlerin de,
Kinayeli çekim eklerinin ne manaya geldiğini.
Zamanın akışkanlığı darladıkça,
Astımlı ciğerini umursamazlığı da öğrenmişti nihayet.
Ne gereği vardı şimdi,
Hiç olmayacak bir duanın "Amin!"ini boşuna beklemenin.
Usulca kapattı ruhunun ve yüreğinin kapısını,
Usulca bir tuğla daha dikti güven duvarına.
Kendi hayallerinin gökyüzüyle,
Başkasının hayalleri bulaşamasın diye de...
Geceye ve güne yepyeni kırmızı kalpli bir asma kilit daha astı.
Yıldızlara gülümsedi sonra en buruk tebessümünden!
Belki de ilk defa,
Çocukluğunun hatırlayabildiği en küçüklüğünü buldu içlerinden.
Nasıl da güzelmiş saçları, elleri, ayakları, yüzü, gözü, ağzı, burnu!
Sevinçli birer şefkatle öptü,
Çocukluğunun henüz hiç yara açılmamış hücrelerini.
Giderken sımsıkı sarıldı küçücük bedenine...
Söz verdi arkasını dönüp gitmeden hemen önce!
"Her ne olursa olsun,
Kim gider, kim kalırsa kalsın,
Bekle beni." demişti çocukluğunda biri ona!
Yıldızlar kayıp
Gecenin mehtabında,
Yakamoz olmadan hemen önce gördü kadın kendisini.
Bunca yıldır beklediği kendisiydi!
Çocukluğunun,
Hiç kırılmamış halini kucağında tam kırk beş yıl saklayan.
Paralel evrende zaman hep daha dün gibiydi.
Biraz geç kalmış hissetse de kendini yine sımsıkı sarıldı kendisine.
Şimdi el ele vermiş,
Yeni duydukları bir müziği duyumsuyorlar kadın çocukla, çocuk kadın.
Cemre.Y.

Günaydın O Zaman

…Günaydın O Zaman…
Bunca ömrümce
Kim bilir kaç yakamozunu bitirdim
Ömrümün sabahına artık aymamayı dileyerek…
Ve de…
Kaç güneşi doğurttum kim bilir kendi kendime dahi,
Bari dün gece sahilde sevişen çiftler mutlu uyansınlar diyerek!
Uyandık mı sahi!
Günaydın mı sahiden?
Yüzünü yıkadın, sade kahveni içtin,
Sakıncalı lakin tiryakisiysen sigaran yanıyor belki hala!
Aynaya bakmayı unuttun sanki bu sabah, gözlerinin içinin dibeğine!
Kendi kendine olsun gülümseyemiyorsa insan,
Nefes alsa ne almasa ne!
Uyandık mı sahi!
Günaydın o zaman.
Cemre.Y.

29 Ağustos 2019 Perşembe

Neyse

…Neyse…
Yaz…
Yorgundu bu akşam ve de bütün gece…
Daha üç gün vardı oysa yitip, gidip bitmesine!
Oysa ne de umutla dolmuştu çırak garsonun yüreği.
Ağustos'un son masalını birlikte toplayacaklardı yorgun masadan.
Ne fark ederdi ki gayri!
Yaz maviye öykünen tüllerini toparlayıp gitmiş en özel localardan,
Gayri baharın sonbaharı gelip çatmış da sarı yaprakları süpürmekteymiş!
İşi, gücü bitince köyünün zemherisine dönecekmiş ne fark ederdi ki!
Hele!
Yüreğinde ilkbahar'ın yine filizleneceğine,
Hele!
Kendisiyle beraber mutlu gerçek vuslat'lı o sarılmayalara kavuşabilektiyse…
Yaz…
Yorgundu bu akşam ve de bütün gece…
Daha üç gün vardı oysa yitip, gidip bitmesine!
Gitti mi hakikaten sence!
Ulan!
Daha karşılıklı rakı içip,
O son yakamoza vuran o teknede baygın yatanlarla dala geçecektik.
Neyse.
Cemre.Y.

15 Ağustos 2019 Perşembe

Düş



...Düş...
Kim bilir sen, kaç mevsimsizliğimin düşüydün de,
Ben sana, ayazlı bir zemheri gecesinin ertesinde,
Kalabalıkların içindeki yalnızlığından sarındım.
Gelseydin, kalsaydın, sevseydin daha o yumuşacık saçlarını,
Daha o gül yüzünü, daha kirli sakallarını okşayacaktım.
Öpecektim daha hece hece, bütün o sessiz çığlıklı şiirlerinin harflerini.
Kim bilir sen, kaç mevsimsizliğin düşüydün de,
Ben sana, yaz bitip, bahar sonbaharın ilklerine düştüğünde,
Yıldızlı, yakamozlu, bolca mehtaplı gecelerimizde içinin dibi olacaktım.
Cemre.Y.

