resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2024 Perşembe

Kaç Bakış Geçmiş Yüreğinden

...Kaç Bakış Geçmiş Yüreğinden...
Kim bilir,
Kaç bakış geçmiş yüreğinden!
Senden sonraki hangi fotoğrafına bakarsan bak,
Sana baktığı gibi bakmıyordur artık gözleri.
Cemre.Y.

9 Aralık 2024 Pazartesi

Cehennem Tasviri

...Cehennem Tasviri...
Hayat çoğu zaman,
Dante'nin "Cehennem Tasviri" gibi!
Cemre.Y.

17 Aralık 2021 Cuma

Özledim Lan!

..Özledim Lan!...
Hani, boğazının bir boğumunda kalır nefesin,
Yut-ku-na-maz-sın!
Hani, burnunun direğine,
Bir sızı yerleşiverir de,
Ağ-la-ya-maz-sın!
Özledim lan!
Hem de nefessiz özledim.
Yüzsüz, resimsiz, vücutsuz'umu!
Olmayan'ımı, seni,
Şerefsizim çok özledim.
Cemre.Y.

16 Nisan 2020 Perşembe

Ey Yosun Gözlüm

…Ey Yosun Gözlüm…
Yosun gözlüm ben, bir ucu gözyaşlarım ile dantel nakışlı
Şiirler işlerken sevda yanığımın kan sızılı,
Hasret prangalı özlemlerini koyarken hayatımın sarı sandığına,
Susarak kavga ederdi benle!
Sonra okurdu satır satır,
Bana küskünlük saklı kesesine koyardı onları.
Sadece dönüp bana, gözlerimin içine bakarak,
“Ben ne zaman senin şiirin olucam annem!”derdi.
Onun gözlerinin içine bakarken gülümserdim.
“Sen benim bundan sonraki bütün şiirlerim olacaksın ciğerimin çiziği.”derdim.
O, mutlulukla salınarak odasına giderdi.
Ben hıçkırıklara boğularak ağlardım.
O, sevda yanığıma ağladığımı sanırdı.
Ben son iyileşmeyecek yanığın yakında o olacağına!
Biz on yedi yıl boyunca,
Sadece bir kere kopacak kadar anlaşamadık.
Hayat o son gün bile hala tiyatroydu,
O, ilk defa gerçeği oynadı.
Ben, ilk defa yalan’ı.
"Sen benim bundan sonraki bütün şiirlerim olacaksın ciğerimin çiziği.”
Sen,
Beni,
Resim resim arındırdıkça ömrünün paragraf başlarından,
Ben,
Seni,
Resim resim ekliyorum
Ömrümün zamansız cümlesinin noktasına!
Ararsın gün gelir ey yosun gözlüm,
Göz bebeklerinin derinine…
Anne anne bakan o bir çift kahverengileri ararsın.
Ömrünün saati bensizliği özlediğinde,
Yüreğinin atışına dokun, yüreğim ellerinde.
Cemre.Y.

