çağlayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çağlayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2022 Cumartesi

Sen Bu Yolculuğun Neresindesin?

...Sen Bu Yolculuğun Neresindesin?...
Yolun nerede başladığı önemli değildir,
Yolun neresinde,
O yolculuğa ait olduğun önemlidir!
Kendince asi,
Hırçın dalgalarıyla akan bir nehir,
Uçuruma rastlarsa, hiç düşünmeden o uçurumdan atlar.
Atlarken kurduğu hayallerden vazgeçip, çağlayan olur.
Çağlayanın, çağlayanlığından vazgeçtiği yerde,
Eceline razı bir patlayışla yine öfkeli, çılgın, asi bir nehre çarpar.
Nehir, artık bütün gençliğin fırtınalarının tadını biliyordur.
Sessiz bir kabullenişle,
Küçük kaya parçalarına ve deltalara takıla takıla
Uslanır, sakinleşir ve huzurlu bir göle,
O gölü bulandırmadan sızar.
Göl zamanla kabına sığmamaya başlar
Ve yavaşça, kendinden dışarı sızar.
Uzun bir yolculuk olur bu ve bazen,
Tekrar tekrar başa döner,
Nehir olur, deniz olur, dere olur, çağlayan olur,
Sıralamalar onun önüne çıkacak yolculara bağlıdır çünkü
Ama mutlaka her su damlasının yolu okyanusa çıkar!
Ben, senin, okyanusundum da...
Sen, bu yolculuğun neresindesin?
Cemre.Y.

26 Nisan 2021 Pazartesi

Kağıttan Gemiler

...Kağıttan Gemiler...
Ömürlerimizin...
Kendi ömrümüze yetemediği kadar uzunca bir süredir,
Mütemadiyen her gün...
Kağıttan gemiler yapıp yapıp, öylece suya bırakmıştık lakin!
Biz durgun nehir deltalarına saldıkça kağıttan gemilerimizi,
Ya hiç olmayacak anda bir tufana kapılıp alabora olmuştuk,
Ya da hiç olmayacak bir zamanda,
Koskocaman bir çağlayan kenarındaki kayaya ayağımız takılıp,
Öylece uçuvermiştik yar'larımızdan oluşan yaralarımızdan.
Şimdi durduk yere ona bari "El aman!" olur muyum diye düşünüp,
"Haydi şimdi el ele,
Gidelim madem uzak diyarlara!" diyecek olsak...
"Senin yukarı uçman lazımken, benim aşağı uçmam gerek!" derken,
Ki o esnada da, senin hangi anının,
Hangi salisesinde hayata dair,
Sana yeni bir hayat sunabileceğimi hesaplayabilmem gerek.
Seni, daha yaprağın kımıldamadan, dalından düşmeni kurtarmam gerek!
Ya da...
Şimdi...
Sezen Aksu'nun dediği gibi,
"Bi'lodos lazım şimdi, bana bi'kayık!"
Neyse...
Zamanında yeterince ölebilseydim!
Olamayacaktı zaten bütün, bütün bu olasılıksızlar,
Bari imkansızlıkları azaltmaya dahil edelim.
Unutturma sakın!
Yarın, sana, yine, aynı, gülümseyerek...
"Hayata, inadına günaydın!" diyeceğim.
Cemre.Y.

1 Ağustos 2019 Perşembe

Ahın Olmasın

...Ahın Olmasın...
Ahh be deniz gözlüm!
Seninle her konuştuğumda, aklıma her geldiğinde,
Acıyor yüreğimin şefkat yarası.
Ben bile çağlayan misali coşarak sevdim de,
Durgun bir göl gibi,
Yani senin beni sevdiğin gibi susarak sevemedim hiç kimseyi.
Gayrı ahın olmasın nolur üzerimde
Yoksa sittin sene daha da karşılık bulamaz
Bu yüreğinin bir ucu hep yanık sevdalı Cemre'nin karşılığı.
Cemre.Y.

