sol yanım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sol yanım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2019 Çarşamba

Bekleriz

...Bekleriz...
Uyanmış tipini FAV'ladığım...
Her sabah, hiç usanmadan…
Burnunun ucundan öptüğümü hissediyor mudur acaba?
Zira haberi yok nicedir ona meftun olduğumdan
Ama mademki ben...
Bana aidim hala!
Ki mademki ben senin...
Senin saçma hayallerine rüya olmayacağım!
Yarın...
Uyanırsam!
Bambaşka bir sabaha uyanacağım!
Çünkü orada...
Ekstra ihtimamlar'a,
Ekstra indirimler de yok...
Bindirimler de!
Ben hiçbir şeye mecbur değil olacağım bu sefer!
Benim limanım bambaşka olacak zira.
Üstelik...
Bu sefer kıyısı filan, hayale bile dahil değil ha ha!
Ve teşekkür ederim.
Örümün çizgisine yeni bir hayal dahi eklemediğiniz için!
Öyle ya...
Had-di sınır istihap'ım ne?
Anam mı var?
Babam mı!
Yoksa ki...
Bir kere bile olsun "Yoruldum." diyecek olsam...
"Ömrüne ömür katarım, elimden geldiğince!" diyen
Tek bir...
Akraba'm mı?
Ben...
Çocukluğumda bile, o gün yeterince doymamışım diye,
Bir kap daha yemek isteyince...
"B.komu yiyesiceler!" diyerek,
Evimizde beslediği kardeşine üç kaplık yemek arttırılıp,
Ocağın altına sürülen...
Ev dar diye...
Çekyatlı kütüphanelerin, çekyatında asla yatamayan,
Yerden süngerli yataklarında o bodrum katlarının,
En dibinden soluk almaya çalışandım!
Şimdi...
Ölenler öldü, kalanlarıysa kalsın istediği gibi ziyafette!
Ben mi?
Ben hala aynıyım!
Henüz sekiz aylıkken bronşit olduğumu otuz üçümde öğrendim,
Altı yaşımdan önce astıma döndüğümüyse kırk'ımda!
Koah!
Şüphesiyle acile gönderildiğimdeyse kırk üç yaşımdaydım,
Aynı zamanda gelişmişti hepsi'yle her şey...
Menepoz sendromlarıyla,
Birleşiyordu bütün sendrom ve septomlar...
Göğüs kanseri riskiyle kıyasıya savaşıyordu o yıllarım,
Rahim ağzı kitlesiyle başa baş...
Ben mi...
Ben hiç durmadan sigarama sarıyordum!
Misal...
Son maaş zamlarımda da değerlendirilmiş bu durumum!
Nefsimi körleyip acilen geri döndüğüm işim kaale alınmamış,
Kimsenin ne yapıp ne yapmadığı mühim değil ama!
Misal...
Ben çişimin bile yarısını işedim zamanları kaçmasın diye!
Misal...
Yavrucağımı dahi aramadım,
Elzem bir durum değilse de arayışına dahi cevap eylemedim!
Ne bileyim?
Özel bir işim hiç olmadı,
Epeyce bir zaman süren özel çözümlemem gereken sebeplerim!
Akrabalarım falan öldü bunca zamandır!
Kabul ki kan bağı'm değil de gerçek akraba'm olsaydılar...
Kendilerince tatil planları yok olamasın diye,
Ana'n sence ne zaman ölür diye sormazdılar da,
Ben de onlara...
Gidin, varın siz vardığınız yere...
Ana'm zaten ölünce...
Sizin olduğunuz yere gelecek derim.
Ben de dahil...
Hepimiz gitmeyeceğiz mi nasıl olsa!
Bekleriz!
Cemre.Y.

