...Olacak İş Mi?
"Dördüncü evre!" diyor hiç yoktan bir film repliği...
Ömrüne dair bütün film şeritleri kopuyor ve sen...
Eski zamanda sarmış o teyp kasetlerini,
Bir kalemle...
Özenle sarıp sarıp şarkıyı kurtarmaya çalışıyormuşsun gibi...
Kırk beş yaşımda tam da tam da bir babam olacakken...
Şimdi bu olacak iş mi?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
özen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Ocak 2020 Cuma
Olacak İş Mi?
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
9 Ağustos 2019 Cuma
Ezan

…Ezan…
Bu akşam...
"Yok artık, kat'a olmaz,
Bu yaşadığım zebani ilçesinde ezan bile zebani derken!"
İlçem'de onca yıllık sabah ezanlarına,
Her biri ayrı megafondan ayrı korkarak uyanıp,
Dua edecek yere küfürler savurduğum,
Her biri ayrı telden salak nağmeler çalan sabah ezanlarına inat
Öyle bir sela okudu ki yeni gelmiş bir hoca!
Her nağmesine, dilini hiç anlamadığım her kelamına,
Her hecesine ayrı gözüm yaşım aktı
"Elhamdülillah müslamanım!"diye!
Kim bilir kaç kere menkıbelerini okuduğum Hz.Ömer'in
İlk kur-an okunuşunu duyup müslüman olduğu o an...
Bence böyle bir sesti onu nefes eden!
Yoksa öte mahallelerde,
Arka planda hala karışık sesler, tonlar, megafonlar!
Lakin bu sefer teşekkür ettim yaradan'ıma!
Epeyce bir vakittir halime, hatırıma, ruhuma, meşguldü ya!
Varlığını nicedir şikayet dilekçemden belli etmek dilemiş!
"Sanırım bize,
Biz maaşımıza bakarız." diyen memur cemiyeti değil de...
"Yav kardeş!
Bu da böylece kalsın ciğer ve yürek silsilende,
Hele ben bir sesleneyim de,
Yani hiç de öyle çok da yalnız değilsin,
Ben varım!" kıvamında ya...
Meğerki sen,
Orkestrasının her biri ayrı teli kopmuş,
Staj zamanı tiyatrocu yorgunluğuyla değil de...
Yarın sabaha beni, aynı billur sesle,
Aynı özenle uyandırırsan,
Hiç üşenmeyip, ojelerimi silip,
Gusül ve namaz abdestimi alıp,
Sabah namazımı kılacağım nice vakit sonra.
Allah'ım!
Yatsı ezanlarını da bir düzene koyuyorsun sanırım!
Sen'i Sultanahmet'e gittiğimde ayrı,
Kabe-i imam ezanıyla,
Ayrı sevmek istemiyorum ben o kadar şanslı biri değilim.
Lakin bana çeyrek adım atsan da,
Milyon mil kaçsan da ben hep seni seviyorum bil istedim.
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
ciğer,
etme,
ezan,
gözyaşı,
hece,
inat,
küfür,
meğer,
meşgul,
özen,
ruhum,
sabah,
seviyorum,
vakit,
yalnız,
yoksa,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
31 Temmuz 2019 Çarşamba
Özen
| …Özen… |
| Ben umut ettim ki, biri olsun bari, |
| Yok "slm", yok "mrb", |
| Yok "nbr" bilmem ne arasındaki sesli harfleri |
| Bana bari çok görmesin de benim için tabiatına özensin! |
| On'dan sonra hiç kimse olamadı tabi! |
| Yoksa… |
| Kim istemez susa susa
sevdiceğine sarılmayı! Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
8 Haziran 2019 Cumartesi
Yalnızlık
...Yalnızlık...
Yalnızlık diyorum bayım!
Uzaktan bakanların özgürlük sandığı hani.
Yalnızlık diyorum bayım!
Sanal pencerelerden bakanların zenginlik sandığı hani.
Sayamadım ki kaç yalnızlıktır,
Benim bayramlarımın boynu bükük kaldı kapı önlerinde.
Bazen diyorum ki...
Ey Allahım al benden bu yalnızlığı,
Her kim ömrüme özenip iç geçiriyorsa sar onun boynuna!
Sonra kıyamıyorum aile hayatlarına.
Neyse diyorum, neyse ya!
Cemre.Y.
Yalnızlık diyorum bayım!
Uzaktan bakanların özgürlük sandığı hani.
Yalnızlık diyorum bayım!
Sanal pencerelerden bakanların zenginlik sandığı hani.
Sayamadım ki kaç yalnızlıktır,
Benim bayramlarımın boynu bükük kaldı kapı önlerinde.
Bazen diyorum ki...
Ey Allahım al benden bu yalnızlığı,
Her kim ömrüme özenip iç geçiriyorsa sar onun boynuna!
Sonra kıyamıyorum aile hayatlarına.
Neyse diyorum, neyse ya!
Cemre.Y.
Labels:
aile,
Allah,
bayım,
bayram,
bazen,
hayat,
kapı,
neyse,
ömrüm,
özen,
özgür,
pencere,
sanal,
sonra,
yalnız,
yama,
zengin
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Nisan 2019 Pazartesi
Sana Söz Sevgili
...Sana Söz Sevgili...
Yüreğimin zemheri ayazlı kara kışlı yaralarını,
Can kırıklıklarımdan, hayallerimin kırıklarına kadar,
İlmek ilmek bahar çiçekleriyle dokudum sevgili.
Neyse ki...
Şükür ki...
Kabus dolu masallar da bitti sonunda.
Her birini binbir özenle toparlayıp,
Kağıttan kayığımın yan ceplerine doldurdum,
Kağıttan kayığımın her yerine benzin döküp,
Yelkeninden sessiz bir vedayla öylece yakıp,
Usulca akıntılı denize saldım.
O gitti, ben kalmadım.
Eğer bir gün rengarenk mis kokulu kır çiçeklerini,
Saklamadan, sakınmadan,
Sevdan göğsünde gururla yürüyerek bana ulaştırırsan.
Sana söz...
Ne geçmişin acı anıları olacak,
Ne de geleceğin gelecek mi kaygıları!
Sana söz sevgili,
Ömrünü ömrüme iliklerken iki yakasından
Bize dair'li o ilk andan başlayacağım nefes almaya!
Gözün gözüme değdiği, gönlün gönlüme dokunduğu,
Kokun kokuma karıştığı o andan başlayacağım sana.
Cemre.Y.
Yüreğimin zemheri ayazlı kara kışlı yaralarını,
Can kırıklıklarımdan, hayallerimin kırıklarına kadar,
İlmek ilmek bahar çiçekleriyle dokudum sevgili.
Neyse ki...
Şükür ki...
Kabus dolu masallar da bitti sonunda.
Her birini binbir özenle toparlayıp,
Kağıttan kayığımın yan ceplerine doldurdum,
Kağıttan kayığımın her yerine benzin döküp,
Yelkeninden sessiz bir vedayla öylece yakıp,
Usulca akıntılı denize saldım.
O gitti, ben kalmadım.
Eğer bir gün rengarenk mis kokulu kır çiçeklerini,
Saklamadan, sakınmadan,
Sevdan göğsünde gururla yürüyerek bana ulaştırırsan.
Sana söz...
Ne geçmişin acı anıları olacak,
Ne de geleceğin gelecek mi kaygıları!
Sana söz sevgili,
Ömrünü ömrüme iliklerken iki yakasından
Bize dair'li o ilk andan başlayacağım nefes almaya!
Gözün gözüme değdiği, gönlün gönlüme dokunduğu,
Kokun kokuma karıştığı o andan başlayacağım sana.
Cemre.Y.
Labels:
can kırıkları,
çiçek,
deniz,
gitti,
hayat,
kabus,
kara kış,
masal,
nefes,
neyse,
ömrüm,
özen,
rengarenk,
sakın,
sevda,
sevgilim,
sonunda,
söz,
yelken,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
14 Şubat 2019 Perşembe
Yitirilmiş Sevdalar
...Yitirilmiş Sevdalar...
Epeyidir güllere dargın, papatyalara da küsüm ya!
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
Küçümen bir çingene kızı kaldırıma çökmüş
Sevgililer günü için papatyalar, güller,
Artık ne hükmü kaldıysa karanfiller satıyordu.
Soğuktan dudakları morarmış, sesi kırılmıştı.
Gönül nergisler, yaseminler satsaydı keşke diye hayıflanırken
Ki hepsini kendime alırdım.