9 Temmuz 2019 Salı

Yolda Yürürken Kitap Oku

...Yolda Yürürken Kitap Oku...
Evime doğru giden yolda serviste giderken veya
Yolda yürürken kitap okuyor olmama hala şaşıranlar var,
Ben de onlara şaşırıyorum!
Otobüste, minibüste, metrobüste ya da herhangi bir araçta,
Hatta yolda yürürken bik bik telefonlarıyla oynayabiliyor ama kitap okuyamıyorlarmış!
Bu akşam tam kitabımın son sayfalarının en heyecanlı yerine gelmişim,
Apartman girişinin merdivenlerine konuşlanmış mahalle gençlerini yarıp,
Tam yine okuyarak kapıyı açacağım...
Alt kat kiracı komşunun aylak kardeşi durduk yere,
"Abla bir şey sorabilir miyim?"dedi.
"Sor tabi, nedir derdin?"dedim.
"Abla sen bu kadar usanmadan ne okuyon yollarda,
Arabalara çarpmıyon, taşa çarpmıyon,
Öle dümdük gözün kitapta okuyon da okuyon ne okuyon, ne tarz okuyon!"dedi.
Gözüm kitapta doğru anahtarı bulup kilidi çevirirken,
"Kitap okuyorum gördüğün gibi."dedim.
"E tabi kitap da ne üzerine, konusu ne, hem nasıl düşmüyon yürürken."dedi.
"Birincisi; Yolda yürüyerek kitap okurken,
Telefonlardaki sanal sosyal medyalardaki gibi
Dikkat dağıtacak resim, fotoğraf vs. olmadığı için,
İnsanların kulakları çok daha keskin duyar.
İkincisi; Arada bir yürüyeceğin yol mesafesine,
Karşına çıkabilecek insan veya çocuk sayısına,
Hatta hiç olmadık anda yoluna çıkacak araç ihtimaline dikkat edersen,
Öle dümdük yürüyerek kitap okuyablirsin yürürken.
Üçüncüsü; Ne bulursam okuyorum, mesela bu bir roman,
Polisiye bir roman ve en güzel yerini de sen şimdi böldün."diyorum.
"Aa! Ben duymuşdum bu Polisiye Roman kitabını çok güzelmiş he"dedi.
İnsani bir sabırla içimden "La Havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim."çekip,
"Kardeşim roman okuyorum, tarzı da polisiye!
Yazarı; Jean Christophe Grange
Romanın Adı; Ölüler Diyarı"dedim.
Hay demez olaydım...
"Tamam abla ya bir şey demedik öyle ölü mölü oluyo mu şimdi
Ama onu da duymuştum çok güzel bir kitaptır ha!"dedi.
Saat bu saat oldu hala kendi kendime gülüyorum ağlanacak hallerimize!
Oysa öyle sıkı bir dindar olmasam da,
Hatta taa çocukluğumdan çoğunlukla yaradıma gücenip,
Çoğunlukla da "Eh o da ne yapsın ki insanların bu kadar üreyeceğini öngörememiştir,
Nasıl ki her yerimiz mobese kamerası doluyken ve herkes her şeyimizi,
Her anımızı gözlem altında tutuyorken bunca şiddete, cinayete,
Kimse öncesinden dahil olamıyorsa,
O neylesin bi dünya dolusu insanın kaderiyle"diyerek yeniden barışsam da.
Rabbimizin Peygamber efendimize ilk emridir "İkra!" "Oku!"
Neyse belli ki yine dünyayı biz kurtaramayacağız azizim,
Şiirimize bakalım biz.
Cemre.Y.

24 Haziran 2019 Pazartesi

Çocuk

...Çocuk...
İçimde...
Henüz çocukluğunu kaybetmemiş,
Henüz kötücül canavarlar rüyalarına el değmemiş,
Yeni bir ruh geziniyor.
İçimde...
Henüz ergenliğinin asiliğini giyinmemiş,
Henüz kötücül canavarlarla hiç yüzleşmek zorunda kalmamış,
Küçümen, özgür ve cennet kokulu bir kız çocuğu var şimdi.
Öyle ki...
Sanki beş yaşıma geri dönmüşüm de,
Savaştığım tek şey denizin dalgalarıymış!
Nasıl olsa annem beni sahilde kucak açmış bekliyor.
İçimde...
Çoktan kabuk bağlamış o yaranın parmak izi!
Korkmuyorum bu sefer, 
Onu kazıyıp hep aynı geçmişimle yüzleşmekten.
Her şey...
Yazgımıza yenilmekten ibaretmiş meğer!
Beş yaşınızdaki özgürlüğünüze dönebildiğinizde...
Her şey çok güzel olacakmış meğer!
Şimdi ben, keyfim ve de kahyası,
Epeyce yorgun, lakin epeyce de dingin, 
Birazdan biraz fazla gururlu, biraz da mutlu bir kız var içimde.
Hayallerim, ümitlerim ve ben
Anam'la yavrum aynı lakin...
"Baba!" karakteri boyuyoruz resimlerce...
Nihayetinde baba hariç,
Bütün renkler hep güzel.
Lakin!
Siyahı hiç kimse sevmese de...
O bile yaşlanıp, saçları ağarıp, küçümen bir çocuk olunca,
Yürekten affedilmeyi artık, hak ediyor bence!
Çünkü...
Onun da kendince olabiletesi en güzel çocukluğu...
Çünkü onun da kendince değiştirmek istediği
O kader çizgisi mutlaka vardır.
Yeter ki..
Daha çok çocuk ol!
Cemre.Y.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Baharın Işığı