19 Ocak 2019 Cumartesi

Farkında Olmadan



...Farkında Olmadan...
Sol'unuza…
Çok abanmayın!
Zira orada... 
Sadece atan bir kalp değil de,
Ha bire kırılıp duran bir yürek var?
Farkında olmadan...
Bir de siz kırmayın!
İşte tam da...
Bu sebeple...
Yalnızlıktan... 
Bunca yakınırken sen!
Hep...
Sağ yanın üşür!
Çünkü, farkında olmadan hep sağ'dan ölünür.
Farkında olmadan,
Hücre hücre bölünürsün hem de!
Öldürmeyin kalbinizi ve de yüreğinizi!
Cemre.Y.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Gülümse Kendine

...Gülümse Kendine...
Bazen şu sanal alemi,
Gelecekteki huzur evimdeki odam gibi hissediyorum!
Çok sıkılınca,
Odamdan dışarı kafamı uzatıp bakıyorum ve bir sürü yabancı,
Acılı, acısı kendinden gizli, gülen yüzleri soluk,
Profil resimleri kendilerine bile,
Yabancı sanal gülümseyişli onca insanlar!
Benim gibi,
Sadece birkaçı filtresiz çekiyor fotoğrafları!
Kaşının duruşunu,
Gözlerinin altındaki morlukları umursamadan,
Umutlu bir gülümseme tutuşturuyorlar gözleriyle dudaklarına,
Yani o an, ne kadarsa, o kadarlar.
Gerçeğimizi bulabilenler buralardan,
Bizlerden hemen kaçıyorlar!
Zira cesaretimizle,
Öz güven' imiz el ele verip korkutuyorlar onları.
Tıpkı bütün gerçek sandıklarımız gibi!
Ama neyse ki yarın en sevdiğim gün.
Sahi bugün günlerden neydi?
Ne fark eder ki,
Pazartesi, Salı, Çarşamba,
Perşembe, Cuma, Cumartesi'yle Pazar'ı
Ki bana sorsalardı,
O günlerin adını da öyle koymazdım hani!
Neyse ki,
Şu anda nefesini şöyle burnundan derince çekip,
Birkaç saniye içinde tutup sonra öylece koyuverebiliyorsan!
Sigaraydı bilmem neydi,
Şekerdi yok tansiyondu düşünmene gerek yok!
Gece yatarken yanında,
Yatağında biri olsa da olmasa da kendine sarıl bir hele.
Kendine geleceksiz,
Sadece bu geceyi güzel atlatacak güzel bir rüya dile.
Velev ki bütün gece,
Kabuslar görüp döndün durdun yatağında,
Ya da ne bileyim...
Yemyeşil kırlarda dolaşırken uyandın da sabahın karanlık çıktı!
Umursamaları kısa tut!
Misal her durumda uyandın nihayetinde ve ne yazık ki,
Kalbin atmaktan vazgeçene kadar da yaşamak zorundasın!
O halde...
Ya bütün günü ağlayıp, sızlayıp,
Feveran ederek yaşa,
Ya da uyanır uyanmaz,
Sade bir Türk Kahvesi yap kendine,
Giyinirken yeni umutlar dile.
Arada tıkanık öksürük nöbetleri olur takma,
Hem dün akşam da az içseydin sigarayı!
Öyle ya sıcacık yatağından çıktın,
Buz gibi salonunla,
Mutfağın arasında mekik dokumaktasın.
Üstelik mim gibi aklındadır o durum!
Şayet kahve makinen yok da,
O cezvenin gözünün içine bakıyorsan,
Ne vakit gözünü çevirsen,
O zaman köpürüp taşacaktır o!
Yanisi şu, artık uyandıysan yeni günün sabahına!
Akşamın zehirli zemheri çığlığı olsa da,
Gecen kabuslu canavarlarla dolsa da,
Sade Türk kahven,
Kısık ateşte ve cezvede,
Şimdi pişiyor ve de taşmaması gerek.
Sonuna kadar okuduysan,
Günün saatinin önemi de yok zaten!
Hiç kimseye,
Bir yorum da bulunmana dahi mahal yok.
Lavaboya git misal,
Her neredeysen şu anda mühim değil.
Oradaki aynaya bak bir,
Umursama aynı fotoğrafını biri görürse diye.
Bir bak!
Yüzüne, saçlarına, gözlerine,
Dudaklarının duruşuna iyice bir bak!
Beğendin...
Ya da beğenmedin oradaki silüeti ne mühim!
Gözlerinin öbeğine öbeğine,
İçinin içine bak iyice.
Saçının rengi, kaz ayakların,
Gıdın, gadan, kilogramın, kırışıklarına değil ha!
Gözlerinin öbeğine öbeğine, içinin içine bak iyice.
İşte onlar hayata umutla,
Işıltılı bakana kadar,
Kendi yansımana gülümse kendine, bir dene!
Cemre.Y.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Kandil