29 Haziran 2019 Cumartesi

Gel Be Sevgili

...Gel Be Sevgili...
Yorgun yıldızları söndürdükten sonra,
Yakamoz tozları serpiştireceğim dudaklarıma,
Şafak vakitlerinde burnunun ucuna bir buse konduracağım.
Sarıp sarmalayacağım bütün yokluklarını,
Ama sen artık...
Bir gel be sevgili...
Cemre.Y.

20 Haziran 2019 Perşembe

Olmadı Şimdi

...Olmadı Şimdi...
Ben ne vakit...
Ömre ömür geçirmelik bir seyrü-sefer'e meyl etsem!
Nedendir ki...
Neresinden olursa olsun yakalıyor yakamdan aşk!
Ah ki ne vah o minel aşk-u sevdalı yağmurlu yakamozlar.
Ben duyuyorum da bütün bu mısraları...
Ruhum'un ikizinin yüreği nasıl da don tutmuş ki...
Ömrümün ömrüne yakınlaşmama kırk dört yıl geçti
Ama hala yoktun sen!
Olmadı şimdi.
Mademki onca yol kat edip de konmuşsun
Paralel'inden olsa da evrenime...
Gelemiyorsan...
Konamıyorsan...
Kalamıyorsan...
İçimin çeperini de göremeyenlerim'e göre
Kitaplığımdaki o anlamsız ayraç ol bari.
Bir ben bileyim...
Bir ben o boşluğa baktıkça hayalime gülümseyeyim.
Zira insan geçici amma velakin eşya baki!
Gelebildiğinde...
Üzülme ama, eşyalarımın arasından sana,
Sensizliğime, onca yıl nasıl hasretle baktığımı göreceksin,
Ve seni nasıl da hasretle sevdiğimi,
Şimdi kapat kapıları sevdiğim, sana geldim.
Cemre.Y.

20 Mart 2019 Çarşamba

Hiç Kimse De Fark Etmedi

.
...Hiç Kimse De Fark Etmedi...
Nicedir,
Yüreğimin buzdan duvarlarından yorulmuştum.
Durduk yere güneşten,
Bir ışık sızıntısı aktı damarlarıma,
Ağır aksak adımlarımla camlarını açtım canımın,
Tedirgin adımlarla da kapısını araladım ciğerimin.
Birer solukta,
Soyunduk hayatlarımızın acı dolu ağulu hikayelerini.
Zira masal bitince,
Bahar gelecek,
Gökten üç elma düşecek,
Yaz gelecek,
Sepet sepet erikle kiraz yağacak sanıyorduk!
Geçmişler dökülüp sönüp de
Küller rüzgara karışınca,
Anladık etrafımızda duvar falan kalmadığını!
Şimdi'ler ertelenince,
Yakın gelecekler filizlenemeyince anladık,
Tozdan karlar üzerinde,
Öylece çırılçıplak,
Bir çare ararken devasız kaldığımızı.
Üstelik...
Havva anamız ile Adem babamız kadar da şanslı değildik.
Mevsimlerden daha incir yaprağı değildi.
Çarçabuk kapatıverdik,
Elcağızımızlarla en avret yerlerimizi.
Şimdi yine...
Yeniden beklemekteyiz!
Artık biliyoruz bize baharlar hep sonbahar,
Kışlar ise en zemherisinden.
Ne onun mecali var bu sevdayı alevlendirmeye,
Ne de benim!
O duvarlar yeniden örülecek!
O çocuk büyüyecek.
Güneş mi?
Sinelerimize yumruğu vura vura öğretti hayat!
Çöl ortasında...
Serap niyetine gördüğünü vaha sanma,
Mevsimiyse her gün herkese güneş...
Ve ay...
Vakti saatiyse...
Bütün sevdalılara...
Yıldız yakamozlarla dolu birer mehtap.
Hangi bulut hangimizin?
Hangi kahvenin telvesi,
Bir sonraki fincanda aynı şekillenir?
Neyse en yakın zamanda rakı alayım ben.
Bir de yanına acılı şalgam!
Bulursam balık filan.
Rakı kadehine ve rakıya ihanet edemem lakin,
Hiç değilse...
Acılı şalgamı bari şarap kadehinden içmeyi denerim!
Fakat donarak ölmek en acısız ölüm şekli.
Yıllar önce deneyememiştim,
Ya gerçekten ölürsem diye!
Denedim.
Öldüm.
Bu sefer hiç kimse de fark etmedi öldüğümü!
Cemre.Y.