9 Kasım 2018 Cuma

Günaydın

…Günaydın…
Günaydın koynumdaki baharım,
Saçları güneş ışıltılım, gözleri yosunum, 
Yüreği çağlayanım günaydın ömrüm.
Cemre.Y.

23 Eylül 2018 Pazar

Neden Ki?

...Neden Ki?...
Tanrım, sevdanın bu derecesi çok fazla ama ya!
Ben çağlayan misali akmak isterken...
"Lal" olup...
"Sus!" malıyım öyle mi, neden ki?
Cemre.Y.

19 Temmuz 2018 Perşembe

Sen Diye Bir Şey Hiç Olmadı Ki

...Sen Diye Bir Şey Hiç Olmadı Ki…
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Ömrümün baharından başlayarak,
Yüreğimde biri bittikçe diğerinin zıt köşesinde
Özenle apayrı tahtlar kurdum her birine.
Ben…
Sadece sevdim.
Onlarsa birer tahtakurusu sinsiliğinde,
Kemirdiler kurduğum tahtları birer birer kendi dönemlerinde.
Farklı zamanlarda öldükçe,
Hayata inadına hep yeniden doğan bir ben olarak,
Sadece sevdim.
Çok sevdim ben!
Çok dediğin de, çoğaldıkça çağlayan birer çok'tular hani.
Şimdi kalbimin her bir köşesi,
Birer sevda yanığı, çürümüş et parçası.
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
İşte sırf bu yüzden
"Sen" dedim sana hep!
İlle de sen.
Gece sen…
Gündüz sen…
Her atışında kalbimin, her nefesimde sen!
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Her biri kalbimin birer köşesini can kırıklarıyla yok etseler de
Hiçbirinden de pişmanlık duymadım bir an bile!
"Varsın olsun!" dedim.
Her seferinde kalbimin bir köşesini yitirdikçe kendimle beraber
Yılmadım, yeniden sevmeyi denedim.
Yüreğimin üç köşesi birer sevda yanığı,
Çoktan çürümüş birer et parçası iken,
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
Onu da buza yatırdılar sonunda.
Şimdi arada bir soruyorsun değil mi
"Yoksa ben mi yaptım!" diye
"Yoksa, yüreğini geleceğe donduran ben miydim?" diye
Sen diye bir şey hiç olmadı ki!
Sen diye bir ademoğlu hiç doğmadı.
Hiç görmedim,
Hiç tanımadım,
Hiç duymadım sesini,
Hiç güvenmedim,
Hiç dokunmadım,
Hiç koklamadım.
Ben sen diye birini…
Hiç koymadım kalbimin orta yerine!
Ne bileyim…
Hatırlardı yüreğim, diğer köşelerinin can kırıklarının batışı gibi!
Hissetmiyorum ki!
Cancağızımın dediği gibi…
Artık affedebilirim kendimi.
Sen diye biri hiç olmadı ki.
Cemre.Y.

22 Mart 2018 Perşembe

Şiirlerimin Kanadı Kırılır

…Şiirlerimin Kanadı Kırılır…
Ben coşkun bir ırmak gibi
Sana doğru akarken
Çağlayanım olacağın esnada,
Sana olan güvencimi yıkarsan,
Şiirlerimin kanadı kırılır.
Uçamam, konamam, kalamam.
Cemre.Y.

10 Mart 2018 Cumartesi

Öyle Derin

…Öyle Derin…
Hani sıkışır sol yanın...
Kesilir bir an nefesin.
Hani sızım sızlar burnunun direği.
Kesilir hıçkırıkların.
Hani göz pınarların çağlayan olur da
Yüzün gülerken yüreğine akar ya yaş tanelerin.
Öyle derin, öyle sessiz çığlıklı kocaman bir acı işte.
Cemre.Y.

