yama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2025 Cumartesi

Bir Şey Var, Umuda Dair Bir Şeyler

...Bir Şey Var, Umuda Dair Bir Şeyler...
Orada, tam da kalbimin tam ortasında,
Bir şey var, umuda dair bir şeyler.
Sanki böyle...
Hani her zamanki gibi,
Çim adamının olmayan saçlarını sularken,
Birden bire,
O ufacık tohumların çimlendiğini görmek gibi bir şey.
Hani böyle hayata,
Yeniden yenilenmeye çalışan yama gibi bir şey.
Umuda sarılıp, geleceğe hayallenmek gibi bir şey.
Alnını güneşe doğru dikleştirip,
Gözlerinin içini ışıkla doldurmak gibi bir şey.
Cemre.Y.

24 Ağustos 2025 Pazar

Günaydın Yalnız Gönlümün Kırk Yaması

...Günaydın Yalnız Gönlümün Kırk Yaması...
Yaz sonu serinliğiyle,
Pazar sabahı mahmurluğu el ele tutuşmuş
Hafiften omuz başlarıma dokunmakta.
Çıplak ayaklarımsa üşüyüp üşümemek arası utangaçlıkta.
Nefessiz nem yapışığı günler bitti sevgilim.
Yakında soyunur bütün ağaçlar,
Yer, gök sararır solmuş yapraklarla.
Henüz kışı düşünmeye meyilli değilim.
Lakin mevsimler geçip gidiyor bize hiç sormadan.
Sen gelmedin.
Sen hala gelmedin.
Sen hiç gelmedin.
Oysa sana ne çok "Günaydın sevgilim!" biriktirmiştim.
Olsun.
Ben yine kendi kendime söylerim.
"Günaydın pazar sabahım,
Günaydın yalnız ömrümün kırk yaması
Günaydın ey sevgili kendim, elbette günaydın."
Cemre.Y.

14 Şubat 2025 Cuma

Kilit

...Kilit...
Kalbimi yokladım da şöyle bir,
Kırk yamalı yüreğimde kalmamış hiç,
Sana dair, bana dair, sevgiye dair hiçbir ümit.
Kalkıp gittim ben de oralardan vurdum bir kilit.
Cemre.Y.

31 Aralık 2024 Salı

Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?

...Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?...
Çatılarını kar kaplamış kalbimin duvarlarının.
Dumanı tütecek bir bacası bile kalmamış sanki,
Göğüs kafesimi sızlatan nefes borumun.
Sonra sonra fark ettim ki donmaya yüz tutmuş parmak uçlarım.
İçimin dehlizlerinde gezintiye çıktım ki ne göreyim!
Neresinden yamalasam ömrümü eskimiş, sökülmüş her anısı.
Yeterdi bu kadarı hem de çok yeterdi.
Açtım penceremi avaz avaz kahkaha attım.
Bir gören, bir duyan olsa delirdi sanırdı kesin.
Lakin biliyordum ki herkes kendi derdindeydi yine.
Yastık izi kalmış yüzümü yıkadım çıktım sokağa.
En yakın kumaşçıdan atlaslı, ipekli kumaşlar aldım ömrüme.
Dokundukça içimin çocuk yorganı sevindi.
Sarındım, sarıldım kendime,
Çünkü giden de, biten de bizdendi nihayetinde.
Yarına sevinçlenmek vakti gelmişti belki de.
Öyle ya, koskoca bir yıl daha bitti yine.
Küçük küçük umut kırıntıları ektim ruhuma!
Evet daha bahara çok vardı amma velakin,
Yaşasak da, ölsek de, gelecekti o günler de.
Kim istemezdi ki çiçekli baharlara soyunmayı?
Bu sefer hazırdım ölsem de yaşamaya!
Şimdiye kadar yaşayamadıklarıma gelinceyse,
Yeterdi çünkü, hem de çok yeterdi.
Cemre.Y.

28 Aralık 2024 Cumartesi

Hiç Yoktan!