Öz'ünden alsam köz'ü öksüz kalacaktı,
Epeyidir güllere dargın, papatyalara da küsüm ya!
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
Küçümen bir çingene kızı kaldırıma çökmüş
Sevgililer günü için papatyalar, güller,
Artık ne hükmü kaldıysa karanfiller satıyordu.
Soğuktan dudakları morarmış, sesi kırılmıştı.
Gönül nergisler, yaseminler satsaydı keşke diye hayıflanırken
Ki hepsini kendime alırdım.
Öz'ünden alsam köz'ü öksüz kalacaktı,
Köz'ünden alsam kül'ü yetim kalacaktı!
Yine de bütün çiçeklerini satın aldım pazarlık etmeden.
Cumhuriyet Meydanından yavaş adımlarla geçerken,
Nerede elinde çiçekle geçen o kadına özentiyle bakan bir kız görsem,
Gülümseyerek tutuşturdum ellerine demetleri birer birer.
Sevgilileri yok diye,
Yine de bütün çiçeklerini satın aldım pazarlık etmeden.
Cumhuriyet Meydanından yavaş adımlarla geçerken,
Nerede elinde çiçekle geçen o kadına özentiyle bakan bir kız görsem,
Gülümseyerek tutuşturdum ellerine demetleri birer birer.
Sevgilileri yok diye,
Diğerinin haspa çatlatma bakışlarına maruz kalmasınlar değil mi?
Ben mi?
Çiçeklerin hepsini alan bendim ya hani!
Meydandan geçerken herkes, en çok ben seviliyor muşum gibi bakıyordu.
Akşam geceye gebeyken bana kalan...
Onların kem göz nazarlarına, çiçekleri dağıttığım kızların gülümsemeleri.
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
İhtimalsiz bir günde rastlasaydım eğer ona!
"Kalan ömrüm kadar,
Ben mi?
Çiçeklerin hepsini alan bendim ya hani!
Meydandan geçerken herkes, en çok ben seviliyor muşum gibi bakıyordu.
Akşam geceye gebeyken bana kalan...
Onların kem göz nazarlarına, çiçekleri dağıttığım kızların gülümsemeleri.
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
İhtimalsiz bir günde rastlasaydım eğer ona!
"Kalan ömrüm kadar,
Bir süreliğine yüreğini işgal edebilir miyim?" diyecektim.
Cemre.Y.
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
çıkmaz sokak,
çiçek,
dudak,
gece,
ihtimal,
kadın,
kara kış,
keşke,
nerede,
öksüz,
ömrüm,
özen,
papatya,
pazar,
sevda,
sevgilim,
soğuk,
yasemin
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
5 Şubat 2019 Salı
Ecelsiz De Ölüyor İnsan
...Ecelsiz De Ölüyor İnsan...
Ecelsiz de ölüyor insan hem de diriyken birçok kereler.
Ömrüne haylice yük gelen uzunca bir vakit sonra,
An geliyor ki önüne yine koyuyor insan, düşünce çakıllı şapkasını!
Hem de bu sefer öyle daha da fazla deliği açılmasın diye,
Öyle özene bezene de değil ha!
Öylece fırlatıveriyor geçmişini, geleceğini,
Şimdi'si pek olamadı zaten.
Artık bağdaş da kuramadığından,
Rahatsız diz kapaklarının üzerinden yere fırlatıyor fütursuzca!
Öylece durup düşünüyor insan.
Bunca ömrünü yetmeye çalışıp yetemediklerine serdin.
Şunca ömründe hiç de ulaşmaya yaklaşamadığın hayallerinle!
Sorsan hiç de iyi değildin hiçbir konuda.
O halde daha neyin tasasında olasın ki!
Bundan gayrı ömrüne elzem olan,
Mademki ömür dediğin şey artık nefes almaktan ibaret,
Ki mademki hala da ölmediysen,
Hiç yoktan mutlu olacaksın doğan güneşe!
Sana lazım olan...
Bir lokma ekmek, bir hırka, bir de ayağını saran postalların işte.
Nasılsa hayat bildiğini okuyor hiç acımadan
Nasıl bir inatsa, artık bu neyin kiniyse
Dönüp bakıyor ki boşuna harcadığı o koca bir ömre,
Kırpılmayan ne kalmış ki geleceğinden...
Alevlendiriyor düşünce çakıllı şapkasını.
Bir sigara daha yakmadan önce
Sondan başlıyor şiir diye kelam ettiklerini okumaya!
Sonra bir de üşenmeyip...
(Tam da şöyle...)
Sonra bir de üşenmeyip...
Sondan başlıyor şiir diye kelam ettiklerini okumaya!
Bir sigara daha yakmadan önce
Alevlendiriyor düşünce çakıllı şapkasını.
Kırpılmayan ne kalmış ki geleceğinden...
Dönüp bakıyor ki boşuna harcadığı o koca bir ömre,
Nasıl bir inatsa, artık bu neyin kiniyse
Nasılsa hayat bildiğini okuyor hiç acımadan
Bir lokma ekmek, bir hırka, bir de ayağını saran postalların işte.
Sana lazım olan...
Hiç yoktan mutlu olacaksın doğan güneşe!
Ki mademki hala da ölmediysen,
Mademki ömür dediğin şey artık nefes almaktan ibaret,
Bundan gayrı ömrüne elzem olan,
O halde daha neyin tasasında olasın ki!
Sorsan hiç de iyi değildin hiçbir konuda.
Şunca ömründe hiç de ulaşmaya yaklaşamadığın hayallerinle!
Bunca ömrünü yetmeye çalışıp yetemediklerine serdin.
Öylece durup düşünüyor insan.
Rahatsız diz kapaklarının üzerinden yere fırlatıyor fütursuzca!
Artık bağdaş da kuramadığından,
Şimdi'si pek olamadı zaten.
Öylece fırlatıveriyor geçmişini, geleceğini,
Öyle özene bezene de değil ha!
Hem de bu sefer öyle daha da fazla deliği açılmasın diye,
An geliyor ki önüne yine koyuyor insan, düşünce çakıllı şapkasını!
Ömrüne haylice yük gelen uzunca bir vakit sonra
Ecelsiz de ölüyor insan hem de diriyken birçok kereler.
Cemre.Y.
Ecelsiz de ölüyor insan hem de diriyken birçok kereler.
Ömrüne haylice yük gelen uzunca bir vakit sonra,
An geliyor ki önüne yine koyuyor insan, düşünce çakıllı şapkasını!
Hem de bu sefer öyle daha da fazla deliği açılmasın diye,
Öyle özene bezene de değil ha!
Öylece fırlatıveriyor geçmişini, geleceğini,
Şimdi'si pek olamadı zaten.
Artık bağdaş da kuramadığından,
Rahatsız diz kapaklarının üzerinden yere fırlatıyor fütursuzca!
Öylece durup düşünüyor insan.
Bunca ömrünü yetmeye çalışıp yetemediklerine serdin.
Şunca ömründe hiç de ulaşmaya yaklaşamadığın hayallerinle!
Sorsan hiç de iyi değildin hiçbir konuda.
O halde daha neyin tasasında olasın ki!
Bundan gayrı ömrüne elzem olan,
Mademki ömür dediğin şey artık nefes almaktan ibaret,
Ki mademki hala da ölmediysen,
Hiç yoktan mutlu olacaksın doğan güneşe!
Sana lazım olan...
Bir lokma ekmek, bir hırka, bir de ayağını saran postalların işte.
Nasılsa hayat bildiğini okuyor hiç acımadan
Nasıl bir inatsa, artık bu neyin kiniyse
Dönüp bakıyor ki boşuna harcadığı o koca bir ömre,
Kırpılmayan ne kalmış ki geleceğinden...
Alevlendiriyor düşünce çakıllı şapkasını.
Bir sigara daha yakmadan önce
Sondan başlıyor şiir diye kelam ettiklerini okumaya!
Sonra bir de üşenmeyip...
(Tam da şöyle...)
Sonra bir de üşenmeyip...
Sondan başlıyor şiir diye kelam ettiklerini okumaya!
Bir sigara daha yakmadan önce
Alevlendiriyor düşünce çakıllı şapkasını.
Kırpılmayan ne kalmış ki geleceğinden...
Dönüp bakıyor ki boşuna harcadığı o koca bir ömre,
Nasıl bir inatsa, artık bu neyin kiniyse
Nasılsa hayat bildiğini okuyor hiç acımadan
Bir lokma ekmek, bir hırka, bir de ayağını saran postalların işte.
Sana lazım olan...
Hiç yoktan mutlu olacaksın doğan güneşe!
Ki mademki hala da ölmediysen,
Mademki ömür dediğin şey artık nefes almaktan ibaret,
Bundan gayrı ömrüne elzem olan,
O halde daha neyin tasasında olasın ki!
Sorsan hiç de iyi değildin hiçbir konuda.
Şunca ömründe hiç de ulaşmaya yaklaşamadığın hayallerinle!
Bunca ömrünü yetmeye çalışıp yetemediklerine serdin.
Öylece durup düşünüyor insan.
Rahatsız diz kapaklarının üzerinden yere fırlatıyor fütursuzca!
Artık bağdaş da kuramadığından,
Şimdi'si pek olamadı zaten.
Öylece fırlatıveriyor geçmişini, geleceğini,
Öyle özene bezene de değil ha!
Hem de bu sefer öyle daha da fazla deliği açılmasın diye,
An geliyor ki önüne yine koyuyor insan, düşünce çakıllı şapkasını!
Ömrüne haylice yük gelen uzunca bir vakit sonra
Ecelsiz de ölüyor insan hem de diriyken birçok kereler.
Cemre.Y.
Labels:
bu sefer,
düşün,
ecel,
etme,
fazla,
hayal,
hayat,
inat,
insan,
mutlu,
nefes,
olası,
öyle,
özen,
sigara,
sonra,
şiir,
vakit
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Ocak 2019 Salı
Küpe Çiçeği
...Küpe Çiçeği...
Rahmetli anam, çok severdi küpe çiçeklerini,
Bir de, hiç mi hiç kokusu olmamasına rağmen,
Pencere kenarlarına özenle yerleştirip,
Öpe koklaya, zambak kokulu çağrışımlarla,
Yasemin kokularını andıran koklamaları vardı,
Menekşeleri, petunyaları, ortancalarını.
Ne çok kıskanırdım onları!
Beni hiç öyle, bir kere olsun, öpe koklaya, sevmedi diye!
Ben menekşelerin hiç kokmadığını,
Rahmetli anam, rahmetli olduktan,
Haftalar sonra öğrendim misal!
Annem öleli aylar olmuş,
Menekşelerin...
Taç yaprakları solmaya meyl etmişken öğrendim.
Kökü solan'ın yaprağına,
Geç kalınmış suyun yetmeyeceğini de öğrenmiştim o gün.
Ben...
Şanslıydım bütün annemin sevdiği o çiçeklerden!
Rahmetli anam, şanslıydı bütün o bensiz mevsimlerinden.
En son...
Beni/bizi...
Benden sonraki kardeşimle beni..
İçine çeke çeke koklayarak gitmişti.
Biz, farkında olmadan o gün öğrenmiştik ilk defa!
Meğer,
Birimiz menekşe,
Diğerimiz sardunya'y mışız!
Aralara konuvermiş pembeli mutlu sonlar'lı hayaller lakin...
Sonları, küpe çiçeği olmuş, sonraları gözyaşı çiçeği...
Yani ya ot olmuş, ya sap!
Ya da üçüncü kardeşe birer yasak'a geçici iktisap!
Kıssadan hisse...
Hayat, hep birer dakikalık girdap!
Affediyorum!
Cemre.Y.
Rahmetli anam, çok severdi küpe çiçeklerini,
Bir de, hiç mi hiç kokusu olmamasına rağmen,
Pencere kenarlarına özenle yerleştirip,
Öpe koklaya, zambak kokulu çağrışımlarla,
Yasemin kokularını andıran koklamaları vardı,
Menekşeleri, petunyaları, ortancalarını.
Ne çok kıskanırdım onları!
Beni hiç öyle, bir kere olsun, öpe koklaya, sevmedi diye!
Ben menekşelerin hiç kokmadığını,
Rahmetli anam, rahmetli olduktan,
Haftalar sonra öğrendim misal!
Annem öleli aylar olmuş,
Menekşelerin...
Taç yaprakları solmaya meyl etmişken öğrendim.
Kökü solan'ın yaprağına,
Geç kalınmış suyun yetmeyeceğini de öğrenmiştim o gün.
Ben...
Şanslıydım bütün annemin sevdiği o çiçeklerden!
Rahmetli anam, şanslıydı bütün o bensiz mevsimlerinden.
En son...
Beni/bizi...
Benden sonraki kardeşimle beni..
İçine çeke çeke koklayarak gitmişti.
Biz, farkında olmadan o gün öğrenmiştik ilk defa!
Meğer,
Birimiz menekşe,
Diğerimiz sardunya'y mışız!
Aralara konuvermiş pembeli mutlu sonlar'lı hayaller lakin...
Sonları, küpe çiçeği olmuş, sonraları gözyaşı çiçeği...
Yani ya ot olmuş, ya sap!
Ya da üçüncü kardeşe birer yasak'a geçici iktisap!
Kıssadan hisse...
Hayat, hep birer dakikalık girdap!
Affediyorum!
Cemre.Y.
Labels:
anam,
anne,
çiçek,
gözyaşı,
kenar,
koku,
menekşe,
mevsim,
mey,
öyle,
özen,
pembe,
pencere,
rahmetli,
sonra,
yaprak,
yasak,
yasemin,
zambak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
3 Ağustos 2018 Cuma
Sevin Ulan Hayatı
...Sevin Ulan Hayatı...
Her gün...
En az bir tanecikden fazlaca
Yeni şeyler öğrenmeye ön yargısız açık olun.
Hiç duymadığınız bir kelimenin anlamını merak edin mesela!
İlk uygun cümlenizde de kullanın.
(Daha çok kitap okumanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ellerinizde oyuncak olan o akılı telefonlarınızın
Bir özelliğini daha merak edin mesela!
İlk uygun anınızda da kullanmaya başlayın.
(Teknolojiye açık olmanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ukalalığın sınırı yok elbette, merak etmeyin.
Her gün kendinize yeni bir ukalalık edinin mesela!
Ukalalığın, aslında yeterince bilmediğiniz bir konuda,
Hiç fikri olmayana çok bilmişlik taslamak değil de,
Bildiklerini öğretmenin hazzı olduğunu öğrenin mesela!
Ama öğretirken, öğreten kadar,
Tevazulu özenli ve heyecanla!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Benim gibi görebilmeyi deneyin bir kerecik!
Pencerelerinin kapalı halinden, açık halinden içeriden.
Pencerenin kapalı halinden, açık halinden dışarıdan.
Sağından, solundan, köşesinden, perdelisinden,
Perdesizinden bakmayı öğrenin önce!
Elbet bir ya da birkaç açıdan görebilirsiniz hayatı!
Üstelik!
Yeterince uslu bir çocuk olursanız
Bütün bunları yalnız yapmayabilirsiniz!
Hatta tepenizdeki asma yapraklarının ardına saklanmış
Bir türlü olmayan üzümlere artık
"Ne üzüm oluyor, ne şarap,
Ne bağ, ne bahçe ne gereği vardıysa?" ya bile
Kızmaktan vazgeçip
Onların rüzgarla salınan yapraklarının altında
Hala sevinçle saklambaç oynayan salkımlarını görebilirsiniz.
Öyle ya!
Üzüm olsaydı, şarap olsaydı,
Bağ olsaydı, bahçe olsaydılar...
Yeterince uslu çocuk olup
Rüzgarda salınan yaprakların arasında
Heyecanla saklambaç oynayamayacaktılar!
Ne olmuş kimsenin midesine inmeden,
Onca zaman çocuklar gibi şen,
Hayata ne geç,
Ne de çok erken öylece salınıp duruyorduysalar!
Ne olmuş yani bir tek ben anladıysam onları sonunda!
Hem de bütün hayata,
İnadına,
İnatçı bir zaferle tebessüm ederek!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Cemre.Y.
Her gün...
En az bir tanecikden fazlaca
Yeni şeyler öğrenmeye ön yargısız açık olun.
Hiç duymadığınız bir kelimenin anlamını merak edin mesela!
İlk uygun cümlenizde de kullanın.
(Daha çok kitap okumanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ellerinizde oyuncak olan o akılı telefonlarınızın
Bir özelliğini daha merak edin mesela!
İlk uygun anınızda da kullanmaya başlayın.
(Teknolojiye açık olmanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ukalalığın sınırı yok elbette, merak etmeyin.
Her gün kendinize yeni bir ukalalık edinin mesela!
Ukalalığın, aslında yeterince bilmediğiniz bir konuda,
Hiç fikri olmayana çok bilmişlik taslamak değil de,
Bildiklerini öğretmenin hazzı olduğunu öğrenin mesela!
Ama öğretirken, öğreten kadar,
Tevazulu özenli ve heyecanla!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Benim gibi görebilmeyi deneyin bir kerecik!
Pencerelerinin kapalı halinden, açık halinden içeriden.
Pencerenin kapalı halinden, açık halinden dışarıdan.
Sağından, solundan, köşesinden, perdelisinden,
Perdesizinden bakmayı öğrenin önce!
Elbet bir ya da birkaç açıdan görebilirsiniz hayatı!
Üstelik!
Yeterince uslu bir çocuk olursanız
Bütün bunları yalnız yapmayabilirsiniz!
Hatta tepenizdeki asma yapraklarının ardına saklanmış
Bir türlü olmayan üzümlere artık
"Ne üzüm oluyor, ne şarap,
Ne bağ, ne bahçe ne gereği vardıysa?" ya bile
Kızmaktan vazgeçip
Onların rüzgarla salınan yapraklarının altında
Hala sevinçle saklambaç oynayan salkımlarını görebilirsiniz.
Öyle ya!
Üzüm olsaydı, şarap olsaydı,
Bağ olsaydı, bahçe olsaydılar...
Yeterince uslu çocuk olup
Rüzgarda salınan yaprakların arasında
Heyecanla saklambaç oynayamayacaktılar!
Ne olmuş kimsenin midesine inmeden,
Onca zaman çocuklar gibi şen,
Hayata ne geç,
Ne de çok erken öylece salınıp duruyorduysalar!
Ne olmuş yani bir tek ben anladıysam onları sonunda!
Hem de bütün hayata,
İnadına,
İnatçı bir zaferle tebessüm ederek!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Cemre.Y.
Labels:
aferin,
cümle,
çocuk,
etme,
hayat,
heyecan,
kelime,
merak,
mesela,
özen,
rüzgar,
şarap,
tebessüm,
yama,
yaprak,
yargı,
yeter
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Temmuz 2018 Perşembe
Sen Diye Bir Şey Hiç Olmadı Ki
...Sen Diye Bir Şey Hiç Olmadı Ki…
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Ömrümün baharından başlayarak,
Yüreğimde biri bittikçe diğerinin zıt köşesinde
Özenle apayrı tahtlar kurdum her birine.
Ben…
Sadece sevdim.
Onlarsa birer tahtakurusu sinsiliğinde,
Kemirdiler kurduğum tahtları birer birer kendi dönemlerinde.
Farklı zamanlarda öldükçe,
Hayata inadına hep yeniden doğan bir ben olarak,
Sadece sevdim.
Çok sevdim ben!
Çok dediğin de, çoğaldıkça çağlayan birer çok'tular hani.
Şimdi kalbimin her bir köşesi,
Birer sevda yanığı, çürümüş et parçası.
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
İşte sırf bu yüzden
"Sen" dedim sana hep!
İlle de sen.
Gece sen…
Gündüz sen…
Her atışında kalbimin, her nefesimde sen!
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Her biri kalbimin birer köşesini can kırıklarıyla yok etseler de
Hiçbirinden de pişmanlık duymadım bir an bile!
"Varsın olsun!" dedim.
Her seferinde kalbimin bir köşesini yitirdikçe kendimle beraber
Yılmadım, yeniden sevmeyi denedim.
Yüreğimin üç köşesi birer sevda yanığı,
Çoktan çürümüş birer et parçası iken,
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
Onu da buza yatırdılar sonunda.
Şimdi arada bir soruyorsun değil mi
"Yoksa ben mi yaptım!" diye
"Yoksa, yüreğini geleceğe donduran ben miydim?" diye
Sen diye bir şey hiç olmadı ki!
Sen diye bir ademoğlu hiç doğmadı.
Hiç görmedim,
Hiç tanımadım,
Hiç duymadım sesini,
Hiç güvenmedim,
Hiç dokunmadım,
Hiç koklamadım.
Ben sen diye birini…
Hiç koymadım kalbimin orta yerine!
Ne bileyim…
Hatırlardı yüreğim, diğer köşelerinin can kırıklarının batışı gibi!
Hissetmiyorum ki!
Cancağızımın dediği gibi…
Artık affedebilirim kendimi.
Sen diye biri hiç olmadı ki.
Cemre.Y.
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Ömrümün baharından başlayarak,
Yüreğimde biri bittikçe diğerinin zıt köşesinde
Özenle apayrı tahtlar kurdum her birine.
Ben…
Sadece sevdim.
Onlarsa birer tahtakurusu sinsiliğinde,
Kemirdiler kurduğum tahtları birer birer kendi dönemlerinde.
Farklı zamanlarda öldükçe,
Hayata inadına hep yeniden doğan bir ben olarak,
Sadece sevdim.
Çok sevdim ben!
Çok dediğin de, çoğaldıkça çağlayan birer çok'tular hani.
Şimdi kalbimin her bir köşesi,
Birer sevda yanığı, çürümüş et parçası.
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
İşte sırf bu yüzden
"Sen" dedim sana hep!
İlle de sen.
Gece sen…
Gündüz sen…
Her atışında kalbimin, her nefesimde sen!
Bedelini çok ağır ödedim sevmelerimin.
Her biri kalbimin birer köşesini can kırıklarıyla yok etseler de
Hiçbirinden de pişmanlık duymadım bir an bile!
"Varsın olsun!" dedim.
Her seferinde kalbimin bir köşesini yitirdikçe kendimle beraber
Yılmadım, yeniden sevmeyi denedim.
Yüreğimin üç köşesi birer sevda yanığı,
Çoktan çürümüş birer et parçası iken,
Sadece en ortası kaldı sağlama yakın derken
Onu da buza yatırdılar sonunda.
Şimdi arada bir soruyorsun değil mi
"Yoksa ben mi yaptım!" diye
"Yoksa, yüreğini geleceğe donduran ben miydim?" diye
Sen diye bir şey hiç olmadı ki!
Sen diye bir ademoğlu hiç doğmadı.
Hiç görmedim,
Hiç tanımadım,
Hiç duymadım sesini,
Hiç güvenmedim,
Hiç dokunmadım,
Hiç koklamadım.
Ben sen diye birini…
Hiç koymadım kalbimin orta yerine!
Ne bileyim…
Hatırlardı yüreğim, diğer köşelerinin can kırıklarının batışı gibi!
Hissetmiyorum ki!
Cancağızımın dediği gibi…
Artık affedebilirim kendimi.
Sen diye biri hiç olmadı ki.
Cemre.Y.
Labels:
ağır,
bedel,
cancağızım,
çağlayan,
gece,
hayat,
kalbim,
köşe,
nefes,
ömrüm,
özen,
sevdim,
sevmek,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Mayıs 2018 Pazar
Kalmadı
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
15 Aralık 2017 Cuma
Ne Kaldı Geriye
...Ne Kaldı Geriye...
Peki...
Ne kaldı geriye?
Geçen güzelim günlerde
Paylaşılan geçmişlerimize dair
Acı tatlı hatıraları andıktan sonrasında
Son defterin son yaprağını,
Sarı sandığa özenle yerleştirip,
Bütün acıtan hatıraları
Küçük bir sandalla
Denizin dalgalarına savurduktan sonra
Evinize, yalnızlığınıza döndüğünüzde
Kaldı mı size de
Gözlerinizin ta içine yansıyan
Kocaman bir gülümseme?
Hiçbir şey kalmadı değil mi.
Neyse...
Yaşamamıştınız zaten!
Cemre.Y.
Peki...
Ne kaldı geriye?
Geçen güzelim günlerde
Paylaşılan geçmişlerimize dair
Acı tatlı hatıraları andıktan sonrasında
Son defterin son yaprağını,
Sarı sandığa özenle yerleştirip,
Bütün acıtan hatıraları
Küçük bir sandalla
Denizin dalgalarına savurduktan sonra
Evinize, yalnızlığınıza döndüğünüzde
Kaldı mı size de
Gözlerinizin ta içine yansıyan
Kocaman bir gülümseme?
Hiçbir şey kalmadı değil mi.
Neyse...
Yaşamamıştınız zaten!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Aralık 2017 Cuma
Tam Depresyona Gireceğim
...Tam Depresyona Gireceğim...
Tam depresyona gireceğim bir gülme tutuyo!
Doktor arkadaşlarım var ise,
Sonuna dek okumalarını ehemmiyetle rica ediyorum!
Bu aralar bana bir şeyler oluyor!