31 Aralık 2017 Pazar

Çağlayan

…Çağlayan…
"Yolun nerede başladığı önemli değildir.
Yolun neresinde,
O yolculuğa ait olduğun önemlidir."
Kendince asi,
Hırçın dalgalarıyla akan bir nehir,
Uçuruma rastlarsa, 
Hiç düşünmeden o uçurumdan atlar.
Atlarken kurduğu hayallerden vazgeçip,
Çağlayan olur.
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece

...Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece...
Kalem...
Yürekten akıp,
Dilden sızamayanı kolay yazar çocuk!
Gizleri...
Acıları...
Aşkları...
Hasretleri...
Nefretleri...
Vedaları...
Hepsini.
Aynı acıyı çekmeyen birinin,
Asla anlayamayacağı ne varsa işte!
Şiir olur harflerin,
Bir uçurum kenarında şelale olur
Akar, akar, akar…
Deli dolu çağlayan bir nehir olur bazen,
Bazen dingin bir dere oluverir!
Sonunda bir denize yol alır çocuk.
Belki, okyanusa açılır bazen!
Bazen de
Manzarası eşsiz bir göl olur biriktirdikleriyle.
Ama illa ki en sonunda,
Bir dağ yamacında,
Yoldan geçen o son yolcunun,
Suya kanacağı minicik bir gölet olur.
Gölcüğün içindeki bir bakır tas su olur.
Gün olur, buhar olur göğe çıkar,
O ilk yağmur tanesi olup,
Göz pınarlarına konar da,
İllaki en sonunda,
Gözünün yaşının bir damlası olur be çocuk!
Sen bütün renklerin dilini biliyordun
Gittin nefreti seçtin!
Yoksa bana o son buğulu bakışında,
Sarıp sarmalayıp seni,
İçmez miydim göz pınarlarında birikenleri!
Yoksa sevişmek
Cinsel bir eylem değildi sadece!
Renklerinle kal çocuk!
Cemre.Y.

31 Ekim 2017 Salı

Solmasın Gözlerinin Yosun Yeşili

...Solmasın Gözlerinin Yosun Yeşili...
"Acaba?"dedim
Yosun gözlerinden içeriye
Girebilir miydim yine?
Daldım gözünün bebeğinden derine,
İçine, en içerine, en derinine.
Gördüm ki
Senin okyanusun hala bendim...
Oysa sen bir çağlayan kadar
Özgür olmayı tek hak eden din...
Ancak bir damla suyun ile bana gelen din...
Artık yine durul yüreğimde
Ey bedbaht sevgili
Nasılsa yine bulursun sen
Yine bizi uçurum boyundan
Ç/ağlatacak özgürlüklerini...
Yeter ki solmasın gözlerinin yosun yeşili.
Cemre.Y.

29 Ekim 2017 Pazar

Yüreğim Sevdi

...Yüreğim Sevdi...
Beni ön yargı mahkemelerinde
Müebbetlik mahkum edenlere soruyorum.
Hiç düşündünüz mü
Acaba siz farkında olmadan
Kaç kişi idama mahkum etti sizi...
Kaçınız bana yakıştırmadığınız sevdanın
Cenderesinden geçmediniz bir kez bile olsa!
Ben hanginize uygun olmalıydım?
Belki çoktan başıma bir tülbent geçirip,
Kahve köşelerinden hiç gelmeyen
Bir herifle evlenmiş olmalıydım.
Çünkü ben eşimden ayrıldım ya, dulum ya.
Çünkü ben istedim aldatılmayı,
Başka bir kadına tercih edilip terk edilmeyi.
Belki günümü gün etmeli,
Kim daha mutlu ederse kimin daha çok
Parası varsa onunla olmalıydım.
Ya da birilerinin kapatması,
Birilerinin ikinci karısı mı olmalıydım.
Çünkü ben tek başıma
Ev geçindiriyorum ve çocuğum var ya.
Belki benden kocasını
Kıskanmalıydı herkes ya alırsaydım ellerinden.
Ya da sırt çantamı alıp dünyayı mı dolaşsaydım.
Nerede akşam orada sabah mı olsaydı.
Tepelerden mi baksaydım herkese ve her şeye.
Ama sevmeseydim, bir daha yüzüm gülmeseydi,
Bir daha hiç mutlu olmasaydım.
Mutlu etmeseydim hiç kimsemi yeter ki,
Sizlerin hesaplarından kitaplarından,
Bambaşka bir hayat tercih ettiğiniz birine
Hiç dokunmasaydım,
Ben...
Hanginiz...
Olsaydım.
Yine de kızmıyorum hiç kimseye,
Herkes yetiştirebildiği kadardır kendini.
Sana gelince...
Şiirimsin, kelimelerimsin ey sevdiğim,
Ben sadece ben oldum diye mi
Bütün bu sessiz çağlayanlar.
Oysa seni aklım, fikrim,
Yüzüm, gözüm, ellerim, vücudum sevmedi.
Seni çıkar hesaplarım,
O giderse kim kalırlarım sevmedi.
Aynada sana yansıyan o kadın sevmedi seni.
Seni yüreğim sevdi ey sevgili.
Cemre.Y.

