bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2025 Çarşamba

Vicdan İşte!

...Vicdan İşte!...
Sanki bayrammış da,
Mahallenin hiç tanımadığı tüm zenginlerinin ellerini öpüp,
Tomar tomar paraları cebine indirmiş gibi,
Kaldırım kenarında durmuş
Paralarını döke saça saymaya çalışıyordu.
Sanırsın o, beş yaşındaki en küçük yaramaz kardeşim!
Sanırsın ben on bir yaşımdayım, bir küçüğüm on.
Tanımadığı insanların asla elini öpmeyen biz.
Eh haliyle de...
Şekerden başka bir şey toplayamamış olan bize sırtını dönmüş,
Yerden toplamaya çalışarak yeniden saymaya çalışıyor,
Sayamadıkça daha çok dökülüyordu paraları.
Etrafta onu kolaçan eden çingene çocukları
Ortalık sakinleşince doluşacaklar yere dökülenlerin üzerine!
Dayanamayıp yanına yaklaşıyorum,
Toparlayıp cebine sokuşturuyorum paralarını.
"Eve git!" diye kızıyorum ama nafile!
Ben kızdıkça o kahkahalar atıyor umursuzca.
"Çikolata alacağım ben!" diye bağırınıyor sokak ortasında.
"Sizin paranız yok diye kıskanıyorsunuz hep beni." diye çığırınıyor!
Kıyamıyorum yine de,
Sayamadığı paralarını toparlayıp bakkala götürüyorum,
Abur cubur ne isterse dolduruyor naylon poşete.
Kasadaki kızın gözleri parlıyor paraları görünce.
Ederini verip, kalanı cebine doldurup zorla eve götürüyorum.
Biz kardeşimle topladığımız bayat şekerleri anneme verirken,
O salonun ortasındaki halıya oturup bacaklarını açıyor kocaman,
Elindeki abur cubur poşetini boşaltıyor bacaklarının ortasına.
Bir onu açıyor ucundan bir ısırık,
Bir diğerini açıyor kenarından kocaman bir ısırık.
Hiç kimse de hiçbir şey demiyor ona.
Çünkü "Bar bar bağırıyor bunları ben kazandım kime ne!" diye!
Yalan yok, yutkunuyoruz ama!
Hiç de yeltenmiyoruz ondan bir ısırıkçık olsun istemeye!
Hiç kimse de bize bayram harçlığı falan da vermiyor zaten.
İşte bugün, tam da o günü yaşattı bana babam olmayasıca!
Kendine sigara almaya giderken,
Artık sayamadığı paraları sokağa saçarken,
Yerden toplayıp toplayıp tekrar yere dökerken o anı yaşattı bana.
Komşu dükkandaki insanlar pis pis ona sırıtırken
Tam da o duyguyu yaşattı bana.
Bakkala götürüp sigarasını aldım,
Parasını sayıp cebine doldurdum zar zor eve yolladım lakin,
Hala aklımın kenarında bir soru!
Yere döküp saçılan o paralar acaba kendi emeklisinden olanlar mıydı,
Yoksa onun yüzünden kanser olan,
Bir küçük kardeşimin ve eşinin çabasıyla malülen emekli olup,
Tek bir emekli maaşını bile doya doya yiyemeden ölen anamın hakkı mıydı?
Çifter çifter emekli maaşa konan o adamın
Gözümün içine soka soka,
Tekrar tekrar saymaya çalıştığı paralar saçılsa mıydı!
Birileri bir kenarda sümsüğü yapıştırıp,
Elinde belinde ne var ne yok soysa mıydı?
Lakin öyle hık diye ölmezdi ki böyleleri,
Yanarlar, yakarlar, hiç olmadı sakat kalırlar,
Canları sağ, yakınlarına sakat yaşar giderlerdi.
Bir de serde olmaz olasıca vicdan var tabi.
Onlar bilmezler.
Döke saça, yaka yıka yaşayıp giderler de.
Vicdan işte,
O da...
Kimlere konacağını biliyor demek ki!
Cemre.Y.

6 Haziran 2025 Cuma

Başka Bir Bayram

...Başka Bir Bayram...
Şöyle bir yokladım da içimin içini,
Artık acıtmadan anlatabiliyorum yaralarımın sebeplerini.
Geçmiş de geçmiş, bitmiş nihayet.
Kolay olmadı tabi!
Kırgın yürekler denizinde boğula boğula öğrendim yaşamayı.
Ondan mıdır bilinmez ama bu bayram başka bir bayram.
Kendi kendimin ellerini öptüm misal,
Çocukluğumdan sevdim kendimi, yetmez mi?
Cemre.Y.

