labirent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
labirent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2020 Pazartesi

Küsüyor İşte

...Küsüyor İşte...
Belirsizliğin derin dehlizlerinde,
Labirentlerce...
Kendisine...
Bir tek çıkış yolu ararken,
Hiçbir yolun, hiçbir sonun olmadığını görüp,
İdrak edince anlıyor insan!
Kendisinden...
Ne kadar da en erken,
Ne kadar da çabuk vazgeçildiğini!
Bir vakitten sonra...
Eş, dost, akrabanın da,
Kendi derdinde olduğu mevsimler bunlar,
Malum...
Ortalıkta corona belası var!
Yoksa iki lafın belini kırabilen biri
Hiç...
Şiirlerine de kırılıp, küser mi?
Küsüyor işte,
Hem de öyle böyle değil ha!
Yürekten gücenmelik'li.
Şiire de küsüyor,
Cümle'ye de,
Kelime'ye de,
Hece'ye de,
Harf''e de küsüyor insan olan.
Hem de ciğerden gücenmelik'li.
Cemre.Y.

27 Mayıs 2020 Çarşamba

Labirent

…Labirent…
Dipteyim, ve…
Bir kuşun kanadından nasıl tutunulur bilmiyorum.
Kumdan kalelerimin zindanlarına atılmışım yine!
Dipteyim ve martının çığlığına nasıl tutunulur bilmiyorum.
Uçan balonumun ucunu tutan iplik boğumuna asılmışım yine!
Yine görünmez ellerin canı sıkılmış,
Dönmeye yakın kaderimin yazgısını,
Acımasız haramilere sildirmiş yine!
Daha, hala yaşasam…
Gereksiz birer boşluk doldurmalık yer kaplarım,
Ölsem…
"Kim bilir daha yaşanacak ne de güzel günlerim vardı!"
Yine kurtaramamışım üç kuruşluk dünyamı.
Yaşım, ergenliğimin orta yaşını çoktan geçeli beri...
İsyan durağını da göremez oldum, gayri bu labirent bitmez gibi!
Cemre.Y.

11 Mart 2020 Çarşamba

Labirent


...Labirent...
Yalnızlığının labirentlerinde gezerken,
Önceden ömrüne yazılmış kaderin,
Sana belirlediği bütün o zamanları yaşaman için,
Bir tek parmak hareketiyle iplerinden birini çeker,
Ve sen...
Sana seçilmiş o anları, yaşamaya başlarsın.
Ne yazık ki hiç kimsenin aklına gelmez!
İpleri tutan o inancı değiştirmeyi...
Beyin, uzunca bir süreliğine uzaklara gitmiştir çünkü!
Yürek desen çoktan kırıksa hele...
Sağın, solun, önün, arkan hep sobe.
Sana "Geçer!"demeyeceğim küçüğüm.
Geçmez zira!
Sadece...
Artık acıtmaz olur bütün o kayıplar!
Cemre.Y.

