hasta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hasta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2025 Cumartesi

Geçecek Gibi

...Geçecek Gibi...
Uyanılamayan sabahlardan birindeyim sevdiğim,
Hani böyle yorgunluk desem değil,
Kırgınlık desem hiç değil!
Yatağımla, yorganımla, yastığımla vedalaşalı çok oldu oysa.
Öksürük nöbetleriyle kalktım diye mi böyleyim acaba?
Halbuki güneş bir açsa...
Gülüverse penceremden,
Yüzümden bir makas alsa geçecek gibi bu hissislik.
Gülümseyecek gibiyim yeniden hayata,
İnadına!
Cemre.Y.

10 Mart 2025 Pazartesi

Covit'in Hangi Versiyonu?

...Covit'in Hangi Versiyonu?...
Boğaz yanığı günlerden geçiyorum sevgilim.
Ciğerlerim...
Yokuşu tırmanmaya çalışan körüklü otobüsler gibi hırıltılı.
Kulaklarımda hep bir uğultu,
Kim bilir bu hastalık da Covit'in hangi versiyonu?
Üstünden geçen yıllar yok edememiş onu.
Renksiz, kokusuz, tatsız yaşıyorum günlerdir.
Yaşıyorum dediysem de çok da inanma sen!
Halbuki baharın ilk günlerine sevinçlenmeliydim bugünlerde!
Güneşli günlerim sebepsiz mutlu ederdi ya hani beni.
Gözüm görse de ruhum sevinemiyor
Kaç gündür yavaş yavaş dallara konan meyve çiçeklerine.
Ne çok severdim oysa...
Bademin, eriğin, çileğin, kirazın müjdecisi bugünleri.
Bunca zaman, bunca ömrüm boyunca,
Gelseydin, konsaydın yüreğimin baş ucuna,
Hastalık nedir bilmezdim bence.
Oysa sen gelmedin hiç!
Hiç bir zaman gelmedin ya neyse!
Ama geçer elbet, geçecek bugünler de.
İyileşince sensizlik bile geçiyor nihayetinde.
Cemre.Y.

9 Mart 2025 Pazar

Geçecek Elbet!

...Geçecek Elbet!...
Bugünlerde nazlı bir çocuk gibi,
Usul usul okşuyorum, artık uzamaya başlayan saçlarımı.
İncecik olsa da iki belik yapıp yanlardan sarkıtıyorum.
Sevilmeyi özledikçe acıyan ciğerlerimiyse,
Battaniye altı buharlı tencerelere solutuyorum.
Nicedir kendimi önemsemeyi unutmuşum ki,
Durduk yere hastalanıp yataklara düştüğümü anlayınca da,
Gündüz vakti birkaç mum yakıp,
Radyodan en güzelinden sözsüz bir müzik açıp,
Yavaş yavaş okşuyorum yüreğimin yufkasını.
Geçecek elbet!
Bugünler de geçecek.
Cemre.Y.

18 Mart 2023 Cumartesi

"Biz!" Eksikliği

…"Biz!" Eksikliği…
Bence…
Bütün hastalıklarımızın sebebi,
"Biz!" eksikliği.
"Ben!" var,
"Sen!" var…
"Biz!" yok.
Cemre.Y.

18 Aralık 2022 Pazar

Hava Çok Soğuk!

…Hava Çok Soğuk!...
Kalın giyin çoraplarını,
Vazgeç artık şu hırka sevdasından,
Artık bizim olmayan kapından çıkarken…
Sesimi hatırla!
"Paltonu giyin kızım,
Kaşkolunuda dola boynuna, hava soğuk!
Sen, yinde eldivenlerini de cebine koysan,
Üşürse ellerin takıverirsin cebinden alıp!"
Hava çok soğuk!
Hele yüreğin…
Ondan da soğuk şimdi.
Ü-şü-tür-sün kimse anlamaz…
Hastalanırsın bak sonra!
Cemre.Y.

