nota etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nota etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2025 Cuma

Uyu... Yavrum... Uyu

...Uyu... Yavrum... Uyu...
Neredeyse aklıma düşecektin bu gün,
Neredeyse sızım sızım sızlayacaktı ciğerimin köşesi!
Durduk yere yine...
Özlemelerin iskelesinde tek başıma oturmayayım diye,
Yordum kendimi tüm gün!
Önce toz, kir ne varsa yudum, yıkadım, yok ettim evimden,
Sonra sanki misafir gelecekmiş gibi
Tencereler dolusu yemekler yaptım ne zaman yerim bilmem.
Tam nihayet yine gittin aklımdan da yüreğimden de derken.
Kalbimin notaları çook eskilere götürdü beni,
Sana rast makamı şarkılardan ninniler söylerdim ya hani!
Elbette bütün ninnilerinin hepsi,
Ahmet Kaya'dan şarkılar, Yusuf Hayaloğlu'ndan şiirler değildi.
Sana rast makamından sözünü içime yuttuğum,
Bir sürü şarkının nağmelerini sunardım her biri, birer ninni gibi.
"Vuslatından gayrı el çektim yeter ey bî-vefâ
Dilfigar ettin beni şimden geru eyle safâ"
Ne de güze söylerdi Muazzez Abacı!
Sonra Nesrin Sipahi ile Nihavent Makamından
"Biraz kül biraz duman, o benim işte..." diyerek devam ederdik.
Daha da olmadıysa,
Kürdili Hicazkara geçer Mediha Sen Sancakoğlu'n dan,
"Bu ateşi sen yaktın içime, gel de sen söndür." diyerek
Beraberce ağlardık sen kollarımdayken.
Ağlayınca herkesin uykusu gelirdi zaten,
Uyu...
Yavrum...
Uyu...
Cemre.Y.

25 Ağustos 2020 Salı

Çocuk

...Çocuk!...
Ben seni,
Çocukluğunun eksik yanlarından sevdim çocuk!
Hani en sevdiğin piyano'nunla,
En sevdiğin resitali sergileyip,
Büyüklerinden övgülü alkışlar toplamayı umarken,
Notaların en sol fejinde kopar ya,
Piyanonun nota telinin en son notası...
Artık ayak pedalına bassan ne fark eder,
Ellerini tuşlardan kaldırıp, pes etsen ne?
Ben seni,
Çocukluğunun eksik yanlarından sevdim çocuk!
Daha kemana geçmedik, dikkat et.
Daha kanun çalacağız birlikte.
"Aşk kere aşk, kaç eder çocuk,
Söz...
Bilirsen bundan sonra seninim."
Daha sana yürek çiziğimi,
Daha sana...
Gülüşünün her kıvrımına ayrı hayran olduğum,
Göğsünde lale gülüşlü kızımı anlatacağım!
Ki...
Bütün notaları sunsalar ömrüme,
Bütün sesli ve nefesli ve de telli çalgıları sunsalar ömrüme!
Tek bir yosun yeşili bakışına,
Ömrümü çok sesli dünya eylediğim!
Cemre.Y.

15 Şubat 2020 Cumartesi

Çimen Kokusu

...Çimen Kokusu...
Ah nasıl da kalabalığım şimdi şu notaların içinde!
Nasıl da anıları güzel bütün renklerimin.
Misal, kahverenginin tonlarını sevmeyi öğrendim!
Koca bir çınar yaprağının ruhuma,
Kalbime, yüreğime,
Yarama, yareme, çileme,
Pes edişlerime, gencecik bir dokunuşla,
Tek bir cümleyle hem de!
Zamanı genişletip,
Ömrüme yeni atlaslar açtığına şahit oldum.
Artık biliyordum, emindim hatta,
Zemheri ayazının altında saklıydı yemyeşil çimenler.
Ki o, en tazesinden biçilmiş, o çimen kokusu...
Sanki burnumun direğinde derin bir nefes!
Sanki boğazımın ilmeğinde,
En sevdiğimin en güzel hikayesini duymuş da,
Küçük bir kız çocuğunun,
İlk kez atlı karıncaya binerken sevindiği gibi,
Zamansız, kocaman gülümsemeli, bir yutkunuş!
Ah nasıl da kalabalığım şimdi şu notaların içinde!
Nasıl da anıları güzel bütün renklerimin.
Meğerki, ne de güzel mutlu olunurmuş.
Cemre.Y.