27 Temmuz 2017 Perşembe

Ecelesi Ne!

…Ecelesi Ne!...
Cümle aralarına serpiştiriyor,
Harfler dolusu çağlayan umudunu.
Çığlıklar dolusu sessiz harfleriyle,
“Bekle beni” diyor,
“Bekle...
Sakın gitme...
Bitme sakın!
Şimdi bana bile çeyrek var daha ama
Zamanın bize akacağı günler yakın.”
Gülümseyişlerim kıvrılıyor gamzelerimde
İçimdeki saklı çocuk,
Yağmur sularında hoplaya zıplaya ıslanıyor,
Annesinin yine kızacağına hiç aldırmadan.
Dışımdaki yaşlı teyze hınzırca gülüyor,
Olmayan dişlerine aldırmadan.
“Tabi ya!”diyor
“Bit tabisi ben beklerim elbet,
Madem bunca yıl bekledim ecelesi ne!”
Gülümsüyoruz hep beraber susa susa...
Cemre.Y.

21 Mayıs 2017 Pazar

A, Ciğerimin Çiziği

...A, Ciğerimin Çiziği...
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanı…
A ciğerimin çiziği!
Gözlerindeki bakışlar…
Yalnızlık mı?
Mutsuzluk mu?
Güvensizlik mi?
Yoksa kızgınlıklar da mı var?
Neden bu bulutlu bakışlar?
Öyle tanıdık ki
Göz bebeklerinin harelerinde yaşayan,
Bu fırtına çıkmış okyanus hallerin.
Bu asi melek tavırların sadece yormuyor,
Kanatıyor yüreğimi,
Sonsuz kanamalara gebe çiziyorlar!
Geceler sabah olmak bilmiyor bazen ve
Hiç aklımdan çıkmıyor,
"Ben senin dağınık yatağında
Hep seni arıyordum" deyişin.
Oysa ben her sabah işe giderken,
Yıllar yılı dağınık bıraktım yatağımı!
Hep yeni kalkmışım da
Hemencecik geri dönecekmişim gibi dağınık kaldı,
Yorganım ve yastıklarım…
Bilmiyorsun ki!
Sen, bensiz kalktığında
Yokluğumun acısı, korkusu sarmasın seni,
"Annem burada,
Ya da birazdan gelecek" diyebilesin diye yaptığımı.
Bilmiyorsun ki!
Benim, kederlerim sadece banayken,
Seninkilerin ikimize olduğunu.
Sen benim
Kıymetlim…
Hazinem…
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanısın,
A ciğerimin çiziği!
Hep düşünüp duruyorum,
Bu annelik işinde
Neyi eksik,
Neyi fazla yaptım?
Cemre.Y.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Çivit Mavisi Gözler