4 Haziran 2025 Çarşamba

Buğday Günü

...Buğday Günü...
Nedendir?
Neredendir?
Nasıl olup da diline yerleşmiş de,
Huyuna hasıl olmuş bilmem ama...
Arefeden bir gün öncesine hep!
"Buğday Günü." derdi rahmetli annem.
Bütün gün...
Sabahın köründen,
Akşamın günbatımına kadar her yeri,
Ama her yeri, ve her şeyi,
Kıyı bucak arap sabunlu köpüklü sularla,
İyice yıkatıp fırçalattırdıktan sonra,
Yorgunluktan cılkımız çıkmış halimizle,
İlle de, yine, yeniden banyo yapmak zorundaydık!
Zira!
Buğday günü yıkanmazsak,
Büyüyemezdik!
Eciş bücüş, kısa boylu kalırdık da asla uzamazdık!
Sürüne sürüne giderken o banyoya,
Daha o zamanlar bile söylenirdim hep!
"Ama ben büyümek falan istemiyorum ki!"
Büyüyemedim de zaten.
Lakin...
Her buğday günü evimi bucağımı,
Dip köşe, duvar pencere epeyce yorup,
Sürüne sürüne,
Kendimi, hala sürüne sürüne banyoya yollamışlığım doğrudur.
Biz yıkandık yıkanmasına da...
Ya öncesinde, ya da sonrasındaydı sorun bence!
Hiç değilse artık uzunca,
Çok uzunca bir zamandır,
Bayramlıklarımız bari yeni olsun diye,
Baba denen o adamdan onca dayak yiyen bir anneye sarılmış,
Gözümüzün yaşı, bayramlıklarımızın sevincine karışmış,
Bedeli çoktan ödenmiş kan kırmızı pabuçlarımız bari yok!
Özü özünden çoktan sıyrılmış o adam hala hayatta evet!
Ve evet canı canından çoktan sıyrılmış anacığım tam on yıldır yok!
Ah benim kalbi yüreğinden yorgun anacığım ah!
Kendini koruyamadın ki, beni kollayasın.
Ki bunu da ancak bu yaşımda fark ettim.
Sana sımsıcak bir sarılış daha göndereceğim bu gece.
Duamdasın hala bil istedim.
Her ne kadar çok yorgun olsam da...
En derin sevgilerimle.
Cemre.Y.

28 Haziran 2024 Cuma

Olamadık, Gitti, Bitti!

...Olamadık, Gitti, Bitti!...
Hiç olmayacak bir vakitte,
Hiç yoktan,
Ayrık otu gibi birden ortaya çıkıvermiş de,
Yıllar yılı, hayata tutunmaya çalışan,
Asma yaprağının dalına asılmış kırmızı kurdelayım şimdi.
Tutunsak da, bırakmasak ya birbirimizi!
Biliyordum elbet...
Öyle, üç beş yeşil yaprak, iki dal ile,
Şarap falan olmazdı bizden de!
Ne bileyim, kim bilir?
Belki birer fincan sade kahve eşliğinde,
Üzüm üzüm, iki gözüm, akacaktık ömürlere.
Ya da yapraklarımızdan sarılan sarmalarla,
Mutlu boğaz ilmeklerinden geçerken,
Bayram gelmiş sanırlardı hayatlarına.
Öyle nakış nakış, ince ince,
Sarıla sarıla mutlu ederdik herkesi.
Zaman işte!
Suyum yetse, toprağım yetmedi.
Güneşim yetse, bağım yetmedi.
Olamadık gitti, bitti.
Cemre.Y.

15 Haziran 2024 Cumartesi

Kime, Nasıl Güvenirim?

...Kime, Nasıl Güvenirim?...
Sana...
Sevdası yüreğine saklı bayramlar biriktirmiştim oysa!
Hani arefe gününün akşamından,
Bin bir heyecanla yastık altlarına saklanan,
Bayramlık elbiseler gibi uçuyordu eteklerim.
Yarın bayram olmasına bayram ama...
Nicedir ne bayramlarım bayram,
Ne de akşamlarım akşam.
Sonra ne mi oldu?
Hayallerimi, düşlerimin tam ortasından kestim.
Şimdi ben kime, nasıl güvenirim?
Cemre.Y.

21 Aralık 2023 Perşembe

El Alem Ne Der?

...El Alem Ne Der?...
"El alem ne der?" diye diye...
Kendi içimizin klavuzunu dinlemediğimiz için oluyor bu gönülsüz kırgınlıklar!
Oysaki içimizde ne fırtınalar koptuğundan kimsenin haberi yok?
Rahmetli eski kayınpederim derdi;
"Ah be evladım, seni korusam,
Kendimden bile kollasam da şu ciğerim yarılsa içinde saklasam!
İyi ki, bir kız evladım olmamış yoksasını düşünemiyorum bile!
Bir sen oldun işte!" der idi.
O zamana kadar görmemişim ya,
Ciğer içini tam anlayamazdım asıl ne demek istediğini.
Şimdi şimdi anlar gibiyim,
Bir yanın ne olursa olsun kardeş, karındaş!
Bir yanın evvelinden yaralı bir kız kardeş?
Velev ki evlat!
Kusuruma bakın isterseniz lakin...
Faili meçhul cinayetimin tek müsebbibi olsa bile.
Evlattır mühimmatı önemli olan!
Velev ki, o kırgınsa sana en çocukluğundan,
"Sen, onun, elini...
Bayramlarda bana, onun elini, öptürdün ya!" der durur hala.
Ki oysa çocukluğumdan beridir biliyordum öyle öyle
"Unut, bitsin, gitsin." deyince unutulmadığını!
Amansız bir dilekti unutabilmesi!
Unutamadık...
Film...
Koptu işte!
Cemre.Y.

29 Ekim 2023 Pazar

29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyeti 100 Yaşında

...29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyeti 100 Yaşında...
Biz senle, her 29 Ekim’de,
Cumhuriyetimizi yeniden kurardık!
Şimdi yanımda olsaydın,
Türklüğümüzün kökeninden
Orta Asya’dan başlardık yine.
Hatta ilk inanışımız olan şamanizm’e de bir dokunurduk.
Sorardın bana “Annem yoksa sen ondan mı Güneş’e bu kadar aşıksın?”
Sonra Osmanlı İmparatorluğunu kurardık Osman Gazi ile beraber,
Padişahlarımızın doğuşlarından, ölümlerine kadar hayatlarını irdelerdik!
Hatırlasana!
Fatih Sultan Mehmet’e aşık,
Kanuni Sultan Süleyman’a hayran,
Üçüncü Ahmed’in lalelerine romantik,
Yavuz Sultan Selim’e platoniktik!
Enver Paşa’ya beraberce çok da ayıp olmayan ne küfürler ederdik!
Vahdettin gibi pısırık bir çocuğa nasıl da
Batık bir gemiyi feda etmişler diye hayıflanırdık!
Abdülmecit’e ise topluca intiharın resmiyeti derdik!
Tabi ki!
Daha çöküş aşamasında!
Bu dünyaya bir Atatürk gelecekti!
Yeni bir ülke kuracaktı,
İmkan ve desteği olsa yeni bir dünya bile kurardı!
Yeni bir ülke kuracaktı,
Adı TÜRKİYE CUMHURİYETİ olacaktı.
Şimdi içinde bulunduğumuz
Bu Cumhuriyet’e yeni bir
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gelemeyeceğine göre!
Tabi ki!
Çoktan bitmiş bir Osmanlıya hep hayıflananlar olacaktı,
Bu dünyaya bir Atatürk daha gelemeyeceğini bilebile
Yani bir Şeriat Devleti hayal edenler olacaktı çokça!
Sonra aynı anda,
Sadece gözyaşlarımız ve ikimiz!
“BİZ, LAİK VE MÜSLÜMAN BİR DEVLET’İZ,
YAŞASIN CUMHURİYETİMİZ!” deyip birbirimize sarılırdık.
Hatırla çocuk!
Sen hep!
O zaman,
“Atatürk benim” derdin de...
Gözlerinin yosun yeşilinden beynine giren bir bakışla bakardım,
Sana sadece gülümserdim, buruk bir feda ile…
“Belki de İsmet İnönü vazgeçebilecek kadar güven ve feda ise” diye!
Hatırla çocuk!
Aslında…
Her ikimizde
Her zaman…
Tarih ve coğrafyadan nefret ettik!
Ama olsundu…
Tarih bizim tarihimiz ve unutulmaya,
Hele unutturulmaya çalışılmaya hiç gelmezdi!
Ama olsundu çocuk!
Daha iki yaşından beri boşuna konuşmadım bunları senle ben!
Tarih ve Coğrafya,
Aslında o kadar biz’dik!
Tarih ve Coğrafya ikimiz dik!
Bizim etrafımızda dönüyordu dünya,
Başkaları ise bizim etrafımızda!
Şimdiye kadar sadece ATATÜRK yatıyordu o anıt mezarda da…
Şimdi kim yatıyor yanında!
Hangimiz?
Ne zaman feda ettik kendimizi ve ülkemizi
Ne zaman feda etmeye başladık
Ülkemizin en vurucu noktalarını,
Herhangi bir devlet’e ve sayılabilecek değerlere
Küçümen görünen o doğu ülkelerine
Koskoca bir CUMHURİYET’ i yok etmek pahasına kendimizi!
Sen’i,
Ben’i,
Daha sadece bir yıl oldu çocuk bunları konuşmayalı senle!
Konuşacaktık bu yıl!
Yüz yıl olacaktı Cumhuriyetimizi kuralı!
Cemre.Y.