Yirmi Şubat'ta birkaç gündür vücudumda eskisine oranla daha çok
Büyüyüp genişleyen mor lekeler,
Ayrıca ayak bileklerimde oluşan ve kaşıntılı olan kırmızı gözenekler,
Birden gelen ama sürekli beyin çınlaması, aşırı mide bulantısı,
Dikkat dağınıklığı, hafıza kaybı, denge kaybı,
Genital organlarda gereksiz kanama ve gaita'da siyahlıkla "Acil" e gittim.
Semptomları söyler söylemez beni "Kırmızı" kapıya yolladılar,
Derhal kan testleri ve idrar testi alıp sonuçlara baktılar,
Protein ve sodyum azar miktarda düşük olmakla beraber
Total IEG orantısızca yüksek çıkmıştı.
Ertesi gün mutlaka randevusuz Dahiliyeye gitmemi,
Gece o saatte olmadığı için,
Gaita testine de bakılmasını söyleyip evime sepetlediler.
Ertesi gün Dahiliye bölümüne gittiğimde elimdeki testleri gösterip,
Şikayetlerimi söyleyince de
"Bu Cildiye'lik bana ne diye yollamışlar seni." deyip Cildiye'ye sevk etti.
Cildiye de tüplerce kan alıp, idrar ve gaita testi yapıp,
Ki bunlar çat çat çat olmuyor, birinin sonucunu ertesi gün,
Diğerinin sonucunu birkaç gün sonra alıyorsun.
"Senin Cildiye'lik işin yok,
Senin acilen Alerji Testi yaptırman gerekiyor!" deyip
"Alerjik Hastalıklar ve İmmünoloji bölümüne sevkini yaptım,
Derhal randevu alıp oraya git." diyor ki
En yakın randevu tarihini,
Haydarpaşa Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulabilmiştim.
Dün gittim, tam on sekiz çeşitten oluşan cilt alerji testi yaptılar,
Alerjim yok görünüyordu, doktor
"Cilt testinde çıkmadı kan tahlili yapmamız gerekiyor." dedi.
Saatlerce kan vermeyi bekledim iki tüp de orada kan aldılar,
"Sonucu ertesi gün doktora sorarsın." demezler mi!
Koşar adım doktora çıktım. "Doktor Bey etme eyleme,
Ben taa Esenyurt'tan geliyorum, buraya tekrar gelmek hem ağır külfet,
Hem de işimden bir gün daha olmak demek, etmeyin bir çare!" dedim.
"İyi madem telefonumu al yarın beni ara,
Bizlik bir şey varsa tıpış tıpış geleceksin,
Ama bizlik bir şey yoksa gelmene gerek bırakmam." dedi.
Rica minnet başarmıştım da ancak akşam evime ulaşmıştım.
Bugün öğleden sonra aradım doktorumu, yoğunmuş
"Bir saat sonra ara." dediler.
Bir saat sonra aradım yine aynı şeyi dediler derken
Akşamüstü ulaşabildim doktoruma!
TC filan derken zaten e-devletten görmüş olduğum sonucu,
Bana telefonda söyledi,
"Alerjik reaksiyonunuz yok fakat Total İGE çok fazla yüksek!
Daha önce 556 idi orada 450 çıkmış ve bunun nedenin bulunması gerekiyor,
Bizlik bir durum yok! Stresten bile olabilir,
Sizin Cildiye'ye gitmeniz ve "Alerji testlerimi yaptırdım alerjim yokmuş deyip,
Bu durumun gerçek nedenini bir an önce bulması gerekiyor,
O bulamaz ise de Dahiliye'ye gitmeniz lazım acil
Ama sorun kesin alerjik değil" demesin mi!
Yutkundum bir...teşekkür edip kapattım.
Ne de olsa koskoca doktordu karşımdaki,
"Lan AMK'nın çocuğuuu ben zaten sırasıyla oralardan geldim,
Bulamadılar da sana yolladılar,
Şimdi aynı yolu gerisin geri neden gideyim? Deli miyim?" diyemedim.
Sözün Özü: Anlaşmalı olduğunuz firmaların
Kimyagerlerince halka karşı etki ve tepkisinin ne olacağını henüz bilmediğiniz,
Yeni virüs'ler yayıyorsunuz!
Sonra da onları stresten bile olabilir diye bulamaya bulamaya,
Yeni bir hastalık icat edecek ve ona da yeni bir ilaç telkin edeceksiniz!
Hani hatırlıyor musunuz!
Biz daha antibiyotiğin A'sını bilmezken
Aksırsak, tıksırsak, başımız ağrısa, grip olsak,
Sizler bizlere antibiyotikli ilaçları reçete ediyordunuz!
Sadece biz büyüklere değil,
Küçücük bebelerimize dahi hiç düşünmeden yazıyordunuz!
Şimdilerdeyse çarşaf çarşaf,
"Doktorunuz yazmasa bile siz istemeyin,
Çok tehlikeli bağışıklık sistemini çökertiyor!" diyorsunuz!
Bilincine varalı yıllar oldu ne çocuğuma ne de kendime,
Çok zorda kalmadıkça içmeyi reddettim ama içmişliğim vardır ille de!
Peki sizce ben antibiyotikli miyim?
Yoksa yolladığınız virüslerden birinden
Bana uygun bir hastalık icat edemediniz mi?
Havuzunuz o kadar genişlemedi mi!
Başından sonuna geldiğim onca bölümün,
Sonundan başına gidip,
Farklı farklı araştırmalarınıza örnek olmak zorunda mıyım?
Gitmiyorum kardeşim yine Cildiye ve dahasına ve vs.sine!
Tam depresyona gireceğim, bir gülme geliyo...
Selam eder, saygılarımı sunarım.
Bir daha kimse bana hasta olduğumda doktora git filan demesin!
On altı gündür haftada bir kere farklı hastanelere gitmekten,
Her gittiğimde türlü çeşit şeylerle beraber ikişer üçer tüp kanımı vermekten,
Kollarımın iğne delikleri ile dolmasından...
Daha bugün alerji testi için on sekiz delik açtılar ve dahası
Neyim olduğunu bulamamalarından yoruldum.
Devlet hastanelerinin beni pinpon topu gibi oradan oraya sevk etmesinden
Ki biri de taaa ebesinin nikahıydı yoruldum!
Bundan sonra bir şeyim olduğunda bir daha doktora filan gitmiycem,
İşimden bir gün izin alıp yatıp dinlenip ertesi gün işime gidicem.
Nasıl olsa neyim olduğunu bir tamam bulamıyolar!
Ben kendi kendime teşhisimi koyup "Strestendir." der geçerim.
Cemre.Y.
Tam depresyona gireceğim bir gülme tutuyo!
Doktor arkadaşlarım var ise,
Sonuna dek okumalarını ehemmiyetle rica ediyorum!
Bu aralar bana bir şeyler oluyor!
Yirmi Şubat'ta birkaç gündür vücudumda eskisine oranla daha çok
Büyüyüp genişleyen mor lekeler,
Ayrıca ayak bileklerimde oluşan ve kaşıntılı olan kırmızı gözenekler,
Birden gelen ama sürekli beyin çınlaması, aşırı mide bulantısı,
Dikkat dağınıklığı, hafıza kaybı, denge kaybı,
Genital organlarda gereksiz kanama ve gaita'da siyahlıkla "Acil" e gittim.
Semptomları söyler söylemez beni "Kırmızı" kapıya yolladılar,
Derhal kan testleri ve idrar testi alıp sonuçlara baktılar,
Protein ve sodyum azar miktarda düşük olmakla beraber
Total IEG orantısızca yüksek çıkmıştı.
Ertesi gün mutlaka randevusuz Dahiliyeye gitmemi,
Gece o saatte olmadığı için,
Gaita testine de bakılmasını söyleyip evime sepetlediler.
Ertesi gün Dahiliye bölümüne gittiğimde elimdeki testleri gösterip,
Şikayetlerimi söyleyince de
"Bu Cildiye'lik bana ne diye yollamışlar seni." deyip Cildiye'ye sevk etti.
Cildiye de tüplerce kan alıp, idrar ve gaita testi yapıp,
Ki bunlar çat çat çat olmuyor, birinin sonucunu ertesi gün,
Diğerinin sonucunu birkaç gün sonra alıyorsun.
"Senin Cildiye'lik işin yok,
Senin acilen Alerji Testi yaptırman gerekiyor!" deyip
"Alerjik Hastalıklar ve İmmünoloji bölümüne sevkini yaptım,
Derhal randevu alıp oraya git." diyor ki
En yakın randevu tarihini,
Haydarpaşa Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulabilmiştim.