...Kandil...
Benim kandillerimin mahyaları,
Sırf kız evlat doğdum diye
Daha doğduğum an söndürülmüştü ya çoktan!
O gün bugündür nice dualar ettim beni yaradana!
Küçücük kız çocukluğumla hıçkıra hıçkıra ağlayarak nice geceler
Yorganımı aralamaya çalışırken canavar cinler,
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem karanlıktan çok korktum!" diye ağlamasaydım,
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Ergenlik çağlarıma yakın, en güvenilen eller bana dokundukça da
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem ben o akrabalarımızı hiç sevmiyorum!" diye isyan etmeseydim.
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Kimsenin inanışına saygısızlık etmedim bunca ömrümde...
Varın siz kandillerinizi kutlayıp, şükür ve af niyazlı namazlarınızı kılın.
Allah gani gani sevap eylesin hepinize...
Böyle günlerde hazır güya bize epeyce yaklaşmış madem,
Sağ omuz ve de sol omuz melekleri de dahil,
Hazır kulların neylediğini hesap ve kalemdeyken!
Yıllar yılı sorup da bulamadığım o tek cümlenin cevabını bekliyorum ben.
"Sen ki yedi yaşına kadar ölen sabinin hükmünü cennet eylemişken,
Hiçbir günahı yoktur dediğini ne diye sahipsiz bıraktın da,
Oncacık çocuğa en yakını tarafından kirli kirli dokunmaya çalışan o elleri,
Kirli kirli sürtünmeye çalışan o vücudu taş kesmedin?"
Sahi uzaklardan öylece seyrediyor muydun tanrım!
Eminim bu gece namaz üstüne namaz kılıyordur sencileyin affolunmaya!
Şerefsiz bir insanın sana yaşlılığından kaynaklı pişmanlığının,
Çaresizliğinden kaynaklı nadanlığına sana yakarmasına ihtiyacın mı vardı da,
Benim küçücük yaşımı piç edip, kendine sınav saydın?
Gelmiş, geçmiş, gelecek bütün kandillerin mübarek olsun Allah'ım!
Hani daha hala vicdanın rahatsa ver öpeyim elini!
Baba denen o sıfatın elini de her bayramda öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

30 Eylül 2018 Pazar

Artık Git

...Artık Git...
Ömrümde ilk defa...
Yaşımdan büyük birini sevmeyi denemiştim.
Oysa onun da benden hızlı yürüyordu adımları...
Ve hala kızıl bir bahara aşıktı.
İkimizde birer harika ötesi yanılsamaydık yani.
Ben unutmayı bile unutmuştum.
Oysa, kendine bile dair değildi.
Bazen...
Son'ların acısı içimizi kırsa dahi!
Hani yüreğine dokunup,
Senin onca...
Ona gitmişliğini piç edip...
"Artık...
Git!"
Derler ya!
Hiç batmayan ayak tırnakların batar,
Hiç yanmayan kaburganın sol yanı acır,
Durduk yere…
Yüksek!
Merdivenleri...
Uça kona uçuverirken birden başın döner!
Birden...
Ve aslında da hepten!
Kolundan tutsun istersin!
Yani n'olur ki...
Sonuç buysa!
Artık...
Hissetmekten de yoruldum la.
Sabah...
Kahvaltıya gelirim,
Gülümseyen maskelerimden birini bulabilirsem!
Cemre.Y.

6 Eylül 2018 Perşembe

Eylül Mü?

...Eylül Mü?...
Sarıya meyyal yapraklar,
Dallarına sımsıkı sarıldığı ağacını terk etmek için,
Eylül'ü bahaneye bulayıp ufacık bir rüzgarı bekler.
Günlerin gecelere karıştığı oynak günler,
Çoktan denizin derinliklerine dalmış,
Mavinin ufkunda öpüşülerek uyanılan sabahlar,
Çoktandır yerini yalnız uyanışlara bırakmıştır.
Deli dolu yaşanan onca aylar,
Onca yıllar boyunca hiç Eylül gelmemiş gibi,
Zemheri ayazlarında,
Gecenin soğuğunda buz tutmuş ayaklar,
Birbirini ısıtarak,
Hiç rüya görmemiş gibi günlerden, haftalardan,
Aylardan, yıllardan sadece o gün Eylül'müş gibi,
Sanki ağaç dalına hiç küsmemiş,
Dal yaprağına hiç gücenmemiş gibi,
Yine de,
Onu sarıp sarmalamamış gibi terklere bahanedir Eylül.
Eylül mü?
Bir görseydiniz on bir ay boyunca onu beklediği halde
Her ilkbaharın ortasında görünüp,
Birkaç zaman sonra solup giden
O son lalesinin arkasından bakarken ki,
Yosun gözlerinin yaş tanelerini.
Bütün vedaları, bütün hazanları,
Bütün kaçışları yükleyin Eylül'e...
Nasılsa biliyor ya,
Kasım da başka aşklar hasreti yükleneceğinizi,
Sessiz bir sükunetle izler arkalarınızdan bütün gidişlerinizi.
Eylül mü?
Siz hiç Eylül'e sormadınız ki!
Lale sever o!
Gözünün nuru, ciğerinin nefesi kadar sever.
Çocukluğunun erken yükü, ergenliğinin göçebe göynü,
Yolların amazon kahramanı kadar sever.
Eylül mü yani?
İlkbaharların geleceğini hiç unutmayan,
Sonbaharın tek yükümlüsü.
Lale mevsiminin,
On iki ay sürmesi gerektiğini hayallenen Eylül!
Bütün suç onun yani.
Neyse peki.
Biz yine "Şerefimize!" deriz.
Ya siz!
İyi bakın yüreklerinizin diplerine,
Bir yudumluk bari kalmış mı şerefleriniz?
Cemre.Y.