4 Ocak 2023 Çarşamba

Ben En Çok Anne Olabildim Sanıyordum!

...Ben En Çok Anne Olabildim Sanıyordum!...
Her ne zaman bana…
"Sen bu hayatta, en çok neyi başarabildin?" deseler!
Şimdi olduğu gibi…
"Yaşamaya devam edebilmek!" demek yerine,
O zaman ki düşüncelerimle,
Şöööyyyle bir koltuklarımı kabartıp,
Derin, çok derin bir nefes alıp,
Gururla!
"Annelik!" derdim.
Öyle ya…
Ne zaman çaresiz kalsam,
Olabilitesi en yüksek çareleri,
Çocuğum için,
Onun üvey baba ellerinde büyümemesi için reddetmiştim.
Yememiş, yedirmiş, giymemiş, giydirmiş,
Sevdirmemiş, sırf, safi, en çok, onu sevmişim!
Oysa sınıfta kalmışım son ü yıldır.
Üç yıl da bundan evveli var tabi yıllar içinde.
Ben en çok anne olabildim sanıyordum!
Uğruna gençliğimi serdim yollarına,
O ateşlendiği ve babasını sayıkladığı zamanlarda
Sesimi kalınlaştırarak,
Babası gibi konuştuğum geceler boyu,
Gözyaşlarımla ıslattım anlındaki bezi.
(Şimdi belki beni sayıklıyordur,
Ateşi yükseldiğinde de…
Herkes ben mi ki, babası sansın diye sesimi kalınlaştırdığım gibi,
Başucunda, sesini inceltip, annesinin sesini versin ona?)
O buğulu yosun gözleri, hiç ağlamasın istedim.
İstedim ki hep gülsün.
Sahte rejimler yaptım param olmadığı zamanlarda,
O yemeğini huzursuz olmadan yiyebilsin diye.
Bazen soğuk yatağım,
Bir insan tenine ihtiyaç duyduğunda,
Yanına gittim kokladım onu, sarıldım ona.
"Olsun varsın." dedim.
"Benim bebeğim,
Benimle ve ben hiçbir zaman korkmayacağım,
Düşünmeyeceğim üvey babası ona zarar verirse!" diye.
Bayramlarda yeri geldi,
Başkalarının verdiği kıyafetleri giydim ama!
Ona her zaman en güzel,
En beğendiği bayramlıklarını aldım,
"Olsun!" dedim.
"Benim bebeğim bayram çocuklarının en güzeli ya."
Benden başkaları, akrabaları, amcaları bile!
Ona aldıkları bir iki çikolatayı bile hesaptan sayarken,
Ben ömrümü verdim bedavadan!
"Olsun!" dedim.
"Ben yavrumu, yavrum olduğu için,
Canımın, etimin parçası olduğu için seviyorum." dedim.
"Bu hayat senin!" dedi anneannem bir gün bana,
Üstüne "Bir daha gelmeyeceksin bu dünyaya,
Gençliğin, güzelliğin, tazeliğin,
Elinden gitmeden bul bir hayat arkadaşı kendine.
Ben yedi tane doğurdum ama yatağımın sol yanı hep boş,
Evlat dediğin nankör bir kedi misali, verdikçe alır." ı ekledi.
Meğer!
Şu hayatta en çok anneannem sevmiş beni.
Oysa benim meleğim...
Sadece bir evlat değildi ki bana,
Arkadaşımdı, dostumdu, annemdi, dert ortağımdı,
Hiç olmayan ablamdı, her şeyimdi.
Ben de onun için öyleyim sanıyordum.
Meğer ne çok nefret saklamış küçücük yüreğinde,
Minicik yüreği kaldıramamış,
Nefretinin ağırlığını sayfalara doldurmuş.
Bütün sahip olamadıklarının suçu bendeymiş de,
Haberim yok-muş?
Ben yetmeye çalışıp daha çok yoruldukça,
Yetemiyor muşum meğer!
Koruyup, kollayamıyor muşum onu.
O kadar konuştuklarımızın ve paylaştıklarımızın,
Neresine sakladın nefretini meleğim.
"Canım annem!" derken,
İçinden nefretini mi haykırdın yüzüme.
Ve ben tıpkı babana aldandığım gibi,
Sana da mı aldandım bunca yıl.
Her şeye katlanırdım dayanırdım da
İki yüzlü davranmasaydın bana.
Ben en çok anne olabildim sanıyordum.
Tutunmaya çalıştıkça hayata bir yerlerden,
Tutunduğum son dalımı da kesiyorsun dibinden.
Yüreğimin ateşi,
Şimdi seni de mi söndürmeye çalışacağım?
Bilmiyorum ki bir on yedi yılım,
Yahut yirmi beş yılım daha var mı?
Peki
Şimdi
Onca kaybedilenlerimden sonra,
Senden sonra!
Benim evim kim?
Cemre.Y.

9 Temmuz 2022 Cumartesi

Bayram

...Bayram...
Ses'in, bir nefes' e, kuş cıvıltıları gibi şakırken,
Yar dediğine, aynı şenlikte,
Yaren oluyorsa bayramdır asıl!
Ve hiçbir bayram, asla yalnız yaşanmamalıdır.
Hiç yoktan, akşam olunca, kendine kalınca,
Gelip gidenlerin, yerinden kaydırdıkları halıları,
Koltuk örtülerini, sehpalarını düzeltmelisin misal!
Yarın gelip, yine dağıtsınlar diye dileyerek.
Cemre.Y.

3 Mayıs 2022 Salı

Gelmiş

…Gelmiş…
İki dudak, dört yürek ağzıydı sözleri…
Bir kapı, iki anahtar döngüsüydü özlemi,
İki çift, çivit mavisi gözlerle,
Bir çift anamın gözleri bir olmuş,
Bir çift de havanın esip duran, ahengine göre esen,
Ela mı desem, yeşil de mi bezenmiş, kalbine,
Yüreğinin rengiyle beraber değişmiş miş!
Durduk yere, yine, maviye kesmiş!
Şüpheli, şüpheci,
Nasıl olup da, aynı kadere, doğurulmuşluğundan paydaş!
Yanında, yamacında,
Her kim yoksa, her bir akrabalığından,
Teker teker, rengarenk dilek feneri olup durmuş.
Epeyce de, bayram sevinci koymuş,
Artık yetemediği heybesinin sol cebine!
Gelmiş…
Çok da, hoş gelmiş...
Beni, bayramlarından birinden saymış da gelmiş...
Aslında en ilk…
Senin alnının tam ortasından öperim çocuk,
Bunca çocukluğa, hep birden,
Göğüs germişliğinden.
Seni…
Hayata…
İnadına…
En ilk…
Gözlerinin kahvesinden,
Deminde çay kıvamında,
En ilk, umudundan öperim çocuk!
Gözlerinden, kirpiklerinden,
Yaş tanelerinden.
Lakin, kaderimi değiştiremediğim gibi,
Kaderini de değiştiremem!
Gözlerinin kahvesiyle,
Yüreğinin mavisine denk gelesin derim ben!
Tav'ını kaçıramasınlar ama!
Cemre.Y.

Sahi Mi, Günaydın Mı?

…Sahi Mi, Günaydın Mı?...
Şöyle gerine gerine, uyunamayan gecenin,
Şöyle mutlulukla uyanılamayan sabahındayım.
Yağmur desen,
Güneşin çocuksu heyecanlarını çoktan çalmış,
Geceden beri, İstanbul'un bayram sevincini yıkamakta!
Sahi mi ,günaydın mı?
Cemre.Y.

