…Zira Çoktan Öldüm Ben!..
Beş haziran iki bin on dörtte…
"Beklenen her dakikanın,
On yıl ettiği günlerdeyim!" demişim!
Tam tamına...
Dokuz yıl önce demiş, sonra da eklemişim;
"Dün şuurun tamamen kapalı ve her an gidebilirken,
Bugün şuurun yerine gelmiş ve kendi nefesini alabiliyorsun.
Yarın ne haber alırım bilmiyorum,
Hani sevinmeye bile korkuyorum!
Ama anne!
Eğer, bugün ölürsen seni öldürürüm!" demişim,
Bir tek gün daha olsa bile,
Nefesini duymaya dahi, sevinmişim yani!
Belki de, kendi ruhuma bile bencilceymiş bu his!
O gün, neyse ki, çok şükür ki, ölmemiş annem.
Bizi, tam tamına,
O günden, elli beş gün sonra,,
Öylece, tamamen terk etmiş annem!
Cennet diyorlarmış adına!
Sanki bizsiz orada ne işi varsa!
Hadi bensiz neyse de...
Sanki...
Biz'siz orada ne işi varsa!
Gitmiş...
Ah be anam!
Benim...
Kabem sendin.
Hala aynı yerdeyim şimdi.
"Bilmiyorum ki şimdi ne yapılır,
Daha önce hiç, annem ölmedi ki?" diyorum,
Her yıl dönümünde, hala aynı duygudayım.
Öyle ya!
"Senin olduğun yerdir benim kabe'm anam!
İstesem de uzaklaşamam yanından, yörenden.
Ömrüm boyunca olduğu gibi
Döner dururum tavafına,
Sen duysan da, duymasan da! "
"Doğurduğun andan beridir,
Sevsen de, sevmesen de,
Olsan da olmasan da!"
Ki zira...
"Yumurtadan çıkmamışımdır nihayet!" diyeceğim,
Bilim, yumurtadan çıktığımı söylüyor!
Ona da eyvallah!
Lakin,
O, hala, yaşıyor!
İsterdim ki,
Denize nazır o odada,
Karnından iğneyle beslenmek zorunda olan senken,
O, karşıki ağaçlardan dut toplayıp,
O ağacın altında piknik yapanlardan,
Gözlemeyle et isteyip, yüzsüzce...
Bunları...
Seni, bizi hiç düşünmeden,
Hapur hupur yeyip,
Cebine attığı o birkaç dut'u da,
Ziyarete gelmiş gibi davranıp,
Senin ağzına tıkmaya çalıştığı o an'ı...
Hiç mi hiç görmemiş olaydım!
Bence o gün karar verdin sen!
Kanmak istedin seni kandırıp duran meleklere!
Zorumuza gitmesinden zorsunsadın belli ki!
Gittin yani.
Öylece...
Birçok kere...
Terk mi ettin sanki, şimdi sen bizi?
Yarı gönüllü, sımsıkı dudaklarınla,
Yarı gönüllü,
Yanaklarımı öptürdüğüm günlerimiz geliyor aklıma!
Ellerini yarı gönüllü saçlarıma götürdüğüm,
Onları, okşattığım günler!
Sonrasında nasıl da zaferle gülümserdin!
Artık, benim de çok cepli çantam var be ana!
Lakin ben...
Her bir cebini açarken,
Hala...
Her şeye rağmen!
"Rabbim yoluna dikensiz güller saçtırsın." diliyorum kızma!
Lazımı mümkün değil lugatıma!
Yokmuş ama sanki çok dilenirsem kalınırmış gibi hallere!
Ama sakın...
Bugün ölme annem!
Gayri artık...
Benim ne kabem kaldı,
Ne de uğrak yer olacak bir viranem!
Zira çoktan öldüm ben!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
ziyaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ziyaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Haziran 2023 Salı
Zira Çoktan Öldüm Ben!
Labels:
anam,
anne,
bugün,
bundan sonra,
cennet,
duygu,
gitme,
haber,
kızım,
kim bilir,
korku,
nefes,
neyse,
nihayet,
sanki,
sevmek,
sonra,
şimdi,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Ekim 2019 Salı
Karışma
...Karışma...
Kenarları el örgüsü dantel sırmalı,
Güllerden kaneviçeler işlemeli,
En ala Amerikan bezi yatak odamın dantelleri,
Ütü sarısı bile olmamıştı daha!
Kaneviçe işlemeleri çamaşır makinesi hasarı olmamıştı daha!
O...
Tam yirmi yıl önce kucağımda küçücük bir bebeyle,
Damat yastığımızı terk edip,
Çiftli küstüm yastıklarına geçtiğinde.
Geçen gün biri benim için,
Sanki bunca yıldır merakındaymışım gibi!
"Bununla kimse evlenmez!" dediğinde,
Ziyaret ettim yirmi yıl önce,
Sarı sandığıma terk ettiğim çeyizimi!
Onca göz nuru döktüğüm salon takımıma şeytanlar işemiş.
Onca hayal ektiğim fiskos masası örtüme küf değmiş.
Değişen mutfak dolaplarına göre,
"En çok örtü rengi değişir!" diye de,
Zamane model işlediğim dantellerin modası çoktan geçmiş.
Haklıydı benim için öyle diyen...
Eskiden, yeni olmazdı nice çabalasam da...
Ve yeniden...
Artık bana bile kalmayan
Gözümün nurunu dökemezdim hiç kimselere!
Varsın, gelen, gelecekse bir tastamam gelsin,
Kalan da öyle sandık yadigarı kalsındı,
Tam olması gerektiği yerde.