11 Aralık 2019 Çarşamba

Sizi De Affederim


...Sizi De Affederim...
İçimin dehlizlerinin bütün labirentlerini geçtim.
Kolay olmadı tabi!
Kaç kere nefesim tıkandı çıkmaz sokaklarımın birinde,
Kaç here yenildim, kaç kere pes ettim, kaç kere...
"Vazgeçmek fıtratım da yok!
Ama ya pes ettirirlerse!" diye diye...
Ve kaç kere pes ettirdiler ah bilemezsin!
Kaç kere ve kaç geceler boyu da,
Sabaha uyanmamayı dilemiştim oysa bir bilsen.
Lakin...
Ömür bu azizim.
Gözümü bir açıyorum gün aymakta...
Üstelik bu dünya hala aynı acımasız aymazlıkta.
Omuz silkip kalkıyor, bir sigara yakıyor,
En sadesinden Türk Kahvemi yapıyor,
Aceleyle günün getireceklerini giyiniyorum sırtıma!
Hayat bu mirim!
Kim bilir kaç hançer çiziği daha geçecek ömürden,
Tam da artık...
Sevmeli, sevilmeli, eş, dost, akraba, arkadaş,
Yar, yarendi ne varsa affetmişken!
Sahi dün akşam babamı aradım ömrümde ilk defa.
Nasıl sevindi, nihayet onu da affetmişim diye!
Sesinde küçücük bir oğlan çocuğu cıvıltısı,
Sanki bayrammış da onu lunaparkta atlıkarıncaya bindirmişim,
Sanki heves ettiği bütün pamuk şekerleri önüne dizmişim!
Sanki...
Sanki o bundan gayri büyürse bir daha asla ve kat'a
Ömrümün çocukluğunun, ergenliğinin,
Gençliğinin girdabında süzülen,
O kötücül eller olamayacakmış gibi bir sevinç.
Ulan ben,
Ne yaralarımın üstüne basıp basıp bunca ömür kanattım.
Siz mi bana yeni yaralar açacakmışsınız!
Varsın olsun..
Genelde ara sıra eser de,
Genel geçer, hallenmelerinizi de, sizi de affederim!
Cemre.Y.

7 Mart 2019 Perşembe

Ey Yalnızlığım

...Ey Yalnızlığım...
Yorgun akşamlarımın birinde rastladım yine kendime,
Ağır aksak gölgelere söve söve gidiyordum evime.
Geceleri sakil olur bizim çıkmaz sokaklar,
En çok da kaldırım taşı sandığının,
Güvenli birer adımdan biri sandığın,
O parke taşının altıdır tekinsiz olan!
Ya çamurlu su fışkırır arasındaki çatlaktan,
Ya da ayağın içine gömülür altındaki boşluktan.
Ayak burkulmaların hayallerinin kırıklarına sarılır o an,
Can kırıklarını da toplayıp teker teker,
Yoluna çıkan türlü çeşit bağımlı insan evlatlarına,
Cebindeki son paketten birer sigara uzatırsın,
"Mutlu akşamlar!" dileyerek.
Güneş...
Son kez göz kırparak sana,
Sakince gözden kaybolurken,
Yorgun akşamların son güneşinde,
Kendi gölgeni görürsün yeniden.
Meğer ne çok yağmura küfür etmişsin ulu orta,
Ne çok kardan adam yapamadığın hafif karlı günlere,
İçten içeri hayıflanmışsın kendince.
Ve de...
Ne de çok şimdi'yi kaçırmışsın ömründe.
Kurak toprakların yarılmış en ciğerinden de,
Sen hala yaşlı çınarın dallarını ayakta tutmaya çalışmaktasın
Ya bir gün mevsimi gelir de,
Hiç yoktan bahar olur yapraklanırım, çiçeklenirim diye!
Eriklenirim, çileklenirim, kirazlanırım diye!
Sonra ay...
Salına salına süzülür.
"Umudu yıldızlara astık ay tutuldu." lu günlerin gelir aklına.
"Heyhat ki boşuna hayat, bekleme." derken
Evinin dış kapısı buyur eder seni makus yalnızlığına.
El pençe divan durur fakir köy ahalisinden birinin evine,
Sanki vilayet müdürü gelmiş gibi bir mutlu, bir gururlu ki!
Sayamadım ki...
Kaç yüz yıl geçti ömrümün labirentlerinden,
En çok...
Yalnızlığıma kavuştuğumda çiçek çimen şiir aktım ben.
Ey benim kurak topraklarıma çiy damlası düşürenim,
Ne zaman ki kırgın bir roman geçse üzerimden ben korkarım.
Yalnızlığımın yırtık, yamalı,
Ama beni terk hiç terk etmeyen kadar en sadık ülkesi.
Sana nice haksızlık ettiğimi şimdi anladım!
Meğerki ben seni eskitecek, yıpratacak kadar sana sığındım.
İçimden terk ediyorsam seni,
Bu artık yeni köklere ihtiyacın olduğu içindir.
Çünkü...
Gelecek sen varken bana hiç gelmeyecek!
Çünkü...
Gelecek ben varken sana hiç gelmeyecek!
Ve bende, sen de çoktan yorulduk
"Adı bölümü boş bırakılmış bir kimliğin
Hükümsüz ilanlı iki kayıbıydık biz." li şiirlerimden de yorgunum!
Aklında bulunsun ey yalnızlığım kapıyı aralık bıraktım.
Cemre.Y.