10 Haziran 2022 Cuma

Oysa Hayat Hep Acımasızdı

...Oysa Hayat Hep Acımasızdı...
Taze demlenmiş şiir tadında yaşamak vardı hayatı.
Oysa hayat...
Hep...
Acımasızdı!
Ne vakit, gülümsemelere meyl etse yüreğim,
Gözümün nurunu, dünün acılı sarmalına sardı.
Şimdi yaşım, yaşantımdan fazla ihtiyarlayınca,
Dizlerimde derman kalmayınca hani!
Fark edememişim, nihayet kapattım sandığım,
Yaralarımın, cam ve can kırığı bozuk kilitlerinin,
Pas tutup, kanadı yaralı bir serçe gibi kanadığını.
Ömrüme dahil ettiğim insan sayısı azdılar oysa!
Yine de es geçmediler, beni acıtmayı.
Gelen geçen yaramdan vurdu!
Kaç yaşıma geldim,
Hala, hastane önünde bilerek unutulmuş bebek pusetiyim.
Hala, gelen geçen, kimsesizliğimden vuruyor beni!
Cemre.Y.

26 Mart 2022 Cumartesi

Gülümsedim

...Gülümsedim...
Nicedir...
Emekliğine eremeden,
Ömürlerinin baharını çoktan geçmiş,
Yaşlı teyzeler gibi,
Covit'ti, grip'ti, aralarına serpişen bilmem neydi,
Türlü çeşit hastalık halsizlikleriyle boğuşurken.
Ki ben ne vakit...
Kimselere, yeterince yetemediysem,
Kendimi de çoktan es geçtiysem,
Adları değişip duran hastalıklarla boğuşmuşumdur.
Nihayet...
Bugün, güneş gülümsedi yüzüme!
Kaç zamandır,
Aynada bakan yüzüme gülümsemediğimi fark ettim.
Renklerden mavi'ye, renklerden sarı'ya,
Renklerden yeşil'e ve renklerden kırmızı'ya,
Ve renklerin renklerine ve o renkleri hissetmeye,
Ne kadar da hasret kaldığımı fark ettim.
Ben bugünü,
İlkbaharın ilk günü farz ettim ve gülümsedim.
Hem de içimin içinden, dışıma kadar gülümsedim.
Cemre.Y.

18 Mart 2022 Cuma

Mart Karı

…Mart Karı…
Nasıl olmuşsa olmuş,
Mart ayazı yerleşmiş ciğerlerime,
Nazlı bir kedi gibi hırıl hırıl, hırıldamakta.
Penceremden karlı kiremitlere bakarken,
Öksürük nöbetleri kaburgamı zorlamakta!
Hiç değilse sigarayı azaltsam diyorum,
Fincanımdaki çayım soğumuş,
Mutfağa gitmek lazım ayakları sürüyerek.
Hiç yoktan birkaç lokma kahvaltı etmek lazım.
Halsizliğime gücenip,
Bir sigara daha yakıyorum.
"Mart karı ağulu olur!" derdi rahmetli anam.
"Mevsiminde yağan kar gibi değildir,
Hasta eder insanı, içinin içi acır!" derdi.
İçimin içi acıyor annem, çok özledim seni derinden.
Cemre.Y.

10 Şubat 2022 Perşembe

Yeniden Doğmuş Gibi

…Yeniden Doğmuş Gibi…
Battaniye altı, titreyerek uyanılan günlerden sonra,
Şubat güneşinin yüzümüzden makas aldığı günlere geldik.
Bulutlar, yaz bulutu gibi serilmişler masmavi gökyüzüne.
Sanki ilkbaharın ilk günleriymiş gibi,
Sanki fesleğenlerim yeniden çiçek açacakmış gibi,
Sanki bütün virüsler, bütün hastalıklar bitmiş gibi.
Sanki hayat, yeniden doğmuş gibi bir gün bugün.
Cemre.Y.

30 Ocak 2022 Pazar

Seven Sevdiğine Söylesin Bence!

