...Çığlık...
Sanki bugünden geçmişe tam, kırk yılımı geri sarabilecekmiş de,
Bana yeni bir kader yazabilecekmiş gibi...
Dökülmeye başlamış saçlarını hacı takkesinin içine saklamış,
Uzattığı, ağarmaya yön tutmuş sakallarını güzelce taramış,
Küçümen masum bir çocuk gibi...
Sohbete, hasbıhal etmeye davet etmiyor mu beni?
"Hadi yirmi beş yıl sonram affetti nihayette,
Ömrümün önündeki o yirmi bir yılı ne olacak baba?" diyemedim de...
Ömrümün kader çarklarının ne kadar da farklı olabileceğini göre göre!
"Bu saatten sonra seninle benim konuşacak ortak neyimiz olabilir ki?" dedim.
Sustu.
Sustum!
"Sanki kırağı girmiş aramıza!" diye mırıldanacak oldu.
"Benim ömrüme ilk kırağı,
Sen bana ilk tacizde bulunduğunda yağdı!" dedim tek bakışımla!
"Namusuna haram mı değdirdim!" li ağlayacak oldu gözleri.
Şimdi neresinden baksan...
Yazık...
Yalnızlığa mahkum edilmiş şu beli, ömrü bükük adam var ya...
Bir zamanlar bıçkın bir delikanlıydı rahmetli anamın kocası olarak!
Hele el pençe divan durma önünde!
Ben el pençe divan durmadım!
Çığlık attım, çırılçıplak bir çığlık...
Rahmetli anam bizden uzakta bir ameliyathanede eceline korkudayken hem de!
Nicedir düzelmiş demek ki yaralarım ki, nicedir çığlık falan atmıyorum kendime bile.
Kusursa bak baba!
Seni her yeniden gördüğümde bana hatırlattıkların bu ve daha fazlası!
Korkma! "Hakkım helal!" diyeceğim merak etme sana...
Hem de ilk anamın rahmine yol aldığım ilk andan itibarenimizden!
Lakin...
Hani imam en son sorduğu anda, söz valla!
Ve lütfen bir daha karşıma çıkma.
Çocuk çığlığının bir mahalleyi yıkabileceğini,
Hatta bir insanı öldürebileceğini okumuştum bir yerlerde.
Bu da son çığlığım olsun sana.
Cemre.Y.