çırılçıplak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çırılçıplak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2025 Pazar

Günaydın Yalnız Gönlümün Kırk Yaması

...Günaydın Yalnız Gönlümün Kırk Yaması...
Yaz sonu serinliğiyle,
Pazar sabahı mahmurluğu el ele tutuşmuş
Hafiften omuz başlarıma dokunmakta.
Çıplak ayaklarımsa üşüyüp üşümemek arası utangaçlıkta.
Nefessiz nem yapışığı günler bitti sevgilim.
Yakında soyunur bütün ağaçlar,
Yer, gök sararır solmuş yapraklarla.
Henüz kışı düşünmeye meyilli değilim.
Lakin mevsimler geçip gidiyor bize hiç sormadan.
Sen gelmedin.
Sen hala gelmedin.
Sen hiç gelmedin.
Oysa sana ne çok "Günaydın sevgilim!" biriktirmiştim.
Olsun.
Ben yine kendi kendime söylerim.
"Günaydın pazar sabahım,
Günaydın yalnız ömrümün kırk yaması
Günaydın ey sevgili kendim, elbette günaydın."
Cemre.Y.

1 Eylül 2024 Pazar

Eylül Gelmiş Yine!

...Eylül Gelmiş Yine!...
Sayamadım ki sensiz kaç mevsim geçti.
Daha biz...
Bizsiz geçen sonbaharları,
Bizsiz geçen kışları, bizsiz geçen ilkbaharları,
Bizsiz geçen yazları yaşayamadan,
Eylül gelmiş yine!
Sonbahar yapraklarını soyunur azar azar,
Çırılçıplak yalnız kalır ağaçlar.
Ya sen?
Denizi olan kıyında mutlusundur umarım.
Ben mi?
Nicedir nefes alıyorum lakin!
Yaşadığımı söylesem yalan olur.
Zümrüdüankalığımdan çoktan caydım da.
Kelebek olacağını sanan bir tırtıl gibi,
Öylece kozamda saklanmaktayım.
Yüreğimdeki kırlangıçlar desen çoktan göçmüş!
Yüzemediğim denizlerin üstündeki martılar suskun.
Yan yana sessizce dertleşiyorlar.
Sonra kendi kendime, "Martılar!" dedim.
Kesin seni, beni, bizsizliği konuşuyorlar...
Sonra biri kulenin bayrağına kondu diğeri balondan bir kalbe.
Onlar da, öylece birbirlerinden ayrıldılar.
Cemre.Y.

5 Ağustos 2022 Cuma

Ya Olursa

...Ya Olursa...
Altı, üstü, bir tutam şiirdi işte.
Şöyle...
Kendi yalnızlığını, yine kendinle aldatmışçasına.
Biraz güneş, biraz deniz, biraz iyot kokusu!
Ah, bir de, hiç yoktan,
Denizin kumsalla buluştuğu o noktada,
Ayaklarını çırılçıplak sunmak o an'a!
Sonrası buz gibi iki bira,
Sonrası "Voyage" müzikleriyle kendine bir yolculuk.
Sonrası...
Çok da kalabalıklaşmadan ortalık,
Kucak dolusu özlemle, kendi yalnızlığına,
Şöyle omuz uçlarından,
Kendi kendini, mutlu bir özlemle öpmeli,
Beşinci duvara uzun uzun bakmalık.
Ama bu sefer!
Buruk değil, dudak kenarındaki tebessümler,
Bu sefer...
Bu şiir...
Bir miktar umut ile bir miktar da hayal içeriyor nihayet!
Ya olursa!
Cemre.Y.

13 Kasım 2019 Çarşamba

Dolunay


...Dolunay...
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklarda ve ay...
Dolunaydı.
Bir vakitler...
Hani hiç kimseye olmasa bile,
Bir tek onun sesini duysa hani,
Yüreğinin tellerinde şarkılar notalanırdı ya!
Olmadı bu sefer.
Hani öl dese uğruna yine seve seve ölünür de lakin!
Hissetmeye çalıştı kadın yeniden yüreğinin şavkını.
Olduramadı.
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklardaydı ve...
Ay...
Dolunaydı.
Hislerini kaybetmişti kadın,
Hükümsüzlüğü bakiydi lakin.
Çırılçıplak bir ağaç gecenin ayazını giyinmekteydi.
Varsın gelsindi kışın en zemherisi donardı en çok!
Öyle de kendine dahi yokluk ayazıydı yani.
Hiç kimse de anlamadı.
Cemre.Y.

8 Ağustos 2019 Perşembe

Kestik

...Kestik...
O, bu, değil de...
Sen hiç...
Bir tek kadının bari!
Saçlarını dizlerine kadar olmasa da,
Hani öldüğünde bari,
Çırılçıplak kalacak göğüslerini,
En namusundan örtecek kadar uzatmasını sağladın mı?
Misal bir kere olsun, bir an bile,
Saçlarına kadar canı yanmasın bir kadının içi!
Aynalara her baktığında
"Artık değişsem mi acaba yine?" diye düşünemesin mutluluktan.
Senin onları taradığın anlara kıyamasın misal!
"Yok!" değil mi?
"Hiç yok!"
Öylesi bir mutluluk yok bu dünyada.
"Kestik!"
...
Cemre.Y.

14 Mayıs 2019 Salı

Neyse Kadın

...Neyse Kadın!...
Neyse kadın, bakma böyle yarı giyinik yarı çıplak inatçı iki keçi duruşumuza!
Saçlarının diplerinden başlayacağım bu sefer...
Boşuna hiç alttan alttan soyunup beni denemeye kalkışma.
Saçlarından sonra gözlerinin derinine gelecek sıra!
Kirpiklerinden sonra öpeceğim kaşlarını ki sonrasında alnının apaklığını!
Durup dinlenip yüreğini öpeceğim kalın kazakların ardında!
Daha soyunukluğuna çok var beni lütfen deneme beni bir daha!
Cemre.Y.

22 Mart 2019 Cuma

Yüzümü Düşürme Ayak Dibine, Ben En Son, Sana Güvendim

...Yüzümü Düşürme Ayak Dibine, Ben En Son, Sana Güvendim...
Sen hiç yokkenden beridir yokluğuna tesbih çektim an be an!
Tane tane saydım ömrümün bütün olmayanlarını,
Bugün, yüzyıl olmuş, bir "Biz!" etmeyeli.
Ruh eşiymiş filan efsaneydi biliyordum lakin,
Kaburga kemiğinden yaratılırdı ya hani eş olan!
Hani gayrısı, resmisi filan da fark etmezdi hani.
Şimdi sen say bakalım...
Ömrünün, ömrüme eksikliği kaç etti?
Beni ateşlere attılar, sevdiğimi başkalarına eş ettiler ölmedim.
Beni yardan uçurdular,
Evladımı evimizden uzak koydular ölmedim.
Beni yalancı baharlarla, zemheri ayazlı kara kışlı beşiklerde unuttular ölmedim.
Tam tamına, yüzyıl sonra, çırılçıplak, son, sana, güvendim.
İçim dışım ne kaldıysa,
Her zerremi sana emanet ettim lakin,
"Olmayacak bizden!"e kefen biçmişiz madem!
Yüzümü düşürme ayak dibine, ben en son, sana güvendim.
Sen yokkenden beridir yokluğuna tesbih çektim an be an!
Tane tane saydım ömrümün bütün olmayanlarını,
Bugün, yüz yıl olmuş, bir "Biz!" etmeyeli.
Ruh eşiymiş filan efsaneydi biliyordum lakin,
Kaburga kemiğinden yaratılırdı ya hani eş olan!
Hani gayrısı, resmisi filan da fark etmezdi hani.
Neyse üç beş sigara daha yakalım biz ardı ardınca!
Cemre.Y.

10 Mart 2019 Pazar

Pazar Güneşim

...Pazar Güneşim...
Sana sevda sokağının çıkmazlarında rastladım sevdiceğim.
İkimizin de üstü başı yürek kırığıydı.
Oturduk kaldırım taşına usul usul ömrümüzü döktük birbirimize.
Bir yaprak sen soyundun hayatından bir yaprak ben.
Şimdi çırılçıplak kaldık biz bize sarıldık sımsıkı.
Senin yüreğin benim kıraç yalnızlığıma dokundu.
Benim yüreğim senin kurak yalnızlığına.
Günaydın pazar güneşim.
Ben seni kalbimin limanına mühürledim.
Cemre.Y.

6 Ekim 2018 Cumartesi

Kral Çırılçıplak


…Kral Çırılçıplak…
Ama bence hala...
Kral...
Çırılçıplak!
Göz tembelliğimden mütevellit olsa gerek!
Cemre.Y.

1 Ekim 2018 Pazartesi

Hayat Bu

…Hayat Bu…
Bitirdin mi ki sen ömrünün bütün yaslarını.
Hani yaralarının kabuklarını da denize savuralı nice oldu ama!
Baksana bir kendine!
Hani çırılçıplak soyunacak olsan…
Her yanında hançer yarası izi, bıçak çiziği…
Ne bileyim birine yeniden güvenecek olsan!
Soyunsan…
Arkanı dönsen, sırtın, hançer yarası,
Önünü dönsen, yüreğin ciğer karası.
Ama hayallerinin kırıklarından,
Canlarının kırıklarından,
Gözyaşının ağusundan…
O yılkı atlarını yüzdürmenden tanırım ben seni.
Sonra gülümsersin yeni güne!
Ayrık otlarını toparlarsın ömründen!
Hayat bu…
Yaşamak zorundaysak meğer!
O nefesi almamız gerek.
Bu sefer de yine…
"Soyunmayalım sevgilim…
Bedenim tadilatta dersin olur biter!"
Cemre.Y.

21 Ağustos 2018 Salı

Bayram

...Bayram...
Benim bayramlarım,
Çocukluk hayallerimin
Kırmızı pabuçlu ayakkabısının kurdelesine asılı kalmış ya.
Sonraki yıllarım hep eksik geçti benim.
Yine de...
Rengarenk umutlar biriktiriyordum ömrüme...
Kim bilir belki biri yağmur sonrası gökkuşağı renklerinden düşüp,
Toplardı hayallerimin kırıklarını.
Olmaz diye diye ömrümü azaltan yapraklarımdan arındıkça ben,
Belki bir gün çırılçıplak, en sahicisinden severdi belki
Olmaz ama umut değil mi?
Cemre.Y.

3 Şubat 2018 Cumartesi

Korkuyorum!.


…Korkuyorum!...
Orada bir yerlerde 
Ruhumun kalubelasını bile 
Çırılçıplak görebilen biri var 
Ve ben çok korkuyorum, 
Ardımda ya da yanımda olmak yerine 
Önümde durmasından...
Cemre.Y.

27 Aralık 2017 Çarşamba

Adam Gibi


…Adam Gibi…
Tam, tamam artık yeni şiirler geçmeli içimden diyorum...
Sonra hayat beni.
Sanki ağustos sıcağının kızgın kumlarından,
Zemheri ayazlarında,
Öylece çırılçıplak çarmıha geriyor gibi
Koskoca bir tokat gibi çarpıyor yüzüme.
Eski şiirlerime yamalar dikiyorum.
Unutmamak için!
Geçmişinin acılarını unutmamayı başarabilirsen,
Yeni acılara yer açmazsın.
Aşk gibi…
Sevda gibi...
Zira onlara göre…
"Öyle Gibi!"dir her şey.
Oysa sevdi mi ulu orta sevecek bir adam...
Öyle ikircikli köçekler gibi gizli kapaklı olmayacak
Hani aman kimse bilmesin de biterse
Kısmetim kapanmasın demeyecek!
Sevdi mi dibine kadar sevecek,
Bitti mi dibine kadar hüznünü çekecek.
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Mavi Leğen

