kül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2026 Pazartesi

Olduramadım

...Olduramadım...
Sığdıramadılar abi!
Sonra bende ne sığınmak istedim,
Ne de sığabilir kalabildim
Herhangi bir yağmur altı şöyle koruması bol bir kalpte.
Şu kocaman dünyada
Kaç kere Zümrüdüanka oldum,
Doğdum, yandım, kavruldum,
Kaç kere küllerimden yeniden dirildim olmadı.
Kim bilir kaç kere de serçe oldum
Ama onlar...
O biçare serçeyi de sığdıramadılar hiçbir yüreğe.
Sustum, konuştum, durdum da
Ne yapsam ne yapmasam
Kendimi olduramadım hiç kimseyle.
Cemre.Y.

29 Aralık 2025 Pazartesi

Bize Dair Ne Varsa Kırıldı Çoktan

...Bize Dair Ne Varsa Kırıldı Çoktan...
Yıllar öncesi bizden giderken,
Burnunun ucunu bıraktığın ayna izine,
Yıllar sonrası sana en son baktığım taraf olan yana
İki dudak arası kocaman bir öpücük konduramazsın.
Zaman izin vermez buna.
Zira çoktan alıştım ben yokluğuna.
Yine yakıp yıkıp, kırıp döküp gitsen ne fayda!
Çünkü çoktan yıktın sen bizim çekirdek ötesi ailemizi.
Yıkıldı evlerimiz, şehirlerimiz,
Bize dair ne varsa kırıldı çoktan.
Aynamızın sırrı bile döküldü görmedin mi?
Ben değiştirmeye kıyamadım,
Sen bizden kalan o son bakışları da paramparça etmeye.
Lakin biz hala orada kaldık sanma!
Bir kış ayazında sildim bütün izlerini.
Radyoda Fransızca şarkılar...
Yanımda sen..
Gidiyoruz işte uzaklara.
Yosunlu buz tuttu her yanımız.
Ben alıştım küllerimden yeniden doğmaya da,
Fakat kedi canlı da değilim ya hani.
Yaza kalır mıyız işte onu bilemem.
Belki bir tutam yıldız tozu olup, seriliveririm saçlarına.
Şimdi değilse de, elbet bir gün, ben, iyi hatırla!
Cemre.Y.

13 Aralık 2025 Cumartesi

Yeter Ama!

...Yeter Ama!...
Bir tek güven kırıntısı bari bırakmış olsaydın bende!
Hadi yüreğini bıraktım, gözlerinde azıcık olsun pişmanlık olsaydı.
Belki dayanamazdı yüreğimin yufkası ama...
Sen, bunca yıl sonra,
Hala yakıp yıkmaya gelmişsin bendeki seni.
Aldıklarını aldın, kırdıklarını kırdın da,
Yeter ama!
Çıkma bir daha da karşıma.
Yoksa bir tek imdat çığlığıma bakar önümden yok olman.
Bana kıydın, sana kıydın, bize kıydın.
Ömrünü hiç uğruna harcadın da ne geçti eline be çocuk.
Şimdi sadece sararmış fotoğrafların kaldı elinde de değdi mi yani.
Cemre.Y.

25 Temmuz 2025 Cuma

Uyu... Yavrum... Uyu

...Uyu... Yavrum... Uyu...
Neredeyse aklıma düşecektin bu gün,
Neredeyse sızım sızım sızlayacaktı ciğerimin köşesi!
Durduk yere yine...
Özlemelerin iskelesinde tek başıma oturmayayım diye,
Yordum kendimi tüm gün!
Önce toz, kir ne varsa yudum, yıkadım, yok ettim evimden,
Sonra sanki misafir gelecekmiş gibi
Tencereler dolusu yemekler yaptım ne zaman yerim bilmem.
Tam nihayet yine gittin aklımdan da yüreğimden de derken.
Kalbimin notaları çook eskilere götürdü beni,
Sana rast makamı şarkılardan ninniler söylerdim ya hani!
Elbette bütün ninnilerinin hepsi,
Ahmet Kaya'dan şarkılar, Yusuf Hayaloğlu'ndan şiirler değildi.
Sana rast makamından sözünü içime yuttuğum,
Bir sürü şarkının nağmelerini sunardım her biri, birer ninni gibi.
"Vuslatından gayrı el çektim yeter ey bî-vefâ
Dilfigar ettin beni şimden geru eyle safâ"
Ne de güze söylerdi Muazzez Abacı!
Sonra Nesrin Sipahi ile Nihavent Makamından
"Biraz kül biraz duman, o benim işte..." diyerek devam ederdik.
Daha da olmadıysa,
Kürdili Hicazkara geçer Mediha Sen Sancakoğlu'n dan,
"Bu ateşi sen yaktın içime, gel de sen söndür." diyerek
Beraberce ağlardık sen kollarımdayken.
Ağlayınca herkesin uykusu gelirdi zaten,
Uyu...
Yavrum...
Uyu...
Cemre.Y.

14 Nisan 2025 Pazartesi

İçinden Yandım Hep!

...İçinden Yandım Hep!...
Mesele ateş olup yanmak değil azizim,
Mesele kül olup içinden tutuşmak.
Oysa ben gün oldu kömür oldum,
Gün oldu çıra oldum,
Gün oldu kor ateş oldum,
Gün oldu kül oldum da yetmedi.
İçinden yandım hep!
En içinden,
En ciğerinin çiziğinden.
Olsun, ona da eyvallah!
Cemre.Y.

28 Mart 2025 Cuma

Yanık Kül Kokuları

...Yanık Kül Kokuları...
Doğrudur.
Hiç Kimseyi...
Hiç kimseyi böyle sevmiş olamam.
Lakin artık bizden
Hiçbir şey olmaz!
Ama sahi!
Hani es kaza da olsa,
Arada bir...
Sızlıyor mu senin de, burnunun direği.
Yüreğimi yaktığın o günün,
Yanık kül kokularına,
Yanıyor mu boğazının ilmeği!
"Ben hangi aklımla,
Bunca yalanı, onun hayatına,
Neden yamamaya çalıştım!" diyor musun misal?
Cemre.Y.

4 Şubat 2023 Cumartesi

Rüyalarımın Efendisi

...Rüyalarımın Efendisi...
E hadi madem!
Beni de hain bir kurt kapsın bakalım.
Yüreği benim kadar mangalda kül'se!
Kusura da bakın isterseniz,
Umurum dışındasınız çoğunuz!
Çünkü ben sadece...
Rüyalarımın efendisiyim.
Cemre.Y.

1 Ocak 2023 Pazar

Kıyamam

…Kıyamam…
Varsın sesin de uzak olsun benden,
Nefesin de ırak olsun.
Gözlerimi kapattığımda, o, ilk…
Gerçeğimsin!
Varsın, küle savurmuş olayım,
Yakmış olayım, sana dair bütün,
O "Ahhh!" larımı.
Rüzgarın başka işi yok!
Getirir o kara külleri ayak ucuma da,
Ben yine de basmaya kıyamam!
Cemre.Y.

26 Kasım 2021 Cuma

Sus Olur Kelimeler

…Sus Olur Kelimeler…
Bazen yazar da yazarsın,
"Sus!" olur kelimeler.
Görünmez raptiyelerle susturulduğun cümleler,
Konamaz asıl konması gereken yerlere.
Ya, yine, sessizce suskunluğunu giyinir…
Ya da yeniden yakarsın.
Sen en çok yakmalara alışıksın!
"Kül, toz gibi değildir a yavrucağım,
Yeniden hayat bulamaz." dediğimi ise hep hatırla!
Kelimeler…
Canlıdırlar…
Yazılırken acımışlarsa canlarının kırıkları,
Yanarlarken de hayallerinin kırıklarıyla beraber acırlar.
Sen gittin, beni yine yaktın,
Bense bütün hikayemi.
Güya bu sefer, bütün acı anı yüklerimin küllerini,
Denize atacaktım ya hani,
Martılar görürse,
Geçmişleri acır diye kıyamadım!
Sen, beni yaktın, ben kitabımı.
Ateşler göğünü sardığında,
Öldüm sanacaksın ya!
Korkma!
Doğdum, yeniden.
An'dan öncem yok artık!
Bazen, sonu harlı ateşler de olsa,
Yazar da yazarsın,
"Sus!" olur kelimeler de,
Dönüp tek bir cümle ses eylemezsin.
Öyle gerekir bazen.
Cemre.Y.