5 Mart 2019 Salı

Serçe Parmak

...Serçe Parmak...
Hayatın görünmez labirentlerinde bi kere daha,
Hiç yoktan vurduysan ayak serçe parmağını,
Hiç de orada olmaması gereken o can kırığına
Ve de yürek sancısına...
Öyle boş geçemez aga!
Saçlarının dibinden,
Ayak serçe parmağına kadar,
Hayallerinin kırıklıklarını da dökeceksin ortaya,
Saçının dibinden serçe parmağına kadar,
Yani...
Tepeden tırnağa!
Geçer ama!
Bütün anılar ve bütün acıların izi geçer...
Küfürsüz, diyemem ama!
Hiç yoktan, hiç olmayacak bir anda,
Alelacele aşırmaya çalışırken hayattan hayatını,
Ayağının serçe parmağı vuruverir hiç olmayacak bi çıkıntıya!
"Vay *mına koyayım!" dersin kişiliğine karşıt!
Hiç yoktan Can Yücel şiirleri gelir aklına!
Demiş ya üstad vakti zamanında...
"Bana şiirlerinde küfür etme!" diyorlar usulsüz;
Lan bu kadar orospu çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?
Cemre.Y.

12 Mart 2018 Pazartesi

Yalnızlık Ömür Boyu


…Yalnızlık Ömür Boyu…
Ne yazık ki ruh geleceğini de biliyor.
Bu labirentinde sonu…
O şarkıdaki gibi ne yazık ki!
"Yalnızlık ömür boyu!"
Cemre.Y.

9 Şubat 2018 Cuma

Minel Aşk Kaç Mezar Eder Boyun?


…Minel Aşk Kaç Mezar Eder Boyun?...
Sen ondan uzun,
Kimliksiz, cinsiyetsiz şiirler umarsın,
O, senden başka kimler varsa
Senden başka kimi yoksa
Onlara kazdığı
Asırlık uzunluktaki cümlelerinin
Satırlar arası labirentinin
Çıkmaz sokağında sana saplar hançerini.
Yönü ne fark eder!
Tarafsız bir yerinden sızan
Can havlinde öldürür sendeki kendini.
Söylesene ey minel aşk!
Kaç mezar eder boyun?
Cemre.Y.

15 Ocak 2018 Pazartesi

Kısır Döngü

…Kısır Döngü…
Ben günün güneşiydim, sen gecenin mehtabı.
Ben bir adım atacak olsam sen gidiyorsun,
Sen bir adım atsan ben gidiyorum.
Aynı dünyanın ayrı kısır döngüsünde
Birbirimize hasret kendi labirentimizdeyiz.
Sormuştun ya hani "Ne zamana kadar?" diye.
Sen günüm olsaydın ben gecen olurdum.
Cemre.Y.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Labirent

…Labirent…
Dışım kalabalık olsa ne çıkar
Yüreğim hep yalnız olduktan sonra…
Herkes gibileri ben almıyorum yüreğime...
Beni herkes gibi sanmayanlar da beni.
Bir labirentte dönüp dolanıyorum kimsesiz.
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Dizi Dizi Diziler