...Mavi Leğen...
Rahmetli anam,
O Ağustos sıcağında tarlada çalışmış akşama dek,
Ona verdiğim sancıların son deminde imişim.
Hasadı toplamış, eve dönmüş,
Bir göz oda bakla sofa barakasında,
Artık ona ne eşya layık buldularsa,
Tertemiz yıkayıp bir güzel düzenlemiş,
Suyu ısıtmış,
Geçen hafta kasabadan binbir rica aldığı yeni mavi leğeni,
Tek tahta sandalyeyi bir güzel kırklamış!
Baba'm ilk evlat ya, ilk erkek doğacağım ya!
Üç gün önce gelmiş İstanbul denen altın madeninden!
Rahmetli anacığım, ağrının ve sancının son demindeyken,
Kaynını yollayıvermiş köyün kahvehanesine!
Tam da okeye dönüyormuş baba'm!
Dönmüş tabi, bana koşacak değil ya!
Yazık ki, yine,
Kumarı bile oynamayı bile beceremeyip, yine yenilmiş!
Bir zahmet geldiğindeyse anacım perişan haldeymiş,
Köyün tek ebesine, hemencecik bir koşuvermeliymiş!
Yolda eş, dost, akraba kesmişler önünü!
Eh, İstanbul'dan geldi herif!
Hoş geldinler filan, nihayet ebemin evine ulaşmış!
Ebem...Kapıyı açmamış hemen! Meşgul'müş!
Yarım saat sonra kapıyı açtığında baba'ma bir azar çıkışmış!
"Bula bula bugünü mü buldunuz lan!"
Islak saçları al yazmasının altından damla damla sarkarak,
Nihayet geldiğindeyse ben o mavi leğendeydim!
Beynim aynı bugünlerdeki gibi çınlıyordu!
Çok iyi hatırlıyorum!
Anamın duyup durdukları, onca haline değil de,
Ebe geldi diye, yan damdan onca çığlığa çıkmayan,
Ama şimdi çıkan, babaannemi, dedemi,
Dedemin annesini, kaynını,
Daha yirmi gün önce bir saltanatla doğurmuş eltisini,
Kucağında bebesiyle,
En küçük ahalisine kadar çok iyi hatırlıyorum!
En ilk cinsiyetime bakmışlardı!
Zira rahmetli anacığımın başlık parası, o güne kadar ki
Türkiye Cumhuriyetindeki başlık paralarının en çoğuydu!
Öyle kolay değildi, Bayram Ağa'nın kızını almak!
Onca başlık parasının bir ederi vardı elbet!
Eğer anam, beni bir erkek evlat doğurabil-sey-di.
Güzel de bir e-der-dim hani!
Pahallı alındı diye...
En pahallı bedelleri ödedi anam!
Kovulmaktan beter edildik köyden!
Kah koyun güttü meralarda anam,
Ellerin herifleriyle, dağ bayır namusuyla,
Kocası, artık hangi köydeler ise, o köyün,
Merkez kıraathanesinde pişpirik oynarken,
Kah köy bekçisi oldu, köyün deli Ömeri'yle,
Deli Ömer anama yeltendikçe, balta, nacak restleşerek!
Kah İstanbul'a düştü yolları kapıcılık etti,
Bizi o merdivenlere paspas ederek!
Kah da gündelik temizliklere gitti o evlere,
Yine kocası, o mahallenin kahvehanesinde yenilirken!
Sonra iyi kötü bir arsa aldı, iyi kötü bir ev yaptı, iyi kötü,
Herkese elinden geldiğince birer daire eyledi.
Nice yol ayrımlarım geçti onun önünden, roman gibi...
Eylemedi.
Bana büyük bir inatla tek bir kırıntı sevgi eylemedi.
Evlendim, uzaklaştım, bir ara sever gibi oldu beni.
Sonra boşandım, geri geldim ben!
Yine sevemedi beni ama kıyamadı da bu sefer güya
Önce en alttaki dairenin bir odasını ayırdı.
Sonra ayda bir gelip "Sen olmasan, burayı kiraya verirdim ben,
Şu kadar da gelirim olurdu." dedi.
Sonra bana vermediği odaları teyzeme kiraya verdi.
Sonra deprem oldu, bütün yeni taşınan eşyalar raflardan yıkıldı.
Sonra herkes sokaklara çırılçıplak, ar-namus bile çıkarken ben,
Usulca, yavrucağımı giydirdim,
Alt bezlerini, mamalarını doldurdum çantaya,
Su koyduydum çokça...
Öyle ya!
Ağustos ayıydı ama belli olmazdı ya, yazların kış ayazı,
Kışlıklarını çıkarttım bazadan, doldurdum torbaya...
Kız yavrum'u ben olamazsam'a
Gelin edecek kadar ettikten sonra ana'm!
Nihayet...O güne kadar ki ömrümde ilk defa!
Bana olan "Ama seni seviyorum"u duydum ondan!
O ki benim ilk ve son nefesimdi…
Hiçbir zaman tastamam kavuşamadığım tek aşkımdı.
Ana'm...
"Yavruumm! Eh be kızııımmm!
Hala mı çıkamadın, şu binanın en girişinden be ya!
Eylül'ümü çıkart bari!" demişti.
Ben...
O gün doğmuştum!
Kızım ve ona lazım olacak bütün eşyalarıyla!
O'na bir ömür lazım olacak en sevginin, en tamamıyla!
Çıkmıştım o dairen...
Sonra, sonra
Ana'm bir gün en üst kata çıkarttı beni,
"Ahanda burası senin yeni evin,
Bak şu direği ben diktirdim, ödeyeceksin,
Bak, bu tablayı ben yaptırdım,
Onu da ödeyeceksin
Nasıl ödediğin umurum değil,
Eh arsa olamasaydı evin olamayacaktı,
Onu da ödeyeceksin." demişti.
O gün...
Yine ölmüştüm.
Zira bir çoklarına bedelli "He!" deseydim.
Burası değildi ki yerim!
Hayaller ötesi dizi film çıkardı,
Çok genç ve çok güzeldim hani!
Kızım olmasaydı ya,
Güler geçerdim sana be anne!
Kızım...
Yosun gözlüm...
Her akşam, uykuda bile olsa,
Onu sırtımda taşıyıp,
Onca saat ısıtmaya çalıştığım sobamızın,
En sıcak haliyle,
Yatağımıza indirilmesini bekliyordu.
Hatırlıyor musun anne!
Uykusunda bile varlığıma seviniyordu,
Varlığına şükrettiğim her anı...
"Anne'm, geldin mi!" diye cümle ediyordu.
Oysa..
Annem sen beni en son sırtına aldığında!
"Şöyle bir gezelim bir senle" deyip,
Beni bir nalbur kapısının kapısında durdurduğunda,
O gün ben çok korkmuştum,
İlk defa hayatım boyu ödemeyeceğim bir borca!
Üstelik...
"Nasıl ödersem ödeyeyim" li seçenekli son giyotinimdi.
Ben, o borcu var ya ana!
Sen gidip, mirasına doyurduklarınla
Hala...
Bitiremedim!
Şimdi, badana, boyası,
Duvar kağıtları çoktan solmuş,
Kiracılarınla paylaşacağın,
Zamanında bana bir tamam ettirtmediğin,
Beton zemin üzeri, bir üçlü salıncak var terasımızda...
Biliyorum, sen, en çok,
Hiçbirimiz yokken,
En alt katta,
En ilk dairende...
Kocan Esenyurt'un yeni kıraathanesinde,
Okeye dönerken,
Hiçbirimizin doğmamış olmamızı diliyordun!
Affet anne'm....
Ve kusura bak lütfen!
Ben yosun gözlümün tek bir salisesinden
Tek bir an...
Pişman değilim!
Yani ana'm!
Yani, yosun gözlü'm!
"Dünya Emekçi Kadınlar Günü!" filan diyorlar ya.
Ömrüm daha ne kadar bugünümü yaşatacaksa
Hepsi, hepinize...
Hep, anamın ak sütü gibi, armağanım olsun.
Sizi...Seviyorum...
Cemre.Y.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Şeffaf