...Seven Sevdiğine Söylesin Bence!...
O değil de, kaç yıl oldu,
Sevdiceklerimizle,
Şöyle yürek yüreğe sarılmayalı,
Ama öyle böyle değil ha!
Sarılmak dedimse,
Şöyle...
Kaburga kemiklerini falan kıtlatırcasına.
Kokusunu, burnunun direğine çekmelisinden,
Bir yandan da,
Biriktirilen bütün özlemlerle beraberce,
Şöyle şapur şupur öpmeli falan yani!
Kaç ay, kaç hafta, kaç gün,
Kaç saat, kaç dakika, kaç salise oldu ha!
Hani kıyamet günü,
Seven sevdiğini tanımaz gelecekti ya!
Kaç zaman oldu,
Şu Covid ve varyantlarından sebep,
Göz göze bile değdirmeye korktuğumuz, kaç an geçti.
Yeter be.
Seven sevdiğine söylesin bence!
Sarılmasak da olur, koklamasak da,
Ne bileyim, öpmesek de olur da.
Bir şekilde...
Seven, sevilene, sevdiğini hissettirsin bence.
Cemre.Y.

22 Ocak 2022 Cumartesi

Kendine İyi Bak Bence!

…Kendine İyi Bak Bence!…
Hastalık kol geziyor yosun gözlüm, zemheri günler bunlar.
Covid denilen bela bile, hala ayrılıyor katrelerce.
Yüreğin de üşüyordur şimdi senin, kendine iyi bak bence!
Cemre.Y.

5 Eylül 2021 Pazar

Öylece Gitti Kadın

...Öylece Gitti Kadın...
En ilk...
Sözlerinin anlaşılmaz,
Yüreğinin sızılarının da,
Umuda hasret neşe kıpırtılarının da,
Anlaşılmaz, paylaşılmaz olduğunu fark etti kadın.
Sonra doğru hatırladığı anıların,
Ne kadar da çarpıtılıp karartıldığını,
Neredeyse unutkanlık hastalığına tutulduğuna,
İnandırılmaya çalışıldığını fark ettiğini anladı kadın.
Öyle ki...
Neredeyse yetememezlikten,
Hiç durmadan güncellenen dertlerine,
Yeni yeni kederler ekleyecekti.
Sonra sonra...
Onun ne kadar da çok...
"Ben."
"Ben."
"Ben." deyip durduğunu fark ettiğinde anladı kadın,
Aslında hiçbir zaman,
O'nda bir tek kere "Sen." etmediğini.
Sözler, yeri göğü delip deşip,
Ömrünün bütün fedasınca,
Bir intihar mektubuna zorladığında anladı kadın.
Kalp kapısı kırıldığında anladı kadın.
Sus kere sus yandı da tek kelam eylemedi.
Bütün bu kırılıp dökülmelerinden sonrası,
Hani ay dolunayken, birdenbire,
Onun ömrüne, uğur getirsin diye,
On yedi yaşında...
Boynuna taktığı kırlangıçların,
Artık uçmadığını gördü kadın.
Kapılar kırılmadan,
İntihar mektuplarına zorlanmadan,
Sözler birbirine dokunmadan,
Yürekler uzaklaşmadan öncesine kadar aradı kadın,
Bulamadı.
Belli ki...
O...
Çok daha önce...
Vazgeçilmişti,
En sevdikleri yerdeki hatıraların,
En çoğundan da caymıştı çoktan.
Nihayetinde bunca anlamalarına da,
Ne de çok geç kaldığını da anladı kadın.
Çoktan vazgeçilmişti ondan,
Kadının sandığından da çoktan!
Acının, her deminin,
Her bir ilmeğini, çoktandır...
Şiir şiir dokunup bitirdiğine göre!
Küçük bir valiz hazırladı kendine,
Bütün olması ya da olmaması gerekenlere,
Şöyle bir selam çakıp,
Kendi kırlangıçlarından ilk kez emin olup,
İlk kez gerçekten mutlu olduğu,
O yere...
Öylece gitti kadın.
Şimdi, o yoksa bile...
Çocukluğu sırnaşıp duruyor elleri elinde!
Yüreğinin telleri yüreğinin ta dibinde.
Cemre.Y.

