sancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2025 Cumartesi

Geçmiyor

...Geçmiyor...
Sana...
Ağır sabahlardan bahsetmiştim ya hani!
Birkaç gündür boğazımın ilmeğinde bir sancı,
Gülsem geçmiyor, ağlasam geçmiyor.
Hani böyle yutkunulamayan günler geçiyor ömrümden.
Bitki çaylarından hatta ilaçlardan bile medet umdum ama!
Yatsam geçmiyor, kalksam geçmiyor.
Hala gülümseyen fotoğraflar paylaşıyorum sayfalarımda
Lakin...
Boşuna nefes almaya çabalamak da yoruyor insanı, gitsem diyorum.
Cemre.Y.

13 Kasım 2022 Pazar

Ölemem Ben Çocuk

...Ölemem Ben Çocuk...
“İki nota arası es!” lerim kısadır benim çocuk...
Sonatlarımsa uzun..
Derin...ve acılı...
Ama sonunda biterler...
Sonra olmazsa bambaşka bir tınıdan,
Bir hüdavendigar'ımdır,
Belki daha derin hüzzam'ım,
İki kadehçik acılı şalgamıma eşlik edecek,
Sohbetsiz, neşesiz...
İçinde "siz "olmayan,
Her şey kadar eksiklik....
Birkaç duble işte...
Sakin ve sessiz.
Kış vakti sahil kasabası kadar,
Issız ve çağlayan dalgaları,
Sahili hırçınca döven o engin deniz ağrısı
Ve sancısı ve intikamı kadar...
Yani tek başına çekilmez ya...
Birkaç dublecik rakılık kadar!
Neyimi anlayamadın çocuk!
Senin anandım!
Yani olması gereken her şeyin?
Olamadımsa...
Ver elini Shopen, Vivaldi, Emma Shaplin...
Olmadıysa da oldur!
Söz belki bir yerinden ağlarım,
Ağlarsam!
Yeniden başlarız belki!
Ölemem ben çocuk!
Boşuna vücudumu saran kitlelere,
Sebep bekleme ve umma!
Sensizliği düşünmekten,
Onları düşünmeye fırsat kalmıyor ki.
Her biri, ayrı bir yerden kanser'im ola!
Çatlaktı zaten,
Senden öncesinden yüreğimin sol yanı,
Öylece sızıverdin dışına dışına.
Cemre.Y.

13 Haziran 2022 Pazartesi

Sen Bundan Sonra Hiçbir Yere Gidemezsin!


...Sen Bundan Sonra Hiçbir Yere Gidemezsin!...
Yaşamın kıyısından geçerken,
Ne çok iç çekişlerimiz...
Ne çok iç çöküşlerimiz olmuş,
Ne çok...
Tam biz, bir hayale uzanmaya çalışırken,
Ellerimizden kayıp gidişleri olmuş.
Şimdilerde, ağır aksak adımlarımla izliyorum,
Artık hiçbir yere gitmek istemeyişlerimi.
Oysa...
Önüm, ardım, sağım, solum açık!
Lakin bir kere düşmeyegör!
Bir kere daha,
Bütün can kırıklıkların bir araya gelecekmiş gibi,
Bütün hayaletlerin sana çelme takacakmış gibi,
Sanırsın ki, düşersin,
Düşersen...
Böyle böğründe, hiç geçmeyen,
Her ufacık rüzgarda,
Kendini hatırlatan bir kaburga sancısı.
Ardından yapışan bir kol ağrısı.
Yüreğin nefesine yetmez olur birden,
Geldi mi sana yürek yarası!
Gidemezsin.
Gitmeyi hayal ettiklerini de sümen altı edip,
Gitmek zorunda olduğun yerlere dahi,
Kıytırıktan birer bahane uydurup,
Öylece durursun.
Çünkü sen...
Sen bundan sonra,
Hiçbir yere gidemezsin.
Cemre.Y.

20 Kasım 2021 Cumartesi

Gider Kadın

…Gider Kadın…
Ne vedalar ettim sevdama…
Sitemli, ünlemli, soru işaretli gidişlerdi hep!..
Bir bakışı gözlerinden yüreğine akan,
Bir tek tatlı sözü, bir tek ses tınısına,
Affedişlerle yeniden başlayan, o yürek sancısı.
Oysa bir tek aldatılışla,
Bakışsız, işaretsiz ve harfsiz gider kadın.
Yeter ki inansın,
Artık onda bir değerinin kalmadığına.
Yeter ki inansın,
Güveninin de yeterince kırıldığına.
Ondaki yokluğuna inandığında vazgeçer kadın,
Bir tek kerecik daha olsa sarılıp, onu koklamaktan.
Bir tek kerecik daha olsa gözünü gözüne değdirmeden.
Bir tek sitem dahi demeden,
"Gidiyorum" bile demeden,
Anahtarı içeride bırakır ve kapıyı usulca yüzüne çeker ve....!
Gider kadın!...
Cemre.Y.

11 Ekim 2021 Pazartesi

Bir Kere De Olsun

…Bir Kere De Olsun…
Bir kere de olsun, sadece bir kere…
Şöyle ağız dolusu bir yaz gülüşü sığdırsın dudaklarıma,
Boynumdaki kuş tüylü kolyeler uçuşsun.
Rengarenk ojelerim, parmaklarımdaki yüzükleri kıskansın.
Bir kere de olsun, sadece bir kere…
O benim, en güvenli limanım olsun.
Karnımdaki gebe izleri teker teker yok olsun.
Eşim, dostum demeden,
Hazımsızım, seni bana çok görenim demeden,
Senin içimdeki varlığını kutsasın.
Benim içindeki varlığımı kutsasın.
Bir kere de olsun, sadece bir kere…
Her yeni güne gülümseyebildiğim kadar,
Acımın acı,
Sancımın da sancı olduğunu anlayacak kadar ben olsun!
En nihayetinde…
Sevdiğim kadar sevilmeliyim ben de.
Hem de…
En sevdiceğimce!
Bir kere de olsun, sadece bir kere…
Ben onun gözlerinin yosununda boğulmaya razıyken,
O, benim en sadık limanım olsun.
Cemre.Y.

23 Ekim 2020 Cuma

Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!

...Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!...
Ömrümün birçok yılını unutmaya koşullandığımdan beridir,
Ömrümün birkaç yılının taze anılarını da unutur olmuştum.
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Aslında çok da önemi olmayan bir şeyi,
Sadece gerektiği anda hatırlayamadım diye,
Yüzüme koca bir şamar gibi inen,
Şakayla karışık…
"Ne çabuk unutuyorsunuz!" cümlesi asılıyordu.
Unutmaya çalıştıklarım yüzünden,
Hatırlamam gerekenleri de unutur olunca!
Yüreğime bir es çekip...
Beynimin kıvrımlarında dolanmaya başladım yeniden.
Lapa lapa yağan karlar soğuktu,
Tahta beşiğim kapıya atıldığında.
Tek gözlü evin ocağı çoktan sönmüş,
Aylardan zemheriydi.
Toz kaplamış yeni dehlizlerin kilitlerinden birini açınca...
Yağmurlar hep çamurluydu,
Çoğunlukla...
Lağım basardı bodrum katındaki kapıcı dairelerimizi.
Annem pembe bir hayale dalıp nihayet kiralık bir daire tutunca...
Bizden çok, bizimle büyüyüp evlenecek kardeşinin,
Eşiyle ayrı bir odaları olmasını dilediğini düşünemedik tabi!
Annem sevdiği adamları hep kıskanırdı!
Akrabalık derecesine bakılmaksızın,
Ondan başka hiç kimse, o adamı,
O kadar çok sevmesin isterdi sevdiğini!
Olmadı tabi!
Hiç yoktan bir arsa aldı keşfedilmemiş diyarlardan birinde!
Hiç yoktan, ev, yurt kurdu kendine.
Bizi de oraya "Ev!" diye sokuşturdu.
Olmadık tabi!
Çok geçmeden her birimiz bir başka diyarlara dağıldı.
Beynimin süzgeçlerinden geçerken...
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Evliliğimin ilk zamanlarına rastladım.
Annem… (Kayınvalidem)
Babam… (Kayın atam)
Ve yeni kardeşlerim… (Kayınlarım)
Bir de sevdiğimdi işte!
Ondan önce başkaları alamadan…
Namusumu, nikahımı, doğmamış çocuğumu teslim ettiğim, sevildiğim.
"Ne çabuk unutuyorsun!" diyorlar bana!
Oysa ben...
Benden öncekine gitmek için,
Çok da beklemediğini de çabuk öğrenmiştim.
Oysa ben...
Daha, doğumhane kapılarında sancılanırken öğrenmiştim,
Aldatılmışlığımı, terk edileceğimi!
Sonrası sıkı bir pazarlık işte hani şu filmlerdeki gibi!
"Kızım olmadan asla!" demiş, başka da cümle etmemiştim.
Tam tamına on altı yıl...
Her gece...
Gözümü geceye yummadan önce ben...
İstisnasız her gün, en çok, onu sevdim, sadece onu!
Oysa onun bütün günlükleri beni suçluyordu hep...
Onca yıl sonra tekrar sevip, sevilmiş,
Tam da evleneceğiz, yavruma bir kardeş getireceğiz derken,
Hayallerimin ortasında aldatılmıştım yeniden!
İşte...
Tam da...
O günlere gelmişti onun, en buhranlı ergenlik hırçınlıkları!
İkimizde artık, birbirimize yetemiyorduk.
Bu çok belli!
İkimizin de yangının tam orta yerinde...
"Annen,
Ne zaman terk etti seni?" cümlesi çınlıyordu kulaklarımızda.
Benim annem, bebekliğimden terk etmişti beni!
Bense onu...
Çaresizliğimin en çaresiz zamanında…
Yetememezliğimin...
En yetimsiz zamanında!
O zamanlar!
Ne o beni tam anlayabilirdi, ne de ben onu.
Onu tam anlamak için biraz daha mutlu çocuk hayaline bürünebilirdim.
Ben...
Bir an önce büyüyüp sırdaşım olmasını bekledim,
O...
Tam da büyümeye meyilliyken,
Benim ergenlik yaşlarıma dönüp,
Onunla saçma sapan kız kardeş kavgalarına bürünmemizi.
Olamadık tabi!
Nihayetinde...
Yazıların rengi olduğu kadar,
Renklerin de yazısı vardı ne yazık ki!
Sonra zaman dondu.
Hiç olmadı olması gerekenler.
Ölen, rahmetli anam oldu, kalan hiç kimse!
Barıştık, dost olduk, akran, hatta yaren.
Lakin konduramadık ömrümüzdeki o gedikteki,
Bütün boşluğumuzun yokluğuna ait bir kimse!
Ey insanlık...
Şimdi, bütün ömrümün,
Her saliyesini sayan,
Zaman sayaçlarını dahi hatırlıyorum!
Artık, unutmuyorum,
Sahi çok mu, mutlu musunuz şimdi yani.
Cemre.Y.

12 Ekim 2020 Pazartesi

Gece


...Gece...
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince anlıyor insan!
Burnunun direğinde derin bir hasret sancısı.
Yüzünde kocaman bir palyaço gülümsemesiyle,
Açlık desen değil, susuzluk desen hiç değil.
"Hiç!"lik yok mu, ah o hiç'lik...
Boğazının ilmeğinde koca bir yumru,
Yutkunsan yutkunamazsın o koca yalnızlığı!
Sitem edecek kimseyi de bulamayınca,
Kendi kendine söyleniveriyor insan...
Ulan!
Hadi, denizi, maviyi, güneşi,
Yıldızı, yakamozu, acemi balıkları,
Hadi gerçekleşmeyen bütün hayalleri geçtim de!
Rakı'ya da mı hasret kalır be insan!
Kimsem, neysem,
Ne değilsem!
Geçerdi belki...
Burnumun direğinden, ciğerime akan,
O anason kokusunun,
Yokluğuna da mı gücenir insan!
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince,
Olur olmadık her şeye güceniyor insan olan.
Cemre.Y.

9 Ekim 2020 Cuma

Günaydın, Kahve!


...Günaydın, Kahve!...
Gecesinde süslenip püslenmiş,
Zülüflerini yıldızlara takmış,
Yenilenmiş, gençleşmişti.
Bu gece onun için özeldi, önemliydi.
Etrafını saran kalabalıkta gözleri onu aradı.
Kadın, gelmemişti.
Kadının gözleri yaralıydı,
Beklendiğini bile hissetmemişti.
Sancılı geçen gecesi bitip gün doğunca,
Usulca çıktı sokağa!
Galata Kulesinin ihtişamlı açılışını,
Gazete manşetlerinde okumamıştı daha!
Gitmeden önce,
Eteğindeki kafeye oturdular kızıyla,
"Günaydın, kahve!" dedi kızı
Yosun gözleri, yorgunca gülümserken!
Geçecekti elbet bu yorgun gülümsemeler.
Eninde sonunda,
Sade kahveyle de güzelleşirdi hayat.
Vedalaşmadan ayrıldılar kulenin tepesiyle,
Nasılsa daha çok gelinirdi,
Şu gözlerin canı orada kaldıkça!
Hem kim bilir belki bir gün,
Balkonundan el sallarlardı sevdikleriyle.
Cemre.Y.

6 Eylül 2020 Pazar

Eylül Gibi

...Eylül Gibi...
Yazdan çalıntı, yorgun, yoğun,
Akşamında...
Dalgalanmış da durulmuş bir deniz gibi,
Geceleriyse gençlerin kalp sancıları gibi,
Uykusuz, huzursuz, umutsuz...
Yeşilinin tazeliği solmaya meyilli,
Yılmış, Eylül günlerinden günleri bu sevgili.
Oysa ne kadar da güzeldi,
Sabahında...
Baharın en tazesinde tomurcuklanmış,
Tomurcuğu da taç yaprağından sıyrılmış,
Taze güneş dalı gibi yüzünde açan,
Dudaklarını gülümseten o lale mevsimi halleri.
Eylül işte...
Tam da Eylül gibi!
Cemre.Y. 

15 Ocak 2020 Çarşamba

Düşünsene

...Düşünsene...
Düşünsene bir,
Bunca yıl sonra artık sadece iskeleti kalmış şu tahta evin,
Tam kırk altı yıl öncesindesin!
Rahmetli anan,
Sahibi diye başlık niyetine sayıldığı bütün o tarlalara,
Karnı burnunda ırgatlık yapmamış bütün gün!
Bütün tarlalarda hazır olmuş hasatlar.
Evin bütün odaları şen şakrak pür telaş heyecanda!
Ağustos sıcağı yakmıyor da efil efil esmekte o gün...
Baban ilk evladı doğacak diye,
Nasıl da gururlu cinsiyetini umursamaksızın!
Köyün tek ebesine haber etmiş daha imsak vaktindeki ilk sancıda.
Gece çökene kadar rahmetli anamın karnını sıvazlamış babam!
Güvenmişim,öyle çok güvenmişim ki babama...
Doğmuşum ve bütün ömür yaşadıklarım sadece bir kabusmuş,
Uyanınca,
Beni yine koruyup kollasın diye anamdan çok babama sarılmışım!
Cemre.Y.

11 Eylül 2019 Çarşamba

Mesela

...Mesela...
Mesela uykularımı yırtıp duran,
Sebepsiz ve de oldukça gereksiz kabuslarımdan,
Beni korkutmadan uyandırıp,
Sımsıkı sarılıp "Ben varım!" diyebilirdin.
Mesela zifiri karanlıklarda boğulan yalnızlığıma,
Bir ışık hüzmesi olabilirdin.
Mesela bir kere olsun,
Alarmın saatinden birkaç dakika önce uyandırabilirdin beni.
Günün herhangi bir saatinde arayıp sadece "Alo!" sesime,
Sadece "Özledim!" deyip kapatabilirdin o telefonu!
Sonrası parlement mavisiydi, sonrası çimen yeşili,
Sonrası güneş sarısı, sonrası,
Şarap kırmızısı, kar beyazıydı sonrası.
Sonrası cennet gülümsemesi dudaklara tebessüm olan.
Olmadı işte neylersin sonrası yürek sancısı.
Cemre.Y.

15 Mart 2019 Cuma

Beklemek Sancısı



...Beklemek Sancısı...
Gün geceye karışıp yokluk sancısıyla baş başa kalınca
Bu beklemek sancısı yok mu 
Vurup duruyor insanın yüreğine sağdan soldan.
Cemre.Y.

27 Ocak 2019 Pazar

Çok Yoruldum

…Çok Yoruldum…
Artık hiç kimseyi…
Hiçbir şeyi beklemediği zaman duruluyor insan.
Sıfır insan,
Sıfır beklenti,
Sıfır hayal kırıklığı.
Her şey gerçekten güzel de
Ah şu geceler olmasa!
Şurada bir sancı var...
Sol göğsümün altında,
Hani çocukluğumda olsa,
Rahmetli annem öpeyim de geçsin derdi ya,
Artık ne ben küçük bir kız çocuğuyum
Ne de bir annem var!
Zaman acımasızca çeviriyor çarklarını
Ve ben kimsesizlikten de çok yoruldum.
Cemre.Y.

15 Ocak 2019 Salı

Anadan Üryan Yalnızlıklar

...Anadan Üryan Yalnızlıklar...
Anadan üryan yalnızlıklarım oldu benim.
Her biri yoğun yürek sancılı dönemlerimdi üstelik!
Zemheri ayazlı bahar gecelerindeydi çoğu.
Ya sesim çıkamasaydı,
O esrik ruhunu şeytana satmış canavarlar,
Makduliyetlerime meçhuliyetler yüklemeye çalışırlarken!
Anadan üryan kimsesizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun terk edilmişlikli dönemlerimdi üstelik!
Saba rüzgarlı kış gecelerindeydi çoğu.
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin giyotinli cümle aralarında
Harf harf doğrayamasaydım,
Ömrümün ayrık otlarını.
Şimdi hallerim nice olurdu kim bilir!
Anadan üryan sahipsizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun ruhsal acılı dönemlerimdi üstelik!
Artmaya çabaladıkça yetememezliklerim,
Pes etmemeye inat ede ede...
En vazgeçemem sandıklarımdan cayışlarım!
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin vuslata dair umutlu salıncaklarında,
Mısra mısra her yeni güne yeni hayaller sallandıramasaydım?
Ben hiç kimsemi öldürmeye kıyamadım bayım!
Ama siz, teker teker intihar edip bunu başarabilirsiniz!
Yeterince emin değilseniz,
Vicdanlarınızın aynalarına son bir kez daha bakın!
Yemin ederim,
Haklarımı son çığlığıma kadar, hepinize helal edeceğim.
Piç'likten, hiç'likten kurtardığım ömrümün ayrık otlarını,
Size söz, kurutup, anız otu diye yakacağım bütün yalnızlıklarımı.
Bir daha da şiir yazmayacağım!
Birkaç fırça alırım, bir tuval, palet vs.
Bir de ihtiyar yüreğime, yorgun yaşımı sallayacak bir sahil kenarı!
Cemre.Y.

30 Kasım 2018 Cuma

Eskidendi

…Eskidendi…
Hatırlayamıyorum ki,
Nicedir yüreğimin kanatları kırık,
Nicedir ayak bileklerim sancılı ya,
Nicedir konamıyorum hiçbir ciğere!
Ortalık yıllar yılı sürecekmiş gibi duran,
Plastikten bardağa isimler yazılan,
White chocolate macchiato dolu.
Biz mi?
Biz sevdalandıksa…
Nerede bir kumsal bulsak,
Hemencecik bir kalp çizer,
İçine de adlarımızın baş harflerini yazar,
Ortasından da bir ok geçirirdik.
Sonra hemen bir dalga gelip silerdi her şeyi.
Biz mi?
Biz sevdalandıksa…
Nerede bir buğulu cam bulsak,
Hemencecik bir kalp çizer,
İçine de adlarımızın baş harflerini yazar,
Ortasından da bir ok geçirirdik.
Sonra yeni bir yağmur fırtınası kopar,
Bütün camları yıkardı.
Olan…
Yüreğimize, olan ciğerimize olurdu.
Ama en azından bilirdik.
An denilen şeyin zaman aralığı kime ne kadarsa
Tam da o kadar…
Sevmiştik, sevilmiştik biz.
Eskidendi, epeyce bir zaman öncesiydi.
Ortalık yıllar yılı sürecekmiş gibi duran,
Plastikten bardağa isimler yazılan,
White chocolate macchiato dolu ya
Bir türlü de sevemedim ki onu ben!
Cemre.Y.