...Şeffaf...
Hemen herkes…
"Ne kadar da şeffaf!
Ve ...
Ne de güzel çırılçıplak'sın."dedi.
(...)
Hiç kimse...
Üzerime örtünmeyi 
Akıl edemedi.
(...)
Cemre.Y.

2 Eylül 2017 Cumartesi

Asma Yaprakları

…Asma Yaprakları…
O asma yapraklarını
En son beni, sensizliğe astığın yerinden
Kökünden söktüler be anam!
Oysa, toz toz tanesine, üzüm gözüm bitanesine
Artık alışmıştım ben,
Süpürmüyordum onları da!
Ödemişimdir ya kesin bedelini
Onun da... bile!
Bilmem ki acıdılar mı sensizliğime.
Yoksa şarabıma mey ederim mi sandılar.
Zifiri kara esvaplarına günah mı saydılar!
Neyse ne!
Senin bana ait son yaprağını,
Kökünden söktüler ana!
Senden öncesimdeyim sanki.
Ne gök mavi, ne bulutlar beyaz, ne de Güneş sarı.
Ne de yeşeriyor yapraklar.
Hani ben bile griye haylice meyyalim şu sıralar!
Çırılçıplak, rahmansız, rahimsiz, sensiz.
Ama acımıyor canım!
Cemre.Y.

28 Temmuz 2017 Cuma

Elbette Cennet De Bu Dünyadaydı

…Elbette Cennet De Bu Dünyadaydı...
Elbette cennet de bu dünyadaydı...
Ama siz...
Onca günahınıza berdel olsun diye,
Geri dönüşümlü taşlarla şeytanı nasıl taşlayabilip,
Kabeye yüz sürüp,
Nasıl affedileceğinizi düşünüyordunuz!
Hiçbiriniz, hiçbir şeyi göremediniz.
Bana sorsan,
İşime şeytan karışmasa,
(Yani Mekke'ye gitmenize hiç gerek yok!)
Hem bütün cennetlere giderim,
Hem de ona atılacak bir tek taş,
Onca pahalıyken,
Bir köy çocuğunu okuturdum.
Huzurla gezerdim,
Bu dünyanın bana bahşettiği bütün cennetlerinde!
İlk okulları gezerdim köy köy...
Onlara hayallerini hediye ederdim.
Yakındır bol reklamlı zamanları,
Çarşaf çarşaf gerersiniz sevap pointlerinizi de,
Giderken hiç düşündünüz mü,
Ülkenizdeki köy çocuklarının,
Kara kışın en zemherisinde ki çırılçıplak ayak uçlarını!
Cemre.Y.

25 Temmuz 2017 Salı

Doğarken Her Bebek Çırılçıplak İnsan Doğar

…Doğarken Her Bebek Çırılçıplak İnsan Doğar…
Doğarken her bebek çırılçıplak insan doğar!
Dinleri, dilleri, ırkları ve diğer bütün etiketleri,
Ondan başkaları giyindirir insana!
Bir empati kurabilseler,
Bir sevebilseler ölmeyecek hiç kimseler!
Cemre.Y.

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Sahi Gidecek Misin?


...Sahi Gidecek Misin?...
Kim bilir kaç şarkı ve kaç unutulmaz türkü
Öylece geçip gitti üstümüzden
Sen...
Sahi gidecek misin şimdi?
Ben sana böylece çırılçıplak soyunup,
Sen'in ardına sığınmışken?
Cemre.Y.

2 Temmuz 2017 Pazar

Soyunukken Üşür Bütün Kadınlar

...Soyunukken Üşür Bütün Kadınlar...
Hani hatırlıyor musun sevdiceğim,
O zamanlar, sevdiceğim bile değildin.
Sen, halimi, hatırımı sormak için 
Soğuk bir Şubat ayında yazdığında,
Çırılçıplaktım,
Hastane kirlerinden arınmak için,
Duştan yeni çıkmıştım.
İçim, dışım,
Şimdiki gibi,
Kimsesizliğe dar gelen bir palto gibi ayazdı.
Sana, sadece, 
“Giyinmem lazım” demiştim.
Sen, halimin arzı endamını hemen anlayıp,
“Üşürsün, sen de hasta olma sakın 
Hemen giyin!”demiştin.
Belki de seni ilk o zaman sevmiştim.
Sen...
Diğerleri gibi,
Böylece, tadımdan yenmezi arzu hayal eylememiştin.
Üşüdüğümü, 
Üşürken içimin titrediğini
İçim titrerkense sadece ısınmak istediğimi bilmiştin.
Ya da?
Neyse ne!
Bir kadının,
Bütün ömrü boyunca bir kere olsun,
Bir tek kış ayazında olsun,
Duştan yeni çıkmış haline,
“Üşürsün, sen de hasta olma sakın
Hemen giyin”demeli birileri...
Yoksa kadınlığından istifa etmemeli herkes!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...