...Hiç Yoktan!...
Uyandım gün yine karanlık.
Açtım iki göğsümün arasını,
Yokladım kırk yamalı yüreğimi.
Kuytu köşelere saklanmış birkaç renk buldum.
Nicedir sıkılmıştım ya etrafımı saran grili anlardan.
Güneşsiz günlere inat,
Kalbimin ölü kelebeklerinin kanatlarını boyadım teker teker,
Rengarenk yamalardan uçurtma yaptım sabah sabah.
Uçurtmamın kanatlarına taktım kelebeklerin renk renk kanatlarını.
Terasıma çıkıp uçurdum uçurtmamı,
Yağmura yakalanmadan yüzdürdüm bulutların içinde.
Hiç yoktan güneşim oldular bana,
Bugün de yaşadım hiç yoktan!
Cemre.Y.

29 Nisan 2022 Cuma

Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet

...Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet...
Kalbimin kırıklarıyla,
Yüreğimin kırıklarını bir bohçaya koyup,
Sevdiklerimin can kırıklıklarını da,
Yara kabuklarını da,
Birer birer toplayıp,
Ciğer tanelerimle sarmalayıp,
Kırk yama bohçamın,
Yan ceplerine dizdim özenle.
Nasıl ki sevinçler,
Paylaşıldıkça çoğalıyorsa,
Acılar, kederler de,
Paylaşıldıkça azalıyordu nihayet!
Peki ya neden?
Tam da şimdilerde,
Midemin tam ortasında bir ejderha var!
Durmadan alevler saçıp duruyor,
Zehirli sular dolduruyor dilime?
Neyse...
Bir vakit daha,
Konuştuklarımızın azlığına inat,
Hep ve her zaman da çok sanıyorlar ya,
En derinini susalım biz, bir vakit daha!
Kim öle, kim kala deme sakın ha!
Nasıl olsa gelecek o kıyamet,
Sonrası bakarız,
Kime cehennem,
Kime cennet.
Cemre.Y.

22 Haziran 2021 Salı

Yırtık Yama

...Yırtık Yama...
Özümden,
Özünü çıkarttığım,
Bana hep üvey muamelesi çektiğinden beridir,
Onaramadım bir türlü,
Onun kalbinin yırtık yamasını!
Ne yapsam,
Ne yapmasam,
Olduramadım,
Sebebi olmadığım yarım yanlarını.
Oysa o,
Boynuzu kırık boğa yavrusu gibi,
Hep beni suç bildi.
Ne vakit...
Yorulup da yorgunluğuma yenilmişsem,
İşte tam da oramdan vurdu beni.
Cemre.Y.

26 Şubat 2020 Çarşamba

Gülümse


...Gülümse...
"Kırgın yürekler denizinde boğuluyorum,
Hayat...
Bir küfür savurup,
Çıkıp gidecek kadar kolay olsaydı keşke!"derken,
Birden güneş başını uzatıverdi bulutların arasından.
Saçlarımı okşadı önce...
Sonra yüzümü, gözümü, burnumu, çenemi,
Alnımın tam ortasını öptü şefkatlice...
Yaramın üzerindeki yamayı çıkartıp güneşe uzattım.
Hiç gocunmadan onu bile öpüverdi gülümseyerek!
Kocaman bir tebessüm yerleşiverdi yüzüme,
Bu kez ben öptüm yaramı şefkatle.
Öyle ya bulutlar önünü, yönünü kesiyor,
Gün geceye dönüp,
Ay ve yakamozlar kurum kuruluyor diye,
Gitmiyordu ki güneş!
Hep oradaydı.
Hiç gitmemişti.
Terk edilmiyordum en sevdiğim tarafından.
Şimdi akşamın hemen ardında gece!
Ve yüzüm hala güneşe gülümsemekte.
Cemre.Y.

24 Şubat 2020 Pazartesi

Gelsin Artık

...Gelsin Artık...
Hani ikindi sonrası vakitlerde,
Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü...
Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü,
Yürek yorgunluğuyla geçen geceler vardı ya hani!
Bu gece hepsiyle helalleştim,
Ceplerine kırk yamadan harçlıklar koyup,
Her birini ömrüme dahil edenlere geri gönderdim,
Lakin...
Öc bab'ında değil, unuttuklarını hatırlatmak bab'ında.
Hani şöyle bir anımsayıp çabucak unutsunlar diye!
Baksınlar bakalım o yürek bir kere çizilince...
"Geçti." deyince geçiyor muymuş geçemeyenler.
Şimdi kapım aralık...
İçim dışım hayalperest bir hoşlukta...
Mademki bütün boşluklar dolduysa...
Hüzünleri, hazanları,
Hesapları, kitapları savurdum boşluğa!
Birkaç adım yakınındayım yeni hayatımın.
Gelsin artık bana iyi gelen her ne varsa!
Cemre.Y.