...Çivit Mavisi Gözler…
Umutsuzluğun derin dehlizinde boğulmak üzereyken,
Bir çift…
Çivit mavisi,
Bulutsuz bir gök seması rengindeki
Gözler gelir aklıma ki,
Bir kere güneşi görmeye görsün,
Benim gibi hemen göğe bakar gözleri!
Henüz yaşarmaya başlamış,
Damlasa, gururum kırılacak,
Damlamasa şefkati boğulacak,
Öyle bir kararsız, öyle bir çağlayan,
Bir çift bakış gelir gözlerimin önüne!
An’dı sonsuzluğu yaşatan!
Başka hiçbir şey önemli değildi bizden.
Ben yemeğimizi yeni koymuştum ocağımıza,
O gelmişti yanıma…
Susarak teşekkür etti kaynayan ocağımıza!
Susarak dokundu yanağıma,
Saçlarımdan kayıverdi birden başımdaki
Orada bulup sardığım örtüm,
Sarı saçlarım savruldu mutfağa,
Sımsıkı sarılırken içine hapsetmek istercesine,
“Saçların güzel olmuş” dedi.
“Ama biraz daha koyu olsaydı ya sanki,
Öyle daha çok yakışıyor sana!”
Biliyordum ve bilmekten nefret ediyordum.
An, sadece o an’dı ve sadece o anda kalacaktı.
Öylece asılı kalacaktı sonsuzluğun
Herhangi bir evrene ihanet eyleminde!
“Tamam be güzelim” dedim,
“Biraz böyle kalsın, sonra hala böyleyse dileğin,
Varsın altın sarısı değil de,
Solmuş başak tarlası olsun rengi.”
O sustu…
Biliyordu sonu yoktu o anki sonsuzluğun,
Ben sustum…
Biliyordum sonu yoktu o anki sonsuzluğun!
Bilmediğimse…
Ömrümün ilk defasında yaptığım gibi
Kapatırmıyım ki saçlarımı,
Bir bilinmez hayale değil de,
Evimin erine onun istediği renkteki
Mutfağımıza savrulan saçlarımı!
Susarak sevmenin,
Aşkın, acının, şefkatin, acımanın renklerini,
Bir daha bir tek insan sunabilir mi bilmiyorum mesela!
Bildiğim tek şey!
O andan itibaren,
Umutsuzluğun
Derin dehlizinde boğulmak üzereyken,
Bir çift bakış…
Çivit mavisi,
Bulutsuz bir gök seması rengindeki
Gözler gelir aklıma!
Çünkü hiç kimse bana bu kadar derinden
“İyi ki varsın” dememişti
Bir çift bakışla yüreğime inerek.
Sevmek diye bir şey varmış!
Sevmek diye bir şey yokmuş!
Cemre.Y.

25 Nisan 2017 Salı

Peki Ben Bunca Delirirken Sen Nerelerdeydin?

