tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2025 Pazartesi

Kader

...Kader...
Üstüm, başım...
Sağım, solum...
Yanım, yörem...
Hep hayal kırıklığı!
Yetmedi mi ey tanrım...
Bu beni, hep ama hep, denemelerin?
Anladım ki aslında...
Benim kaderimi yazmayı,
Hiç istemedin.
Hep başka can kırıklarının kopyası!
Hep başka vazgeçişlerin yapıştırması!
Lakin olmaz artık, olmaz böyle.
Zira çok sabrım da kalmadı nihayetinde.
Günler, bana hiç de sormadan geçip gittikçe,
Ömür saatim geriye sarıyor nihayetinde!
Zaman desen, eski zaman hiç değil.
Ya yırt at, sana sunulan kader çizelgemi,
Yok hükmünde var say beni.
Ya da...
Bunu, bu kaderi ona, ben yazmadım ki,
Ne diye okuyup, yaşasın, yorulsun ki bu kulum de!
Yeniden, yaz kaderimi.
Cemre.Y.

2 Nisan 2020 Perşembe

Ne Zaman

...Ne Zaman...
Hayal mi gördüm,
Yoksa bir kuş mu geçti,
Perdesiz penceremin önünden?
Ne zaman bitecek tanrım,
Etrafıma örülen bu görünmez,
Zincirsiz kafesler?
Ne zaman güneş doğacak yeniden,
Umutlu ve mutlu sabahlara?
Cemre.Y.

22 Kasım 2019 Cuma

Dehliz

...Dehliz...
Ruhumun derin dehlizlerinde geziniyorum her gece...
Gün be gün artan öksürük nöbetlerime bakılırsa da,
Bulamıyorum demektir ne demeye
Tanrının yaratıp unuttuğu bir insan evladı olduğumu!
Ve neden?
Ve nasıl?
Ve niçin...
Ömrü hayatım boyunca sanki utanılacak bir varlıkmışım gibi,
Atılıp savurulacak, başka öfkelerin hepsi üzerinden alınacak,
Kırılacak, üzülecek, incitilecek ama ille de hayatta kaldırılacak.
Bir tek sevgi kırıntısına, biraz şefkate, 
Biraz vefaya hasret kalacak bir ruh olarak yaratıldım acaba!
Düşüncelerim düşünmekten yoruluyor bazen...
Durduk yere başlıyor yine ağrılarım ağrımaya!
Durduk yere acısız ölümün çarelerini arıyorum bazen.
Sonra vazgeçiyorum aniden!
Zira meğerki ben zamansız ölürsem o kazanır.
Varsın o da bunu merak etsin madem!
Değil mi ki bu da benim kendi kaderime intikamım.
Cemre.Y.

3 Ekim 2019 Perşembe

Bir Düşün Bence

...Bir Düşün Bence...
Daha kaç beyaz buluta, 
Kaç tane daha...
En mavili umutlarımı asmalıyım ey tanrım!
Bu kaçıncı küsüp barışmamız seninle.
Ki seni seviyorum bunu hep biliyorsun da...
Neden onca hayatımın içine,
Yağmur yağmur, tuz ruhu ekiyorsun?
Nicedir ağlamayı dahi unuttum zira içime akıyor bütün yağmurlar!
Yüreğimin dibi de nem kokmadan,
İçimin içi de küflenmeden bir kere olsun bir duysan sesimi.
Neyse...
Yine meşgul etmeyeyim seni.
Nasıl olsa yüzleşeceğiz seninle ahrette!
Hep sen hesap soracak değilsin ya!
"Ben seni bunca arar, bunca severken, nerelerdeydin?" diyeceğim sana.
Öyle görev gibi sunulup mecbur bırakılan zaman ve şekillerle de değil ha!
Bildiğin, yürek atışı gibi severken,
Bildiğin, durduk yere tebessüm ederek seni anarken, 
Bildiğin, yürekçe yani.
"Ben ölene kadar sen nerelerdeydin?" diyeceğim sana!
Bir düşün bence!
Cemre.Y.

14 Şubat 2019 Perşembe

Ömrümün Geçmişleri

...Ömrümün Geçmişleri....
Ömrümün geçmişlerinin toplamını kodese tıkmışlar!
Ne çok sevinirim, ne çok oh dilerim sanıyordum oysa.
Suçu, bize göre,
Müebbet'ti ne de olsa, ömrümü, ömrümüzden yediydi!
Oysa...
Giden bir yarım, kalan diğer yanım,
Ki üstelik!
Sigara filan bulunur muydu ki oralarda?
Ne bileyim bir içlik, bir fanila!
Ben ömrümü, ömrüme dahil olanlarımla
Bir şekilde sarar sarmalarım da,
O ne yapıyordur ki o demir parmaklar ardında!
Hatırlayamıyorum ki ben onun ömrünün kaç yılını,
Kardeşimmiş gibi hissettim,
Kaç ayında karındaşım oldu o!
Ama...
İnsandı o?
Hep merak edip, hiç öğrenemedim!
Acaba...
Tanrı onu yaratmakla neyi denedi?
Ve tanrı öncesinde babasını/babamı yaratmakla neyi denedi!
Kaç kere,
Kabuslarımda cinayet işledim, namus dokunuşlu eylemlerine.
Ama kıyamadım hiçbirinin hiçbir hücresine?
Misal baba/m artık nihayet
Kırlaşmaya başlamış umreler görmüş gri sakallarıyla
Gülüyordu daha bu akşam!
Sanıyorsun ki kaderlerinizi yeniden yaratmış!
Sonra birden bir duyuyorsun en sevgili tek karındaşından,
Onu kodese tıkmışlar,
Sonuncu karındaşı!
Nihayet doğru bir şeyler olmuş bu hayatta da
Bir eksik, en eksik,
Yok mu bu ilahi devinimli adalet kavramında!
Ben daha adil bir son umuyorum,
Sonlarına üzülsem de ki, neyse ki, insanım hala!
"Ömrümün geçmişlerinin toplamını kodese tıkmışlar!
Oradan da,
Vicdan sahibi insan olana kadar çıkamayacaklar bir daha!"
Cemre.Y.

25 Ocak 2019 Cuma

Ömrümün Son Çeyreği

...Ömrümün Son Çeyreği...
Gelmeyecek belli.
Daha ne kadar yaşayacağım tanrım diye diye
Geçti gitti emsal biçilen ömrümün yarısından çoğu.
Şimdilerde ömrümün son çeyreğindeyim ey hayat!
Artık yoruldum beklemekten,
Yüzüm, gözüm, ellerim,
İlle de yüreğim talan edilerek terk edilmiş yangın yeri.
Gelmeyecek belli.
Vuslata dair bütün mektuplarım,
Adresini bulamayan şiirlerimin posta kutusunda şimdi.
Gelmeyecek belli.
Gelseydi şimdiye kadar gelirdi.
Kırgın gözlerin son umut kırıntılarıyla,
Buğulu pencerelerden bakıp durmanın anlamı da bitti.
Eskisi kadar sabrım da, gücüm de, hayalim de kalmadı ki.
Zaten misal biçilen ömrüme kalan vakit, ömrümün son çeyreği.
Artık gidelim mi?
Cemre.Y.

26 Aralık 2018 Çarşamba

Tanrı

…Tanrı…
Ve sessiz çığlıklarımız duyulacak bir gün bizi yaratan tanrı'ca,
Biz…
Hep…
Duyulmuyor sanıyoruz ya onca yitik dualarımıza!
Kim bilir ki?
O da ne çok zaman yitiği evrenler aşmıştır bize ulaşabilene kadar.
Biz insan milletinin,
"O zaman ki aklım olsaydı!"diye hayıflanıp hayıflanıp,
Geçmişlerimizin "O an!"ına geri dönmek istediğimiz gibi.
Ve sessiz çığlıklarımız duyulacak bir gün bizi yaratan tanrı'ca,
Biz…
Hep…
Duyulmuyor sanıyoruz ya onca yitik dualarımıza!
Ve kim bilir ki?
O da ne çok zaman yitiği evrenler aşmıştır bize ulaşabilene kadar.
Biz insan milletinin,
"Neyse ki öyle sürmemiş" diye şükredip şükredip,
Geleceklerimizi "Şu an!"ı na geri dönmek istediğimiz gibi.
Ve sessiz çığlıklarımız duyulacak bir gün bizi yaratan tanrı'ca,
Biz…
Hep…
Duyulmuyor sanıyoruz ya, onca yitik dualarımızı!
Ben artık susuyorum,
Ve lütfen oralarda bir yerlerde bütün tanrılar barışmış,
Bütün tanrılar…
Yarattıkları kullarına kavuşmuş olsun!
Ve lütfen bütün tanrılar, yaratıp da mahşere bıraktıklarının,
Aynı klan cumhuriyetinden olduğunu unutsun.
Zira artık…
Yüzyıllar boyunca kardeş bi alt soyundan türemiyor ama!
İnsan, insan'ı tüketiyor hala!
Hala, bütün tanrıların,
Bizi bile tam olduramadığı konumdayız!
Cemre.Y.

2 Aralık 2018 Pazar

Giyotin

…Giyotin…
Belki de ben…
Zamanla ömür arası büyük bir hata etmişimdir!
Bu kadar uzun yaşayabilmeye de hiç mi hiç,
Niyetlensem de…
Hiç hayalinde değildim bu nihayete!
Her gece uykuya yatarken ben…
Sabahına, "Ölmüş uyanayım!" diye dualar ederken,
Sen nerelerdeydin be tanrım!
Kimseler de uğruma hicivlenmesin hani!
Ben bütün "Hayır!" larım için giyotine çoktan hazırım!
Cemre.Y.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Kandil

...Kandil...
Benim kandillerimin mahyaları,
Sırf kız evlat doğdum diye
Daha doğduğum an söndürülmüştü ya çoktan!
O gün bugündür nice dualar ettim beni yaradana!
Küçücük kız çocukluğumla hıçkıra hıçkıra ağlayarak nice geceler
Yorganımı aralamaya çalışırken canavar cinler,
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem karanlıktan çok korktum!" diye ağlamasaydım,
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Ergenlik çağlarıma yakın, en güvenilen eller bana dokundukça da
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem ben o akrabalarımızı hiç sevmiyorum!" diye isyan etmeseydim.
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Kimsenin inanışına saygısızlık etmedim bunca ömrümde...
Varın siz kandillerinizi kutlayıp, şükür ve af niyazlı namazlarınızı kılın.
Allah gani gani sevap eylesin hepinize...
Böyle günlerde hazır güya bize epeyce yaklaşmış madem,
Sağ omuz ve de sol omuz melekleri de dahil,
Hazır kulların neylediğini hesap ve kalemdeyken!
Yıllar yılı sorup da bulamadığım o tek cümlenin cevabını bekliyorum ben.
"Sen ki yedi yaşına kadar ölen sabinin hükmünü cennet eylemişken,
Hiçbir günahı yoktur dediğini ne diye sahipsiz bıraktın da,
Oncacık çocuğa en yakını tarafından kirli kirli dokunmaya çalışan o elleri,
Kirli kirli sürtünmeye çalışan o vücudu taş kesmedin?"
Sahi uzaklardan öylece seyrediyor muydun tanrım!
Eminim bu gece namaz üstüne namaz kılıyordur sencileyin affolunmaya!
Şerefsiz bir insanın sana yaşlılığından kaynaklı pişmanlığının,
Çaresizliğinden kaynaklı nadanlığına sana yakarmasına ihtiyacın mı vardı da,
Benim küçücük yaşımı piç edip, kendine sınav saydın?
Gelmiş, geçmiş, gelecek bütün kandillerin mübarek olsun Allah'ım!
Hani daha hala vicdanın rahatsa ver öpeyim elini!
Baba denen o sıfatın elini de her bayramda öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Çok Fazla


…Çok Fazla…
Bu kadar yalnızlık çok fazla değil mi tanrım?
Doğru insanı karşıma ne zaman çıkaracaksın!
Cemre.Y.

25 Eylül 2018 Salı

Yorgun

....Yorgun...
"Sen benim..." deyip...
Yutkunup...
"Yorgun olduğumu şimdi nereden anladın!" diyorsun ya!
Hani o sırf ben daha fazla üzülmeyeyim diye,
O çocukluğunun yüzüne de böyle vakitlerimizde taktığın,
En şen şakrak masken geliverdi aklıma.
Hani sınırsız kımıldanan dudaklarının şifresini,
Bütün aile efradımızla çözemezdik!
Sorduğumuzda sana...
"Hiç kötü şey söylemedim ki,
Sadece şarkı söyledim içimden!" derdin.
Sonraları bütün sevdiğin şarkıların sözlerini ezber ettim ben.
Bütün dinlediğin nağmelere kulak verip,
Bütün yaptığın sulu boya resimlerinin diyagramını öğrendim.
Haberin yokken ben,
Sen bensiz iken yeni sevdiğin şeyleri de keşfedip,
Onları da senle beraber sevmeyi öğrendim.
Tıpkı senin...
Benleyken öğrenmeyi zehir saydığın şeyler gibiydi tadı!
Böyle fasulye turşusundan öte...
Arnavut biberi gibiydi...
Ondan sonramda da asla hiçbir tatlı şey sevemedim ki zaten!
Sonra...
Beraberce büyüyüverdik!
Biz..
"Yaz yağmurları bunlar,
Sonra sonbahar, sonra da kış gelecek mecbur!
Ama eni konu sonu ilkbahar!" derken...
Bize hep ilkbahardan sonra zemheri ayazlı karlar yağdı.
Elbette...
Ezhel'de dinlerdik...
Hidra'nın da en dibine de vururduk...
Elbette ki...
Ümit Besen'le Pamela'nın düetini dinler,
Yenilerden Ersan Er falan karıştırıp,
Araya birkaç da remix savururduk,
Sonra bir Hande Yener'e uğrayıp,
Funda Arar'ı geçerken,
Durduk yere Emma Shaplin'e bağlayıp,
Bir tur Chopin open no 9 yapıp,
Andrea Bocelli ile Celine Dion'a
Araya da Lorena macanet'i kattıktan sonra...
Hani nasıl da atardı yüreklerimiz,
Sanki gitmemiz gereken bir yer varmış da,
Biz yetişememiş gibi atarken!
Bir gün...
Cover yapmayı öğretmiştin sen bana ya!
Ben bütün sevdiğim, her şarkıyı aynı anda başlatmıştım da...
İkimiz de hiç içmeden durduk yere sarhoş olmuştuk!
Yalnızken deniyorum bazen!
Arada birçok da işime yarıyor ama...
Ama...
Keşke...
Sen...
Benden Neşet Ertaş falan duymasaydın be kuzum!
Sen...
Benden Yunus .emre falan duymasaydın!
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Neşet Ertaş sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Yunus Emre sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Onca şiir...
Onca şarkı...
Onca güfte ve bestekar arasından,
Sevdiğinin topuğuna,
Sırf o sevdiğiyle kaçsın diye,
Bütün parasını koyan Yunus Emre'yi es geçip,
Benim gibi...
Bir pencere pervazında onları izlerken...
"Cahildim dünyanın rengine kandım!" demişsin.
Bugün günlerden Neşet Ertaş'tı be yavrum!
Ben hepsini de yaşadım.
Ah be tanrım!
Uzak geçmişlerin süzgecinden geçerken sana rastladım.
Sana yine sondan bir önceki kere daha niyaz ediyorum!
Lütfen...
Ama lütfen...
Belki benim annem bu kadar cesur değildi,
Tamam kabul!
Benim annem beni o kadar sevmiyordu olabilir ama tanrım!
Benim yavrumun yaralarını kendi yaralarıma sarma!
Olmasın benim yavrumun yarası falan!
Ne biçim tanrısın sen hem!
Hepsini okka okka bana yaşattın ya lan!
Ben...
Evladımı..
Bu dünya'ya hep...
En platotiğinden acı çeksin diye doğurmadım!
Mademki yarattım diye övünmektesin hala!
Kızım...
Ben...
Annem...
Anneannem!
Hatta onun annesi...
Daha ötesimi bulmaya yüreğim razı olamadı da!
Hiç de hoşnut olmamışız bu hayattan!
Soruyorum sana!
Biz'i yaratmaya inat etmekten,
Yaratmaya devamı meyl ettirmekten...
Sen nasıl bir zevk aldın?
Kızımın...
Bütün çocukluğu adına soruyorum bunu sana!
Madem onu benim rahmime var ettin...
Ne diye ona biçtiğim güzelim kaderi eylemedin de...
Onun yüreğinin bütün acılı atışlarını bana raks eyledin ki,
Doğru adres ben miydim?
Evet...
Haklısın...
Meryem anamızdan belli çocuk...
Tohumsuz ekilebiliyordu!
Eyyy...
Sizz...
Bütün tanrılar!
Zeuslar...
Athenalar...
Allahlarr!
Bir daha benim kızım kızım...
Normal bir sonbahar günü sanırken,
Üstü, başı vesairesi...
Hadi elleri yalnızlıktan her daim don ya!
Onun var ya...
Ayaklarının parmak uçları...
Mademki...
Bir yerinden hala sevemiyorsa bu kadar
Sikerim lan...
Bize bütün kaderleri yazıp duran
O, Allahlarınızı!
Cemre.Y.

23 Eylül 2018 Pazar

Neden Ki?

...Neden Ki?...
Tanrım, sevdanın bu derecesi çok fazla ama ya!
Ben çağlayan misali akmak isterken...
"Lal" olup...
"Sus!" malıyım öyle mi, neden ki?
Cemre.Y.

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Söyle Tanrım, Arttık Bizimle Misin?

...Söyle Tanrım, Arttık Bizimle Misin?...
Günün belirli saatlerinde,
Hele ki sabah vakitleri milletlerin vekillerinin,
Hatta gerekirse cumhur başkanlarının,
Gerekse de kraliyet saraylarının belirlediği zamanlarda,
İnsanlığı gaflet uykusundan uyandırıp,
Ezan seslerini türlü güzel nidalı imamlarıyla beraber,
Hiçbir sesinin duyulamayası,
O iğrenç seslileri de imam yaptın diye!
Bangır bangır bağırtan'ım!
Yine insanlığı gaflet uykusundan uyandırıp,
Allah'ı aynı ama peygamberi ayrı yaradan'ın emri ile,
Kimi bir piyanonun sanki bir lire dokunmuşçasına,
Öyle bir yumuşak dokunuşla çanlar çalınırken,
Kimi paslanmış oksidasyon'lu sesiyle,
Kulağımızda zangırdatır ve bizi korkuturken başka ülkelerde.
Üstelik bütün bilinmiş dinlerde
Yaradanın yarattığına ezası...
Hep buluğ çağını çoktan geçmiş'i tasvir edilirken,
Ve birçok dinlerde buluğ çağı geçmemişse,
Hiçbir insan evladına halvete meyl edilmezken!
Ben, her bana sorulduğunda,
"Müslümanım elhamdülillah" derken.
Ama içimden!
Baba'm bana ilk tacizde bulunduğunda,
Henüz altı yaşımdaydım,
Biz müslümanlar'a vaad edilen,
"Ölür isek cennet kesin!" zamanımızdaydım yani.
Şimdilerdeyse...
Neden herkes gibi vedalaş'amıyorum,
İçimdeki habis şeylerle de durduk yere,
Bana hemoroid teşhisi konuluyor artık anlıyorum!
Çünkü içimi dışıma açarsam, o girebilirdi!
Çırpındım ama ölmedim!
Yenilmedim de.
Bir sonraki yelteniş'indeyse,
Göğüslerim daha yeni bitmeye başlamıştı,
Arkadaşlarım,
Anaları, ergen arkadaşları öyle demiş diye
Koca koca taslar koydular memelerine,
Hani o kadar büyük olurmuş diye.
Ben küçücük kahve fincanlarını dayamış'tım memelerime.
Hani hiç kimse heves edemesin diye!
Yine de baba'm...
İlk onlara dokunmak istemişti nedense?
Şimdilerde...
İstediğim her an degajeli fotoğraf paylaşıyorum!
Artık kırklı yaşlarımdayım!
Hele bir dokunmaya meyl etsin!
Sikini keser, ağzına tıkar, ibreti alem olsun diye de,
Cümle aleme yayarım!
Gerçi,
Gerçeğimden geçtiğim onca zamanlar içinde de çığlık atmıştım!
Rahmetli anam beni o günden beri hasmı bellemişti,
Susmamıştı ama...
Sevgisi artık eksikti.
Şimdilerde rahmetli olmaya haylice yakın olan,
Zavallı prostat kanseri olan babamın babası bile,
O günlerde bu çığlığım ses getirmeye devam ettikçe...
"Canım, o da kız kısmı sonuçta,
Gecelik giymeseydi." demişti.
Öldüğünde dedemin mezarı başında ne diyeceğimi,
Daha o yaşımda ezber etmiştim çoktan da
Daha ölmedi.
Öldüğünde babamın mezarı başında ne diyeceğimi,
Daha o yaşımda ezber etmiştim çoktan da,
Daha ölmedi.
Daha dün,
En üst kattaki yatak odamın penceresinden bir nefes alayım derken,
Hani o sevdiğim, hani o en beni seven kardeşim,
Hani o, en mutlu olunası aile için anama bile cephe olduğum,
Kardeşim, karısı, ve çocukları...
Toplamışlar kendince sevdikleri akrabaları!
Maldı, mülkdü,
Baba'ydı...
Haksız yere konduğu mülkü nasıl onlara aktarma'lıydı,
"Hangi yolları denemeli" ydiyi konuşuyorlardı,
Kızımı ve ben'i unutarak!
Yani geçmiş...
Aradan 3-5 gün geçince unutulur azizim!
Hele ki 3-5 kuruş geliri varsa çoktan unutulur!
Onların bir kızı yok nasıl olsa...
Erkekleri'yse gaylerden korumak yeterliydi,
Oysa ben görmüştüm,
Rahmetli anamızın bizi her yaz Kur-an öğrenelim diye,
Gönderdiği o Yeşil Cami'de...
Kur-an kursundaki kızlar salınıverilirken,
Dileyen...
Erkek öğrencilere ek nizam verildiğini!
O vakitler baba kahve köşelerinde,
Arkadaşı olduğu eşlerinin...
Kocasını nasıl da tufaya getirip yendiklerini anlatan,
Kodaman kodaman godoşların,
"Ondan artık vazgeç de, bana gel!"li endekslemelerine,
Rahmetli anamın,
Eski nacağıyla savaş açma dönemlerindeyiz.
Özür dilerim senden anne'm...
Baba'm gibi bana dokunmak yerine,
Seni tercih ettiler de,
Sen kendini savunabildin diye!
Ve özür dilerim anne!
Sana bütün bu hayatlarımızın,
Dönüm noktalarını sana anlatıp,
Senle paylaşıp,
Benden korkmanı sağladığım için!
Ve artık sen de benden özür dile lütfen!
Artık ölmüş olsan bile...
Bekaretimi...
Sevdiğim adam' a feda ettiğim,
Ve bunun için bunca bedel...
Aşk, ihanet, çocuk, ayrılık,
Ayrılık...
Ayrılık...
Ayrılık...
Şimdi bana neden ömrüme ait,
Sadece kızım'dan daha değerli hiçbir şey yok diye soruyorlar ya!
Çünkü...
Hiç kimsenin...
Sadece...
Kız evladı yok!
Bilmiyorlar?
Hiçbir şey'i anlamak istediklerinden fazlaca da...
Bilmek istemiyorlar...
Sana bir sır vereyim ağa!
Bu hikaye...
Senin aile efradından birinin kumarhane yönettiğine,
Senin aile efradından birinin uyuşturucu içip,
Uyuşturucu satmasına,
Bu hikaye...
En çok güvendiğin kardeşinin,
Mevzu bahis konusu geçince...
Senin çoktan ona ve ailesine bila bedel feda ettiğine rağmen
"Zamanı gelince,
Şu, şu kadar!" dersin matahlığını sana dillendirmesine değmez!
Çünkü diyemezsin ki ona
"Ulan bezirgan evladı!
Hadi geçtim sonraki sana ihtiyacım olan günleri de...
Baba denen o adam beni yemek masamıza yatırdığında,
Götümü sikmeye çalışırken, sen çığlıklarımı duydun da,
Kulaklarını yastığa gömmüştün hani!
Komşular yetişip beni,
Hastalanmışım gibi karın ağrısından doktora götürülürken sen!
Yatağın altında titriyordun hani!
Hani seni sormuşlardı da ben,
Trakyanın, o Pınarhisar'ındaki,
Bitli arkadaşım Ayşe'ler de, olduğunu söylemiştim hani!
Onun abisi de senin arkadaşındı ya!
Geçen gün...
Kulaklarımla duydum benim için aslında ne hissettiğini!
Oysa...
Hep...
"Yeterince büyük olsa kurtarırdı beni." demiştim.
Yeterince büyüdüğünde de,
Bana oldurmaya çalışılanları öğrendin ses etmedin.
Öz yeğenini, öz kardeşinden kollamaya çalışırken ben,
Ona da ses etmedin!
Kızımı, evimden, içimden kovarken de,
İçimdeki korkuları tıpkı altı yaşımdaki,
O kocaman çığlıklarımı duyduğun halde ses etmedin!
Yıllar sonra da...
Anamın uğru diye açtığınız kuran kursunun,
O serin bahçesinde siz çekirdeklerinizi çitlerken mi duyacaktım!
Aslında size göre..
Hiçbir işe yaramayan bir insan olduğumu?
Size bir tek hele ki bu dönemde!
Bir kız evlat diliyorum kardeşim!
"Bakalım, erkek o!
Nasılsa atlatır, rahatlığı yerine,
Onu kara çarşaflara serseniz de,
Onun topuğundan,
Yok bilmem ne,
Kara çarşafının kenarından görünmüş olan bileğinden,
Yok bilmem ne,
Balkondayken kimse yok sanıp,
Etrafa bakınırken gerdanından!
Yok bilemem ne,
Sosyal medyalardan birinde,
Es kaza uzun görünen kirpiklerinden,
(Benim evladım açık diye bunlar onda da dahil değil mi sanırsın!)
Kork!
Senin bir değil beş kız evladın olup,
Her biri bambaşka karakterlerde ve de inanışlarda olsun!
Bakalım o zaman!
Size üç kuruş gelir sağlıyor diye o babaya hala acıyacak mısınız!
"Esselamu Aleykum Verahmetullah!" diyorsunuz
Her gün milyonlarca kere...
Peki cennet garantili evlatlar,
Cenneti açlıkla, tecavüzle, iğrenç ecellerle sınansın diye mi!
Bu nasıl bir yaradan egosu!?
Şimdi şükür mü etmeliyim sana,
Hiç değilse tecavüze uğramadım,
Hiç değilse ben de öldürülüp,
Bir dere kenarına atılmadım diye!
Sen söyle Allah'ım!
Bunca zulüm hangi yaradanın egosu?
Cemre.Y.

