...Özenmeyin...
Yıllardır söylüyorum oysa,
Anlamıyorlar!
“Bana ve kızıma ve dahi hayatımıza!
Özenmeyin no'lur!"
“Sonra…
Babasız kalır çocuklarınız!”
“Üstelik hiç kimseniz,
Benliğinizden ben kadar cayamazsınız!”
Suslu kaftanınını giydi yine göynüm
Ben, başımda beyaz şapkam,
Gerdanını kırıtmayı çoktan unutmuş göğsüm,
Altım da pembe şortum ile,
Bilmediğim, hiç de öğrenmeye heves etmediğim bir dilden,
Bangır bangır sokağımdan geçer iken seçim propagandaları.
Yarınlı günlerimiz olur ise'ye.
Salıncağımızı diker ve burnumun ucundan terler akar iken,
Karşı balkondan günlük ev temizliğini yapmış,
Akşam yemeği son deminde,
Başında beyaz çemberli bir teyze,
Balkonuna oturdu ve sustu öylece...
Ve inanmazsınız,
Benimle neredeyse aynı tebessümü gördüm gamzesinde!
En az ben kadar susarak
Gülümsüyordu aynı suskunluğumuzun dilinden.
Dedi ki;
“Benim çocuklarım her gün salıncak istiyor,
Hem de, tam da, senin kızının,
Akşam ayazlarında öylece sallandığından!
Dikme onu, bırak kalsın öylece.
Her gecenin bir vakti geldiğinde babaları
Gerçi ben, yüzyıl oldu ya ondan cayalı!
Şükretsinler ona yine bari evine geldi diye,
Ya no’lursun dikme!"
Sus’lu kaftanımın gizli elleri, gizli yaş tanelerini,
Gizli terlerine bulaştırır iken,
Ve ben hepsi burnumun ucundaymış gibi
Burnumun ucundaki terleri silerken,
Sus'lu kaftanım cevap verdi,
Dayanamadı yine işte;
“Ak yazmalı kaderine çoktan razı
Kenarları gözlerimi benden alan ışıltılı oyalı teyzem!
Ben bunu dikmesem,
Gelmez ki o bari, bana bir daha!”
Sonra daha çok seslenmek istercesine
Şimdiye dek öğrendiğim bütün litaretürlere
Ağzımı açtım da bin kere daha sustum.
Bir daha...
Dedim ki ona ;
Meğerki kocan akşam eve gelecekse sus!
Varsın salıncak olsun çocuklarının tek hayalleri
Hiç değilse ben gibi denk geldiğin hiçbir değişik pazarda
Baba arama evladına!
Bak salıncak onarıyorum,
Babası yatarken, tercihinin, koynunda,
Oysa bende,
Çiğ bir hamur olabilseydi bari midemde.
Ne çok yeni salıncak alırdım ona!
Ama ne yapsam, ne yapmasam da,
Satılmıyordu işte pazarlarda baba!
Bulamadım ne kızıma ne de bana bir baba!
Yoktu işte...
Satılmıyordu pazarlarda üstelik,
Hiçbir iğne ve iplik ile dikilemiyordu yerli yerine,
Kaderce sökülen hiçbir şey!
Şimdi gir evine,
Toparla sağa sola serpilen çocuklarını
Ve…
Sarıl onlara ve lütfen!
Bir tane dahaysa asla doğurma!
Sen kaderinin gelmişini geçmişini benden hesaplarken,
Ben senden kapattım hesabı çoktan.
Çatılardan taşıyordu
Eve hep geç gelecek babaya çocukların
Çoğunun belki adlarını bile hatırlamıyordun
Eve hiç gelmeyenin hariç...
Benimse burnumun tek direği var!
Tek alın yazım!
Tek yüreğimin çiziği!
Hani ölsem adımı o sanırlar!
Beni “Doktor hanımın anası diye tanırlar”
Onu Rabbim korusun!
Ben başımda beyaz şapkam
Altımda pembe şortum var iken
Salıncağını diktim onun terler akarken burnumdan buram buram.
Bugüne dek ölmedimse eğer!
Onun için ölmedim.
Adı mı?
Lülücan!
Siz yine de pek ona heveslenmeyin
Yıldızlı gecelerinde sallanırken boşluğuna
Her gece kederlerini kadersizliğine sarar.
Dayanabileceğinizi bilsem bunca kadere ve kedere
Şu an sallardım bu salıncağı da
Terasımızdan geçmişlerimize!
Sahi sen?
Belki sonuncunu hatırlarsın da ilk çocucuğunun adı neydi?
O benim ilkim ve sonumsa
Salıncağını dikmem bile size batıyorsa
Ona olan sevgim size ancak hayal olur ağa!