12 Ocak 2020 Pazar

Sevgilim

...Sevgilim...
Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim!
Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan.
Toparlanma öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zaten toparlanılmaz.
Neyini, nereye saklasan!
Bir yerleri görünür acıların ucundan, kenarından.
Ben sana nasıl dağınık geldiysem
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin kasırgalarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yağsınlar, daha ne kadar tufansa.
Sam yeline meyletme öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zemheriden sonra yaz olmaz.
Ne kadar bahar çiçekleri sunsan!
Kardeleni görünür uçurumlarının, ucundan, kenarından.
Sana nasıl yaz ortasında ayaz geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin yangınlarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yansın daha ne kadar yanacaksa.
Küllerini savurma sağa sola öyle hemen, ben geldim diye
Sende bilirsin ki ansızın bir sevdanın yerine bir diğeri konamaz.
Ne kadar yaktım bütün gemileri desen de!
Biri hortlayıverir geçmişinden, ezelinden.
Sana nasıl ölüler denizinden geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin bütün hislerini sakın savurma sevgilim!
Bırak duysunlar kime ne duyuyorlarsa.
Aşık falanda olma sakın bana ha!
Sende bilirsin ki bütün aşklar sonunda
“Ben seni unutmak için sevmedim.”le biter.
Ne kadar duyuyorsan o kadar kal
Ne kadar seviyorsan o kadar!
Zaten, ben, seni de unutmak için sevmedimdi!
Sonra, yüreğimi, üzerimden kilitle ve çek git!
Bir gün, sen de gideceksin nasılsa…
Cemre.Y.
12/01/15

25 Aralık 2019 Çarşamba

Masal

...Masal...
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Kül Kedisinin Sindirella olup,
Baloya katılıp, prensle dans ettikten sonra saati dolunca,
Aceleyle kaçarken,
Tek ayağından düşürdüğü camdan ayakkabı için,
Bütün ülkeyi baştan sona,
Ayakkabı denettirip ki buçuklu bir ayak bile olsa,
Ne bileyim koskoca ülke ya hani
Kız oğlan birine denk gelirdi yani,
Sıra kilitli son mahzene gelene kadar.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Pamuk Prensesin üvey annesinin onu onca yıl,
Hem de doğrucu davut aynası her defasında
"Senden daha güzeli Pamuk Prenses" diyecek de,
Taa o yaşlanıp, öteki de genç kız olana kadar sabredip,
Sonunda "Ahanda yaşlandım,
E bu kız hala benden güzel öldürteyim madem" diyecek.
Avcı ona kıyamayıp ormana bırakacak,
Yedi cücelere denk gelecek vs.vs.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Heidinin taa,
Alplerdeki zavallı dedesinin ve dahi Peter'inin bile,
İyisinden, idaresinden ayacıklarında birer pabuç varken,
Bu kızcağızın ayacığı çıpaçıplak!
Sormazlar, masal bu ya inanırlar!
Ki bu arada itinayla ve de önemle belirtmeliyim ki!
Sağ ya da sol göz tembelliği fark etmeksizin,
Beyin odağı oluşturmanızı istedikleri hiçbir şeyi,
Sizde o tembellik var ise oraya, subliminal yerleştiremiyorlar!
Yani gerçeği çırılçıplak görüyorsunuz!
Olan Peter'e ve kör annesine oldu yani!
Neyse...
İnsanlar masal sever üstadım.
Sana daha buna benzer ne çok masalın kapalı kasasını açardım lakin!
Mart'ın kapıdan baktırıp,
Kazma kürek yaktırdığı zamanlardan zemheri bir geceymiş,
Rahmetli anacım,
Kim bilir ne karın ağrım varsa salla salla uyutamamış kaç gün...
"Doktora götürelim bey!" demek ne haddine de...
Bir gece olsun, bir tek gecenin, birkaç dakikacığı!
"N'olursun be herif,
Azıcık da sen sallasan, bak ölüyorum yorgunluktan!"
Olur demiş herif!
Yarına yemeğiydi, aşıydı, kaynana, kaynata, kayındı,
Eltiydi, görümceydi hizmetini kim yapacak!
Birkaç saat güzelce uyuyup dinlemiş anacım!
Sonra el yordamı beşiğime gitmiş eli, ilk bebesiyim ya hani!
Yok muşum!
Babama sormuş,
"Herif bebe nerde, sesi uzakta sanki kendi yok, nerede!"
Babam gayet umursuz,
"Sustur" dedin,
"Susturdum işte!" deyince fırlamış annem yatağından!
Zira ne zaman sıfatına tükürdüğüm babaannem ortalığı karıştırıp,
Gelin'di, görümceydi, bilmem neydi anam için babama
"Sustur!" dense oradaydı ya yeri, koşmuş hemen!
Gecenin bilmem saat kaçı...
Bütün eşiği küremiş elleriyle beşiğim ortaya çıksın diye!
Bulmuş da sonunda!
Koynuna almış, sarılmamışım,
Memesini vermiş sıcacık, emmemişim!
Sabahına kızamık olmuşum,
Ağır ateşten gözlerim kaymış şaşı olmuşum!
Annem bana gücenmiş kaç gecedir bangır bangır bağırıp ağlarken,
Babam beni kurbanlık adak gibi kara gömerken ses etmemişim diye!
Ben anama gücenmişim daha bana hamileyken,
Babaannemle babam bizi öldürmek için...
Anamın boğazından aşağı,
Kızgın yağ akıtmaklı cümleleri duyduğu halde
Hala kendini ona, hala beni ona,
Hala ömrümüzü,
Onlara nasıl olup da güvenebildiğini anlayamadığım için.
Kızgın yağ hikayesi de şöyle...
Sıfatı batasıca babaannemle en büyük gelini her sene anlaşır,
O yılın bir ambarlık darısını kendilerine iç ederlermiş,
Rahmetli anacım buna şahit olup da suça ortak olmayınca da...
Başka bahanelerle dili kurutulsun istenmiş!
Ben şahidim!
Yanisi sonraki ölüm fermanım sekiz aylıkkenliğime biçilmiş!
On bir yaşımda,
Yardımsever biri tarafından şaşılıktan ameliyat olurken,
Canlı canlı ameliyat edilmenin korkusundan diğeri de kaydı!
Gözlerimin yuvarlakları hala askıda sanki!
Tam iki ay kör yaşadım!
Bana şimdilerde kulaklarımın keskinliğine laf eden insanlarım,
O günlerimin bir günün,
Bir dolu saatini dahi bilseler lal olurdu halleri!
Düşünsenize on bir yaşındasınız!
Uzaktan yakından tanıdığınız,
Apartman sakininiz size şefkatle yanaşırken,
En akrabam dediğiniz o tanıdık en sesler,
Nasılsa gözleri açılınca tanımaz diye,
Hep elleme derdinde bir yerlerinizden!
"Görmeyince duyulmaz, duyulmayınca görülmez,
Hiçbiri olmayınca olmamıştır,
Tövbe bismillah" la bitiyorsa cümle
Zaten baştan sen suçlusun!
Ulan doğmayısıca doğmuşsun!
Piç değilsin, bir şey değilsin ama kız doğmuşsun,
Yanisi öteden yarılı yüreğim!
Sadece sekiz ay ana sütü emmişim o da ne vitamin edebildiyse!
O günden bronşit olduğumu otuz yaşımda öğrendim!
O günden astım olduğumu ve dahi bir vakitler,
Nasıl ve ne zaman olup da,
Zatürreyi atlattığımı da kırk yaşımda!
Yani bana sorulmuyor,
Kaderimin hangi notasında hangi es'i seçeceğim!
Kimini farkımda olmadan sollamış geçmişim,
Kiminin daha farkında değilmişim!
Lakin...
Kulak bu!
Ne kadar...
Unutmak için sağır olmayı dilese de,
Duyduğunu unutmuyor!
Göz bu!
Ne kadar...
Unutmak için şaşırıp kör olmayı dilese de,
Gördüğünü unutmuyor!
Burun bu!
Ne kadar...
Unutmak için koklamamış olmayı dilese de,
Aldığı kokuyu unutmuyor!
Ağız bu!
Ne kadar?
Unutmak için sıkılmış olmayı dilese de,
Yutturulduğu cümleyi unutmuyor!
Ten bu!
Ne kadar...
Unutmak için yok olmayı dilese de,
İstemsiz her dokunulduğu o anı unutmuyor!
İnsanlar masal sever üstadım.
Kesin senin öncende eksik bir şey var,
Kesin bir şey var!
E peki madem!
Bunca masal içinde,
Benim tahta beşiğimi bulun ve de içinde ki bebek imzamı da
Benjamin Button'a da ufaktan bir Mimai usulü göz kırpın,
Yakında sarılacağız,
Artık kim bebek, kim yaşlı bir anneanne!
Cemre.Y.

3 Aralık 2019 Salı

Şimdi?

...Şimdi?...
Zaman...
Zamansızlığının dehlizlerinde kaybolmuş,
Geçmiş ile geleceği sarmış sarmalamış,
Öylece nefesini tutmuş,
Zembereği bozulmuşçasına akmakta!
Geçmişin hesaplarını sarı sandığa gömüp,
Topunu küle çevirip denize salmıştım ya en son!
Hani en son...
Gelecek kaygılarımdan sıtkımı sıyırıp,
Elimde kalan "Şimdi." m le mutlu mesut yaşayacaktım ya!
Hiç bilmediğim bir yerde...
Hiç olmayacak bir anda...
Yön duygumu kaybetmiş gibi,
Sonu güzel bir caddeye çıkar sanıp,
Uzun uzun yürüdüğüm o yolun sonu,
Çıkmaz sokağa çıkmış,
Geri dönmeye de takatim kalmamış gibi çaresizim.
Meğer bunca ömrüm boyunca,
Hiç "Şimdi." m olmamış benim.
Şimdi...
"An'ı yaşa!" diyenler kadar sanal bir kavram mıydı yoksa....
Bunca hayat yorgunluğuna rağmen,
En azından artık ömrü çoktan solmuş koltuğuna,
Bir minder daha ekleyip,
Mümkün olduğunca yumuşak oturup,
Kim bilir kaç yıllık sehpana yorgun ayaklarını uzatıp,
Kıvrım yeri kırılmış laptopuna bari aman bir şey olmasın diye,
Dizlerine yastıklı korumalarla yerleştirdiğinde,
Gün...
Zamansız...
Amansız...
Oradan, buradan nasıl sızıdıysa birkaç kelam eyleyip,
Durduk yere deriinnn bir nefes alıp,
Artık kalbine yetişemeyen ritmine es verip,
Yavaşça...
Nefes verip ayar tutturmaya çalışmak mıydı?
Doktorumun yeni direttiği ilaçtan mı bilinmez lakin,
Bu akşam evime yürürken...
Bildiğin huzur evi, gayri kaslarına hükmedemeyen insanları gibi,
Bildiğin altıma büyük abdestimi yaptım misal!
Hem de...
Tam da evime ulaşmaya ramak kalmışken!
Sonrası çile işte.
Sahi an'ı yaşamak neydi?
Ne vakittir ben yaşayamadan geçip gitti bu zamanlar!
Peki ya şimdi?
Şimdi!
Bana biçilmiş ömrün hangi sahnesindeyim?
Repliğim ne!
Yani...
Ne demeli, ne etmeli, ne eylemeliyim şimdi?
Cemre.Y.

10 Nisan 2019 Çarşamba

Yine Beceremediniz

...Yine Beceremediniz!...
Sizin henüz yeni doğmuş şeytani melekelerinizi,
Benim, yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira, yoksa, yine kendinizi kendileriniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.

8 Nisan 2019 Pazartesi

Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli

...Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli...
Halbuki ikimizde,
Yıkıntısı,
Hasarını çoktan geçmiş,
Küllerimizden doğuyorduk güya!
Sorsan her ikimizde birer Zümrüdüankaydık.
Kendimden emin,
Başım dik, alnım ak,
Usulca dokundum ruhuna.
Gelişin...
Geçmişini çoktan affetmiş gibiydi lakin!
Senin yaraların hala kanıyor be sevgilim,
Ki ben, kendi kanımın kokusundan dahi iğrenirim.
Öyle ya!
Vampir olmayı hiç beceremedim.
Sevişme hayalleri vesaire tastamam da...
Yüreğimi, güveninle, ısıtamadın be sevgili!
Bu sevdada da bir nefes eksik belli.
Ki yüreğimi güveniyle ısıtamayanın,
Yatağımda işi ne ola ki?
Cemre.Y.

24 Mart 2019 Pazar

Vaktidir

...Vaktidir...
Köz yanığı suskunluklar da unutulunca
Öğreniyor insan,
Olmayacak dualara amin denmemesi gerektiğini.
Bugün bir kere daha unuttum seni.
Vaktidir küllerini denize savurmanın.
Vaktidir yalnızlığımın omuz başlarına yeniden sarılmanın.
Cemre.Y.

18 Kasım 2018 Pazar

Günlük Sütyen

...Günlük Sütyen...
Biz küçükken, epeyce bir küçümen yaşımda...
Böyle, ocak kenarlarından biriktirilmiş küller vardı, en korsuzundan,
Dere kenarında gün yapardı köy kadınları,
O en nadide küllerle parlatırıldı çaydanlıklar,
Uzun süredir ocak kenarında unutulmuş güğümler,
Bakraçlar uzunca ovalanırdı!
Biz küçükken, epeyce bi küçümen yaşımda...
Böyle, zengin artığı kalıp kalıp, taze sabunlar vardı, en safından.
İlçeydi, kasabaydı, nahiheydi fark etmezdi,
Bir hamam bir tas sıcak suyu her daimdi.
Anamla gizlice dalardık kadınlar hamamına!
Küçücüktüm daha, yaşlı teyzelerin pörsümüş bir şeylerine şahit olup,
Anamın tazeliğine ahlanıp,
Benim körpeliğime vahlandıklarını ilk gördüğümde!
Geleceğime dair'li bir karar biçmiştim çoktan.
Ben kızımı her yaşında, her yere götürdüm de...
Bir hamam'a götürmedim onu, bir de masaj salonlarına,
Varsın anlamasındı, fark edemesindi bu ayrıntımızı o da!
Belki bana korkulu o, bilinçli koşullu bir hayatı yaşamaktan,
En azından vicdanım rahat yaşarım zannederken!
Az önce fark ettim eksiğimi, hem de duş alırken!
Önce...
Bize sabun'du, kül'düyü, haram eyleyip, türlü deterjanları yaftalıyorlar,
Sonra...
Misler gibi hiç solmayan duş jelleriyle birilerinin dimağına yer ediyorlar,
Sonra...
Omuzlarımız üşüyorken, biz bu saçları boşuna mı uzattık diyerek,
O en sevdiğimiz yasemin kokularını savurarak,
Saçlarımızı bağlayan o tokaya sarılmış onca vazgeçimizi görmezden sayarak,
Saçlarımızı kadere bağlatıyordular.
Sonra eşdeşlerilip, özleştiriliriyordu bağımlılıkların kokularıyla,
İlk gençliğimizin hayalli hülyalarını bozmaya çalışıyordu birileri,
Savaşıyorduk,
Zamanın bütün evrenlerine karşı ve kazanıyorduk konu namus sa!
İlk yaşlılığımızın,
Bütün vazgeçilmişliğindeyken, unutmaya meyilliydik oysa!
Nice ayak kaydırmasın'lı ayak destekli denemelerimizden sonra,
Altı üstü günlük sütyenlerimiz mi olacaktı bizi,
Kendi banyo karolarımızın dahi kayganlığından koruyan!
Öyle ya saç kremleri oldukça kaygan,
Saç şampuanları oldukça köpürgen,
Vücut jelleri mis kokularına rağmen oldukça kararsızken,
Onlar değil miydi, bize yüklenmeden bizimkileri dik tutan!
Cemre.Y.

3 Ağustos 2018 Cuma

Oysa


…Oysa…
Oysa…
Ağlıyordum tam da ciğerime ciğerime…
Oysa…
Aslında sadece yanmak istiyordum!
Yanıp küle boğulmak.
Boğulup bir daha doğmamak istiyordum.
Görsün istemedim yosun yarası gözleri…
Şükür olsun ki göremedi!
Yoksa insan içinin içine hiç
"Defol git!" der miydi?
Cemre.Y.

8 Haziran 2018 Cuma

Geçmiş Zaman

…Geçmiş Zaman…
Di'li geçmiş zaman kipinin,
Bu kadar canımı yakabileceğini düşünmemiştim hiç…
Oysa ben yokluğunda bile için için yanan
Küllenmiş bir kor gibi seviyordum be koçum seni.
Şimdi tek sözümü iki etmesen ne fayda!
Bana sensiz nefes alamayan beni getirebilir misin ki geri!
Ya sana sonsuz olan güvenimi?
Cemre.Y.

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Vazgeçebilmek

…Vazgeçebilmek…
Aslında şiir de bir nevi vazgeçebilmek erdemidir.
Boğazının ilmeğine takılan onca harf,
Onca hece, onca kelime,
Onca ipe sapa gelmez cümle varken,
Her birini teker teker yutkunabilip,
En anlaşılabilir sadelikte,
Okuyana sunabilmek eylemidir.
Oysa bir girebilseler o an'da yüreğimize!
Vay ki hallerine vay!
En acısını çektim diyenlerin bile ciğeri kül olur.
Cemre.Y.

5 Mart 2018 Pazartesi

Külden Döndüremediklerin

...Külden Döndüremediklerin…
Hadi gel yüreğim
Kimse bizi anlamıyor nasıl olsa!
Birkaç şiir'ini daha kurtaralım şu yangından...
Yetmedi mi, küllerinden döndüremediklerin?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...