nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2025 Cumartesi

İçimde Bir Yerler Seni Hala Seviyor!

...İçimde Bir Yerler Seni Hala Seviyor!...
Ey benim gözlerinin yosunundan çiy damlaları topladığım.
Sana hafif rüzgarlı bir ağustos ikindisinden sesleniyorum.
Her ne kadar sesim,
Ses tellerime ulaşıp dudaklarımdan çıkmasa da,
Ruhumun derininden avaz avaz fısıltılarla sesleniyorum.
Seni affedemediğimden beri,
Bütün affettiklerimin, tüm aflarını da sildim bilesin.
Bana bütün ayıp edenlere nefret dahi hissetmezken,
Yani tamamen duygusuzken,
Sana, sadece sana hissiz değilim bilesin.
Ciğerim ve yüreğim ve dahi ruhumun her yeri sana kırgın olsa da,
Sana bir daha asla kaburgalarımızı çatlatırcasına,
Eskisi kadar saf güven ve sevgiyle sarılmayacak olsam da,
İçimde bir yerler, söz geçiremediğim hücrelerim her bir tanesi,
Seni hala seviyor ya, sen kendini benden nasıl mahrum ettin duy istedim.
Cemre.Y.

15 Ağustos 2025 Cuma

Hoşça Kal Gözümün Nuru, Hoş Kal

...Hoşça Kal Gözümün Nuru, Hoş Kal...
Sana nevbahar umutlar hayal etmiştim halbuki!
Lakin gecesi uyunulamayan sabahlara da,
Kendi kendime uyanmaya vakit kalmadan,
Kavgalı, nefretli insan seslerine,
Bir de korkmuş çocuk çığırtkanlığı bulaşınca,
İyice soğuyorum bu dünyada var olmaktan ya!
Bunca acının, bunca korkunun içinde,
Seni özlemek aklıma dahi gelmesin diye,
Yordum kendimi iyiden iyice,
Pazara gittim misal!
Bilirsin o çığırtkan seslerden nasıl da korkar, nefret ederim.
Ömrü hayatımda ilk defa kışlık sebzeler koydum buzluğa!
Kışı görebilmek için değil ha!
Yoruldukça daha da yorulmak için,
Yeter ki beynimin süzgecinden,
Gelecek kaygılarımla geçme diye.
Sırf seni düşünmemek için.
Durduk yere,
Uzunca bir zaman sonra sakarlığım tuttu misal!
Bardaklar, şişeler, tabaklar şakır şukur döküldü mutfağıma.
Bazıları sekip ayak bileğimi kanatmış,
Her şeyi bitirince fark ettim.
Mutfaktaki dolap prizine onlardan taşan sular dolmuş,
Cızır cızır edip kokunca şalteri kapattım.
Yordum, yoruldum,
Durdum, duruldum.
Sonra mı, ne mi oldu?
Birazdan gece çökecek yorgun omuz başlarına,
Ama, sen...
Bensiz olsan da, sakın korkma ha!
Dolunaydan topladığım ne kadar yıldız tozu varsa,
Serin bir yaz meltemi gibi yıldız tozu saracağım omuz başlarına.
Sanki yeni gün doğumuymuş gibi,
Sanki yeni günbatımıymış gibi,
Sanki en sevdiğin denizin, en sevdiğin akşamıymış gibi,
Duamsın, en güzel olası rüyalarımı seve seve ısmarladığımsın.
Hoşça kal gözümün nuru, hoş kal.
Cemre.Y.

30 Kasım 2024 Cumartesi

Renklerinle Kal Çocuk

...Renklerinle Kal Çocuk...
Sadece artık...
Yaralardan yorgan,
Acılardan yastık yapmaktan
Bir hayli yorgunum.
Bana bir tek renk bırakmamıştın,
En nefret ettiğim griden başka!
Renklerinle kal çocuk!
Cemre.Y.

22 Kasım 2024 Cuma

Oysa Ben!