...Peki Ben Bunca Delirirken Sen Nerelerdeydin?...
Bir şelalenin arkasındaki mağaraya saklandım saatlerce…
Oradan seyrettim, şelalenin diğer yanında akıp giden hayatı.
Biliyordum o hayatın içinde bir yerlerde ben vardım, her yerde,
Herkeste ben vardım ve o “ben”i bulup geri almalıydım.
“Varlığını hissetmeye,
Sevgini bilmeye ihtiyacım var” dedim boşluğa…
Önce hiç çıt çıkmadı,
Sonra sesim yankılandı mağaranın dehlizlerinde.
Cılız bir haykırıştı, bana bile yabancılaşmış,
Sanki benim dudaklarımdan hiç çıkmamış gibi geri döndüğünde!
Saatlerce kaldım orada akşamdan
Sabahın ilk ışıklarına kadar…
Ne uykum geldi, ne acıktım, ne susadım ne de ağladım.
Hep sallandım sallanan koltuğumda önce yavaş yavaş…
Sonra olanca hızıyla…
Bir görsem kendimi
Çekip alacaktım kolundan tutup şelalenin arkasına…
Bu metcezir son bulduğunda
Bende bulmuş olacaktım benden kaçan “ben”i….
Beynimin, yüreğimin, bedenimin ihtiyacı vardı bana…
Biraz daha hız verdim sallanan koltuğuma…
Önce yavaş yavaş sonra hızla…
Biraz ileri, hızla geri, biraz daha ileri, çok daha hızla geri…
Sonra sallanan koltuğumla beraber
Gidebileceğim en geride buldum kendimi.
Giderken bile yolum engellerle doluydu..
Önce fayans sehpanın sivri köşesinde hissettim kafatasımı
“Çaattt” diye bir ses..
Ne yıldızlar ne ışık…
Ne dostlarım ne arkadaşlarım, ne ailem ne kızım, ne de sen..
Sadece sonsuz gibi gelen bir karanlık…
Sonra parkelerde hissettim kafatasımı “küüüttt” diye bir ses…
Ne şelale, ne mağara, ne dehliz, ne ben…
Sadece sonsuz bir karanlık!
Ucunda tek bir sızıntı ışık bile yoktu…
Şelalenin suları döküldü yerlere
Kafatasımdan ve göz pınarlarımdan…
Ama olamazdı,
Yalnız ölemezdim ben…
Hem de en çok bugünler de
"Ölmiycem ben her şey güzel olacak” diye
Bir masal tutturmuşken…
Topladım şelalemin çağlayanlarını
Sallanan koltuğumla beraber aynı hızla kalktım yerimden.
Yerdeki süzülen kanları sildim önce güzelce.
Kafa tasıma kolonyayla pansuman yaptım
Biraz yarıktan bir zarar gelmez,
Hem belki bulursam “ben”i hem daha kolay giriverir içeri.
Gözümün yaşlarını soktum geri göz bebeklerime…
Yine başladım kaldığım yerden önce yavaş yavaş…
Sonra hızla …
Biraz geri, hızla ileri, biraz daha geri, çok daha hızla ileri…
Sonra sallanan koltuğumla beraber
Gidebileceğim en ileride bulacaktım kendimi
Bu sefer yüzüstü çakılacaktım yere…
Tamda o anda camları sonuna kadar açık penceremden
Koskocaman bir nefeslik bir rüzgar girdi içeri…
Savruldu evimin perdeleri, açılıp kapandı evimin kapıları…
"Birazdan fırtına kopacak” dedim kendime.
Rüzgar bir dehşet savurdu önce
Sonra usulca sadece ellerimi okşadı perdelerimle…
Yavaşça kalktım sallanan koltuğumdan,
Camdan baktım, karanlıktı, yıldızlar vardı.
Atabilirdim ya kendimi usulca rüzgara minnet.
Rüzgar dokundu yüzüme, gözüme,
Yanaklarıma, omuz başlarıma…
Korkmadım, ağlamadım rüzgar benle konuşurken…
""Ama olmaz!
Yalnız ölemezsin sen.
Hem de en çok bugünlerde
"Ölmiycem ben…her şey güzel olacak” diye
Bir masal tutturmuşken…
Tamam cam açık kalsın ama kapat perdeleri,
Birazdan gün ışığı gelecek rahatsız etmesin seni.
Ben rüzgarım, söz veriyorum sana
Bundan sonra…
Hep yardım edeceğim, koruyup kollayacağım,
Sarılacağım kimse sana sarılmadığında,
Hadi şimdi yat dinlen biraz”" dedi ve…
Usulca yatırdı beni yatağıma…
Bir yastık tutuşturdu elime
“Kokla onu, sarıl ona…
Sen bu yastığın terinin kokusundasın” dedi.
Ben uyuyana kadar da
Okşadı ellerimi, kollarımı…
Omuz başlarımı da öpüverdi.
Peki ben bunca delirirken sen nerelerdeydin?
Şimdi topla bütün anılarını, pılını pırtını
Bir şelale bul kendine
Hayatımdan "Defoll, git, derhal!
Duymuyor musun?
Defooll...Giiitt…Derhaaall!"
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...