öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2025 Cumartesi

Oysa

...Oysa...
Dalgaların sahile vurduğu bir rüyaya öykünerek yatmıştım oysa,
Hani gece sırt üstü yüzerken yıldızların seyrine dalarsın ya,
Sonra kulağında o şarkının nağmeleriyle,
Yavaş yavaş evinin verandasından yatak odana süzülüp,
Öyle mutlu, hafifçe yorgun uzanmışım yatağına da,
Sabaha kadar sandaki meyhanenin müzikleriyle
Dans ediyormuşsun gibi bir rüyaya öykünerek yatmıştım oysa.
Gece boyu çıkamadığım merdivenlerin basamaklarından kayarak
Beni kovalayanların eline düşmekten son anda kurtuldum uyanarak.
Cemre.Y.

13 Nisan 2025 Pazar

Geçer Elbet

...Geçer Elbet...
Nicedir nisan ortasında yağan kar gibi üşüyordu içim, dışım.
Meyve çiçeklerime don vurmuş, ayaza kesmişti yüreğim.
Bundan sonra, yaprak yaprak yeşillensem ne, yeşillenmesem ne?
Ne meyvelerim salkım saçak dökülebilir baharıma,
Ne de sebzelerim büyüyebilir yaza öykünen sabahlarıma.
Lakin yaşıyoruz hala,
Yaşamayı nefes almaktan ibaret sansak da,
Bugünler de geçer elbet, geçmek zorunda!
Cemre.Y.

21 Temmuz 2024 Pazar

Oysa Bugün Pazar!

...Oysa Bugün Pazar!...
Sayamadım ki kaç yalnızlık sabahı uyandım sensiz.
Yine kabuslu rüyalarımın müsebbibi,
Uykusunu alamamış küçük bir kız çocuğu mahmurluğundayım.
Şekersiz çayımı yudumlarken,
Birden bire, kaç sabaha sade kahvesiz başladığım geldi aklıma!
Kahvaltı yapmayı bile unutmuşum misal.
Oysa bugün pazar!
Şöyle aile boyu, güle oynaya yapılan,
Kalabalık kahvaltılara öykünüyor insan.
Geçer ama, neler neler geçmedi ki içimdeki bu sebepsiz hüzün de geçer.
Cemre.Y.

19 Mart 2022 Cumartesi

Ayaza Vurdu Yine Düşlerim

…Ayaza Vurdu Yine Düşlerim…
Hiç olmayacak bir mevsimin,
Hiç olmayacak bir ayında,
Israrla, salım salım salınan mart karı gibiydi düşlerim.
Kah fırtınayla savruluyordular,
Kah nazlı bir ceylanın göz süzmesi gibi,
Kirpiklerimin ucuna yavaşça konuveriyordular.
Şimdiyse, ilkbaharın, ilk günlerine öykünmesi gereken,
Erik ağaçlarının çiçekleri bile geri uyudular.
Filizlerine don vurdu meyve ağaçlarının.
Oysa ben, daha sana,
Hayalimdeki, güneş güzeli ilkbaharlardan birinde,
"Yar saçlarımdan,
Ilık rüzgarlarla bir buse gönderdim dudaklarına.
Nazlı bir duruş gönderim kollarına denize nazır.
Gülüşümden sen akıyor bulutlara,
Sarılsana bana,
Sımsıkı sarılsana, bırakmasana!" diyecektim.
Bitmeyen kara kışın,
Kar taneleriyle ayaza vurdu yine düşlerim.
Cemre.Y.