…Oysa Ben!…
Oysa ben!
Omuzuna yaslanıp,
Sessizce ağlamak isterim sevgilimin!
Neden?
Niçin?
Sorgulamasın gözümün yaşı bitene kadar!
Sadece sarılsın,
Sımsıkı sarılsın,
Yüreğinin çırpınışını hissedeyim o sarmalanışta.
Ben hıçkırırken o,
Saçlarımı okşasa usulca.
Ne ben bilsem,
Bütün erkeklerin duygusal devinimlerden nefret ettiğini!
Ne o aklından geçirse!
"Eeee!
Sevişme faslı ne zaman?" diye.
Bi dursa,
Bi dursak öylece,
Söz, anlatacaktım en kısasından hikayemi,
Oysa ben,
Ben bugünlük şehvetini değil!
Şefkatini isterdim sevgilimin!
Eksiklerimi tamamlasın,
Sadece dokunsun,
Dokunayım,
Sarsın,
Sarmalayayım!
Cemre.Y.

16 Aralık 2022 Cuma

Suskun Gidişler

…Suskun Gidişler...
Vedasız ve eyvallah'sız,
Muallakta gidişleri sevmem!
İlle de; Sen bir kenarda bekle de,
Bir gün kimsesiz kalırsam sana dönerim." li,
Suskun gidişlerdense,
Nefret ederim!
"Hoş geldin" dediğim gibi,
"Eyvallah!" demeyi de bilirim.
Adın geçmez artık, hiçbir yerde!
Ne sesimde ses olursun,
Ne de ciğerimde nefes.
Benim, başlamadan
Gitmeye meyilli sevdalara ihtiyacım yok!
Elveda.
Cemre.Y.

17 Ekim 2020 Cumartesi

Sakın Sen Ağlama


...Sakın Sen Ağlama!...
Sen, o deniz yosunu gözlerini,
Gözlerindeki o imalı bakışta...
Sözlerindeki kinayeli o nakışta...
Rüzgara teslim ettiğinden beri!
Bütün o...
Turuncu günbatımlarımı,
O hiç olmayasıca sonu hep kara kış,
Bütün sonbaharlara astım ben.
O günden sonra...
Ne vakit gök gürlese daha çok korktum.
Ne vakit şimşek çaksa...
Bütün korkularımı güneşe emanet ettim.
Bütün grilerden de hep nefret ettim.
Ama...
Yine de her doğan güne gülümsedim.
Sırf sen...
Kendini...
Bensiz kaldın sanma diye!
Çünkü ben...
Sen'dim!
Kirpiklerinden öperim tel tel...
Sakın...
Sen, ağlama e mi?
Cemre.Y.

20 Kasım 2019 Çarşamba

Kırmızılı

...Kırmızılı..
Kırmızılı bir kadın...
Kırkını beş geçe...
İlk defa...
Hiç olmayan bir fırtınada,
Basit bir işportacı şemsiyesine güvendi!
Yağmur yağmalıydı o kesin,
Ve hazırlıksız yakalanmalıydı afete lakin...
Aylardan kasım olmasına rağmen,
Ne yağmur vardı ortalıkta,
Ne de en ufak bir fırtına!
Kırmızılı bir kadın...
Altıncı yaşını beş geçe...
Henüz küçümen bir çocukken!
Geçmişinden yüz yıllarca vakit geçse bile...
Bazı şeylerin,
Esas hikayesini anlatamadı da!
Tuttu "Çünkü o'ndan nefret ediyorum!" demeyi seçti.
Çünkü diğerleri...
Bundan gayri sadece o nefretin sebep hikayesine asılacaktı.
Kırmızılı bir kadın...
Çoğu şiirinde...
Ömrünün en az otuz kilosunu verecekti her şiirinde...
Bırakmadı peşini hiç kimse!
Cemre.Y.

5 Ağustos 2018 Pazar

İyi Ki Geldi

…İyi Ki Geldi…
Epeyce bir ömürlük hayattan sonra, 
Artık ne kapılar önemlidir, 
Ne de pencereler...
Geldim ya!
Baktım ya pencerene!
Ki bilirsin yosunların rengi dışında, 
Her şeyinden nefret ederim ben!
Yani hayat bana hep şarkıdaki gibi aslında.
"Eylül geldi sonra.. "
İyi ki geldi, iyi geldi.
Yoksa bunca yüzyıl boyunca, 
Onun gözlerinin yosunu olmasa,
Şu dünden ölünesi hayata...
Ne diye...
"Sevda bir kuşun kanadında!"diye diye tutunaydım ki ben.
Cemre.Y.

27 Mart 2018 Salı

Hatırla


…Hatırla…
Anılar…
Her zaman artık olmayanı hatırlatırlar.
O nedenle unutamaya unutamaya
Hatırlamaktan nefret ederiz.
Cemre.Y.

26 Ocak 2018 Cuma

Gök Gürültüsü


…Gök Gürültüsü…
Gök gürültüsünden nefret ederim,
Hayatımın çoğunluğunda yanımda olmayan asıl patronun
Egosunu tekrar tatmin etme dürtüsü gibi gelir bana ve bu hiç hoş değil...
Cemre.Y.

7 Ocak 2018 Pazar

Mutfak

...Mutfak...
Önce üzerini soydum hızla,
Yatırdım tahtaya en altta kalacak olanları,
Hırsla rast gele doğradım acımadan.
Yetmedi kırgınlıklarımı,
Boşa giden emeklerimi düşündüm,
İnce ince doğradım, rengi beyazdı.
Sonra sıra diğerlerine geldi,
Onları da bunca zamanın kinini kusarak
Başka bir bıçakla doğradım orta boyda,
İçindeki tanecikler fırladılar sağa sola
Umurumda bile olmadı, rengi yeşildi.
Birikmiş fitneleri, fesatları, kuyu kazmacaları,
Yalanları, riyayı düşünüp duruyor
Ve acele acele savuruyordum diğer parçaları.
Ben sapladıkça fışkırıyordu içinin suları, rengi kırmızıydı.
En son dört oval gülle indirdim bağrına bağrına,
Her birinin kenarları şeffaf, kaygan, tam ortası sarıydı.
Artık kendi psikanaliz raporum tamamlanmıştı,
Geçmişte ve bugünde ne varsa...
Nefretim, kinim, garezim susmuştu,
Sakinleşmişti fırtınam.
Bu gerekiyordu yarına gülümseyebilmek için.
Sonra gayet sakin ve sessizce oturup yedik kızımla.
Hep merak ederler halbuki
"Neden kadın mutfakta daha huzurludur" diye.
İşte size cevabı;
Ne eski kocamı doğradım,
Ne de fitne fesat kuyumu kazanları,
Onlar her seferinde defalarca doğradılar beni de
Ben sadece...
Sadece yemek yaptım.
Cemre.Y.

Uçup Gider

...Uçup Gider...
"Her şey çok güzel olacak!"
Gökyüzüne kaçıveren kırmızı bir balon sanki...
Binbir umut, binbir hayalle
Avucundan kaçırmamak için bileğine bağladığın...
İpin bir ucu, hep bileğinde bağlıdır sımsıkı da...
Birden uçup gider işte bulutlara doğru!
Çünkü diğer yanda,
Çözülmeyeceğine emin olduğun ama gözden kaçırdığın
Çoktan çözülmüş
Küçük bir ilmek hep vardır ve mutlaka biri gelip söndürür
O kıpkırmızı hayal ve umut baloncuğunu.
Belki bir tek umudun vardır gözleri yosun yeşili bir yürekte.
O bile kararsızlıklar denizinde boğulmaya yüz tutmuş görünür,
Halbuki bir kararı hep vardır.
Bilirsin.
Çünkü sen onu öyle yetiştirdin.
Bütün umutlarından ve hayallerinden vazgeçmenin
Dilindeki o demir tozu tadı kalır geriye...
Artık ne yesen, ne yemesen...
Ne içsen, ne içmesen kalacaktır hep o tat.
Hani hiçbir şeye güvenmezsin de tek bir kozun,
Tek bir intikamın kalmıştır, çözümsüzlüğüne çözüm değilse de...
Hiç değilse bu hayattan intikam niyetine!
Hani artık son nokta, gücün falan kalmaz hiçbir şeye...
Ne sevgiye herhangi bir şeye...
Ne nefrete ne de sevgiye!
Hani ölsem umurum değil dersin ya
Tam da öyle işte...
Cemre.Y.

6 Ocak 2018 Cumartesi

Anama Aşıktım Ben


…Anama Aşıktım Ben…
Babamdan nefret ettiğim kadar,
Anama aşıktım ben!
Küçücük kalbimde
Anamın gözünde ve yüzündeki
O mor menekşe rengi halkaları durur hala!
Döverdi rahmetlimi,
Haksız yere çok döverdi!
Hep yalvarırdım ona,
Yeter artık dövme diye
Anam kanserden öldü.
O ölmeyi bırak!
Hastalık nedir hiç bilmedi.
Yaşıyor hala!
Cemre.Y.

23 Aralık 2017 Cumartesi

Özgürsün Artık

…Özgürsün Artık…
Benim sırtım
Keskin bıçak yarası doluydu zaten!
Keşke alnımın ortasından vursaydın.
Şimdi hiç yoktan
Bir Cemre daha ölüp
Başka bir Cemre daha dirilecek!
Seni de affediyorum be adam!
Nefretim bile olmayacak kadar
Özgürsün artık.
Cemre.Y.

16 Aralık 2017 Cumartesi

Korkuyordum


…Korkuyordum…
O anneye, en ilk andan itibaren, hep aşıktım ben de,
Kaderime sıçayım ki ağa kızıydı annem!
Kız evlat doğdum diye sevilemedim ilk...
Sırf, anamın kaynanasının kaynanası,
Geçmiş karşısına da...
"Sigara kağıdı kadar bir evlat!
Hiç yakışıyor mu bir ağa kızına,
Hem de erkek evlat bile değil!" demiş diye.
Ve ne yazık ki o zamanlar,
İstanbul'da naylon naylon çöpe akarken sperm kardeşlerim,
Bizim köye prezarvatif, henüz icat edilmemiş!
Öylece salınıvermişim anamın rahmine!
Ne cennet, ne cehennem tasviriydi aldığım yol.
Sadece boğulmaktan çok korkmuştum.
Çamaşır makinesinin sıkma anına yakın zamanı,
O, olamayasıca, ilk yolculuğuma çok benzetiyorum!
Oysa o an, benim derdim,
Galaksinin bu yarışını kazanmak değildi.
Ben, sadece zifiri karanlıktan,
Ben, sadece buharlı camlardan,
Ve ben sadece horlamalardan, hırıltılardan,
Çok mu çok…
Korkuyordum!
Görebildiğim tek ışığa doğru koşmuştum!
İlk, o vakit nefret edilmiş benden.
Ben anama ilk kere, müteşekkir ve aşıkken.
Cemre.Y.

Kaybolurdum

…Kaybolurdum…
Senden nefret edebilmek istiyorum şimdi.
O da aşkın bir özeti...
Oysa kırgınım!
Beni doğru frekansta duyan tek insan olup,
Evrenin diğer meteorlarına uyduğun için.
Kaybolurdum ben senle.
Nasa da bok yerdi.
Yüzyıl sonra bizden bir frekans duyduklarını sanırlardı
Dağılıp başka uluslardan aldıkları
Telsiz sinyallerini
Biz sanırlardı, bizden haylice uzaktayken...
Bizse onlarsız bulduğumuz
Aden'imiz de cennet olurduk!
Cemre.Y.

15 Aralık 2017 Cuma

Uzun Zaman Oldu


…Uzun Zaman Oldu…
Konuşurken…
Mangalda kül bırakmayanlar,
Mangaldaki köz bile değil
Ateş bile değil
Mangala sebep olacak kadar insan,
Ateşe kül olacak kadar olsalardı yeterdi.
Yani "Adam" olsalardı yeterdi.
Uzun zaman oldu ben…
Piknikten nefret edeli!
Cemre.Y.

14 Aralık 2017 Perşembe

Neredesin?


…Neredesin?...
Hatun olup,
Bu dünyaya gelmiş olmaktan nefret ettiğim anlar çok oldu tabi.
Nice kadın cinsimin,
Dost katili olduğunu gördükçe kadınlı, erkekli.
Adam mı?
Sorarım o vakit!
Adam bunca zaman nerelerde kaldın sen?
Adem babanın Havva anamız öncesinden
Bir türlü gelemedin.
Ben hep buradaydım da…
Sen…
Kalu beladan beridir neredesin?
Cemre.Y.

