intikam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
intikam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2023 Cumartesi

Ve Bu Senin Tercihin

…Ve Bu Senin Tercihin...
Ölüm kokuyordu buralar!
Ben senin misafir yatağındaki
Uykulu saçlarından
Koca bir hayatı koklamayı seçtim de kötü mü ettim!
Terinin kokusunu,
Saç telinin tek bir ışıltısını çaldım senden,
Burnumun direğine, yeni bir sızı ettim de, kötü mü ettim!
En büyük intikamın bana, bu olsa gerek!
Zira başka hiçbir koku!
Sensiz sızamaz ciğerime!
Hep, olduğu, gibi!
Unutma!
Ben sensiz değilim a yüreğimin çiziği!
Ama!
Sen...
Bensizsin ve bu senin tercihin.
Cemre.Y.

26 Ağustos 2022 Cuma

Hissizlik

...Hissizlik...
Hani an oluyor ki bazen,
İnsanın,
Yürek kırgınlıklarıyla,
Gönül kırgınlıkları bir araya gelip,
Hani,
Çoktan beridir,
Yerle yeksan edilmiş,
O güven kırıkları da bir olup,
Acının acısından,
Artık hiçbir şey hissetmez olursun ya!
Tam öyle işte.
Ne kırgın,
Ne küsgün,
Ne kızgın,
Ne öfkeli,
Ne intikam hissi.
Artık öyle bir hissizliksin işte!
Cemre.Y.

22 Kasım 2019 Cuma

Dehliz

...Dehliz...
Ruhumun derin dehlizlerinde geziniyorum her gece...
Gün be gün artan öksürük nöbetlerime bakılırsa da,
Bulamıyorum demektir ne demeye
Tanrının yaratıp unuttuğu bir insan evladı olduğumu!
Ve neden?
Ve nasıl?
Ve niçin...
Ömrü hayatım boyunca sanki utanılacak bir varlıkmışım gibi,
Atılıp savurulacak, başka öfkelerin hepsi üzerinden alınacak,
Kırılacak, üzülecek, incitilecek ama ille de hayatta kaldırılacak.
Bir tek sevgi kırıntısına, biraz şefkate, 
Biraz vefaya hasret kalacak bir ruh olarak yaratıldım acaba!
Düşüncelerim düşünmekten yoruluyor bazen...
Durduk yere başlıyor yine ağrılarım ağrımaya!
Durduk yere acısız ölümün çarelerini arıyorum bazen.
Sonra vazgeçiyorum aniden!
Zira meğerki ben zamansız ölürsem o kazanır.
Varsın o da bunu merak etsin madem!
Değil mi ki bu da benim kendi kaderime intikamım.
Cemre.Y.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!

...Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
İşine gelmeyeni,
Duymadığını sanmaları gereken,
Zamanlardaki gibi mi beynindeki nefesim!
Misal...
Torununun taa uzaklardan gören, 
Duyan, yürekleri bile ciğerinden paralayan,
Sessiz avazlarını duyabilmekte misin?
Şimdi yaşlandın ya!
Hazır Kabe-i tavaflar falan da ettin geçen yıl,
Gece kalacağın oteli dahi unuturcasına!
Hani yerlerinde süründün aff-ı talebin de,
Dilencileri bile,
Ayaklarını döve döve kovaladın ya meleklerle arandan!
Misal...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın, baba!
Hacı da oldun ya hazır!
Hani üç beş de dağıttın etrafa,
Rahmetli anamın hakkına düşen,
Geceleri seni uyutmayan,
Bir kere, bir maaş dahi boğazına lokma koyamadığı,
O emekli maaşından,
Caiz gördüğün faslından fitre yahut zekat niyetine!
Beni geçtim be baba!
Sahi şimdi nasılsın?
Senin bir torunun daha var, farkında mısın?
Ama dilsiz, ama sağır, ama kör...
Anası gibi...
Etini yer, et görmedim demez!
Lakin...
Sahi, sen, şimdi, nasılsın baba!
Anamı gördün mü misal son zamanlarda rüyanda.
Ne akıllı bir kadındı, senden öcünü öyle de aldı.
Babasının koynunu diledi de sana dair hiçbir iz bırakmadı!
Yaşlandın...
Hemen her gün anamın mezarlığına karşı olan bahçende,
Hala hayat ekmeye,
Meyve ağaçları, mevsim yeşilliklerini diri tutmaya meyletmektesin.
Gelenler yiyip, içip, sefa sürsünler diye lakin!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Beni görmedin, duymadın diyelim lakin,
Bir evlat ki hayata dair kendini umut feda etmemeye azimli.
Torunun...
Onun neyini hazmedemedin de tek kuruş dede edemedin?
Sen hala...
Arından ölmeye niyetsizsin madem,
Öldüğünde de ele güne karşı ar etmeyeceğim ben!
Af dilemen adamlığından değilmiş madem,
Varsa sana benim bütün hayatımın cehennemlerini atfetsem yeter!
"Eyvallah!" deyip çıkıp gidesim gelmişken...
"Neyse!" ile kapatmak en iyisi galiba konuyu.
"Farkımızın farkına kadar varamayacak halde hala" diye diye avunmalı...
Lakin...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
Ben hazırım, ben doğmadan daha, ölelim mi!
O kadara dahi var mısın?
Ölmekten korkuyorsun belli ki!
Sana söz...
Rahmetli anama yaptığın gibi,
Son günlerinin, son anlarını yaşarken,
Etraftan mangalcıbaşılarının karadut ağaçlarından topladığım,
O son meyveyi boğazından aşırı akıtmalarına izin vermeyeceğim!
Sana söz...
Sen ölürken,
Nefsimle intikamım yan yana şerefsiz şeytanla tokalaşmayacak!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Sana söz...
Sen...
Bensiz öleceksin!
Ve umurunu unuttuğun kız torununsuz!
Adı Eylül...
Sen bütün bir cehennem boyunca zemheri ayazıyla donarken,
Bir tek onun ikinci adıyla kor olup yanacak dirileceksin.
Adı Nisa!
Bütün bu nidaların bir intikamı olmalıydı ama!
Cemre.Y.