20 Temmuz 2021 Salı

Bayram

...Bayram...
Uyandım...
İlk iş, her zamanki gibi,
Aç karnına içilecek ilaçlarımı içtim,
Yatağımın kenarında duran sehpamdan bir sigara yaktım,
Sade kahvemi ocağın üzerine koydum,
Pencere kenarındaki fesleğenlerimin başını okşadım,
Kahvemi fincana koyarken,
Bir yandan da çaydanlığa su koyup ocağa koydum.
Bir sigara daha yakıp,
Terasımdaki minderime kurulmadan önce,
Kenardan kenardan, bana bakan,
Kokulu güllerimin burunlarından öptüm.
Bayramımı kutlayıp, usulca elimi öptüler, sevindim.
Kahvaltı mı?
Yoook daha acıkmadım!
Kavurmasız kurban bayramı kahvaltısı mı olurmuş,
Acıkmadım o yüzden.
Aslında ben en çok sevgiye, şefkate acıktım.
Neyse bir çay daha içeyim en demlisinden.
Sevenin sevdiği tarafından incitilmediği,
Nice güzel bayramlar olsun.
Amin olsun.
Cemre.Y.

10 Ekim 2020 Cumartesi

Öylece Geldin

...Öylece Geldin...
Oyyy benim!
Her sabahına uyandığım, o yeni günüme sabırla,
Güneş gülümseyişli zamanlarımın ansızında,
En umutlu amanlarıma heyecanlanmışken,
Gece karası sürülen kimsesizliklerimde,
Sanki yarın bayrammışçasına,
Kırmızı kurdelalarla,
Yeni tohumlarımı, toprağına sürgün ettiğim!
Günler geçti, geceler söndü,
Mevsimler de değişti ya…
Hani, sen bana inatla, gelmedin ya!
"Sen, bana hiç gelmeyeceksin belli!" diye diye…
Ömrünün, bana hiç gelememeşine de ayrıca,
Bil cümle yeni sitemler hazırladığım…
Ve türlü çeşit küfürlü şiirler demlediğim!
Tam da sana, körken, sağırken, dilsizken,
Öylece geldin "He!" mi,
Öpeyim mi yaprağından!
Cemre.Y.

22 Mayıs 2020 Cuma

Yüreğim Bayram Yeri

...Yüreğim Bayram Yeri...
Az önce sokağımdan hayat geçti duydun mu?
Sanki yazlık mekanın açılışındaymış gibi,
Sonuna kadar açmış müziği,
Salına salına yavaşça ilerledi.
Terasımdan uzanıp el salladım ama,
Görmedi beni...
Beni burada bırakıp öylece geçip gitti.
Olsun ama...
Hiç yoktan ömre dair umutlandım.
Hiç yoktan, limon ağacımın yaprağından öptüm.
Hiç yoktan, filizlenen sebzelerime gülümsedim.
Hiç yoktan, yağmur tanelerine teşekkür ettim.
Yüreğim bayram yeri gibi sevinçlendi,
Hiç yoktan bugünüme de şükür ettim.
Cemre.Y.

19 Mayıs 2020 Salı

Şiir'imize Bakalım


...Şiir'imize Bakalım...
Neyse...
Şiir'imize bakalım biz!
Cemre.Y.

21 Mart 2020 Cumartesi

Corona Mı Ne Sokum Sa, Belki De Geçip Gitti De, Biz Ölemedik!

...Corona Mı Ne Sokum Sa, Belki De Geçip Gitti De, Biz Ölemedik!!...
"Corona mı ne sokumsa belki de geçip gitti de, biz ölemedik!"
Yok!...
Benim cümlem değil bu cümle.
Çok şükür herkes her şeyin farkında!
Güya Corona hakkında hiçbir şey yazmamaktı niyetim.
Kafalarına at gözlüğü takmış, at kadar beyni olmayan,
Yıllar yılı ezber ettikleri cümleleri tekrarlayan,
Toplumun asalak kesimi hariç,
Başka başka, bambaşka yaşlılarımızın da var olduğunu hatırlayana kadar!
Kulağımdan bahçedeki yaşlılara, tükürürcesine,
"Yaşlılar, ya yaşlılar, evlerinize gidin ya!" diye seslenen genç delikanlının sesi,
Dimağımdan yaşlı amcaların o çaresiz bakışı geçip gitmezken.
Öyle bizim millet gibi markette ne var ne yok evime stoklamadığımdan!
Zira kalbim şiir yürekli olsa da, beynim muhasebecidir benim.
Eğer, bu musibet bize de uğrar da, ölmez de sağ kalırsak,
Ay sonu o kredi kartının kaç para geleceğini hesap edenlerdenim.
Çok şükür temizliğimi bitirmiş, hem evimin ihtiyaçlarını almak,
Hem de şöyle insanlara uzak mesafe bir tutam nefes almak için dışarı çıktım.
Birkaç maskeli, birkaç da eldivenli insan dışında herkes normalindeydi.
Bu sefer ben uzak ara korunmasını tercih ettim.
Parkın sonuna doğru ilerlerken hayret ettim mangal sefalarına bari ara verilmiş!
En köşedeki kamelyada iki kasketli yaşlı amca vardı.
Tam "Eyvah, eyvah hala söz dinlemiyorlar bunlar!" diye söylenecekken,
Daha yaşlı olanın şu cümlesini duyduğum an donakaldım.
"Korona mı ne sokum sa, belki de geçip gitti de, biz ölemedik!"
"Ne biliyim aga! Sen tee Çinlerden gez dolaş, dünyayı kavur,
Bir bize uğrama! Olacak iş mi şimdi?" dedi diğeri!
Beynim yanmıştı duyduklarımdan gittim karşı kamelyaya oturdum.
Nasılsa iki kamelya arası ikişer metreydi.
"Sankim biz şinci çıktık sokaklara, sanki hep evde böyle torun torba,
Sanki böyle, gelin, oğul, damat, kız, iç içeydik de şimdi böyle diyolar" dedi biri.
"Sorma aga! Bu olaylar olmadan evvel duydum daha bizim oğlandan,
Emekli maaşım olmasa çoktan huzur evine atacaklarmış beni!" dedi öteki!
Diğerinin sesi çatallaştı öylece uzaklara bakarak konuşurken...
"Sanki dünden önce sarılmamıza izin veriyorlar mıydı torunlarımıza,
Ya da ne bileyim hatırlamıyorum en son ne vakit sarıldık biz oğlumla!"
Öteki burnunu kırıştırdı böyle direği sızlamış da ağlayacakmış gibi!
"Ben en son dört bayram önce sarılmıştım kızıma,
Sonra emekli maaşımı oğlana veriyorum diye gönül koyduydu bana!" dedi.
"Sanıyorlar ki, derdimiz onlara heder olmak!
Rabbim ömürlerimizden alıp onlara verse ya keşke!" derken bey amca...
Ah nasıl da koşup sarılmak istedim her ikisinin de boyunlarına!
Hiç benim babam gibi değildiler, ya ne biliyim gerçek baba gibiydiler işte.
Ortalıkta hastalık kol gezerken köyüne gideceği günü,
Kahvehane arkadaşlarıyla okey taşı yuvarlayarak geçirmiyorlardı misal.
Onlar, sadece, doya doya, sevip, sevmek ve sarılmak istiyorlardı emeklisiz!
"Önceden evlerimizde iğreti bakıyorlardı bize fazlalık diye,
Şimdi sokaklarda aynı bakışlar üzerimizde aga!" dedi kasketli amca.
"Hee, eskiden camilerde, meydanlarda dolanırdık da kimse görmezdi,
Hani bizde bu bacaklarla sokaklarda olmaya meraklı değildik lakin,
Ya gelin temizlik yapacaktır, ya oğlan evden çalışacaktır,
Ayakaltında olmamak içindi bütün gayretimiz." dedi diğeri.
"Şimdi her yerde fazlalık olduk mirim,
Şu Corona mı ne sokumsa belki de geçip gitti de, biz ölemedik!"
Şu insanlar ne kadar zenginler bir farkına varsalar!
Benim ne böyle bir babam oldu, ne de...
(Rahmetli anamın gücüne gitmesin)
Ne de böyle bir anam!
Ne dedelerimden gördüm bir tek sevgi dolu bakış,
Ne de anneanne ya da babaannemden!
Çocukluğunun hayli yerleşiverdi hülyalarıma,
Keşke kocaman cam fanustan bir dünyam olsa da,
Bütün sevgileri bir araya toplayıp koskocaman sarılsam!
Bütün sevgilere de ölmeyi yasaklasam.
Cemre.Y.