13 Kasım 2019 Çarşamba

Dolunay


...Dolunay...
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklarda ve ay...
Dolunaydı.
Bir vakitler...
Hani hiç kimseye olmasa bile,
Bir tek onun sesini duysa hani,
Yüreğinin tellerinde şarkılar notalanırdı ya!
Olmadı bu sefer.
Hani öl dese uğruna yine seve seve ölünür de lakin!
Hissetmeye çalıştı kadın yeniden yüreğinin şavkını.
Olduramadı.
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklardaydı ve...
Ay...
Dolunaydı.
Hislerini kaybetmişti kadın,
Hükümsüzlüğü bakiydi lakin.
Çırılçıplak bir ağaç gecenin ayazını giyinmekteydi.
Varsın gelsindi kışın en zemherisi donardı en çok!
Öyle de kendine dahi yokluk ayazıydı yani.
Hiç kimse de anlamadı.
Cemre.Y.

27 Ekim 2019 Pazar

Şarkı Söyle Çocuk

...Şarkı Söyle Çocuk...
Bana bir şarkı söyle çocuk...
İnan umurumda bile değil sesinin rengi, tınısı, ahengi falan!
Bana yüreğinden süzülen en mutlu cümlelerle,
Nihayet hissedebildiğin en sevgili şarkılarını söyle.
Bana bir enstrüman çal çocuk...
İnan umurumda bile değil!
Notaları bilip bilmemen ya da doğru tonda başlaman.
Bana vücut dilinden süzülen en mutlu ezgilerle,
Nihayet hissedebildiğin en sevgili umutlarını çal lütfen!
Bana birçok hayal anlat çocuk, hepsi de gerçek olan!
Cemre.Y.

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Kadınla Adam

...Kadınla Adam...
Rahmetli annemin,
Polis radyosunu dinlediği zamanlardan birindeydik,
Anacığım kapı komşusuna akşam gezmesine gitmiş,
Baba desen her zamanki gibi kahvede pişpirik oynamakta,
Abla kardeş çocukluk canlarımız sıkılmış,
Ellerimize, her gün, türlü oyunlar oynadığımız,
Yandaki marangozhaneden aşırdığımız çekiçlerimizi almış,
Kararlıydık bu akşam,
Radyoda hiç usanmadan,
"Kimseye Etmem Şikayet" i söyleyen o kadınla,
"Bülbül Aşıkmış Güle"
Şarkısını söyleyen adamı çıkaracaktık içinden.
Vura kıra parçaladık pilli radyoyu lakin,
İçinden çıkaramadık bir türlü kadınla adamı.
Önce Zeki Müren gitti, epeyce sonra da anam!
Çok sürmedi gidiş araları ya,
Müzeyyen Senar'la,
İçli bir şarkının es notalarında kavuştular.
Cemre.Y.

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Bazen

...Bazen...
Bazen,
Taş çatlar sabrının muhasebesinden,
Sabır tanelerim…
Ve bazen,
Yazdığın onca kelamın,
Nasıl olup da sen daha yazarken,
Notalarından kaybolabildiğini de biliyorum!
Bazen...
Bazen'leri...
Geç fark etmiş olabiliriz lakin!
Seviyoruz lan!
Biz seviyoruz en azından birbirimizi.
Sanırım şimdi "Sus!" vakti!
Cemre.Y.

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Adam Dediğin


…Adam Dediğin…
Gel sevdiğim,
Sarıl bana sımsıkı…
Öyle sarıl ki gitme bir daha,
Öyle sarıl ki gitmeyeyim bir daha,
İçinde "Biz" olmayan hiçbir yere.
Gel sevdiğim,
Sen yine sus bana sesiz avaz dolusu çığlıklarınla…
Öyle sus ki bilmeyeyim hala…
Beni unutmak için işlediğin o bütün günahları,
Sen de bilme ama seni unutmak için işlediğim o bütün suçları.
Gel sevdiğim,
Son kez bir daha affedelim biz "Biz!"i…
Son kez ağlaya ağlaya gülelim birbirimizden vazgeçemeyişlerimize.
Nasılsa ben bunca aldatılış yüzlü maskelerden boğulmuşken,
İntikam için dahi aldatamayacağım madem kendimi, yine!
Gel sevdiğim,
Sen kızıl saçlı baharlarını unut,
Ben yaz ortası zemheri ayazlarımı.
Vakit…
Ecele ramak kala!
Sevişmeye vakit yok zira.
Sarılıp sımsıkı…
Koklayalım mı madem birbirimizi!
Gerçi onu da unutmuşsundur sen!
Sanki egzotik bir kuş kanadının o son teleğine dokunmuş
Yasemin notalarından, zambak ile leylak arası ara tondum ben!
Sonraki hayatımı bilemem ama,
Sen zamanlarımdan öncesinde de,
Sakalı ve de bıyığı,
Hele kapalı mekanlarda güneş gözlüğünü,
Hele hele benden aceleci yürüyen,
Zamana geç kalmış gibi, ecele gider gibi,
Hızlı yürüyüşlerden hala, hep kıllanırım.
Bence adam dediğin'in adımları senle aynı adımı atmalı!
Cemre.Y.

2 Mayıs 2018 Çarşamba

Kaybolmuş

…Kaybolmuş…
Yine aynı yerden kırılmış sazımızın telleri…
Farkında bile değiliz…
Kaybolmuş en anlamlı notamız arar dururuz.
Cemre.Y.

26 Nisan 2018 Perşembe

Enstrüman

…Enstrüman…
Enstrümanlardan en çok…
Kanun çalmayı isterdim çocukken,
Bir de keman'ı, bir de ud'u…
"Piyanistlik zengin işi." derdi rahmetli annem,
Rahmet'ine haylice de daha kemali varken.
"Sakın ola ki he, elde edemeyeceğimiz şeyleri,
Öyle hayalince hayallenme sen, sakın ha!" derdi beni döverken.
Meğer, o kadar da çok zengin işi değilmiş!
Ne kanun çalmayı öğrenmek…
Ne de ud çalmayı,
Hiç olamadı bir saz'ın tellerine dokunup,
İçinden geçen melodileri aktarmak.
Kızım'ın gitar hevesi vardı bir ara!
Benim de vardı!
Kurslara yolladım onu,
Baktı ki önce notalar falan fistan…
Benim hayalimden önce sıkıldı…
Geçen sarhoş olmuştuk beraberce…
Benden önce duvara vura vura doğradı gitarı!
Gram kırılmadım ona!
Zira ondan öncemde
Maktuliyetlerimin meskunu belirsiz mesken ispatsızlıklarım vardı.
Ölümlerimin birinde…
Kimse cinayetime meskun mahal bulamadı!
En ihtiyacım olduğu an'da…
Gözlerini bana devirmişti çoktan yosun yüreklim.
Ve o bana her seferinde…
"Ben seni mutlu etmek için bu dünyaya gelmedim!
Beni içinden çıkartmak için ısrar eden sendin!" dedi.
Sanki, o içime tohum ekilmişken,
Kış gelmeyecek…
İlkbahar olamayacak…
Cinsiyeti uğruna bile hayal kurulamayacakmış gibi…
Yalan yok!
Ben gözlerinin uğruna bütün odaları
Mavi yeşil gözlü bebek renk yaptımdı,
O da bütün elbiseleri kız giydirdiydi.
Hatta...
Arada bir testler sonrası kandırırdım onu!
Ne diye bütün kalp atışlarında
Bütün akrabaların yanımızdayken!
O, işleri dolayısı ile yanımızda değilken,
Neden ki vakit ayıramıyordu ki diye
Kendimce cevaplar ararken!
Durduk yere kandırasım gelirdi onu!
"Erkek olacakmış bebişimiz" derdim.
Aman!
Ne keder bağlardı bir bilsen,
"Olsun ama sağlıklı olsun da!" derken!
Meğer!
Rahmetli deden'e karşı rövanş maçıymış sın sen!
Sülaleye ilk kız evlat!
Zira onu da başarabilmek…
Ayrı bir maharet!
Geçen gün bir piyano çıktı karşıma,
Kimsesiz, sessiz…
En sevdiğim melodiyi çalayım dedim…
Bütün salon çınladı çığlığımdan.
Başarabilmiştim ama…
Ona da çok geç kaldım, hiç yoktan!
Cemre.Y.

12 Aralık 2017 Salı

Nihavent Makamı

…Nihavent Makamı…
Ben seni;
Saba makamından geçip,
Esrik bir sabah vakti 
Rast makamından cayıp,
Gün geceye çatarken,
Buselik makamına gülümseyip,
Hümayün makamı zamanlarımızın
Hicaz taksiminin kundağına sarıp,
Nihavent makamı bir şarkının
Notalarına terk eyledim,
Şimdi varsın çalsın bütün o kanunlar!
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Ötesi Ne Mühim

...Ötesi Ne Mühim...
Zemheri ayazı aylardan biriydi,
Günlerden kim bilir hangi gündü
Sesini ilk duyduğum gün.
Kulağımdan geçip
Kalbimin varlığını anımsattığını hatırlıyorum.
Yüreğimin tellerini tek tek notalayan
Uzaklardan yakınıma esen
Lirik bir melodi gibiydi sesin.
Düş yorgunu geçen günlerimden sonra
Yine zemheri ayazı aylardan birinde
Sesin çıkageldi ruhuma...
Sandım ki bahar geldi,
Sandım ki yeşillendim,
Sandım ki mavilendim.
Kim bilir görür müyüm hiç
Gözlerinin içini,
Dokunabilir miyim yüreğine.
Dudaklarından tadabilir miyim
Lal kırmızı geceleri sabahlara dek.
Ben senin ilk sesini sevdim adam.
Ötesi ne mühim.
Cemre.Y.

31 Ekim 2017 Salı

Siyah Gece

...Siyah Gece...
Gün ortasında bütün perdeleri kapattı kadın.
Dış kapıyı içeriden kilitledi,
Bir kadeh kırmızı şarap koydu, iki mum yaktı,
Bilgisayarına hoparlörü taktı Andrea Bocelli'nin,
"Besame Mucho" sunu son ses açtı.
Sonunda iki ayrılıktır,
Boğazında düğümlenen hıçkırık,
Gözlerinden nihayet damlayacaktı.
O şarkı bitti...
Başka bir şarkı açtı,
Bitti...
Bir başka şarkı daha...
O yaş bir türlü akmadı.
İlk ağlayamadığında aşkı bitmişti.
Şimdi de sevdası.
Anlamsız bir melodiyle irkildi!
Telefonun ucundaki ses...
"Nihayet yeniden buldum telefon numaranı!" diyordu.
""Tam altı yıldır, her yerde seni izledim,
Bana "Hayır" dediğin günden beri,
Tam tamına iki sevda eskittin,
Hala mı "Hayır" yüreğindeki yerim"" diyordu.
Kadın müziği susturdu, perdeleri açtı, mumları söndürdü.
Ve tek bir cümle söyledi,
"Çok yıllık şarabında var mı?"
Adam; "Altı yıllık var ama istersen,
Daha eskisini de bulurum" diye,
Sesinde heyecanıyla,
Bir sürü daha cümle sıraladı.
Kadın usulca soyundu,
Siyah derin dekolteli elbisesini giydi,
Sade bir makyaj yaptı, kırmızı rujunu sürdü,
Kırmızı siyahlı sivri topuklu ayakkabılarını tıngırdatarak,
Yavaşça merdivenlerden dışarı süzüldü,
Kapının önünde onu bekleyen,
Siyah arabaya usulca yerleşti.
Gittikleri yerde, denizin dalgaları,
Köpüre köpüre sahili dövüyordu.
Kadın balkona çıktı, bir sigara yaktı,
Deriin bir nefes çekti.
Adam gelip beline sarıldı kadının,
Usulca onu içeri çekti veee...
Sonra bütün perdeleri kapattı adam.
Dış kapıyı içeriden kilitledi.
İki kadeh kırmızı şarap koydu, iki mum yaktı,
"Müzik ister miydin?" dedi adam.
Kadın yutkunarak; "Gerek yok!
Müzik benim içimde" dedi.
Adam bunu açık bir davet olarak algıladı.
Ve kadının içindeki bütün notaları.
Teninin her hücresinde aramaya başladı.
Kadın sonunda ağladı...
Adam bunu mutluluktan sandı.
O kadar çok seviyordu ki yokluğunda bile kadını!
Yalandan da olsa, onun her şeyine, her anına, razıydı.
Cemre.Y.