14 Mayıs 2019 Salı

İftar

...İftar...
Nicedir, vakit iftar vakitlerine her yaklaştığında,
Elimde koca bir kapıcı kızı sepetiyle, burnumun direğine direğine,
Buram buram pide kokan fırın kuyruklarında bekleyişim gelir yanıma!
Rengarenk makyajlar yapmış oruçsuz teyzeler acıyarak bakarlardı oruçlu halime!
Ne de olsa onlar zevkten bekliyordular aynı kuyruğu, bense mecburiyetten.
Bazı günler, "Bize de bir pide al demezdi ya annem!"
O bir pidenin bile beşe bölündüğü umurumda olmazdı ya hani.
Çok gücenirdim anneme çok,
Madem öyle ne diye bu kokuyu burnuma burnuma diredi diye!
Çok gücenirdim Allah Babaya çok...
Ne diye bir kere olsun,
Diğer kardeşlerimi oruçluyken o pide kuyruğuna göndermedi ki?
Epeydir de en başına sarıyorum ömrümü,
"Neden?" lerimin...
Ve hani ölsem cennetlik olan yaşlarımın nasıl bir vicdanla,
Nasıl bir sınava tabi tutulduğunu bulmak derdindeyim!
Neyse yakalım mı bir sigara daha?
İftarınız sadist ruhundan arınmış yaradanınızla sevap ola!
Çünkü Allah en çok çocuk çığlıklarını duymalıydı.
Çünkü Allah küçücük bir yavruyu gen havuzu yüzünden,
Hiçbir sınava tabi tutacak kadar sadist olmamalıydı!
"Ol!"dese olurdu ya hani, olanı, olacağı o an oldurmalı,
Hiçbir intikamını,
Gelecek nesillerin suçsuz meleklerine cehennem etmemeliydi!
"Kontrol edemediğin şeylere fazla kafayı takma,
Hayatını yaşa!" diyor bir film repliğinde.
Yaşayacak bir hayat sunmadıysa yaradan insan olan neylesin!
Cemre.Y.

16 Mart 2019 Cumartesi

Yarın Ölebilirim Sevdiğim Seveceksen Bugün Sev!