...Dizi Dizi Diziler...
Neden bir durduğum yerde ben
Çok fazla sabit kalamıyorum,
Neden ben,
Bir tek diziyi sonuna kadar,
Öyle sizler gibi soluksuz...
İzleyemiyorum?
Başa ya da, sonuna filan da,
Sarıp sarmalamak istemiyorum?
Ben neden hiçbir hayatı sonuna değin,
Sizler gibi öylece...
Bolca dedikodu malzemesi gibi bakamıyorum?
Ve neden susmam gerektiği bütün hallerde ben!
Dokunabildiğim bütün eşyalarımla kavga ediyorum?
Arkamdan dalga geçeceğinizi bile bile!
Ve neden ben hep...
Hepinizi...
Her şeyi...
Yüzünüze, o hallerinizden sonra bile
Bana o ilk bakabildiğiniz
O her anı, hep affediyorum?
Suç doğma ihtimalime yolculuğumdaki
Tek isabetsiz
Tek başarımdaysa!
Ve ne yazık ki bana
Her gördüğümün her karesini,
Ömrümün bir karesinde yaşadıysam.
Artık...
Ölebiliriz kaptan!
Yarına gülümsemesin kimse bize
Yoksa hiç yok'umuzdan
"Günaydınımız" olur...
Olmasa ya!
Hani bıktık, bıraktık ya.
Ama mademki uzun metrajlı bir film derdindesiniz,
Önden buyurunuz, efendimiz!
Korkmayınız,
Bütün bana çıkan labirentleriniz ışıl ışıl
Eğer hala da benim içimin içini göremezseniz?
Siz varın dizi dizilerinizi izleyiniz.
Cemre.Y.

15 Ekim 2017 Pazar

Aynı Labirent

...Aynı Labirent…
Sevilmek çok geldi,
Sevmek az.
Hayatıma dokunan her şeyin
Sonunu daha çok sevdim başından.
Oysa noktayı koyduktan sonra
İlk cümlenin başına varılmıyordu.
Belki de öğrenemediğim tek şey buydu,
Labirentlerin bütün çıkışları sonsuzluğa değil
"Son!”a açılıyordu ve aşk hep ölüyordu.
Cemre.Y.

18 Eylül 2017 Pazartesi

Labirent

...Labirent...
"Yaşamanın azı, çoğu yok.
Azı da az, çoğu da azdır" derler ama,
Umduğun güzellikteyi boş geç!
Normal bir normallikte bile değilse
Azı da çok geliyor bana bazen!
Hatta bu aralar çoğunlukla yok.
Yolun yarısını beş geçe
Sabaha uyanamamayı
Becerebilseydim eğer,
Bence güzel bir ölüm olurdu bana.
Sonra sabah oluyor
Bir bakmışsın yaşıyorsun,
Yeni güne hayalleniyorsun,
Akşama kadar umut ediyorsun boşuna,
Sonra gece...
Yalnızlığın tüm ağırlığıyla
Çöküyor omuz başlarına yeniden
Bir sonraki sabaha,
Bir daha uyanamamayı diliyorsun.
Uyanıyorsun hiç bitmiyor bu labirentin sonu.
Cemre.Y.