...Baharın Işığı...
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Epeydir zemheriydim,
Epeydir de beklemekteydim,
İlkbaharın çimen kokulu,
Rengarenk lale mevsimini.
Kaç zaman geçti kim bilir,
Nicedir pas tuttu yüreğimin kilidi.
Elimde kurumuş bahar dalından bir anahtar,
Hani güneşi bulsam,
Hiç yoktan yeşillenirdim,
Hiç yoktan bir sızımlık boşluk bulup,
Sürgün verirdim yeni ömrüme ya!
Bu bahar da bir tastamam gelemeyecek belli.
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Siyah beyaz resimleri hiç sevemedim halbuki.
Her yer simsiyah,
Her yer bembeyaz,
Her yer gri.
Cemre.Y.

14 Aralık 2018 Cuma

Oysa

...Oysa...
Oysa ne de güzel mutlu resimler yapılırdı boş bir kağıda,
Yüreğine sığdıramadığın çocuksu sevinçlerle,
Bütün ömrün boyunca kurduğun hayalleri rengarenk harmanlayıp,
Ne de mutlu resimler yapılırdı boş bir kağıda.
Fakat bizim renklerimiz eksikti evlat!
Maviyi bulsak güneşimiz soldu,
Yeşili bulsak fırtına tufanı koptu.
Biz de tuttuk siyah harflerle şiirler yazıp,
Kırmızılı sevdalarımıza mühürledik.
Ömrümüzün hepsi buydu.
Oysa ne de güzel mutlu resimler yapılırdı boş bir sayfaya.
Cemre.Y.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Gülümse Kendine

...Gülümse Kendine...
Bazen şu sanal alemi,
Gelecekteki huzur evimdeki odam gibi hissediyorum!
Çok sıkılınca,
Odamdan dışarı kafamı uzatıp bakıyorum ve bir sürü yabancı,
Acılı, acısı kendinden gizli, gülen yüzleri soluk,
Profil resimleri kendilerine bile,
Yabancı sanal gülümseyişli onca insanlar!
Benim gibi,
Sadece birkaçı filtresiz çekiyor fotoğrafları!
Kaşının duruşunu,
Gözlerinin altındaki morlukları umursamadan,
Umutlu bir gülümseme tutuşturuyorlar gözleriyle dudaklarına,
Yani o an, ne kadarsa, o kadarlar.
Gerçeğimizi bulabilenler buralardan,
Bizlerden hemen kaçıyorlar!
Zira cesaretimizle,
Öz güven' imiz el ele verip korkutuyorlar onları.
Tıpkı bütün gerçek sandıklarımız gibi!
Ama neyse ki yarın en sevdiğim gün.
Sahi bugün günlerden neydi?
Ne fark eder ki,
Pazartesi, Salı, Çarşamba,
Perşembe, Cuma, Cumartesi'yle Pazar'ı
Ki bana sorsalardı,
O günlerin adını da öyle koymazdım hani!
Neyse ki,
Şu anda nefesini şöyle burnundan derince çekip,
Birkaç saniye içinde tutup sonra öylece koyuverebiliyorsan!
Sigaraydı bilmem neydi,
Şekerdi yok tansiyondu düşünmene gerek yok!
Gece yatarken yanında,
Yatağında biri olsa da olmasa da kendine sarıl bir hele.
Kendine geleceksiz,
Sadece bu geceyi güzel atlatacak güzel bir rüya dile.
Velev ki bütün gece,
Kabuslar görüp döndün durdun yatağında,
Ya da ne bileyim...
Yemyeşil kırlarda dolaşırken uyandın da sabahın karanlık çıktı!
Umursamaları kısa tut!
Misal her durumda uyandın nihayetinde ve ne yazık ki,
Kalbin atmaktan vazgeçene kadar da yaşamak zorundasın!
O halde...
Ya bütün günü ağlayıp, sızlayıp,
Feveran ederek yaşa,
Ya da uyanır uyanmaz,
Sade bir Türk Kahvesi yap kendine,
Giyinirken yeni umutlar dile.
Arada tıkanık öksürük nöbetleri olur takma,
Hem dün akşam da az içseydin sigarayı!
Öyle ya sıcacık yatağından çıktın,
Buz gibi salonunla,
Mutfağın arasında mekik dokumaktasın.
Üstelik mim gibi aklındadır o durum!
Şayet kahve makinen yok da,
O cezvenin gözünün içine bakıyorsan,
Ne vakit gözünü çevirsen,
O zaman köpürüp taşacaktır o!
Yanisi şu, artık uyandıysan yeni günün sabahına!
Akşamın zehirli zemheri çığlığı olsa da,
Gecen kabuslu canavarlarla dolsa da,
Sade Türk kahven,
Kısık ateşte ve cezvede,
Şimdi pişiyor ve de taşmaması gerek.
Sonuna kadar okuduysan,
Günün saatinin önemi de yok zaten!
Hiç kimseye,
Bir yorum da bulunmana dahi mahal yok.
Lavaboya git misal,
Her neredeysen şu anda mühim değil.
Oradaki aynaya bak bir,
Umursama aynı fotoğrafını biri görürse diye.
Bir bak!
Yüzüne, saçlarına, gözlerine,
Dudaklarının duruşuna iyice bir bak!
Beğendin...
Ya da beğenmedin oradaki silüeti ne mühim!
Gözlerinin öbeğine öbeğine,
İçinin içine bak iyice.
Saçının rengi, kaz ayakların,
Gıdın, gadan, kilogramın, kırışıklarına değil ha!
Gözlerinin öbeğine öbeğine, içinin içine bak iyice.
İşte onlar hayata umutla,
Işıltılı bakana kadar,
Kendi yansımana gülümse kendine, bir dene!
Cemre.Y.