Dün gittim, tam on sekiz çeşitten oluşan cilt alerji testi yaptılar,
Alerjim yok görünüyordu, doktor
"Cilt testinde çıkmadı kan tahlili yapmamız gerekiyor." dedi.
Saatlerce kan vermeyi bekledim iki tüp de orada kan aldılar,
"Sonucu ertesi gün doktora sorarsın." demezler mi!
Koşar adım doktora çıktım. "Doktor Bey etme eyleme,
Ben taa Esenyurt'tan geliyorum, buraya tekrar gelmek hem ağır külfet,
Hem de işimden bir gün daha olmak demek, etmeyin bir çare!" dedim.
"İyi madem telefonumu al yarın beni ara,
Bizlik bir şey varsa tıpış tıpış geleceksin,
Ama bizlik bir şey yoksa gelmene gerek bırakmam." dedi.
Rica minnet başarmıştım da ancak akşam evime ulaşmıştım.
Bugün öğleden sonra aradım doktorumu, yoğunmuş
"Bir saat sonra ara." dediler.
Bir saat sonra aradım yine aynı şeyi dediler derken
Akşamüstü ulaşabildim doktoruma!
TC filan derken zaten e-devletten görmüş olduğum sonucu,
Bana telefonda söyledi,
"Alerjik reaksiyonunuz yok fakat Total İGE çok fazla yüksek!
Daha önce 556 idi orada 450 çıkmış ve bunun nedenin bulunması gerekiyor,
Bizlik bir durum yok! Stresten bile olabilir,
Sizin Cildiye'ye gitmeniz ve "Alerji testlerimi yaptırdım alerjim yokmuş deyip,
Bu durumun gerçek nedenini bir an önce bulması gerekiyor,
O bulamaz ise de Dahiliye'ye gitmeniz lazım acil
Ama sorun kesin alerjik değil" demesin mi!
Yutkundum bir...teşekkür edip kapattım.
Ne de olsa koskoca doktordu karşımdaki,
"Lan AMK'nın çocuğuuu ben zaten sırasıyla oralardan geldim,
Bulamadılar da sana yolladılar,
Şimdi aynı yolu gerisin geri neden gideyim? Deli miyim?" diyemedim.
Sözün Özü: Anlaşmalı olduğunuz firmaların
Kimyagerlerince halka karşı etki ve tepkisinin ne olacağını henüz bilmediğiniz,
Yeni virüs'ler yayıyorsunuz!
Sonra da onları stresten bile olabilir diye bulamaya bulamaya,
Yeni bir hastalık icat edecek ve ona da yeni bir ilaç telkin edeceksiniz!
Hani hatırlıyor musunuz!
Biz daha antibiyotiğin A'sını bilmezken
Aksırsak, tıksırsak, başımız ağrısa, grip olsak,
Sizler bizlere antibiyotikli ilaçları reçete ediyordunuz!
Sadece biz büyüklere değil,
Küçücük bebelerimize dahi hiç düşünmeden yazıyordunuz!
Şimdilerdeyse çarşaf çarşaf,
"Doktorunuz yazmasa bile siz istemeyin,
Çok tehlikeli bağışıklık sistemini çökertiyor!" diyorsunuz!
Bilincine varalı yıllar oldu ne çocuğuma ne de kendime,
Çok zorda kalmadıkça içmeyi reddettim ama içmişliğim vardır ille de!
Peki sizce ben antibiyotikli miyim?
Yoksa yolladığınız virüslerden birinden
Bana uygun bir hastalık icat edemediniz mi?
Havuzunuz o kadar genişlemedi mi!
Başından sonuna geldiğim onca bölümün,
Sonundan başına gidip,
Farklı farklı araştırmalarınıza örnek olmak zorunda mıyım?
Gitmiyorum kardeşim yine Cildiye ve dahasına ve vs.sine!
Tam depresyona gireceğim, bir gülme geliyo...
Selam eder, saygılarımı sunarım.
Bir daha kimse bana hasta olduğumda doktora git filan demesin!
On altı gündür haftada bir kere farklı hastanelere gitmekten,
Her gittiğimde türlü çeşit şeylerle beraber ikişer üçer tüp kanımı vermekten,
Kollarımın iğne delikleri ile dolmasından...
Daha bugün alerji testi için on sekiz delik açtılar ve dahası
Neyim olduğunu bulamamalarından yoruldum.
Devlet hastanelerinin beni pinpon topu gibi oradan oraya sevk etmesinden
Ki biri de taaa ebesinin nikahıydı yoruldum!
Bundan sonra bir şeyim olduğunda bir daha doktora filan gitmiycem,
İşimden bir gün izin alıp yatıp dinlenip ertesi gün işime gidicem.
Nasıl olsa neyim olduğunu bir tamam bulamıyolar!
Ben kendi kendime teşhisimi koyup "Strestendir." der geçerim.
Cemre.Y.
Labels:
acil,
arkadaş,
ayrı,
çare,
çarşaf,
dağınık,
etme,
geçer,
gitme,
gri,
hasta,
iyot,
karşı,
kırmızı,
küçücük,
minnet,
özen,
yoğun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Kasım 2017 Cuma
Üşümek Kaç Kilometredir Annem
...Üşümek Kaç Kilometredir Annem...
Üşümek kaç kilometredir annem?
Ellerin eskimiş elek gibi etek bezlerinden,
Yine de özenle sana sarılmışken ben
Kundağımdan sana ve bana dair'li,
O ilk anı özlemek!
Kaç kilometredir?
Ya bana en ilk sarıldığın, o ilk vuslat an'ın...
Kaç kilometredir annem?
Ya beni öpe koklaya yolladığın o ilk yalanın...
Peki ya hastane odalarındaki,
Bana beni sev'ini sakladığın onca yıl'ını itiraf ettiğin an'ın,
Kaç metredir!
Vazgeçtikçe heyecanlarımdan, gelecekli hayallerimden,
Daha da yakın mıyım sana ha!
Oysa hep hacca gidebilmekti emelin!
Rab!
Seni aldığı yetmezmiş gibi benden.
Bana dair'li hiçbir hayalini gerçek edemedim ben!
Oysa o, "Kün Feyekün!" dese...
Oynayacaktı yer ecelinden, demedi.
Ben sana erken geldim annem, sen bana çok geç,
Ve yorulmuyordular tecavüzcü tacizci beyinler!
Üşümek kaç kilometredir annem?
Sana dair olmak kaç uzay yılı bir söylesen!
Cemre.Y.
Ellerin eskimiş elek gibi etek bezlerinden,
Yine de özenle sana sarılmışken ben
Kundağımdan sana ve bana dair'li,
O ilk anı özlemek!
Kaç kilometredir?
Ya bana en ilk sarıldığın, o ilk vuslat an'ın...
Kaç kilometredir annem?
Ya beni öpe koklaya yolladığın o ilk yalanın...
Peki ya hastane odalarındaki,
Bana beni sev'ini sakladığın onca yıl'ını itiraf ettiğin an'ın,
Kaç metredir!
Vazgeçtikçe heyecanlarımdan, gelecekli hayallerimden,
Daha da yakın mıyım sana ha!
Oysa hep hacca gidebilmekti emelin!
Rab!
Seni aldığı yetmezmiş gibi benden.
Bana dair'li hiçbir hayalini gerçek edemedim ben!
Oysa o, "Kün Feyekün!" dese...
Oynayacaktı yer ecelinden, demedi.
Ben sana erken geldim annem, sen bana çok geç,
Ve yorulmuyordular tecavüzcü tacizci beyinler!
Üşümek kaç kilometredir annem?
Sana dair olmak kaç uzay yılı bir söylesen!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
12 Kasım 2017 Pazar
Kimsesiz Kitap
...Kimsesiz Kitap...
Hayat bazen hediyeler sunar insana,
Bir bankın üzerinde, kimsesiz bir kitap,
Orada öylece duruyordur,
Seni bekliyordur.
Üstelik üstüne de
Not yazılmış olmasına rağmen
Gelip geçenler o notu okuyup
Gülümseyerek uzaklaşıyordur.
Hayatın boyunca, hiçbir park köşesinde,
Bir bank üstünde veya bir kafede
Masasının kenarında terk etmediysen
Bir kitabı başkalarına...
O notu okur okumaz sevinçle gökyüzüne bakıp,
"Güzel bir hediye teşekkür ederim." diyerek,
Alamazsınız o kitabı oradan!
