kayıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kayıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2026 Cuma

Kaybettiğimiz Yerden Toplarız

...Kaybettiğimiz Yerden Toplarız...
Sonra...
Kaybettiğimiz yerden toplarız elbet
Kendimizden kalanlarımızı.
Sarsılırız, sendeleriz, düşeriz de...
Ama asla sürünmeyiz.
Hele!
Hançer yaraları dolu sırtımıza...
Asla ayak bastırmayız.
Yorgun dizlerimizden destek alarak
Yine, yeniden dimdik ayağa kalkarız.
Korkulu kabuslu geceler de bitince
"Günaydın lan yaşamak!" deriz.
Cemre.Y. 

5 Ekim 2025 Pazar

Gibi'dir İşte, -Mış Gibi

...Gibi'dir İşte, -Mış Gibi...
Dün gece kırgın yürekler denizinin bir başka sahilindeydim.
Hani şu!
Denize çok uzak ama birkaç adım daha atsan oradasın gibi.
Hani şu!
Ormana çok uzak ama birkaç adım daha atsan tam ortasındasın gibi.
Lakin o birkaç adım'lardan da çoktan çok yorulmuşuz gibi!
Dertlerin derya olup taştığı,
Herkesin birer sandal olduğu o günler zaman aşımına uğramış gibi.
Gibi'dir işte, -mış gibi.
Hani şu!
Bizden kaybolan o kayıpların,
Çoktan kaybolmaya niyetli kayıplar olduklarına emin olduğumuzda,
Onları saldığımız o anın acısını artık hissetmemek gibi.
Değmezmiş gibi değil de, bizden yanası, çoktan yanmış gibi.
Vicdanın rahat, gönlün senden memnun.
Çünkü nihayetinde...
Kuş cıvıltıları kesildiğinde onlarla beraber uyuyorsun,
Bir ayak çıtırtısı duysan onlarla beraber uyanıyorsun gibi huzurlusun.
Bir tek...
Arada bir, sen onların hassasiyetlerine,
Ki genellikle sık sık, onlara bile fark ettirmeden çok özendiğinde bile...
Yola değil de, yürütecek olana en güvendiğinde,
Hani sızım sızlıyor ya diz kapağının bütün can özü!
İşte o kırıyor hayalinin dahi güvenini.
Çünkü sen hayata yalpalıyorken,
Çoktan gidilmiştir o yollara,
Çoktan aşılmıştır o duvarların ötesi.
Tadı tadılmış, duası okunmuştur hayatın her anının.
Şimdi o yollar sana da, onlara da kapanmış olsa onlara ne gam!
Sanki sen, o anlara değmiyormuşsun gibi gülmüşlerdir çoktan.
Sanki sen, o anları anlayamazmışsın gibi ağlamışlardır çoktan.
Ama kesin kes, herkes, her suskunluklarında sadece kendilerini düşünmüşlerdir.
Yani şimdi senle de yaşanacak yeni anıları, sensiz yaşamışlardır çoktan!
Seninle olan her yeni an, her şey, gibi'dir işte, -mış gibi hissedersin acıdır, acıtır.
Cemre.Y.

19 Nisan 2025 Cumartesi

Gönlümdesin

...Gönlümdesin...
Nicedir hislerimi kaybettim sanmaktaydım.
Gecenin üç otuzunda kimsesizliğime uyanmışken,
Omuz başlarıma sarılmış kelimeler yuvarlanıyordu ağzımdan.
Hiç birinin kifayeti yetemiyordu yüreğimi hissetmeme.
Sonra birden bire sustum, durdum, yutkundum.
"Gönlümdesin!" kelimesi geçiverdi ruhumdan.
Sonra harf harf yuvarlanıverdiler dudaklarımdan.
Hissetmeyen hislerimi hissettim o an.
Böyle bildiğin burnumun direği sızladı.
Göz pınarlarım dökülmeye hazırlanan yaşlara hazırlandı.
Yok!
Ağlamadım.
Koca bir ağız dolusu tebessüm ettim.
Kalkıp gece gece uyku mahmuru gözlerimi aynaya diktim.
Olabildiğince gülümsedim.
Şükür ki insandım hala!
Ha bu arada hala...
"Gönlümdesin unutma!"
Cemre.Y.

26 Aralık 2024 Perşembe

Hislerimi Kaybettim

...Hislerimi Kaybettim...
O değil de...
Camın buğusuna kalp çizerek,
İçine sevdiğimle ikimizin baş harfimizi yazardım ben!
Ömrümde,
İlk defa!
O kalbi çizersem,
İçine yazacak harf bulamadım.
Başımı cama dayadım,
Ne sevdim, ne özledim.
Sadece...
Kar'ın yağışını izledim.
Hislerimi kaybettim,
Hükmü bana bedeldir.
Cemre.Y.

24 Şubat 2022 Perşembe

Ama Artık Yeter!

…Ama Artık Yeter!...
Günlerden ve aylardan da, tam da, bu zamanken,
Yıllardan, iki bin on dört iken,
İçimden gelmiş, "Gideyim de,
İki kocaman kokulu öpücük daha çalayım anamdan,
Hem artık…
O da koklayarak öpüyorken beni daha da lezzetli.
Terini tadayım, tenini tadayım.
Hani olur ya azıcıktan fazla gücü varsa,
Dizlerine yatayım da, saçlarımda kalsın avuçlarının izleri." demişim!
Sanki anama daha yeni kavuşmuşum gibi,
Doya doya, doyamadan öpmüş, koklamışım her yerini!
Şimdi ne rahmetli anam var, ne de o kokulu öpücükleri.
Aynı yılın temmuzunun yirmi dokuzuydu bizden gidişi.
Ve yine şimdi insanlara bakıyorum da!
Sanki bu dünyaya kazık çakacakmış da,
Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışıyor zehirli dilleri.
Bir yerde kaybediyorum işte,
Sanki kimsesizliğim,
Alnımın ortasında floresanla yazılı gibi,
Sanki sahipsizliğim,
Kolumun, kanadımın kırıklarından görünüyor gibi,
Gelen, giden, hıncını benden almaya çalışıyor işte!
Bir yerde kaybediyorum işte!
Orası...
Neresi bilmiyorum!
Ama artık yeter, sabır taşı bir çatlarsa,
Yıkılır tüm şehirler!
Cemre.Y.

19 Kasım 2021 Cuma

Ah Be Ciğerimin Çiziği

…Ah Be Ciğerimin Çiziği…
Vaktiyle…
Kirpiklerinin ucundan tel tel öptüğüm,
Dudaklarım özledi buseleşmelerimizi.
Vaktiyle…
Saçlarının güneş tellerini,
Burnumun direğine hızmaladığım,
Burnum özledi sarılıp sarılıp koklaşmalarımızı.
Ah be ciğerimin çiziği…
Yine hangi çıkmaz sokak arasında,
Ansızın, sızı sızı kaybettik biz, bizi.
Cemre.Y.

12 Eylül 2021 Pazar

Kaybettin Sen Beni

...Kaybettin Sen Beni...
Güzel bir gün batımın,
Yorgun bir anında,
Bitmek tükenmek bilmeyen,
Şiir kırıntılarıyla, can kırıklarını harmanlandığın,
Ömrünün bütün zehirlerini,
Zifiri kötücül gün doğumuna karıştırdığın
O iki zaman arası kaybettin sen beni.
Kapıların kilitleri, sürgüleri dağılıp açılırken,
Yüreğimin en derinine kilitledim kendimi.
Yine "Sev!" desen severim sevmeye lakin!
Bilmiyorum ki bir daha nasıl bulurum,
Bendeki...
Bendeki, o eski sen sevgisini.
Cemre.Y.