15 Eylül 2017 Cuma

Bir Varmış, Hiç Yokmuş

...Bir Varmış, Hiç Yokmuş...
Gece, yokluklara sanrılı bir sancıyken,
Uyku denen rehavet anıyla
Yalnızlık denen canavar cenk ederken,
Şöyle bir döndüm de geçmişime...
Gülümseyerek anımsayacak,
Geçmişin uykusunun koynuna olsun
Sarılıp sarmalayacak,
Tatlı bir huzura gözlerimi kapatacak,
Bir tek aşk kırıntısı bile kalmamış
Hiç kimseden.
Öyle bitirmişler ki kendilerini bende
Onları mahkum ettiğim
Zindanlarımın yolları bile kapanmış!
Adları geçince bir şarkının bütün notalarında,
Ya da bir yol ayrımındaki tabelada
Hep...
Buruk bir tebessüm!
Bir varlarmış, hiç yoklarmış...
Oysa asla kaybetmek istemedikleri
Ne çok şeyim vardı onlarda!
Cemre.Y.

12 Eylül 2017 Salı

Hüzzam Bir Şarkının Notalarına Gömün

...Hüzzam Bir Şarkının Notalarına Gömün...
Arada es niyetine
Bol darbuka çalsa da hayatımın nefsi
Nefis-i kaderimin geneli hüzzam'la geçer benim.
Oysa yaşımca yaşayabilmek isterdim ömrümü ya!
Ben, ille de ben...
Sona bakarım, kimsesiz ölürsem.
Beni, sala niyetine, kanun taksimiyle,
Hüzzam makamı bir şarkının notalarına gömün.
Cemre.Y.

1 Ağustos 2017 Salı

Sahi Neden Öldürmedin Beni?

...Sahi Neden Öldürmedin Beni?...
En son sana çokça konuştum.
En son...
Sana lirik cümlelerimi, öylece savurdum...
Gölüne rüzgar oldum,
Denizineyse kuşkusuz kanatlarla uçtum.
Oysa sana bile aşılmaz olan o kaf dağımızda
Tek bir notalı kanat bile çırpılmıyordu o aralar.
Sahi nefessiz teslim ettimdi ben kendimi sana
Sen beni de ne diye öldürmedin ki?
Sahi aylardan Hazirandı değil mi?
Temmuzun bitmesineyse daha çook var!
Ölürüz elbet efendim
Daha çok vakit var!
Cemre.Y.

Acıya Sus!

…Acıya Sus!..
Acıya da "Sus!" var!
Bütün notaların ses tellerinin,
Hepsinde aynı çalan yüreklerde hem de!
Cemre.Y.

27 Haziran 2017 Salı

Notalarınla Gel

...Notalarınla Gel....
Gereksiz notaların, gereksiz hükümlerine…
Hükümlü yazmadık biz kimsemizi...
Ondandır pişmanlık gömleğini hiç giymemiş olmamız.
Gururla, başkalarından çalıntı anlar'ı da bu yürek anlar
Kendini sana hep erteleyerek! 
Ehh! Buna da katlanacaksın…
Biterse gel! 
"Yaşam" mı dedim?...
"Cıkkksss!" diyemem bunca bol sevgili'li geçmişinle,
Olur ya eskiler'inle vedalara hüküm giydirebilirsen gel! 
Benim sana geldiğim gibi!
Benden başka bütün 
Gerekli gereksiz notalarını da alıp gel.
Arada sadece ben olayım 
"Es" niyetine.
Mavinin umman seyrinde.
Cemre.Y.

1 Haziran 2017 Perşembe

Ama Burası Benim Ülkem

…Ama Burası Benim Ülkem…
Oysa yepyeni kelimeler
Döşemiştim şiir haneme,
Mecaz anlamı başkalarınca apayrı,
Banaysa özel mi tüzel, nice cümleleriyle.
Tam yazdığım gibi öylece paylaşacaktım.
Herkes yine sadece onlara,
O kadar sanacaktı.
Yağmur, çocukluğuma oyun etti bu sefer!
Tam perdelerimi araladı,
Beni yine delirmeye çağırdı.
Tam giyindim, parfümümü elime aldım
Tam buram buram kadın kokacaktım...
Vazgeçti içimdeki bir ses.
Bu sefer de iftar pidemi almaya gider gibi
Erkek kokumu sürdüm.
Öyle ya ben, kadın yüreğim çağlıyorsa
Zara’nın en indirimli anında Fruıty’ini,
Erkek yüreğim ağlıyorsa
Axe Darktemptatıon Chocolette’i,
Aşk a hazırlıksız yakalanacaksam,
Yakalanmak da, yanmak da istemiyorsam
Fırst Class Man’i kokardım...
Evet!
O da erkek kokusuydu yani!
Evet yanlış okumadınız!
Ben genelde erkek kokarım!
Bana ne Diorlar’dan,
Ömrüme kaç aşk etmişti ki,
Bana neydi o bütün Di Amor’lardan.
Bana neydi Milion’lu parfümlerden
Zaten rakamları kokuma,
Burnumun ucuna hayli bedelse
Hepsinden nefret ederdim ben!
Neyse işte;
Axe Darktemptatıon Chocolette sıktım
Erkek kokuyordum buram buram...
Bu kokuyu
Benden başkalarında duyduğum
Bütün anlara inat!
Savuruyordum merdivenlerimin
Tam on altı basamağına!
Başka bir sebepten.
Anamın gücüne artık gitmesin diye diye!
Eminim çoğu kullandıkları kokunun
Notalarını bile bilmiyorlardı.
Ben öylece,
Aslında hiç yağmayacak yağmura uçuşurken,
Ardımdan en küçük kardeşimin kiracısı,
Sanki az önce,
Taaa giriş kapımızın kaldırımlarını
Süpüren o değilmiş gibi,
Sanki ben terasımdan bakarken
O’nun incecik bedenine özenmemişim gibi,
Sanki şimdi iftara misafirken
O incecik bir yeni gelincik gibi
Giyinmemiş miş gibi!
Kendi merdivenlerini iniyordu usul usul....
Ben onun merdivenlerden
Sadece yağmuruma uçuşurken,
Öylece deyiverdi;
“Sen ne de güzel kokuyorsun
Ama her seferinde be kadın!
Ve ben safi sabun koktuğun günlerde bile
Senin buradan geçip gittiğini anlıyorum.
Sakın kızma bana!
Güzel ötesi koktuğunu söyledim diye!
Ama bugün özellikle bugün!
Sen adım gibi kokuyorsun.” dedi.
Adı Özlem’di....
Ömrümde ilk kez,
Erkek kokumla birileri beni
Kendi merdivenlerimden
Uçuşurken tanımıştı işte!
Dinsiz , milliyetsiz, ırksızdı
Beni hiç yermemişti ona buna.
“Teşekkürler” deyip
Gülerek gittim ya hani
O gülmeler...
Kocaman bir yalandı...
Şükre çeyrek, duaya yarımdım.
Yağmur bana yine yalan söylemişti işte.
Sonra sokağıma daldım
Ne güzel kokuyordum adını hatırlattım
Belki de epeydir gidemediği memleketini.
Oysa ben geçen seçimde
Mevlüdümüze bahaneyle hazımsız olduğum
O yeşilli, sarılı iğrenç bayrağın ipini
Kendi elleriyle kestirendim.
Oysa; Hocamız bile izin vermişti.
Hocamız!
Türkiye Cumhuriyeti’ni ne kadar bilebilirdi!
Mevlamız “Aziz Mahmud
Hüda-i ye zeval vermesin!” di.
Hocamız ne bilirdi?
O gün ben o bayrağı kaldırtmasam
Mevlüdüne, yazık ki Kur-an hakkını
Gerçek bilenleri duracaktı!
Kaçı biliyordu ki gerçeği?
Mevlamız onca yüce!
Hiçbirimize, ne ülkemize,
Ne kişiliğimize, ne bize, zeval vermesindi.
Bu neyin, neye denemesiydi?
Nelerin neye bedelli vazgeçmesiydi?
İçim, iç savaşlara el veremezken
Rahat değildi.
Savaşmalı ve yine gerekse
Benim Cumhuriyetim kazanmalıydı...
Ve bu kazanç o binanın sahibi biziz diye
Olmamalıydı.
Bugün ben merdivenlerinden uçarken,
Hem de baştan sona erkek kokarken
O özlem’in gözlerinde bunu gördüm işte.
Utandım ilk kez kendimden.
Savaşmaya cesaretim yok
Sindirmeye cesaretim hayli çoktu diye.
Ama burası benim Ülkem.
Cemre.Y.

19 Mayıs 2017 Cuma

Sahi Genç…Sen Başladın Mı?

…Sahi Genç…Sen Başladın Mı?...
Yalnızlık denilen ezeli dost ile,
Sadakatin sessiz yemini,
Oldukça kalabalıktılar aslında.
Her yürekte…
Öyle çok yokluklar vardır ki,
Hepsini bilseydiz, yüreğiniz yetmezdi.
Gönderilmemiş bütün mektuplar,
Henüz cümle edilememiş bütün kelimeler,
Sevgiliye bile itirafsız hıçkırıklar,
Teker teker takılıp kalırlar boğazının
En yutkunamama noktasına!
Dostlar arasında bile,
An gelir sus olur gülüşler ve ağlayışlar.
Ve o en...suskunluk anında!
O meclisin bütün kadınlarının,
Tek duası olur aslında
Aynı anda tek cümleyle,
"Bu dünyaya…
Üzülecek bir kız daha doğurulmasınlar"
İlla ki yüreklerinin,
Mühürlü sandıklarında,
Sararmaya yüz tutmuş,
Bir gergef durur öylece…de…
Henüz sevdiceğinin yüzü gibi!
Sonsuza nakşedilemiş!
Öyle bir şey işte..
Biz bütün kadınların...
Gönüllü, gönülsüz…
Yalnızlığımıza mahkum prangaları
Henüz yazılmamış,
Hicaz bir şarkının
Kanun tellerinde daha,
Nota nota…
Nakşedilememiş haldir o!
Kimimizin ne haddine!
Ve bu…
Bir kadının yalnızlığının
Sadece ön sözüdür!
Ve son vazgeçişi!
Sahi genç?
Sen başladın mı, yarısında mısın?
Yoksa ben gibi…
Hiç mi bitiremedin?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...