...Pazartesi...
Kadın, yine telefonun alarmıyla
Uyanır uyanmaz fırladı yatağından,
Zaten yıllar yılı hiçbir zaman,
Hafta sonu dahi,
Hep hayalini kurduğu gibi
Şöyle gerine gerine uyanmayı,
Bir türlü beceremedi.
Öyle ya kime gerinip, kime esneyip,
Şöyle kütür, kütür kime gevşeyecekti.
Her zaman olduğu gibi,
Koşarak bir yandan yüzünü yıkadı,
Bir yandan gözlerinin,
Anne rengi, kahvesinden,
Hayata buruk bir tebessüm etti.
Burnunun direği sızladı yine,
Kendini bildiğinden beridir,
Hemen hemen, her sabahki gibiydi.
Anacığının gözlerinin kahvesiyle bakıyordu onun gençliğine!
Acilen yüzünü kuruladı,
Renkli numaralı lenslerini takıp tekrar baktı aynaya!
Zaten saçlarını da yeni boyatmıştı,
Anne rengi, hiç solmayan, koyu kestane aslından.
Anne renginden apayrı, kenarı lacili bir sarıya!
Hah işte!
Şimdi tam olmuştu, artık asla,
Annesi gibi bakmıyordu hayata gözleri ve saçları.
Belki artık, onun hayallerinin,
Piç olmuş savruk spermleri gibi,
Hiç, olmayabilirdi bu hayatta ha!
Ya da madem gelinmiş bu dünyaya!
Hayalleri onunkiler gibi üstelik
Tam da kadını daha yeni sevmişken,
Kansere yenik düşmeyebilirdi de!
Kadın kendi kendisine söylendi;
"Eh be annem, anam!
Beni, daha yeni sevmişken,
Sahici saçlarımı ve gözlerimi
Öyle, ilk kez, şefkatle,
Daha yeni okşamış ve de daha yeni
Bana öylece sarılıp beni sımsıkı,
Kabul edip öpmüşken, daha yeni!
Bir pazartesi günü ölmeye meyledip
Seni evine getireceğime söz verip
Evine getirince de salıya sabredip!
Günler sonrası yine bir pazartesi gecesini bitirip,
Ecelini salıya denk getirip,
Ölmeseydin sende be anne!
Sayende bütün pazartesilerden nefret edebilirdim!
Neden yapmadın?" dedi kadın.
Hiç kimse duymadı onu sesinin içi içinden yankılanıyordu!
İki damla çiy tanesi düştü yanaklarına.
Çünkü kadın...
Hep pazartesi günleri başlardı yeni hayatına
Mademki yaşıyordu hala Pazartesi günleri başlardı
Bu hayat dair yeni umut deneyişlerine.
Yeni başlayan haftanın ilk gününe,
Daha bir şükrederdi şükredilmesi gereken nesi kaldıysa!
Daha bir severdi en sevilmeyesi her şeyi bile.
Umut işte!
Kadının yüreğinin çiziğini bile
Onca gün ve hafta bekleyip bekleyip
Bir pazartesi günü akşam saat 22:10’da
Dünyaya getirmiş olmanın
Bir anlamı olmuş olmalıydı!
Hala hayattaysa onunla çünkü!
Öyle ya!
Pazartesi günleri!
İşine başlamış olmanın,
Bu başlayışlarının sonunda
Evine ekmek alıp, faturalarını ödeyebildiği,
Masraflarını yetebildiğince de
El aleme muhtaç olmadan
Karşılayabilmesinin bi gururu da olmalıydı!
Hala bir gurur varsa emeğiyle çünkü!
Hala üç kuruşa on kuruşluk hayatını geçindirip,
Kendini basit hayatlara terk etmediyse!
Gururu ve işinin yettiği kadar maaşıylaydı çünkü!
Sonra, sonra kadın bunları
Kimselere anlatmadıkça daha bir meraka boğuldular!
Bunca zenginlikler seriliyor ömrüne!
Ama neden?