11 Mart 2020 Çarşamba

Labirent


...Labirent...
Yalnızlığının labirentlerinde gezerken,
Önceden ömrüne yazılmış kaderin,
Sana belirlediği bütün o zamanları yaşaman için,
Bir tek parmak hareketiyle iplerinden birini çeker,
Ve sen...
Sana seçilmiş o anları, yaşamaya başlarsın.
Ne yazık ki hiç kimsenin aklına gelmez!
İpleri tutan o inancı değiştirmeyi...
Beyin, uzunca bir süreliğine uzaklara gitmiştir çünkü!
Yürek desen çoktan kırıksa hele...
Sağın, solun, önün, arkan hep sobe.
Sana "Geçer!"demeyeceğim küçüğüm.
Geçmez zira!
Sadece...
Artık acıtmaz olur bütün o kayıplar!
Cemre.Y.

4 Eylül 2019 Çarşamba

Ne Çok Yitip Giden Var Ömürlerimizden Ah

...Ne Çok Yitip Giden Var Ömürlerimizden Ah...
Ne çok yitip giden var ömürlerimizden ah ne de çok kayıp giden!
Kim bilir kaç zamandır hiçbir evin telefonu çalmıyor misal anam!
Fakir ömrümüzle köydekilerden,
Muhtarı arayarak da olsa,
Haber almak için aldığın telefonun üzerine hep dantel örterdin.
Ergen çocuk başımızla sağı solu arayamayalım da,
Ay sonu bir ton fatura gelmesin diye taktığın asma kilit görünmesin diye!
Gece yarısı çalan telefon zillerinden korkardın en çok...
"Ah acı bir haber bu kesin, yoksa, bu saatte kim bizi ne etsin!"diyerek.
Ne çok yitip giden var ömürlerimizden ah ne çok kayıp giden!
Acı haberini yedisine varmışken,
Sosyal medya paylaşımlarından görülen zamanlardayız artık.
Sözmüş, nişanmış, kınaymış, düğünmüş'ü de whatsapp gruplarından.
İşte o yüzden de ben hiçbir yere dahil edemiyorum kendimi...
İçimde hep yine geç kalınmış olacak hissi.
Tel tokayla açardım bazen telefonunun kilidini,
O vakitler yüreğime kelebek yutturmuş hissi doğuran çocuğu aramak için.
İki kelam güzellik edip aceleyle kilitleyip,
Dantel oyanın ilmeklerine kadar doğruca kapatırdım telefonun üzerini.
Sahi anne...
Affettin mi sen beni?
Şimdilerde herkesin ellerinde akıllı dedikleri telefonlardan var ya,
Ben de de var hani epeydir.
(Eylül'ümü sayma tabi, özledikçe sarılır parmakları kalbinin uçlarından.)
İşte benim o telefonum bile çalmıyor artık epeydir.
Anne ben seni çok özledim!
Öyle bildiğin anası yeni ölmüş de,
Ne edeceğini bilemeyen öksüz gibi değil ha!
Bu daha bir derin burun ve yürek sızısı...
Sanki çok yakından tanıdığın birinin ablası,
Senin gibi kanserden ölmüş gibi!
Sanki senin ölü bedenini yıkayıp da ben en son hani...
Ellerini, yüzlerini, saçının her bir telini, apak memelerini,
En çok ayaklarını, ayağının bütün parmaklarını, tırnaklarını,
En sonunda iki kaşının arasından,
Yeni öpmüşüm de seni kefenlemişler gibi bir sızı bu.
Daha beni gerçekten sevdiğine emin olduğum,
O haftanın, o son gecesinde...
"Şimdi ne yapılır bilmiyorum,
Daha önce hiç annem ölmedi ki!"diyordum.
Hala aynı yerdeyim be anam!
Keşke...
Hep olduğumuz gibi bıraksaydın ya beni...
Keşke beni giderken, keşke beni ölürken,
Keşke beni hiç sevmediğin kadar sevmeseydin be ana!
Senden sonra ben,
Kim gitse ömrüme aitliğinden, yıkılıyorum yeniden.
Anne ben seni çok özledim!
Bir de ergenliğimin dantelinin,
Çiçeğinin kenarından görünen asma kilitli ev telefonumuzu!
O günlerde kullandığım,
Ucu mavi unutma beni çiçekli tel tokamı!
Ve yüreğime kelebek yutturmuş hissi doğuran o çocuğu!
Adı neydi sahi?
Ama sesi kulaklarımdadır hala!
Bir de ilk tokalaştığımızda elimi yakan teni.
Ne çok yitip giden var ömürlerimizden ah ne de çok kayıp giden!
Cemre.Y.