22 Ocak 2020 Çarşamba

Eksik

... Eksik...
Eksiğim ben sana...
Varlığına hazırlanırken tamdım oysa!
Sonra birden yarım kaldım içimde çeyrek sen varken.
Tamamlarım sandım masalsı hayallerimle lakin!
Çekirdek aileni dahi bi cümle tam'layamadım!
Hiç unutmam...
Bir bayram pazarında anneannenle bize ettiğin o lafını.
Numuneydi hayranlıkla baktığın elbise!
Anneannenle ben birleştirip kesemizi alıverdik hemence.
Sen...
Durup...
Yutkunup!
(Birlik olunca bazı şeylerin olduğunu görünce...)
"Ben aslında hiçbir şey istemiyorum,
Bu pazarda baba'm da var mıdır vitrinde?" derken,
Daha sadece iki yaşındaydın!
Yutkunup dikkatini başka şeylere vermeye çalışmak istemişti anneannen.
(İlk defa o vakit anladın bazı şeylerin birlik olmakla alakası olamadığını!)
Çünkü ben sana hiç hayal masal anlatmadım...
"Babalar satılıp, alınamazlar lülü'm, babalar zaten baba'dır,
Olsalar da olmasalar da, emin ol çocukluğumdan bildiriyorum!" demiştim de...
Ancak o vakit gülmüştü yüzün o bayram!
Lakin...
Hep eksiktim ben sana!
Çalışsam küçümen yaşında kreş çocuğu oluyordun,
Çalışmasam, başka şansımız hiç yoktu!
Bize çok şans lazım çocuk!
Yoksa...
Hani...
"Sultan hamamındaki sabun yeterince dağ kekiği kokmuyor!"değildi derdimiz!
Beni, yeterince affettin mi?
Bütün hayatın boyunca...
Her gün işe gidip gidip sana yeterince yetemediğim için?
Cemre.Y.

16 Aralık 2019 Pazartesi

Kaçırdım

...Kaçırdım...
Ne çok çocukluk kaçırdım ömrümde ah!
Bayram yeri lunaparklarında uçan salıncaklarda,
Çocukça sallanırken kaybolan.
Ne de çok ergenlik kaçırdım ömrümde bir bilsen!
Hırçın denizlerde taş sektirirken,
Ergence eğlenirken elinden taşı alınan.
Ne çok gençlik kaçırdım ömrümde!
Başımda kavak yelleri esecekken,
Rüzgarımın önü kesilen!
Ne çok olgunluk kaçırdım ömrümde!
Tam da,
"Kadın, verandasından durgun denizi seyrederken..."le başlayıp,
Hadi mangalı, balığı, rakıyı, acılı şalgamı,
Seyrü sefayı geçtim de...
İçinde adam olmayan ne çok şey kaçırdım ömrümde!
Cemre.Y.

14 Ağustos 2019 Çarşamba

Bayram

...Bayram...
Sana...
Küçük bir kız çocuğunun bayram harçlıklarıyla,
Atlı karıncaya bindiği andaki kadar gülüşler biriktirmiştim oysa.
Sana...
Ergenlik çağındaki o genç kızın ilk flörtüyle,
Göz göze bakıştığı andaki kadar süzgün bakışlar biriktirmiştim.
Sana...
Gelinlik çağındaki o genç kadının,
Sevdiceğiyle ilk öpüşü kadar öpüşler biriktirmiştim oysa.
Sana...
Yılların yorgunluğunu sırtından savurmuş o kadının,
Aşka dair son inancı kadar sevdalar biriktirmiştim oysa.
Neyse bayramlar da bitti zaten,
Misketler de sende kalsın madem!
Cemre.Y.

10 Ağustos 2019 Cumartesi

Ama Yarın Bayram

...Ama Yarın Bayram...
Boşuna uğraştı biliyordu kadın, ama en azından, uğraştı.
Tek bir harf yazılmamış o defterin,
Bütün yapraklarının tozunu aldı.
Şöyle derin bir bayramlık, havalandırdı.
Çoktandır...
Artık sararmaya yüz tutmuş yapraklarını iyice havalandırdı.
Boşuna bir uğraştı biliyordu kadın!
Ama, en azından, uğraş-tı.
"Olsun!" dedi kadın kendi kendine gülümserken!
Hiçbir harf yazılmamışsa da, artık çoktan sararmış,
Tek bir harf yazılmamış kader defterine gülümserken.
"Olsun" dedi kadın.
"Yarın bayram, temizlenmek senin de hakkın elbette!"
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...