23 Haziran 2018 Cumartesi

Cancağızım

…Cancağızım...
Herkesin bildiğinin aksine,
Benimsediği adı kafa kağıdında yer almamasına rağmen!
Yaşı da doğru yer almıyordu ki!
Bir tek doğduğu ay doğruydu,
Resmi kurumlarca benimsenen makamlarca!
Kadın tam 39 yıl önce çözmüştü aslında ruhunun kimyasını...
Hatırlamıştı daha portakal ağacında vitamin bile değilken
Tanrı ve melekleriyle yaptığı o son yakarışlı yalvarışlarını.
Tam tamına 45 yıl önce...
Ya da kalubela'da ona biçilen kader ona dikte edilmeden önce,
Alnına o görünmez mühürler,
Kader diye yazılmazdan önce itiraz etmişti halbuki
"Ama bu ben değilim,
Yapıştırmayın bana,
Bu kader dediğiniz sümük gibi saydam, o yapışkan o şeyi!
Lütfen!
N'olur...
Başka bir kurban bulun kendinize!
Ki zaten eminim,
Ömrüm etiketlerinizin yafta yırtıklarıyla savaşmakla geçecek,
Kıymayın bana ey tanrım!
Belki bir kızım olacak,
Bana biçtiğiniz bu evlilik mühürüyle, babasız büyüyecek belki,
Sırf babası anlık hevesi olan benden caydı diye!
Belki aşık olacağım yeniden,
Yeniden deneyeceğim güvenmeyi ama sırf alnımdaki bu mühür,
Benden başka herkese görünüyor diye o da mutsuz son'la bitecek!
Lütfen n'olur!
Bugün kime kızgınsınız, kim kırdı ruhunuzu bilmiyorum
Ama lütfen öcünüzü benden almayınız!" demedi mi, dedi.
Peki sen ne yaptın ey tanrı!
Belli ki çok meşguldün,
Marduk gezegeninden savrulan o son küllerle!
Belli ki Neptün'ü ihmal etmiş,
Dinmek bilmeyen rüzgarlara terk etmiş olabilirsin.
Mars'ın bitmek bilmeyen fırtınalarından sıkılıp,
Yeterince keşfedilemeyen kılıp,
Lazım olursa diye görünür bir kenara bırakmış olabilirsin.
Satürn'ün buzulluğunda kendi cehenneminden soğumuşcasına,
Etrafındaki halkalarında keyif çatmış,
Onu kendinin bile çözemediği altı genlerine gark etmişsin!
İçinden aşan alevlerle arada bir Jüpiter'de kırmızı noktalarının
Dünyanın üç katı büyüklüğünde olduğuna gözlerini kapayıp,
Koca bir kara kışı geçirmiş,
Uranüs'ün güneşten uzaklaştıkça,
Çoğalan uydularını kıskanmış da olabilirsin!
Ya da Dünya çapındaki başka bir uydu ile çarpışmamak,
Kendisiyle onu yok etmemek için,
Centilmen bir hareketle,
Ya da romantik bir kadının hiç kimsenin sezemeyeceği
Bir ayak hareketiyle,
Edilen bir tango ahenginde eğimini değiştirmesi!
Ama ey tanrı!
Mars'ın o ummanları aşan dağlarının sana ne zararı vardı?
Onun , sadece kendince güvenlik duvarları vardı!
Peki ya Merkür?
Gündüz sıcaklığı +450 iken ne diye gecesini -170 etsindi ki?
(Sırf gözetleyen komşularını,
Allah için Cemre hanım'ın bir kere bile kızı ve yeğenleri hariç
Hiç yabancı misafiri olmadı" yı duyabilsin diye mi?
Bence sen bu kadar adil olamazsın!
Artık şu Marduk hikayesini bir açsan diyorum ey tanrım!
Zira orada henüz,
Biz ruhların tecellisinin mizanı bize sorulup kuruluyor hala!
Ey tanrım!
Bana ve kızıma ne kötülük biçmişsen,
Senle beraber olan insanıl cinslerin olsun!
Biz...
Sizden de...
Bizden de çoktan gittik!
Arada bir buluşup,
Olmayan dünyamızı kurtarmanın yollarını arayıp bulmaya çalışıyoruz!
Valla tanrım seni bilemem ama
Ben acilen şehriyeli pilav yapmaya gidiyorum!
Kızım aradı.
Oy atacak lan!
İşini gücünü yarıp yarın oy atmak için gelecek az sonra!
Batsın senin gemilerin.
Cemre.Y.