23 Haziran 2020 Salı

Hep Benim Ömrüme Yağıyor O Yağmur

...Hep Benim Ömrüme Yağıyor O Yağmur...
Ben seni, ağustos gecelerinin birinde toprağıma ekip,
Ben seni, güz ayazlarımdaki sararan yapraklara yazdım.
Ben seni, ilkbahara öykünen lale devirlerine,
Ben seni, sonbaharın o son akşamlarına yazdım.
Ben seni, gün gülüşüme çarpınca sabahlarıma,
Ben seni, gece umuduma kandil yaktıysa akşamlarıma,
Ben seni, ömrüme yazdım.
Şimdi bana ne olur...
"Ama hep benim ömrüme yağıyor o yağmur!" deme!
Bakma!
Sütten çıkmış ak kaşık olma beceriksizliğime...
Deme öyle şeyler hiç deme!
Üstüm başım bu kadar çamurken hem de.
Şimdilerde bir yanım bodrum katı sel basmış lağım kokulu,
Bir yanım merdiven boşluğuna sıkıştırılmışken,
Üst dairedeki sınıf arkadaşıma rezil olmama telaşımdayım!
Altı üstü yağmur işte...
Büyüyünce de ancak bu kadar geçiyor,
Artık...
Geçtiği, ne kadar, kabulse!
Cemre.Y.

28 Nisan 2020 Salı

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Sanal gerçekliğin gizleminde,
Yeşilin binbir tonu seriliyor gözlerimin gerçekliğine!
Aylardan nisan belli!
Öyle belli ki, neredeyse sonuna yakın gibi...
Durduk yere hava yağmurlanmış,
Durduk yere güneşin şavkı vurmuş yaprağın tutunduğu dala,
Durduk yere meyveler filizlenip, çiçeklenmiş,
Durduk yere, sanki cennet tasviri gibi, her şey güzelleşmiş.
Her yer, her şey, gün ortası, gece karası, fark etmeksizin,
Kundağa yeni sarılmış, ceninliğini geçmiş,
Fetüslüğünde afallasa da onu da es geçmiş,
Onca günleri, haftaları, ayları aşmış da gelmiş, hoş gelmiş!
Amma ve lakin,
Mademki çoğu, hayallice doldurulamamış güncesine...
Ömrünün, en baharına öykünürken, ömrü, hep ayaz geçmiş!
Hayatların kaderini, alnının tam ortasına yazılı kaderini,
Alnının tam ortasından silercesine,
Sinesinin tam ortasına, kader diye çizmiş!
Ve belli ki az kalmış, gelecek ardından kiraz mevsimi.
"Ateşin közü,
Odunun özüne yakın olmalı!" derdi hep rahmetli anam!
Cennetimden bildiriyorum, benim dünyam, bu değildi,
O kiraz mevsimi,
Ben bir kere daha, yeni bir evren değiştirmeden, gelmeliydi!
Cemre.Y.

26 Mayıs 2019 Pazar

Günaydın Pazar Sabahım

...Günaydın Pazar Sabahım...
Kuş cıvıltılarıyla uyandım bugün,
Yastığım yorganım yine "Ben" kokuyordu.
"Sen" kokmalıydı oysa ve hatta,
"Biz" kokmalıydı ya neyse!
"Günaydın pazar sabahım." dedim kendi kendime.
Hep gitmelere öykünürken,
Kalmalara mecbur bırakılmış ömrüme tebessüm ettim.
Verandaya çıkıp, denizi kucakladım.
İyot kokusunu derin derin burnuma çektim.
Sade bir kahve koydum ocağa,
Tek kişilik pazar kahvaltısı hazırladım servis tabağıma.
Birkaç dal hanımeli, birkaç dal iğde çiçeği,
Birkaç dal da pembe gül serpiştirdim masaya.
Gülümsedim her birine...
Artık gelse ne...
Gelmese ne!
Cemre.Y.

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Ey Yüreğim

...Ey Yüreğim...
Ne kaldı geriye?
Şu hayattan neyi fazla istedim de alamadım!
Sanki ben ona...
Çocukluğumda,
Tatil diye köye gittiğimiz zamanlardaki gibi
Kokusunun rayihasına doğru koşarken,
Dağ bayır arayıp bulunan,
Ararken de koca kayalarına tutunmuş kınalara kapılıp,
Tam da beş taş oynamacalık küçük çakıllı,
O yuvarlak yumrulara tükürük çalıp,
Ellerime yine kına yak dedim.
Sanki ben ona...
Yorgun bir gürgen ağacıyla,
Taze palamudun yaprağının gölgesinde,
Koparsam ölecek,
Sadece koklasam...
Kokusu ömrü billah burnumun direğine hasretim olacak,
O ilk ergenlik kokumu, hasretimi bul dedim.
Sanki ben ona...
Yol kenarı taze papatya olur,
Ne bileyim mezar kenarı olur,
Ya da ne bileyim,
Boş bir arsada öylece bahara öykünmüş olur,
Bir demet papatya dememişim?
Ey yüreğim!
Sahi be bu hayata ne dedim de,
Ulaşamadı benim gönlümü sevindirmeye!
Epeyce vakit oldu sayende,
Papatyaları dahi sevmemeyi öğrendim.
Evime giden sokağın başında bir iğde ağacı vardı.
Zaman bahara durdu muydu onun çiçeklerinin kokusu vardı ya!
Onu kesmişler kökünden!
"Ey yüreğim...
Kokmayan, adını sanını bilmediğin,
Rengarenk çiçeklere de mi "Günaydın" diyecektin sen?
Renklere bari mi, böyle mi öykünecektin!
Sen ki burnunun direğine hassastın?" diye hayıflanırken,
Durduk yere hanımeli kokusu sardı parkımın bahçe kenarlarını,
Bir iki leylak ekmiş birileri bir yerlere ya!
Gayrı gerisi ıhlamur, gerisi akasya, gerisi pembe bir gülün kokusu!
Varsın olsun, yarına ne kaldı ki şurada.
Cemre.Y.

5 Ocak 2019 Cumartesi

Sevgilim

...Sevgilim...
Sana mutlu insanların yaşadığı masalsı hayaller anlatacağım sevgilim,
Sana karşılıklı güvenin sunduğu öykünesi rüyalar anlatacağım.
Vakit sensizliği yıldızsız akşam geçiyor gel gayrı, bekletme gayrı.
Cemre.Y.

15 Ekim 2018 Pazartesi

Söz Verdiğim Gibi

…Söz Verdiğim Gibi…
Her gece uykuya öykünmeden önce
Mutlaka bir cümle daha seni sevdim ben çocuk!
Duyup duymaman, hissedip hissetmemen önemli değildi ki,
Son nefesimi verene kadar da en çok seni sevecektim, söz verdiğim gibi.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Hikaye

...Hikaye...
Sık...
Çok sık kitap okurum…
Neredeyse her saniye hatta bazen bildiğim bir yolda yürürken bile...
Öylece bakar insanlar
"Şimdi bir cama veya duvara toslayacak veya bir çukuru göremeyecek” diye...
Yarım kalır duvara veya cama tosladığımda
Canımın nasıl yanacağının hayalinin sevinci ve yarım kalır
Bir çukuru göremeyip bacaklarımın havaya dikileceği anın hayali...
Ben hiç görmediğim kadar görebilirim kitap okurken,
Yolda yürürken ve altı üstü bir buçuk gözümle
Ve ben hep şort giyerim uzun veya kısa etek giydiğimde...
Çünkü okumayı bırakınca bile istediğim,
Benim biçtiğim mekanlarda
Vücut olur kitaplardaki her bir karakter ve her bir yer...
Bir insansa betimlenen hayatımın bir köşesinden
Şöyle bir geçip gitmiş biri olabilir mesela
Ve bir mekansa...
Hayatımda şöyle bir geçmiş bulunduğum bir yer...
Ve çok nadir bazen sezonu bitip geçtikten sonra meftun olurum bir diziye
Ama şöyle bir değil bu sefer baş karakterlerden biri olurum bende…
Ve baş karakterlerden biri olur “O” mutlaka…
Bugünlerde en sevdiğim yazarın, en sevdiğim kitabı elimdeydi
Bir de neredeyse hayatımdan öykülenmiş olan
O sessiz çığlıklı dizisi gözümde ve yüreğimde...
Şimdi ikisi de bitti ya...
Hala anlayamadım ben kimdim aslında ve o kimdi hangi karede ve hikayede...
Bulutların üzerinden hayatı seyretmek hala hayalim evet
Ama hala uçan bir balon olmaya kadar ilerleyememişim demek...
Konuştuğumdan daha çok suskunum aslında evet de
Herkes beni çenebaz sanırken sustuklarımı kim nereden bilecek!
Ve o kitaptaki kızın bir adı bile yoktu galiba...
Ya sessiz çığlıklar...
Hangisi daha çok yakışıyor acaba bugünlerdeki bana.
Cemre.Y.

25 Temmuz 2018 Çarşamba

Kısa Masal

...Kısa Masal...
Yosun gözlerine yine şiirler düşmüş ey yarim,
Saçlarının güneş ışıltılarına derin hikayelerden öyküler serilmiş yine.
Söyle kim kopardı yine dudağının kenarından,
Nisan nakışlı o çok sevdiğin lalelerin gülüşünü.
Kime içinden feryat figan fırtınalar çoşarken,
Sen en soğuk bakışınla susa susa çığlıklar attın
"Kristal bir kalp olsam, en yüksekten atıverseler beni
Kim bilir kaç katrilyon parçacığa bölünür ruhum da
Ben yine de taş'ım diye kendimi diriltirim." dedin.
"Bir kelimesi ömrüme ömür katıp,
Bir kelimesi ile ecelime yaklaştıranım var benim...
Hem batınım, hem zahirim gibi." deyip deyip
Kimlere sükut geçtin ömründen ömür giderken.
Kirpiklerinin içine yine yağmurlar kaçmış ey yarim,
Saçlarının kumru kumru kumrallarına
Zor hayatların kısa masalları sığınmış yine.
Cemre.Y.

25 Mayıs 2018 Cuma

Mecal

…Mecal…
Çok değildiniz ama…
Ara ara yıllar içerisinde nüksedip nüksedip…
Gribalime bronşit ekleyip,
Bronşitime de astımı kitleyip geçtiniz!
Yoksa yeniden,
Yine bir sevda nedir ki!
Yürek bu…
Salıversen bileğine bağladığın uçurtmanın ucunu,
Elbet ki kış biter, rüzgar diner, yağmur söner,
Bir gün bir bakarsın ki…
Gün bahara öykünür de,
Tohum toprağa filizlenmeye meyl eder de…
Bende artık ciğer kalmadı be güzelim!
Sen de gidersen…
Tedavülü çoktan geçmiş,
O ince hastalık olur sonum!
Doktorlar anti depresan yazarken daha bana
Ben sen yetmezliğinden verem olur ölürüm.
Yoksa sevdalık dediğin nedir ki "Aşk" olunur elbet de
Bu yürek maktüliyetlerimin cinayet şüphelisiyle dolu.
Hiçbirini ele vermedim.
Ama bir kere daha
Yeniden bu hayata…
Yine doğabilmeye yok mecalim!
Cemre.Y.

3 Mart 2018 Cumartesi

Pazar'a Öykünmek

…Pazar'a Öykünmek…
Tam da bu sabah!
Sevgilinin kollarında uyunacak bir sabahtı 
Oysa ne sevgili vardı, 
Ne de günlerden pazardı.
Cemre.Y.