27 Ocak 2020 Pazartesi

Lazım

...Lazım...
Bize bir parça hayal lazım azizim!
Yüreklerimizin yaralarını unutturacak kadar.
Nihayetinde yamaladık yamaladık yetmedi.
Biz sabahına umutlandıkça...
Gün geceye karışınca daha beteri geldi ya hani!
Bize bir parça rüya lazım azizim!
Gerçeklerimizin gerçekliğini unutturacak kadar.
Nihayetinde ömür izin verdikçe uyanacağız illa ki.
Biz ikindi vakitlerinde yoruldukça...
Geceler de kötücül günlerini rüyalar kadar güzelleştirsin bari.
Cemre.Y.

24 Ocak 2020 Cuma

Can Parem

...Can Parem...
Gözlerinin yosun yeşilinde,
Ömrümün tüm zemheri ayazlı kara kışlarını erittiğim!
Yüzünün gül gamzesinde,
Ömrümün tüm karanlığını güneşle yamaladığım!
O kalp dudaklarının gülümseyişinde,
Ömrümün tüm acı sözlerini neşeli bir şarkıyla unuttuğum!
Burnun ucunun her müziplik hareketinde,
Ömrümün tüm burnumun direğindeki sızıları avuttuğum!
Hayata dair her mavili güzel eyleminde,
Ömrümün tüm kötü günlerini silip yeni bir ömre tutunduğum!
Ey benim can parem...
Dilerim ki...
Seni bana yazan, kader...
Bütün kaderini,
Gönlündekini gönlündeki gibi gönlüne denk eylesin!
Sevsin be, bizden başka biri bari bizi, özünden sevsin.
Cemre.Y.

22 Ocak 2020 Çarşamba

Eksik

... Eksik...
Eksiğim ben sana...
Varlığına hazırlanırken tamdım oysa!
Sonra birden yarım kaldım içimde çeyrek sen varken.
Tamamlarım sandım masalsı hayallerimle lakin!
Çekirdek aileni dahi bi cümle tam'layamadım!
Hiç unutmam...
Bir bayram pazarında anneannenle bize ettiğin o lafını.
Numuneydi hayranlıkla baktığın elbise!
Anneannenle ben birleştirip kesemizi alıverdik hemence.
Sen...
Durup...
Yutkunup!
(Birlik olunca bazı şeylerin olduğunu görünce...)
"Ben aslında hiçbir şey istemiyorum,
Bu pazarda baba'm da var mıdır vitrinde?" derken,
Daha sadece iki yaşındaydın!
Yutkunup dikkatini başka şeylere vermeye çalışmak istemişti anneannen.
(İlk defa o vakit anladın bazı şeylerin birlik olmakla alakası olamadığını!)
Çünkü ben sana hiç hayal masal anlatmadım...
"Babalar satılıp, alınamazlar lülü'm, babalar zaten baba'dır,
Olsalar da olmasalar da, emin ol çocukluğumdan bildiriyorum!" demiştim de...
Ancak o vakit gülmüştü yüzün o bayram!
Lakin...
Hep eksiktim ben sana!
Çalışsam küçümen yaşında kreş çocuğu oluyordun,
Çalışmasam, başka şansımız hiç yoktu!
Bize çok şans lazım çocuk!
Yoksa...
Hani...
"Sultan hamamındaki sabun yeterince dağ kekiği kokmuyor!"değildi derdimiz!
Beni, yeterince affettin mi?
Bütün hayatın boyunca...
Her gün işe gidip gidip sana yeterince yetemediğim için?
Cemre.Y.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Masal