14 Eylül 2017 Perşembe

Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben

...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben...
Ne zaman şiir kuşanacak olsam,
Avuç içi kadar bir coğrafyaya,
Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma!
Hepsi birbirinden Nisan,
Hepsi diğerinden Zemheri, sen gibi.
Sonra tarihleri sıralanır dimağımda,
Başlangıçları milyonlarca kelebeklerle.
Bitişleri mutlaka,
Üçlü mezar duvarlarıyla biten sonları…
İnsandım elbette, sandığının aksine aşka dair,
Labirentlerim vardı benimde.
Güne onunla uyanmak,
Geceye onunla sonlanmak gibi.
Kısacık bir rüya kadar,
Sonu...
Sonsuzluğa çıkabilecek hayallerim hep vardılar!
Üstelik ben hiç akıllanmazdım.
Hiçbir sevdamı,
Matematiğe hiç karıştırmazdım.
Ömrümün, ömürlerine sevdaları zaten,
Oldukça azdılar be!
Ne gereği vardılar!
Sen de benden,
Yüreğimin sol kaburgasını kırıp gidene kadar.
Şimdi ben ne zaman,
Çetin bir kış sonrası,
Başka bir coğrafyada,
Bir serçe kanadında filizlenmeye çabalasam,
Eskiden kırık olan tarafı denk gelir bana yine.
Bir sen vardın…
Bir sen gittin…
Bir sen kaldın…
Senden sonrama, başka hangi sevdam uçabilirdi ki?
Yüreğimin kırık kaburgasıyla,
Ne kadar yol alabilirdim?
Gözlerimi akıtsam havaya,
Yüzüm kalırdı.
Yüzümü savursam,
Gülüşüm kalırdı.
Gülüşümü bıraksam…
Yine sen kalırsın.
Ey kalbimin kırık kaburga kemiği,
Senden sonrama,
Hangi sevdam sonsuzluğuma,
Oradan sızacak sanırsındı ki?
Beni soracak olursan,
Hala içimde,
Elinde misketler dolusu haylaz bir çocuk,
Hala ergen, hırçın,
Laf anlamaz toy bir delikanlı kızcağızım.
Hala ruhumun derininde,
Çoktan emekli mezarını kazan ihtiyarım.
Yine de…
Afiyetine dualarla,
Hamd-ü senalar eder,
Ellerinden öperim.
İyiyim ben.
Ya sen anam?
Bizi bunca bırakıp gittiğine göre,
Oralarda nasıl ahvalin?
Cemre.Y.

13 Ağustos 2017 Pazar

Aynı Labirent

...Aynı Labirent...
Bir şeyler...
“Yalan!” gidiyor ama ne?
Yoruldum aynı labirentin içinde dolanıp durmaktan,
Tam sana giden yolu bulmuşken
Ertesi gün yeniden kaybolmaktan çok yoruldum be güzelim.
Zaten zemheri ayazında...
Kim bana,
"Benimle bir yaz düşü kur." dedi ki!
Ben sadece, saba rüzgarı esti sanmıştım saçlarıma.
Lunaparkın önünden geçerken,
Biri yanlışlıkla,
Rengarenk balonlar tutuşturmuş elime,
O kadar hazırlıksız ve sevinçli bir çocukmuşum,
Rengarenk balonların "Hepsi benim olsun!" diye,
İpini koluma bağlamaya çalışırken,
Hepsi birden uçuvermiş gökyüzüne.
Öylesin, öyle işte, hep aynı labirentin çıkmaz sokağı.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Elbette Sizi De Unutabilirim Bayım

...Elbette Sizi De Unutabilirim Bayım...
Elbette sizi de unutabilirim bayım!
“Sen daha iyilerine layıksın
Kendine yeni bir hayat kur!” demişsiniz ya!
“Becerebilir misin?” demişsiniz ya!
Elbette becerebilirim.
Ben sizler gibiler sayesinde
Kendimden azala azala,
Nasıl bir aşksa size dair çoğaldıkça,
Hayatımın her bir labirentinin,
Çıkmaz sokağında,
Sizden sonuncunuz,
Orada yoksanız
Kendime bile başkalaşıp,
Herkes gibi olmaya başlarım.
Armudun sapı, üzümün çöpü derken,
Sayenizde yüreğimi unutur,
O kadar da bana,
O kadar da size bile
Başkalaşırım hatta.
Gelecekte bir günse
Bana ilk rastladığınızda
Ondandır siz bana pişmanca bakarken benimse size…
Yaz ortasında buz kesmiş gözlerim.
Cemre.Y.

4 Haziran 2017 Pazar

Ulan! Kendimden Bile Çok Yalnızım

...Ulan! Kendimden Bile Çok Yalnızım...
Yalnızlığımın...
Etten duvarlı labirentlerinden birindeyim
Eskiden bunca kalabalıklı
Issızlığımda kaybolduğumda,
Günün herhangi bir saatinde,
İstiklal Caddesine atardım kendimi,
Tünele kadar yürürdüm önce boydan boya.
Gelip geçen insanlara çarptıkça,
Azalırdı beynimdeki uğultular.
Sonra arasına dalardım sokaklarının
Bütün dertlerimin cevaplarını arardım,
Eski dükkanların camekanlarında.
O çok gurur duyduğum yön duygumu
Kaybetmiş olurdum mutlaka bir çıkmaz sokakta.
Caddeye yeniden çıktığımda,
Ayaklarımın altı su toplamış olurdu yürümekten.
İşte o zaman...
Tam da ne yönde olduğumu anlamaya çalışırken,
Melon şapkalı şiircinin,
Şiir kitaplarını satmaya çalışan
Sesini duyardım bir yerlerden.
Onu bulduğumda hiç değilse,
Kesin olan bir kararımı hatırlardım.
Yönümü bulurdum.
Kendimi bulurdum.
Beni bulurdum bende en kalabalık halimle!
Oysa bu aralar yola çıkmak için bile...
Kendimi bulamıyorum!
Apaydınlık zifiri dehlizlerindeyim yalnızlığımın.
Sabah gözümü açıyorum yalnızım.
Kahvaltımı yapıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Kitap okuyorum yalnızım.
Sanal olduğunu beynime kazıdığım bir ekranda,
Gerçek dostluklar buluyorum...
Kahvelerimizi resimlerle yudumladığımız!
Layynn! Yalnızım.
Akşam oluyor, midem kazınıyor,
Bir şeyler atıştırıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Gece çöküyor hüzün başlarıma yalnızım!
Yalnızlığımla dosttum güya,
Bozuşmuşuz nedense...
Açılmış aramız farkında bile değilim.
İki bira açıyorum bize,
En alkollüsünden...
Benim dokunabileceğim birim yok!
Yalnızım.
Artık ellerim sarmak istemiyor
Yalnızlığı çok bol o, omuz başlarımı
Yetmiyorum kendime
Ulan!
Kendimden bile çok yalnızım.
Cemre.Y.

26 Mayıs 2017 Cuma

Tango

...Tango...
Adam ezberini bozmuyordu
Tangonun zarif hüznü
Yatıyordu yüreğinin köhnesinde.
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu kadının
Kalbine ve beynine akan bakışlarından içeriye.
Göz bebeklerinden içeri sızan
Labirentlerden ikisine birden gidebilmek istedi.
Gidemedi.
Sol gözünden kalbine inilirdi kadının,
Kendisini kalbinden görebildiği en sağlam gözü oydu.
Sağ gözünden beynine çıkılırdı.
Herkesi, her şeyi bilebildiği muğlak gözü oydu.
Karar veremedi adam,
İkisinden birini seçmek ağır geldi.
Vazgeçti.
Adam belinden sıkıca kavrayıp
Onu yere paralel uzattığında,
Kadın kırmızı elbisesinin
Derin yırtmacından uzatırken bronz bacağını,
Siyah sivri topuklu ayakkabısı
Dokunuvermişti adamın en hassasına!
Kadın ezberini bozmuyordu ve
Tangonun zarif hüznü yatıyordu yüreğinin köhnesinde.
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu adamın
Kalbine ve beynine akan bakışlarından içeriye.
Göz bebeklerinden içeri sızan
Labirentlerden ikisine birden gidebilmek istedi.
Gidemedi.
O, nihayet farklıydı işte!
Sol gözünden mi kalbine inilirdi adamın,
Sağ gözünden mi beynine çıkılırdı?
İkisi birden mi sağlamdı,
Yoksa ikisi de birden mi muğlak!
Karar veremedi, ikisinden birini seçmek ağır geldi.
Vazgeçti.
Adam o an,
O kararsızlık anında istese öpüverirdi kadını
Kendine ait şüpheleriyle
Yarısı yenmiş kırmızıdan pembeye dönmüş rujundan.
Öpmedi.
Kıpırtısız asaletle
Kaldırdı kadını sıkıca kavradığı belinden
Uzaklaştırdı birkaç adımlık, sanki yüzyıllık geçmişine
Çığlıklar dolusu sessizce kalbine dağıttı kadını
Olay çıkarttırmadan!
Bundan sonrası sadece bir danstı ve bitecekti.
Kadın artık biliyordu!
Artık cehenneme giderse
Hiç kimse onun için kendi cennetinden vazgeçmeyecekti.
Sustu ve uzaklaştı adamdan
Kendi tekliğini, kendi cehennemini seçti.
Ardını dönüp gideceği an adam!
Göz bebeklerindeki renklerle çekti onu kendine,
Kadının vücuduna hiç de uymayan ince bileklerinden.
Adam belinden sıkıca kavrayıp
Onu yine yere paralel uzattığında,
Kadında hala tangonun
Zarif hüznü yatıyordu yüreğinin köhnesinde
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu adımın
Kalbine ve beynine akan bakışlarına,
Anda donmuştu,
Sanki çırılçıplakmış, hiç kimsesizmiş gibi.
Korktu.
Oysa kadının ve adamın alınlarının ortasındaki
Bir noktaya gizliydi kaderleri.
Saçlarının kokusunu içlerine hapsederek
Dokundurabilselerdi dudaklarını alınlarına,
En yalnızlıklarından öpebilselerdi birbirlerini
Ki bu aynı anda hem olasılıksız hem de imkansızdı.
Cemre.Y.