15 Aralık 2017 Cuma

Pazartesi

...Pazartesi...
Kadın, yine telefonun alarmıyla
Uyanır uyanmaz fırladı yatağından,
Zaten yıllar yılı hiçbir zaman,
Hafta sonu dahi,
Hep hayalini kurduğu gibi
Şöyle gerine gerine uyanmayı,
Bir türlü beceremedi.
Öyle ya kime gerinip, kime esneyip,
Şöyle kütür, kütür kime gevşeyecekti.
Her zaman olduğu gibi,
Koşarak bir yandan yüzünü yıkadı,
Bir yandan gözlerinin,
Anne rengi, kahvesinden,
Hayata buruk bir tebessüm etti.
Burnunun direği sızladı yine,
Kendini bildiğinden beridir,
Hemen hemen, her sabahki gibiydi.
Anacığının gözlerinin kahvesiyle bakıyordu onun gençliğine!
Acilen yüzünü kuruladı,
Renkli numaralı lenslerini takıp tekrar baktı aynaya!
Zaten saçlarını da yeni boyatmıştı,
Anne rengi, hiç solmayan, koyu kestane aslından.
Anne renginden apayrı, kenarı lacili bir sarıya!
Hah işte!
Şimdi tam olmuştu, artık asla,
Annesi gibi bakmıyordu hayata gözleri ve saçları.
Belki artık, onun hayallerinin,
Piç olmuş savruk spermleri gibi,
Hiç, olmayabilirdi bu hayatta ha!
Ya da madem gelinmiş bu dünyaya!
Hayalleri onunkiler gibi üstelik
Tam da kadını daha yeni sevmişken,
Kansere yenik düşmeyebilirdi de!
Kadın kendi kendisine söylendi;
"Eh be annem, anam!
Beni, daha yeni sevmişken,
Sahici saçlarımı ve gözlerimi
Öyle, ilk kez, şefkatle,
Daha yeni okşamış ve de daha yeni
Bana öylece sarılıp beni sımsıkı,
Kabul edip öpmüşken, daha yeni!
Bir pazartesi günü ölmeye meyledip
Seni evine getireceğime söz verip
Evine getirince de salıya sabredip!
Günler sonrası yine bir pazartesi gecesini bitirip,
Ecelini salıya denk getirip,
Ölmeseydin sende be anne!
Sayende bütün pazartesilerden nefret edebilirdim!
Neden yapmadın?" dedi kadın.
Hiç kimse duymadı onu sesinin içi içinden yankılanıyordu!
İki damla çiy tanesi düştü yanaklarına.
Çünkü kadın...
Hep pazartesi günleri başlardı yeni hayatına
Mademki yaşıyordu hala Pazartesi günleri başlardı
Bu hayat dair yeni umut deneyişlerine.
Yeni başlayan haftanın ilk gününe,
Daha bir şükrederdi şükredilmesi gereken nesi kaldıysa!
Daha bir severdi en sevilmeyesi her şeyi bile.
Umut işte!
Kadının yüreğinin çiziğini bile
Onca gün ve hafta bekleyip bekleyip
Bir pazartesi günü akşam saat 22:10’da
Dünyaya getirmiş olmanın
Bir anlamı olmuş olmalıydı!
Hala hayattaysa onunla çünkü!
Öyle ya!
Pazartesi günleri!
İşine başlamış olmanın,
Bu başlayışlarının sonunda
Evine ekmek alıp, faturalarını ödeyebildiği,
Masraflarını yetebildiğince de
El aleme muhtaç olmadan
Karşılayabilmesinin bi gururu da olmalıydı!
Hala bir gurur varsa emeğiyle çünkü!
Hala üç kuruşa on kuruşluk hayatını geçindirip,
Kendini basit hayatlara terk etmediyse!
Gururu ve işinin yettiği kadar maaşıylaydı çünkü!
Sonra, sonra kadın bunları
Kimselere anlatmadıkça daha bir meraka boğuldular!
Bunca zenginlikler seriliyor ömrüne!
Ama neden?
Lan kadın aptal çünkü!
Kızından yıllar sonrası merak etmiş!
Pazartesileri sevmesinin en başlangıcını,
Meğer!
O da!
Bir pazartesi günü,
Kim bilir hangi renk leğene doğmuş muş!
Öyle ya!
Yaz sıcağı Ağustos ayında onca günler varken
Bir Pazartesi günü kim bilir akşamın hangi saatinde
Dünyaya gelmiş olmasının bir anlamı olmuş olmalıydı!
Bu hayatta en azından bir duvara taş olmalıydı.
Oysa şimdilerdeyse
Kadının o sabahki ilk kahvesi
Bugünler de hep geç kalıyordu
Halbuki en erken bu sabah uyanıyordu!
Otobüsler!
Otoban gözler doluydu
Ve ilk vardiyanın servisi
Hep 06:40 da başlıyordu!
Kimse ona
“Neden vaktinde gelmedin." demiyorduysa da
Vakit onun müsebbibi kadar önemliydi hep!
Geç kalamazdı.
Ya hiç gidemezseydi?
"Hiç yoluna gitti." derlerseydi!
Zamanında varlığından
Hiç utanmamış olması için
En çok çaba sarf eden kadının ardından
Böyle bir cümle
Ne acı cümle olurdu bir düşünsenize!
Dedirtemezdi,
Dedirtmedi.
Her pazartesinin sabahında
Bunca neşe, bunca pür umut!
Bunca hayal Polyanna'ya öykünmek değildi.
Sonra ne oluyorsa gün batınca oluyordu,
Gece yatsıya yakın oluyordu,
Kadının omuzlarına çöküveriyordu o en zifiri umutsuz yalnızlık!
Çünkü ertesi gün Salı…
Çünkü daha pazartesiye çok zifiri yalnızlıklı geceler var!
Çünkü Polyanna o günün sonunda
Boşluğa düşüyordu gecenin yalnız koynunda.
Zaten epeydir İstanbul'da hiç yıldız yoktu.
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Ay Dolunaydı

...Ay Dolunaydı...
Ay...
Dolunaydı.
Hem de 68 yıl önceki kadar,
18 yıl sonraki kadar
Büyük bir dolunay...
Daha beni
Kalubelamdan henüz almamışlar,
Anam, babam bile daha doğmamıştı.
Ay böyle bir dolunaydı.
Defterler açıldı.
Saçıldı.
Oldular,
Oldum.
Şimdi bunca yıl sonra
Ay yine dolunaydı.
Kalubelamaysa
Henüz ecele hayli vakti varmış kadar,
Ama yeter gayrı der gibi
Gelecek bir dolunay.
Koca bir dolunay!
Ömrümün sonrasını
Hiç tamamlayamadım hayalimce.
Kalalım mı,
Yoksa!
Yoksa yeni bir şiir daha mı,
Yeni bir hikaye daha,
Yeni bir öykünme daha mı yazalım,
Ama artık ben bu hayattan çok yoruldum,
Hani ay dolunaydı!
Cemre.Y.

8 Aralık 2017 Cuma

İnsanı İnsan Olduğu İçin Sevebilmek Sanatı

…İnsanı İnsan Olduğu İçin Sevebilmek Sanatı...
Kısa yolculuklarımın uzun hikayeleri olur bazen.
Bursa Otobüs Terminali
Yeni yolcuların boş koltuklarını doldururken
Benimse gönül rahatlığıyla
İki sigarayı ardınca nefesleyebileceğim
Herhangi bir mola esnasıydı oysa.
Çantama uzandığım ve elimi sigarama attığım esnada,
Göz göze geldik onunla,
Usulca yaklaştı yanıma dudaklarının ve dilinin izin verdiğince
"Abla bir şey söyleyebilir miyim?" dedi.
Korkmuyordum ve o bunu çok iyi biliyordu.
"Söyle bakalım." dedim gülümseyerek.
Engelli olduğunun farkına bile varamayan
Onu kafayı bulmuş bir bağımlı sanan,
Nice gözsüz insan geçmişse artık ömründen.
"Abla ben engelliyim de,
Bir şey satmak istiyorum sana, lütfen alır mısın?" dedi.
Sigaramdan derin bir nefes çekip,
"Ne satıyorsun bakalım, ben şimdi uzak yoldan geliyorum,
Ben almasam da sana parasını versem de
Sende onu bir başkasına satsan olur mu?" dedim.
Siyah poşetinin içinden sarı mutfak bezlerini çıkartıp,
"Hayır abla olmaz, ben dilenci değilim,
Fiyatı 5TL ya alır, ya da almazsın." dedi.
Gülümsemem dudaklarımdan onun çivit mavisi gözlerine yayıldı.
Çantamdan bozuklukları çıkarırken;
"Ya 5 TL çıkmazsa yahut daha çok çıkarsa,
Ne çıkarsa bahtına olsun mu?" dedim.
"Olmaz abla ne eksik fiyat sabit,
Almam ki ne eksik ne de fazla!" derken
Birer birer avucuna 1TL leri sayarak, fazlasına durarak beşi tamamladık.
Sarı mutfak bezlerimi çantama attık.
O sırada yaşlı bir teyze bizim bu sohbetli alış verişimizi görünce
Elindeki cüzdandan bozuklukları
Çıkarttı ve delikanlının poşetine attı şöylece.
Atarken de "Başımın gözümün sadakası olsun." dedi kesin.
Adamın gözlerinin gülüşü sönüverdi hemencik!
Bana söylediği sözleri yineledi
Ama teyze ya duymuyor ya da anlamazdan geliyordu.
Bana dönerek, biraz da sinirlenerek tercüman olmamı ister gibi,
"Abla söylesene şuna!
Dilenci olmadığımı söyle çabuk,
Yoksa çok sinirlenicem bak!" dedi
Eli kolu titriyor ve teyze tırsıyorken.
"Teyzecim mutfak bezi 5 TL, sadaka kabul etmiyor,
Almak istersen ver 5 TL'yi al istemiyorsan
Hemen poşetine attığın o paraları topla ve otobüsüne bin!" dedim.
Kadın eğilip paralarını topladı bana baktı, ona baktı.
Ben kadına dönerek "5 TL verip bezleri al ve git bence!" diyerek
Göz cümlemi kadına yolladım
Sessizce ve 5 TL ye tamamlayıp
Benim yaptığım gibi delikanlının eline tek tek saydı.
Ah be çocuk, yine gülümsüyordu işte gözleri.