16 Temmuz 2018 Pazartesi

Ninni

…Ninni…
Uzak diyarlardan birindeydim,
Kendime bile, kızıma bile çok uzak.
Bir tek anama yakındım güya...
O da artık acılarını hissetmesin diye
Kolunda, bileğinde damar kalmadığı için,
Kasıktan vurulacak morfin zamanlarına yakın
Yine acıdan ayılma an'larında.
Derin acılar konuşamaz derler ya bir de, hep yalan!
Anamın gözlerini gözlerime kilitleyip,
Dudaklarını titrete titrete,
Söylemeye çalıştıklarını duyabilmek için,
Gözlerimi dikkatimi dağıtan her şeye kör edip,
Kulaklarımın zarını patlatırcasına zorlardım benliğimi,
Acı yüreğimi deşip, beynimi delerdi.
Sonunda kim bilir kaçıncı kez duyabildiğim o tek cümle.
"Kızım, evladım, bırakın artık beni, salın, gideyim!"
Anacığımı kendimden iyi tanıyordum oysa.
O, bir kere gitmeyi kafasına koyduysa kesin giderdi.
Yok yere bana küsüp, yıllar yılı da benden gitmedi miydi?
Sonra gözlerimin derinine bakıp,
"Korkuyorum oralardan ama ben!" duruşlu,
Küçücük bir kız çocuğunun korkulu bakışlarındaki o acı,
Beynimi deşip, yüreğimi, bağırsaklarımı deşerdi.
Acı, dilsiz filan değil kardeşim!
İlk defa bayramlık alınmış, ilk defa kırmızı pabuç görmüş,
İlk defa insan sayılmış da
Gece boyu yarı uyur, yarı uyanık,
Sabah olsun da, ezan okunsun da
Başucuna serdiği bayramlıklarını giyip,
Sevinçler içinde bayram yerine koşma hayalindeyken,
Gece evde yangın çıkmış da bir tek,
O kız çocuğunun bayramlıklarını yakmış gibi feryat figan!
Diğerlerine hayat hep bir yerinden devam ediyordu.
Normal yiyorlar, normal içiyorlar,
Normal ziyaret ediyorlar, normal hüzünlenip,
Normal kederleniyorlardı.
Normal sevişiyorlardı mesela eşleriyle.
Ve normal bekliyorlardı artık sona doğru yaklaşan o günü!
Benim o günkü gazetelerimdeyse
Sürmanşet geçiyordu, onun eceline kaç gün kaldığı!
Bir yandan bencillik etmek istemiyor,
Normal yaşayanlar gibi, normal düşünüp,
Gitmesinin en doğrusu olduğunu düşünüyor,
Öte yandan...
Bir gün daha o güzelim ana kokusunu duysam,
Bir kerecik daha
"Sseviyorum ya seni be kıızzımmm!" desin,
Bir kere daha titreyen dudaklarıyla beni öpebilsin istiyordum!
Sonra vazgeçti o!
Pes etti.
Gitmeyi tercih etti.
Biliyordu ki onu sevmekten asla vazgeçmeyecektim.
Ama siz...
Hiç...
Anacığınızın, tam da en hasta zamanlarında,
Sizden isteyip de sizin söz verdiğiniz gibi,
Şöyle köpürte köpürte acıtmadan,
İncitmeden her yerlerini yeni yıkadığınız,
Misler gibi beyaz sabun kokan o halinin,
Alnından bile öpmeyi özlediniz mi?
Ya omuz başlarından,
Ya bebekliğinizde emdiğiniz o ak memelerinden,
Ya sizi taşıdığı bembeyaz çatlaksız göbeğinden,
Sizi sırtında taşıdığı o bacakların,
Hem sağından, hem solundan,
Siz terk edip gidemediği onca yıl,
Nasırlaşmaya yüz tutmuş topuklarının her birinden,
On parmağının onunu teker teker,
Ayaklarıyla yirmi eder,
Öpmeyi özlediniz mi sizden çoktan gitmiş bir cenazeyi!
Peki ya siz!
En son tırnaklar çürürmüş ya,
En son saçlar!
Teker teker öptünüz mü hepsini,
O ana bile günlerce gün, gecelerce gece,
Aylarca ay, yıllarca yıl, hasret kalıp.
Siz hiç annenizin ölüsünü dahi öpebilmeyi özlediniz mi?
Derin acılar konuşamaz derler ya bir de, hep yalan!
Ömrümde birkaç kere gerçekten mutlu oldum elbet!
Ama ne yazdımsa az kaldı, ne söyledimse yavan,
Ondandır belki fazla tutunamadılar bende.
Kızıl saçlı bir deniz kızının hayaline doğru yol aldılar.
Neyse ki anacığımın saçları da,
Gözleri gibi koyuydu en kestanesinden.
Ah benim sevgili sevdiceğim, anacığım,
Rüyalarımda gördüğüm gibiysen ne ala,
Ağarmamış hala saçların oralarda,
Biliyorum aralarda kızıyorsun bana,
Ama artık benden
Hepten gideceksin korkusu kadar çok içmiyorum,
Sigarayı hiç sorma!
Buhranlıydım yine o çıktı karşıma!
Saat 2'ye çeyrek vardı,
Senli bir Temmuz gecesinde o bana ilk yazdığında.
Bir daha da kimseyle metrobüs durağında öpüşmedim ama!
Bir daha da hiç kimseye acele etmedim,
Benden hızlı giden adımları için.
Zamanın bana çoktan durmuş olan akrebiyle yelkovanını,
Saat tam 12'ye kurup onları göle fırlattım,
Denize atsam fırtına kuşu falan çıkar yem sanır neme gerek!
Gölde durgun dursunlar birbirlerinde kavuşmuş,
Ölen ölmüş, giden gitmiş, bende sağ kalan yok,
Ama onlara hayat devam etsin.
Anam...
Öpüyorum ellerinden.
Rüyama gelsene bu gece...
Sana o hastane gecelerimizde dinlettiğim,
Müzeyyen Senar'lardan,
Zeki Müren'lerden,
Neşet Ertaş'lardan,
Musa Eroğlu'lardan,
Ve sen çok seviyordun diye,
Bediha Akartürk'lerden başka ninni hatırlayamıyorum ben!
Ah nasıl da sevinirdin onlara,
Arada bir açtığım Emma Shapplin'e
Chopin'e, Andrea Bocelli'ye
Loreena Mckennitt'e yüz bükerek!
O güzelim kaşların da büküldüğünde,
Behiye Aksoy'u açardım hemen,
"Artık Yeşerecek Bir Dalım Yok!" u severdin ondan,
Ardından da gelsin Muazzez Senar' dan
"Kimseye Etmem Şikayet!"
Nedendir bilmem.
En çok bu şarkıda ağlardık öyle usul usul,
Bakışa koklaşa...
Herkesin, herkesi yanlış anladığı bir yer vardı belli ki bir kader de!
Anam...
N'olur!
Rüyama gel bu gece!
Hatırlamıyorum ki ben sesinden bir tek ninni!
Kendi sesinden bana bir ninni söylesene n'olur!
Cemre.Y.

1 Temmuz 2018 Pazar

Rüya

…Rüya…
Yüreğimden, sol yanımdan öp beni!
Bırak dudakların rüyamda kalsın!
Bil ki benim gerçekleşmeyen rüyam yok!
Cemre.Y.

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Üşüyor

…Üşüyor…
Sağ yanım hep üşüyor,
Senin yanında değil ve sol yanım kadar şanslı değil diye…
Aslında benim yüreğim…
İstisnasız her gün, mütemadiyen hep üşüyor!
Cemre.Y.

5 Nisan 2018 Perşembe

Ama Sen Kal Bu Gece

…Ama Sen Kal Bu Gece…
Sana, ne kadar çok…
"Günaydın."
Biriktirdim bir bilsen
Sol yanımdaki,
Bir sürü…
"İyi Geceler." ile…
"Ama sen kal bu gece…"
Cemre.Y.

16 Mart 2018 Cuma

Çok Özledim

...Çok Özledim...
Yarimin sol yanında, başımı göğsüne yaslayıp,
Kokusunu en büyük nefesimle ciğerlerime çekip,
Kedi gibi sokulmayı, kalbinin atışlarını ninni saymayı,
Bana sarılmış kollarının sıcaklığını, ateşini hissetmeyi,
"Beni seviyor musun?" gibi saçma sapan
Kadınca sorularla sıkıştırmayı,
Sanki bakışında, duruşunda, sarılışında,
Öpüşünde, nefesinde, gözlerinin içinin gülümseyişinde
Ve daha birçok paylaşımında aslında binlerce kez hissettiğimi,
Gıcıklık olsun diye cümleye dökmesi için ikide bir sormak!
Yani aslında…
Normal bir kadınım demeye çalışmak ki o da biliyordu
Ki o da biliyor "Arıza" sıydım.
Özledim, çoookkk özledim.
Ben sevilmeyi çok özledim.
Cemre.Y.

10 Mart 2018 Cumartesi

Öyle Derin

…Öyle Derin…
Hani sıkışır sol yanın...
Kesilir bir an nefesin.
Hani sızım sızlar burnunun direği.
Kesilir hıçkırıkların.
Hani göz pınarların çağlayan olur da
Yüzün gülerken yüreğine akar ya yaş tanelerin.
Öyle derin, öyle sessiz çığlıklı kocaman bir acı işte.
Cemre.Y.

24 Şubat 2018 Cumartesi

Kalp Ağrısı


…Kalp Ağrısı…
Şurada bir şey var!
Tam, sağ göğsümün altında.
Kalp ağrısı olsaydı solumda olurdu...
O, beni en son ciğerimden vurdu.
Cemre.Y.

4 Şubat 2018 Pazar

Konsam Mı?


…Konsam Mı?...
Ruhum...
Gel kurtar beni...
Hiçbir buğday tanesine 
Minnet etmedim ama...
Aşk...
Arada bir yokluyor sol yanımdan... 
Konsam mı?
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Kız Kardeşim