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Olsun

...Olsun...
Ve tanrı kadını aşk ile yarattı,
Varsın sonu can kırıklığı olsun.
Cemre.Y.

1 Nisan 2018 Pazar

Mucize

…Mucize…
Bir tek bitmeyecek mucizene ihtiyacım var tanrım!
Gökyüzünde artık iflas etmiş
Bitik meteor yağmurlarından birine değil!
Cemre.Y.

23 Şubat 2018 Cuma

Cevap Bekliyorum?

...Cevap Bekliyorum?...
Allahım,
Rabbim,
Tanrım,
Yaradanım...
Öyle başımdan küçük,
Dünya nüfusuna,
Ve bütün dünya dinleri, inanışlarına,
Dünya dilleri,
Ayinleri ya da,
Herhangi bir tarikatına dair büyük...
Tapınmalarına göre ise
Ömürlerinden foseptik,
Sorularım olmadı sana dair!
Ne...
Nereden geldiğimizi merak ediyorum,
Ne de nereye gideceğimizi!
Ben sadece...
Ne diye beni bu dünya'ya zerk edip,
Ne diye...
Bütün ömrümün içine sıçmaktan yorulmayıp,
Bundan da...
Ne gibi bir zevk aldığını düşünüyorum?
Ve artık bir cevap bekliyorum.
Cemre.Y.

2 Şubat 2018 Cuma

Nerede Saklı Bu Dualar?

…Nerede Saklı Bu Dualar?...
Umudumuz
Hep akşamlarımızın
Mutlu olması değil mi?
Nedendir acep
Geç ulaşır bu müebbet bakışlar
Hep aynı Tanrı'ya!
Nerede saklı bu dualar?
Cemre.Y.

31 Aralık 2017 Pazar

Armağan

...Armağan...
Seni hala...
Yolumu, yönümü, dünyamı
Şaşırmışcasına öyle seviyorum.
Canımın bütün canlarını koruyan
Yüreğimdeki camları ezmeyen
Kırmayan, dökmeyen, incitmeyen
Ve çok güzel gülen.
Dudaklarından
Kız Kulesini fethettiğimi,
Gamzelerinden gül suyu içtiğimi,
Unutamadığım tek adamsın sen.
Adın aklıma gelse,
Kalbimin ritmi kaburgalarıma hala
Tanrıdan bir armağan olan...
Cemre.Y.

25 Ekim 2017 Çarşamba

Bir Düşün Bence

...Bir Düşün Bence...
Ruhun ruhuma göz koymuş
Kim bilir kalubeladan beridir.
Bütün savaşlarım bitince benim...
Ricada bulunmuş gök tanrılarından.
Eros ise hala,
Zamane şipşakçıları gibi,
Günü birlik oklarını ona buna saplarken,
Kadın çok korkuyormuş kendinden
Ve senden
Ya yine bu da Eros'un bir oyunuysa?
Oysa yüzyıllar öncesinden
Sunaklara adamıştı katıksız sevdayı...
Nereden bileyim ki o sen miydin?
Ab-ı hayatıma
Ateş mi, yoksa, su muydun?
Dudaklarımsa arsız yaramaz bir çocuk!
Bakma sen onlara.
Biber süreceğim kenarlarına!
Bir daha öpülemesinler diye.
Oysa ben bir Zümrüdüanka
Sen ki bencileyin...
Küllerinden...
Hep yeniden...
Doğabilir misin!
Bir düşün bence...
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...