"Seninle bir fotoğrafımız bari olsun istiyorum ablacım
İzin verirsen." deyince
Gözlerimin içine baktı, baktı, baktı...
Sonra yine gülümseyerek;
"Olmaz abla, sakın da üzülme bak!
Ben şimdi senle resim çekersem
Sen beni yazarsın
O zaman buraya gelen herkes de beni bilir,
Benden bunları alır,
O zaman bu da dilencilik sayılır,
Ama dedim ben sana…
Ama ben dilenci değilim olmuycam da!" derken,
Bu sırada yan koltuklardan birinde oturan diğer teyzede
Aşağı inmiş, sigarasını yakmış içine çekerken,
Can kulağıyla bizi dinliyor!
"Tamam güzel kardeşim, çekmiyoruz fotoğraf falan,
Haydi bol satışlar sana." dedim.
Gözlerimiz gülümseşerek ayrıldık.
Genç, elindeki parayla!
İşte bu kısım...
Daha önce yazmış olduğum bir hikayemi okuyanlara çok tuhaf gelecek
Gidip mısır aldı.
Kaldırıma oturdu, ben üçüncü sigaramı yakarken gözlerime baktı durdu.
Tane tane onu yerken gülüyordu gözlerinin çivit mavisi rengi.
"Hepsini bitirmiycemi biliyosun dimi.!" derken
O hikayemdeki genç adam geliverdi aklıma birden.
Yok yookk!
O olamazdı!
Bir kere o daha uzun boylu, yaşça da büyüktü bu genç adamdan.
Üstelik konuşması problemsizdi onun
Ama ya değişiverdiyse beden?
Uzun ama gerçek hikayelerimi okuyanlar hatırlayacaklar hemen
Diğer dilenci olmayan adamı İstanbul'un Kıraçköy'ünde,
Yere düşen mısır tanelerinin bir kısmını yiyip geriye kalanları da
"Onu da kuşlar yesin." diyen genci.
Kendi kendime "Neyse ne!" dedim gülümseyerek.
"Gerçek insanlar varken bu dünyada
Gözler denk gelirler bir yerlerde
Nasılsa ve aç kalmazlar kuşlar." da.
Komşu koltuk teyze otobüsümüze binerken
"Nasıl korkmuyorsunuz bunlardan yaa
Adama her şeyi yaparlar haa
Aman dikkat edin
Ne konuştuğunuzu da tam anlayamadım.
Satıyomuymuş ne?" dedi.
"Teyzem ben kedilerden, köpeklerden,
En çok da şu gördüğün genç adamlar gibi
Dışı kirli olsa da yürekler en temiz insanlardan hiç korkmam
Hiç de bir şeycik olmaz.
Ancak insan kılıklılardan zarar görmüşlüğüm çoktur." dedim
Ama o teyzeye karşı,
O gence gülümsediğim gibi içten gülümseyemedim.
Sonra teyze birden
"Yazar mısın sahiden, bir de öyle bir şey dedi sanki." dedi.
"Yazar değilim, muhasebeciyim ben
Ancak bu güzelim ömrüme öykü katan hiçbir konuyu da es geçemem!" dedim.
Yolculuğumun geri kalan kısmını
Teyzenin saçma sapan sorularıyla ziyan etmemek için…
Seyretmeyeceğim bir filmi açıp, kulaklığımı kulaklarıma takarken,
Teyze hala söyleniyordu kendi kendine
"Kadın hiç yazarım." demedi ki, mesleğini bile demedi ki,
Peki o adam bunu nasıl ya da nereden bildi?
............vs.vs.vs."
Plastik kokusundan dolayı plastik bardaklı sunumunu hiç sevemediğim
Nescafe'mden son yudumumu alıp,
Olayım bitince,
Göz ucuyla şöyle bir teyzeye baktım ki olayı kafasında oturtamayıp
Tesbih çekmeye başlamış!
Kendi kendime yine gülümsemeden edemedim.
"İnsan keşke önce insan olabilseydi,
Keşke insanın içini görebilmeye başlayabilseydi,
Zor olan buydu, insanı insan olduğu için görebilmek sanatı.
Zor olan buydu, insanı insan olduğu için sevebilmek sanatı."
Neyse ki hala varlar "Onu da kuşlar yesin."  diyenler.
Hadi bana eyvallah!
Cemre.Y.