3 Kasım 2018 Cumartesi

İyiyim Ben Böyle

...İyiyim Ben Böyle...
Sen bana şimdi gelme eski sevdiğim,
Ben artık, o bıraktığın yerde değilim!
Adresim ayrı, posta kutum nicedir oksitlenmiş!
Yolun sonu bana çıkan arnavut kaldırımlarınıysa,
Çok kereler değiştirdiler yeni belediyeler.
Oysa nice geceler boyu,
Salonumun bütün ışıkları yanık bu gelişi beklemiştim.
İlk gidişinin ardından, kim bilir kaç yıl boyunca,
Boğazımda yutkunamadığım o kocaman yumruyla,
Günleri gece, geceleri sabah etmeye çalışmıştım.
Daha bir buçuk yaşındaki yosun gözlüme,
Ninni diye...
Rahmetli Ahmet Kaya'nın şarkısının nakaratını değiştirip,
"Baban bir gün,
Döner gelir sarılırsın yavrucağım!" ı söyleyip durmuştum.
Sen bana şimdi gelme eski erim,
Ben artık o bıraktığın Cemre değilim!
Vukuatlı nüfus kayıtlarında,
Soy adım senden ayrı tam on sekiz yıldır!
Yolun sonu bana çıkan,
O "Kadın olsaydın da elinde tutsaydın!" ların öcleriyse,
Çok kereler alındılar boşanmamızın o ilk yıllarında!
Oysa nice aylar boyu,
Yüreğim,
Kırılgan kelebek kanadında üzülmüştüm de "O Kadın!" için.
"Her şey kadın olmakla bitmiyor." diye!
Sen bana şimdi gelme eski dostum,
Ben artık dostluğun kemaline de eriştim!
Bak kızımız da büyüdü sensiz, yeni yaraları bile oldu hatta!
Yirmi bir yaşına gelene kadar da hep ama hep seni çok özledi.
Sen bana şimdi gelme arkadaşım!
Sen bana bundan sonra geleceksen, yalnız gelme!
Misal kızımızla ilgili önemli bir mevzu olur kızımızla gel,
Misal oğlunla ilgili hayati bir durum olur oğlunla gel.
Ama beni tercih ettiğin karınla aran bozulunca arama beni.
Sen bana şimdi gelme, sen bana hiç yalnızken gelme!
Misal ortak akrabalarımızdan Allah gecinden versin ölümü olur,
Misal,
Ortak akrabalarımızdan birinin,
Mutlu bir düğünü olur o zaman gel.
Ömrümün, ömrüme öcü çoktan bitti.
Sen kal.
İyiyim ben böyle...
Sen de iyi ol artık.
Cemre.Y.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Cancağızım

...Cancağızım...
Epeyce vakitler geçti sensiz...
Artık sormuyorum bile sana, nasılsın diye!
Nasılsa birazdan, beni bana dökeceksin.
Saçılacak içinin içi, canımın kırık canlarına.
Neyse ki varsın.
İyi'ki varsın!
Tam kırk beş saat!
Sen yokkenden beridir, bende yoktum aslında.
Şimdi geldim, valizimi boşaltmadan,
Kirlilerimi yıkamadan, nevresim takımlarımı değişmeden
Yatağıma doyamadan, sana geldim.
Parmak arası terliklerin,
Topuksuz sandaletlerin,
Özgür olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde,
Biliyor musun?
Botokslu, suda bozulmayan makyajlı,
Mimiksiz kedi yüzlü kadınları gördükten sonra
Hele ki bacaklarını saran sımsıkı beyaz pantolanlardan,
Kalçalarını kıvırta kıvırta yürüyen tiki kılıklı,
Eril cinsli efeminemsi herif yıkıntılarından sonra,
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok çocukluk düşürmüştüm ömrümden,
Ne çok geç kalınmış ergenlik,
Ne çok belki ucundan yakalarım hayatı diyerek,
Salak saçma dikte edilen öğretilik!
(Hani o da sadece hayal bab'ındaydı ya!)
Ne çok yenilgiyi kabullenmiş,
Ne çok pes etmiştim aynı ömrün,
Aynı hayat diliminde.
Yosun sarmıştı her yeri,
Ve umutsuzluk!
Ve çaresizlik.
Bir tişört, bir de şort'un,
Yeterli olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde.
Oysa biliyor musun?
Kendilerinin yeni yapmış olduğu,
Ya da az biraz sonra yapacak olduğu ultra-lüks...
Ama sıfır mutlucuklu yüzlü kadınları gördükten sonra
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Ve de çoktandır omuzlarına yük olacak,
Açık büfe yemeklere çoktan razı,
Yahut hiçbir şey'siz, hiçbir hayat yarını olayan insanların,
Benim hayatımı...
Benden çok kurtarmak istiyormuş gibi davranmalarından,
Eskiden olduğu gibi oldukça çok yorulmuştum!
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok tokluk, ne çok haz...
(Artık ne neye göreyse!)
Yitirmiştim ömrümden.
Ne çok yaşlılık, ne çok hastalık, ne çok ölüm.
Ne çok vazgeçmişlik geçmiştim şu hayattan
Artık sadece nefes alıp vermekten yorulup!
Yahu ne çok akıllarınız var öyle sizin!
"Yok şunu şöyle yapsaydın da,
Yok şunda kanserojen var!"bilmem ne?
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Benim güneşim,
Benim denizim,
Benim kumsalım,
Ve yanımda benim yosun gözlü'm...
Tatil'se...
Kısacık da olsa bizimdi be!
Yok ama...
İlle de siz...
Arnavut kaldırımlı o sahil kasabasının sokağında...
Memeleri ağzına fırtlamış,
Saçları pahalı parfümler kokan,
Pahalı arabasıyla gelmişse ona bir gülümseyiş sırıtan,
Kaldırım yosmalarından etmeye çalışırsınız beni!
Kusura bakmayın be canım.
Dar alanlarda boğuluyorum ben!
Hani kendi egolarınızdan vazgeçip,
Artık insan olmaya karar verirseniz,
Kumsaldayız biz...
Ben kızım koruyorum, kızım benden çok beni.
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Neyinize çok geldik anlamadım ki.
Neyse...
Biraları kapıp gelin!
Hem siz geldiniz diye de ateş de yakar,
Bizi yakmaya çalıştıklarınızı da yakarız!
Daha da romantik olur öyle...
Zira ben kırmızı'yı,
En çok...
Giyebilirsem hani,
Siyah sivri topuklularımın altında severim.
Cemre.Y.