...Kız Kardeşim...
Sana dair,
Nice zamandır,
Şiir kuşanıyordum be kız kardeşim.
Böyle rengarenk,
Güller gibi solup geçiveren,
Yapraklarından reçeller yapılan,
Yalancı baharlar gibi değil de,
Sana veremediğim bütün doğum günlerinin
Telaşlı heyecanı gibi olmalıydı.
Gül..ce... yani.
Senin bir yanın,
Kızım gibi yorgun savaşçı,
Bir yanın anam kadar merhamet,
Bir yanın sırra kadem vuslata hasret,
Bir yanın bahar bahçe gülistana gurbet.
Gül..ce...yani.
Bazen inatçı,
Çokça yardım sever,
Bazen gizemli.
Hayli yaratıcı,
Bazen zihin gücüyle bütün kültürlere zengin,
Çokça hayatın bütün hallerine hep pozitif.
Adının her harfinin anlamı gibi yani.
Gül...ce..
Ad anan gibi yani.
Kaç zamandır sana
Şiir kuşanıyordum
Kelebek kanadı gelincik gibi değil
Gül...ce olmalıydı madem!
Ömrüme "Kal!" geldin be kız kardeşim!
Hoş geldin...
Ama sen de...
Sakın gitme!
Cemre.Y.

21 Kasım 2017 Salı

Benimle Uyansan

...Benimle Uyansan...
Seni boynundaki sol şah damarından,
Kalbine giden en kısa yolundan,
Ay ve yıldızının tam ortasından,
Tam da en uykulu gözlerle o mahmurluğundan,
Tam da en uyanık,
Adamlığından...
Öperdim be adam!
Eğer...
Her akşam,
Benimle uyuduğunca
Her sabaha da benimle uyansan!
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Sen Hiç

...Sen Hiç...
Sen hiç!
Arkası sana dönük,
Yüzlerce uzun ve aynı renk liseli saçları arasından,
Bir tutam güneş ışıltısını aradın mı?
Sen hiç!
Göz pınarına birikmiş damlaları,
Bir tek kere kırpsan, bir damla aksa kirpiklerinden,
"Ağlarsan...
Buğulanır gözlerin de, o ardına döndüğünde bile,
Ya onu göremezsin, sakın ağlama." diye diye
Tehdit ettin mi kendi kendini.
Senin hiç!
Gözyaşların, kirpiklerinle bir olup,
Sana isyan ettiler mi?
Ya yine kirpiklerimin ucundan yanaklarıma
Akarlarken bütün yağmurlar!
Ya bir kerecik daha göremezsem
Onun bana o en son ihanetine pişman gözlerini…
Sakin olun okurken kapatmayın perdeleri lütfen!
Benim sen... Sen... diye diye,
Sen düştü kirpik ucumdan a ciğerimin çiziği!
Yine gördüm de…
Madem görülememek derdindesin
Görmedim var say seni, yüreğim sana hasret!
Senin kaç sol yanın varsa öpmelere kıyamam!
Bil istedim...
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Yirmi Yıl Önce

...Yirmi Yıl Önce...
Tam yirmi yıl önceydi...
Yine bu Cafede, yine bu masada,
Yine sol elimde sigaram,
Solum yine yana yana, sağ elimde kalemim
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Bekliyordum seni.
Evet!
Cümleler, laf atma şekilleri değişmemiş hala!
Yan masadaki adamlar yirmi yıl daha yaşlanmış olsalar da,
Sığ sularda çoktan boğulmuşlar.
Evet benim bir yanım isyanlarda hala!
"Abes bir laf daha etseler de,
Şu kadehimi fırlatsam ya kafalarına!" diye.
Evet başım hala öne eğik, sen hala gelmedin diye,
Gözlerimin gözü hala yazdığım satırlarda!
Bu dünyada değişen tek şey benim galiba!
Tam yirmi yıl önceydi...
Yağmur kar topluyordu yine bulutların ardından,
Ve ben bekliyordum hala seni.
Geleceğinden çok emin, zamanına kararsız öylece bekliyordum.
Tam yirmi yıl sonra, yine bu cafede, yine aynı masada,
Yine sol elimde sigaram, solumdan yana yana,
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Artık "Sen" diye bir şey olmasa da ben buradayım,
Onu bekliyorum şimdi, geleceğinden çok emin.
Geleceği zamana kararsız o da,
Onu da çok özlediğim için hani,
Beklemekten nefret ede ede bekliyorum.
Kızımızı.
Ve...
Yazıyorum hala!
Cemre.Y.