26 Temmuz 2021 Pazartesi

Kırık

...Kırık...
"Sen de, artık, canını yakan her şeyine,
Kırılmış diyorsun!" demişti bir keresinde.
Kaburganı incitmişsin,
"Kırıldı." diyorsun!
Dizinde sadece bir yırtık var,
"Kırık." diyorsun!
Midende gastritli ülser var,
"Kenarı kırılmış." diyorsun!
Kalbini üzmüşler,
"Zaten hep kırıkmış." diyorsun!
"Sen de, her şeye kırık diyorsun." demişti.
Ona...
Bunca zaman sonra,
Bunca kırıklarım hakkında,
İlk kez, tek bir cevap vermiştim.
"Artık, canımın canını üzen her ne olsa da,
Çoktan kırılmıştır benim için,
Canımı yakan her yerim, kırıktır benim için,
Kırılmıştır yani, çoktan olanından!
Ve buna birilerini inandırabilmek için,
Ayrıca bir çabam yok!
Kırıksa bana kırık,
Acısını da ben çekiyorum yani!" demiştim.
Anlamamıştı...
Yine hiçbir şey anlamamıştı.
"Sen öyle mutlu oluyorsan,
Herkese hep öyle de madem." demişti.
Bir kere daha kırılmıştım.
Ama bu sefer...
Canımın yongası, ciğerimin çiziği,
Taa en dibinden kırılmıştı.
Elbette, ben, ondan,
Onun bebekliğinden ergenliğine kadar,
Ayağına taş değse,
Büyüme ağrılarından kemiklerine acı değse,
Yüreğine gam değse,
Onu şefkatimle zerre zerre öptüğüm gibi,
Her şeylerimin yerlerine koyduğum sevgilerim gibi,
Ne kaburgamın,
Ne dizimin, ne midemin,
Ne de kalbimin kırıklarını,
Teker teker öpsün de geçsindili,
En ufak bir şefkat belirtisi beklemiyordum ama!
Ama, bu kadarı da...
İnsan olan,
Anahtarı, hem elinde, hem de cebindeyken,
Girip çıkacağı bir kapıyı,
Koca bir hayatın intikamıyla, öylesine dolu,
Kocaman bir tekmeyle,
O yürek kapısını darmaduman eder mi?
Neyse ya neyse...
Cemre.Y.

12 Kasım 2020 Perşembe

Gün Gelir

...Gün Gelir...
Ama hayat bu üstadım,
Gün gelir, an gelir,
Seni en sevdiklerinle sınar!
Canlarının canına...
Zeval gelmesin diye de,
Kendine etmediğin kadar,
Gece gündüz dualar edersin.
Cemre.Y.

2 Temmuz 2020 Perşembe

Patates Salatası


...Patates Salatası...
Az evvel elimde poşetlerle parkın köşesinden geçerken,
Parkın girişinde oturmuş iki genç kızdan biri,
Telefonda konuştuğu kişiye;
"Elindeki mavi poşetlerle sana doğru yürüyen,
Siyah tişörtlü, mavi kaprili, şişman,
Koca göbekli kadına doğru gelirsen beni bulursun,
Hatta hamile bile olabilir!"dedikten sonra
Bana bakarak kıkır kıkır gülmüş olabilir mi?
Evet!
Maalesef olabilir!
Hayatım boyunca her zaman,
Her şeyin olduğu gibi bu da olabilir.
Daha geçen gün kuzenlerinden birinin engelli çocuğu,
Salonda oyun oynarken kulağıma eğilip;
"Bu kadar kara olmasan ve gözlerin de doğru baksa,
Büyüyünce senlen evlenebilirdim." de demişti zaten!
Ömrü hayatım boyunca,
Bir tek kere olsun insanların kusurlarıyla,
Eksiklikleriyle, engelleriyle,
Yahut fiziki halleriyle dalga geçmedim.
Bir kez olsun böyle şeyleri,
Dedi kodu malzemesi veya alay bahsi etmedim.
Peki ne demeye zaman zaman
Böyle şeylere hem de tesadüfen tanık olup duruyordum?
İnsanların yarım yanını kovalayıp,
Onları oradan vurmak,
Ne zamandan beridir öğreti olmuştu çocuklara da
Ulu orta sokak ortasında bunlara maruz kalıyorduk!
Evet elbette ki doğru söylüyorlar lakin,
En çok da zaten kusuru olan bilmez mi ki
Kusurunun ne olduğunu da,
Bunu yaraya tuz ruhu basar gibi nefretle tükürmekteler!
En son, seksen kiloyu aşmama ramak kalmışken,
Sanırım on bir yıl önce falandı.
O zaman ki şirketimden eve doğru yürürken,
Yine sokakta oynayan çocuklardan biri,
Sanki hiç şişman görmemişler gibi;
"Aaa kadına baakkk!
Ne kadar güzel ama ne kadar da şişmaannn!" demişti.
Bütün çocuklar kıkır kıkır gülerken,
Hep beraber bir şarkı tutturmuşlardı ardımdan.
"Şişşmmaaannn, şiişşşkooo!" diye.
O günden sonra, yemeyi içmeyi kesmiş sürekli yürümüştüm.
Öyle ki bütün yiyecekleri sadece burcu burcu koklayıp,
Şöyle bir kaşığını ağzımda çiğneyip,
Yutkuna yutkuna yutmadan tükürür olmuştum.
İkinci ayın sonunda tam tamına otuz beş kilo vermiş,
Yine işimden evime aynı yoldan dönerken,
O çocuklara rastlamıştım işte!
Çocuk beni hemen tanıyıp;
"Aaa!
Bu geçen buradan geçen şişman abla,
Ama sanırım karnını matkapla delmişler,
Baksanıza kürdan olmuş bu, kürdaann!" demişti.
Yine bütün çocuklar kıkır kıkır gülüşürken,
Bir şarkı tutturmuşlardı ardımdan.
"Kürdaann, küüppkürrdaannn!" diye.
Oysa beni tanıdıklarında
"Vay be!" diyeceklerini sanmış içten içe de sevinmiştim.
Eve gittim, iki aydır yemediğim kadar çok ağladım.
İki aydır ağrıyan ayak bileklerime,
Ayağımın su toplamışlığına da ağladım.
Ertesi gün durduk yere hastanelik oldum.
Meğer yaptığım o ölüm orucu
Bütün bağışıklık sistemimi çökertmiş.
Üstüne gönül kırgınlığı da eklenince,
Hastane yolları ambulansla aşılmış!
Doktor "Bir tek mikrop alırsan ölebilirsin bile!" demişti.
Bu sefer ne birilerinin bana şişman demesi umurumda,
Ne de birilerinin bana kürdan demesi.
Ne birilerinin kusurlarımı yüzüme çalması umurumda
Ne de "Dünyada senden güzelini görmedim!" denmesi.
Bu sefer hiçbir şey umurumda değil!
Yarınım hariç!
Öyle psikoloji danışmanları,
Ya da entel dantel felsefecilerin dediği gibi,
Öyle kusurlarımı sevemiyorum ben!
Ya hep fazlayım ya da hep çok eksik.
İyi falan da değilim!
Tam depresyona gireyim diyorum,
Kendi depresyonumu çekecek mecalim de yok!
Ahvalimi soranlara selam ederim lakin
Corona var, ne sımsıkı sarılabilir ne de ellerinden öpebilirim!
Neyse patates haşlıyordum ben!
Gidip ona bir bakayım.
Hiç yoktan!
Sabah kahvaltısında patates salatası yiyeyim!
Cemre.Y.

27 Aralık 2019 Cuma

Sevdiğim

...Sevdiğim...
Sana kavuşmalar biriktirdim sevdiğim,
Sana nice yıllık vuslatlar biriktirdim.
Sana sarılmalar biriktirdim sevdiğim,
Öpe koklaya, kokunu içime çeke çeke,
Sımsıkı sarılmalar biriktirdim.
Sana,
Sonu gerçeğe dönüşen rüyalar biriktirdim sevdiğim,
Sana ulaşmamın imkansız olduğunu,
Düşündüğüm günlerde bile,
Sana her sabah,
Doğan güneş gibi kararlı umutlar biriktirdim sevdiğim.
Sana şefkatler biriktirdiğim sevdiğim,
Hem de bütün hastalıkları geçe geçe.
Sana,
Şiirler dolusu sonsuzluk biriktirdim be sevdiğim,
Seve seve sev diye.
Cemre.Y.