Daha tülbentleriyle buluşamamış oyalarım vardı benim!
Şimdilerde beğendiğim bütün desenlerde yazma ile buluşturup,
Sehpa örtüsü eylediğim!
Kime ne ki, varsa cebimizde üç beş kuruş,
Tam yerine denk geldiyse manzara koyma an'ımız...
Rakı da içeriz, balık da yeriz,
Acılı şalgama da iki çiçek yer ayırırız illa!
Mademki, iki çıtır, bir kıtır dertleşiyoruz şurada he ana...
Sakıncalı biliyorum lakin sigarama da sakın karışma ha!
Ters tepiyor bulduğum bütün izmaritleri,
Toplayasım geliyor alamazsam diye!
Ha bu arada...
Dün üç tüp kanım çekilirken cesurdum ama!
Hastaneden çıkarken,
Seni oradan son çıkardığımız an geldi aklıma ya!
Acil'in kapısıyla, başka bir hastanenin acilinde,
Gözlerinin yosunu solmak üzere olan kızımla,
İkiniz arasında kaldım da,
Hani...
Elsiz, ayaksız, kolsuz,
Bacaksız uçarcasına gittim ya hani anam!
Beni, yavrumu, o günü, affettin mi ki annem.
Bugün olsa yine ona koşardım diye!
Ben, yine sarıldım dün, hatırlayabildiğim en küçüklük,
En mutlu, en korkusuz, en umarsız o an'ıma!
Hani senin iki ağaç dalına kurduğun,
Pembe basmalı salıncakta sallanan o kız çocuğuna!
Böyle sarılıp kucaklaştık ki bir görsen ne güzeldi o an.
Benim içim titredikçe kimsesizlikten o daha da sarıldı.
Meğer küçükken,
Ne kadar da sevimliymişim, şaşı gözlerime rağmen!
Ha bu arada sayın seyirciler...
Beni, onu, bizi bir önden sondan yargılamayı kesseniz diyorum!
Zira...
Ben tam kırk beş yaşımda öğrendim kendime bari nazlanmayı!
Bırakın da azıcık çocukluğumla hasret gidereyim korkusuzca!
Cemre.Y.
Labels:
anam,
balık,
çocuk,
hasta,
hayal,
Hiç kimse,
kenar,
kız çocuğu,
kızım,
küçücük,
merak,
mutlu,
rakı,
sehpa,
sigara,
şalgam,
şeytan,
yargı,
zaman,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Mayıs 2019 Cuma
Karşıdan Karşıya Geçer Gibi Sev Beni!
...Karşıdan Karşıya Geçer Gibi Sev Beni!...
Yine, mezarının başucundayım be sevgili,
Yine bir derdim daha var,
Senin o beni hiç duymayan kulaklarına anlatacak!
Yine, yeniden bir şiirimizi daha çalmışlar sevgili,
Hani tam beş yıl önce benim kabemin yıkıldığı gün gibi!
Tam dokuz yıl önce,
Sana son kez yakardığım o şiirimizi gibi çalmışlar bizi!
Hani yakarmıştım sana son kere ya...
"Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Yol'unmuş gibi değil sevgilim
Han’ınmış gibi sev.
Ortalarına alma beni ömrünün seyrine
İLK’inmiş gibi, SON’unmuş gibi sev sen beni bu sefer.
Ruhum bembeyaz tüllerle,
Yemyeşil kırlarda uçuşmanın hayalindeyken.
Bütün gidenler gibi değil sevgilim
Kalanmış gibi sev.
Bensiz yaşanmazmış gibi değil sevgilim
Benimle de güzel yaşanırmış gibi sev sen beni bu sefer.
Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Korkusuzca, yorulmadan sev." diye de...
Sen hariç herkes üzerine alınıp,
Üstüne nice ünlü şairlerin resmiyle,
Altına da adıyla, sanıyla ünlendirmişlerdi ünlüleri!
Sanki yazan adı, yaşayan san'ı ben değilmişim gibi!
Sen hariç...
Herkes alındı üzerine şu yürek kelamlarımı da imza ettiler!
Bir sen alınmadındı.
Oysa ne sen kaldı ortada ne de ben çoktandır!
Bir tek sana yazdığım,
Bu son şiirim kalmıştı uğruna ömrümü adadığım!
Gayri ondan da caydım!
Bir kere daha düşmeyeceğim hiçbir şiirimin peşine!
Bir kere daha gelmeyeceğim,
Kurumuş otlarla dolu artık benden başka da
Hiç kimsenin ziyaret etmediği şu yıkık viran şehrine.
Oysa...
Ne kadar da yorgun ömrüm!
Çatısını kurtarsam, tabanına kibrit çakılan ömrümden.
Sahi?
Ömrüme, ilk kibrit çöpünü, ilk kim yakmıştı?
Umutlarım mı yoksa hayallerim mi,
Yoksa her yeni günün sonunda batan o güneş mi!
Suçlu muydu misal ay?
Ya yıldızlar!
İntiharla ölünemeyeceğini çok gençken öğrendim ya hani.
Sahi hiç doğmamış olmayı seçmek gibi,
Bir hayal daha var mıydı acep!
Seçilmemi seçme hakkım olsaydı, hiç seçmezdim!
Yine olsa...
Yine...
"Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Yol'unmuş gibi değil sevgilim
Han’ınmış gibi sev.
Ortalarına alma beni ömrünün seyrine
İLK’inmiş gibi, SON’unmuş gibi sev sen beni bu sefer.
Ruhum bembeyaz tüllerle,
Yemyeşil kırlarda uçuşmanın hayalindeyken.
Bütün gidenler gibi değil sevgilim
Kalanmış gibi sev.
Bensiz yaşanmazmış gibi değil sevgilim
Benimle de güzel yaşanırmış gibi sev sen beni bu sefer.
Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Korkusuzca, yorulmadan sev." der miydim.
Sezen Aksu'nun şarkısı sözünde dediği gibi...
"Pişman değilim amma, göçtüm kederden" li
Ümit Besen'in şarkı sözünde dediği gibiydi de…
"Sana mutluluklar, sözüm kardeşçe!" değil gibiydi ya!
Neyse ya neyse.
Bir daha da kimse de artık beni…
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmesin hani!
Cemre.Y.
Yine bir derdim daha var,
Senin o beni hiç duymayan kulaklarına anlatacak!
Yine, yeniden bir şiirimizi daha çalmışlar sevgili,
Hani tam beş yıl önce benim kabemin yıkıldığı gün gibi!
Tam dokuz yıl önce,
Sana son kez yakardığım o şiirimizi gibi çalmışlar bizi!
Hani yakarmıştım sana son kere ya...
"Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Yol'unmuş gibi değil sevgilim
Han’ınmış gibi sev.
Ortalarına alma beni ömrünün seyrine
İLK’inmiş gibi, SON’unmuş gibi sev sen beni bu sefer.
Ruhum bembeyaz tüllerle,
Yemyeşil kırlarda uçuşmanın hayalindeyken.
Bütün gidenler gibi değil sevgilim
Kalanmış gibi sev.
Bensiz yaşanmazmış gibi değil sevgilim
Benimle de güzel yaşanırmış gibi sev sen beni bu sefer.
Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Korkusuzca, yorulmadan sev." diye de...
Sen hariç herkes üzerine alınıp,
Üstüne nice ünlü şairlerin resmiyle,
Altına da adıyla, sanıyla ünlendirmişlerdi ünlüleri!
Sanki yazan adı, yaşayan san'ı ben değilmişim gibi!
Sen hariç...
Herkes alındı üzerine şu yürek kelamlarımı da imza ettiler!
Bir sen alınmadındı.
Oysa ne sen kaldı ortada ne de ben çoktandır!
Bir tek sana yazdığım,
Bu son şiirim kalmıştı uğruna ömrümü adadığım!
Gayri ondan da caydım!
Bir kere daha düşmeyeceğim hiçbir şiirimin peşine!
Bir kere daha gelmeyeceğim,
Kurumuş otlarla dolu artık benden başka da
Hiç kimsenin ziyaret etmediği şu yıkık viran şehrine.
Oysa...
Ne kadar da yorgun ömrüm!
Çatısını kurtarsam, tabanına kibrit çakılan ömrümden.
Sahi?
Ömrüme, ilk kibrit çöpünü, ilk kim yakmıştı?
Umutlarım mı yoksa hayallerim mi,
Yoksa her yeni günün sonunda batan o güneş mi!
Suçlu muydu misal ay?
Ya yıldızlar!
İntiharla ölünemeyeceğini çok gençken öğrendim ya hani.
Sahi hiç doğmamış olmayı seçmek gibi,
Bir hayal daha var mıydı acep!
Seçilmemi seçme hakkım olsaydı, hiç seçmezdim!
Yine olsa...
Yine...
"Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Yol'unmuş gibi değil sevgilim
Han’ınmış gibi sev.
Ortalarına alma beni ömrünün seyrine
İLK’inmiş gibi, SON’unmuş gibi sev sen beni bu sefer.
Ruhum bembeyaz tüllerle,
Yemyeşil kırlarda uçuşmanın hayalindeyken.
Bütün gidenler gibi değil sevgilim
Kalanmış gibi sev.
Bensiz yaşanmazmış gibi değil sevgilim
Benimle de güzel yaşanırmış gibi sev sen beni bu sefer.
Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Korkusuzca, yorulmadan sev." der miydim.
Sezen Aksu'nun şarkısı sözünde dediği gibi...
"Pişman değilim amma, göçtüm kederden" li
Ümit Besen'in şarkı sözünde dediği gibiydi de…
"Sana mutluluklar, sözüm kardeşçe!" değil gibiydi ya!
Neyse ya neyse.
Bir daha da kimse de artık beni…
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmesin hani!
Cemre.Y.
Labels:
bu sefer,
etme,
gelme,
hayal,
karşı,
korku,
mezar,
mutlu,
ömrüm,
ömür,
sevgilim,
şehir,
şiir,
umut,
yeşil,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
7 Ekim 2018 Pazar
Yürek Mezarlığı
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
30 Nisan 2018 Pazartesi
Evdeki Yalnızlık
...Evdeki Yalnızlık...
Eş, dost, akrabalı kalabalık
Sevgi dolu ziyaretlerin
En buruk yanı ne biliyor musun?
Evinin kapısından girdiğin an
Yapayalnız bir boşluktasın...
Kalbin gümbür gümbür sevgi dolu
Ama sen uçurumdan düşer gibi yalnızsın...
Yapayalnızsın...
Cemre.Y.
Eş, dost, akrabalı kalabalık
Sevgi dolu ziyaretlerin
En buruk yanı ne biliyor musun?
Evinin kapısından girdiğin an
Yapayalnız bir boşluktasın...
Kalbin gümbür gümbür sevgi dolu
Ama sen uçurumdan düşer gibi yalnızsın...
Yapayalnızsın...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
25 Ocak 2018 Perşembe
Mezar
| …Mezar… O birkaç zaman bilemez İki kişilik bir mezarı son kez ziyaret ettiğini... Bildiğindeyse artık o mezardaki cesetlerin Çürümüş kemikleri bile kalmamış olacaktır. Bir zamanlar ona hediye edilmiş bir tutam Kızıl saç telidir ona ondan tek kalan! Gün gelir dilin lal, yüreğin kül olur, Sessizce toparlarsın hatıralarını çöpe atılmak üzere. Yarın kaldığın yerden başlayacakmışsın gibi öpersin yanaklarından. Birkaç zaman sonra kaldığın yerden başlayacakmışsın gibi "Hoşça kal" dersin giderken dudaklarında bir gülümsemeyle, Ardına dönüp uzaklaşırsın ondan. O birkaç zaman bilemez… İki kişilik bir mezarı son kez ziyaret ettiğini. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Aralık 2017 Pazar
Kısa Şiir
...Kısa Şiir...
Sana kısa bir şiir sevgili/m!
Bir gün okursun.
Ben seni sevmesine,
Fena bir seviyordum da
Sen artık uykunda bile,
Bizden!
B/aşka rüyalar görüyordun,
Üstelik gülümsüyordun.
Oysa biz aşkı yeni geçmiştik...
Artık oku/ma!"
Dedim diye...
Şimdi okudun madem!
Mademki artık teksin!
Ben seni "Biz!"ken çok fena bir...
Sev i yor dum!
Yoksa tek'lik ne ki!
Ben yüzyıldır kendimi,
Kendimle affedip,
Aynadaki bana
Gülümseyebiliyorum!
Artık...
"Gerek!" sizliğine üzgünüm elbette
Hani uzak bir akrabanın mezarını,
Son bayram ziyareti gibi!
Bitmiş dua/m/sın.
Etrafım, şefkat yüreklerle sarılıyken
Bence sen ruhunu tek başına da
Gömebilirsin.
Teksin!
Tek'tim!
Hatta yeterince iyi bir çocuk olabilirsen,
Sensiz, nasıl da ruhsuz kaldığımı da
Görebilirsin.
Ama görme!
Biz, bir kere daha
Öl'elim.
Cemre.Y.
Sana kısa bir şiir sevgili/m!
Bir gün okursun.
Ben seni sevmesine,
Fena bir seviyordum da
Sen artık uykunda bile,
Bizden!
B/aşka rüyalar görüyordun,
Üstelik gülümsüyordun.
Oysa biz aşkı yeni geçmiştik...
Artık oku/ma!"
Dedim diye...
Şimdi okudun madem!
Mademki artık teksin!
Ben seni "Biz!"ken çok fena bir...
Sev i yor dum!
Yoksa tek'lik ne ki!
Ben yüzyıldır kendimi,
Kendimle affedip,
Aynadaki bana
Gülümseyebiliyorum!
Artık...
"Gerek!" sizliğine üzgünüm elbette
Hani uzak bir akrabanın mezarını,
Son bayram ziyareti gibi!
Bitmiş dua/m/sın.
Etrafım, şefkat yüreklerle sarılıyken
Bence sen ruhunu tek başına da
Gömebilirsin.
Teksin!
Tek'tim!
Hatta yeterince iyi bir çocuk olabilirsen,
Sensiz, nasıl da ruhsuz kaldığımı da
Görebilirsin.
Ama görme!
Biz, bir kere daha
Öl'elim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ruhumuza El Fatiha

…Ruhumuza El Fatiha…
Çünkü biz çok bekledik o gelmeyenleri.
Geceler boyu uyumadık,
"Kirpiğimizi bile kırpmadık desek yeriydi!"
Hatta...
Hani olur ya!
Es kaza sokağımızdan geçerlerse,
Uyumuşuz sanmasınlar diye de
Bütün ışıkları yanık bıraktık sabahlara!
Öylece, o zilin çalmasını,
Umduk...
Bekledik...
Gelmediler.
Sokağımıza bile uğramadılar hatta!
Çünkü onların, o sıralar…
Gidecekleri sokaklar,
Girecekleri evler,
Sarılacakları kadınlar biz değildik!
Yasak...değil...dik!
Biz hep ama hep...
Birer kere daha!
Ölüp ölüp ona, yine dirildik,
Yalnızlığımızın çok ıssız,
O bütün gecelerin sabahlarında.
Artık kapıların hepsi birden,
Yüzlerine kapandığında,
Bize yeniden dönmelere çabalasalar da,
Ne fayda!
Hatırlatır zaman!
Ötesi birer mezar ziyaretini geçemez değil mi?
E hadi madem!
"Ol!
İkra!"
Nasılsa ilk öldüren sen değildin ki.
Ruhumuza el-fatiha!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
21 Ekim 2017 Cumartesi
O Öldü
...O Öldü…
Kağıt ve kalem olmasa,
Ya da bir bembeyaz sayfa!
Hele uçları parmaklarımın bir klavyenin ucunda,
Sanırım şu an ben…
Bir akıl hastanesinin ziyaretçi kapısındaydım!
Rahmetli anacığımın onca çocuk yaşımızda,
Neden bizi arada, ille de oraya götürdüğünü,
Hiç mi hiç hala anlamasam da!
Sanırım ben o kapının girişinde
Oncacık halimle,
Benden bir dal sigara dilenen olurdum o kesin!
Sonrasında, elimizdeki oyuncaklara,
Hatta her oraya her gelene,
Her saçlarını okşayana "Aanne!" diyen
Onca çocuğun!
Kimsesizler yurdunun
Tam ortasına götürüp durmasaydı.
Bunca yıllarımca hala tam sırrıyla çözemeden
Sırını çözemesem de o benden giderken
Her sarıldığım omuzu,
Bana da "Ana!" sanırdım,
Sırası sevdaysa!