Hayatın boyunca
Bazen karşılığını bulmaksızın,
Karşılıksız, yeterince sevemediysen de
Sevginin hasını,
Göz bebeklerinin içinden
Yüreğine damıtamazsın.
Oysa hayat bir an değil,
Nefes alınan her andır.
Ondandır ana yenik düşmemelerim.
Ondandır daima hayatı özenle nefeslenmelerim.
Herkes şiir beklerken,
Belki bir anıyı cümlelendirmelerim.
Ondandır ertesi güne
Baştan terk edilen soru işaretlerinin,
Ünlemlerin yerine,
Güneşin rüzgarı öpmesi gibi
Bazılarını kalbinden öpmelerim,
Artık nihayet,
Yüreğimdeki harflere izin verip,
Hiç kullanmadığım yeni cümleler
Edinmelerim de ondandır belki;
"Günaydın omuz başımdaki öpücüğüm." gibi.
Cemre.Y.
Hayat bazen hediyeler sunar insana,
Bir bankın üzerinde, kimsesiz bir kitap,
Orada öylece duruyordur,
Seni bekliyordur.
Üstelik üstüne de
Not yazılmış olmasına rağmen
Gelip geçenler o notu okuyup
Gülümseyerek uzaklaşıyordur.
Hayatın boyunca, hiçbir park köşesinde,
Bir bank üstünde veya bir kafede
Masasının kenarında terk etmediysen
Bir kitabı başkalarına...
O notu okur okumaz sevinçle gökyüzüne bakıp,
"Güzel bir hediye teşekkür ederim." diyerek,
Alamazsınız o kitabı oradan!
Hayatın boyunca
Bazen karşılığını bulmaksızın,
Karşılıksız, yeterince sevemediysen de
Sevginin hasını,
Göz bebeklerinin içinden
Yüreğine damıtamazsın.
Oysa hayat bir an değil,
Nefes alınan her andır.
Ondandır ana yenik düşmemelerim.
Ondandır daima hayatı özenle nefeslenmelerim.
Herkes şiir beklerken,
Belki bir anıyı cümlelendirmelerim.
Ondandır ertesi güne
Baştan terk edilen soru işaretlerinin,
Ünlemlerin yerine,
Güneşin rüzgarı öpmesi gibi
Bazılarını kalbinden öpmelerim,
Artık nihayet,
Yüreğimdeki harflere izin verip,
Hiç kullanmadığım yeni cümleler
Edinmelerim de ondandır belki;
"Günaydın omuz başımdaki öpücüğüm." gibi.
Cemre.Y.
Labels:
bazen,
etme,
Günaydın,
hayat,
hediye,
insan,
karşı,
kimsesiz,
köşe,
öyle,
özen,
soru,
teşekkür,
uzak,
yeter
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Özenmeyin
...Özenmeyin...
Yıllardır söylüyorum oysa,
Anlamıyorlar!
“Bana ve kızıma ve dahi hayatımıza!
Özenmeyin no'lur!"
“Sonra…
Babasız kalır çocuklarınız!”
“Üstelik hiç kimseniz,
Benliğinizden ben kadar cayamazsınız!”
Suslu kaftanınını giydi yine göynüm
Ben, başımda beyaz şapkam,
Gerdanını kırıtmayı çoktan unutmuş göğsüm,
Altım da pembe şortum ile,
Bilmediğim, hiç de öğrenmeye heves etmediğim bir dilden,
Bangır bangır sokağımdan geçer iken seçim propagandaları.
Yarınlı günlerimiz olur ise'ye.
Salıncağımızı diker ve burnumun ucundan terler akar iken,
Karşı balkondan günlük ev temizliğini yapmış,
Akşam yemeği son deminde,
Başında beyaz çemberli bir teyze,
Balkonuna oturdu ve sustu öylece...
Ve inanmazsınız,
Benimle neredeyse aynı tebessümü gördüm gamzesinde!
En az ben kadar susarak
Gülümsüyordu aynı suskunluğumuzun dilinden.
Dedi ki;
“Benim çocuklarım her gün salıncak istiyor,
Hem de, tam da, senin kızının,
Akşam ayazlarında öylece sallandığından!
Dikme onu, bırak kalsın öylece.
Her gecenin bir vakti geldiğinde babaları
Gerçi ben, yüzyıl oldu ya ondan cayalı!
Şükretsinler ona yine bari evine geldi diye,
Ya no’lursun dikme!"
Sus’lu kaftanımın gizli elleri, gizli yaş tanelerini,
Gizli terlerine bulaştırır iken,
Ve ben hepsi burnumun ucundaymış gibi
Burnumun ucundaki terleri silerken,
Sus'lu kaftanım cevap verdi,
Dayanamadı yine işte;
“Ak yazmalı kaderine çoktan razı
Kenarları gözlerimi benden alan ışıltılı oyalı teyzem!
Ben bunu dikmesem,
Gelmez ki o bari, bana bir daha!”
Sonra daha çok seslenmek istercesine
Şimdiye dek öğrendiğim bütün litaretürlere
Ağzımı açtım da bin kere daha sustum.
Bir daha...
Dedim ki ona ;
Meğerki kocan akşam eve gelecekse sus!
Varsın salıncak olsun çocuklarının tek hayalleri
Hiç değilse ben gibi denk geldiğin hiçbir değişik pazarda
Baba arama evladına!
Bak salıncak onarıyorum,
Babası yatarken, tercihinin, koynunda,
Oysa bende,
Çiğ bir hamur olabilseydi bari midemde.
Ne çok yeni salıncak alırdım ona!
Ama ne yapsam, ne yapmasam da,
Satılmıyordu işte pazarlarda baba!
Bulamadım ne kızıma ne de bana bir baba!
Yoktu işte...
Satılmıyordu pazarlarda üstelik,
Hiçbir iğne ve iplik ile dikilemiyordu yerli yerine,
Kaderce sökülen hiçbir şey!
Şimdi gir evine,
Toparla sağa sola serpilen çocuklarını
Ve…
Sarıl onlara ve lütfen!
Bir tane dahaysa asla doğurma!
Sen kaderinin gelmişini geçmişini benden hesaplarken,
Ben senden kapattım hesabı çoktan.
Çatılardan taşıyordu
Eve hep geç gelecek babaya çocukların
Çoğunun belki adlarını bile hatırlamıyordun
Eve hiç gelmeyenin hariç...
Benimse burnumun tek direği var!
Tek alın yazım!
Tek yüreğimin çiziği!
Hani ölsem adımı o sanırlar!
Beni “Doktor hanımın anası diye tanırlar”
Onu Rabbim korusun!
Ben başımda beyaz şapkam
Altımda pembe şortum var iken
Salıncağını diktim onun terler akarken burnumdan buram buram.
Bugüne dek ölmedimse eğer!
Onun için ölmedim.
Adı mı?
Lülücan!
Siz yine de pek ona heveslenmeyin
Yıldızlı gecelerinde sallanırken boşluğuna
Her gece kederlerini kadersizliğine sarar.
Dayanabileceğinizi bilsem bunca kadere ve kedere
Şu an sallardım bu salıncağı da
Terasımızdan geçmişlerimize!
Sahi sen?
Belki sonuncunu hatırlarsın da ilk çocucuğunun adı neydi?
O benim ilkim ve sonumsa
Salıncağını dikmem bile size batıyorsa
Ona olan sevgim size ancak hayal olur ağa!
Cemre.Y.
Yıllardır söylüyorum oysa,
Anlamıyorlar!
“Bana ve kızıma ve dahi hayatımıza!
Özenmeyin no'lur!"
“Sonra…
Babasız kalır çocuklarınız!”
“Üstelik hiç kimseniz,
Benliğinizden ben kadar cayamazsınız!”
Suslu kaftanınını giydi yine göynüm
Ben, başımda beyaz şapkam,
Gerdanını kırıtmayı çoktan unutmuş göğsüm,
Altım da pembe şortum ile,
Bilmediğim, hiç de öğrenmeye heves etmediğim bir dilden,
Bangır bangır sokağımdan geçer iken seçim propagandaları.
Yarınlı günlerimiz olur ise'ye.
Salıncağımızı diker ve burnumun ucundan terler akar iken,
Karşı balkondan günlük ev temizliğini yapmış,
Akşam yemeği son deminde,
Başında beyaz çemberli bir teyze,
Balkonuna oturdu ve sustu öylece...
Ve inanmazsınız,
Benimle neredeyse aynı tebessümü gördüm gamzesinde!
En az ben kadar susarak
Gülümsüyordu aynı suskunluğumuzun dilinden.
Dedi ki;
“Benim çocuklarım her gün salıncak istiyor,
Hem de, tam da, senin kızının,
Akşam ayazlarında öylece sallandığından!
Dikme onu, bırak kalsın öylece.
Her gecenin bir vakti geldiğinde babaları
Gerçi ben, yüzyıl oldu ya ondan cayalı!
Şükretsinler ona yine bari evine geldi diye,
Ya no’lursun dikme!"
Sus’lu kaftanımın gizli elleri, gizli yaş tanelerini,
Gizli terlerine bulaştırır iken,
Ve ben hepsi burnumun ucundaymış gibi
Burnumun ucundaki terleri silerken,
Sus'lu kaftanım cevap verdi,
Dayanamadı yine işte;
“Ak yazmalı kaderine çoktan razı
Kenarları gözlerimi benden alan ışıltılı oyalı teyzem!
Ben bunu dikmesem,
Gelmez ki o bari, bana bir daha!”
Sonra daha çok seslenmek istercesine
Şimdiye dek öğrendiğim bütün litaretürlere
Ağzımı açtım da bin kere daha sustum.
Bir daha...
Dedim ki ona ;
Meğerki kocan akşam eve gelecekse sus!
Varsın salıncak olsun çocuklarının tek hayalleri
Hiç değilse ben gibi denk geldiğin hiçbir değişik pazarda
Baba arama evladına!
Bak salıncak onarıyorum,
Babası yatarken, tercihinin, koynunda,
Oysa bende,
Çiğ bir hamur olabilseydi bari midemde.
Ne çok yeni salıncak alırdım ona!
Ama ne yapsam, ne yapmasam da,
Satılmıyordu işte pazarlarda baba!
Bulamadım ne kızıma ne de bana bir baba!
Yoktu işte...
Satılmıyordu pazarlarda üstelik,
Hiçbir iğne ve iplik ile dikilemiyordu yerli yerine,
Kaderce sökülen hiçbir şey!
Şimdi gir evine,
Toparla sağa sola serpilen çocuklarını
Ve…
Sarıl onlara ve lütfen!
Bir tane dahaysa asla doğurma!
Sen kaderinin gelmişini geçmişini benden hesaplarken,
Ben senden kapattım hesabı çoktan.
Çatılardan taşıyordu
Eve hep geç gelecek babaya çocukların
Çoğunun belki adlarını bile hatırlamıyordun
Eve hiç gelmeyenin hariç...
Benimse burnumun tek direği var!
Tek alın yazım!
Tek yüreğimin çiziği!
Hani ölsem adımı o sanırlar!
Beni “Doktor hanımın anası diye tanırlar”
Onu Rabbim korusun!
Ben başımda beyaz şapkam
Altımda pembe şortum var iken
Salıncağını diktim onun terler akarken burnumdan buram buram.
Bugüne dek ölmedimse eğer!
Onun için ölmedim.
Adı mı?
Lülücan!
Siz yine de pek ona heveslenmeyin
Yıldızlı gecelerinde sallanırken boşluğuna
Her gece kederlerini kadersizliğine sarar.
Dayanabileceğinizi bilsem bunca kadere ve kedere
Şu an sallardım bu salıncağı da
Terasımızdan geçmişlerimize!
Sahi sen?
Belki sonuncunu hatırlarsın da ilk çocucuğunun adı neydi?
O benim ilkim ve sonumsa
Salıncağını dikmem bile size batıyorsa
Ona olan sevgim size ancak hayal olur ağa!
Cemre.Y.
Labels:
baba,
balkon,
çocuk,
etme,
gece,
günlük,
heves,
Hiç kimse,
karşı,
keder,
kızım,
özen,
sonra,
yama,
yıldız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
10 Kasım 2017 Cuma
Yeniden Sevmek
...Yeniden Sevmek...
Güne gülümseyerek gözlerini açtı kadın
Yüzüne serilmiş saçlarını
Sağ eliyle savurdu özensizce
Hafifçe esnedi, vücudunu serpiştirdi yatağına
Yanındaki boş yastığı okşadı
Biliyordu çoktan, bundan sonra
O yastık yüreğinde hep dolu olacaktı.
Asırlar kadar süren uzun zamandan sonra
Hayatı yeniden sevdi, yaşadığına şükretti.
Papatyaları ve gelincikleri bin kere daha sevdi.
Zira papatyalar onun gelinliğiydi.
Gelinciklerse duvağı.
Cemre.Y.
Güne gülümseyerek gözlerini açtı kadın
Yüzüne serilmiş saçlarını
Sağ eliyle savurdu özensizce
Hafifçe esnedi, vücudunu serpiştirdi yatağına
Yanındaki boş yastığı okşadı
Biliyordu çoktan, bundan sonra
O yastık yüreğinde hep dolu olacaktı.
Asırlar kadar süren uzun zamandan sonra
Hayatı yeniden sevdi, yaşadığına şükretti.
Papatyaları ve gelincikleri bin kere daha sevdi.
Zira papatyalar onun gelinliğiydi.
Gelinciklerse duvağı.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sarı Sayfa
…Sarı Sayfa...
Dışındaki o yorgun, o yenik,
O korkak, o kendinden bile kaçak,
Yüreğine hayli büyük gelen o adamı
Arındırdım sevdamdan.
Onu kendime dost koydum bir kenara.
Yeri geldikçe konuşur, dertleşiriz hala!
İçindeki sarı saçları hala okşanası,
Dizlerinde yatırılıp şefkatle uyutulası,
Yüreğine hayli küçük o gelen çocuğu,
Özenle sakladım bir kitap arasına.
Özledikçe gizlice sevip okşuyorum
Kırmızı uçurtmasının yapraklarını
Sonra yine kimsecikler görmeden
Yavaşça kapatıyorum
Zaman sandığındaki sarı sayfasını.
Cemre.Y.
Dışındaki o yorgun, o yenik,
O korkak, o kendinden bile kaçak,
Yüreğine hayli büyük gelen o adamı
Arındırdım sevdamdan.
Onu kendime dost koydum bir kenara.
Yeri geldikçe konuşur, dertleşiriz hala!
İçindeki sarı saçları hala okşanası,
Dizlerinde yatırılıp şefkatle uyutulası,
Yüreğine hayli küçük o gelen çocuğu,
Özenle sakladım bir kitap arasına.
Özledikçe gizlice sevip okşuyorum
Kırmızı uçurtmasının yapraklarını
Sonra yine kimsecikler görmeden
Yavaşça kapatıyorum
Zaman sandığındaki sarı sayfasını.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
29 Ekim 2017 Pazar
Unut Beni
...Unut Beni...
"Unut Beni!"
Ne güzel bir şarkıdır bu ki...
Her daim...
Yıllar içerisinde zaman zaman,
Hep ama hep...
An'da yutkunulamayan...
Hani anacığının kendi sarı sandığından özenle çıkartıp,
Gözyaşlarıyla beraber senin sarı sandıklı çeyizine
En son cümle olarak...
Seve ağlaya koyduğu,
O iğne oyalı yazmaymış gibi.
Yıllar ötesinden
Yıllar sonraları
Her anına, her daim...
O sandıklardan çıkartılıp durulan...
Ama hep gözyaşı kokan...
Cemre.Y.
"Unut Beni!"
Ne güzel bir şarkıdır bu ki...
Her daim...
Yıllar içerisinde zaman zaman,
Hep ama hep...
An'da yutkunulamayan...
Hani anacığının kendi sarı sandığından özenle çıkartıp,
Gözyaşlarıyla beraber senin sarı sandıklı çeyizine
En son cümle olarak...
Seve ağlaya koyduğu,
O iğne oyalı yazmaymış gibi.
Yıllar ötesinden
Yıllar sonraları
Her anına, her daim...
O sandıklardan çıkartılıp durulan...
Ama hep gözyaşı kokan...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
27 Ağustos 2017 Pazar
Mutlu Bayramlar

…Mutlu Bayramlar…
İçimizden kara kışlar geçse de
En zemherisinden
Çocuklar diyorum çocuklar!
Ah o, siz hayata gülümsemedikçe
Gözlerinin geleceğe bakışları solmasalar.
Her farklı şekeri özenle seçip alırken
Her büyük harçlığı
Ceplerine özenle yerleştirirken
Ellerinizi, kalbinizden öperken gördünüz mü siz onları!
Görün derim ben bu bayram.
Çünkü yaşamınızın
Çocuklar gibi anlamlı bir sebebi var!
Gülümseyin çekiyorum, mutlu bayramlar!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...

















