yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2026 Pazar

Güzel Gülümsemeler

...Güzel Gülümsemeler...
Bazı karşılaşmaların sımsıkı sarılışları vardır.
Sanki hep tanışıyormuşsunuz gibi hiç yabancılık çekmezsiniz.
Mutluluğu gözlerinden tanırım ben.
Yakınından da yakın hissettirir bazı insanlar.
Güzel gülümsemelerle sıcacık ısıtır yürekleri.
Özlemişiz böyle hisleri, hem de çok özlemişiz.
Cemre.Y.

4 Nisan 2025 Cuma

Uyan!

...Uyan!...
Hani onu özlemeyi bile unuttuğun yılların ardından,
Öylesi bir pişmanlıkla rüyana akar ya biri!
Sanki gidişine kılıf uydurmak için, almış kucağına bir erkek çocuk,
Bir ona, bir sana sarılır ya sımsıkı!
O sarılmadaki yabancıl hissi sana anlatamam.
Ruhun bilir, tanır ezelindeki o kokuyu lakin,
Sanki sen aynı sen değilsin de o hep,
Aynı aldatışındaki anında kalmış gibi!
Şöyle bir acıma gelir de yoklarsın yüreğini,
Hani sevdayı geçtim de ufacık bir şefkat bari kalmış mı diye?
Bırakmamış!
Kim bilir kaç kere kırdığı, dağıttığı,
İhanet camlarıyla kanattığı yüreğinde tek bir his olsun bırakmamış.
"Uyan!" dersin rüyandaki kendine, "Kaç kurtul bu andan."
Öyle ya...
Pişmanlıksa bu onun pişmanlığı!
Seni kendini düşündürtmesine izin verme biliyorsun ki değmez.
Bu sabahlık sade kahveyi es geç,
Bir fincan çay koy kendine,
Sabah sabah şöyle en güzelinden bir meyhane pilavı demle!
Ne rüya kalsın, ne de kabus!
"Uyan Cemre'm uyan,
Sana ne, senden sonra,
Kim, hangi pişmanlığının denizindeyse!
Aç bir müzik, salın kendi kendine!,
Artık bu hayat senin kime ne?"
Cemre.Y.

3 Ekim 2020 Cumartesi

Gülümsüyorum İşte

...Gülümsüyorum İşte...
Sana...
Şöyle denize sıfır!
Kenarında iki küçük kayığın bağlı olduğu,
Hani olur da boğulmaktan korkarsın diye de,
Az ötesinde küçük bir adacığın olduğu,
Yabancısı olmadığım bir toprağın,
Ciğerlerine kök salmış,
Lila rengi bengonvillerin çiçeklerinden birinin,
Öz içinden yazıyorum sevdiğim!
Artık merak etme beni!
Nicedir, niceyim diye.
Küçük bir operasyonla,
O koskocaman kalbimi öldürdüm işte!
Gayrı bundan sonra kıyamet mi kopar,
Nuh tufanı yeniden mi doğar,
Yoksa dünya mı soğur yeniden,
Umurumda bile değil.
Bak...
Ben, hala, bu hayata, inadına,
Gülümsüyorum işte!
Buz rengi goncalar açıyor gamzelerimde.
Cemre.Y.

23 Şubat 2020 Pazar

Sahi Biz

...Sahi Biz...
En son...
Ne vakit geçmiştik,
Anason kokulu akşamlardan,
En son...
Ne zaman,
İkinci kadehte, aynı şarkıya gülümsemiştik!
Hangi ara kahkahalarla gülerken,
El ele tutuşup sarsıla sarsıla ağlamıştık.
En son...
Ne vakit!
Gelmeyenlerin anasını, avradını, dümdüz sevmiştik.
Sahi biz en son...
Ne zaman,
Birbirimize kalıp, bizden gayrısına rest çekmiştik!
Hangi ara, birbirimize cancağız iken,
Hangi zaman,
Bu kadar yakınken birbirimizden uzaklaşmıştık.
Sahi biz ne ara...
Birbirimize bu kadar başkalaşmıştık.
Ne zaman bu kadar çok yabancılaşmıştık?
Cemre.Y.

31 Ekim 2019 Perşembe

Kumdan Kale

...Kumdan Kale...
Çocukluğumun kumdan kalelerine uğradım bugün!
Hani ne vakit,
En güzel kumdan kalemi yapsam perisiyle padişahıyla,
Koca bir tsunami gibi dağıtırdı ya,
Kocaman adamların vicdansız ayakları!
Adımın üstüne bastılar dünden beri üstüne basa basa...
Bu sefer acımadı tenimin nuru!
Adımı ad koyanın,
Kulağıma ezanla seslendiği adımı duydum kaç kere!
Hala şu an ölsem ve Münker ile Nekir gelip seslense dahi!
Üzerime alınmayacak kadar yabancıyım ilk adıma lakin...
Adımın biyolojik babasını affettiğimden beridir hissizim.
Artık acıtmıyor yaralarımın kabuksuz hisleri.
Hani bir zamanlar demiştim ya...
"Hislerimi kaybettim, hükümsüzdür!" diye...
Acımıyor, üşümüyor, sevmiyor, sevilmiyor,
Artık hiçbir yaram hiçbir duygu yansıtmıyor.
Ha çocukluğumun kumdan kalelerine gelirsek!
Artık değil ki nerede bir kum görsem değil ki kale vs.
Artık tek bir kalp bile çizmiyorum buğulu camlara!
Hoşça kal sevgili yaşanmışlıklarım, hoşça kalın sevgili yaralarım.
Gayrı kimse acıtamayacak canımın ciğerinin taa içini!
Cemre.Y.

2 Eylül 2019 Pazartesi

Boşuna Eylül'ü Suçlamayın Ey Kendilerini Şair İlan Edenler

…Boşuna Eylül'ü Suçlamayın Ey Kendilerini Şair İlan Edenler...
Eskiden…
"Mutluluk nedir deseler;
Şubat'ta kurulmuş Temmuz hayali." derdim,
"Mart'ta bittiğini görmeseydim." i de ekleyerek.
Şimdilerde sabahları yüzümü yıkadıktan sonra,
Baktığım aynada değişmeyen tek şey de bu sanırım.
Her sabah inadına gülümseyerek,
Kendime,
"Günaydın." dediğim gözlerimin feri,
Gittikçe yabancılaşmaya başlamış,
Kenarlarındaki kaz ayaklarına yenileri eklenmiş.
Kaşımın kenarındaki inatçı,
Asi ve her daim arsız olan o tek kıl beyazlamış.
Dudaklarım incelmiş geçen yıllarda,
Göbek ve basen üst limitim gittikçe artarken.
Yüzüme güneş lekeleri konmuş misal,
Kılcal damarlarım yer yer sırıtmış.
Şimdi sana inanılmaz gelecek ama boyum da bir hayli kısalmış.
Durduk yere Eylül'e suç buluyorlar sonbaharın başı diye lakin…
Ağustos'tu öncesi göremedim bunca yıl hiçbir hayrını!
Hiç durmadan birileri ölüyor bir yerlerde uzak ya da yakın.
Daha kaç "Günaydın!"ım var bilmiyorum,
Ya da kendi kendime sarılarak uyuyacağım,
Kaç "İyi geceler!" im lakin…
Nadide Hayat filmindeki Nadide gibi,
"Bu gemiden mutsuz inmek istemiyorum ben!"
Kafa kağıdımda yaş almamla ilgili bir derdim yok benim.
Ya da arada bir kendi yaşımdan çok ihtiyar hissetmemle!
Benim derdim yaşamışlığımın onca günün hiçbirinde
"Oh be!" diyememiş olmak belki.
Hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler yarım,
Hep bir şeyler, geç kalmış gibi.
Boşuna Eylül'e suç bulmayın ey kendilerini şair ilan edenler!
O sadece zemheri sonrası ilkbahara soyunuyor yapraklarını.
Cemre.Y.

26 Ocak 2019 Cumartesi

Karşılaştığımızda

...Karşılaştığımızda...
Mutluluğu, nerede görsem tanırım!
O kadar çok hayalimdi ki.
Karşılaştığımızda, hiç yabancılık çekmeyiz merak etme!
Gözleri gözlerimin ışığında yansıdığı anda...
Daha da şiir yazmam gayrı, siz hiç mutlu şiir, gördünüz mü?
Cemre.Y.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Gülümse Kendine

...Gülümse Kendine...
Bazen şu sanal alemi,
Gelecekteki huzur evimdeki odam gibi hissediyorum!
Çok sıkılınca,
Odamdan dışarı kafamı uzatıp bakıyorum ve bir sürü yabancı,
Acılı, acısı kendinden gizli, gülen yüzleri soluk,
Profil resimleri kendilerine bile,
Yabancı sanal gülümseyişli onca insanlar!
Benim gibi,
Sadece birkaçı filtresiz çekiyor fotoğrafları!
Kaşının duruşunu,
Gözlerinin altındaki morlukları umursamadan,
Umutlu bir gülümseme tutuşturuyorlar gözleriyle dudaklarına,
Yani o an, ne kadarsa, o kadarlar.
Gerçeğimizi bulabilenler buralardan,
Bizlerden hemen kaçıyorlar!
Zira cesaretimizle,
Öz güven' imiz el ele verip korkutuyorlar onları.
Tıpkı bütün gerçek sandıklarımız gibi!
Ama neyse ki yarın en sevdiğim gün.
Sahi bugün günlerden neydi?
Ne fark eder ki,
Pazartesi, Salı, Çarşamba,
Perşembe, Cuma, Cumartesi'yle Pazar'ı
Ki bana sorsalardı,
O günlerin adını da öyle koymazdım hani!
Neyse ki,
Şu anda nefesini şöyle burnundan derince çekip,
Birkaç saniye içinde tutup sonra öylece koyuverebiliyorsan!
Sigaraydı bilmem neydi,
Şekerdi yok tansiyondu düşünmene gerek yok!
Gece yatarken yanında,
Yatağında biri olsa da olmasa da kendine sarıl bir hele.
Kendine geleceksiz,
Sadece bu geceyi güzel atlatacak güzel bir rüya dile.
Velev ki bütün gece,
Kabuslar görüp döndün durdun yatağında,
Ya da ne bileyim...
Yemyeşil kırlarda dolaşırken uyandın da sabahın karanlık çıktı!
Umursamaları kısa tut!
Misal her durumda uyandın nihayetinde ve ne yazık ki,
Kalbin atmaktan vazgeçene kadar da yaşamak zorundasın!
O halde...
Ya bütün günü ağlayıp, sızlayıp,
Feveran ederek yaşa,
Ya da uyanır uyanmaz,
Sade bir Türk Kahvesi yap kendine,
Giyinirken yeni umutlar dile.
Arada tıkanık öksürük nöbetleri olur takma,
Hem dün akşam da az içseydin sigarayı!
Öyle ya sıcacık yatağından çıktın,
Buz gibi salonunla,
Mutfağın arasında mekik dokumaktasın.
Üstelik mim gibi aklındadır o durum!
Şayet kahve makinen yok da,
O cezvenin gözünün içine bakıyorsan,
Ne vakit gözünü çevirsen,
O zaman köpürüp taşacaktır o!
Yanisi şu, artık uyandıysan yeni günün sabahına!
Akşamın zehirli zemheri çığlığı olsa da,
Gecen kabuslu canavarlarla dolsa da,
Sade Türk kahven,
Kısık ateşte ve cezvede,
Şimdi pişiyor ve de taşmaması gerek.
Sonuna kadar okuduysan,
Günün saatinin önemi de yok zaten!
Hiç kimseye,
Bir yorum da bulunmana dahi mahal yok.
Lavaboya git misal,
Her neredeysen şu anda mühim değil.
Oradaki aynaya bak bir,
Umursama aynı fotoğrafını biri görürse diye.
Bir bak!
Yüzüne, saçlarına, gözlerine,
Dudaklarının duruşuna iyice bir bak!
Beğendin...
Ya da beğenmedin oradaki silüeti ne mühim!
Gözlerinin öbeğine öbeğine,
İçinin içine bak iyice.
Saçının rengi, kaz ayakların,
Gıdın, gadan, kilogramın, kırışıklarına değil ha!
Gözlerinin öbeğine öbeğine, içinin içine bak iyice.
İşte onlar hayata umutla,
Işıltılı bakana kadar,
Kendi yansımana gülümse kendine, bir dene!
Cemre.Y.

23 Haziran 2018 Cumartesi

Cancağızım

…Cancağızım...
Herkesin bildiğinin aksine,
Benimsediği adı kafa kağıdında yer almamasına rağmen!
Yaşı da doğru yer almıyordu ki!
Bir tek doğduğu ay doğruydu,
Resmi kurumlarca benimsenen makamlarca!
Kadın tam 39 yıl önce çözmüştü aslında ruhunun kimyasını...
Hatırlamıştı daha portakal ağacında vitamin bile değilken
Tanrı ve melekleriyle yaptığı o son yakarışlı yalvarışlarını.
Tam tamına 45 yıl önce...
Ya da kalubela'da ona biçilen kader ona dikte edilmeden önce,
Alnına o görünmez mühürler,
Kader diye yazılmazdan önce itiraz etmişti halbuki
"Ama bu ben değilim,
Yapıştırmayın bana,
Bu kader dediğiniz sümük gibi saydam, o yapışkan o şeyi!
Lütfen!
N'olur...
Başka bir kurban bulun kendinize!
Ki zaten eminim,
Ömrüm etiketlerinizin yafta yırtıklarıyla savaşmakla geçecek,
Kıymayın bana ey tanrım!
Belki bir kızım olacak,
Bana biçtiğiniz bu evlilik mühürüyle, babasız büyüyecek belki,
Sırf babası anlık hevesi olan benden caydı diye!
Belki aşık olacağım yeniden,
Yeniden deneyeceğim güvenmeyi ama sırf alnımdaki bu mühür,
Benden başka herkese görünüyor diye o da mutsuz son'la bitecek!
Lütfen n'olur!
Bugün kime kızgınsınız, kim kırdı ruhunuzu bilmiyorum
Ama lütfen öcünüzü benden almayınız!" demedi mi, dedi.
Peki sen ne yaptın ey tanrı!
Belli ki çok meşguldün,
Marduk gezegeninden savrulan o son küllerle!
Belli ki Neptün'ü ihmal etmiş,
Dinmek bilmeyen rüzgarlara terk etmiş olabilirsin.
Mars'ın bitmek bilmeyen fırtınalarından sıkılıp,
Yeterince keşfedilemeyen kılıp,
Lazım olursa diye görünür bir kenara bırakmış olabilirsin.
Satürn'ün buzulluğunda kendi cehenneminden soğumuşcasına,
Etrafındaki halkalarında keyif çatmış,
Onu kendinin bile çözemediği altı genlerine gark etmişsin!
İçinden aşan alevlerle arada bir Jüpiter'de kırmızı noktalarının
Dünyanın üç katı büyüklüğünde olduğuna gözlerini kapayıp,
Koca bir kara kışı geçirmiş,
Uranüs'ün güneşten uzaklaştıkça,
Çoğalan uydularını kıskanmış da olabilirsin!
Ya da Dünya çapındaki başka bir uydu ile çarpışmamak,
Kendisiyle onu yok etmemek için,
Centilmen bir hareketle,
Ya da romantik bir kadının hiç kimsenin sezemeyeceği
Bir ayak hareketiyle,
Edilen bir tango ahenginde eğimini değiştirmesi!
Ama ey tanrı!
Mars'ın o ummanları aşan dağlarının sana ne zararı vardı?
Onun , sadece kendince güvenlik duvarları vardı!
Peki ya Merkür?
Gündüz sıcaklığı +450 iken ne diye gecesini -170 etsindi ki?
(Sırf gözetleyen komşularını,
Allah için Cemre hanım'ın bir kere bile kızı ve yeğenleri hariç
Hiç yabancı misafiri olmadı" yı duyabilsin diye mi?
Bence sen bu kadar adil olamazsın!
Artık şu Marduk hikayesini bir açsan diyorum ey tanrım!
Zira orada henüz,
Biz ruhların tecellisinin mizanı bize sorulup kuruluyor hala!
Ey tanrım!
Bana ve kızıma ne kötülük biçmişsen,
Senle beraber olan insanıl cinslerin olsun!
Biz...
Sizden de...
Bizden de çoktan gittik!
Arada bir buluşup,
Olmayan dünyamızı kurtarmanın yollarını arayıp bulmaya çalışıyoruz!
Valla tanrım seni bilemem ama
Ben acilen şehriyeli pilav yapmaya gidiyorum!
Kızım aradı.
Oy atacak lan!
İşini gücünü yarıp yarın oy atmak için gelecek az sonra!
Batsın senin gemilerin.
Cemre.Y.

5 Şubat 2018 Pazartesi

Yüreğimizdi Başkentimiz

…Yüreğimizdi Başkentimiz…
Yorulmuş,
Haylice de ihtiyarlamıştı İstanbul'da yüreklerimiz,
"Gelin size yürek yüklemesi yapalım."dediler gittik.
Yabancı değildik hiç,
Her birimiz ayrı şehirlerden yol alsak da
Yüreğimizdi baş kentimiz.
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Ve Sen Yine, Yanımda Değilsin

...Ve Sen Yine, Yanımda Değilsin...
Bir sözsüz melodi'lik, bir şiir'lik hayatsın işte,
Kaç kelime, kaç tümce ve hatta kaç sözcük, kaç heceysen.
Zaten zor zamanlarımın,
Gönül kırgınlıklarımın sızıntıları değil mi kelimeler!
Öylesine, hesaplamadan,
Başkalarının deyimiyle ağzı laf yapmadan.
Beynim...
Kalbim...
Sigaram...
Kadehim...
Ve...
Uçları parmaklarımın.
Geri dönüp bakmaya ne gerek var, geçip gitmiş işte.
Ya da ilerisi için hayal kurmaya değer mi sin?
Önemli olan "Şimdi" m.
Ve sen...
Yine, yanımda değilsin!
Bir sözsüz melodi'lik, bir şiir'lik hayatsın işte.
Oysa ben...
Beynim sen "ol" istedim bugün,
Kalbim sen "ol",
Sigaram sen "ol",
Kadehim sen "ol",
Ve okşasın saçlarını parmak uçlarım.
Ve omzunda ağlayayım hıçkıra hıçkıra,
Bütün kırgınlıklarıma, özlemlerime,
Hatta öfkelerime rağmen!
Sen sustur hıçkırıklarımı öpücüklerinle.
Şehvetini değil de sevdanı hissedeyim.
Ben istedim ki...
Gülmek istiyorsam ve gülüyorsam herkes yanımda ya!
Ağlamak istediğimde o omuz sen olasın.
Her zaman çelik gibi dövüldükçe tavında,
Daha kuvvetle çıkıyorum ya her savaştan.
Bazen yeni kırılmış,
Öylesine yapıştırılmış bir kristal kadeh kıvamındayım işte!
Bir küçük esinti darmadağın edebilir ya beni bazen.
İstedim ki sen koru beni, kolla yabancı rüzgarlardan,
Yine sarsılmayayım, dağılmayayım.
Öyle zor ki kendi kendimi toplayıp, yeni bir ben yapmak.
Ve her ben, daha yabancı oluyor bana.
Senle ama aslında sensiz oldukça.
Anlasana noktasına yakınım yine hayatın
Bakınıyorum etrafa...
Ya virgüle çevirecek yeniden, ya da tek damla kalacak.
Yani...
"Nokta!"
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Adamdır Dediğin!

...Adamdır Dediğin!...
En çok...
Biz kadınların kilosu değişiyor,
Belki saçlarımızın rengi
Ya da çok kendimize yabancı kaldıysak
Gözlerimizin rengi...
Sevdamız hariç!
Her şeyin çaresi ve sahtesi var neyse ki!
Şükür ömrüme...
En sahicisinden
Seviliyorum bir yerlerde neyse ki...
Sevildiğimce onu ya da onları
Hiçbir zaman sevmesem de
Çünkü unutuyorsunuz bana gelince
Bütün "Adam" lığınızı...
Bana hiç yapamadığınız
Arsız hırsızlık aşırmalarınız kalıyor
Gitmelerinizi kaldıklarınızdan
Mutluluklarınızdan kalan acıları bile
En enkazından yaşıyorum defa kere
Geriye ne kalıyor
Biliyor musunuz cinslerinizden!
Ben içinden çıkacak
Zümrüdüanka umarken sizden?
Koskoca bir malakit taşı
Sürdükçe yaralarıma
Acıtarak yok olan!
Cemre.Y.

31 Ekim 2017 Salı

Öpmek İsterdim Yaralarını


…Öpmek İsterdim Yaralarını...
Zamansız terk edilişlerin imansız 
Amansız durağında
Canımın canı yandıkça
Ne kadar kanattıysam 
O kadar çok öpmek isterdim yaralarını
Binlerce kez özürler dileyerek
Çoktan parselli
İpoteği benden başkasına sonsuz
Banaysa mevsimlik kiralanmış
Yalancı 
İçindeki vücuduna bile artık yabancı
O kalbin olmasaydı bedeninin içinde.
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

İnadına Gülümse

...İnadına Gülümse...
“Ohhoyy!
Hoş geldin yine ocağımın ekmeği!
Çekmişin yine kafaya kasketi!
Üstelik bunca zaman sonra yeniden!
Heee yine kimlere kim etmedin de?” diyeceğim de
Neyse...
Kızarsın şimdi sen bize de derinden!
Gelip sormazsın epeydir kapılarımızı.
Küstüğün esnaflardan biliyorum adını!
Dayanamam ya yine de sorarım?
“İnadına mı gülümsersin sen hayata?
Sahi sen, ille de, inadına mı,
İnadına hep mi, gülümsersin hayata be kadın?”
Buruk bir tebessümün
Yağlı urganlı ilmeği boynumda
Saatlercelerime sus gelen.
Boğazımın kendime yabancı sesime,
Cevap veririm nihayet!
“Öyleyim ben ağbii!
Bir yüzümdeki palyaço renklerim eksik!
İçime ağlarken bile dışıma,
İlle de...
İnadına,
Bazen başımda
Kendime gerekse, kasketim olsa da
İnada gülümserim hayata!
Belki olur ya
Ben ağlamalara susarken
Hayata gülümseyiverir birilerim!”
Belki sizin gibi, yüzü acıya çoktan taksitli
Bereket dilerim olur a!
Zaten
Kızımın ve benim fitrelerini
Ömrümce ikince kere veremedim!”
“Olsun be gardaş!
Benden hiçbir şey almasan da arada bir uğra bana!
Yürek dolusu hayata sarılıyoruz biz sana oğlumla!
Yoksa inan hiç kar etmiyoruz senin bize uğraklarından.
Devlet bize... biz sana... hepsi o kadar!
Ama ille de sen her gün ya sabah ya da akşam
İlle de bize gülümse kendine biçtiğin yeni hayatınla
İlle de inadına bu ağır abi gibi!
Başında kasketli hallerin var ya!
Anlatıyorum uğraklarından
O an sen yoksan, seni oğluma!
O sarı kafalı kadın yine bize geldi evlat!" diye...
“Susalım şimdi.
Ben oğluma sarılacağım az sonra.
Oysa bana sormadan değişmişti
Çoktan din i imanın!” çoktan aşımlı terazileri!” dedi.
Susarak kaçtım oradan
Hiç yazılmasam da olurdum!
Hiç lazım oluşumu duymasam da
Ben her kes-ime kurbanlık koyun
Razıydım,
Gülümserdim.
Vakit kesim zamanıma ne zaman bilmeden!
Cemre.Y.

15 Ekim 2017 Pazar

Kristal Bir Can Kıvamında


...Kristal Bir Can Kıvamında...
Bazen yeni kırılmış,
Öylesine yapıştırılmış,
Kristal bir can kıvamındayım işte!
Küçük bir esinti bile
Darmadağın edebilir ya beni bazen.
İstedim ki sen koru beni,
Kolla yabancı rüzgarlardan,
Yine sarsılmayayım,
Yine dağılmayayım.
Cemre.Y.

25 Eylül 2017 Pazartesi

Yabancı

…Yabancı…
İçimden kırılırım bazen…
Zira ne yolcu olmaktır derdim,
Ne de hancı.
Sen bari beni tam sevseydin be yabancı.
Cemre.Y.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Özlemedim Mi Sanıyorsun

...Özlemedim Mi Sanıyorsun...
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Gözlerinin harelerinde saklı yakamozlarını.
Gülüşünde gül kuruttuğum gamzelerini,
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Hani gözlerimi kapatıp,
Ellerimle yüzünü ezberlerken
Öptüğüm burnunun ucunu.
Dudaklarının
O, en eski şarap tadını.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Sana teslim olduğumda,
Kulağıma fısıldadığın
Ayıplı sözlerden hemen önceki,
Billur gibi, yüreğime akan sesini.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Terinin tenimi içine çekmiş tuzunu.
Şiir içi şiir oluşumuzu.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içimmm...
Sana her apansız gelişimde,
Yabancın olmadığımı anlayana kadar,
Yüreğine saplanan o korkuyu değil ama!
Çocukluğunun elma şekeri verilmiş sevinçlerini.
Artık ne fayda!
Gelmedin ya bir kere olsun sen bana...
Saçlarımı bekliyorum.
Beni en ilk,
En sevdiğin yere kadar uzasın hele.
Hani sırf sana sanmıştın
Onları yok edişimi bile!
Sen bana hiç gelmedin ya bi kere!
Gelirim yine!
Bu sefer...
Sana İstanbul kadar uzaktan bakarım,
İçinin şiir özündeyken ben.
Mademki kadir kıymet bilmiyorsun.
Özlemem artık bundan sonra,
Hiçbir şeyini!
Cemre.Y.

12 Eylül 2017 Salı

Dünya Göt Olmuş

…Dünya Göt Olmuş…
İnsan acıdan ölmüyor, insan aşktan da ölmüyor!
Bakıyor ki dünya göt olmuş,
İklim değiştiriyor kendinde!
Coğrafya, Kimya, Fen,
Edebiyat ne varsa değiştiriyor!
İlk yanılgısını yaşadığı o andan
Çok daha başka biri oluyor sonunda.
Yaşıyor ama kendi gençliğine bile hayli yabancılaşıyor.
Nereden mi biliyorum?
Sarı sandığım hala hayal kırıklıklarıyla dolu ey insan.
Cemre.Y.

1 Eylül 2017 Cuma

Angut Kuşu

...Angut Kuşu...
Oysa ben, tam da o an,
Senin avuçlarına...
Çaresizce konduğumda,
Kanadı kırık bir angut kuşuydum,
Angut kuşunu bilir misin?
Martı değil!
Yaralı serçe değil!
Güvercin ya da kırlangıç değildim.
Beni bilerek mi aldın ki, avuçların arasına?
Avuç içlerin ondan mı,
Öylesine ısıttı ki yüreğimin yarasını ve yasını?
Oysa ben, sevdiceğimi,
Kaybettim sanmış ve büyük bir avazlık
Hıçkırıkla ölmek üzereydim.
Oysa ben...
Annemi kaybettim sanmış ve yönümü şaşırmıştım.
Donmak üzereydim bir bahar akşamı,
Bana, koca bir zemheri kış ayazı gelen
O tek lodosta!
Beni bildin de mi sardın ki
Kanadımın kanayan sol yanımdan?
Yoksa kim olsa,
Kime olsa yapardı mıydı
Şefkatinin o güneş rengini herkese?
Bana, yüreğinin kafeslerini
Sararken yavaş yavaş,
Karanlık ormanımın
Acımasız yangınını ve tutkusunu,
Konduğum gölleri ve denizi
Hep o yüzden mi resmettin bana?
Ne oraya yabancı kal…
Ne de bana diye mi?
Ne zaman istersen o zaman salabilmek için mi?
Öyleyse bilemedin!
Ben bir martı değildim,
Her simidin susamına uçan!
Ben bir serçe değildim,
Bir tek ekmek kırıntısına razı olan!
Ben bir güvercin değildim,
Bir buğday tanesine köle olan!
Ben bir kırlangıç değildim,
Uçanı, kaçanı kovalayan!
Angut kuşunu bilir misin?
Angut kuşları sevda ile beslenir ve yaşarlar,
Sevdiğinden,
“Yarim” dediğinden ayrı yaşayamazlar!
Eğer öldüyse eş seçtikleri…
Hemen ardından ölebilen tek varlıktırlar.
Oysa ben, tam da...
O an...
Aslında her an, her zaman...
Sana...
Hep...
Angut kuşuydum!
Sadece artık...
Ölmekten yoruldum!
Cemre.Y.

15 Ağustos 2017 Salı

Noktasına Yakınım Yine Hayatın

...Noktasına Yakınım Yine Hayatın…
Öyle zor ki,
Kendi kendimi toplayıp,
Yeni bir ben yapmak,
Ve her ben,
Daha yabancı oluyor bana.
Anlasana noktasına yakınım yine hayatın
Bakınıyorum etrafa
Ya virgüle çevirecek yeniden
Ya tek damla,
Yani,
Nokta.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...