2 Ağustos 2019 Cuma

Misket


…Misket…
Çocukluğumun can kırıntılarında
Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim,
Bir kavanozda doluydu
Ve mahallenin bütün kötü çocuklarını hep ben yeniyordum.
Günün birinde bir çocuk taşındı mahalleye,
Hiç oynamadı benimle ama bir gün durduk yere
Elinde bir çekiçle kırıverdi misket dolu kavanozumu!
Bir hafta ağladım o bulamadığım kayıp misketlere.
Sonra çok misketim oldu çok!
Ama hiçbiri kırık kayıp misketlerim kadar güzel değildi.
Dün senin mahallenden dönerken o kız çocuğu,
O kırık kayıp misketlerine yeniden ağladı bil istedim.
Yani sevdiceğim iki kavanoz renkli misket borçlusun bana!
Seni ancak öyle affederim.
Cemre.Y.

10 Şubat 2019 Pazar

Hoş Geldin

…Hoş Geldin…
Nice kayıplar verdik değil mi ömrümüzden,
Geldin ya, hoş geldin yüreğimin atışı, iyi ki geldin.
Cemre.Y.

17 Eylül 2018 Pazartesi

Yalnızlık


…Yalnızlık…
Kayıp sevdaların yitik kralları ve kraliçeleriydik biz…
Ortalık duvarlar dolusu, ortalık çarşaflar dolusu yalnızlık dolu.
Cemre.Y.

1 Mayıs 2018 Salı

Lal Sessizliğine Mahkum Edilmiş Leb'in

…Lal Sessizliğine Mahkum Edilmiş Leb'in…
Günün gecen ağarmamış 
Tan yeri kızıllığında 
Kayıp cinayetlere
Kurban postuna 
Serili kalmış, kurdun dişleri 
Kanamakta hala! 
Lal sessizliğine mahkum edilmiş leb'in. 
Ya güneş başka yönden, 
Yeniden doğarsa.
Cemre.Y.

29 Mart 2018 Perşembe

Dondurma

...Dondurma...
Yaz geldi diye her dondurmaya
Her pamuk şekere koşanlardan hiç olamadım.
Sonbahar yaklaşmıştı onu bulduğumda...
Ne olduysa, nasıl olduysa, kaybettim ben sonra!
Cemre.Y.

24 Şubat 2018 Cumartesi

Artık Acıtmıyor


...Artık Acıtmıyor...
Artık acıtmıyor kayıplar,
Zira;
Sevgi, ilgi ve özlenmek gibi hislerin 
Sadaka olmadığını, dilenilemeyeceğini
Hatırlıyor insan.
Cemre.Y.

21 Aralık 2017 Perşembe

Üstü Sana Kalsın

...Üstü Sana Kalsın...
Ben Aşk'a
Son vefa borcumu da ödedim!
Bundan sonra
Alfabenin...
Aşk'la başlayan harfleri ve kelimesi kayıptır benim için.
Yoruldum bu sevdadan,
Ben artık senle başlayan hiçbir şeyde yokum!
Belki birkaç yıl daha sevilemezsin böyle...
Sevdamın son yarası da almayayım
Üstü sana kalsın.
Cemre.Y.

16 Aralık 2017 Cumartesi

Nefes Almak Gibi Bir Mecburiyetim Var

...Nefes Almak Gibi Bir Mecburiyetim Var…
Ve bazen…
Dünya'nın bütün cehennemlerine
Gözümü, kulağımı, burnumu tıkayıp,
Sadece rüzgarın...
Bütün ağaçların,
Yapraklarıyla bir olup,
Denizin dalgalarıyla
Kadeh tokuştururcasına
Cenneti alayla meşk etmesini duyarım.
Çünkü yaşamak için
Nefes almak gibi
Bir mecburiyetim var!
Cemre.Y.

Doğalsız Depremler!

...Doğalsız Depremler!...
Özel günlerde...
Hele ki en doğalından denilen
Ama en fenalısı hiç de doğal olmaması gereken
Felaketli, afetli günlere,
Öyle hiç de...
Duyarsız değilim de.
An'larım gelir aklıma!
O günlerin hepsinde,
Ve sonraki geçmiş uzun günlerinde
En acılarıyla gelir dimağıma.
Hem de öyle Sakarya'da filan değil ha!
İstanbul'dayken,
Ben annemlerin en alt katında
Evladımla koyun koyuna
Uyurken...
Parçalanmış camlar altından!
Henüz iki yaşındaki kızımın kollarından cam parçacıklarını,
"Neyse ki etine saplanmamış!" diye diye...
Kurtarırken hatırlıyorum kendimi!
Sonra...
Komşu herkeslerin hepsi,
Neredeyse yarı üryan,
Kimisi daha yeni kocalarıyla sevişik!
Dışarı bembeyaz çarşaflarıyla kaçarlarken,
Nihayet kurtulduk sandıkları o,
Korunaklı yerlere sığınmışken,
Yanlarında olmayan değerlilerini,
Ancak fark edip sorduklarını da...
Anımsıyorum!
Oysa ben,
O gecenin,
O, 03:20 sinden an sonra!
Rahmetli annem!
"Evlatlarıımmm!" diye çırpınırken,
"Çabuk çıkın, siz çıkmadan ben
Buradan asla çıkmam,
Ama bilin haa!
Bende çok korkuyoruummm!" diye
Feryat figan canından bile bizim için geçerken ben...
Gecenin ayazında...
Ki o gece...
Ağustos değil de,
Sanki Şubat gibi esiyordu,
Saat 03:20 de İstanbul!
Ama ben!
Sevdalığım annem,
Orada öylece bize korkarken!
"Benim evladım üşüyüp de
Üstüne bari bir de üşütüp
Hastalanmasın." bencilliğindeyken!
Nasıl da dua ede ede!
Onu güzelce
Giyindirdiğimi...
En son ayakkabılarını giydirip,
Maviş gözlerini kapatan,
Şapkasını da taktıktan sonra...
Sokağa...
Ancak öylece çıktığımızı,
Hatırlıyorum!
Rahmetli anam bize...
Hepimize...
Sarılmıştı,
Biz yavrularımıza!
Pazarlarda don-atlet
Giysi-kıyafet satmak için açtığı
O çadırını kurduydu bize hemencik!
O çadıra en geç giren bendim!
Çünkü ben...
Onların azıcık ötelerinde...
Karnıma, ayaklarıma, ellerime,
Boğazıma saplanan,
Cam kırıklarının,
Can kırıklarını temizleyip,
Sızıyan kanlarımı geceye karıp,
"Babası, bizi geçtim de
Kızımızı dahi!
Bir arayıp da, sormadı ya la!
Neyse zaten…
Bütün şebekeler kapalıdır şimdi"
Diye içimden haykıran nidalara!
Acılarını da yutkunup,
Nihayet varmıştım yanlarına.
Şükür ki hala sağ!
Kalanlarım...
Hala bilmezler!
O gecenin can ve cam yaralarımı.
Deri çatlağı diye kandırırım.
Hala hepsini!
Aslında doğrudur da!
Çat-la-mı-şım-dır da!
Ama bunlar bile,
Dönüşü hiç olmayan kayıpların yanında
Buruk birer hatıra kalır!
Gün boyu sustum.
Çünkü sevdiklerimi göçük altında
Aramayı tahayyül dahi edemiyor/d/um!
Çünkü;
En yakınını orada dahi bulamayanlar var!
Ve bütün bunlar…
Sadece bir tek gün boyu hatırlanıp,
Hayıflanılıyorlar!
Oysa benin her kötülüğün dibinde
Feryat ediyor içimdeki sessiz çığlıklar!
Eyyy! İnsanlar...
Yarın...
Bitiyor mu yani her şey!
Öyleyse neden ben anamın,
En son öptüğüm,
O ölü ayaklarının parmak uçlarını bile,
Nasıl hala özlüyorum?
Dirisinden geçtim ya hani çoktan!
Tenine değebildiğim o son an'ı...
Hani geri getirebilseler!
Sizce kim daha iyi özümsüyor,
Derinin...
En dip derinini!
Yani…
Duyarsız değilim de...
Milyonlarca sağlam bedenli engellilerin
Sadece bir gün
Duyarlı olmaya çalışmaları
Çok yaralıyor beni!
En çok iki gün sonra,
Unutacaksınız nasıl olsa!
Nasıl olsa…
Gündem/i/n/iz...
Değişecek yine!
Hep aynı masal
Yıllardır...
Böyle bu...
Yarın...
Ne değişecek!
Şimdiye kadar ki yarınlarda,
Ne değişti Allasen!
Güldürmeyin beni yine
En ağlayanından!
Cemre.Y.

20 Kasım 2017 Pazartesi

Rastlantısal Birer Kayıp

…Rastlantısal Birer Kayıp…
Rastlantısal birer kayıp'tık biz!
Bizden sonramızda
Herkesin kendisiyle,
Sırlı aynalarına karşı,
Öylece göz göze susup susup
Sessizce, kendisiyle hep yüzleştiği!
Cemre.Y.

8 Kasım 2017 Çarşamba

Zümrüdüanka

...Zümrüdüanka...
Ulannn!
Ruhum ruhunu öpüyor şu anda
Her nerede, ne anlarındaysan.
Evet, ulan seni hala seviyorum,
Boynundan öpmek istediğim o, ilk an, gibi...
Kokunu duyamadığımı mı sanıyorsun,
Her zerren nefesimde...
Unuttun mu astım hastasıyım ben,
Her kokuyu, her zerresinden nasıl ayırt edebildiğimi!
Bir tek yokluğun koyuyor yıldızlar konunca gecelere...
Kendime bağlıyorum imkansızlığımızın ip uçlarını...
Sonra ona da susuyorum,
Zira geçen geçmiş, ölen ölmüştü çoktan.
Soran olursa hani nasılız diye yaşıyoruzdur çok şükür.
Şimdi...
Şu an...
Gülümsüyorsun.
İşte tam da gülüşünün kal gamzesinden öpüyorum seni,
Kıskanma sevgilim, hala şiir yazabiliyorum diye,
Eski şiirlerime azıcık ucundan sen katıyorum, yeniliyorum,
Yeniliyorum, bu aralar yeni şiir geçmiyor içimden.
Sakın korkma, hala mümkün olduğunca çok seviyorum seni,
Zira ne kadar çok seversem, sen de ne kadar çok gelmezsen...
İşte o kadar çok çabuk unutabileceğim seni.
Az kaldı sevgilim,
Yüreğimdeki bütün yara kabukları öylece kayıp düşecek.
Önce birer yıldız kayması gibi, yanık izi gibi,
Birer hücre kaybı gibi görünecek,
Sonra sonra bütün dokular yenilenecek...
Unuttun mu Zümrüdüankayım ben.
Hep küllerimden doğarım ya
Bu sefer ne kül olacak, ne yangın, ne de kor!
Bu sefer...
Yüreğimi sen de dahil, hepinize terk ettim ben.
Hislerimi kaybettim.
Öyle hükümsüz falan da değil.
Ulann!
Şah damarlarından öptüklerim,
Siz hepiniz birer cinayetimin,
Faili çoktan belli maktulüsünüz.
Hepiniz birer sevdamın celladısınız.
Ama yine de, hakkım helal olsun hepinize.
Gerek falan yok, mahşerde kul hakkıyla falan görüşmeye.
Son kere bu şiirimi, çok uzattım biliyorum.
Varsın bundan sonraki geceler,
Bütün yıldızlar size kaysın.
Ha bu arada, haberiniz olsun...
Zümrüdüanka da zaten bir efsane.
Neyse ya neyse!
Eyvallah mirim,
Bu hikaye de burada biter.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...