...Yarın Ölebilirim Sevdiğim Seveceksen Bugün Sev!...
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen sıfatım da arkadaşına arkadaş, dostuna dost,
Sevdiğine sevdiceğince cilveli kadınlığıma!
Eril cinsiyete dair değildir adamlığımın da kitabı.
Adem'den yani insan'dan gelir cevherinin hükmü ki,
Ben de gerektiğinde adam'ım/adem'im.
Benim de sırtımda onlarca, binlerce güven yarası var misal!
Adem Havva'ya inanıp o yasak elmayı yediyse,
Havva da Allah'a güvenmişti misal!
Ne bilsin şeytanı bile denemek uğruna,
Kendi kılığına razı gelip Havva'yı feda edebileceğini!
Ki bu alem yedi kat ise kim bilir bizler kaçıncı mutantlarız?
"İkra!" demiş sonra yaradan son peygamberimize!
Sonra sonra insanlığa "Eskileri okumayın!" demeyi de ihmal etmemiş.
Ki biliyor zira...
Bütün masalların başı ve sonu ta yunan mitinden, sümer mitinden,
Maya takviminden beri hep aynı!
Günümüz dizilerine benziyor biraz, mekan ayrı, zaman ayrı, insanlar ayrı,
Hikayenin özü hep aynı!
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen benim sol gözümün tembel olup tam göremeyişine,
Sağ gözüm herkesten iyi görür yüreğimi soldan kapadığımda.
Ama sen sus!
Bu gece ben konuşayım ruhunla!
Ne kadar da korkuyoruz değil mi?
Sıfat kattığımız insanlarca yeniden yaralanmaktan,
Ki birini en ilk tanıyacakken bi tık düşünüyoruz,
Ki arkadaş seçerken iki tık düşünüyoruz,
Ki dost seçecekken ömrümüze üç tık!
Ki aşkı geçtikte hani çoktan...
Kendimize bir yol ayrımılık yeni bir hayat seçerken?
Özenle ördüğümüz o güven duvarlarımızın tuğlalarını
Teker teker geleceğe arşınlarken korkuyoruz elbette!
Habil'di Kabil'di değil artık korkumuz.
Korkumuz ya aynı sevdanın yarasından hançerlenirsek!
Ki ben kelimelerimi bile özenle seçtimdi sana!
Mademki aşmayacaksın kendine ördüğün duvarları,
Mahzenimde sakladığım çok yıllık yalnızlıklarım var,
İşte asıl onları hiç kimsem bilmiyor!
Yarın ölebilirim sevdiğim seveceksen bugün sev!
Cemre.Y.

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Adam Dediğin


…Adam Dediğin…
Gel sevdiğim,
Sarıl bana sımsıkı…
Öyle sarıl ki gitme bir daha,
Öyle sarıl ki gitmeyeyim bir daha,
İçinde "Biz" olmayan hiçbir yere.
Gel sevdiğim,
Sen yine sus bana sesiz avaz dolusu çığlıklarınla…
Öyle sus ki bilmeyeyim hala…
Beni unutmak için işlediğin o bütün günahları,
Sen de bilme ama seni unutmak için işlediğim o bütün suçları.
Gel sevdiğim,
Son kez bir daha affedelim biz "Biz!"i…
Son kez ağlaya ağlaya gülelim birbirimizden vazgeçemeyişlerimize.
Nasılsa ben bunca aldatılış yüzlü maskelerden boğulmuşken,
İntikam için dahi aldatamayacağım madem kendimi, yine!
Gel sevdiğim,
Sen kızıl saçlı baharlarını unut,
Ben yaz ortası zemheri ayazlarımı.
Vakit…
Ecele ramak kala!
Sevişmeye vakit yok zira.
Sarılıp sımsıkı…
Koklayalım mı madem birbirimizi!
Gerçi onu da unutmuşsundur sen!
Sanki egzotik bir kuş kanadının o son teleğine dokunmuş
Yasemin notalarından, zambak ile leylak arası ara tondum ben!
Sonraki hayatımı bilemem ama,
Sen zamanlarımdan öncesinde de,
Sakalı ve de bıyığı,
Hele kapalı mekanlarda güneş gözlüğünü,
Hele hele benden aceleci yürüyen,
Zamana geç kalmış gibi, ecele gider gibi,
Hızlı yürüyüşlerden hala, hep kıllanırım.
Bence adam dediğin'in adımları senle aynı adımı atmalı!
Cemre.Y.

3 Mart 2018 Cumartesi

Sanıyorlar

…Sanıyorlar…
Ruhumun yaralarına ruh dinginliği sunmaktan dönüyorum...
İlk defa yüzümde bir tutam sevinç,
Bir tutam huzur, bir tutam da intikam var.
İntikam?
Çünkü ellerimde bana aldığım papatya ve sümbüller var!
Hiç bu kadar izin vermemiştim,
İnsanların hakkımda ne istiyorlarsa onu sanmalarına…
Sanıyorlar!
Misal bu çiçekler sevgilimdenmiş!
Yüzümdeki gülüşü görünce öyle sanıyorlar!
Bir demet çiçek uğruna ben ne çok şeye fedaymışım!
Artık o ne zaman gel dese gidermişim sanıyorlar.
Oysa be başım dik, alnım ak…
Bu bir demet çiçeği sadece kendim, kendime,
Her sabah aynada yansıyan yüzüme almıştım.
Cemre.Y.

24 Ocak 2018 Çarşamba

Zehir

…Zehir…
Bir noktadan sonra
Bütün perdeler sökülür de ardındaki maskeler çıkar ortaya…
Yapabildiklerin ve aslında hiç inşa edemediklerin…
Elinde olanlar ve olamayacaklar…
Bir an, bir çift göz çakışmasında ve bir korku filmi tadındaki
Kahkahaların çınlamasıyla tek bir su yeşili göz çakışması…
Sanki geleceğini görebildiğin
Bir fanus gibi öyle korkutur öyle şaşırtır ki seni...
Hiç şaşırmadığın kadar şaşırsın ve hiç korkmadığın kadar korkarsın...
Dua edersin, gerçek olmasın diye.
Kendini ikna etmeye çabalarsın
Bu sadece bilinçaltı korku kabusun
Su yeşili gözlünün küçük bir intikamı
Hiçbir zaman gerçek olmayacak…
Bırak şimdi boşaltsın içinin zehrini kalmasın sonraya!
Cemre.Y.

7 Ocak 2018 Pazar

Uçup Gider

...Uçup Gider...
"Her şey çok güzel olacak!"
Gökyüzüne kaçıveren kırmızı bir balon sanki...
Binbir umut, binbir hayalle
Avucundan kaçırmamak için bileğine bağladığın...
İpin bir ucu, hep bileğinde bağlıdır sımsıkı da...
Birden uçup gider işte bulutlara doğru!
Çünkü diğer yanda,
Çözülmeyeceğine emin olduğun ama gözden kaçırdığın
Çoktan çözülmüş
Küçük bir ilmek hep vardır ve mutlaka biri gelip söndürür
O kıpkırmızı hayal ve umut baloncuğunu.
Belki bir tek umudun vardır gözleri yosun yeşili bir yürekte.
O bile kararsızlıklar denizinde boğulmaya yüz tutmuş görünür,
Halbuki bir kararı hep vardır.
Bilirsin.
Çünkü sen onu öyle yetiştirdin.
Bütün umutlarından ve hayallerinden vazgeçmenin
Dilindeki o demir tozu tadı kalır geriye...
Artık ne yesen, ne yemesen...
Ne içsen, ne içmesen kalacaktır hep o tat.
Hani hiçbir şeye güvenmezsin de tek bir kozun,
Tek bir intikamın kalmıştır, çözümsüzlüğüne çözüm değilse de...
Hiç değilse bu hayattan intikam niyetine!
Hani artık son nokta, gücün falan kalmaz hiçbir şeye...
Ne sevgiye herhangi bir şeye...
Ne nefrete ne de sevgiye!
Hani ölsem umurum değil dersin ya
Tam da öyle işte...
Cemre.Y.

24 Aralık 2017 Pazar

Hayatın İntikamı

…Hayatın İntikamı…
Herkes sana yazar,
Sen bir nokta bile koymazsın,
Sen ona defalarca özür mesajı yazarsın
O sana bir nokta koymaz.
İşte bu...
Bu hayatın senden intikam almasıdır.
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Seçilmişim

…Seçilmişim…
Yüreğinin her bir telini hasretle, tel tel öptüğüm Seçil mişim...      
Senle ben aynı yürek galaksisinden'iz,
O nedenle kimsemiz gücenmeyi dahi düşünmez,
"Bak okumamış, beğenmemiş bile!" leri…
Zira okumalar olmadan, anlamı dimağa yerleştirmeden,
Oluşan beğenilerden bize ne!
Ki onca işinin arasında vakit ayırıp okumuşsun ya şimdi,
Onurlandım şairimin, üstadımın böylesi beni anlamış yorumuyla…
Seni hiç görmedim göz göze, sende beni…
Ama yürekçe de hayli cancağızımsın her daim.
Seni tekrar okumalar için uzun bir yolculuk bekliyorum,  
Biliyorsun ki seni en çok, otobüs veya metrobüs kalabalığında,
Tepemdeki meraklı bakışlarla okumayı seviyorum.  
Sen benin onlarla olan intikamım gibisin.
"Çok meraklılarsa, şiir okusunlar, üstelik en uzunundan!" intikamım.
Öpüyorum şu an bu yorumumu,
Hiç üşenmeden okuyup gülümseyen gözlerinin üzerinden.
Cemre.Y.   