27 Şubat 2019 Çarşamba

Halbuki Şimdi

...Halbuki Şimdi...
Kirpiklerine el mi değdi sevdiğim,
Gözlerinin ışıltılarında başka yakamozlar mı eğlendi.
Halbuki şimdi,
Karşıdan karşıya aynı yalnızlığa bakmak yerine,
Sarıla koklaşa ayın şavkını seyrediyor olurduk değil mi?
Değil mi ki bir yıldız kaysın da bize dair dilekler savuralım diye,
Uzun uzun bakardık gökyüzüne.
Gökyüzüne baktığımız kadar özlerdik birbirimizi de
Aynı anda kavuşurdu dudaklarımız.
Ki zaten yıldız falan da değildir o kayan ışık!
Ya yanan bir meteorun dünyaya düşüş anıdır,
Ya da işi bitmiş bir uydunun dağılan parçaları!
Yine de yıldızların kaymasını hayallenmek güzel şey,
Hele ki dilenecek dilek bolluğunda!
Kirpiklerine el mi değdi sevdiğim,
Gözlerinin ışıltılarında başka yakamozlar mı eğlendi.
Halbuki şimdi,
Karşıdan karşıya aynı yalnızlığa bakmak yerine,
Sarmaş dolaş şiirler öperdik yüreklerimizden.
Cemre.Y.

15 Ağustos 2018 Çarşamba

Ben Unutmak İstedikçe

...Ben Unutmak İstedikçe...
Ne vakit birileri...
"Unutuyorsunuz,
Ne de çok şeyi,
Ne de çok kolay ve çabuk unutuyorsunuz!" dese!
Kan beynime sıçrıyor yine, yeniden.
İçimden bir çocuk masalı tutturuyorum hemen,
Yoksa hatırlamaya,
Onca unuttuklarımı hatırlamaya en başından hatırlıyorum!
Yoksa...
Gülüyorsam o an mesela...
Burnumun direği sızlıyor,
En son hissettiğim o güneş kokusu geliyor tam ucuna,
Ağlamak istiyorum.
Hem öyle iki üç damla akıtıp sonra aşağı inip bi sigara içip,
Hayata inadına yeniden gülümsemelik de değil ha!
Bildiğin ölüm ölüm ölmek...
Ama öldüğümden bile haberim olmamak istiyorum.
Bugün de birileri, yine...
"Unutuyorsunuz,
Ne de çok şeyi,
Ne de çok kolay ve çabuk unutuyorsunuz!" deyiverdi öylece.
Bunca yıldır bana sorulan,
O meşhur sorunun cevabını bulamıyordum ya kafamda!
İlk gençlik yıllarımda...
Bana ufacık bir bel çantası yeterken,
Ki o zamanlar,
Ne şu zehir zıkkım yedeği dahi olması gereken sigara paketim vardı,
Ne de...
Ki zaten genelde aranmıyorum diye,
Çalmayan o kocaman cep telefonum!
Ne de...
Benden artık kurtulunması gereken fazlalık hissiyatım!
Hala Ticaret Lise'sindemiydim o vakitler,
Üçüncü sınıfın stajını bitirmiş miydim acaba?
Rahmetli anacığım,
Stajdan kazandığım o paraları bile cebimden alırdı zira!
Bir de çetele tutardı.
"Giyimin şu kadar, yiyimin şu kadar,
Yol paran, elektriğin, suyun, vesairen...
Yani sen bana hala borçlusun?"
Benden bir küçük erkek kardeşimin de çıraklıkta canı çıkarken,
Ona kıyamayıp,
Fazladan harçlık verenlerin de bütün paralarını alırdı rahmetli.
En küçüğümüz...
Hep en küçüktü.
Bize verilmeyen harçlıklar ona verilmeliydi.
Tekne kazıntısıydı ve şükür ki o da erkekti.
Ve hem de en güzeli.
Bilemedim ki rahmetli anam!
Ben ilk doğduğumda
"Mini minnak bu, üstelik sigara gağıdı gadan,
Bi de bi ton başlık parası verdik,
Doğura doğura kız doğurmuş gızan!"
Kaynanasının kaynanası tarafından dediydi diye miydi bunca hazan.
İlk resmi işimdeki adam babacan bi adamdı.
Emirganın yarısı onlarındı.
Aşık olmuş evin hizmetlisine!
Siz bütün Yeşilçam filmleri hayal ürünü sanırken ben,
Asmalı Mescit'te o zamanlar yıkılmamış olan apartmanın,
Hepsinden birden kira alan bir adamın kasasından sorumluydum.
Sayfa sayfa okuyordum mahkeme kayıtlarını!
İki haftada bir gelip,
Sadece soğuk bir "Baba!" kelimesini harcadığı o adamdan,
Fransız Lisesindeki okulunun aylık taksitini yatırmazsa eğer
Annesinin evlere temizliğe giden geliriyle
Onu orada okutamayacağı yakarışlarını yan odadan duyarken de
Gidip gidip o mahkeme sonuçlarını tekrar tekrar okuyordum.
Bilmem ne kimin, bilmem ne kimle oluşan çiftleşmesinden doğan,
Bilmem ne kim...
Yüzde doksan dokuz nokta dokuz bilmem kimin çocuğuydu.
Aile de sülale de kabul buyurmamıştı çocuğu!
Neden bilmem,
O adam kızının okul aylığını yatırmak için bana tam çektirirken,
Senti sentine öderdi o Fransız Lisesinin aylığını dolar olarak öderken!
Geriye kalan birlik dolarlar para etmezdi o zamanlar!
Ama onlara da bir sonraki aydan düşülmek üzere tam yatırmazdı asla!
Bir dolarları bozan Beşiktaş'ta sadece bir tek döviz bürosu vardı.
O birkaç doları bana verir,
"Akşam iş çıkışı git bozdur bunları." derdi bana.
Gider bozdururdum tabi.
Yoksa işten kovulursam anneme nasıl anlatırdım ki durumu?
Hiç istisnasız ertesi gün hepsini bana verirdi.
"Bu senin bak!
Biliyorum verilenin hepsinin alındığını,
Özel bir ihtiyacın olur alırsın." derdi.
Bu kadar babacan bir adam...
Nasıl olur da öz kızına bir kere olsun canı gönülden sarılmazdı.
Onu da okudum çok sonra...
Adam özel kasasında her gün...
İstisnasız her gün hem kızına mektup yazıyordu,
Hem de delicesine sevdiği anasına!
"Ölürsem..." diyordu.
"Ölürsem bir gün hatunum!
Seni o yıldızlı gecede kamelya da o ilk öptüğüm gün kadar seviyorum.
Ölürsem bir gün, ah benim minicik, yumuk yumuk parmaklı kızım!
Seni o ilk doğduğun gecede,
Bana o ilk baktığın gün kadar seviyorum.
Ama ne var ki...
Ben ölmeden önce sizi öldürürlerse diye çok korkuyorum!
Minnetli sevgilerimle" diyerek bitiyordu bütün mektupları.
O günlerdeydi işte benim ilk büyük çantamı alışım,
Oturduğum binanın beşinci katındaki evimizin,
Penceresinin pervazında ölüme aşık atarken,
Son defa baba' dan boynumda çantamla
Annem gelene kadar bekleyip kendimi, namusumu yine kurtarışım.
Sonrasını yazdım birkaç kere...
İntihar ettim, son bir sigara içtim, kustum
Üç gün baygın yattım.
Rahmetli anamın tekmesiyle uyandım.
Ölmemiştim!
Bunu mu hatırlamam gerekiyor?
Daha niceleri var!
Evet haklısınız...
En azından on sekizimden sonramı hatırlıyorum!
Yakın geleceğe de sıram gelecek.
Hiç değilse artık!
Günlük çantamda ne diye bir hafta yetecek kadar eşya taşıdığımı,
Bir haftalık valizimde,
Ne diye bir yıl yetecek kadar eşya taşıdığımı biliyorum.
Ben...
Sadece...
Zaten kimse'm yok ya...
Kimsesizliğime yetmeye çalışıyorum.
Neyse ya neeyyysee!
Cemre.Y.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Umudum

…Umudum…
Karşımdasın ama bak ey minel aşk, sen yoksun.
Çünkü ben yokum…
Çünkü biz yokuz!
Bana "Biz."diye bir kelime yaratılmamış şu lugatta.
Başka bir yürekte çırpınan yüreğimle yaralarımı sarıyorum…
Gocunmuyor o, öyle seviyor ki beni…
Umurunda değil kim, ne, neden atmış beni ona 
Nihayet artık ondayım ya…
Elinde pansuman malzemelerinden sevgiler, düşünceler ve ilgiler, 
Hatta şefkatlerle sarmaya ve iyileştirmeye çalışıyor yaralarımı…
Bazen korkuyor hissediyorum.
Ya yaralarım bitince uçup gidersem diye…
Korkularıyla da seviyorum onu gitsem de bir yarım da o artık.
Yağmur ağlıyor doğduğum günde verdiğim güneşli kararlara…
Ben susuyorum.
Sadece…
"Huzuruma, ruhuma, hoş geldin." diyorum
Gerisini kara bulutlar ve gökyüzü düşünsün biraz da bana ne!
Adını silersin, ünlemin kalır... 
Silip silip başladığım değil, 
Her seferinde sıfırdan yazmaya çalıştığım kaderimsin kime ne!
Güneş güzeli bir nisan akşamında,
Uzak şehirlerin sahillerinde yıldızlardan dilek tutulur,
Ayın şavkı yakamozlarla vururken doğurdum ben seni hayalimde.
Sen benim çoktan kaybettiğim umudumsun.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...