2 Nisan 2017 Pazar

Çok Yalnızım

...Çok Yalnızım...
Yalnızlığımın…
Etten duvarlı labirentlerinden birindeyim
Eskiden bunca kalabalıklı
Issızlığımda kaybolduğumda,
Günün her hangi bir saatinde,
İstiklal Caddesine atardım kendimi,
Tünele kadar yürürdüm önce boydan boya.
Gelip geçen insanlara çarptıkça,
Azalırdı beynimdeki uğultular.
Sonra arasına dalardım sokaklarının
Bütün dertlerimin cevaplarını arardım,
Eski dükkanların camekanlarında.
O çok gurur duyduğum yön duygumu
Kaybetmiş olurdum mutlaka bir çıkmaz sokakta.
Caddeye yeniden çıktığımda,
Ayaklarımın altı su toplamış olurdu yürümekten.
İşte o zaman...
Tam da ne yönde olduğumu anlamaya çalışırken,
Siyah melon şapkalı şiircinin,
Şiir kitaplarını satmaya çalışan
Sesini duyardım bir yerlerden.
Onu bulduğumda hiç değilse,
Kesin olan bir kararımı hatırlardım.
Yönümü bulurdum.
Kendimi bulurdum.
Beni bulurdum bende en kalabalık halimle!
Oysa bu aralar yola çıkmak için bile...
Kendimi bulamıyorum!
Apaydınlık zifiri dehlizlerindeyim yalnızlığımın.
Sabah gözümü açıyorum yalnızım.
Kahvaltımı yapıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Kitap okuyorum yalnızım.
Sanal olduğunu beynime kazıdığım bir ekranda,
Gerçek dostluklar buluyorum...
Kahvelerimizi resimlerle yudumladığımız!
Layynn!
Yalnızım.
Akşam oluyor, midem kazınıyor,
Bir şeyler atıştırıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Gece çöküyor hüzün başlarıma yalnızım!
Yalnızlığımla dosttum güya,
Bozuşmuşuz nedense...
Açılmış aramız farkında bile değilim.
İki bira açıyorum bize,
En alkollüsünden...
Benim dokunabileceğim birim yok!
Yalnızım.
Artık ellerim sarmak istemiyor
Yalnızlığı çok bol o, omuz başlarımı
Yetmiyorum kendime
Ulan!
Kendimden bile çok yalnızım
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...