16 Aralık 2017 Cumartesi

Ahlısın!


…Ahlısın!...
Sen şimdi bence
"Senden sonralarımı iyice bir toparla!"
Senden sonraki umutlarımı,
Olabilitesi yüksek hayallerimi,
Olasılığını ancak
Rüyalarıma sığdırdığım platoniklerimi,
Kazandıklarımı, kaybettiklerimi,
Azlıklarda sığ denizlerde yüzmüşlüğümü!
On yaş öncem olamıyorsa,
On yaş sonramın
Ayakkabısını bile silip yine de terk edildiğimi!
Sen...
Şimdi mutlusun ya!
Bence yapabiliyorsan veda partisi yap bana!
Ben senden öncemi senle affettiğim gibi
Senden sonra anamı bile öldürdüm,
Allah'ı bile affettim.
Yeniden...yineden denedim de
Hala hep aynı yerdeyim ya
Gelmiş ve geçmiş
Hatta olacaklarımı bile affettim!
Döndüm sana "Ah!"ettim.
İçimin dış cephesi hâlâ kıyamıyor sana oysa!
İçimin iç cephesi
Hâlâ dolamamış sa üzgün değilim!
Sen bütün "Ah!"ları hak ettin!
Elbette hayatta imkansız diye bi şey yoktur
Amma olasılıksızlıklarına
"Ah!"lısın sen bundan sonra...
Ben mi?
Yeniden doğmayı tercih ediyorum.
Bir intikam ancak yaşanırsa olur.
Duymalı, bilmeli, görmeliyim
Hem de hayatının,
Kenarına bile değmeden.
Bilenler bu cümlemi asla unutamazlar...
Cemre.Y.

14 Aralık 2017 Perşembe

Güne Günaydın

...Güne Günaydın...
Kin ve intikam...
Omuzlardaki çöküklük nedeniyle
Olgun yaşlarda sırtta beliren kamburdur
Ve ben yaşlanınca da
Hala çok güzel olmak istiyorum.
Her gün hayata inatla gülümseyip
Onlarca kez bir şeyleri affediyorum
Ve her gün bu hayattan
Yeni bir şeyler daha öğreniyorum.
Mademki o gün de yaşıyorsam,
Yarınlara yeni amaçlar,
Yeni idealler ve yeni hayaller ekliyorum.
Seviyorum...
Cevap verip cevap almak için değil
Her gün, güne
"Günaydın." la başlamayı seviyorum...
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Sahi Siz Nereye Gidiyorsunuz Ey İnsanlar?

...Sahi Siz Nereye Gidiyorsunuz Ey İnsanlar?...
Şehit ölümlerin intikamının alındığını
Düşünen bir taraf ve Berkin Elvan'ın
Öcünün alındığını düşünen diğer taraf!
Sahi siz nereye gidiyorsunuz?
Ya sizin evladınız olsaydı
Berkin Elvan?
Ya sizin babanız olsaydı
Şehit Savcı Mehmet Selim?
Nedensel olayları ne olursa olsun,
Evladınızı bekleseydiniz
Yoğun bakım köşelerinde,
Tam 269 gün, uyanır diye bekleseydiniz
Ama o uyanmasaydı?
Nedensel olayları ne olursa olsun,
Babanızı işine yollasaydınız,
Akşam yine yorgun argın geleceğini bilerek
Ama size döneceğinden emin olarak
Ama o, o akşam evinize dönmeseydi?
Siz!
Kendi duygusal devinimlerinizi
Ne zamandan beridir dinlemez oldunuz?
Ne zamandan beridir, size dikte edilen
Vicdansızlıklara büründünüz?
Ne zamandan beri,
Belli kesimlere ses olmaya çalışırken
Önce kendinizi ve sevginizi ve vicdanınızı
Ve şefkatinizi ve empatinizi unuttunuz?
Ben, babası hala hayatta olup,
Benim var olmama sebep olduğu halde
Bana babalıktan başka
Bütün felaketleri besleyen,
Bir insanın varlığıyla büyüdüm.
Şans eseri ya da canım pahasına
Savaşarak başardım dokunulmamayı.
Yine de bunca şeye rağmen hala ve hala
Sizler kadar vicdansız düşünemiyorum!
Sizler kadar galeyana gelemiyorum.
Çünkü ben anneydim,
Berkin Elvan öldüğünde,
Evladımın kılına zarar gelse
Neler hissederdim düşündüm.
Çünkü ben evladımı,
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz öldüğünde,
Annemi evimizden son kez
Yoğun bakıma çıkardığımız akşamı düşündüm.
Size bir sır vereyim mi?
Ölen ölüp gittiği andan sonra
Etrafınızdaki kalabalıklar azar azar gidiyorlar.
Sonra baş başa kalıyorsunuz kendinizle,
Kaç kişiyseniz artık.
Bir sofra kurarken bile tabağın biri boş kalıyor.
Yokluğuna öyle kolay alışamıyorsunuz gidenin.
İnanın bana en sevdiğiniz ölüp gittiğinde,
Ne dinini umursuyorsunuz,
Ne milletini, ne de neleri sevip sevmediğini.
Ne hangi gruba dahil olduğunu
Ne de hangi eyleme müdahil olduğunu.
Hiçbirini, hiçbir şeyi umursamıyorsunuz.
Boğazınızda koca bir yumru.
Kocaman bir özlem oturuyor
Yüreğinizin baş köşesine.
Ölüsünü bile,
Öpmeyi özlüyorsunuz, ölüp gidenin.
Düşünün...!
Peki siz?
Sizler?
Nesiniz?
Ana yüreği mi?
Küçücük bir çocuğun babasının
Yokluğuna bakan gözleri mi?
Sahi siz nereye gidiyorsunuz ey insanlar!
Bireyler olarak bize dikte edilen
Galeyanlara gelmezsek
Bütün ölümlerin acı olduğunu anlarız da
Ona göre davranırız diye düşünüyorum.
Cemre.Y.

11 Ekim 2017 Çarşamba

Kapansın Artık Bütün İç Hesaplar

...Kapansın Artık Bütün İç Hesaplar...
Ne zamanki kafatasımın
Beynime çoktan küçük gelen
Tepesi atsa!
Ne zaman ki ben,
Artık hiçbir şeye yetemesem...
İmkansız diye bir şey yok elbette!
Ama, ne zaman ki en çok bana,
Bana...
Bana...
Bana... yahu bana..
Ben bile... bana!
Birçok yerde, birçok şeyde,
Onca hayatta,
İlklerim'de bile,
Milyonlarca hayalimde bile!
Ne yapsam, ne yapmasam,
Neye eksik kalsam,
Neyi fazla yapsam,
Neye çok gelsem,
Neye artık yetemesem...
Hani, nihayetinde insanım ya!
Bütün olasılıksızlar...
İmkansız, imkansız ya benim inadıma!
Üst üste, üstüme gelse de,
İnanmadığım imkansızlıklarımı,
Bütün olasılıksızlarıma,
Hiçbir şeye, bila bedel,
Yenilebilir zamanlarımın hepsini,
Sevdiklerimle geçirsem de,
En sevdiğime bile
Artık yetemediğimde!
Hele ki o yosun gözlüme!
Artık yetemediğimi düşündüğümde...
Ben ne zaman, beynimin,
En küçücük yaşsızlığında,
Bir tek başka ele muhtaç olsam?
Yorulduysa anam!
Beşiğimi bir kez olsun
Bu sefercik de babam sallasın diye...
Çokça gereksiz ağladığımı
Kırk yaşımda anladığım o an'ım!
Henüz sekiz aylık halim gelir aklıma!
Uzun yıllar var ki,
Ne vakit kimsesizliğime
Beynimin bıngıldağı ç/ağlayacak olsa!
Bana artık dar gelen kafatasıma...
Kalbimle, beynim, aynı anda dar gelse...
Beşiğimi sokağa atarım, artık bir susayım da
Herkes zaten hep vicdansızda,
At gözlükleri uyurlarken bari oradan çıkmasındı da,
Belki yarın olur da
En acımasız günlerinden sakınırlardı!
Beni, benden başkası vuramasındı diye.
Sallanırım karlar altında...
Aslında artık hiç de
Fark etmezdi mevsimlerim nasılsa.
Hepsi nasılsa, o ölüm gecemdeki fırtınamdı.
Beynimin bıngıldağı
Artık kafatasıma kalınsa hep!
Hala onların deyimiyle
Benden, bu inadımla bir bok olmazdıysa!
Ayak tabanlarım su toplar nasılsa.
Yürüdüğüm o zamansız yollar,
Başımı değilse de, aklımı elbet yine toparlar!
Ayak tabanın su toplaması
Beynin bıngıldağının küçümen yarasından
Ne kadar daha acıdır
Her ikisini yaşamadan asla bilemezsiniz!
Bir yanda beynin kafatasını zorlar fışkırmak için
Diğer yandan kalbin kaburgalarını zorlar
Kan revan yok olmak için
Bana sorsaydınız yüreğimmmm der idim!
Nasılsa bütün yollar
Hiçbir şeye, hiç kimseye çıkmazdı sonunda
Nasılsa bütün yollar
Uğruna ölemediğim diler..
Nasılsa bütün yollar
Her gecenin sabahında yine sadece bana çıkardı!
Oysa hayatıma değmiş olan her kesime
"Sen yine de içindeki sesi dinle derim"
İçindeki beni yok sayarak!
Kitaro'nun İpek Yolunu açarım son ses
Hem tabanlarım ağrır
Hem beynimin bebeklik bıngıldağı
Oysa sordukları an
Hiçbir şeyimi susmazken ben o an
Hiç kimseme hiçbir şey çaktırmam
Sonra susar hepsi birden
Nasılsa bütün yollar
Eninde sonunda bana çıkar!
Sahi siz?
Henüz yeni nefes alacakken
Nefesini susturduklarınızı say/mıyorum!
Ben kaç kere öldüm saymıyorum.
Hanginiz!
Ölmek için elbet birileri bir şeylere değerdi de...
Hanginiz!
Beni yaşamaya mecbur edebildiniz!
Kendime dip not:
Yarın daha ötesi gülümse hayata Cemre!
Zira buz yağıyor yine
Beynimin Temmuz başı,
En küçük , en çaresiz bıngıldağına
Yeter ki birilerin
Ömrünce vicdanıyla muhasebeleşmesin
Alışıksın sen büyük hesapları
Küçücük pişmanlıklarla kapatmaya,
Artık uzatma!
"Neyse!" ise, en güzel intikamdır zamana da...
Beynim artık
Bebekliğimden de daha çok üşümese ya!
Cemre.Y.