Zamanlar Ötesi An'lar

…Zamanlar Ötesi An'lar…
Bazen saniyeler gerçekten çok önemlidir.
Zira ben şehirler arası arabalı vapurun,
Tam da o anında,
Tam da o saniyesinde orada olmamış olmasaydım,
Bacağının birinin protez takılı olduğunu
Sonradan öğrendiğim o yaşlı teyze,
Kendisine hayli yüksek gelen o eşikten,
Asla çıkamayacak ve belki de,
İstemsiz bir utançla altına kaçıracaktı,
Bulunduğu çaresizlikten nefret edecek,
Sıkılacak, belki yaşamaktan bile tiksinecekti.
Oysa yaptığım çok da matah bir şey değildi bana göre!
Sadece içeri önce ben girdim,
Bastonunu bir kenara koydum ve anneme nasıl yardım ettiysem
Abdest alacağı zaman yanındaysam yaptığım gibi
Bütün gücümle ayağını yukarı kaldırarak
Basması gereken yere taşıdım ellerimle.
O çıkana kadar bekledim
Ve onu aşağı indirip bastonunu eline verdim.
Sımsıkı sarıldı bana, yanaklarımı öptü binbir dua ile,
Sonra yüzüme iyice bakıp,
"Seni bana Allah gönderdi evladım,
Seni asla unutmayacağım,
Yaşadığım sürece sana hep dua edeceğim,
Bundan sonra mutsuzluk yüzü bilmeyeceksin,
Ne diliyorsan o olacak!" dedi
Ve kendi kadar güçsüz, kendi kadar yorgun,
Ama gözleri ona ışıl ışıl bakan o yaşlı amcaya tutunarak gitti.
O akşamın o saatinin, o dakikalarının, o saniyesinin,
Tam o saliyelerinde ben...
Allah ile tekrar barıştım.
Tövbe ve şükür ve teşekkür ettim.
Ne yapıyorsa gücümün yeteceğini biliyordu.
Zaten artık insan evlatları sandığından da hayli çoktu!
Ve ben...
Her zorluktan sonra çok daha güçlenerek yenilgisiz oluyordum.
Rabbim!
Doğru zamanlarda,
En azından başkalarıma,
Olmam gereken yerlerde,
Olabilmemi bari sağladığın için seni seviyorum
Ve sana bana sunmadıklarına rağmen müteşekkirim.
Hiç değilse birilerinin ömrüne gerektiğim kadar farz eyledim.
Teşekkür ederim.
Kendime dair yarınlı hayallerimin
Yanardağ ağzı ifrazlarına zaten lavlı kor ateşim.
Artık ölebilirim.
Sahi sen be annem
"Yüreğinden aka aka bana beni bırak da gideyim,
Zaten epeydir beni bekliyorlar!" dediydin ya!
Vazgeçtim bencilliğimden sonra aniden
Ve uça koşa gittin ya sen!
Sahi filmlerdeki gibi
Sana da bembeyaz tüller giydirdiler mi annem!
Hayattayken çok ağırdı ya omuz başı yüklerin
Sana taktıkları melek kanatların
Acıtmıyor değil mi
Omzunun küreklerini!
Annem…
Sahi sen mutlu musun ki oralarda?
Bu gece bari rüyalarıma dokun hele bir sen!
Söz...
Promilsiz gül kolonyaları dökeceğim,
Yastığımın bütün yalnızlık kenarlarına!
Ama bi gel sen…
Bir gel.
N'olur?
Yoksa pişman olurum
Sana bir bayram sabahı
Saçının tellerinden, ayaklarının uçlarına kadar,
Ayak parmağının son küçük tırnağına kadar
Öpe koklaya veda etmekten!
Pişman olurum sana veda etmekten!
Bak demedi deme!
Bunca vakit sonra
Bize bir bakayım deyip öylece gidemez, sağ salim ölemezsin.
Çünkü ben…
Çok fena özledim seni be annem.
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Ve Teşekkür Ederim Sana

...Ve Teşekkür Ederim Sana...
“…… ve teşekkür ederim sana!”
Bilirim bu cümlemden,
Hep nefret edersin, ama olsun!
Ömrümün geçen yüzyılı boyunca
Olmaması için gururumla direndiğim,
Sabırla hep ya olursa diye
“La Havle” bile çektiğim,
Bana bahşedilip duran o yeni hayatlara,
Yeri gelip açlığa
Yeri gelip tokluğa,
Yoksulluğuma rağmen,
Sükut geçtiğim,
İnatla uzak durduğum,
O adına aşk denilen
Henüz sıcağı soğumamış
Duvarlarında hala orospu ruhlar gezinen
İnsan eti kokulu yataklara hiç girmediğim
Hiçbir zaman da girmeyeceğim halde,
Benden geçip giderken
Beni alnımdan son kez öperek bıraktığın,
Benim dışımda herkesin
Görebildiği o vesikalık afişin için
“Teşekkür ederim sana,
Beni yeni bir savaşın kundağında
Cami avlusunda
Bilerek unutulmuş bir yürek gibi
Yakınımdan gelip geçen
Pezevenk gülüşlü kahkahalara
Öylece biçare bıraktığın için.
Sonsuz kere sonsuz...
Teşekkür ederim sana!"
Olmaz ama sen bana oldurdunsa?
Olur ya!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...