...Masal...
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Kül Kedisinin Sindirella olup,
Baloya katılıp, prensle dans ettikten sonra saati dolunca,
Aceleyle kaçarken,
Tek ayağından düşürdüğü camdan ayakkabı için,
Bütün ülkeyi baştan sona,
Ayakkabı denettirip ki buçuklu bir ayak bile olsa,
Ne bileyim koskoca ülke ya hani
Kız oğlan birine denk gelirdi yani,
Sıra kilitli son mahzene gelene kadar.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Pamuk Prensesin üvey annesinin onu onca yıl,
Hem de doğrucu davut aynası her defasında
"Senden daha güzeli Pamuk Prenses" diyecek de,
Taa o yaşlanıp, öteki de genç kız olana kadar sabredip,
Sonunda "Ahanda yaşlandım,
E bu kız hala benden güzel öldürteyim madem" diyecek.
Avcı ona kıyamayıp ormana bırakacak,
Yedi cücelere denk gelecek vs.vs.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Heidinin taa,
Alplerdeki zavallı dedesinin ve dahi Peter'inin bile,
İyisinden, idaresinden ayacıklarında birer pabuç varken,
Bu kızcağızın ayacığı çıpaçıplak!
Sormazlar, masal bu ya inanırlar!
Ki bu arada itinayla ve de önemle belirtmeliyim ki!
Sağ ya da sol göz tembelliği fark etmeksizin,
Beyin odağı oluşturmanızı istedikleri hiçbir şeyi,
Sizde o tembellik var ise oraya, subliminal yerleştiremiyorlar!
Yani gerçeği çırılçıplak görüyorsunuz!
Olan Peter'e ve kör annesine oldu yani!
Neyse...
İnsanlar masal sever üstadım.
Sana daha buna benzer ne çok masalın kapalı kasasını açardım lakin!
Mart'ın kapıdan baktırıp,
Kazma kürek yaktırdığı zamanlardan zemheri bir geceymiş,
Rahmetli anacım,
Kim bilir ne karın ağrım varsa salla salla uyutamamış kaç gün...
"Doktora götürelim bey!" demek ne haddine de...
Bir gece olsun, bir tek gecenin, birkaç dakikacığı!
"N'olursun be herif,
Azıcık da sen sallasan, bak ölüyorum yorgunluktan!"
Olur demiş herif!
Yarına yemeğiydi, aşıydı, kaynana, kaynata, kayındı,
Eltiydi, görümceydi hizmetini kim yapacak!
Birkaç saat güzelce uyuyup dinlemiş anacım!
Sonra el yordamı beşiğime gitmiş eli, ilk bebesiyim ya hani!
Yok muşum!
Babama sormuş,
"Herif bebe nerde, sesi uzakta sanki kendi yok, nerede!"
Babam gayet umursuz,
"Sustur" dedin,
"Susturdum işte!" deyince fırlamış annem yatağından!
Zira ne zaman sıfatına tükürdüğüm babaannem ortalığı karıştırıp,
Gelin'di, görümceydi, bilmem neydi anam için babama
"Sustur!" dense oradaydı ya yeri, koşmuş hemen!
Gecenin bilmem saat kaçı...
Bütün eşiği küremiş elleriyle beşiğim ortaya çıksın diye!
Bulmuş da sonunda!
Koynuna almış, sarılmamışım,
Memesini vermiş sıcacık, emmemişim!
Sabahına kızamık olmuşum,
Ağır ateşten gözlerim kaymış şaşı olmuşum!
Annem bana gücenmiş kaç gecedir bangır bangır bağırıp ağlarken,
Babam beni kurbanlık adak gibi kara gömerken ses etmemişim diye!
Ben anama gücenmişim daha bana hamileyken,
Babaannemle babam bizi öldürmek için...
Anamın boğazından aşağı,
Kızgın yağ akıtmaklı cümleleri duyduğu halde
Hala kendini ona, hala beni ona,
Hala ömrümüzü,
Onlara nasıl olup da güvenebildiğini anlayamadığım için.
Kızgın yağ hikayesi de şöyle...
Sıfatı batasıca babaannemle en büyük gelini her sene anlaşır,
O yılın bir ambarlık darısını kendilerine iç ederlermiş,
Rahmetli anacım buna şahit olup da suça ortak olmayınca da...
Başka bahanelerle dili kurutulsun istenmiş!
Ben şahidim!
Yanisi sonraki ölüm fermanım sekiz aylıkkenliğime biçilmiş!
On bir yaşımda,
Yardımsever biri tarafından şaşılıktan ameliyat olurken,
Canlı canlı ameliyat edilmenin korkusundan diğeri de kaydı!
Gözlerimin yuvarlakları hala askıda sanki!
Tam iki ay kör yaşadım!
Bana şimdilerde kulaklarımın keskinliğine laf eden insanlarım,
O günlerimin bir günün,
Bir dolu saatini dahi bilseler lal olurdu halleri!
Düşünsenize on bir yaşındasınız!
Uzaktan yakından tanıdığınız,
Apartman sakininiz size şefkatle yanaşırken,
En akrabam dediğiniz o tanıdık en sesler,
Nasılsa gözleri açılınca tanımaz diye,
Hep elleme derdinde bir yerlerinizden!
"Görmeyince duyulmaz, duyulmayınca görülmez,
Hiçbiri olmayınca olmamıştır,
Tövbe bismillah" la bitiyorsa cümle
Zaten baştan sen suçlusun!
Ulan doğmayısıca doğmuşsun!
Piç değilsin, bir şey değilsin ama kız doğmuşsun,
Yanisi öteden yarılı yüreğim!
Sadece sekiz ay ana sütü emmişim o da ne vitamin edebildiyse!
O günden bronşit olduğumu otuz yaşımda öğrendim!
O günden astım olduğumu ve dahi bir vakitler,
Nasıl ve ne zaman olup da,
Zatürreyi atlattığımı da kırk yaşımda!
Yani bana sorulmuyor,
Kaderimin hangi notasında hangi es'i seçeceğim!
Kimini farkımda olmadan sollamış geçmişim,
Kiminin daha farkında değilmişim!
Lakin...
Kulak bu!
Ne kadar...
Unutmak için sağır olmayı dilese de,
Duyduğunu unutmuyor!
Göz bu!
Ne kadar...
Unutmak için şaşırıp kör olmayı dilese de,
Gördüğünü unutmuyor!
Burun bu!
Ne kadar...
Unutmak için koklamamış olmayı dilese de,
Aldığı kokuyu unutmuyor!
Ağız bu!
Ne kadar?
Unutmak için sıkılmış olmayı dilese de,
Yutturulduğu cümleyi unutmuyor!
Ten bu!
Ne kadar...
Unutmak için yok olmayı dilese de,
İstemsiz her dokunulduğu o anı unutmuyor!
İnsanlar masal sever üstadım.
Kesin senin öncende eksik bir şey var,
Kesin bir şey var!
E peki madem!
Bunca masal içinde,
Benim tahta beşiğimi bulun ve de içinde ki bebek imzamı da
Benjamin Button'a da ufaktan bir Mimai usulü göz kırpın,
Yakında sarılacağız,
Artık kim bebek, kim yaşlı bir anneanne!
Cemre.Y.

