1 Eylül 2017 Cuma

Angut Kuşu

...Angut Kuşu...
Oysa ben, tam da o an,
Senin avuçlarına...
Çaresizce konduğumda,
Kanadı kırık bir angut kuşuydum,
Angut kuşunu bilir misin?
Martı değil!
Yaralı serçe değil!
Güvercin ya da kırlangıç değildim.
Beni bilerek mi aldın ki, avuçların arasına?
Avuç içlerin ondan mı,
Öylesine ısıttı ki yüreğimin yarasını ve yasını?
Oysa ben, sevdiceğimi,
Kaybettim sanmış ve büyük bir avazlık
Hıçkırıkla ölmek üzereydim.
Oysa ben...
Annemi kaybettim sanmış ve yönümü şaşırmıştım.
Donmak üzereydim bir bahar akşamı,
Bana, koca bir zemheri kış ayazı gelen
O tek lodosta!
Beni bildin de mi sardın ki
Kanadımın kanayan sol yanımdan?
Yoksa kim olsa,
Kime olsa yapardı mıydı
Şefkatinin o güneş rengini herkese?
Bana, yüreğinin kafeslerini
Sararken yavaş yavaş,
Karanlık ormanımın
Acımasız yangınını ve tutkusunu,
Konduğum gölleri ve denizi
Hep o yüzden mi resmettin bana?
Ne oraya yabancı kal…
Ne de bana diye mi?
Ne zaman istersen o zaman salabilmek için mi?
Öyleyse bilemedin!
Ben bir martı değildim,
Her simidin susamına uçan!
Ben bir serçe değildim,
Bir tek ekmek kırıntısına razı olan!
Ben bir güvercin değildim,
Bir buğday tanesine köle olan!
Ben bir kırlangıç değildim,
Uçanı, kaçanı kovalayan!
Angut kuşunu bilir misin?
Angut kuşları sevda ile beslenir ve yaşarlar,
Sevdiğinden,
“Yarim” dediğinden ayrı yaşayamazlar!
Eğer öldüyse eş seçtikleri…
Hemen ardından ölebilen tek varlıktırlar.
Oysa ben, tam da...
O an...
Aslında her an, her zaman...
Sana...
Hep...
Angut kuşuydum!
Sadece artık...
Ölmekten yoruldum!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...