Lan kadın aptal çünkü!
Kızından yıllar sonrası merak etmiş!
Pazartesileri sevmesinin en başlangıcını,
Meğer!
O da!
Bir pazartesi günü,
Kim bilir hangi renk leğene doğmuş muş!
Öyle ya!
Yaz sıcağı Ağustos ayında onca günler varken
Bir Pazartesi günü kim bilir akşamın hangi saatinde
Dünyaya gelmiş olmasının bir anlamı olmuş olmalıydı!
Bu hayatta en azından bir duvara taş olmalıydı.
Oysa şimdilerdeyse
Kadının o sabahki ilk kahvesi
Bugünler de hep geç kalıyordu
Halbuki en erken bu sabah uyanıyordu!
Otobüsler!
Otoban gözler doluydu
Ve ilk vardiyanın servisi
Hep 06:40 da başlıyordu!
Kimse ona
“Neden vaktinde gelmedin." demiyorduysa da
Vakit onun müsebbibi kadar önemliydi hep!
Geç kalamazdı.
Ya hiç gidemezseydi?
"Hiç yoluna gitti." derlerseydi!
Zamanında varlığından
Hiç utanmamış olması için
En çok çaba sarf eden kadının ardından
Böyle bir cümle
Ne acı cümle olurdu bir düşünsenize!
Dedirtemezdi,
Dedirtmedi.
Her pazartesinin sabahında
Bunca neşe, bunca pür umut!
Bunca hayal Polyanna'ya öykünmek değildi.
Sonra ne oluyorsa gün batınca oluyordu,
Gece yatsıya yakın oluyordu,
Kadının omuzlarına çöküveriyordu o en zifiri umutsuz yalnızlık!
Çünkü ertesi gün Salı…
Çünkü daha pazartesiye çok zifiri yalnızlıklı geceler var!
Çünkü Polyanna o günün sonunda
Boşluğa düşüyordu gecenin yalnız koynunda.
Zaten epeydir İstanbul'da hiç yıldız yoktu.
Cemre.Y.
Kadın, yine telefonun alarmıyla
Uyanır uyanmaz fırladı yatağından,
Zaten yıllar yılı hiçbir zaman,
Hafta sonu dahi,
Hep hayalini kurduğu gibi
Şöyle gerine gerine uyanmayı,
Bir türlü beceremedi.
Öyle ya kime gerinip, kime esneyip,
Şöyle kütür, kütür kime gevşeyecekti.
Her zaman olduğu gibi,
Koşarak bir yandan yüzünü yıkadı,
Bir yandan gözlerinin,
Anne rengi, kahvesinden,
Hayata buruk bir tebessüm etti.
Burnunun direği sızladı yine,
Kendini bildiğinden beridir,
Hemen hemen, her sabahki gibiydi.
Anacığının gözlerinin kahvesiyle bakıyordu onun gençliğine!
Acilen yüzünü kuruladı,
Renkli numaralı lenslerini takıp tekrar baktı aynaya!
Zaten saçlarını da yeni boyatmıştı,
Anne rengi, hiç solmayan, koyu kestane aslından.
Anne renginden apayrı, kenarı lacili bir sarıya!
Hah işte!
Şimdi tam olmuştu, artık asla,
Annesi gibi bakmıyordu hayata gözleri ve saçları.
Belki artık, onun hayallerinin,
Piç olmuş savruk spermleri gibi,
Hiç, olmayabilirdi bu hayatta ha!
Ya da madem gelinmiş bu dünyaya!
Hayalleri onunkiler gibi üstelik
Tam da kadını daha yeni sevmişken,
Kansere yenik düşmeyebilirdi de!
Kadın kendi kendisine söylendi;
"Eh be annem, anam!
Beni, daha yeni sevmişken,
Sahici saçlarımı ve gözlerimi
Öyle, ilk kez, şefkatle,
Daha yeni okşamış ve de daha yeni
Bana öylece sarılıp beni sımsıkı,
Kabul edip öpmüşken, daha yeni!