3 Aralık 2019 Salı

Şimdi?

...Şimdi?...
Zaman...
Zamansızlığının dehlizlerinde kaybolmuş,
Geçmiş ile geleceği sarmış sarmalamış,
Öylece nefesini tutmuş,
Zembereği bozulmuşçasına akmakta!
Geçmişin hesaplarını sarı sandığa gömüp,
Topunu küle çevirip denize salmıştım ya en son!
Hani en son...
Gelecek kaygılarımdan sıtkımı sıyırıp,
Elimde kalan "Şimdi." m le mutlu mesut yaşayacaktım ya!
Hiç bilmediğim bir yerde...
Hiç olmayacak bir anda...
Yön duygumu kaybetmiş gibi,
Sonu güzel bir caddeye çıkar sanıp,
Uzun uzun yürüdüğüm o yolun sonu,
Çıkmaz sokağa çıkmış,
Geri dönmeye de takatim kalmamış gibi çaresizim.
Meğer bunca ömrüm boyunca,
Hiç "Şimdi." m olmamış benim.
Şimdi...
"An'ı yaşa!" diyenler kadar sanal bir kavram mıydı yoksa....
Bunca hayat yorgunluğuna rağmen,
En azından artık ömrü çoktan solmuş koltuğuna,
Bir minder daha ekleyip,
Mümkün olduğunca yumuşak oturup,
Kim bilir kaç yıllık sehpana yorgun ayaklarını uzatıp,
Kıvrım yeri kırılmış laptopuna bari aman bir şey olmasın diye,
Dizlerine yastıklı korumalarla yerleştirdiğinde,
Gün...
Zamansız...
Amansız...
Oradan, buradan nasıl sızıdıysa birkaç kelam eyleyip,
Durduk yere deriinnn bir nefes alıp,
Artık kalbine yetişemeyen ritmine es verip,
Yavaşça...
Nefes verip ayar tutturmaya çalışmak mıydı?
Doktorumun yeni direttiği ilaçtan mı bilinmez lakin,
Bu akşam evime yürürken...
Bildiğin huzur evi, gayri kaslarına hükmedemeyen insanları gibi,
Bildiğin altıma büyük abdestimi yaptım misal!
Hem de...
Tam da evime ulaşmaya ramak kalmışken!
Sonrası çile işte.
Sahi an'ı yaşamak neydi?
Ne vakittir ben yaşayamadan geçip gitti bu zamanlar!
Peki ya şimdi?
Şimdi!
Bana biçilmiş ömrün hangi sahnesindeyim?
Repliğim ne!
Yani...
Ne demeli, ne etmeli, ne eylemeliyim şimdi?
Cemre.Y.

2 Aralık 2019 Pazartesi

Hayat

...Hayat...
Nihayet...
Rahmetli anamın hastanede yattığı zamanlar hariç,
Bütün ömrüm boyunca...
"Taş olsaydın bari duvara koyardım!" dediği zamandayım sanırım.
O, kendince, sevmeye değersizliğimi dile getiriyordu çok da belliydi lakin!
Yine de yaşımca yaşayamadığım ömrüme inadına,
Dimdik direniyordum hayatın her gününe.
Bugün doktor...
Durduk yere yaşıma yakıştıramadığı,
Ve verdiği ilaçlara rağmen indiremediği,
Bende olmaması gereken değerleri değerlendirirken,
"Bunca doktorluk ömrümde tek vaka sensin!" dediğinde anladım.
Genetizm falan değil onun adı üstadım!
Ananın toprağı, kızına çeker bizde.
Rahmetli anama da hastalığı benzemesin öyle demişlerdi zira!
Öyle ya da böyle,
Çeşitli iklimlerle!
Öyle başlamıştı onun hikayesi de.
Neyse ki ben...
Yavrumun bütün zincirleri kırmıştım altı yıl öncesinde...
Ki iyi ki doğurmuşum onu!
Buyurunuz genetik hastalıklarınız sizin olsun.
Bana bir sade Türk kahvesi lütfen!
Zira, epeyce bir savaşacağız belli ki hayatla!
Cemre.Y.

24 Ekim 2019 Perşembe

Ruhum

...Ruhum...
Sevgili çocukluğum!
Ben hatırlayamıyorum kaç yüz yıl oldu,
Ruhumun nasıl olduğunun merak edilme hissini yaşamayalı,
Lakin eminim ki sen hatırlıyorsundur gün gibi.
İşte şimdi onunla topaç oynamaya gidiyorum ben!
Hatta bir kavanoz renkli misketim varken misket de oynarım.
Artık sek sek oynayamam belki,
Dizlerim ağrıyor zira!
Saklambaç da oynayamam hala,
Diğer çocukların birbirlerine gizli işmar etmelerini gördüm çünkü!
Nasılsa hep ben ebe kalacak, 
Nasılsa hep onlar "Sobe!" diyeceklerdi.
Ve yakan top da oynayamam misal!
Hiç can tutamam gözlerimi sımsıkı yummaktan.
Gözlerimin önünde iki göz belermiş gibi gelir zira!
Ama sevgili çocukluğum!
Ruhumun nasıl olduğu soruldu ya bugün!
Topaç oynamaya çıktı ruhum...
Rengarenk renkli misketlerle ruhumu mutlu ediyorum.
Demek ki ne vakit az kalırsan, 
O kadar ekleniyormuşsun kısmı,
Bir tık ciğerimi yaksa da, benim de olayım bu!
Gayri "Eder!" i, "Değer!" ini aşmışsa meğer...
Geçip gitmeli zaman sayacının zembereği.
Ruhumsa merak eylenen kaç yüz yıl sonra!
Lakin...
Ruhum önemli.
Evet...
İyiyim ben!
Ruhum iyi yani
Cemre.Y.

