...Şimdi?...
Zaman...
Zamansızlığının dehlizlerinde kaybolmuş,
Geçmiş ile geleceği sarmış sarmalamış,
Öylece nefesini tutmuş,
Zembereği bozulmuşçasına akmakta!
Geçmişin hesaplarını sarı sandığa gömüp,
Topunu küle çevirip denize salmıştım ya en son!
Hani en son...
Gelecek kaygılarımdan sıtkımı sıyırıp,
Elimde kalan "Şimdi." m le mutlu mesut yaşayacaktım ya!
Hiç bilmediğim bir yerde...
Hiç olmayacak bir anda...
Yön duygumu kaybetmiş gibi,
Sonu güzel bir caddeye çıkar sanıp,
Uzun uzun yürüdüğüm o yolun sonu,
Çıkmaz sokağa çıkmış,
Geri dönmeye de takatim kalmamış gibi çaresizim.
Meğer bunca ömrüm boyunca,
Hiç "Şimdi." m olmamış benim.
Şimdi...
"An'ı yaşa!" diyenler kadar sanal bir kavram mıydı yoksa....
Bunca hayat yorgunluğuna rağmen,
En azından artık ömrü çoktan solmuş koltuğuna,
Bir minder daha ekleyip,
Mümkün olduğunca yumuşak oturup,
Kim bilir kaç yıllık sehpana yorgun ayaklarını uzatıp,
Kıvrım yeri kırılmış laptopuna bari aman bir şey olmasın diye,
Dizlerine yastıklı korumalarla yerleştirdiğinde,
Gün...
Zamansız...
Amansız...
Oradan, buradan nasıl sızıdıysa birkaç kelam eyleyip,
Durduk yere deriinnn bir nefes alıp,
Artık kalbine yetişemeyen ritmine es verip,
Yavaşça...
Nefes verip ayar tutturmaya çalışmak mıydı?
Doktorumun yeni direttiği ilaçtan mı bilinmez lakin,
Bu akşam evime yürürken...
Bildiğin huzur evi, gayri kaslarına hükmedemeyen insanları gibi,
Bildiğin altıma büyük abdestimi yaptım misal!
Hem de...
Tam da evime ulaşmaya ramak kalmışken!
Sonrası çile işte.
Sahi an'ı yaşamak neydi?
Ne vakittir ben yaşayamadan geçip gitti bu zamanlar!
Peki ya şimdi?
Şimdi!
Bana biçilmiş ömrün hangi sahnesindeyim?
Repliğim ne!
Yani...
Ne demeli, ne etmeli, ne eylemeliyim şimdi?
Cemre.Y.