3 Kasım 2017 Cuma

Son Nefesim

...Son Nefesim...
Kimi sevsem,
Kimi sevmeye kalkışsam, senin yerine,
Gökkuşağım sandığımın ardında,
Hep bir fırtına!
Kimi sevsem,
Kimi sevmeye kalkışsam, senin yerine,
Bir kelebek kanadının narin kırılganlığında
Daha dokunmadan kanadının renklerine,
Ertesi gün ölüyor.
Bir seni saklıyorum yüreğimin,
Hep, kan damlası sızan sol yanı.
Bir seni ne yapsan,
Ne yapmasan, hep affediyorum.
Bir senden geçtim deyip,
Deyip de vazgeçemiyorum!
O kadar bensin ki, kendim sayıyorum
Yaptıklarını, yapmadıklarını.
Kollarımı kendi kendimle sarıp
Omuzlarıma kavuşturduğumda,
Şefkatle öptüğümde omuz başlarımı,
Kendimi ne kadar seviyorsam,
Kendime ne kadar şefkat sunuyorsam,
Kendime ne kadar muhtaçsam,
Bana ne kadar muhtaçlarsa,
Sen de bana öylesin işte.
Senin böyle kırılgan
Kendinden bile kaçak anlarında,
Bir sana hem en yakın,
Hem en uzak kalıyorum.
Ne kalabiliyor, ne gidebiliyorum!
Ne salabiliyorum seni özgürlüğüne,
Ne sana tutsaklıktan vazgeçebiliyorum.
Bakmaya, dokunmaya,
Sevmeye bile kıyamadan öylece,
Suskunluğumsun!
Ben sadece ve sadece hep sanayım ey yar!
Biliyorum dokunsam toz bulutu olacaksın.
Yokluğuna dayanamam!
Karda yürürken verilen
O yoğun nefes kadar hem sıcak, hem soğuk!
Ben yine de seni çekerim nefesime...
Nefesim olursun!
Son nefesim!
Cemre.Y.

19 Ekim 2017 Perşembe

Ne Diyeyim Pardon

...Ne Diyeyim Pardon...
Kim bilir kaç kereler dinledim bu şarkıyı,
Aylar ve geceler boyu...
Her bir cümlesinde,
Kelime kelime akmıştır gözlerimin yaş taneleri.
Yüzüm solmuş, dudaklarımda
Acı bir anı tebessümü,
Bir yanı buruk, her yanı kırık.
Ben sana yüreğimdeki çizikle geldim ey yar...
Ve ne yazık ki hep var!
Daha ortalık darmadağınıktı,
Toparlayamamıştım daha
Paramparça can kırıklarımı.
Azaldıkça çoğalmaya başlamıştım da…
Ben sana bitirmiş de gelmiştim
Son kırıntılarımı, kırgınlıklarımı.
Hani göz bebeklerimin içine bakıp,
“Boşluk duygusu seni bana getiren” demiştin de
Ben susmuştum sana.
Bilemedin ey yar!
Sen daha insanoğlu
Vücut bulmamışken dilediğim o tek dilektin.
Kaderimdin.
Olmamam gereken hallerden,
Gitmemem gereken yollardan koruyanımdın.
Bir nisan yağmuru kadar yeşilin en tazesine umut,
Bir zemheri ayında yağan
Kar kadar unutulmuşluktun.
Kederimdin belki ama dileğimdin,
Sen geldiğinde ben boşlukta değildim.
Sen geldiğinde vazgeçmiştim
Hayattaki varlığımdan.
“Hiç” likteydim!
Sana saçmaladığım kadar
Hiç kimseye ve hiçbir şeye saçmalamadım ben.
Hiçbir zaman öyle bir şans verilmedi bana...
Sen verdin!
Varlığın…
Var olabilme nedenin boşluktan değildi de
Yokluğun ve olamama halin,
Bermuda şeytan üçgenindeymişim
Hissi uyandırıyor bana
Ne bitirebiliyor, ne başlayabiliyorum...
Bir girdabın içinde öylece dönüp duruyor,
Öylece savrulup duruyorum...
Sadece bu şarkıyı dinliyorum...
Sadece seni yaşıyorum...
Yokluğun bile sen be sevgili,
Ne diyeyim ki!
Pardon...
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...