7 Aralık 2017 Perşembe

Yokluğundan

...Yokluğundan...
Şimdi bir parça deniz bulmalı
Hiç ağlamadan,
Hiç öykünmeden,
Gelmişine
Geçmişine
Gelememişine
Savurmalı küllerini
Yokluğundan...
Yokluğundan...
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

Olduğu Gibi Bırak Mevsimleri

...Olduğu Gibi Bırak Mevsimleri...
Sen baharın renklerine öykünürken,
İnadına puslu griler doluyorsa mevsimine!
Ömrünün yağmurları dinmiyorsa
Göz pınarlarından!
Sana dahil olmak isteyenlerin,
Kiminin…
Varlığı çok var,
Kiminin yokluğu hiç yoksa!
Olduğu gibi bırak mevsimleri.
Nasılsa o yine bildiğini okuyacak!
Sıradaki seyrüseferinde karlar var.
Cemre.Y.

19 Ekim 2017 Perşembe

İntihar Ordusu

...İntihar Ordusu...
Ne dost bildiklerindir asıl dost,
Ne “Arkadaş” dediğindir asıl yarenin.
Ne de “Akraba” dediğindir sırtını duvarsız döndüğün!
Birinden biri, ardını sakınmasız döndüğün an
Kınsız kılıçsız, ansız...
Mutlaka sırtından ihanet hançeriyle hançerler seni
Diğerleri?
Yarin başkaca kalplerdeki yarene benzeyişine öykünür!
Ya yelkovandır,
Ya akrebidir kovalanan.
Hiçbir an diliminde denk gelemedik mesela biz
“Aşk”la sana, aynı anda!
Sadece ve sadece bize
“Var” olamadık ki bu ömrümüzün hiçbir anında
Ne yeterince savrulabildik, gönüllere
Ne de kovalamacalara
“Eyvallah!” diyebildik
Ömrümün bunca zamanı boyunca.
Aslında,
Çok.
Çok..
Çok…
Konuşan ben!
Konuştuklarımın hiçbirisi,
Hiçbir zaman diliminde boş olmayan ben!
Nice çığlıklar dolusu sessizliğime
Nice dayanılmaz avazlar savurdum!
Kah uçurum boylarında güneşe aşıktım
Kah Güneşi gördüğü an,
Sonuma razı bir kardelendim.
Kah gökkuşağıydım,
Anlaşılmadım.
Oysa onlar hep sonradan geldiler hep!
Sonradan!
Oysa beni bir duysalardı
Anlasalardı,
Algılasalardı,
Özlerine alsalardı…
Salmasalardı başkaca hiçbir yere.
Beni en tanıdığını sandıklarımın bile
Sandıklar bolluğunda kaybolmuş olmayaydım keşke!
Keşke yıllar yılı
Ona olan karşılıksız sevdamı iyi duysalar
İyice aşk etselerdi kendilerine!
Başkaca meşke gerek kalmazdı beki de!
O, sesi çıkamayan
Avaz avaz
Çıngar çıkaran çığlıklarımı bir duysalardı keşke!
Mutlak ve muğlak topluca intihar ordusu olurlardı!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...