31 Ağustos 2018 Cuma

Ne Bileyim

...Ne Bileyim...
Eylül'ün yaprakları hazırlanırken soyunup gitmeye
Aşk'a dair mülteci eylemlerimizin hepsini,
Artık yalnızlığa terk edilmiş o kumsalın,
En yalnız kayasının kenarına terk etme vaktiydi.
Kim bilir, belki de, bütün suç benimdi.
Onca sevdalı sevişmelerden sonra...
Ne bileyim fularımı unutmalıydım belki bir yerlerde.
Belki saç tokamı, ya da sütyenimin kopçasını unutmalıydım.
Mademki sokak adlarında bile görmüyordu adımı,
Ne bileyim...
Belki bir şiirin son mısrasında aklına gelmeliydim.
Bu kadar kolay, bu kadar çabuk unutulmamalıydım.
En azından şarkıda söylendiği gibi,
Birinin bari boğazında düğüm düğüm hıçkırık olmalıydım.
Oysa ben her Eylül'de açardım sarı sandığımın kilidini.
Bir yanı şeytan lekesi anılarımı hatırlar,
Bir yanı melek kanadı hatıralarından öperdim.
Yine ağlardım ömrümden esip giden yapraklarıma ama
Geçen sonbaharda onları da denize savurmasaydım.
Cemre.Y.

Uzaklar

...Uzaklar...
Uzaklara gittikçe yüreğine çöreklenir mi bir insan diğerinin...
Bilmem ki bir daha ne zaman kavuşur bir çift sevdalı yürek
Ya da ne zaman bakışır iki çift birbirine aşık bakan gözler.
Sanallar dolusu yalan sevişmelerdense,
Çoğunlukla yalnızlığımın omuz başlarından öptüğüm doğrudur.
Cemre.Y.

30 Ağustos 2018 Perşembe

Yalnızlık

…Yalnızlık…
Yalnızlığın da güzel yanları var tabi
Hangi saatte uyuyacağına,
Hangi saatte uyanacağına,
Günün ilk öğününde ne yiyeceğine,
Neyi giyip, neleri giyemeyeceğine,
Kahvenin tadına,
Çayının demine kimsenin karışamaması gibi.
Cemre.Y.

Bazı Günler

…Bazı Günler…
Hiçbir yere gidilmeyen yerler vardır hani yalnızlık gibi...
İşte o bugün izinli.
Semaverde kalabalıklı mutlu birkaç köz...
Çayın deminde saklı birçok gülücüklü söz...
Siz anlamazsınız azizim.
Bazı günler...
Şiir gelmez insanın içinden şiir içilir...
Cemre.Y.

Yosun

…Yosun…
Kanatlarının yükünden yorulmuştu küçük melek,
Omuz başları inmiş, sırtı kamburlaşmaya başlamıştı.
Sonra yine her zaman olduğu gibi ansızın onulmaz bir gururla,
Yine onu alnının ortasından öpüverdi kadın.
Gözlerinin yosunundan yaşlar akıverdi meleğin.
Kadın ne söylese, neleri sussa dindiremedi kirpiklerinin ıslaklığını.
Eli, kolu, ömrü…
Çaresiz bekledi kadın.
Kemanın tellerine yüreğinden dokunmuştu biri…
Diğeri oynak bir şarkıyla,
Sahil kenarı eğlencesi söylemeye çalışıyordu.
Aslında istisnasız herkes, o gece…
Yüreğinden yüreğine ağlıyordu.
Sonra birden sustu melek, bir durdu, duruldu.
Gözlerinin yosunun da akşam güneşi batması gerekirken,
Gecenin ayazında tan yeri ağarıyordu!
Soyundu melek kanatlarını…
Omuz başlarındaki ağrıdan kurtuldu.
Doğruldu, sırtındaki kamburu denize attı.
İnsan olduğunu hatırladı hıçkırıklara boğuldu.
Zira hayat hiç kimseye…
Hiç de o kadar kolay değildi.
Oynak bir şarkı çaldı, oturduğu yerden oynadı.
İçini bir tek kadın gördü.
Meleğin içine girdi.
Önce bütün dağınıklığı topladı,
Sonra yitip gitmiş ramak kala'larını.
Yosun gözlerinin kirpiklerinden tel tel öperek geçerken,
Kendi suçlarını da buldu,
Onu istemeden acıttığı ayna yansımalarını.
Canının bütün kırık canlarıyla,
Onun can kırıklarını bir araya getirip,
Buruk bir gülümsemeye terk etti.
İşte o an…
Durduk yere gerçekten hissederek gülümsedi küçük melek.
Ah bir görseniz…
Birdenbire nasıl da büyüyüp yaşlanmıştı.
Söz ilk defa iki cümle kelam etti.
"Artık yeter, cehenneme kibrit çöpü attım ben!" dedi melek..
Sükut, son defa cümle eyledi.
"Senin kibrit çöpü attığın yere, ben benzin dökerim be kuzum" dedi.
Herkes… herkesi… en olabildiği kadar affetti.
Cemre.Y.

29 Ağustos 2018 Çarşamba

O Kesin

…O Kesin…
Dünya köprücük kemiğimin etrafında dönüyor aslında...
Ömrüme yaralarımdan yama yapa yapa geldim bu hayata...
Şimdi ister sever geçersin, ister öper seversin.
Ama senin için bile...
Asla bir üçgenin dik açılarının toplamı olamam o kesin.
Cemre.Y.

28 Ağustos 2018 Salı

Bana Ne

...Bana Ne...
Üç beş heceyi cümle eyleyip bir araya getirdik diye...
Emek pazarlığı yapanlar varmış,
Olmaz azizim, olmaz!
Hele artık şiir ettiyse içindekiler,
Hiç mi hiç olmaz.
Emek filan değildir bu.
Zira emek dediğin zanaatkarların işidir,
İlmek ilmek nakış ederler ellerinde evirip çevirdikleri her neyse!
Üstüne de niyet eylerler ya hani üç beş kuruş gelirse diye.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Ne diye egomu yükselten Türk dilinde yer almayan,
Günümüz güncel sıfatlarını kendime yüklenmeyişimi hiç merak eylediniz mi?
Şiir dediğin yürek işidir,
Öyle aman, zaman, ego tatmini filan dilenmez.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Emek...
O şiirin harf harf hece olup,
Kelimeye taşıp, cümlelerden aşana kadar,
Mısralar dolusu kusana kadar ki olan eylemler sırasıdır.
Soran olursa...
Onun şiirleri reflü ifrazatı dersiniz!
Ciğer sancısına dokunduğum da olursa,
Hani paralel hayatlar denkleminde...
Sevgiyle karşılarım, şefkatimle gülümserim.
Yoksa kim beğenmiş, kim paylaşmış,
Kim methiyeler düzmüş...
Açıkçası bana ne!
Cemre.Y.

Sanal Sevişgenler

…Sanal Sevişgenler…
Hayat bu sevgili'm...
Ya ben sana erken gelmişim,
Ya da sen bana çok geç.
Bir türlü...
Bir sevdanın iki yakasını,
Bir boğazda ilikleyemedik hepsi bu!
Zira ortalık dağınık henüz...
Ortalık,
Sanal sevişgenler dolu.
Aşk...
Kalp ile beyin arasıydı halbuki,
Bacak arasına dalıp çıkmış.
Olmadı tabi.
Zira sevmek…
Yürek işiydi.
Cemre.Y.

Kırık Canlar

…Kırık Canlar…
Lunaparkın ortasında elinden misketleri çalınmış gibi,
Her sabah, yüzünü aynaya asıp küsüp küsüp gidiyordu.
O kadar çoktu ki canının kırık canları,
Bir türlü benim yara kabuklarımla bir araya toplayıp,
Çarpışan arabada bir sevdaya çarpıştıramıyordum.
Elindeki kalpten uçan balon,
Bileğini sıkıyordu, öylece bırakıverdim.
Cemre.Y.

27 Ağustos 2018 Pazartesi

Ne Kaldı

…Ne Kaldı…
Ne kaldı dünden geriye...
Yazdan çalıntı gülümsemelerden başka!
İçimi sorma azizim,
Hani sevdiklerim olmasa
İçim...
Kapkara bir kış gecesinde kapıya konmuş beşiğim.
Zemheri ayazları vurmuş yüzüme, gözüme
Taa ciğerimin en dibine.
Ne kaldı geriye?
Yaz akşamının yumuşak rüzgarıyla salınan
Birkaç gülümseyişten b/aşka?
Cemre.Y.

Gelmedin

...Gelmedin...
Eylüle ramak kala,
Yapraklar soyunup gitmeye hazırlanırken
Zamanıdır artık sardunyalara veda etmenin.
Sahil kenarı boş masalar,
Terk edilmiş sandalyelere dalgalar vurur birazdan
Metcezirli vakitlere az kaldı sevgilim
Ve sen hala gelmedin.
Cemre.Y.

26 Ağustos 2018 Pazar

Öperim Kirpiklerinden

...Öperim Kirpiklerinden...
Kim bilir kaç geceler boyu
Uyumadan hemen önce alet ettim seni yalnızlığıma ihanet etmeye.
Kaç günaydın biriktirdim dudaklarının gül kıvrımından gizlice öperken.
Kim bilir kaç rüyamda sayıkladım ismini şeytan beni aldatırken.
Kaç kere utandım yaptığım onca yaramazlığımdan.
Kaç kere varsın olsun helalim o benim diye kandırdım kendimi.
Kim bilir kaç kere unuttum seni, kaç kere geri döndüm o şiirin içine...
Kim bilir kaç kere mısralar arası cümlelerin içine gizlendim.
Kaç kere kelimeler arası hecelerinin içinde saklambaç oynadım kendimle.
Şimdi bunca vakit sonra...
Tenim terine bunca susamışken...
"İki kadeh şiir içelim." deme
Sonra Allah ne verdiyse severim seni de...
Sonra gidersin sen de...
Bütün gidenlerim gibi sende gidersin.
Öperim kirpiklerinden adam.
Gözünün yaşından öperim seni
Yüreğinin atışından öperim.
Kim bilir kaç kereler içimden çığlık çığlığa
"Sen böyle şiir içi daha güzelsin.
Kal bence." dedim sana.
Ama gitme.
Cemre.Y.

Günaydın Sevgilim

…Günaydın Sevgilim…
Şehrimize uzak bir denizin gün batımında gün güneşe ayarken
Hayat gözüme başka bir güzel göründü seninle
"Günaydın sevgilim.
Gel biz, bizi, her gün yeniden sevelim."
Cemre.Y.

25 Ağustos 2018 Cumartesi

Hiç Kimse


…Hiç Kimse…
Öyle darmadağınık…
Ve bir o kadarda derli topluyum ki
Bana yaşatılan puzzle'lerin hepsinin son karesi benim elimde.
Affedip yerine koymak istesem sonum olacak!
İstemesem sonsuzum!
Ve ben ne yana dönsem bilmiyorum.
Ve aslında hiç kimse hiçbir kapının kolunda değil.
Cemre.Y.

24 Ağustos 2018 Cuma

Yitip Gitmiş Çocukluğum

...Yitip Gitmiş Çocukluğum...
Kimsesizler ülkesinin kalabalık ışıklarının altında...
Hani o en karanlık köşesinin olduğu o incir ağacının altındaki
Canlı ölüler şehrindeydim kaç gündür.
Beni hiç kimse görmedi.
Yüzüne bakıp gözlerinin içine baktığım her yüzden,
Her gözden, her gülümseyişten bekledim aslında.
Sürprizli bir kutunun içinde,
Çocukluğumu hediye etsinler bana.
Olmadı tabi.
Bana artık çok uzak gelen şehirlerin
Yıldızlarına da yalvarmıştım oysa!
Onlar da...
Rahmetlinin gücüne gider diye,
Bana sadece buruk bir tebessüm eylediler.
Vakit dar...
Zaman kısa...
Hayat...
Sanki Zümrüdüanka kuşunun kanadında da,
Ben bayram çocuğu gibi
Sırtımda renkli poşetler...
Kızımın ömrüne...
Benim ömrüme yetecek kadar
Sadece yürekten akacak iki damla gözyaşı kadar,
"Beni affet" ler toplamaya çalışıyorum.
Önüme çıkan herkes...
Rahmetli anamın anası,
Babamın babası,
Canı toprağa yakın her kimim varsa
"Hakkını Helal Et!" diyorlar bana.
Biliyorlar çünkü...
Çünkü ben affettim desem
Çocukluğumuz affetmez!
-Sen şimdi beni affettin mi?
-Büyüklüğüm affetti de...
Ya çocukluğum?
-Peki ya derisini canlı canlı yüzdüğüm tilki,
Ya o beni affedecek mi?
-Ya ben baba!
"Baba!"
Diyorum sabah sabah sayıdır bu da ha!
Ulan anası hariç orospu evladı
"Hiç önden yönelmedim sana,
Bu da mı af sayılmaz!" diyorsun yüzüme!
-"Ben...
Altına sıçtım daha ileri gideme diye" diyorum.
"Nereye kadar götürecesin bu konuyu,
Mezara kadar deme sakın!" diyor.
Ölmedim ulan!
Ölmedim diyemiyorum.
Meğer gençlik ne sapık bir şeymiş
Tam da Pompei yanardağı volkanı
Kul saptıysa emri vaki olunan
Çocuktuk lan daha!
Eğer ki...
Sizin inandığınız tanrı Allah, Rab!
Hatta yaradan aynı ise...
Varın siz umrelere gidin,
Varın Kabe-i taraflara...
Ben büyüdüm artık yokum
Geç kalınmış itiraflara...
Kimsesizler ülkesinin kalabalık ışıklarının altında...
Hani o en karanlık köşesinin olduğu o incir ağacının altındaki
Canlı ölüler şehrindeydim kaç gündür.
Beni kimse görmedi.
Yüzüne bakıp gözlerinin içine baktığım her yüzden,
Her gözden, her gülümseyişten bekledim aslında.
Sürprizli bir kutunun içinde,
Çocukluğumu hediye etsinler bana.
Olmadı tabi.
Bana artık çok uzak gelen şehirlerin
Yıldızlarına da yalvarmıştım oysa!
Onlar da...
Rahmetlinin gücüne gider diye,
Bana sadece buruk bir tebessüm eylediler.
Vakit dar...
Zaman kısa...
Hayat...
Sanki Zümrüdüanka kuşunun kanadında da,
Ben bayram çocuğu gibi
Sırtımda renkli poşetler...
Kızımın ömrüne...
Benim ömrüme yetecek kadar
Sadece yürekten akacak iki damla gözyaşı kadar,
"Beni affet" ler toplamaya çalışıyorum.
Önüme çıkan herkes...
Rahmetli anamın anası,
Babamın babası,
Canı toprağa yakın her kimim varsa
"Hakkını Helal Et!" diyorlar bana.
Biliyorlar çünkü...
Cemre.Y.

21 Ağustos 2018 Salı

Bayram

...Bayram...
Benim bayramlarım,
Çocukluk hayallerimin
Kırmızı pabuçlu ayakkabısının kurdelesine asılı kalmış ya.
Sonraki yıllarım hep eksik geçti benim.
Yine de...
Rengarenk umutlar biriktiriyordum ömrüme...
Kim bilir belki biri yağmur sonrası gökkuşağı renklerinden düşüp,
Toplardı hayallerimin kırıklarını.
Olmaz diye diye ömrümü azaltan yapraklarımdan arındıkça ben,
Belki bir gün çırılçıplak, en sahicisinden severdi belki
Olmaz ama umut değil mi?
Cemre.Y.

18 Ağustos 2018 Cumartesi

Karşılaşmak


…Karşılaşmak…
Uzak şehirlerin
Gece ayazlarına karışan
Otobüs molalarında bari karşılaşmak vardı seninle...
Cemre.Y.

17 Ağustos 2018 Cuma

Yolcu

…Yolcu…
Uzak diyarların yolcusuyum bugün.
Yarın güneş başka bir şehrin sabahına doğacak.
Yalnızlığım otobüs terminalinden bana veda ederken,
"Bekle." diyeceğim ona…
"Bekle." sana döneceğim ben.
Cemre.Y.

16 Ağustos 2018 Perşembe

İstanbul

...İstanbul...
Tabii yaa!
Saçlar sarı, gözlük afili,
Çat-pat İngilizce ve Sultanahmet...
Oradan ver elini İstiklal Caddesi elde de bir küçük valiz...
İstanbul gibiyim bugün.
İstiklal Caddesinin orta yerinde,
Kim bilir hangi milletten!
İstanbul gibiyim işte.
Dersaadet'in önündeyim işte yine
Hem çok özünden,
Hem de hiç kimsesiz'inden.
Ne çok sokak varmış meğer,
Kimi çoklu caddelere çıkılan,
Keşfe doyulamayan.
Kimi sonu çıkmaza varıp gerisin geri dönülen.
Herkese sonsuz yabanıl
Ama bir o kadar da...
Gözlerine baktın mı yüreğinin içine dokunan.
İstesem, neler olamam!
Kim bilir elimdeki küçük valizin içinde,
Onlarca tahlil ve ilaçlar taşıyormuşum, kim görür?
Kim bilecek gözümdeki güneş gözlüğünün içine sakladığım acımı.
Dudaklarımdaki o acı tebessümümle ağladığımı kim bilecek!
Birazdan yine doktorla randevum var kimin umuru!
Amaannn...
Hepimiz ölmeyecek miyiz sonunda?
İstanbul gibiyim bugün.
Taksim tünel kapanmak üzere!
Yine de her şeye rağmen...
Yaşadığın şehre bir başka gözden bakabilmek güzel.
Seviyorum kendimi.
Ölmek üzere hastalıklar sirayet etmeye çalışırken bile.
Narsist'im ben.
Yoksa kendimden başkasına olan güvene dayansam
Ömrümün gücü yetmez!
İstanbul gibiyim bugün.
Çokça kederli,
Çokça sevinçli,
Oldukça gururlu,
Oldukça da mütevazi,
Epeyce aldatılmış,
Epeyce de sevdaya bulanmış.
Beni soracak olursan annem,
Evvela selam eder,
Ellerinden, ayaklarının altından öperim.
Sırf...
Beni biraz da sen özle diye...
Öyle hemen ölmeyeceğim.
Sana olan hasretim sonsuz,
Sevdamsa sınırsız.
Ama anacım sen de biraz beni özle be...
Cemre.Y.

İyiyim Ben

…İyiyim Ben…
Ne olacaktı?
Şiir mi yapışacaktı üstümüze başımıza!
Ne bileyim...
Burnumun direğinde buram buram bir sızı
Ben acaba yüreğime mi dokundu diye şiir arası mısra aramaktan,
Mısra arası cümle aramaktan,
Lan cümleyi geçtim harf aramaktan çoktan vazgeçtim.
Artık hiç kimseyi sevip güvenmiyorum.
Sıkıntı yapma yani iyiyim ben.
Cemre.Y.

15 Ağustos 2018 Çarşamba

Araf

...Araf…
Bazıları gece yaşar...
Günün en güneşinde,
Yüreğine en lazımken uyur sanki yarasa!
Bazıları gündüz yaşar…
Gecenin yıldız kaymasında,
Tam da dileğin olacakken yok olur artık yaramasa!
Sadece bir tek kişi ise…
Öylece arafın olur,
Bilemezsin şafak vaktin mi olur,
Yoksa gün batımın mı?
Yani alelade sıcak bir suya sallama bir fincan çayın bile yok bana haa!
Otur mangal közünde bütün demi iç ben yokken ne tadı olacaksa.
Cemre.Y.

Günaydın

…Günaydın…
Çok mu geç kaldık…
Gözlerimizin içiyle beraber,
Yüreğimizin de gülümsemesine…
Olsun biz yeni güne
Yeniden yeni bir "Günaydın."diyelim yine de.
Cemre.Y.

Ben Unutmak İstedikçe

...Ben Unutmak İstedikçe...
Ne vakit birileri...
"Unutuyorsunuz,
Ne de çok şeyi,
Ne de çok kolay ve çabuk unutuyorsunuz!" dese!
Kan beynime sıçrıyor yine, yeniden.
İçimden bir çocuk masalı tutturuyorum hemen,
Yoksa hatırlamaya,
Onca unuttuklarımı hatırlamaya en başından hatırlıyorum!
Yoksa...
Gülüyorsam o an mesela...
Burnumun direği sızlıyor,
En son hissettiğim o güneş kokusu geliyor tam ucuna,
Ağlamak istiyorum.
Hem öyle iki üç damla akıtıp sonra aşağı inip bi sigara içip,
Hayata inadına yeniden gülümsemelik de değil ha!
Bildiğin ölüm ölüm ölmek...
Ama öldüğümden bile haberim olmamak istiyorum.
Bugün de birileri, yine...
"Unutuyorsunuz,
Ne de çok şeyi,
Ne de çok kolay ve çabuk unutuyorsunuz!" deyiverdi öylece.
Bunca yıldır bana sorulan,
O meşhur sorunun cevabını bulamıyordum ya kafamda!
İlk gençlik yıllarımda...
Bana ufacık bir bel çantası yeterken,
Ki o zamanlar,
Ne şu zehir zıkkım yedeği dahi olması gereken sigara paketim vardı,
Ne de...
Ki zaten genelde aranmıyorum diye,
Çalmayan o kocaman cep telefonum!
Ne de...
Benden artık kurtulunması gereken fazlalık hissiyatım!
Hala Ticaret Lise'sindemiydim o vakitler,
Üçüncü sınıfın stajını bitirmiş miydim acaba?
Rahmetli anacığım,
Stajdan kazandığım o paraları bile cebimden alırdı zira!
Bir de çetele tutardı.
"Giyimin şu kadar, yiyimin şu kadar,
Yol paran, elektriğin, suyun, vesairen...
Yani sen bana hala borçlusun?"
Benden bir küçük erkek kardeşimin de çıraklıkta canı çıkarken,
Ona kıyamayıp,
Fazladan harçlık verenlerin de bütün paralarını alırdı rahmetli.
En küçüğümüz...
Hep en küçüktü.
Bize verilmeyen harçlıklar ona verilmeliydi.
Tekne kazıntısıydı ve şükür ki o da erkekti.
Ve hem de en güzeli.
Bilemedim ki rahmetli anam!
Ben ilk doğduğumda
"Mini minnak bu, üstelik sigara gağıdı gadan,
Bi de bi ton başlık parası verdik,
Doğura doğura kız doğurmuş gızan!"
Kaynanasının kaynanası tarafından dediydi diye miydi bunca hazan.
İlk resmi işimdeki adam babacan bi adamdı.
Emirganın yarısı onlarındı.
Aşık olmuş evin hizmetlisine!
Siz bütün Yeşilçam filmleri hayal ürünü sanırken ben,
Asmalı Mescit'te o zamanlar yıkılmamış olan apartmanın,
Hepsinden birden kira alan bir adamın kasasından sorumluydum.
Sayfa sayfa okuyordum mahkeme kayıtlarını!
İki haftada bir gelip,
Sadece soğuk bir "Baba!" kelimesini harcadığı o adamdan,
Fransız Lisesindeki okulunun aylık taksitini yatırmazsa eğer
Annesinin evlere temizliğe giden geliriyle
Onu orada okutamayacağı yakarışlarını yan odadan duyarken de
Gidip gidip o mahkeme sonuçlarını tekrar tekrar okuyordum.
Bilmem ne kimin, bilmem ne kimle oluşan çiftleşmesinden doğan,
Bilmem ne kim...
Yüzde doksan dokuz nokta dokuz bilmem kimin çocuğuydu.
Aile de sülale de kabul buyurmamıştı çocuğu!
Neden bilmem,
O adam kızının okul aylığını yatırmak için bana tam çektirirken,
Senti sentine öderdi o Fransız Lisesinin aylığını dolar olarak öderken!
Geriye kalan birlik dolarlar para etmezdi o zamanlar!
Ama onlara da bir sonraki aydan düşülmek üzere tam yatırmazdı asla!
Bir dolarları bozan Beşiktaş'ta sadece bir tek döviz bürosu vardı.
O birkaç doları bana verir,
"Akşam iş çıkışı git bozdur bunları." derdi bana.
Gider bozdururdum tabi.
Yoksa işten kovulursam anneme nasıl anlatırdım ki durumu?
Hiç istisnasız ertesi gün hepsini bana verirdi.
"Bu senin bak!
Biliyorum verilenin hepsinin alındığını,
Özel bir ihtiyacın olur alırsın." derdi.
Bu kadar babacan bir adam...
Nasıl olur da öz kızına bir kere olsun canı gönülden sarılmazdı.
Onu da okudum çok sonra...
Adam özel kasasında her gün...
İstisnasız her gün hem kızına mektup yazıyordu,
Hem de delicesine sevdiği anasına!
"Ölürsem..." diyordu.
"Ölürsem bir gün hatunum!
Seni o yıldızlı gecede kamelya da o ilk öptüğüm gün kadar seviyorum.
Ölürsem bir gün, ah benim minicik, yumuk yumuk parmaklı kızım!
Seni o ilk doğduğun gecede,
Bana o ilk baktığın gün kadar seviyorum.
Ama ne var ki...
Ben ölmeden önce sizi öldürürlerse diye çok korkuyorum!
Minnetli sevgilerimle" diyerek bitiyordu bütün mektupları.
O günlerdeydi işte benim ilk büyük çantamı alışım,
Oturduğum binanın beşinci katındaki evimizin,
Penceresinin pervazında ölüme aşık atarken,
Son defa baba' dan boynumda çantamla
Annem gelene kadar bekleyip kendimi, namusumu yine kurtarışım.
Sonrasını yazdım birkaç kere...
İntihar ettim, son bir sigara içtim, kustum
Üç gün baygın yattım.
Rahmetli anamın tekmesiyle uyandım.
Ölmemiştim!
Bunu mu hatırlamam gerekiyor?
Daha niceleri var!
Evet haklısınız...
En azından on sekizimden sonramı hatırlıyorum!
Yakın geleceğe de sıram gelecek.
Hiç değilse artık!
Günlük çantamda ne diye bir hafta yetecek kadar eşya taşıdığımı,
Bir haftalık valizimde,
Ne diye bir yıl yetecek kadar eşya taşıdığımı biliyorum.
Ben...
Sadece...
Zaten kimse'm yok ya...
Kimsesizliğime yetmeye çalışıyorum.
Neyse ya neeyyysee!
Cemre.Y.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Umudum

…Umudum…
Karşımdasın ama bak ey minel aşk, sen yoksun.
Çünkü ben yokum…
Çünkü biz yokuz!
Bana "Biz."diye bir kelime yaratılmamış şu lugatta.
Başka bir yürekte çırpınan yüreğimle yaralarımı sarıyorum…
Gocunmuyor o, öyle seviyor ki beni…
Umurunda değil kim, ne, neden atmış beni ona 
Nihayet artık ondayım ya…
Elinde pansuman malzemelerinden sevgiler, düşünceler ve ilgiler, 
Hatta şefkatlerle sarmaya ve iyileştirmeye çalışıyor yaralarımı…
Bazen korkuyor hissediyorum.
Ya yaralarım bitince uçup gidersem diye…
Korkularıyla da seviyorum onu gitsem de bir yarım da o artık.
Yağmur ağlıyor doğduğum günde verdiğim güneşli kararlara…
Ben susuyorum.
Sadece…
"Huzuruma, ruhuma, hoş geldin." diyorum
Gerisini kara bulutlar ve gökyüzü düşünsün biraz da bana ne!
Adını silersin, ünlemin kalır... 
Silip silip başladığım değil, 
Her seferinde sıfırdan yazmaya çalıştığım kaderimsin kime ne!
Güneş güzeli bir nisan akşamında,
Uzak şehirlerin sahillerinde yıldızlardan dilek tutulur,
Ayın şavkı yakamozlarla vururken doğurdum ben seni hayalimde.
Sen benim çoktan kaybettiğim umudumsun.
Cemre.Y.

12 Ağustos 2018 Pazar

Doğmuşum

...Doğmuşum...
Doğmuşum...
Doğduğum günün acı tramvalarıyla ilgili onlarca şiirim vardır
Ebem meşgulmüş ben doğarken,
Rahmetli anam akşama kadar tarlada çalışmış
Akşam olunca da tek göz evini temizlemiş,
Suyu ocağa koymuş, içine doğacağım leğeni yıkamış,
İlk evladını kucağına alacağı anın sancısını çekmiş tek başına.
Sancıları artınca da kahvede pişpirik oynayan babama haber salmış,
Bir koşu gidip ebeyi çağırıversin diye...
Babamın kumarı bitene kadar gece olmuş,
Eve dönerken aklına gelmiş babamın ebem!
Onu yenen kumar arkadaşlarının ebelerine söverken.
Gitmiş ebenin evine, çalmış kapıyı...
Meşgulmüş ebem!
"Bugünü mü bulmuş doğacak bu velet!
Az bekle bir abdest almam gerek!" diye bağırmış içeriden.
Kalkmış arada bir koynuna girdiği adamın üstünden,
Yıkanmış, paklanmış, süslenmiş.
Saçlarından sular aka aka yola düşmüşler babamla.
Rahmetli anam sancılara dayanamaz olduğunda,
Yaşlı nenelerinin anlattığı masallardaki gibi,
Sandalyeye kaykılıp, leğeni ayağının altına almış,
Azıcık ılık su doldurmuş içine,
İçinin içi yırtılırken düşüvermişim leğene!
Ebem nihayet gelip bir zahmet göbek bağımı kesmiş,
O zamanlar kız evlat hiç sevilmezmiş.
Kırk yıllık şiirlerimin üstüne
Dört yıl daha eklenmiş ben farkında olmadan, sevilmedim.
Cemre.Y.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Sevda Limanı

...Sevda Limanı...
Şimdi tabuları yıkıp, korkularla yüzleşmek zamanı.
Hep sonu belli olmayan bir yolda yürüdüm
Yolun sonuna yakın yerinde kendimden bile oldum.
Bir de harita elimdeyken yürüyeyim şu hayat yolunu.
Hatta hayat kendiliğinden akıp gitsin...
Ben bana sunulan sevda liman'ımda,
Bana sunulan sonsuz kadar güzel vaatler denizinde
Birbirine kenetlenmiş beş parmak sıcaklığında susayım.
O anlasın acımı, kederimi, mutluluğumu ya da yorgunluğumu.
Yanlışlıkla,
Göz kenarlarımdan birkaç damla yaş süzülüverirse sormasın,
Sorgulamasın ki zaten biliyor ve hissediyor henüz yaram kanıyor ya...
Sadece hep yaptığı gibi
Yüreğiyle beraber parmak uçları titreyerek silsin gözümün yaşını.
Biliyorum hep bekleyecek bir gün onun kadar sever miyim onu diye...
Sabrı sınırsız ya, beklesin...
Beni benim kadar sevemeyeni bile böyle sevebildiysem...
Onun kadar olsun derdinde değil zaten.
Biliyor ben onun kalbine sığındım yapabileceğim yanlışlardan...
Söz verdi ben onun son durağı olsam da,
O benim kasırgalarım kadar sığınağım.
Kafesimin kapısı hep açık ve dışarıya açık...
İşte sırf bu yüzden artık onunum!
Cemre.Y.

Günaydın

...Günaydın...
Yüzüne güneşli rüyalar yapışmış sevdiğim,
Balıkçı kasabasının saklı sahilindeki
Akşamdan kalma öpücükler takılmış tenine.
Biraz rakı, biraz balık,
Biraz şalgam tadı kalmış dudaklarında
Bolca sevda şarkıları takılmış diline
Günaydın uykulu gözlerinden öptüğüm,
Sana da günaydın.
Cemre.Y.

10 Ağustos 2018 Cuma

Bittin Sen

…Bittin Sen…
Herkes herhangi bir dilde ve herhangi bir coğrafyada,
Herhangi bir cümlede, herhangi bir şarkıda, güfte,
Bestede veya herhangi bir melodide bile sevebiliyorken özgürce…
Sen beni soy adına layık görmedin ya İşte o vakit bittin sen.
Cemre.Y.

Bayram Şekeri

…Bayram Şekeri…
"O" diye biri olsaydı kelebekler uçuşurdu içimde.
Bayramımın şekeri olurdu,
Petibör biskivi arası lokumum olurdu.
Öyle ya ben öyle her şekeri de yemedimdi,
Yalan yere ağzım tatlanmasın da yüreğim sevda sanmasın diye.
Cemre.Y.

9 Ağustos 2018 Perşembe

Ruhsuz

...Ruhsuz...
Bir zamanlar gidenlerim uğruna gözlerimin yaşı durmak bilmiyordu...
Şimdilerdeyse her şeyi tamamlamış defterini dürmüş sarı sandığa gömmüşüm...
Ne giden umurumda, ne de tamamlanamayan, öylesine ruhsuzluğa dönüşmüşüm.
Cemre.Y.

Cam Kenarı Yalnızlıklar

...Cam Kenarı Yalnızlıklar...
Şehirler arası yolculuklarımdan kalma
Cam kenarı yalnızlıklarım var benim.
Nereye gitsem, yoldaşım oldu yüreğimin köhneliği
Ne yapsam, ne yapmasam bir türlü terk etmedi beni.
Cemre.Y.

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Küfür


…Küfür…
Üç kuruşluk insana, 
Bin kuruşluk değer verirsen,
Geriye kalan dokuz yüz doksan yedi kuruşun hatırı olmaz…
Döner anana küfür eder.
Cemre.Y.

Sarılmıyoruz Sanma


…Sarılmıyoruz Sanma…
Sarılmıyoruz sanma!
Ben çokça kalbimi sağ yanımda atarken hissediyorum, 
Sanki ilk defa buluşmuşuz gibi, 
Senin kalbin o boşluğumu dolduruyormuş gibi
Sarılmıyoruz sanma!
Ruhlarımız hep yan yana.
Cemre.Y.

7 Ağustos 2018 Salı

Yokum

…Yokum!...
Artık yıldızlar geceye serilmişken,
Uykularımız gecenin yastığına sarılmışken bile,
Yazık ki artık güneş olanca güzelliğiyle,
Beton binaların, betonlarını aşabildiği zamanlarda,
Tan yerini ağartıp,
Gecenin yıldızlı yakamozlarına,
Şefkatli birer öpücük kondurup,
Sevdiceğinin uykulu gözlerini öpmeden önce,
Kimse kimsenin uykusundan da,
Sabahından da öpmüyor kirpiklerinden!
Artık her şey sanal sanal yanılsamalar azizim!
Saçma sapan kendilerimizce aralarına,
Sesli harfleri sevgiden geçen kelimeler kondurmaya çalışıyoruz.
Boşuna.
Nihayet çözdüm oğlum şifrenizi!
"Slm"
"Nbr"
"Mrb"
"Ytk!"
"Kib"
"By!"
Siz bence alın bütün sessiz harflerinizi götünüze sokun!
Ben zaten sizin hiçbirinize "Yok!" um!
Cemre.Y.

6 Ağustos 2018 Pazartesi

Yorgun

...Yorgun...
Uzun uzun yorgunluklar biriktirdim ömrümde...
Epeyce aldatılmışlık, epeyce gönül yıkıklığı,
Bir hayli de hayal kırıklığı biriktirdim heybemde.
Şimdilerdeyse
Kaybolmayayım diye yola ektiğim
Ekmek kırıntılarını toplar gibi
Toparlamaya çalışıyorum umutlarımı.
Bütün yorgunluklarımı,
Bütün aldatılmışlıklarımı,
Gönlümün yıkıklarıyla, hayallerimin kırıklarını
Bir çuvala doldurup ucuna taş bağladım.
Gözlerinin kuyusuna attım gençliğimi.
Varsın neresinden eserse essin hayat.
Şimdi hazırım.
Cemre.Y.

İnsanoğlu

…İnsanoğlu…
Ey insanoğlu sana kimse söylemedi mi?
Sendelerim, hatta bazen büyük hatalar yapar tökezlerim,
Yıkılırım, düşerim, acımı da dibine kadar çeker,
Yasımı da dibine kadar tutarım evet ama
Acıdan yere yığılsam bile zaman zaman,
Asla yerlerde sürünmem.
Kimse ayak basamaz yüzüme.
Kalkıp, kararlı adımlarla hayatıma devam ederim.
Güldüğüm kadar ağladığım gibi,
Ağladığım kadar da güleceğim elbet!
Cemre.Y.

5 Ağustos 2018 Pazar

Adam

...Adam...
Kirpiklerini tel tel öperim senin adam,
Burnunun ucundan öperim,
Dudaklarının kenarına kıvrılmış
Geçmişinin hüzünlü tebessümünden öperim,
Alnının ortasına çizdiğin kırılmış hayallerinden
Kader yazından öperim seni adam.
Sen bana ne vakit gözlerinin içi ışıldayarak gülümsesen
Gülüşünden öperim adam seni.
Kim bilir belki bir gün,
Alın yazımdan öpersin sen de beni.
Cemre.Y.

Erkeğim


…Erkeğim…
Uykulu gözlerle güne uyandığım her sabah…
Günaydın, gün aydınlığım demek isterdim sana.
Ve istisnasız her gece de…
Uykumda da sarıl bana erkeğim, iyi geceler'im...
Az önce yıldızlardan biri ile sana selam yolladım,
Olur da gökyüzüne başını kaldırırsan gece vakti
Asılı kalmasın yüreğim gibi o da,
Selamım hediyem olsun al, kabul et.
İster sev, ister okşa…
Ve istersen hiç duymamış gibi evrene yolla!
Cemre.Y.

Unut

...Unut...
Rüzgar bile fısıldıyor unut onu.
Tükenmez bir inatla avuçlarında sımsıkı tutuşturduğun,
Tutacağım deyip tutamadığın
Ve rüzgara savurmak istediğin her şeyi unut...
Geçmişi unut...
Şimdiyi unut...
Geleceğini unut...
Kendini unut.
Artık aldatılmaktan ve aldanmalardan uzak dur.
Sevdaya susamış yüreğinin kaç kere kırıldığını unut.
Baksana rüzgar bile fısıldamıyor artık.
Unut diye haykırıyor etrafındaki bütün insanlar,
Evler, yollar, ağaçlar, kuşlar bile unut diyor.
Hiç kimse seni uzağındayken seven annen olamaz,
Hiç kimse canın yandığında yaralarını anlatabileceğin baban olamaz.
Hiç kimse dertlerinle boğmadan gülümseyerek bakabileceğin
Sadece gülümseyerek bakabileceğin biricik kardeşin olamaz.
Hiç kimse sadece ihtiyaç anında yanında bulunman gereken değil,
Mutlu, mesut zamanlarında yanında olacak arkadaşın olamaz.
Hiç kimse, hiçbir şartta güven ağacını zedelemeyen varlığın olamaz.
Hiç kimse hiçbir şey sormadan, hiçbir şey anlatmadan
Sadece sımsıkı bir sarılmayla, kocaman bir hayatlık nefes ile
Gözlerden akan birer damla yaş ile her şeyini güvendiğin ahretin olamaz.
Affet...
Unut...
Kabullen.
Ve geri kalan hayatına devam et.
Aşk ile illa.
Cemre.Y.

Seveceğim

…Seveceğim…
Ey benim şefkat yüreklim,
Bilsen kaç zamandır sesine hasret bu yürek.
Ellerim saçlarında gezinirken,
O güzel gözlerinin içinde yansımak
Kim bilir ne kadar güzel bir duygudur.
Sana söz…
Yormayacağım yüreğini.
Sadece…
Dudaklarımı dudaklarına mühürleyeceğim.
Hiç sevilmediğin kadar seveceğim seni.
Ey benim şefkat yüreklim,
Can kırıklarından öpeceğim seni.
Yaralarının izlerini incitmeden seveceğim seni.
Cemre.Y.

İyi Ki Geldi

…İyi Ki Geldi…
Epeyce bir ömürlük hayattan sonra, 
Artık ne kapılar önemlidir, 
Ne de pencereler...
Geldim ya!
Baktım ya pencerene!
Ki bilirsin yosunların rengi dışında, 
Her şeyinden nefret ederim ben!
Yani hayat bana hep şarkıdaki gibi aslında.
"Eylül geldi sonra.. "
İyi ki geldi, iyi geldi.
Yoksa bunca yüzyıl boyunca, 
Onun gözlerinin yosunu olmasa,
Şu dünden ölünesi hayata...
Ne diye...
"Sevda bir kuşun kanadında!"diye diye tutunaydım ki ben.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Hiç Kimse

...Hiç Kimse...
Kocaman hayallerime sığdırdığım,
Küçücük bir dünya'm vardı oysa...
Onlar okyanusa kulaç açmayı beklerlerken,
Ben kısacık zamanlarımda duru ve durgun denizlere,
Onlardan önce kulaç atıyordum.
Bu bile onların haset rüzgarlarıyla
Beni kendi fırtınalarında boğmalarına yetiyordu.
Küçücük mutluluklarımın hayat rüyasından,
Canımın can kırıklarında...
Sanki bana ne düşmalıkları varsa!
Adım adım ezildikçe ezildirilmeye çalışıyordum.
Sonra...
Susmaya karar verdim.
Durgun denizlerimin,
Afili fırtınaları değmezdi artık hiç kimse'm.
Kusura bakın madem.
O akıllıca akıllarınızı…
Kendilerinize hatırlatıp durun lütfen!
Beni kendi canımın can kırıklarıyla baş başa bırakın.
Cemre.Y.

Cennet

…Cennet…
Cennetim'din be sevgili,
Oysa şimdi sen bilmiyorsun ama Araf'tayım.
Kah cenneti sunuyorsun bana, kah cehennemi…
Şimdi ben hangi yöne gideyim? 
Ya cennetin hayalse, 
Cehennemse sonun ey sevgili.
Ya cehennemin yalansa, 
Cennetse sonun be sevgili.. 
Söyle kaç suretin var senin ey sevgili, 
Söyle kaç ayna yansıtıyor seni…
Bilsem ki seni parçalara bölen sırlı aynanın yerini. 
Kırıp bin parçaya bölmek değil niyetim, 
Zaten yeterince bölünmüşsün....
Sadece seni ilk yansıtan 
Sırlı aynanın karşısındaki 
Hiç kandırılmamış, hiç aldatılmamış, 
Hiç yanmamış çocuk yüreğine ulaşıp
Sende sabit kalmaktır tek niyetim.
Cemre.Y.

Hikaye

...Hikaye...
Sık...
Çok sık kitap okurum…
Neredeyse her saniye hatta bazen bildiğim bir yolda yürürken bile...
Öylece bakar insanlar
"Şimdi bir cama veya duvara toslayacak veya bir çukuru göremeyecek” diye...
Yarım kalır duvara veya cama tosladığımda
Canımın nasıl yanacağının hayalinin sevinci ve yarım kalır
Bir çukuru göremeyip bacaklarımın havaya dikileceği anın hayali...
Ben hiç görmediğim kadar görebilirim kitap okurken,
Yolda yürürken ve altı üstü bir buçuk gözümle
Ve ben hep şort giyerim uzun veya kısa etek giydiğimde...
Çünkü okumayı bırakınca bile istediğim,
Benim biçtiğim mekanlarda
Vücut olur kitaplardaki her bir karakter ve her bir yer...
Bir insansa betimlenen hayatımın bir köşesinden
Şöyle bir geçip gitmiş biri olabilir mesela
Ve bir mekansa...
Hayatımda şöyle bir geçmiş bulunduğum bir yer...
Ve çok nadir bazen sezonu bitip geçtikten sonra meftun olurum bir diziye
Ama şöyle bir değil bu sefer baş karakterlerden biri olurum bende…
Ve baş karakterlerden biri olur “O” mutlaka…
Bugünlerde en sevdiğim yazarın, en sevdiğim kitabı elimdeydi
Bir de neredeyse hayatımdan öykülenmiş olan
O sessiz çığlıklı dizisi gözümde ve yüreğimde...
Şimdi ikisi de bitti ya...
Hala anlayamadım ben kimdim aslında ve o kimdi hangi karede ve hikayede...
Bulutların üzerinden hayatı seyretmek hala hayalim evet
Ama hala uçan bir balon olmaya kadar ilerleyememişim demek...
Konuştuğumdan daha çok suskunum aslında evet de
Herkes beni çenebaz sanırken sustuklarımı kim nereden bilecek!
Ve o kitaptaki kızın bir adı bile yoktu galiba...
Ya sessiz çığlıklar...
Hangisi daha çok yakışıyor acaba bugünlerdeki bana.
Cemre.Y.

Çıkıp Gitti

...Çıkıp Gitti...
Hiç doğmayacak imkansız bir sevdaya müebbetliydi onun yüreği
Daha yeni firar etmişti bana koşup geldiğinde.
Sokaklar dolusu sevgiliydik, maviler dolusu aşık.
Bayram yeri çocukları gibi mutluyduk en azından.
Sonra gizli eller sıkıverdi onun yüreğini, öylece çıkıp gitti, bitti.
Cemre.Y.

Olsun Gözüm

…Olsun Gözüm…
Benim de güzel gülüşlerim vardı hayata dair...
Sonra onlar hiç tükenmeyen bir azimle, 
Bütün hayallerimin kanatlarını kırdılar.
Şimdilerdeyse 
Küçük birer tebessümle onarıyorum canımın kırık canlarını. 
Olsun gözüm...
Varsın onlar da öyle mutlu olsunlar.
Bende daha çook eski fotoğraflara yeni şiirler var...
Cemre.Y.

3 Ağustos 2018 Cuma

Sevin Ulan Hayatı

...Sevin Ulan Hayatı...
Her gün...
En az bir tanecikden fazlaca
Yeni şeyler öğrenmeye ön yargısız açık olun.
Hiç duymadığınız bir kelimenin anlamını merak edin mesela!
İlk uygun cümlenizde de kullanın.
(Daha çok kitap okumanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ellerinizde oyuncak olan o akılı telefonlarınızın
Bir özelliğini daha merak edin mesela!
İlk uygun anınızda da kullanmaya başlayın.
(Teknolojiye açık olmanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ukalalığın sınırı yok elbette, merak etmeyin.
Her gün kendinize yeni bir ukalalık edinin mesela!
Ukalalığın, aslında yeterince bilmediğiniz bir konuda,
Hiç fikri olmayana çok bilmişlik taslamak değil de,
Bildiklerini öğretmenin hazzı olduğunu öğrenin mesela!
Ama öğretirken, öğreten kadar,
Tevazulu özenli ve heyecanla!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Benim gibi görebilmeyi deneyin bir kerecik!
Pencerelerinin kapalı halinden, açık halinden içeriden.
Pencerenin kapalı halinden, açık halinden dışarıdan.
Sağından, solundan, köşesinden, perdelisinden,
Perdesizinden bakmayı öğrenin önce!
Elbet bir ya da birkaç açıdan görebilirsiniz hayatı!
Üstelik!
Yeterince uslu bir çocuk olursanız
Bütün bunları yalnız yapmayabilirsiniz!
Hatta tepenizdeki asma yapraklarının ardına saklanmış
Bir türlü olmayan üzümlere artık
"Ne üzüm oluyor, ne şarap,
Ne bağ, ne bahçe ne gereği vardıysa?" ya bile
Kızmaktan vazgeçip
Onların rüzgarla salınan yapraklarının altında
Hala sevinçle saklambaç oynayan salkımlarını görebilirsiniz.
Öyle ya!
Üzüm olsaydı, şarap olsaydı,
Bağ olsaydı, bahçe olsaydılar...
Yeterince uslu çocuk olup
Rüzgarda salınan yaprakların arasında
Heyecanla saklambaç oynayamayacaktılar!
Ne olmuş kimsenin midesine inmeden,
Onca zaman çocuklar gibi şen,
Hayata ne geç,
Ne de çok erken öylece salınıp duruyorduysalar!
Ne olmuş yani bir tek ben anladıysam onları sonunda!
Hem de bütün hayata,
İnadına,
İnatçı bir zaferle tebessüm ederek!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Cemre.Y.

Oysa


…Oysa…
Oysa…
Ağlıyordum tam da ciğerime ciğerime…
Oysa…
Aslında sadece yanmak istiyordum!
Yanıp küle boğulmak.
Boğulup bir daha doğmamak istiyordum.
Görsün istemedim yosun yarası gözleri…
Şükür olsun ki göremedi!
Yoksa insan içinin içine hiç
"Defol git!" der miydi?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...