Yutkunmaz dilenirdim o kesin sevgili ağabeyim!
Bizlere...onca susarak öğretilerini,
O andan tam 30 yıl sonra,
Algılamalar utancı içindeyim.
Olsaydı şimdi yine!
"Annnee!" diyerek
Koşardım yatağının başucuna yine!
Yine ben hatırlamıyorum kaç kere öptüğümü
Ayaklarının parmak uçlarının ama öperdim işte.
Son burnumdaki sızısı…
O, parmakların ölüm kokusu olamasın diye!
Yani anam aslında bizi değil de
Yıllar boyunca…
Meğer bizimle beraber,
Geleceksizliğe hasretsiz en olabileceği,
Kendini götürüyormuş aslında oralara...
Sonra da bize yine kıyamayıp!
Bir çay demliyormuş!
Bakırköy deki o çamlıkta!
Evimize dönüyor muşuz sonra,
Babamızın kahvehaneden,
En son çıkacağı insan olmasına rağmen!
Meğer!
Bazı anaların hakikaten…
Saçları süpürge oluyormuş yollarımıza!
Bir gün Silivri Anadolu Hastanesinde,
Artık olmayan saçlarını hala var sansın diye usul usul
Yavrumun bebe fırçasıyla taramakta olduğum an
Onun gözlerinde ben gördüm!
"Ne kadar da uzun taradın be yavrum saçlarımı!
O kadar kaldı mıydı ki!" dediğinde.
"Annaaammm!
Saçların ah o sana hayran olduğum saçların
Hem emdiğim memelerini örtüyor,
Hem de en avret yerlerini, korkma sen!
Merak etme!
Yok olduğunda saçların tamamen,
Kazıtacağım ben de!" dediğim an...
Bir an...gözleri öyle ışıldadı ki...
Yaşayacak sandım bana birkaç yıl daha!
Oysa ölümüne daha 17 gün daha 9 saat vardı!
Demedim.
O öldü!
Cemre.Y.
Kağıt ve kalem olmasa,
Ya da bir bembeyaz sayfa!
Hele uçları parmaklarımın bir klavyenin ucunda,
Sanırım şu an ben…
Bir akıl hastanesinin ziyaretçi kapısındaydım!
Rahmetli anacığımın onca çocuk yaşımızda,
Neden bizi arada, ille de oraya götürdüğünü,
Hiç mi hiç hala anlamasam da!
Sanırım ben o kapının girişinde
Oncacık halimle,
Benden bir dal sigara dilenen olurdum o kesin!
Sonrasında, elimizdeki oyuncaklara,
Hatta her oraya her gelene,
Her saçlarını okşayana "Aanne!" diyen
Onca çocuğun!
Kimsesizler yurdunun
Tam ortasına götürüp durmasaydı.
Bunca yıllarımca hala tam sırrıyla çözemeden
Sırını çözemesem de o benden giderken
Her sarıldığım omuzu,
Bana da "Ana!" sanırdım,
Sırası sevdaysa!
Yutkunmaz dilenirdim o kesin sevgili ağabeyim!
Bizlere...onca susarak öğretilerini,
O andan tam 30 yıl sonra,
Algılamalar utancı içindeyim.
Olsaydı şimdi yine!
"Annnee!" diyerek
Koşardım yatağının başucuna yine!
Yine ben hatırlamıyorum kaç kere öptüğümü
Ayaklarının parmak uçlarının ama öperdim işte.
Son burnumdaki sızısı…
O, parmakların ölüm kokusu olamasın diye!
Yani anam aslında bizi değil de
Yıllar boyunca…
Meğer bizimle beraber,
Geleceksizliğe hasretsiz en olabileceği,
Kendini götürüyormuş aslında oralara...
Sonra da bize yine kıyamayıp!
Bir çay demliyormuş!
Bakırköy deki o çamlıkta!
Evimize dönüyor muşuz sonra,
Babamızın kahvehaneden,
En son çıkacağı insan olmasına rağmen!
Meğer!
Bazı anaların hakikaten…
Saçları süpürge oluyormuş yollarımıza!
Bir gün Silivri Anadolu Hastanesinde,
Artık olmayan saçlarını hala var sansın diye usul usul
Yavrumun bebe fırçasıyla taramakta olduğum an
Onun gözlerinde ben gördüm!
"Ne kadar da uzun taradın be yavrum saçlarımı!
O kadar kaldı mıydı ki!" dediğinde.
"Annaaammm!
Saçların ah o sana hayran olduğum saçların
Hem emdiğim memelerini örtüyor,
Hem de en avret yerlerini, korkma sen!
Merak etme!
Yok olduğunda saçların tamamen,
Kazıtacağım ben de!" dediğim an...
Bir an...gözleri öyle ışıldadı ki...
Yaşayacak sandım bana birkaç yıl daha!
Oysa ölümüne daha 17 gün daha 9 saat vardı!
Demedim.
O öldü!
Cemre.Y.
Labels:
anam,
baba,
beyaz,
çocuk,
etme,
gelecek,
hasta,
kalem,
kimsesiz,
koku,
merak,
sanırım,
sayfa,
yama,
yavru,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
31 Mayıs 2017 Çarşamba
Cinayet Mahali
…Cinayet Mahali…
Faillerini tanıyordum bütün maktuliyetlerimin,
Her biri...
Yeniden doğuşum ilan edilmezden önce,
Gelip gelip duruyorlardı cinayet mahallerine!
Kimi, babamdan vuruyordu en akrabasından,
Kimi yalanlar savuruyordu en arkadaşlığından.