19 Eylül 2017 Salı

Sende Kaldı'm

…Sende Kaldı'm…
Çünkü tam tamına,
Senden tam da on sekiz yıl öncemde,
Hastane koridorlarının o loş ışıklarında
Adamın biri merdiven boşluklarında,
Yeni sevgilisiyle konuşurlarken bizi!
Duymayasıca kulaklarım duymuştu
Henüz, hiç duymadığın,
Duyarsan eksik kalırsın sandığım gerçekleri.
"Henüz doğuramadı daha!
Doğursun da hele bir
Söz geleceğim yanına!" diyordu adam
Terk edilmek korkusuyla!
Senden ve ondan sonra yalan yok!
Sırf o gece duyduklarımı affedemediğim den,
İçimden epeyce terk ettim bende ve
İçinden terk edildim yeterince!
Keşke...
Oradan öncesini ve gerisini hatırlasaydın!
Karnımdaydın ya daha!
Duyuların ne zamandan beridir
Benden önceydi bilebilseydim ya!
Bil-e-me!
Acının dibi yok emin ol!
Her biri işliyor daha derinine.
Oysa henüz o zamanlar dile bile gelmemiş
Yitik bir genç kızı aramak
Seni bulmaya çalışmak
Seni doğurabilmek için sıkmak dişimi...
Ve henüz var olmamış bir şarkının bestesini
Mırıldanmak "Sen" diye diye
Beni hiçbir zaman anlayamaman gülümsetiyor beni,
Ben annemi bile anlamaya çalışmış
Ve onun gibi bir anne olmamak için bunca hayatıma
"Yok!" çekmişken
Benim annem geçen yaz gitti.......
Uzaklara...
Cennetmiş adı öyle diyorlar...
Üstelik…
Onu ilk evim olduğu için,
Hala çok özlüyorum!
Ama mademki ölümüm sana intikam öcü!
Gelme cenazeme filan.
Yaşıyorum bir yerlerde sana hala
Ben annem kadar bencil olamam!
Seni karnımda ilk hissettiğimde var ya...
Sonunda bulmuştum evimi, sana geldim,
Ardıma bile bakmadım, sende kaldı'm.
Cemre.Y.

14 Eylül 2017 Perşembe

Bazen "Annem!" Der Susarsın

...Bazen "Annem!" Der Susarsın...
Öyle acıyor ki yüreğim...
Keşke bir tek bu cümleyi kurmak kadar
Kolay olsaydı acımın derini!
Hani çok mutlu olunca,
Hani aşık olunca,
Yine yeniden ve en ilk’inmiş gibi...
Kanatlanıp uçar ya insanın yüreği,
Kozadan yeni çıkmış bir kelebek gibi.
Ağzını açar, konar kelimeler
Dudaklarına öylesine pervasızca.
Saçmalar, kahkahalara boğar kendini de,
Bazen, öyle güler ki saçma sapan herhangi bir şeye!
Gözleri ve yüreği pırıl pırıl ışıldarken,
Gözyaşları akar ya gülerken.
Hayatından gelip geçmiş
Tüm acıları çoktan silip atmıştır ya.
Bir türlü anlamaz,
Anlayamaz ya karşısındaki insancıklar!
Bir tek kendi ve yüreği bilir mutluluğunun derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez!
Bir tek o,
Aşk denen rengarenk gökkuşağının
Bir yudum iksirini tadan,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki uçarılığı görür,
Yüreğindeki çırpınışların kanatlarının fısıltısını duyar.
Bütün renkleri ve bütün anlamlarını ezberinden bilir ya.
Bir tek o, aşkın rüyasından
Daha yeni uyanan, anlar seni.
Senin dünyayı tozpembe görüşüne,
Koca bir aptallık değil de,
Dudağında buruk bir tebessüm ile susar ya sana
Aslında sen herkese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öyle acıyor ki yüreğim…
Saçlarımın her bir telinin diplerinden
Ayaklarımın tırnak uçlarına kadar,
Her hücrem ayrı ayrı ağıtlarda
Feryat figan ve tek bir damla gözyaşı akıtmadan...
Ne göz pınarlarımdan,
Ne yüreğimden tek bir damla akıtmadan, acıyor işte.
Binlerce kristal cam kırığı var yüreğimde,
Midemde, yüreğimde, tüm organlarımda.
Her bir parça,
Kum tanecikleri kadar paramparça uçuşup durmakta,
Her uçuştuğunda ayrı bir hücreme saplanmakta,
Her bir hücremi tek tek, sızım sızım kanatmakta…
Sanki dünyanın bütün maddeleri
Birer birer kristal cam olmuş,
Sanki biri, o kadar çok kin gütmüş,
Öyle garezi varmış ki benden intikam almaya,
Sanki birine dünyanın, ahretin, cennetin,
Cehennemin bütün kötülüklerini
Bütün acılarını yaşatmışım da,
Tek intikamı beni paramparça görmekmiş.
Sanki biri… bir tek biri… ne hıncı varsa…
Bütün dünyanın kristal camlarını yüreğimde
Teker teker ayaklarıyla çiğneye çiğneye ezmiş!
Bir insan evladının canı, bu kadar mı acırmış!
Ama insanoğlunun
Bir tek kendi ve yüreği bilir acının derinini ya.
Harfler yetmez, heceler yetmez,
Kelimeler, cümleler yetmez…
Bir tek o,
Gerçekten sevdiğinin ölümünü
Daha taze yaşamış olan anlar,
Göz bebeklerinin yıldız yıldız,
Yakamoz ışıltısındaki acısında görür,
Yüreğindeki çırpınışların
Kanatlarının fısıltısını duyar.
Aslında sen her kese anlatırsın,
Aslında sen kimselere anlatamazsın ya.
Herkes anlar ama aslında hiç kimse anlamaz ya...
Öylesine derin anlamlı ve anlamsız bir acı işte!
Cemre.Y.

İntikam

...İntikam...
Sen neresinden
Acıttı isen canımın canını,
Bende tam ortasından
Yaktım canının canını, aldım intikamımı.
Bizi bu geçmemiş olasıca geçmişler yaralar.
Küllerinin içindekileriyle,
Hala vedalaşamadıysan sen,
Gün gelir içten içten kanarlar
Dememiş miydim sana ey sevgili!
Ansızın gittin de sanki mutlu musun şimdi?
Görüyorum pencerelerden, hüzünlü geçiyor günlerin.
Cemre.Y.

13 Eylül 2017 Çarşamba

Bu Sefer De, Ben Seni Terk Edeyim!

...Bu Sefer De, Ben Seni Terk Edeyim!...
Akşam olup,
Sen yine beni terk etmeden yarim!
Bırak bu sefer,
Ben seni terk edeyim!
“Keşke” leri hiç sevmem amma!
Gözlerinin kuytusunda,
O geçmişine intikam ateşini görmeseydim!
Bana ise “Hiiççç üzülme, ama hiç!
Ben…
İntikam öcümü aldım senden çoktan!
Artık o kadar da masum değilim!”
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...