20 Kasım 2018 Salı

Anlayacaksın

…Anlayacaksın…
Sen bilmiyorsun ruhumun sancısı,
Ben sende değil de sen bende misafirsin aslında.
Bir gün ben sende misafir olursam anlayacaksın,
"Benim ol." değil de "Bizim ol." diyebilmenin büyüklüğünü.
Ben senden gidecekmiş gibi gelirsem bir gün sana
Ancak o zaman anlayacaksın
"Hoş geldin" ve "Güle güle" arasındaki,
O, bir ömürlük aşkın büyüsünü.
Cemre.Y.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Unutmuşum

…Unutmuşum…
Yüreğimde,
Kör düğüm sancılar gezinirken bile seviyordum ben seni.
Yine de arkanı dönüp gittin ya sen
Artık anlamsız kelimeler içeriyordu sana hasretim.
Boşunaydı seni her sorduklarında uzun uzun iç geçirişlerim.
Az önce son kez anlattım seni.
Anlatırken fark ettim artık yanmıyordu içimin içi.
Öylesine,
Başkalarından bahsedermiş gibi bir çırpıda anlatmıştım işte.
Artık tamamen emindim, unutmuşum ben seni.
Cemre.Y.

28 Ağustos 2018 Salı

Bana Ne

...Bana Ne...
Üç beş heceyi cümle eyleyip bir araya getirdik diye...
Emek pazarlığı yapanlar varmış,
Olmaz azizim, olmaz!
Hele artık şiir ettiyse içindekiler,
Hiç mi hiç olmaz.
Emek filan değildir bu.
Zira emek dediğin zanaatkarların işidir,
İlmek ilmek nakış ederler ellerinde evirip çevirdikleri her neyse!
Üstüne de niyet eylerler ya hani üç beş kuruş gelirse diye.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Ne diye egomu yükselten Türk dilinde yer almayan,
Günümüz güncel sıfatlarını kendime yüklenmeyişimi hiç merak eylediniz mi?
Şiir dediğin yürek işidir,
Öyle aman, zaman, ego tatmini filan dilenmez.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Emek...
O şiirin harf harf hece olup,
Kelimeye taşıp, cümlelerden aşana kadar,
Mısralar dolusu kusana kadar ki olan eylemler sırasıdır.
Soran olursa...
Onun şiirleri reflü ifrazatı dersiniz!
Ciğer sancısına dokunduğum da olursa,
Hani paralel hayatlar denkleminde...
Sevgiyle karşılarım, şefkatimle gülümserim.
Yoksa kim beğenmiş, kim paylaşmış,
Kim methiyeler düzmüş...
Açıkçası bana ne!
Cemre.Y.

12 Ağustos 2018 Pazar

Doğmuşum

...Doğmuşum...
Doğmuşum...
Doğduğum günün acı tramvalarıyla ilgili onlarca şiirim vardır
Ebem meşgulmüş ben doğarken,
Rahmetli anam akşama kadar tarlada çalışmış
Akşam olunca da tek göz evini temizlemiş,
Suyu ocağa koymuş, içine doğacağım leğeni yıkamış,
İlk evladını kucağına alacağı anın sancısını çekmiş tek başına.
Sancıları artınca da kahvede pişpirik oynayan babama haber salmış,
Bir koşu gidip ebeyi çağırıversin diye...
Babamın kumarı bitene kadar gece olmuş,
Eve dönerken aklına gelmiş babamın ebem!
Onu yenen kumar arkadaşlarının ebelerine söverken.
Gitmiş ebenin evine, çalmış kapıyı...
Meşgulmüş ebem!
"Bugünü mü bulmuş doğacak bu velet!
Az bekle bir abdest almam gerek!" diye bağırmış içeriden.
Kalkmış arada bir koynuna girdiği adamın üstünden,
Yıkanmış, paklanmış, süslenmiş.
Saçlarından sular aka aka yola düşmüşler babamla.
Rahmetli anam sancılara dayanamaz olduğunda,
Yaşlı nenelerinin anlattığı masallardaki gibi,
Sandalyeye kaykılıp, leğeni ayağının altına almış,
Azıcık ılık su doldurmuş içine,
İçinin içi yırtılırken düşüvermişim leğene!
Ebem nihayet gelip bir zahmet göbek bağımı kesmiş,
O zamanlar kız evlat hiç sevilmezmiş.
Kırk yıllık şiirlerimin üstüne
Dört yıl daha eklenmiş ben farkında olmadan, sevilmedim.
Cemre.Y.

30 Mart 2018 Cuma

Nokta Bile Kalamaz

...Nokta Bile Kalamaz...
Böyle böyle gidiyor kadın
Bağır çağıra!
Feryat figan.
En sonunda da susa susa!
Sustuysa...
(.) Nokta bile kalamaz ki zaten!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...