Kimi, güvenilmişliğin,
En zehirli okunu saplıyordu sırtıma en dostluğundan.
Kimi, sevilmişliğin böylesini hiç görmemişti,
Vuruverdi aniden,
Bencileyin gibi hiç sevilmeyecekliğini!
Ona ilk ardımı döndüğüm, o ilk anımdan!
Çoklarıma göre de,
Kasabın vitrininde kıçımda karanfil saplı değil diye,
O erişilemeyen et gibi murdardım.
Saplaya saplaya bitiremediler iftiralarını.
Fitnatlarını,
Şerre zarar biatlarını!
Ama en çok ben,
Ne vakitler öldüm biliyor musunuz?
"O, yapmaz, o beni çok iyi bilir!" dediklerimin,
Fark etmediğimi sandıkları anlarda,
Arkamdan kazdıkları o kuyulara,
Beni kurnazca gülümseyerek ,
Tek elleri böğürlerinde,
Öylece insafsız, ittiklerini gördüğümde!
En çok o zamanlarım öldüm ben.
Konuşsam kıyamet, sussam cennet uzak…
Öylece öldüm.
Ben...
En çok o zamanlar öldüm.
Hiç farketmiyordu oysa sıfatları!
Eş, dost, akraba, arkadaş, yar, yaren!
Bugün...
Ben...
Bir kere daha öldüm ben.
Size mutlu yıllar!
Benim kalmadı artık,
Bunca şefkatime, sevgime, empatime rağmen!
Beni maktüle döndürmüş olanıma bile,
Affedip duran o bana rağmen,
O, ölüp ölüp, yeniden doğuşlarıma gücüm.
Ne sanıyordunuz?
Size...
Bana, bunca yaptıklarınıza,
Hiç yapmadıklarınıza rağmen!
Nasıl olup da, hep…
Hala gülümsedim size...
Sizce?
Kör müydüm, umursamaz mı,
Yoksa duyar sız mı?
Çoktan kaybetmiştim oysa,
O, peygamber sabrımı!
Yoksa o son, "A, salak!" mıydım size göre?
Sizin gibi hiç olamadım ki ben.
Artık genç değilim be güzelim.
Başka hayatı hayal edecek güç yoktu bende.
Beni her öldürüşlü seferinizde,
Gülümseyebilirdim size en çok!
Kimi sitemimden,
Kimi umudumdan,
Gülümserdim en çok...
Hala hayatta oluşuma küfreder gibi.
Siz hiç görmezdiniz!
Her maktüliyetimde...
Hepinize, her yeni güne,
Yeniden son bir umut doğdum küllerimden de.
Siz hiç bilmezdiniz!
Buyurunuz size en gizemli hallerimden, en deşifrem!
Hep ama hep, o beni ilk öldürenime,
İlk o var oluş an'ıma küstüm!
Babaya değil!
Ya da rahmetli anama hiç değil!
Olmaz olasıca, o başarılı savaşımlı,
O ilk...an'ıma küstüm!
Biliyordum en büyük cevabı hayata oysa!
Bilerek gelmiştim değil mi bu dünyaya!
Öylece kodlanmıştım.
Mademki bu dünyadaysam ben,
Kazanmışsam ilk zaferimi.
Nefes alıyorsam,
Bu hayatta en büyük başarım,
Bu hayatta olmaktı.
Hem de hala!
Şimdilerde hafızam epeyce çelişiyor ya!
Hepsini unutsan ki...
"Hepsini yaşadın lan!
Durduk yere Alzheimer olacaksın!" ı
Unutmadan kalsan...
Yine başa döneceksin.
Yine biri daha senin
Ölünün son ziyaretini,
Saklayıp, saklayıp duracak yürek mezarında.
Yine…
Yapma!
Kendine!
Şiir bu bu ya…
Buraya kadar okuduysan baştan oku!
Da...
Şükretmeliydim yaradana!
Ki bence yaradan, yar edip,
Ötesini terk ediyordu çoktan.
Dedirtmediler bir türlü zira!
Fark yok hala, yine güven kırığı her yer,
Yine ecel.
Ölelim madem.
Zaten…
Yine küllerinden yeniden,
Dirilmek isteyen kim artık!
Kime?
Niçin?
Neye?
Neyse...
Ama en çok ben,
Ne vakitler öldüm biliyor musunuz?
"O, yapmaz,
O, beni iyi bilir!" dediklerimin,
Fark etmediğimi sandıkları anlarda,
Arkamdan kazdıkları o kuyulara,
Beni kurnazca gülümseyerek ittiklerini gördüğümde!
Ben...
En çok o zamanlar öldüm.
Yoruldum bence ben epeyce...
Siz yine de bilmeyin de...
Faillerini tanıyordum bütün maktüliyetlerimin,
Her biri...
Yeniden doğuşum ilan edilmezden önce,
Gelip gelip duruyorlardı cinayet mahallerine!
Siz yine de, benim gibi hiç ölmeyin ama
Yeterince ölemezsiniz zira da!
Bilin bence...
Yorgunum ben birkaç ömürce...
Size iyi seneler!
E gülümseyin!
E daha çok gülümseyin lütfen!
Ama lütfen!
Benim yılımın son günününe ramak kala lütfen ama!
Hiçbir kalbi kırmamışsınız,
Hiçbir gönülü öldürmemişsiniz gibi
Gülümseyin reca edicem!
Bak!
Çekiyorum...
Durduk yere acınızı başkalarının ömrüne
Hiç var saymamışsınız gibi,
"Daha bu ne ki!" dememişsiniz gibi gülümseyin.
Bilmiyorsunuz ki ben...
Kırk iki yaşımın,
Kırk yılını anamı affederek geçtim.
Ahh be anacığım!
Az mı okudum senin köy mektuplarını...
Ama izin ver bir, be...
Bir, hatırlayamayayım!
"Evvela böyüklerim ellerinden,
Göççüüklerim gözlerinden,
Selamlı kelam ile öperim,
Hatçem.....................vs.vs.vs.
Ama bunu bile anlamazdı o zamanki it salyalı,
Ağa sülüklü köpekler!
Kocasının anama o ilk mektubunu,
Ağa kızını hiç ederek aleni okumuşlar...
Bence asıl orada bittin.
Size hala iyi seneler!
Neredeyse aşk'ı evlat olacaktım ben!
Zaruri istikamet olmuş kaderim.
Ne yaptım ne yapmadımsa düzeltemedim.
Oysa yosun gözlümün bari hikayesini değiştirmekti niyetim.
Her biri...
Yeniden doğuşum ilan edilmezden önce,
Gelip gelip duruyorlardı cinayet mahallerine!
Kimi, babamdan vuruyordu en akrabasından,
Kimi yalanlar savuruyordu en arkadaşlığından.
Kimi, güvenilmişliğin,
En zehirli okunu saplıyordu sırtıma en dostluğundan.
Kimi, sevilmişliğin böylesini hiç görmemişti,
Vuruverdi aniden,
Bencileyin gibi hiç sevilmeyecekliğini!
Ona ilk ardımı döndüğüm, o ilk anımdan!
Çoklarıma göre de,
Kasabın vitrininde kıçımda karanfil saplı değil diye,
O erişilemeyen et gibi murdardım.
Saplaya saplaya bitiremediler iftiralarını.
Fitnatlarını,
Şerre zarar biatlarını!
Ama en çok ben,
Ne vakitler öldüm biliyor musunuz?
"O, yapmaz, o beni çok iyi bilir!" dediklerimin,
Fark etmediğimi sandıkları anlarda,
Arkamdan kazdıkları o kuyulara,
Beni kurnazca gülümseyerek ,
Tek elleri böğürlerinde,
Öylece insafsız, ittiklerini gördüğümde!
En çok o zamanlarım öldüm ben.
Konuşsam kıyamet, sussam cennet uzak…
Öylece öldüm.
Ben...
En çok o zamanlar öldüm.
Hiç farketmiyordu oysa sıfatları!
Eş, dost, akraba, arkadaş, yar, yaren!
Bugün...
Ben...
Bir kere daha öldüm ben.
Size mutlu yıllar!
Benim kalmadı artık,
Bunca şefkatime, sevgime, empatime rağmen!
Beni maktüle döndürmüş olanıma bile,
Affedip duran o bana rağmen,
O, ölüp ölüp, yeniden doğuşlarıma gücüm.
Ne sanıyordunuz?
Size...
Bana, bunca yaptıklarınıza,
Hiç yapmadıklarınıza rağmen!
Nasıl olup da, hep…
Hala gülümsedim size...
Sizce?
Kör müydüm, umursamaz mı,
Yoksa duyar sız mı?
Çoktan kaybetmiştim oysa,
O, peygamber sabrımı!
Yoksa o son, "A, salak!" mıydım size göre?
Sizin gibi hiç olamadım ki ben.
Artık genç değilim be güzelim.
Başka hayatı hayal edecek güç yoktu bende.
Beni her öldürüşlü seferinizde,
Gülümseyebilirdim size en çok!
Kimi sitemimden,
Kimi umudumdan,
Gülümserdim en çok...
Hala hayatta oluşuma küfreder gibi.
Siz hiç görmezdiniz!
Her maktüliyetimde...
Hepinize, her yeni güne,
Yeniden son bir umut doğdum küllerimden de.
Siz hiç bilmezdiniz!
Buyurunuz size en gizemli hallerimden, en deşifrem!
Hep ama hep, o beni ilk öldürenime,
İlk o var oluş an'ıma küstüm!
Babaya değil!
Ya da rahmetli anama hiç değil!
Olmaz olasıca, o başarılı savaşımlı,
O ilk...an'ıma küstüm!
Biliyordum en büyük cevabı hayata oysa!
Bilerek gelmiştim değil mi bu dünyaya!
Öylece kodlanmıştım.
Mademki bu dünyadaysam ben,
Kazanmışsam ilk zaferimi.
Nefes alıyorsam,
Bu hayatta en büyük başarım,
Bu hayatta olmaktı.
Hem de hala!
Şimdilerde hafızam epeyce çelişiyor ya!
Hepsini unutsan ki...
"Hepsini yaşadın lan!
Durduk yere Alzheimer olacaksın!" ı
Unutmadan kalsan...
Yine başa döneceksin.
Yine biri daha senin
Ölünün son ziyaretini,
Saklayıp, saklayıp duracak yürek mezarında.
Yine…
Yapma!
Kendine!
Şiir bu bu ya…
Buraya kadar okuduysan baştan oku!
Da...
Şükretmeliydim yaradana!
Ki bence yaradan, yar edip,
Ötesini terk ediyordu çoktan.
Dedirtmediler bir türlü zira!
Fark yok hala, yine güven kırığı her yer,
Yine ecel.
Ölelim madem.
Zaten…
Yine küllerinden yeniden,
Dirilmek isteyen kim artık!
Kime?
Niçin?
Neye?
Neyse...
Ama en çok ben,
Ne vakitler öldüm biliyor musunuz?