Bir pazartesi günü ölmeye meyledip
Seni evine getireceğime söz verip
Evine getirince de salıya sabredip!
Günler sonrası yine bir pazartesi gecesini bitirip,
Ecelini salıya denk getirip,
Ölmeseydin sende be anne!
Sayende bütün pazartesilerden nefret edebilirdim!
Neden yapmadın?" dedi kadın.
Hiç kimse duymadı onu sesinin içi içinden yankılanıyordu!
İki damla çiy tanesi düştü yanaklarına.
Çünkü kadın...
Hep pazartesi günleri başlardı yeni hayatına
Mademki yaşıyordu hala Pazartesi günleri başlardı
Bu hayat dair yeni umut deneyişlerine.
Yeni başlayan haftanın ilk gününe,
Daha bir şükrederdi şükredilmesi gereken nesi kaldıysa!
Daha bir severdi en sevilmeyesi her şeyi bile.
Umut işte!
Kadının yüreğinin çiziğini bile
Onca gün ve hafta bekleyip bekleyip
Bir pazartesi günü akşam saat 22:10’da
Dünyaya getirmiş olmanın
Bir anlamı olmuş olmalıydı!
Hala hayattaysa onunla çünkü!
Öyle ya!
Pazartesi günleri!
İşine başlamış olmanın,
Bu başlayışlarının sonunda
Evine ekmek alıp, faturalarını ödeyebildiği,
Masraflarını yetebildiğince de
El aleme muhtaç olmadan
Karşılayabilmesinin bi gururu da olmalıydı!
Hala bir gurur varsa emeğiyle çünkü!
Hala üç kuruşa on kuruşluk hayatını geçindirip,
Kendini basit hayatlara terk etmediyse!
Gururu ve işinin yettiği kadar maaşıylaydı çünkü!
Sonra, sonra kadın bunları
Kimselere anlatmadıkça daha bir meraka boğuldular!
Bunca zenginlikler seriliyor ömrüne!
Ama neden?
Lan kadın aptal çünkü!
Kızından yıllar sonrası merak etmiş!
Pazartesileri sevmesinin en başlangıcını,
Meğer!
O da!
Bir pazartesi günü,
Kim bilir hangi renk leğene doğmuş muş!
Öyle ya!
Yaz sıcağı Ağustos ayında onca günler varken
Bir Pazartesi günü kim bilir akşamın hangi saatinde
Dünyaya gelmiş olmasının bir anlamı olmuş olmalıydı!
Bu hayatta en azından bir duvara taş olmalıydı.
Oysa şimdilerdeyse
Kadının o sabahki ilk kahvesi
Bugünler de hep geç kalıyordu
Halbuki en erken bu sabah uyanıyordu!
Otobüsler!
Otoban gözler doluydu
Ve ilk vardiyanın servisi
Hep 06:40 da başlıyordu!
Kimse ona
“Neden vaktinde gelmedin." demiyorduysa da
Vakit onun müsebbibi kadar önemliydi hep!
Geç kalamazdı.
Ya hiç gidemezseydi?
"Hiç yoluna gitti." derlerseydi!
Zamanında varlığından
Hiç utanmamış olması için
En çok çaba sarf eden kadının ardından
Böyle bir cümle
Ne acı cümle olurdu bir düşünsenize!
Dedirtemezdi,
Dedirtmedi.
Her pazartesinin sabahında
Bunca neşe, bunca pür umut!
Bunca hayal Polyanna'ya öykünmek değildi.
Sonra ne oluyorsa gün batınca oluyordu,
Gece yatsıya yakın oluyordu,
Kadının omuzlarına çöküveriyordu o en zifiri umutsuz yalnızlık!
Çünkü ertesi gün Salı…
Çünkü daha pazartesiye çok zifiri yalnızlıklı geceler var!
Çünkü Polyanna o günün sonunda
Boşluğa düşüyordu gecenin yalnız koynunda.
Zaten epeydir İstanbul'da hiç yıldız yoktu.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder