pişman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pişman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2026 Cuma

Bekleyenin Yok Mu?

...Bekleyenin Yok Mu?...
Kör bir akşamın gecesine yakınken,
Hiç olmayacak bir anda sormuştu kendi kör gözleriyle.
İkimizin de ameliyat yarası tazeydi daha!
"Senin evinde bekleyenin yok mu? dedi fütursuzca.
Boğazımın ilmeğine inen koca bir yumru ile yutkundum önce.
Sonra; "Tabi ki var!" dedim.
"Kapımın kilidi, salonum, koltuğum, halım,
Yatağım, yorganım, yastığım,
Mutfağım, dolabım, ocağım,
Benim evimde bekleyenim olmaz mı hiç!
Tabi ki var!" dedim ve uzaklaştım onun yanından.
Odaya geri döndüğümde çoktan pişman olmuştu sorduğundan.
Cemre.Y.

20 Aralık 2025 Cumartesi

Yine Yanlış Yaptın Bana

...Yine Yanlış Yaptın Bana...
Pencere önü çiçeklerimin toprağını eşeledin ya
Sordun mu istiyorlar mı senin ellerini?
Memnunlar mı onların düzenine çomak sokmandan!
Oysa ben yine kıyamayıp almıştım seni evime.
Sen pişmanlığınla yüzleşecek yere
Eline ne geçerse fırlatıp attın camdan aşağıya da ne geçti eline?
Şimdi pencere önü çiçeklerim de kırgın sana.
Bir tek yapay çiçeğin umurunda değilsin.
Tıpkı benim gibi kırıla kırıla kırılacak yeri kalmamış onun da.
Yine yanlış yaptın bana ama...
Varlığınla sevinçlendirmedin ki yokluğuna üzüleyim.
Cemre.Y.

16 Aralık 2025 Salı

Ruhumu Da Ruhundan Ayrı Koydun

...Ruhumu Da Ruhundan Ayrı Koydun...
Dilinin zembereği bozulmuş ağulu cümleler akıyordu dudaklarından.
Yüreğinde bir gram pişmanlık yok kırıp döktüklerine dair.
Gecenin bir yarısı tam karakolluk acılar yaşanmakta.
Kıyılamıyor işte ömrünün sicili bozulacak diye,
İçime içime akıtıyorum gözyaşlarımı.
Lakin...
Ağrılarım hala çok ağrıyor işte.
Bedenimdeki mor güller elbet geçer de,
Güvenimin korkularının sonu ne olacak?
Ruhumu da ruhundan ayrı koydun ya,
Yine de iyi bak ama kendine.
Benden olabildiğince uzak, kendine çok yakın ol lütfen.
Cemre.Y.

13 Aralık 2025 Cumartesi

Yeter Ama!

...Yeter Ama!...
Bir tek güven kırıntısı bari bırakmış olsaydın bende!
Hadi yüreğini bıraktım, gözlerinde azıcık olsun pişmanlık olsaydı.
Belki dayanamazdı yüreğimin yufkası ama...
Sen, bunca yıl sonra,
Hala yakıp yıkmaya gelmişsin bendeki seni.
Aldıklarını aldın, kırdıklarını kırdın da,
Yeter ama!
Çıkma bir daha da karşıma.
Yoksa bir tek imdat çığlığıma bakar önümden yok olman.
Bana kıydın, sana kıydın, bize kıydın.
Ömrünü hiç uğruna harcadın da ne geçti eline be çocuk.
Şimdi sadece sararmış fotoğrafların kaldı elinde de değdi mi yani.
Cemre.Y.

11 Aralık 2025 Perşembe

Arada İmsak Vakti Eksik Misal, Arada Kuşluk Vakti Eksik!

...Arada İmsak Vakti Eksik Misal, Arada Kuşluk Vakti Eksik!...
Gündöndü.
Hatta, gecelerde döndü,
Amma velakin yine de gündöndü!
Ama sanki sabah hiç olmayacakmış gibi,
Ezberlerini hepten kandırmışlar gibi,
Çoktan ardını dönmüştü güneşe, çok ama çok, çoktan!
Ki madem ben, ona...
Hep bulut olduydum ya, çoktan çekilmiştim onun ömründen.
Dün gece olsun bari, yahu!
Dün gece...
Ne demeye?
Gecenin en sağır saatinde...
Ona sımsıkı sarılmışlığına bile pişman eder insan olan bir diğerini?
Ki zaten!
Gözü yeterse...
Çiğdem çekirdek olurdu misal, yeni doğan güneşle...
Yetmedi diyelim hadi!
Saman bile olamadı ya la!
Onca sene, onun için, onun semerini taşıdığı eşeğe hem de?
Gündöndü...
Gün ile gece kaldı.
Arada imsak vakti eksik misal, arada kuşluk vakti eksik!
Uyu, hu, uyu!
Bundan gayri ne benden sana gün açar,
Ne de senden bana gece doğar,
Soyadı kısmı boş bırakılmış hükümsüz iki kayıbız biz.
Bir tek hüküm var ise, ki o da sayende, biz artık bize yok'uz.
Bundan gayri artık, biz, bize, hiç, yok'uz.
Cemre.Y.

4 Nisan 2025 Cuma

Uyan!

...Uyan!...
Hani onu özlemeyi bile unuttuğun yılların ardından,
Öylesi bir pişmanlıkla rüyana akar ya biri!
Sanki gidişine kılıf uydurmak için, almış kucağına bir erkek çocuk,
Bir ona, bir sana sarılır ya sımsıkı!
O sarılmadaki yabancıl hissi sana anlatamam.
Ruhun bilir, tanır ezelindeki o kokuyu lakin,
Sanki sen aynı sen değilsin de o hep,
Aynı aldatışındaki anında kalmış gibi!
Şöyle bir acıma gelir de yoklarsın yüreğini,
Hani sevdayı geçtim de ufacık bir şefkat bari kalmış mı diye?
Bırakmamış!
Kim bilir kaç kere kırdığı, dağıttığı,
İhanet camlarıyla kanattığı yüreğinde tek bir his olsun bırakmamış.
"Uyan!" dersin rüyandaki kendine, "Kaç kurtul bu andan."
Öyle ya...
Pişmanlıksa bu onun pişmanlığı!
Seni kendini düşündürtmesine izin verme biliyorsun ki değmez.
Bu sabahlık sade kahveyi es geç,
Bir fincan çay koy kendine,
Sabah sabah şöyle en güzelinden bir meyhane pilavı demle!
Ne rüya kalsın, ne de kabus!
"Uyan Cemre'm uyan,
Sana ne, senden sonra,
Kim, hangi pişmanlığının denizindeyse!
Aç bir müzik, salın kendi kendine!,
Artık bu hayat senin kime ne?"
Cemre.Y.

27 Aralık 2024 Cuma

Buruk

...Buruk...
Yılların ardından,
Onu bir park köşesinde son gördüğümde,
Kareli ekose gömleğiyle dışarı çıkmış,
Sırtında paltosu yoktu.
Üstelik mevsim zemheriye ramak kalmıştı!
İstemsizce yavaş adımlarla ilerleyen o adama üzüldüm.
Üşürdü çünkü!
Sonra birden durdu, bakındı sağına soluna!
Beni çocukluğumdan tanıyacak da,
Yine bir köşede sıkıştıracak diye ödüm koptu!
Sonra sımsıkı sarıldım üzerimi örten yeşil yağmurluğuma!
Şapkasıyla kapadım başımı, arşınca arş!
Yanından geçip giderken ne oldu biliyor musunuz?
Tanıyamadı beni.
Ben bile kendime tanınmayacak haldeydim zira!
O an...
Ruhani bir pişmanlığa girip,
Böyle alabildiğince hıçkırarak ağlasın istedim yalan yok.
Kim bilir belki karşısına geçip,
Beraberce ağlaşırdık,
Ona gençliğinden beri yanlış doğruları gösterenlere.
Oysa o...
Sadece...
O anda sümkürdü!
Ellerini, burnunu o sümükle silip,
O sümüklü ellerini de cebine koydu!
Kim bilir belki birazdan da, o pis elleriyle
Evine giden yoldaki fırından iki ekmek alacak,
Evdekilerin akşam yemeği masasına koyacaktı.
Bugün ekmek yemedim ben o mide bulantısından.
Birkaç zaman da ekmeğe de küsüm.
Tam kaderime gülümseyeyim yeniden diyorum.
Hep onu çıkartıyor karşıma ya,
Yaradanıma da yeniden küsecek oluyorum,
Ruhumdaki sızı;
"Ben onu insan olsun diye yarattım,
Onun böyle olması ne senin suçun ne de benim!" diyor.
"Madem öyle, bugün de buna içeriz!" deyip,
Buruk bir tebessüm dökülüyor dudaklarımdan.
Cemre.Y.

9 Şubat 2024 Cuma

Pişman

...Pişman...
Kim bilir kaç geceler,
Dış kapımın anahtarını,
Dış kapımın kapısının kilidinde unuttum bilerek!
Hani olur da, bir tek gün, bir tek gece,
Pişman olup dönersin koynuma,
Tıpkı bebekliğindeki kadar masum
Ana sıcaklığına kıvrılırsın diye.
Hani hep soruyorlar ya,
Aşk her şeyi affeder mi diye.
Aşk evlatsa, affeder lakin!
Gerçekten pişman ise.
Cemre.Y.

2 Ekim 2023 Pazartesi

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
Bugün pazar...
Oysa, akşamına, en sevindiğim gündü.
Ertesi, pazartesi diye!
Hatırlamıyorum, en son...
Ne vakit pes ettirildim,
Pazartesilerine kıvanç duymaktan.
En son ne zaman,
Pişman olduruldum,
Doğduğum günün adından.
En son ne zaman,
Pişman olduruldum,
Doğurduğum günün adından.
Ve en son ne vakit...
Susturuldum,
Her bitişin,
Yeni bir başlangıç olma hikayesi olduğu gerçeğini savunmaktan!
Öyle, öyle, vazgeçmeden pes ettirildim,
Bundan daha önceki hayatımdan.
Cemre.Y.

19 Aralık 2021 Pazar

Geçti Mi, Bitti Mi?

…Geçti Mi, Bitti Mi?...
Geçmişe gülümseyip,
Kötü bile bitse…
Pişmanlık duymadan bakabilirsek geçmiş olur.
Yoksa geçmemişler,
Arada kanayan bir yara olur!
Geçti mi, bitti mi?
Cemre.Y.

26 Haziran 2021 Cumartesi

Pişman

...Pişman...
Yıllar yılı, yaşadığım onca acıya rağmen,
Şöyle bir geçmişlerimize bakınca,
"Yine de pişman değilim hakim bey!" derdim,
Bana her...
"Pişman mısın peki?" diye sorduklarında."
Meğer fazlası varmış bazı aldanmaların da,
Yeni haberim olmuş kadar ağrıyor kaburga kemiklerim.
Üstüne bir de...
Yıllar yılı aynı temcit pilavı önüne sürülünce,
Geç kalınmış pişmanlığın acı ağrısı ekleniyor işte.
Geçecek ama...
Geçecek!
Diğer bütün geçenler gibi bu da geçecek.
Şimdi mi?
Geçmişi geriye doğru saramayacağımıza göre,
Hani onun...
O ilk adına rastlama anına dönemeyeceğimize göre,
Görmezden gelip, yüzümüzü çevirip,
Bambaşka hayatlar yaşayamacağımıza göre!
"Milyon kere pişmanım." desem ne fayda!
Şimdi ben...
Hayallerim ve de kırıkları,
Hep beraber oturmuş gölgeleniyoruz.
Cemre.Y.

30 Aralık 2019 Pazartesi

Yaşlanmış

...Yaşlanmış...
Onu en son gördüğümde,
Geçmişinin ayıplarını silecek özürler arıyordu kendince.
Kelimelerce, cümlelerce bocalamaktaydı ömrü!
Pişmanlıklarına helallik alabilse rahatça yaşlanabilecek gibiydi.
Alamazsa da...
Bir yolunu bulamayacak arafında boğulacaktı sanki.
Çocukluğumu onun çocukluğuyla buluşturup,
İkisini de kimsesizlikleriyle sarıldıttırdığımdan beri!
Benim omuz başlarımdaki affetmeme ağrılarım geçti.
Onun kendi iç hesaplaşmaları prostat derdine gark oldu.
Lakin o, bu kadarına bile razıydı sanki.
Az önce dış kapımın zili çaldı, kapısı tıkladı.
Elbette ki buyur ettim içeri.
Gözlerinin içi sevinerek gelip koltuğumun ucuna yerleşiverdi.
Ne çay istedi, ne de kahve!
Merak etmiş beni, nicedir niceyim diye.
Çok da muhabbetle olamasa da,
Yine de eski bir ahbabımıza rastlamış gibi öptüm elini,
Sevindi.
Hapisteki hayırsız oğlundan,
Ondan olan torunlarından bahsetti.
Sülalesinde kim kimi boşamış,
Kim kimin üstüne kuma gitmiş,
Köydeki mahallesinde ne olmuş,
Ne bitmiş anlatıverdi bir çırpıda!
Şaşırdı hiçbirini kınamadan öylece kabullenip,
İyi olmuş demelerime.
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
"Ama sen,
Bize bunların hiçbirini etmedin!" dedi mahçupça yere bakarken.
"Evet baba, o yüzden sıra sıra altın madalyalar taktınız bana,
Bak, ilk torununuz orada kendi hayat mücadelesini vermekte,
Lakin hiçbiriniz ona bari el uzatmadınız, buna rağmen hem de,
Ne kimsenin dostu oldum, ne de kimsenin metresi!" dedim de...
"Bundan sonra ben varım torunumun yanında." demedi ya la!
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
Epeyce ağarmış uzatmaya başladığı sakalları,
Saçları seyrelmiş belli ki başına kasket takmış!
Usulca kalkıverdi yerinden,
Geldiği gibi çıplak ayaklarıyla usulca gidiverdi merdivenlerden!
"Çıplak ayakla gezme bu soğukta,
Hasta olacaksın bak!" diye seslenirken ardından,
Durdu, yüzüme baktı,
Utangaç çizgilerinin ardına sakladı gözlerinin sevincini,
Sanırım son kez sarıldık baba kız birbirimize,
Hiç dokunmadan, hem de sımsıkı!
Gözlerinin yaşını sildi,
İki alt katımdaki evin kapısından içeri süzüldü.
Binanın otomatik ışığı söndü.
Kapımı kapadım.
Rahmetli anam, oralardan bir yerlerden ikimize gülümsedi.
Evet, iyi geceler anne'm.
Cemre.Y.

23 Ocak 2019 Çarşamba

Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim

...Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim...
Yorgun kırgınlıklarda geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim!
Ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul, bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Şimdilerde...
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Bu dünyaya ait zamanıma,
Gelecek mektupları bırakmaktayım.
Ey insan oğulları, ey ki insan evlatları!
Ben...
Hiç kimsenin...
Kurduğu aynı hayalin hayaleti olamadım!
Aynı oyunların girdabında savrulamadım bir türlü,
Beceremedim ben, insan bile olamayan o, milyonlarca siz'le,
Aynı kafesin içinde yoğrulmayı!
Ve de...
Türlü yalan dolanlarla elde ettiğiniz sanal sevinçlerle,
Gerçek olduğuna inandığınız o, mutluculuk oyunlarınızı oynamayı.
Pişman mıyım?
Asla!
Zira hangi kimliğinize bürünsem,
Aynaya bakan yüzüm ben olmayacaktı.
Olamadı.
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Çünkü asla anlamlandıramıyorum,
Size ait bu dünyaya neden sınav için geldiğimi!
Çok ama çok eminim ki ben...
Cehennemi hak edecek tek bir günah işlemedim!
Yaradan ki!
Beni ilk adam'a Adem'e meyl ettirip,
Meğerki,
"Ol!" emredip,
Beni de, ben oldurmaya üşenip ki,
Onun kaburga kemiğinden yaratmış madem,
Ulan!
Sormazlar mı insan oğlu/kızına!
Bir Adem,
Bir sen varsın, bir de Havva ana!
Şeytan senin neyine?
Ki...
Yaradan'ın "Ol!" deyince...
Hani yarattığı o şeytan'ı da yok edebilme hükmü var!
Neyse...
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Hele ki daha ölürsem mekanım cennet olacak diye,
Kur-an'ı Kerimde yazılı yaşım olan,
Günahsız cennet olan o yaşımda.
Daha altı yaşımda!
Kurtulmak için direndim de,
Bütün ömrüm boyunca kurtuldum diye miydi?
Bunca bela!
O yaşımda...
Bağırsak yırtılmasından ölemediğim için mi yani,
Bu dünyadaki bunca c/eza'm!
Yoksa!
Ömrüme dahil olanların kaderi cehennem olsun diye,
Neden onların ömrüne alet ve de dahil olan ben olaydım ki?
Misal onlardan biri,
Şimdi umrede!
Mekke'n, Medine'n arası af diliyor,
Bir tilkiyi...
Sırf aç kalmış da...
Tavuklarınından birkaçını yemiş diye,
Ağaca asıp,
Derisini diri diri soyup,
Öylece,
Çırılçıplak salıvermişliğinden!
Sonra, sonra sıra gelecek bendeki günah meyillerine daha!
Kabul mü?
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Sana kavuşmama az daha dünya yılı kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın!
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Yıllar boyunca saçlarımın kesimiyle uğraştım
Ve yıllar boyunca da rengiyle!
Yıllar boyunca gözlerimin rengiyle uğraştım
Ve de yıllar boyunca da kapaklarındaki far renkleriyle!
Öyle farklı bakabilirim sanıyordum bütün aynalara.
Ama ne yapsam ne etsem değişmiyordu,
Her sabah aynaya gülümserken dahi baksam,
İçindeki o kız çocuğunun kırılgan kanatları aynıydı hep!
Ben...
Bendim işte...
Bu saatten sonra da değiştiremem!
Sizi...
Boğazıma bir yumru tıkandı şu an ama...
Evet...
Sizi...
Hepinizi...
Ait olduğunuz dünya normlarınızdaki kafesinize koyuyorum,
Ve ben gidiyorum toptan.
Affediyorum!
Fakat!
Siz de affedin beni lütfen!
Size dair değilim ben.
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Ama...
Hangi dünyada olursa olsun,
Geçmiş ise madem!
Geçmiştir be!
Bulmak istersen, beni bul!
Ve sakın kaybolma bir yere!
Yeter be!
Cemre.Y.

20 Ocak 2019 Pazar

Sahi Senin Cennetin Neredeydi Sevdiğim?

...Sahi, Senin Cennetin, Neredeydi Sevdiğim?...
Bana sorsan...
Cennet...
Seninle bir bütün olduğum anların tümüydü,
Bana sorsan cennet!
Teninin, terinin kokusunu aldığım her andı.
Bana sorsan...
Bunca cehennem geçmişken insanlığımdan,
Cennet...
Senin dudaklarından nefes almaktı.
Şimdi ne sen aynı sensin...
Ne de ben aynı ben!
Siyah beyaz...
Yeşilçam filmi izler gibi bakıyorum geçmişime.
Araf'ta bir yerdeyim.
Sahi...
Sormayı unutmuşum biz, bizi yaşarken,
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiğim?
Mutlu musun şimdi bari, kendine seçtiğin o...
Pişmanlıklarla dolu cehennem kızıllığında!
"Her şeye rağmen!" diye bir şey var bilir misin?
Ben'im o!
Her şeye rağmen...
Hiç pişman olmadım yaşamaktan!
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiceğim?
Öldün mü yoksa hala cehennemde misin!
Oysa ben seni de...
Çoktan affettim!
Sahi, bayım!
Sormayı unuttum!
Sahici adınız neydi?
En azından şimdi mutlu musunuz!
Sahi, senin cennetin, neredeydi, sevdiğim?
Cemre.Y.

5 Eylül 2018 Çarşamba

Benim Yolum

...Benim Yolum...
Pişman olacağım şeyleri yapmam!
Yaptığım hiçbir şeyden gocunmam!
Karanlığa cesaretle dalarken
Tünelin sonunda ışık olmama ihtimalini hiç unutmam.
Sonuna kadar gittiğim yol, benim yolum...
Çıkmaz sokak olsa bile geri dönmekten yorulmam...
Cemre.Y.

17 Şubat 2018 Cumartesi

Kilitli

…Kilitli…
Gördüklerin…
Duydukların…
Tadına vardıkların,
Dokundukların hatta!
Ruhu ve aklı her zaman yanıltabilir
Ama o ilk koku!
Yanılmazmış meğer.
Hangi pişmanlığımın o ilk anına dönüp,
Kokusunu hatırlamaya çalışıp hatırlasam!
En ilk…
Güvensizlik kokuyordular.
Neyse.
Adı üstünde…
Geçmiş
Uçtu gitti gitmeye de,
Bir daha da güvenemiyor bu yürek.
Kapattık kardeşim,
Kilitli.
Cemre.Y.

5 Şubat 2018 Pazartesi

Geçmiş Zamanlar

…Geçmiş Zamanlar…
Di'li geçmiş zamanlar
Gözlerimizden içeri
Geçemese'lerdi
Yüreğimize düşemezlerdi!
Pişman değilim hiçbirinden,
Güzeldi...
Cemre.Y.

7 Ocak 2018 Pazar

Emin Misiniz

...Emin Misiniz...
Ben olsam...
Bu kadar yanlışı bana bir arada yapmazdım!
"Ola ki birilerinin sabrı taşar ve domino taşlarının
En sonundaki de benimdir." diye bir tık düşünürüm…
Bir fiske yeter
Her şeyi devirmeye değil ama yeri yerinden oynatmaya…
Seninki aşk değil be güzelim sadece deli cesareti…
Artık,
"Belki." ile başlayan bütün sabırları da taşırdın.
Hep bana diyorsun ya asıl seninkinin
"Önü belli değil, sonu belli değil!"
Yorma artık kimseyi...
Artık da oynama kimseye...
Çıkarsana hele bir şu maskelerini.
Hatırladın mı o sabah maskesiz iki insan vardı,
Sen hariç!
Dedim ya ben olsam...
Yerin dibine batardım kocam beni, bunca ona sadık sanırken!
Seninki aşk falan değil deli cesareti...
Yoksa...
Kandırıp durduğun o zavallı alkolik adamdan vazgeç...
Ailenden vazgeç...
İşinden vazgeç...
Arkadaşlarından vazgeç...
Vazgeçtiklerin vazgeçtiğine değerse...
Ben yine buradayım...
Burada bir yerlerdeyim.
Ama keşke...
Aldatmak ve aldatılmak arası
O yaman çelişkiyi,
Aldatılan tarafı olan benden…
Can kulağıyla bir dinleseydin.
Hatırla bakalım...
Ben ne diye hiçbir anımdan pişman değilim!
Ah be kuzum!
Sen göçüp giden leyleklerin zamanına bile
Kendine sevişmek kabullü sadece çiftleşmek derdiydi niyetin!
Ben olsam...
Bana bu kadar yanlışı bir arada yapmazdım!
Ola ki yarılır sarı sandıklarım,
Ay alev alıp yanarken,
Değişir cinsiyetlerimin sırları,
Öyle ya renkleri aynı değil mi,
Yalanın rengi, saydam, kaygan...
Bak sabrım taşmak üzere şu an!
Susarak buruk bir tebessüm eyliyorum hepinize!
Oysa çoğunuzun şiir kitapları,
Raflardaki en değerli yerlerini aldı çoktan...
Neyse ki şair olmak değil derdim.
İstiklal Caddesinde,
Siyah...
O melon şapkalı şiircinin sesini duymayana kadar!
Hazır mısınız, size ait domino taşlarımın en başına
Tek bir an'lı o son fiskemi vurmama!
Cemre.Y.

21 Aralık 2017 Perşembe

Virane Arsa

...Virane Arsa...
Yüreğimde inceden bir keman sesi...
Kim bilir hangi ayrılığım
Pişman olup özledi beni...
Uzak olmaya uzak tabi ya,
Zira çoktandır yüreğim,
Kentsel dönüşüm sözü verilip,
Gecekondusu çoktan yıkılıp bırakılmış,
Terk i diyar eylenmiş bir virane arsa...
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Çengel

...Çengel...
Pişmanlığın çengeli derindir sevgilim.
Sarmalında kaybolur gideriz kırgınlıkların.
Yine de kıyamaz yüreğim,
Senin o çocuk muhtaçlığına!
Güvenimle korur kollarım,
Şefkatimle severim seni
Sen bana bir!
“Gitme” de yeter ki!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...