"O, yapmaz,
O, beni iyi bilir!" dediklerimin,
Fark etmediğimi sandıkları anlarda,
Arkamdan kazdıkları o kuyulara,
Beni kurnazca gülümseyerek ittiklerini gördüğümde!
Ben...
En çok o zamanlar öldüm.
Yoruldum bence ben epeyce...
Siz yine de bilmeyin de...
Faillerini tanıyordum bütün maktüliyetlerimin,
Her biri...
Yeniden doğuşum ilan edilmezden önce,
Gelip gelip duruyorlardı cinayet mahallerine!
Siz yine de, benim gibi hiç ölmeyin ama
Yeterince ölemezsiniz zira da!
Bilin bence...
Yorgunum ben birkaç ömürce...
Size iyi seneler!
E gülümseyin!
E daha çok gülümseyin lütfen!
Ama lütfen!
Benim yılımın son günününe ramak kala lütfen ama!
Hiçbir kalbi kırmamışsınız,
Hiçbir gönülü öldürmemişsiniz gibi
Gülümseyin reca edicem!
Bak!
Çekiyorum...
Durduk yere acınızı başkalarının ömrüne
Hiç var saymamışsınız gibi,
"Daha bu ne ki!" dememişsiniz gibi gülümseyin.
Bilmiyorsunuz ki ben...
Kırk iki yaşımın,
Kırk yılını anamı affederek geçtim.
Ahh be anacığım!
Az mı okudum senin köy mektuplarını...
Ama izin ver bir, be...
Bir, hatırlayamayayım!
"Evvela böyüklerim ellerinden,
Göççüüklerim gözlerinden,
Selamlı kelam ile öperim,
Hatçem.....................vs.vs.vs.
Ama bunu bile anlamazdı o zamanki it salyalı,
Ağa sülüklü köpekler!
Kocasının anama o ilk mektubunu,
Ağa kızını hiç ederek aleni okumuşlar...
Bence asıl orada bittin.
Size hala iyi seneler!
Neredeyse aşk'ı evlat olacaktım ben!
Zaruri istikamet olmuş kaderim.
Ne yaptım ne yapmadımsa düzeltemedim.
Oysa yosun gözlümün bari hikayesini değiştirmekti niyetim.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
anam,
arkadaş,
düğüm,
etme,
hikaye,
kader,
lütfen,
misk-i amber,
mutlu,
neyse,
selam,
yalan,
yama,
yaren,
yeter,
zehir,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
16 Mayıs 2017 Salı
Hepimiz Aynı Mezardayız Sevgilim
...Hepimiz Aynı Mezardayız Sevgilim...
Ellerimi tuttuğunda,
Hatta sokaklarda benle el ele dolaştığında,
Yağmur yağarken
Aynı şemsiye altında
Belime sarıldığında,
Ansızın dönüp dönüp çocuksu bir sevinçle,
Benim gözlerimin içine baktığında,
Bana sımsıkı sarıldığında,
Saçlarımı uzun uzun kokladığında,
Beni tutkuyla öptüğünde,
Benimle çılgınlar gibi seviştiğinde,
Uykunda bile benim adımı söyleyip,
Omuzlarımı öptüğünde,
Bunun aşk olduğunu sanmak gibi
Kendime bile küs kalacak büyük bir hata yaptım.
Aramızda yaşayan bir ölü varmış
Hissedemedim de sen…
İçinde yok edemediğin biri varken
Bütün bunları hangi ruhunla yaptın?
Şimdi beni de gömüyorsun ya
Geçmişinin aynı mezarına
Biliyorsun değil mi?
Artık hiçbir şey…
Eskisi gibi olmayacak!
Geçmişindeki o kızıl mezarı,
Her ziyaret ettiğinde…
Toprağına her gözyaşı taneni akıttığında
Başucuna anılarını astığında mezar taşının
Önce bana dokunacak yaş tanelerin
Önce bana dokunacak ellerin
Önce bana dokunacak şiirlerin
Zira hayatının en büyük hatasını yaptın
Hepimiz aynı mezardayız sevgilim!
Hatta sokaklarda benle el ele dolaştığında,
Yağmur yağarken
Aynı şemsiye altında
Belime sarıldığında,
Ansızın dönüp dönüp çocuksu bir sevinçle,
Benim gözlerimin içine baktığında,
Bana sımsıkı sarıldığında,
Saçlarımı uzun uzun kokladığında,
Beni tutkuyla öptüğünde,
Benimle çılgınlar gibi seviştiğinde,
Uykunda bile benim adımı söyleyip,
Omuzlarımı öptüğünde,
Bunun aşk olduğunu sanmak gibi
Kendime bile küs kalacak büyük bir hata yaptım.
Aramızda yaşayan bir ölü varmış
Hissedemedim de sen…
İçinde yok edemediğin biri varken
Bütün bunları hangi ruhunla yaptın?
Şimdi beni de gömüyorsun ya
Geçmişinin aynı mezarına
Biliyorsun değil mi?
Artık hiçbir şey…
Eskisi gibi olmayacak!
Geçmişindeki o kızıl mezarı,
Her ziyaret ettiğinde…
Toprağına her gözyaşı taneni akıttığında
Başucuna anılarını astığında mezar taşının
Önce bana dokunacak yaş tanelerin
Önce bana dokunacak ellerin
Önce bana dokunacak şiirlerin
Zira hayatının en büyük hatasını yaptın
Hepimiz aynı mezardayız sevgilim!
Cemre.Y.
Labels:
anne,
aşk,
çocuk,
geçmiş,
gözyaşı,
hata,
kızıl,
mezar,
ruhum,
sevgilim,
sokak,
tutku,
yağmur,
yaşa,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...