18 Temmuz 2018 Çarşamba

Ezber

...Ezber...
Hani hep kızardın yan yana uzandığımızda,
Gözlerimi kapatıp yüzüne dokunup duruyorum diye.
Sevmezdin yüzüne dokunulmasını,
Unutmuş gibi yapar dokunurdum sana.
Alnından yavaşça dokunmaya başlardım her hücresini ezber çekerek.
Kaşlarını çizerdim resim yapar gibi,
Göz kapakların kapalı olurdu rüyada gibi,
Hani hissetsem de sayabilsem kirpiklerinin tanelerini,
Elmacık kemiklerinde gezinirdi parmak uçlarım.
Şakaklarından saçlarının başlangıcını ve bitişini gezerdim.
Burnunun ucuna geldiğimde "Ufff" derdin "Yeterrr!"
Dudaklarını ezberlemeye doyamazdı parmak uçlarım
Ama sen dokunmayı bile hep çok görürdün bana!
Çenen, sakalın nasıl da zor tutardım kendimi gözlerimi açıp,
Öpmemek için seni!
"Neden peki?" derdin,
"Nedir bu şimdi, sevmiyorum işte biliyorsun!"
Ahh be sevgili bilmem mi!
Sen hiç sevmedin ki zaten beni diye kırılırken sessiz hıçkırıklarım,
Gülümseyerek bakardım gözlerine
"Bir gün kör olursam seni bir kokundan,
Bir de parmak uçlarımdan tanıyacağım da ondan" derdim sana.
Kör olmadım.
Yıllar oluyor biz bitip, bizden gideli.
Ah benim burnumun sızısı,
Ne vakit eskilerden bir rüzgar esse,
Kokun burnumun direğinde.
Gözlerimi kapattığımdaysa ezberimsin hala.
Cemre.Y.

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Hayata Gülümse

…Hayata Gülümse…
Gök bile resmimizi çekiyor be sevgili,
Ayrı yerlerde, ayrı hislerde de olsak 
Hayata gülümsemeyi unutma emi!
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Benim Babam O Kolyede Kaldı

…Benim Babam O Kolyede Kaldı…
O zamanlar fakirlik yürekte değil,
Üstte baştaymış.
Kırk da bir...
Gurbetteki baba sana,
On sekizinde ancak takabileceğin
Bir kolye yollamış
Onunla da bir kare fotoğraf istemişse,
Sadece bir poz hakkın olsa bile
O fotoğrafın karesinde
Yakınında kimin çocuğu varsa
O da o kareye eklenirmiş.
Öyle sadece kendi çocuğunla
Tek bir karen olamazmış.
Belki de babalar sırf bu yüzden
Hayat boyu başka hediye almaz
Başka da resim istemezmiş.
Öyle derdi anam.
O ilk ve son hediyem olan o kolyeyi çok aradım sonra
Anam hep vardı bir şekilde de
Benim babam o kolyede kaldı.
Cemre.Y.

Son Şiirim

…Son Şiirim…
O zamanlar,
Mademki odana poster asıyorsan
Yoldan çıkmış sayılıyordun!
Gündüzleri yaşıtım olan
Ergen beylerle beraber
Tommiks, Zorro okuyorken
Akşam üstleri
Dünyamı her seferimde yeniden çizen
Resimli şiir defterleri yapardım kendiciğime  
Anacım da Agatha Christie gibi
Buluverirdi hepiciğini sakladığım yerlerden.
Yırtıp yok ederdi resimli şiirlerimi hemen!
Yırtardım bende bütün Zorro'ları, Tommiksleri.
Yırttım sanıyorken hayatımın
Beraberindeki şiirlerimin hepsini!
Rahmeti bol olsun.
Cennet cennet turlar eylesin.
Meğer,
Tek onu en çok seveyim diyeymiş
Bütün ahlarının hepsi.
Gitmeden az önce ezberinden söylediydi.
Benim en güzel şiirim
İlk'im sendin Anne'm
Sonra kızım doğdu.
Son'um oldu.
Son şiirim.
Cemre.Y.