23 Ekim 2019 Çarşamba

Son Bahar

...Son Bahar...
Hiç kimse de gidip dileklerine umut bağladıkları,
Nazar boncuklu ağaç dallarını ziyaret etmiyor nedense!
Demek ki hep kabul buyuruyor yaradan,
Kuru bir dala asılan o çaput ucu bütün hayalleri.
Lakin ben ne vakit bir dilek ağacına rastlasam...
Dalların canı yanar da kırılıverir diye,
Sıkmam hiçbir dilek kurdelemin düğümünü.
Geçen gün son dileğimi görmeye gittim.
Rüzgar açıvermiş yine hafif fiyonk düğümümü...
Yine denizin derin sularına gömülmüş, dibinde görünmekte.
En mavili, en yeşilli, en kırmızılı, en beyazlı niyetlerim.
Bu sefer denize attım bütün iyi niyetlerimi.
Ne dal yorulsun, ne de o son yaprak solsun!
Ne ağaç kırılsın, ne de toprak usansın taşıyamamaktan.
Beni de sakın merak etme!
Son bahar da gelip geçiyor böylece,
Artık vakit zemheri.
Yine sensizim yani.
Cemre.Y.

13 Ekim 2019 Pazar

Kusuruma Bakma

...Kusuruma Bakma!
Kusuruma bakma ey sevgilim,
Belki de, tam da en hayaline denk gelmiştim lakin.
Bugünü kendime rezerve ettim.
Bugün...
Durduk yere gençliğim geliverdi aklıma!
Durduk yere birilerini geçme çabam vardı nedense?
Ve ben hiçbir şeyimi yarım bırakamayandım!
Hiç bilmediğim bir dilin coğrafyalarına öykünürken,
Bütün dillerin başkaca diller ve dinler ile yarıştığını öğrendim!
Pes etmedim de lakin...
Yarışmaktan da...
Bütün hepsini geçince de vazgeçtim!
Kusuruma bakma ey sevgilim,
Sen benim en ihtiyaçsız anıma denk geldin.
Şimdi...
Sevdir de bir bakalım neresinden,
Hangi rüyama, artık tek bir hayali sevdireceksen!
Cemre.Y.

12 Ekim 2019 Cumartesi

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Bir vakit sonra eski defterleri de yakıyor insan.
İçinde kurutulmuş güllerle,
Kurutulmuş papatya yaprakları olsa bile.
Sonra durduk yere...
Yıllardır boş duran ikinci sandalyeyi yakıyor insan.
Durduk yere oturup saatlerce,
Hiç gelmeyeni beklediği o sandalyeyi kırmızıya boyayıp,
Sehpasını gök kuşağı renklerine daldırıyor,
Ve durduk yere bir hamak yapıyor kendine,
Yumuşacık minderli, rengarenk yamalı bir hamak.
Biraz daha yeni hayalimiz olsa da güzelce sallandırsak.
Cemre.Y.

15 Eylül 2019 Pazar

Lakin Bir Şey Eksik

…Lakin Bir Şey Eksik…
Yağmur tanelerinin sesine uyanmak gibiydi belki de huzur.
Ya da ne bileyim…
Camdan bakan bir kedinin gözlerinin içinde
Kendi yansımanı görmek gibi bir şeydi belki de şefkat.
Lakin bir şey eksikti,
Ya da yarımdı adını anlamlandıramadığım bir şey...
O kadar tanıdık ruh halleri ki bunlar,
Sanki hiç kimse seni anlamıyormuş gibi hissedersin.
Bir süre sonra,
Onlar doğru diyormuş ben görememişim desen de,
Yıllar sonra anlıyorsun ki hakikaten seni anlamıyorlarmış.
"Keşke o zaman vazgeçmeseymişim!" diyorsun.
Çok sevdiğin bir sanatçının en sevilesi bir şarkısına
İlk defa rast gelmek gibiydi belki de hayat...
Lakin bir şey eksik…ya da…
Adını koyamadığım
Yarıda kalmak korkusunu,
Yenmeye yetecek kadar koca bir cesaret!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...