yaren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2022 Cumartesi

Bayram

...Bayram...
Ses'in, bir nefes' e, kuş cıvıltıları gibi şakırken,
Yar dediğine, aynı şenlikte,
Yaren oluyorsa bayramdır asıl!
Ve hiçbir bayram, asla yalnız yaşanmamalıdır.
Hiç yoktan, akşam olunca, kendine kalınca,
Gelip gidenlerin, yerinden kaydırdıkları halıları,
Koltuk örtülerini, sehpalarını düzeltmelisin misal!
Yarın gelip, yine dağıtsınlar diye dileyerek.
Cemre.Y.

5 Temmuz 2022 Salı

Yürekten Kalbe

...Yürekten Kalbe...
Düne kadar...
Eski şiirlerimi, yenileriyle yaren edip,
Güneşe asmıştım bir, bir!
En eski şiirlerimiyse mangalda yaktığımdan beridir,
Onları bile özlediğim aklıma düştü nedense!
Çünkü şiir...
Dudaktan kalbe değil ki mirim.
Şiir...
Yürekten kalbe!
Yeniden yazılamıyor özlesen de.
Ki illa...
Senin o şiiri,
Yaşamış olmana gereksinim duymadan,
Hissedebiliyorsan, yürekçe hani!
Yeterliydi.
Düne kadar...
Eski şiirlerimi, yenileriyle yaren edip,
Güneşe asmıştım bir, bir!
Bugün'ü mü sorma!
Karışığım biraz,
Bir an sonrasını bile bilemediğimiz hayat gibi...
Karma.
Cemre.Y.

26 Nisan 2019 Cuma

Geç Kalmışım Çok Geç

…Geç Kalmışım Çok Geç…
Bazı güzel ömürlere geç kalmışım çok geç!
O his oluyor mu sizlere de?
Geçmişin gerçekten geçtiğini hissettiğin o an…
Teker teker silerken,
Ömründen çoktan azalmış olan bütün fotoğrafları,
İkinizin gözlerine baktın mı birer birer?
Misal sen severek, güvenerek, sevinçle bakmışsın
Fakat o sadece gülümsemiş!
Bir de silmeye kıyamadığın fotoğraflar da var misal,
O da seni hep sevmiş, ama sen yeterince sevememiş,
Kırılmasın diye sadece gülümsemişsin.
Bazı ömürlere geç kalmışım çok geç,
Eş, dost, akraba, sevgili, yar, yaren,
O fotoğrafta yanındayken,
Objektiflere gülümserken,
Senin gibi bakmamışsa zaten yalandır
Silmeye de, başlamaya da çok geç,
O his oluyor mu sizlere de?
Buruk bir tebessüm eyle de geçsin gitsin artık be!
Cemre.Y.

11 Ocak 2019 Cuma

Mevsimsiz

...Mevsimsiz...
İnsan yalnız kalmak istediği zaman,
Bunu yalnızlığına bile söylemez.
Olur ki yalnızlığı,
Kıyamaz bunca yıllık yaren'ine!
Olur ki,
Yine yalnızlığı ona, yeniden dost olur diye.
Alır mey'ini...
Birbiriyle alakasız en sevdiği şarkılarını listeler,
Sözleri, ömrüne cevap olanları,
Birbiriyle kolajlayıp kolajlayıp dinlerken,
Sessizce akıtır gözyaşlarını....
İçini kanser edecek olan,
Bütün o zehrini akıtana kadar.
Zira artık...
Yeterince değerli değildir,
Kimine gül...
Kimine orkide...
Kimine papatya...
Artık yeterince değerli değildir,
Mevsimsiz açan hiçbir lale!
Zamanında bir tastamam gelmediyse.
Mevsimsiz soldu bütün zamanlarımız azizem!
Bizim mutluluk şiirimiz, nerede?
Cemre.Y.

9 Ocak 2019 Çarşamba

Tercih

...Tercih...
Evet, yapayalnızlığımın, tek müsebbibi benim!
Ben, o çok sevdiğiniz Kız Kulesinin.
Köşe bahçesindeki o deniz feneriyim!
Faili meçhuliyetsizliğimin, tek müsebbibi benim.
Hiç suçlu yok!
Hiç delil yok!
Hiç yara yok!
Her yer, kar gibi tertemiz, mis.
Sonra zaten...
"Yar" dediklerim beni yardan attıktan,
"Yaren" dediklerim beni, hep bi yalana sattıktan,
"Ana'm" dediğimin bile benden cayıp,
Beni cennete tercih saydıktan sonra,
Evet...
Tercih ettiğim doğrudur,
Yalnızlığımın fecrini...
Faili meçhuliyetsizliğimin apak kefenini giyip,
Gözümü açtığım her güne,
Gözümü yumduğum her geceye,
Hakkıyla teslim edip,
Artık uyanmamayı dilediğim doğrudur!
(Siz... şiiri bir de sondan okuyun dilerseniz!)
Cemre.Y.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Gittikçe Uzaklaşıyordum

...Gittikçe Uzaklaşıyordum…
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar tanıdığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu dedikodularıyla zihnimi.
Hepsine karşı tanıdıksızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar kan bağımız var sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla beynimi.
Hepsine karşı akrabasızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar dost sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla omuriliğimin en ortasını
Hepsine karşı dostsuzluk zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar yaren sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla ciğerimin en ortasını
Hepsine karşı yarensizlik zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark ediyordu!
Er kişidir, adam'dır sandığım o Allah kulları
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar sevda sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla yüreğimin tam ortasını
Hepsine karşı yar'sızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Elbet bende isterdim,
Yeni bir bakış açısıyla yıldızların ay tutulmalarına,
Merkür'ün geri gidişine göre usul adım yürüyüp,
Venüs'ün Uranüsyen hızlı geçişine ayak uydurabilmeyi be güzelim.
Ama burası Dünya.
Ve benden başka bir tek...
Başkaca dünyalara hevesli
Asimüle edilmemiş varlık yok!
Zambaklar ve de fesleğenler de buna dahil.
Menekşelerin artık hiç kokmadığını saymıyorum bile!
Eskidendi menevşelerin o kokusu!
Anamın sağlık zamanında onların her çiçeğini ayrı severken,
"Oy benim yasemin kokulu,
Oy benim zambak kokulu,
Oy benim fesleğen kokulu,
Oy benim ıtır kokulu,
Oy benim cennet kokulu menekşem,
Sardunya'm, orkide'm.
Nasılsınız bugün?
Bak yine yaprağınızın biri solmaya meyl etmiş,
İhmal mi ettim sizi bu sıralar!
Ama siz de biliyorsunuz,
Hayat artık aynı hayat değil,
Dünya desen kayışı kopmuş,
Siz bari hep beraberce kokmaya devam edin de
Solmasın ruhum!" derdi anam!
O gün, onca iltifatı bana etmek yerine,
Çiçeği mor açacak olan o menekşeye,
O kadar umut ve koku yükledi diye,
O kadar kıskanmışım ki,
Anamla menekşe'yi ve de kokularını....
Artık anneme gerçeği söylemek vakti gelmişti.
"Anne!
Menekşelerin hiçbir çiçeği koku salmazlar,
Tıpkı zenginlerin alıp durduğu o orkideler gibi,
Çiçek açarlar ama...
Kokmaz onlar bi kerem!"demiştim.
İlk defa onu çok kızdırdığımda beni dövmemişti annem!
"İlk çocukluğundan bu yana,
Tatil diye köyümüze gidebildiğimiz zamanlarda,
Boşuna gezdirmedim ben sizi dağ bayır!
Boşuna kaya kınasını öğretmedim,
Boşuna kestane ağacını, gürgen'i palamut'u, çınar'ı
Kavak yelleri'nin neden kavak yelleri olup,
Şiirlere, şarkılara nağme olduğunu,
Boşuna öğretmedim.
Menekşeler kokar bir kere!
Memlekettir,
Sevdiceğindir,
Uzak kaldığın ne varsa...
Hepsinin kokusu saklıdır menekşe çiçeklerinde.
Sende bir gün...
Beni bir menekşe çiçeğinin kokusundan duyarsan,
Burnunun direği, buram buram sızlar da,
Hani bağır çağır ağlamak istersin de,
Hayata yenilmemek uğruna,
Akamaz ya o yaşların.
İşte o vakit anlarsın,
Neden benim menekşelerimin yanında,
İlle de küpe çiçeğiyle,
İlle de gözyaşı çiçeğini yan yana koyduğumu!
Ama sakın sardunyalara, orkidelere küsme kızım,
Ne vakit bir sardunya ya da orkide görsen,
Menekşeleri hatırla!
Ve menekşelere söylediğim şarkımı,
"Oy benim yasemin kokulu,
Oy benim zambak kokulu,
Oy benim fesleğen kokulu,
Oy benim ıtır kokulu,
Oy benim cennet kokulu menekşem,
Sardunya'm, orkide'm.
Nasılsınız bugün?
Bak yine yaprağınızın biri solmaya meyl etmiş,
İhmal mi ettim sizi bu sıralar!
Ama siz de biliyorsunuz,
Hayat artık aynı hayat değil,
Dünya desen kayışı kopmuş,
Siz bari hep beraberce kokmaya devam edin de
Solmasın ruhum!"
Şimdilerde...
Çiçeği açmış tek bir menekşe,
Bir tek sardunya görmemek için,
Annemin o günkü sesini duyup da delice özlememek için,
Nerede menekşe görsem gözümü çeviriyorum ama!
Nerede yasemin çiçeği görsem,
Nerede zambak çiçeği görsem,
Nerede ıtır görsem,
Ve her nerede fesleğen görsem bi sızlar burnumun direği!
İlle de o fesleğen'in başını okşayıp, koklayıp, öperim.
Anamın ellerini öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

11 Mart 2018 Pazar

Yarenim Yalnızlık


…Yarenim Yalnızlık…
Daha çok akşamları
Yarenim oluyor şu yalnızlık...
Cemre.Y.

23 Şubat 2018 Cuma

Katlanmalı

…Katlanmalı…
Gecesiz gün mü ola!
Katlanmalı zifirine
Ardında saklı Güneşi
Yıldızlara yaren ederek.
Cemre.Y.

13 Kasım 2017 Pazartesi

Güvenmiştim Son Kere

...Güvenmiştim Son Kere...
“O iyi insanlar,
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” demiş,
Artık bu dünyaya ait olmayan
İki saygıya değer üstadlarımdan biri ve ben
Sadece bu bir cümlelik, koca bir hayatın
Üzerine kurulu kelimelerin asıl sahibinden bile
Şüpheye düştüğümden öncesi,
Hayatıma dokunan her şeyden
Şüphe eder olmuştum çoktan.
Şimdiye dek elbette,
Her ikisinin de bütün kitaplarını okumamıştım
Ama okuduğum hiçbir kitabında da
Denk gelememiştim
Üstadlarımın birinin bu tek cümlesine!
Zaten beni,
Bu cümleye bir yerlerde denk geldiğim
Andan itibaren bütün ilgilendiren
“O iyi insanlar,
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” iydi.
Öyle ya ben büyümeye başladıkça
Hepsi teker teker gitmişlerdi.
İlk büyüdüğümü anladığımda
Daha on sekizime bile erişememiştim oysa!
Sonrası sürekli büyüdüm elimde olmadan!
Oysa yazmak istediğim konu
Hayli farklı iken başlangıcında kalıverdim öylece.
Ne bunca okuduğum kitaplar,
Ne bunca yaşadığım hayatlar ne de aşklar!
Hiç biri, hiçbir şey değilmiş meğer!
Bir tek cümlenin anlamı önemliydi benim için,
Yazanı değil!
Hayatıma dair kocaman bir yanlış algılayış!
Sorguluyor, yargılıyor ve son’luyordum
Bütün olamayanlarımı
Tek bir cümlenin sonuna dayanarak!
Artık büyümüyor küçülüyordum.
Bana bile dar geliyordu bütün kalıplarım!
Hem de hiç daralmadığım kadar!
Son’uma doğru gidiyordum ve bunu
O dahil, kızım dahil, hiç kimsem bilmiyordu!
Bitiyordum!
Yine ansızın o cümle çıktı karşıma!
“O iyi insanlar, o güzel atlara binip, çekip gittiler.”
İyi ya madem öyle bende giderdim onlarla!
Sonra vicdanım soruverdi birden bana
“Ya asıl yazanı?
Asıl o kim?”
Üstelik yıllar yılı geçtikten sonra,
Bana göre bir ömür kadar zaman sonra,
Kendimle ilgili bir gerçeği daha algılamışken...
Meğer bunca zaman ki güvensizlik duvarlarım
Bana duvarımın içinde kalanlarımı sunacakmış!
Meğer kendime destur biçip
Kendimi hayattan kolladığım o cümle,
Hep de, herkes'ime öyle değilmiş!
Meğer “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip çekip gittiler.” değilmiş
Ömrümün bütün desturu!
Seçerek, seçilerek
Yeniden güvenilebilirmiş insanlara!
“Kalan sağlar daima benimmiş!”
Hiçbir karşılık beklenmeden
Dost olunurmuş, kardeş olunurmuş,
Ağabey olunurmuş, yar ve yaren olunurmuş hala!
Eskiden kalan dostlarımı saymazsak,
Geçen günlerde bir ağabeyim oldu mesela!
Hayatımın her adımında bana destek olan
Her anımı koruyup kollayan!
Bu satırları bile
Onun sayesinde yazıyor olabilmemi hiçe sayan!
Daha neler yazardım onunla ilgili ya susuyorum,
Çünkü kesin fırçasını yerim sonradan.
“Sana beni yaz diye mi
Ettim ben onları der ya!
Susuyorum saygımdan.”
Geçen zamanlarda...
Bir aynamız oldu mesela!
Tam her şey bitti derken ona ve bana
Ayrı ayrı kendimizi ve yüreklerimizi sunan!
Adı bende saklı bir ahbabımız diyelim ona da!
Birbirimize akan bütün dereleri ve nehirleri
Ön ve son yargısız olduğumuzca görebilen
Tek şahsına münhasır huysuz ve tatlı o kadın!
Bir kadın daha var ya
Onu da bütün kırmızılar yasaklar.
Ayrı bir seviyorum onu da!
Hele ki geçen gecelerden birinde,
Şairimin, sevdiceğimin göğsüne yaslanmış
Hayatın bize sunduklarının
Başkalarınca ellerimizde olmayan
Müdahalesiyle hayatlarımızın
Sunumlarını kaçırdıklarımızı konuşurken
Kader’e ve alın yazgısına inanmayan yarim
Ansızın dönüp bana
“Boşver bütün olanları veya olamayanları,
Sen, hayıflandığın o yoldan
Gidebilseydin hayatına,
Şimdi yanımda olamayacaktın,
Kollarımda olamayacaktın bile,
Yetmez mi bu sana?” deyiverdi.
Sımsıkı sarıldım ona
Ölüm anında değilsem de
Hayatımı film şeridiyle
O an gözlerimden geçiriverdim.
O benim cennetimdi ve buna gerçekten değerdi.
Yani hayat “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip,
Çekip gittiler.” kadar kısa değildi?
Güvenmeli, sevmeli, değer vermeli,
Değer etmeli, aşık olmalı
Yine sevmeliydi herhangi bir sıfatla,
Kimi , olursa olsun
Yüreğinin sunmalarına
Onu seve seve sevmelerine kadar
Birine bari sınırsız güvenmeli'ydi!
Güvenmiştim son kere...
O da gitmişti.
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Hıdırellez Zamanı

...Hıdırellez Zamanı...
Şimdi sana dairli şiirlerimin
Defterlerini tek tek dürüyorum.
Son'umuza ramak kala
Şimdi bütün şiirlerimin,
En kıyılılamayasıcalarına!
Kıyama duruyorum!
Yakmıştım halbuki
Zamanında diğerlerini de!
Tam olmadıydı demek ki.
Ama bu sefer!
Evliyalara, enbiyalara,
Sahabilere, yarlara,
Yar'dan uçuran yarenlerime...
Hatta daha da yatırlara adanan
Rabb'be havale,
Rengarenk...
Hıdrellez zamanı,
Her hatıram birer kırmızı kurdele!
Oysa epeyce çokça zamandırlık
Epeydir de artık dilenmeyen
"Dilek bu ya!" lar!
Kısmet olmadı bunca zamanlar.
Şimdi hepsi tek tek sürülüyor ömrüme
Sağ olasıcalar!
Boynu bükük oysa her birinin...
"Daha da yaşar mı,
Ölür mü bilinmez!" li şiirlerimin.
Ölemeden ölen, mezarlarında
Apayrı birer mabutlar oysa hep bir,
Gül çiçek şiirler dolusu hayallerim.
Yüzyıllar var ki,
Derdim...
Gül mektubunun herhangi bir dalına
Şiir edebilmek değildi oysa!
Derdim, o şiirlerimi,
Gül toprağına kazıp,
Dilek niyetine, hıdırellez' e
Bir gün olsun gömebilmek değildi ki!
Derdim...
Koklarken sen beni...
Olur a!
Olur mutlaka!
Acılarımdan acıtırım canının ciğerini ya!
Ciğerimin kan kokusunu bile
Nefes nefes duyarsın da
Sen teksin ya, beni böyle duyma!
Ama bu sefer sen bari kaçma!
Yoksa ne ki!
Bembeyaz bir A4 kağıda
Tertemiz hayaller kurmak?
Ne ki...
Bizim zamanımızca
On beşlik hayallere...
Bir dere kenarına ev,
Evin içinde sevgi,
Sevginin içinde bir adam,
Adamın dışında
Birkaç lira,
Bir de şu yol çilesine mesele
Bir de araba çizmek!
Oysa ben hiç…
Henüz on beş yaşım olmadım.
On sekiz'ime değdiğimdeyse çokça ağladım.
Yirmi bir'im deyse,
Ömrümde ilk defa sevildim sandım.
Çok çocuktum daha çookk!
Biz'e çocuk diyenlere
Kör bıçaklar bileyecek kadar çok çocukmuşum
Kırkımda görüyorum!
Oysa daha yirmi altı'mdaysa
Kucağımda bir yosun gözlüyle
Bembekar kaldım!
Şimdiki zamanın evlenmeyi düşünmediği yaşta!
Hıdırellez diyorlar!
Ben o günlerin hepsini
Bayram zamanlarında
Evladımın bir çareli ama ona hep öğrettiğim gibi
Zamana ve her şeye inatlı bakışlarına
En önce kendiciğimi astım onun duvarlarına!
"Onu bari kurtar yavrun niyetine
Yorgunum be adam/İnsan!" yazsam...
Nasılsa kimsem okumayacak...
Gül dibi mezarlarım
Rahat uyusunlar yerinde bu seferde.
"Ama bu gece Hıdırellez!" deyip,
Onları kazmayacağım!
Gül dibi falan aramayacağım,,,
Gecemin ilçeme en uygunsuz saatinde!
Elbette bana yakışanı yapacağım!
Ne vakit kokulu bir gül'e denk gelsem
Bütün hıdırellezlerden
Dileksiz es geçtiğim için,
Haddimi bilerek sükut geçeceğim!
Bu sefer de böyle!
Cemre.Y.

5 Kasım 2017 Pazar

Beni Biraz Rahat Bırakın


…Beni Biraz Rahat Bırakın…
Uçurumlardan uçuyordu
Yar dan yaralarım
Baktım tek başıma yetişmiyor
Kalbimin kırık camlarına kanatlarım
Şair şiir topladım ne buldumsa heybeme
Bende eve gidince...
Yalnızlığıma yaren edeceğim hepsini
Kimini bir saliselik bakışından
Kimini şen kahkahasından
Kimini uzaklardaki ışıklara umut yakışından
Kimini suskunluğunun süzgeciyle
Sabırla un eleyişinden
Kimini daha yeni aşk yüklenmiş heyecanından
Kimini bitimsiz heyecanından
Kimini kararsızlığa kararlılığından
Yareni olacaklar yalnızlığımın
Ben mi...
Beni...
Biraz...
Rahat...
Bırakın.
Cemre.Y.

3 Kasım 2017 Cuma

Sonsuzum Gibi Sevdim

...Sonsuzum Gibi Sevdim...
Daha az sevmeyi beceremedim ben seni,
Sadece bir sevgili gibi sevemedim işte.
Yüreğin öyle masum küçük bir çocuktu ki,
Anne gibi sevdim...
Evlat gibi sevdim...
Abla gibi sevdim...
Dost gibi sevdim…
Yaren gibi sevdim…
Kadının gibi sevdim...
Daha azı yoktu seni sevmelerin
Sonu yoktu
Seni sevmeye bahanelerimin.
Sen beklentisiz sevilemeyecek kadar
Her şeyim din
Sonum gibi sevdim, sonsuzum gibi sevdim.
Cemre.Y.

19 Ekim 2017 Perşembe

İntihar Ordusu

...İntihar Ordusu...
Ne dost bildiklerindir asıl dost,
Ne “Arkadaş” dediğindir asıl yarenin.
Ne de “Akraba” dediğindir sırtını duvarsız döndüğün!
Birinden biri, ardını sakınmasız döndüğün an
Kınsız kılıçsız, ansız...
Mutlaka sırtından ihanet hançeriyle hançerler seni
Diğerleri?
Yarin başkaca kalplerdeki yarene benzeyişine öykünür!
Ya yelkovandır,
Ya akrebidir kovalanan.
Hiçbir an diliminde denk gelemedik mesela biz
“Aşk”la sana, aynı anda!
Sadece ve sadece bize
“Var” olamadık ki bu ömrümüzün hiçbir anında
Ne yeterince savrulabildik, gönüllere
Ne de kovalamacalara
“Eyvallah!” diyebildik
Ömrümün bunca zamanı boyunca.
Aslında,
Çok.
Çok..
Çok…
Konuşan ben!
Konuştuklarımın hiçbirisi,
Hiçbir zaman diliminde boş olmayan ben!
Nice çığlıklar dolusu sessizliğime
Nice dayanılmaz avazlar savurdum!
Kah uçurum boylarında güneşe aşıktım
Kah Güneşi gördüğü an,
Sonuma razı bir kardelendim.
Kah gökkuşağıydım,
Anlaşılmadım.
Oysa onlar hep sonradan geldiler hep!
Sonradan!
Oysa beni bir duysalardı
Anlasalardı,
Algılasalardı,
Özlerine alsalardı…
Salmasalardı başkaca hiçbir yere.
Beni en tanıdığını sandıklarımın bile
Sandıklar bolluğunda kaybolmuş olmayaydım keşke!
Keşke yıllar yılı
Ona olan karşılıksız sevdamı iyi duysalar
İyice aşk etselerdi kendilerine!
Başkaca meşke gerek kalmazdı beki de!
O, sesi çıkamayan
Avaz avaz
Çıngar çıkaran çığlıklarımı bir duysalardı keşke!
Mutlak ve muğlak topluca intihar ordusu olurlardı!
Cemre.Y.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Biliyorum Geleceksin

...Biliyorum Geleceksin...
Hep seni düşünürüm
Heeppp seniii, bir tek seniiiii.
Geleceksin ve alacaksın beni,
Bu güneş yüzlü karanlıktan kurtaracaksın.
Belki baharın en taze yeşil zamanında,
Belki kar tanesinin bir ayazında...
Belki aklına estiği herhangi bir
Sam yeli rüzgarında ama biliyorum geleceksin.
Çok yorgunum ey sevgili,
Uzatsam ne kadar uzanır ki ellerim
Ya da nereye kadar?
Yar'dan büyük yaren vardı yüreğimde,
Kanatları güçlenince uçup gitti bebeğim,
Bir çizik daha atarak yüreğimin orta yerine.
Şimdi kırgınım, kırılganım bir kuru dal misali
Halbuki ne kadar güçlü duruyor dışım
Kendime bile yalan kahkahalar atarım
Ki yalandan nefret ederim.
Biri dokunsa yanlışlıkla,
Belki gizli dikenlerim batar ona
Fakat kırılırım, ayrılırım parçalarıma neye yarar.
Ben, beni ve benden olanları
Korumaktan ve korumaya çalışmaktan
Yoruldum eyy yar
Koru beni,
Karanlık kasırgalardan
Özgürce korkabilmek istiyorum mesela,
Mesela karanlıktan, börtü böcekten,
Mesela şimşek çakmasından,
Ben aslında kork-tum,
Hepsinden hep korktum hep ey sevgili!
Ama koşacak, koltuk altına sığınacak
Hiç kimsem olmadı hiçbir zaman.
Biliyorum geleceksin bana,
Ve alıp götüreceksin
Beni görebildiğin zaman bir papatya duruluğunda.
Ben kimselerin olmadım aslında,
Senin olduğum kadar.
Cemre.Y.

8 Eylül 2017 Cuma

Dost Kazığı=Aşk Kazığı Ne Fark Eder

…Dost Kazığı=Aşk Kazığı Ne Fark Eder…
Ben hiç kimsemin gözyaşını,
Yanağından süzülüp, çenesinin kenarına aktığı,
O son damladan toplamadım mesela!
Toplamasaydım zira, boğazının ilmeğine akacaktı,
Senin herkesin, mutlulukla salınırken hayat rüzgarında,
Yüreğin kan ağlıyordu, o son damla da neydi ki!
Kıyamadım sana.
Oysa benim de hayata dair umudum tükenmişti hani çoktan,
Söz vermiştim kendime,
Güya bir daha hiç kimseyi yüreğime yaren etmeyecektim.
Onca şaşalı kalabalık arasında, en az benim kadar yalnızdın.
Rahmetli anamın deyimiyle "Yakıldım sana!"
(Seni kendim bildim, öyle de sevdim, dost bildim.)
Ben senin yalnızlığını kendi yalnızlığımla buluşturdukça,
Sana hep kendinden daha çok değer yükledikçe,
Senin acını, senin yaranı, senin yasını, senin göçüğünü,
Kendime has yaralarımın üstüne sardıkça,
Yani sen hafifledikçe, ben ağırlaşıyordum,
Hiç farkına varmıyordum, bana yüklediğin onca yeni yaranın,
Beni de daha derinden kanattığını!
Sonra birden hatırlattı birileri,
Gözümün önünden bütün galaksiler geçti,
Bütün yıldızlar kayıp, meteor artığı oluverdiler.
Dostluk dediğin aşk gibi değildi!
O sevmese de olur diye bir dünya yoktu dostlukta.
En azından, sen beş geldiysen, o, bir gelebilmeliydi.
Dönüp bakıyorum da geçmişimize…
Sana hep öylece sınırsız gelen,
Elim, kolum, ayaklarım, yüreğim dolu gelen bendim.
Sen başlarda yıkıntılarındaydın da, hayata dahi yoktun,
Ortalarda, silkinip kendini bulmaya adım atıyordun.
Zira yeni çevreler, yeni dostlar, eskisinden cayarak geçiyordu.
Sonlardaysa, tanıştığımız zamandaki halinden beter yorgundum.
Elbette sırası yoktu acıyı paylaşmanın ama…
Anamı kaybettim, gittim memlekete gömdüm, yanımda yoktun!
Sen hiç sevmediğin kaynananı defnederken ben yanındaydım!
Senin kaşın yıkılsa ben yanındaydım da,
Ben nefes alamadım hastalıktan, sen yoktun.
Oysa ben sana bütün yara izlerimin o ilk yerini bile göstermiştim!
Hani çok kimse bilmez ama!
Küçücük bir kız çocuğuyken yaptığım o son yaramazlığımın,
Etime kazındığı o ilk yara izini dahi göstermiştim sana!
Beş yaşında küçük bir kız çocuğuydum,
Annem beni terk edip yine komşu gezmelerine gitmişti,
Baba yine eve vakitsiz gelmişti,
O sıralar sıkça olduğu gibi,
Baba, yine eve erken dönmüştü,
Eskiden olsa, olur olmadık zamanda eve gelir,
Zavallı anama, geldiğimde neden evde yoktun diye,
Onca dayak atan adam, annen nerede diye sormaz olmuştu?
Ne zaman baba vakitsiz eve gelip de,
Ben yine annemi bulmaya gitsem,
O köpek uyanıksa hav hav havlar, dişlerini çıkartır,
Beni eve annesiz yollardı, baba beni,
Babadan uzak ellerdi, kaçardım.
Ama o gün…
Hatırladığımca ilk defa,
Elbisemin üstünden mahremime dokunmuştu.
Koşa koşa çıkmıştım evden, artık hiçbir şeyden korkmuyordum!
Anneme söylemek için koşmuştum komşuya,
O sinsi köpek uyuyordu, onca seslenmeme rağmen uyanmamıştı.
Anneme ulaşacağım son eşikte öylece uyuyordu.
Sıkılmıştım, çokça da yorgundum yalnızlığımdan da,
Avaz avaz camdan seslenmiştim, annem duymamıştı,
Kapıdan seslenmiştim, annem duymamıştı.
Kapının eşiğindeyse evin o toraman köpeği hantalca uyumaktaydı,
Ödüm kopuyordu ya o köpekten!
Artık korkmuyordum,
Ayaklarımı uzatsam anama kavuşacaktım o uyanmadan,
Beş yaşında küçük bir kız çocuğuydum,
Yetemedi ayak mesafem, zaten ona oldukça öfkeliydim!
Basarsam kuyruğuna!
Uyku sersemi, anamı rüyalarından çığlıklarla uyandırdığım gibi,
Öte yana geçerdi de kapıdan bari kaçardım.
Bu sefer içeri!
Oysa köpek sahibine sadıktı,
Köpeğin kuyruğuna hışımla bastığım anda!
Beş yaşımın sağ ayağımın yarısı, onun ağzının içindeydi.
İstese o an kırt diye yerdi de neyse ki
Göz göze geldik o an…
Ona bütün hikayemi anlattım da,
Öylece bırakıverdi ağzında kanayan ayağımı.
Koşa koşa kanayan ayağımla sarılmıştım anama.
Soğan kavurduydu hemen, saçımı yola yola sarmıştı hemen!
Vay ben onun komşusunun köpeğini neden rahatsız etmişim de,
Uyuyan yılanı uyandırmışım diye hamurlu bir şeyler yapmıştı,
Yaralarım iyileşmedikçe…
O gün bugündür,
Bütün yaralarımı iyileştiriyorum, gereksiz dayak korkusundan.
Oysa o gün, bir kere olsun anam beni bir tek an dinleseydi,
Onu guatr ameliyatlarında boğazını boydan boya keserlerken,
Ben altı yaşımda götümün namusunu kurtarmak derdindeyken,
O gün bugündür, ne vakit insan olmayandan korksam,
Göz göze gelmeye çabalarım.
Başarabildiğimdeyse gülümseyerek vedalaşırız birbirimizle!
Suskunum sana da...
En son…
Senle bakıştığımızda…
İnsanı geçtim, sen hayvan dahi değildin.
Gülümseyerek vedalaşamadık senle!
Oysa…
Gözyaşının adedini dahi saydım ben senin kadın!
Öyle dost sandıkların gibi,
Gizliden gizliye acından zevk almadım ben.
O yüzden en çok sana kırgınım be cancağızım.
En az sen kadar da, son sevgilime de hala kırgınım.
Kızgınlık, nefret olsa geçer ya geçmiyor kırgınlık.
Nicedir olması gereğindeydim de, artık gerek kalmadı,
Ne vakit göz bebeklerime baksam,
Yüzümden çok sırtımı görüyorum, bütün yaralarımı,
Nihayet kabuk bağlamaya başlamış bazıları,
Ama dost kazığı hançerli sırtıma baktıkça kendime,,,
Hepinizden daha çok kendime kırgınım.
Sayenizde artık hiç kimseye güvenmiyorum.
Yalnızlığımın beş duvar halinden hep kanamaktayım!
Eş, dost, akraba, yar, yaren, sevgili, hiç kimse sızamıyor içeri,
Merak etmeyin doktorum bu sefer,
"Gözleriniz, içindeki onca acıya rağmen, bu sefer kurumamış,
Hücre sayılarınız da oldukça azalma var!
Bu…
Gözde bu kadarsa vakit kaybetmeyin derim,
Derhal bir ceheck up yaptırın,
Siz…
Resmen öl-ü-yor-su nuz!" dedi...
Gerek yokmuş damlaya da, yine bolca ağlayıp,
Sırtıma saplanan o zehri akıtmam gerekiyormuş.
Boynumu dar ağacından boğuyorum da nedense!
Bunca dost kazığına, ne yapsam, ne yapmasam ağlayamıyorum.
Cemre.Y.

7 Eylül 2017 Perşembe

Meyil

...Meyil...
Artık öpülünce
Geçmediği gibi yaralarım
Silinince de geçmiyor sana olan sevdalarım.
Unuttun mu ey yar,
Yaren, dost,
Hatta arkadaşım...
Biz çoktan beridir çocuk değiliz!
Yar dediklerimiz bizi yardan attıkça
Daha çok sevmelere,
Ola ki sevilmelere kadar
Meyilliyiz!
Cemre.Y.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Cinayet Mahali

…Cinayet Mahali…
Faillerini tanıyordum bütün maktuliyetlerimin,
Her biri...
Yeniden doğuşum ilan edilmezden önce,
Gelip gelip duruyorlardı cinayet mahallerine!
Kimi, babamdan vuruyordu en akrabasından,
Kimi yalanlar savuruyordu en arkadaşlığından.
Kimi, güvenilmişliğin,
En zehirli okunu saplıyordu sırtıma en dostluğundan.
Kimi, sevilmişliğin böylesini hiç görmemişti,
Vuruverdi aniden,
Bencileyin gibi hiç sevilmeyecekliğini!
Ona ilk ardımı döndüğüm, o ilk anımdan!
Çoklarıma göre de,
Kasabın vitrininde kıçımda karanfil saplı değil diye,
O erişilemeyen et gibi murdardım.
Saplaya saplaya bitiremediler iftiralarını.
Fitnatlarını,
Şerre zarar biatlarını!
Ama en çok ben,
Ne vakitler öldüm biliyor musunuz?
"O, yapmaz, o beni çok iyi bilir!" dediklerimin,
Fark etmediğimi sandıkları anlarda,
Arkamdan kazdıkları o kuyulara,
Beni kurnazca gülümseyerek ,
Tek elleri böğürlerinde,
Öylece insafsız, ittiklerini gördüğümde!
En çok o zamanlarım öldüm ben.
Konuşsam kıyamet, sussam cennet uzak…
Öylece öldüm.
Ben...
En çok o zamanlar öldüm.
Hiç farketmiyordu oysa sıfatları!
Eş, dost, akraba, arkadaş, yar, yaren!
Bugün...
Ben...
Bir kere daha öldüm ben.
Size mutlu yıllar!
Benim kalmadı artık,
Bunca şefkatime, sevgime, empatime rağmen!
Beni maktüle döndürmüş olanıma bile,
Affedip duran o bana rağmen,
O, ölüp ölüp, yeniden doğuşlarıma gücüm.
Ne sanıyordunuz?
Size...
Bana, bunca yaptıklarınıza,
Hiç yapmadıklarınıza rağmen!
Nasıl olup da, hep…
Hala gülümsedim size...
Sizce?
Kör müydüm, umursamaz mı,
Yoksa duyar sız mı?
Çoktan kaybetmiştim oysa,
O, peygamber sabrımı!
Yoksa o son, "A, salak!" mıydım size göre?
Sizin gibi hiç olamadım ki ben.
Artık genç değilim be güzelim.
Başka hayatı hayal edecek güç yoktu bende.
Beni her öldürüşlü seferinizde,
Gülümseyebilirdim size en çok!
Kimi sitemimden,
Kimi umudumdan,
Gülümserdim en çok...
Hala hayatta oluşuma küfreder gibi.
Siz hiç görmezdiniz!
Her maktüliyetimde...
Hepinize, her yeni güne,
Yeniden son bir umut doğdum küllerimden de.
Siz hiç bilmezdiniz!
Buyurunuz size en gizemli hallerimden, en deşifrem!
Hep ama hep, o beni ilk öldürenime,
İlk o var oluş an'ıma küstüm!
Babaya değil!
Ya da rahmetli anama hiç değil!
Olmaz olasıca, o başarılı savaşımlı,
O ilk...an'ıma küstüm!
Biliyordum en büyük cevabı hayata oysa!
Bilerek gelmiştim değil mi bu dünyaya!
Öylece kodlanmıştım.
Mademki bu dünyadaysam ben,
Kazanmışsam ilk zaferimi.
Nefes alıyorsam,
Bu hayatta en büyük başarım,
Bu hayatta olmaktı.
Hem de hala!
Şimdilerde hafızam epeyce çelişiyor ya!
Hepsini unutsan ki...
"Hepsini yaşadın lan!
Durduk yere Alzheimer olacaksın!" ı
Unutmadan kalsan...
Yine başa döneceksin.
Yine biri daha senin
Ölünün son ziyaretini,
Saklayıp, saklayıp duracak yürek mezarında.
Yine…
Yapma!
Kendine!
Şiir bu bu ya…
Buraya kadar okuduysan baştan oku!
Da...
Şükretmeliydim yaradana!
Ki bence yaradan, yar edip,
Ötesini terk ediyordu çoktan.
Dedirtmediler bir türlü zira!
Fark yok hala, yine güven kırığı her yer,
Yine ecel.
Ölelim madem.
Zaten…
Yine küllerinden yeniden,
Dirilmek isteyen kim artık!
Kime?
Niçin?
Neye?
Neyse...
Ama en çok ben,
Ne vakitler öldüm biliyor musunuz?
"O, yapmaz,
O, beni iyi bilir!" dediklerimin,
Fark etmediğimi sandıkları anlarda,
Arkamdan kazdıkları o kuyulara,
Beni kurnazca gülümseyerek ittiklerini gördüğümde!
Ben...
En çok o zamanlar öldüm.
Yoruldum bence ben epeyce...
Siz yine de bilmeyin de...
Faillerini tanıyordum bütün maktüliyetlerimin,
Her biri...
Yeniden doğuşum ilan edilmezden önce,
Gelip gelip duruyorlardı cinayet mahallerine!
Siz yine de, benim gibi hiç ölmeyin ama
Yeterince ölemezsiniz zira da!
Bilin bence...
Yorgunum ben birkaç ömürce...
Size iyi seneler!
E gülümseyin!
E daha çok gülümseyin lütfen!
Ama lütfen!
Benim yılımın son günününe ramak kala lütfen ama!
Hiçbir kalbi kırmamışsınız,
Hiçbir gönülü öldürmemişsiniz gibi
Gülümseyin reca edicem!
Bak!
Çekiyorum...
Durduk yere acınızı başkalarının ömrüne
Hiç var saymamışsınız gibi,
"Daha bu ne ki!" dememişsiniz gibi gülümseyin.
Bilmiyorsunuz ki ben...
Kırk iki yaşımın,
Kırk yılını anamı affederek geçtim.
Ahh be anacığım!
Az mı okudum senin köy mektuplarını...
Ama izin ver bir, be...
Bir, hatırlayamayayım!
"Evvela böyüklerim ellerinden,
Göççüüklerim gözlerinden,
Selamlı kelam ile öperim,
Hatçem.....................vs.vs.vs.
Ama bunu bile anlamazdı o zamanki it salyalı,
Ağa sülüklü köpekler!
Kocasının anama o ilk mektubunu,
Ağa kızını hiç ederek aleni okumuşlar...
Bence asıl orada bittin.
Size hala iyi seneler!
Neredeyse aşk'ı evlat olacaktım ben!
Zaruri istikamet olmuş kaderim.
Ne yaptım ne yapmadımsa düzeltemedim.
Oysa yosun gözlümün bari hikayesini değiştirmekti niyetim.
Cemre.Y.

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Panormos

...Panormos...
Epeyidir...
Hep ve her zaman yaptığım gibi,
Öylesine aralık bırakılmış kapılardan,
Yorgun başımı...
Yine de uzatıyordum içerilerine.
Kendime kalmamıştım zaten pek de,
Onlaraydım sadece.
Epeyidir de...
“Eyvallah” ları çoktan yorgun,
Ruhsuz ruhlarının,
Hayaletleri çarpıveriyordu yüzüme yüzüme...
Bir “Hoş geldin!” i bile unutmuşlardı mesela!
Bir “Güle güle git madem." i.
"Amma velakin,
Mutlaka yine gel!” i
Çoktan silmişlerdi,
İnsanlık hafızalarından.
Boğulmuştum artık,
Bu sessiz figanlı ölü ruhlardan!
Bir insan...
İnsan’sa...
Kaç kere daha,
Kendine ölüp ölüp
Yine, yeniden,
Kendine doğabilirdi ki!
Madem öyleyse,
Bende artık...
İçimden bir türkü tutturmuştum dilime!
“Mademki sen de yoksun,
Gönül coğrafyamın hiçbir metre karesinde...
Şiir şiir ülkemi gezerim bende.” diye...
Meğer ne çok denli densiz,
Yüce gönüllü,
Panormos varmış ülkemde!
Her gittiğimde dirilerek ocağıma döndüğümde,
“Bu son olsun” lu yeni başımı uzatıveriyordum
Öylesine aralık bırakılmış kapılarından içeriye.
Ben yaşıyordum...
Onlar, yine ölmüşlerdi çoktan...
Başa sarıveriyordu ipi kopmuş makaranın.
Çaresiz zembereği...
Bu sefer de “Gitmesene be!” diyorlardı da,
“Kalsana!” demiyorlardı mesela!
Yeni bir Panormos’a daha kaçıverdim gizlice!
Evime dönüş yolumu kesiverdiler bu sefer!
“Hoş geldin be!”
“Gitmesene be!”
“Kalsana bir hele, hem... mangal yaptık bize!”
“Biz...” dedim sustum...
Gözleri döküldü yerlere.
“Yorgunum.” dedim.
“Yorgunum.”
Topladılar unutkan insanlıklarını mermerlerden.
“Neden ki?” dediler gezmeye gitmedin miydi sen?
Yine ardımdan, herkese açık,
Pencerelerimden takipliyorlardı beni
Hem de…
Herkesmiş...gibi!
Ben öylece ansızın kaçıp kaçıp giderken
Hala, “Hayat bana güzel.” di yani!
Gülümsedim buruk bir tebessümle.
Panormoslarım var benim artık
Dost gibi dostlarım,
Akraba gibi akrabalarım,
Yaren gibi yarenlerim var.
Hatta yüreğimin çoktan tutulu baş köşeleri...
Bünye alışık değil ya!
Artık çok yoruluyorum
Doya doya sevmelerden,
Doyula doyula sevilmelerden.
Ve hala öğrenemediniz
Ruhsuz ruhlara hep ve her daim
"Tok!" um ben...”
Oysa ben bir ömrüm boyunca
Tek bir Panormos’u sayıkladım.
Panormos=Güvenli Liman
Cemre.Y.

26 Nisan 2017 Çarşamba

Don Kişot

...Don Kişot...
İçimdeki o küçümen kız çocuğun,
Rengarenk...
İlk ve tek ve son,
Uçurtmasını,
Bileklerime bağladığım ipinden bile,
Uçurmuşken ben.
Çoktan beridir rüzgar,
Esmesini istedikleri gibi esse de!
Onun bir gün...
Bileğimize konacağını hayal ederek!
Geçti, ilk gençliğim.
Sonra, sonra...
Okuduğum kitaplarla akıl tutulması yaşadım.
Bir rüzgarla zorlu bi yarışa katıldım.
Bir Aldonzo olacak kadar aptal değildim elbette,
Ama belki de!
Kaderimi baştan yazdıracak bir...
Rositanete!
Olabilirdim.
Olabilir di/k!
Meğerki kader çarklarıyla,
Türlü orospuluklarıyla oynayamayaydı hiç kimse!
Sana daha ergenliğimi,
Sana daha ilk gençliğimin can kırıntılarını,
Sana daha ana oluşumu ki
Sonrası ezik hatıralarımı anlatmayacağım ey hayat!
Var sen beni ilk boğmaya çalıştığın yerde kal...
Sağ kalabilirsen eğer!
Ukalaca bütün var sayımlarını dinleyeceğim söz!
Ha bu arada,
Bütün bu hikayem değil beni yarlı yaramdan kanatan!
Selam olsun sana
Ey Allah!
Ey Rab!
Ey Yaradan'ım.
Varsın.
O kesin de.
Hiç bu duamı kabul etmedin,
Onu da biliyoruz da!
Evladıma lan!
Ne diye o zıkkımı yar ve yaren gösterdin?
Hiç oturamadığımız o lüks evlerce
Nedir ki bunca haksız rekabetin?
Yak madem evlat!
(Nolur ki, kimsen yaktırmasaydı,
Ama madem kabul dua saymadı.)
Çoktan yanıktı zaten benim!
Unutma!
"Her halinle ben, ölsem bile yanındayım!
Merak etmiyorum sensiz,
Ne cenneti,
Ne adı batasıca cehennemi,
(Ki çok üşüyorum bugünlerde)
Ne de arafı!"
Hani babaannene çok kızıyorsun ya bu aralar,
Beni görüyorsun ya onda da!
Kızımı...
Hayırlısıyla,
En hayırlı yerlere yerleştireyim de...
Bizde bu kadar evlat!
Bizden bunca...
Evlat...
Öpüver şefkatinle,
Sana yemin,
Sana kerat cetveli ezberi kadar billa!
Gelecekler billa lan!
Bana, bi kere sonsuz inan!?
Cemre.Y.

11 Nisan 2017 Salı

Sarılalım


…Sarılalım…
"Sana dair"li,
An'dan geriye sardığımda filmimi,
Ne çok ben varmış!
Benden dışarıma sızan.
Kalbim mutluluk sızdırdıkça,
Ben seni paylaştıkça sende azalan.
"Sana dair"li,
An'dan ileriye sardığımda ise
Ne çok ben var bir bilsen
Benden içeri, içime dert olan,
Yüreğim çırpınışlarına
Yeni bahaneler bulup tarafımca
Tıbbi haller bahanesiyle,
İyice susturuldukça
Çarpıntısı iyiden iyiye azalan.
Epeyidir de
Doğumum anımdan itibaren
Her şeyimi
Herkesime anlattım.
Şimdi içim boş,
Dışım rahat!
Fakat hala
Kimsem bilmiyor!
Artık yüreğime
Bir yaren gerektiğini
Nedendi onca insanlara
"Yok!" çekmem?
Çözemiyorlar da zaten
Ben bile çözemiyorken
Benim filmimin son repliğini
Merak etmeyin pek çok fazla.
Söylerken?
Yanımda olursanız...
Duyarsınız nasıl olsa.
Eylül'ü...
Sonbahar olduğundan değil be canım
Ben Eylül'ü…
Lale mevsimlerini çok seveceğini bildiğim için....
Canımdan çok severim.
Neyse biz sarılalım...
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...