3 Aralık 2017 Pazar

Ya Sen Şairim

…Ya Sen Şairim…
Tam unuttum diyorum
Bir şiirine rastlıyorum bir yerlerde!
Öyle ezberlemişim ki seni,
Hangi şiirini,
Kime, ne zaman yazdığını bile biliyorum.
İstem dışı,
Dosyalar arasına saklanmış,
Silmeye de bir türlü kıyamadığım,
O son resmimize uzanıyor elim.
Ne de güzel gülümsemişiz oysa maviye!
Ne de umutlu,
Ne de mutluymuşuz meğer!
Gözlerinin kuytusu bile
Yıldız, yakamoz şarkılar tutturmuş,
Dudaklarının kenarına güller konmuş,
Boğazının ilmeğini sevdiğim,
Alnının ortasına martılar konmuş.
Şimdi kaybolan yılların
Çetelesini tutmak zamanı adamım.
Bir daha aynı bakamadım ben
Beni kaydına alacak hiçbir coğrafyaya!
Bir daha da yazamadım hiçbir şiirimi aynı aşkla.
Senden sonra,
Hiç kağıttan kayık yapmadım mesela!
Ya sen şairim,
Peki ya senin?
Daha mutlu,
Daha umutlu,
Daha mavili resimlerin oldu mu?
Cemre.Y.

18 Kasım 2017 Cumartesi

Hayat Bu Sevgilim

...Hayat Bu Sevgilim...
Şu "Neyse" ile "Eyvallah"ı bu sefer de
Zemheri ayazında kurulan
Bahar güzeli hayallerin gücenişine söyleyelim.
Hayat bu sevgilim!
Resmin hangi rengine bakacağına göre değişir resim!
Cemre.Y.

8 Kasım 2017 Çarşamba

Hikayelerimin Rengi

...Hikayelerimin Rengi...
Yazdıkça,
Hikayelerimin rengi soluyordu aslında ve ben artık
Bazı şiirsel düşlerimi
Romanıma renk kılmaya karar verdim.
Artık hep o an gibi gülümsenip,
Unutulacak bir resim değilim!
Cemre.Y.

Onu Da Söküp Almasını Bilirim

...Onu Da Söküp Almasını Bilirim...
Günler bana,
Zemheriye doğru akıp giderken,
Bahardan çalınma kır çiçeklerini serme yoluma!
Kendime doğru,
Damağımda kekremsi şiirlerimle çekilirken,
Destansı şiirlerinle yağma son durağıma!
Sonbaharın,
Son yaprakları da ayaklar altında ezilirken
İlkbahardan kalmış
Bir papatyayla çıkıverme karşıma!
Değil bir tek papatya,
Aniden bir fırtına çıkıverirse,
Gazeller yerine,
Birkaç yağmurlu yaprak
Takılıverir ayak tabanına!
Sana ben öylece
Doğru mevsimlerim le gelirken,
Aklına, kim, ne koyuyor bilemem ama!
Ya usanmadan var olma,
Ya da hiç yok olma!
Öyle bir giderim ki senden.
Kaç mevsim geçse de üstümden,
Ağustos sıcağında
Ellerin üşüyüverir aniden!
Bakıp durduğun resimlerimde
Hep gülümseyen yüzüm,
Kalbimdir benim.
Ama merek etme
Onu da söküp almasını bilirim
Cemre.Y.

22 Ekim 2017 Pazar

Ölü Çocuk

...Ölü Çocuk...
Suçsuz kere suçsuz….
Ölü bir çocuğun
Küskün bakışlarını görüyorum profil resimlerinde
İçim buruluyor, hücrelerim bölünüyor
Ama bu hayata inadına
Başka renkler giydiriyorum hayat sayfama
Zira!
Düşünemiyorsunuz acıdan!
O çocuğun, en yakınlarına hatırlatıyorsunuz
Hala bakabilen gözlerini.
Günah değil mi?
Hangi ana…
Yerine koyabilir ki
Kendisi yerine
Evlat acısının o derin cehennemini!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...