20 Aralık 2019 Cuma

Geçer

...Geçer...
Bir tutam evlat sevgisi,
Bir tutam kardeş şefkati,
Birkaç tutam da...
Eş, dost, hısım, akraba, ilgisi ekledik mi,
Kime ne eder ki şu hastalık illeti.
Geçer azizim geçer...
Neler neler geçmedi ki.
Cemre.Y.

2 Aralık 2019 Pazartesi

Hayat

...Hayat...
Nihayet...
Rahmetli anamın hastanede yattığı zamanlar hariç,
Bütün ömrüm boyunca...
"Taş olsaydın bari duvara koyardım!" dediği zamandayım sanırım.
O, kendince, sevmeye değersizliğimi dile getiriyordu çok da belliydi lakin!
Yine de yaşımca yaşayamadığım ömrüme inadına,
Dimdik direniyordum hayatın her gününe.
Bugün doktor...
Durduk yere yaşıma yakıştıramadığı,
Ve verdiği ilaçlara rağmen indiremediği,
Bende olmaması gereken değerleri değerlendirirken,
"Bunca doktorluk ömrümde tek vaka sensin!" dediğinde anladım.
Genetizm falan değil onun adı üstadım!
Ananın toprağı, kızına çeker bizde.
Rahmetli anama da hastalığı benzemesin öyle demişlerdi zira!
Öyle ya da böyle,
Çeşitli iklimlerle!
Öyle başlamıştı onun hikayesi de.
Neyse ki ben...
Yavrumun bütün zincirleri kırmıştım altı yıl öncesinde...
Ki iyi ki doğurmuşum onu!
Buyurunuz genetik hastalıklarınız sizin olsun.
Bana bir sade Türk kahvesi lütfen!
Zira, epeyce bir savaşacağız belli ki hayatla!
Cemre.Y.

15 Ekim 2019 Salı

Ruhum

...Ruhum...
Ülkeler arası mutlu ruhlar ile mutlu şu an...
Şu an bedenim!
Evimde, emekli zamanlarındaki bütün hayallerim gibi,
Öncesi ülkemi tur tur gezip,
Sonrası bütün dünyayı gezer olmak iken,
Kırk dört yaşımda, hastaneler arası tur yorgunu olabilir,
Yürümekten yorgun ayaklarım serzenişte olabilir lakin!
Bedenim onca hayallerinin kırıklarını atmış bir kenara!
"Sen değil miydin ki üç beş merdivende ah edip,
Ecele merdiven kuran!" diye bana serzenişte bulunmakta.
Ruhum...
Merak eyleme!
Ben iyi ile kötü arasındaki farkın gayet de fevkindeyim.
Mademki değil mi ki!
Bütün doktorların ikili artısı bol olmaması gereken sonuç ile,
Tam olarak sonuç sonuca kaldığında cevapları kalmayıp,
Her şeyi psikolojikliğe bağladığında bir kez daha idrak ediyorum!
Elbette benim de pes etmeyi ret ede ede,
Anlık sanal yanılsamalardan yorulup,
Vazgeçmişliğim çoktur!
Lakin...
Gün...
Bugündür!
Sevilmeyi bekleyemeyecek kadar yorgun olduğuma göre!
Seni...
Tam da başının bebeklik bıngıldağından başlayıp...
Alnının...
Üçüncü gözünü saygıyla tekrar edip,
Sinene derin bir iç çekip,
Boğazının ilmeğinden geçirip,
Kalp ve göbek çakrasından sevgiyle aşırıp,
Hara ve kök çakrama iyimser birer veda ediyorum!
Lütfen!
Yeni bir ruh,
Yeni bir beden,
Ve...
Ki...
Elmayı hiç sevmem!
Yeni bir Havva olabilir miyim?
Hiç de...
Sana varlığıma dair öyle bir kanıta ihtiyacım yok oysa!
Söz...
Cennette öylece canı sıkılan bir eril insan olan Adem'le de hiç işim olmayacak!
Ben sadece...
Birilerine, bir şeylere, bir bedel ya da berdel olarak değil de!
Bütün genetik enlem ve de boylarımdan arınmış olarak,
Dünyası fark etmeksizin misal!
Nasıl bir form olurdum onu merak ediyorum lakin,
Mademki kendim olarak gelip konmaya hak değilim bu dünyaya!
Amip olacak kadar da umarsız olmayayım lütfen!
Cemre.Y.

1 Ekim 2019 Salı

Karışma

...Karışma...
Kenarları el örgüsü dantel sırmalı,
Güllerden kaneviçeler işlemeli,
En ala Amerikan bezi yatak odamın dantelleri,
Ütü sarısı bile olmamıştı daha!
Kaneviçe işlemeleri çamaşır makinesi hasarı olmamıştı daha!
O...
Tam yirmi yıl önce kucağımda küçücük bir bebeyle,
Damat yastığımızı terk edip,
Çiftli küstüm yastıklarına geçtiğinde.
Geçen gün biri benim için,
Sanki bunca yıldır merakındaymışım gibi!
"Bununla kimse evlenmez!" dediğinde,
Ziyaret ettim yirmi yıl önce,
Sarı sandığıma terk ettiğim çeyizimi!
Onca göz nuru döktüğüm salon takımıma şeytanlar işemiş.
Onca hayal ektiğim fiskos masası örtüme küf değmiş.
Değişen mutfak dolaplarına göre,
"En çok örtü rengi değişir!" diye de,
Zamane model işlediğim dantellerin modası çoktan geçmiş.
Haklıydı benim için öyle diyen...
Eskiden, yeni olmazdı nice çabalasam da...
Ve yeniden...
Artık bana bile kalmayan
Gözümün nurunu dökemezdim hiç kimselere!
Varsın, gelen, gelecekse bir tastamam gelsin,
Kalan da öyle sandık yadigarı kalsındı,
Tam olması gerektiği yerde.
Daha tülbentleriyle buluşamamış oyalarım vardı benim!
Şimdilerde beğendiğim bütün desenlerde yazma ile buluşturup,
Sehpa örtüsü eylediğim!
Kime ne ki, varsa cebimizde üç beş kuruş,
Tam yerine denk geldiyse manzara koyma an'ımız...
Rakı da içeriz, balık da yeriz,
Acılı şalgama da iki çiçek yer ayırırız illa!
Mademki, iki çıtır, bir kıtır dertleşiyoruz şurada he ana...
Sakıncalı biliyorum lakin sigarama da sakın karışma ha!
Ters tepiyor bulduğum bütün izmaritleri,
Toplayasım geliyor alamazsam diye!
Ha bu arada...
Dün üç tüp kanım çekilirken cesurdum ama!
Hastaneden çıkarken,
Seni oradan son çıkardığımız an geldi aklıma ya!
Acil'in kapısıyla, başka bir hastanenin acilinde,
Gözlerinin yosunu solmak üzere olan kızımla,
İkiniz arasında kaldım da,
Hani...
Elsiz, ayaksız, kolsuz,
Bacaksız uçarcasına gittim ya hani anam!
Beni, yavrumu, o günü, affettin mi ki annem.
Bugün olsa yine ona koşardım diye!
Ben, yine sarıldım dün, hatırlayabildiğim en küçüklük,
En mutlu, en korkusuz, en umarsız o an'ıma!
Hani  senin iki ağaç dalına kurduğun,
Pembe basmalı salıncakta sallanan o kız çocuğuna!
Böyle sarılıp kucaklaştık ki bir görsen ne güzeldi o an.
Benim içim titredikçe kimsesizlikten o daha da sarıldı.
Meğer küçükken,
Ne kadar da sevimliymişim, şaşı gözlerime rağmen!
Ha bu arada sayın seyirciler...
Beni, onu, bizi bir önden sondan yargılamayı kesseniz diyorum!
Zira...
Ben tam kırk beş yaşımda öğrendim kendime bari nazlanmayı!
Bırakın da azıcık çocukluğumla hasret gidereyim korkusuzca!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...