Cemre.Y.
Yıllardır söylüyorum oysa,
Anlamıyorlar!
“Bana ve kızıma ve dahi hayatımıza!
Özenmeyin no'lur!"
“Sonra…
Babasız kalır çocuklarınız!”
“Üstelik hiç kimseniz,
Benliğinizden ben kadar cayamazsınız!”
Suslu kaftanınını giydi yine göynüm
Ben, başımda beyaz şapkam,
Gerdanını kırıtmayı çoktan unutmuş göğsüm,
Altım da pembe şortum ile,
Bilmediğim, hiç de öğrenmeye heves etmediğim bir dilden,
Bangır bangır sokağımdan geçer iken seçim propagandaları.
Yarınlı günlerimiz olur ise'ye.
Salıncağımızı diker ve burnumun ucundan terler akar iken,
Karşı balkondan günlük ev temizliğini yapmış,
Akşam yemeği son deminde,
Başında beyaz çemberli bir teyze,
Balkonuna oturdu ve sustu öylece...
Ve inanmazsınız,
Benimle neredeyse aynı tebessümü gördüm gamzesinde!
En az ben kadar susarak
Gülümsüyordu aynı suskunluğumuzun dilinden.
Dedi ki;
“Benim çocuklarım her gün salıncak istiyor,
Hem de, tam da, senin kızının,
Akşam ayazlarında öylece sallandığından!
Dikme onu, bırak kalsın öylece.
Her gecenin bir vakti geldiğinde babaları
Gerçi ben, yüzyıl oldu ya ondan cayalı!
Şükretsinler ona yine bari evine geldi diye,
Ya no’lursun dikme!"
Sus’lu kaftanımın gizli elleri, gizli yaş tanelerini,
Gizli terlerine bulaştırır iken,
Ve ben hepsi burnumun ucundaymış gibi
Burnumun ucundaki terleri silerken,
Sus'lu kaftanım cevap verdi,
Dayanamadı yine işte;
“Ak yazmalı kaderine çoktan razı
Kenarları gözlerimi benden alan ışıltılı oyalı teyzem!
Ben bunu dikmesem,
Gelmez ki o bari, bana bir daha!”
Sonra daha çok seslenmek istercesine
Şimdiye dek öğrendiğim bütün litaretürlere
Ağzımı açtım da bin kere daha sustum.
Bir daha...
Dedim ki ona ;
Meğerki kocan akşam eve gelecekse sus!
Varsın salıncak olsun çocuklarının tek hayalleri
Hiç değilse ben gibi denk geldiğin hiçbir değişik pazarda
Baba arama evladına!
Bak salıncak onarıyorum,
Babası yatarken, tercihinin, koynunda,
Oysa bende,
Çiğ bir hamur olabilseydi bari midemde.
Ne çok yeni salıncak alırdım ona!
Ama ne yapsam, ne yapmasam da,
Satılmıyordu işte pazarlarda baba!
Bulamadım ne kızıma ne de bana bir baba!
Yoktu işte...
Satılmıyordu pazarlarda üstelik,
Hiçbir iğne ve iplik ile dikilemiyordu yerli yerine,
Kaderce sökülen hiçbir şey!
Şimdi gir evine,
Toparla sağa sola serpilen çocuklarını
Ve…
Sarıl onlara ve lütfen!
Bir tane dahaysa asla doğurma!
Sen kaderinin gelmişini geçmişini benden hesaplarken,
Ben senden kapattım hesabı çoktan.
Çatılardan taşıyordu
Eve hep geç gelecek babaya çocukların
Çoğunun belki adlarını bile hatırlamıyordun
Eve hiç gelmeyenin hariç...
Benimse burnumun tek direği var!
Tek alın yazım!
Tek yüreğimin çiziği!
Hani ölsem adımı o sanırlar!
Beni “Doktor hanımın anası diye tanırlar”
Onu Rabbim korusun!
Ben başımda beyaz şapkam
Altımda pembe şortum var iken
Salıncağını diktim onun terler akarken burnumdan buram buram.
Bugüne dek ölmedimse eğer!
Onun için ölmedim.
Adı mı?
Lülücan!
Siz yine de pek ona heveslenmeyin
Yıldızlı gecelerinde sallanırken boşluğuna
Her gece kederlerini kadersizliğine sarar.
Dayanabileceğinizi bilsem bunca kadere ve kedere
Şu an sallardım bu salıncağı da
Terasımızdan geçmişlerimize!
Sahi sen?
Belki sonuncunu hatırlarsın da ilk çocucuğunun adı neydi?
O benim ilkim ve sonumsa
Salıncağını dikmem bile size batıyorsa
Ona olan sevgim size ancak hayal olur ağa!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder