kuytu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuytu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2024 Cumartesi

Hiç Yoktan!

...Hiç Yoktan!...
Uyandım gün yine karanlık.
Açtım iki göğsümün arasını,
Yokladım kırk yamalı yüreğimi.
Kuytu köşelere saklanmış birkaç renk buldum.
Nicedir sıkılmıştım ya etrafımı saran grili anlardan.
Güneşsiz günlere inat,
Kalbimin ölü kelebeklerinin kanatlarını boyadım teker teker,
Rengarenk yamalardan uçurtma yaptım sabah sabah.
Uçurtmamın kanatlarına taktım kelebeklerin renk renk kanatlarını.
Terasıma çıkıp uçurdum uçurtmamı,
Yağmura yakalanmadan yüzdürdüm bulutların içinde.
Hiç yoktan güneşim oldular bana,
Bugün de yaşadım hiç yoktan!
Cemre.Y.

11 Temmuz 2024 Perşembe

Bir Yağmur Suyu Hikayesi

...Bir Yağmur Suyu Hikayesi...
Yıl 1991 (On yedi yaşımdayım.)
-“Oooff anne offf yaaa!
Köyde yaşadığın günler gerilerde kaldı artık!
Görmüyor musun sular musluklardan akıyor artık!
Ne diye balkona boş bidon koyacak mışım püüfft!
Yağmur suyu dolunca ne olacak mış yani eeee!
Öfff beee!
Saçlar mı?
Ütüye mi, sular mı kesilirseee daha neler?
Altı üstü bi saat kesilir eee!
Boşuna söylenme ordan öyle sen çok bağırınca ben hiç duymuyorum seni.
--Bbla blla la laaaa blaaaa lal laaa!--
Hayret bi şi ya burası İstanbul başka da İstanbul yokk!
Ne zaman kopacaksınız bu köy kafasından!
Ne geç ergenliği yaa!
Nolmuş yani zamanında ergen olmadıysam,
Ondan mış mış hep bu asilikler miş miş püüüfff!
Oraya bi gelirse de kafamı bidona sokarmış mış!
Köşeye mi koycaktım bu boş arap sabunu kokulu turşu bidonunu ben yaa!
Iıııyykkkk!
İyi aman rahat et koydum işte.
(Kıçına sokacak sanki yağmur suyunu hayret bişi!)
Ders kitabı arası şiir çalışcam ben!
Rahat bırak beni!
Nee o da mı nee!
Yeni bi ders adı anne!
Sanki üniversiteyi kazansam da yollayabilecek de beni.
Bu nasıl egodur yaa hiç değilse kazandı diyecekmiş sülalesine.
(Ders deyince aklı duruyo kadının yaa!
Doğruyu söylüyorum neyse ki anlamıyor!
Suç benim mi?)
Bi bidon yüzünden beni ağlattın ya!
Mutlu ol anne yağmur yağıyor ben ağlarken!
Nefret ediyorum yağmurdan ve ağlamaktaannn!
Yıl 2015 (Kır bir yaşımdayım.)
- Offf anne offf yaaa!
Dünden planımı yaptımdı oysa!
Öğleden sonra işimden dönerken eksik temizlik malzemelerimi alıp
Bana bayram olmayan bayrama temizlik yapacaktım güya!
Sahi söylemedim sana değil mi?
Geçen hafta, bizim sokaktaki senin komşun Havva ablalaların binası yıkıldı
Müteahhide mi vermişler ne!
Yıkılırken bizim binanın çatır çatır sallandığını da söylerim de,
Oralardan, ya yıkılıp gitseydik diye üzülme diye söylememişimdir sana kesin!
Neyse işte kapalı camlar ardında kesif kokulara dayanamadığımı bilirsin.
Camlar apaçık bütün hafta!
Havva ablaların yıkık binasının bütün tozları da evimde tabiside!
Bilirsin beni temizliğin temiz halini severim hep ben!
Yapmaktan hiç de haz etmem!
Sırf bu sebepten!
Her şeyim gibi temizliğin temiz halini görmek de ellerimden öperken,
Bi gün önceden ayar çekmişim hamaratlığıma!
İşten eve dönerken almışım eksiklerimi.
Evime çıkarken de Behiye'den,
(Biliyorum ana!
Hani evde bi kedi kaybolsa diye,
Ona özlemli gözyaşlarını -n hatırımda hala) elektrikli süpürgesini
(Evet ilk defa,
Bozuk süpürgemi terastan fırlatıp kredi kartına dayanıp yenisini almadım.
Offf yaa evet alamadım henüz!
Dayanacak yerim kalmadı evet olur böyle şeyler hayatta) ödünç alayım dedim.
Baktım süpürgeyi verirken çaresiz moralsiz dolanıyor ortalıkta sudan çıkmış balık gibi!
Sular kesikmiş!
Sulaaarrrrrrrr!
Hem de başkası olmayan İstanbul’daaa!
Hem de sabahtan beriiiiiii!
Neee!!!!
Boşuna söylenmeyeyim mi ben çok bağırınca duyamıyormusun beni!
--Bbla blla la laaaa blaaaa lal—derdin ama neyse miii?
Yapma ana yaaa!
Zaten biliyosun bu mevsimde ellerim bütün detarjanlara alerjili!
Neee!
Terastaki mavi bidonlar mııı!
Ne diyon yaa!
Hani geçen terasta otururken ölü hayvan kokusu gelmişti burnuma da
Kaldırıp kıçımı sağa sola bakmamıştım da eve mi girmiştim!
Eee evet emindim o kokunun ölü hayvan kokusu olduğundan da
Açık havada terasta ölü hayvanın ne işi vardı çevreden sandım dı eee!
Mavi bidonlar mı?
Yağmur suyu muuu?
Ağzı açık olan küçük turşu bidonunda da ölü bi serçe mi var!
Onu da bi zahmet bahçeye mi gömeyiimmm!
Daha da neler!
Adam gibi temizliğimi onlarla yapıvereyim mi?
Pencere pervazlarını da ovayım mı yook daha neleerr!
(Herkes çaresiz dolanırken,
Küçük bidondaki yağmur suyunda boğulmuş ölü serçe bahçeye gömüldü.
Büsbüyük mavi bidondaki saf yağmur suyuyla camlar ve yerler silindi.)
Anne affet beni yaaaa!
Olaydı ellerin hala yine teker teker öperdim parmak uçlarını
Ve ben kadın olduktan sonra bi çok kereler öptüğüm gibi,
Öperdim ayaklarının parmak uçlarını.
Yağmur yağmayacak bu sefer biliyorum yeni sildiğim pencerelerime ve gözlerime.
Eminim, ağlamayacak kadar seninleyim ama!
Anaammm sahi serçeler hep mi gözleri açık ölürler?
Ve sonsuz kere sonsuz teşekkür ederim sana,
En isyankar olduğum zamanlarda bile benim ilk sevdam canım anam olduğun için.
Seni hala, her gün, yeniden seviyorum biliyorsun zaten hep ama yine duy istedim.
Duy diye bu sefer yüreğimin taaa içinden söyledim!
Beni öylece terk ettiğin o yer, sahi mi çok güzel be ana!
Bana diyorum bana, yer var mı ki caba?
Sığınır mıyım acaba senin bi kuytuna!
Cemre.Y.

3 Şubat 2023 Cuma

Mektup

...Mektup...
Sevgilimm!
Yıllar sonra ilk defa uzun bir mektup yazdım.
Sen, sadece, soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun sanıyorsun ya!
O mektubun sayfaları sana özel alındı,
Yıllardır kullanılmayan dolmakalemim, saklandığı kuytudan bulundu.
Özenle seçilmiş kızgınlık içermeyen harfler sıraya dizildiler.
Mektubumdaki,
“Suskunluğun...
Kabulümdür.
Sen sustukça da bu, böyle olacak!
Sen benim hayatımda ilk kez gördüğüm,
Masalımsı bir rüya olarak kalacaksın.
Dizelerinin üzerine istemsiz iki damla yaş aktı.
“Oysa ben!
Gerçekten ilk gözlerimin içine baktığında aşık oldum sana!”
Dizelerinin üzerine pembe rujlu küçük bir buse konduruldu.
“Ben ömrümde ilk defa korkuma sarılıp uyudum, sana...”
Cümlesini bir kere koklayabilmiş olsaydın…
Parfümümden sıkıldı özenle, koklasaydın ben kokardım.
Sol ucu yakıldı o mektubun mesela!
Sana özel renkte bir zarfa koyuldu ki rengin bana göre yeşil’di.
Ve bu sana ilk hediyemdi.
Sonra mı?
Terastaki şöminemde yandılar ve bu benim
Kızım gittiğinde, ona dair her şeyi yaktığım gibi
İkinci yangınımdı.
Sen, sadece soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun
Hepsi bu!
Cemre.Y.

1 Ocak 2023 Pazar

Canım Yanıyor

…Canım Yanıyor…
Kuytu köşelerinde yanmak yok cehennemin!
Kimseleri sevindirmeye mahal yok!
Canım yanıyor cancağızım...
Hem de çookkk!
Bir yanım sessiz çığlıklarıyla haykırıyor evrene
Ama!
Ben bunların hiçbirini hak etmedim!
Dudağımın sol gamzesine çeken alaylı bir gülümseme
Artık..
Ne yapsan,
Ne yapmasan,
Beni,
Benden yok edemeyeceksin.
Cemre.Y.

4 Haziran 2022 Cumartesi

Bugün Günlerden Sen

…Bugün Günlerden Sen…
Bugün günlerden "Sen"di.
Yani pazartesiydi.
Bana göre hayli yağmurlu bir güne inat!
Yine de gülümsedimdi evrenime.
Oysa bütün evrenimde
Pazartesi günümün başlangıcı dahil
Sen hariç hiç kimsem!
"Ama bugün yağmur yağmıyor İstanbul'a
Demek ki yağmur…
Cemre'nin akamayan yaş tanelerinde!"demedi.
Yüz yıl kere eminim ki,
Onu, sessiz haykırışlarla diyebilen tek sendin...
Sonra soruyorlar bana "Onun, nesini sevdin?" diye
Susuyorum senin bana olmazların kadar
Bir İstanbul kadar susuyorum!
İstanbul'unsa Kız kulesi kadar susuyorum!
Oysa en sevdiğim Pazar ertesime
Ömrüm boyunca sadece ikisi denk geldiydi.
Pazarlıksız sevmeyi severdim ya ben hep!
Ertesinde yani...
Birinin yosuna sarmış çoktan gözlerin yeşili
Diğerin çoktan kuytularına sarmış alası, elası...
Sonradan yani, ertesinde yani.
Hep ertelerimin en başı ve sonu yani.
Oysa ben her Pazartesi bıkmadan başlarım,
"Gelmişine...
Neyse ya neyse" lerime!
Günlük güneşlik İstanbul'uma yağmur yağar bazen
Olmadık mevsimlerde kar yağar
Günlük güneşlik gülerim ya içim zemheriyken
Kimsem duymaz, anlamaz.
Sonra,
Ansızın,
Susar bütün şehirleri ülkemin
Umursuz olur kalbim.
Ulan!
Duymayın!
Sağır olsun sensiz bütün kulaklar.
Nasılsa bir gün yolunuz düşer
Günü İstanbul kadar kalabalık
Gecesi yapayalnız bir ahenge
Yapayalnız ayazlarınızda kadehiniz yeterse
Elbet bana doğru içersiniz
Ve ben ille de kıyamam size!
İçimden gelememişinize söverken
Dost bile olurum hepinize....
Kız Kulesi olmak hayli zor yar!
Sen daha yeni İstanbul'umu keşfederken.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2019 Cuma

Yürek Sızısı

...Yürek Sızısı...
Yüreğimin dehlizlerinden çıkıp,
Aklımın kıvrımlarında gezindim epeyce bir süre.
Yıllar yılı ete kemiğe büründürmedim nefsimi,
En kuytularıma hapsettim,
İnsanın insana ihtiyaç duyduğu eril kişi nefesini.
Kaç yıl oldu unuttum sevdiğim şarkıları dinlemeyi unutalı.
Hepsini, her şeyi eze eze affederek geldim bugünüme!
Başım dik, alnım ak...
Lakin...
Hiç yoktan...
Bir ezginin melodileri çalınmıyor mu şu kulaklarıma!
Ne diye oluşuverir insanın boğazının ilmeğinde bir yumru?
Ne diye çoktandır, kan pompalamaktan başka bir işe yaramayan şu kalp,
Koskoca bir yürek sızısına dönüşüverir?
Ne diye bütün ömrü boyunca unuttuklarını,
Nasıl da unuttuğunu olsun hatırlar insan.
Ne diye sızlar ki insanın yine burnunun direği?
Cemre.Y.

12 Mart 2019 Salı

Mühür

…Mühür...
Ey benim zifiri yalnızlık dolu yıldızlarına,
Sabırlı bir nakkaş zanaatiyle nakış nakış sevdalar ektiğim.
Ey benim güneşi bol kalabalıklarındaki yalnızlıklarına,
Tel tel, telkari dokuyup ömrüne ömürler biçtiğim.
Sen daha benim kararsızlıklar denizimden daha yeni geçmişsin.
Oysa hissizlik okyanusumun kuytusunda rastladım ben sana,
Ruhunun çırpınışını hissettim de
Sundum sana en mahremimi ve gizemli iklimlerimi.
"Sev!"desem emir kipi ya amade olma şehrime zira benlik değil!
"Ey benim hiç yoktan hiç olmayacak yerde aklıma esişim.
Ben senin gönlüne talibim ki zaten çırpınışında bedenim.
Baksana yüzyıldır sana hasretim." derim.
Şimdi ister gel, ister gelme,
İster sev, ister sevme yürek sana yakmış şirlerinin ucunu ne gam!
Benim bundan gayrı'm sensin.
Ben seni yüreğime mühürledim.
Cemre.Y.

5 Kasım 2018 Pazartesi

Ömür Dağı

...Ömür Dağı...
Şöyle bir durup düşündü kadın,
Yürüdüğü onca yollar boyunca,
Çoğu patikadan bozma, diken çiziği ayaklarına baktı,
Elleri, kolları orman kuytusu çalılık sıyrıklarıyla doluydu.
Yoruldu, durdu, dinlendi, nefeslendi.
Ömür denen o koca dağın etrafını dolanırken,
Ardına dönüp baktığında artık kanamıyordu yaraları.
Ne kadar yol alabildiğini görebilmeyi ne çok dilerdi oysa.
Halbuki yeşilleri sararıp dökülen,
Kurumaya başlamış yapraklardan başka bir şey görememişti.
Ne kadar yolu kaldığını görebilmeyi de ne çok dilerdi oysa.
Şimdiye değin alamadığı kadar derin bir nefes çekti içine,
Yüreğinin gözyaşları,
Genzinden nefes borusunu geçip, ciğerine süzülürken,
Hiç korkmadı,
Nefes borusuna kaçan o gözyaşlarıyla boğulup ölmekten.
Şöyle bir göğsünü gerip başını ve çenesini dikleştirdi.
Uzun uzun, yolunu da, sonunu da göremediği,
Ömür dağının tepesine baktı.
Ama sanki şimdi bulutlar daha bir pamuk şekeriydi,
Sanki güneş, elini uzatsa tutacak kadar yaklaşmıştı yüzüne.
Kendisine kestirme bir yol daha çizmeliydi hem de acilen.
Öyle ya ömür dağının tepesinde,
Onu masmavi bir hayal beklemekteydi.
Şimdiye değin ateşi çoktan harlamış olmalıydı sevdiceği,
Közün özünün bir yanında çay çoktan demini almış,
Şefkatini çoktan karmış,
Diğer özünde, telvesi cezvesine çoktan konmuş,
Suyu eklenecek bir sevda beklemekteydi.
Artık emindi kadın,
Deniz çok uzaklardaydı ama,
Küçücük bir göl de mavi ya da yeşil olamaz mıydı.
Şimdi daha bir emindi,
Yıllar boyunca kendisine tekrarladığı
O, "Güzel şeyler olacak!" ların hepsi,
Orada, onu beklemekteydi.
Dudağında biriken tebessümlerin,
Bütün burukluklarını temizledi,
Kenarlarına bol bol hayal ekti.
Gözlerine,
Sonbaharın bütün renklerini ışıklandırıp yoluna devam etti.
Ki zaten şimdiye değin,
Hayat ormanının sapalarında, ömür dağının eteklerinde,
Ardına dönüp dönüp bakmaktan,
Ulaşacağı ömre haylice de gecikmişti.
Artık ekimleri,
Kasımları, aralıkları geçip gitme vaktiydi.
Artık emindi kadın,
Deniz çok uzaklardaydı ama,
Küçücük bir göl de, mavi ya da yeşil olamaz mıydı?
Cemre.Y.

21 Haziran 2018 Perşembe

Cancağızım

...Cancağızım...
Kadın verandada oturmuş okyanusa doğru derin derin bakıyordu.
Bütün kışları ruhunu dondururken,
Yalnız yağmurları evinin camlarını ağlatırken,
Sisli camların içinde boğulmaktan korkarak hemencecik bir kalp çizip
İçine koyacağı isimlerin
Baş harflerinden diğerinin ne olacağını bilemezken,
Hep bugünü beklemişti.
Nihayet yazın başladığı gündü o gün...
Kalktı, radyosunu açtı son ses...
Biliyordu ki sıradaki şarkı hangisiyse artık ona gelecekti.
Şansına Keiko Matsui-Steps Of Maya çıktı.
Kadın içinden coşan bir sevinçle gülümseyerek teşekkür etti evrene!
Mutfağa gitti, dolabı açtı,
Şöyle güzelce bol buzlu en sevdiği birasını kadehine doldurup
Verandasındaki yumuşak koltuğuna iyice kuruldu.
Bir sigara yaktı.
Astımına aldırmadan deriin bir nefes çekti.
Birasından içten bir yudum aldı.
Okyanusun dalgalarını seyretti,
Köpüklerin şehvetengiz bir şekilde kumlarla sevişişini...
Sonra gözlerini kapattı.
Yine gülümsedi.
Bu sefer tamamen içindendi, eksiksiz bir gülümsemeydi,
Nihayet tam'dı yani.
Gözlerini huzurla yeniden açtığındaysa
Daha yarım saat önce yemek sonrası yürüyüş için tatlı tatlı atıştığı
Birkaç yıllık kocası tam da burnunun dibindeydi.
Adam gülümseyerek
"N'oldu hatunum,
Yıllar önce bana verdiğin söz ile seninle koşarım bile deyip de
Yarım saat önce dizinin ağrısını bahane edip
Beni yalnız başıma,
Yürümeye yolladığını mı düşünüyorsun öyle hınzır hınzır!" dedi.
Şimdi de radyoda
"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam!" çalınıyordu son ses.
Kadın adamının burnunun ucuna bir öpücük kondurarak radyoyu işaret etti.
Adam hemencecik anladı.
Yürüyecek mecali olsaydı kadını onu asla yollamazdı.
Üzülüverdi kadınının dizinin ağrısına!
"Aman be sultanım sabah yürüdük zaten,
Hem bu kısacık yalnızlıklar da iyi geliyor bize,
Ben giderken seni özlüyorum, sen kalırken beni.
E!
Fena mı yani!" diyerek,
Kadının kemiğinin içinden ağrıyan sağ dizinden öpüyor.
Kadının aklına annesi geliveriyor birden!
"Hala öpünce geçiyor muş be anne'm." diye geçerken içinden
Burnunun direği sızlayıveriyor.
Adam bir an utanıyor yaptığı hareketten,
Sanıyor ki yarasının yerini gösterdi diye üzüldü kadını!
Kadın usulca doğrulup öpüyor adamı yüreğinden.
Zamane hatunları gibi lafı eveleyip gevelemeden,
Türlü çeşit dolambaçlı dolaylı tümleçlerle adamının beynini yormadan
"Hakikaten saf sevgiyle, şefkatle öpünce geçiyormuş be adam,
Anam da böyle öperdi, çocukluğumdan öptün ya sen beni,
Hadi biraz yüzelim madem!" diyor.
Adam anlıyor!
Adam için,
Bir kadını anlayabilmek kadar daha büyük bir mutluluk yok dünyada!
"Şimdi bu ne demek istedi?" yok.
"Ya ben yine ne yanlış ya da doğru yaptım?" yok.
"Anam bu kaç yıl öncesinden bir gönderme acaba?" yok.
"Tüh ya!
Kadınımın dizi ağrıyor diye benle gelemedi ama
Ben az önce kumsalda tek başına koşan o genç hatunun
Löp löp atan sağ ve sol lobuna gözlerinin takıldığını mı hissetti acaba!
Yok yok o kadar da değil…"
Ama en azından anlık göz atışı olduğunu da hissetmiştir kadını.
Yani o genç hatun sadece savura savura koşuyordur.
Adamı zihninde onu o kumsala yatırıp
Gençliğinde olduğu gibi hayalinde sevişmemiştir en azından!
Kaldı ki hatununun da zaman zaman,
Yakışıklı bir bey'e gözleri takılıp kalmıyordu hani.
Neyse ki sadece birbirlerine bakıyorlardı uzun uzun,
Hatta bazen hiç göz kırpmadan!
Üstlerinde ne varsa soyunup el ele koşuverdiler okyanusa...
Artık eskisi kadar uzun süreli yüzemiyorlardı,
Hemen yoruluyorlardı zaten.
Durup, ufka baktılar, güneş batıyordu,
Göz göze geldiler, uzunca öpüştüler!
Kadının epeydir jöle gibi olan memeleri
Ne kadar da diri görünüyorlardı akşamın serin sularındayken.
Adamının epeydir uyuyan prensi nasıl da uyanabilmişti böyle birden!
Aylardır güvenli yataklarında birbirlerine sunamadıkları mahremlerini,
Mahremsizce sundular birbirlerine!
Zaman...
O anlar'da durmuştu sanki iki sevgiliye...
Mutluluk sarhoşuydular,
Sarılıp, öpüşüp kumsala, verandalarına baktılar uzun uzun...
Orası mutluluklarının ilk durağıydı, bu okyanus ise son durağı!
Neredeyse öleceklerdi hazzın doruğundan.
Sonra gözleri ışık oyunu oynadı onlara.
Verandalarına yaklaşan iki genç vardı, bir kız, bir oğlan!
Yüzlerini yeniden yıkadılar, yeniden baktılar ama hala oradaydılar!
Ah ne kadar da...
Oğlan adamının, kız da kadının gençlik fotoğraflarına benziyordular!
Kızla oğlan konuşa konuşa verandadan eve geçtiler!
Hırsız mı yoksa bunlar!
Odaları teker teker gezip tekrar verandaya çıktılar, kız endişelendi
"Bira kadehindeki buzları erimemiş daha!
Zaten sigarasını da hala tam söndürmeyi öğrenememiş!
Benim annem uzakta olamaz!"
"Oğlan endişelendi.
"Babam ancak uzun yürüyüşler sonrası bir puro yakar
Ve beyaz şarabının son yudumu da hala kadehte!
Benim de babam uzakta olamaz!"
E hani siz bu geceki rakı balık davetimizi
Biriniz babanıza gidecek,
Diğeriniz ananıza gidecek diyerek koalisyon kurup bizi reddetmiştiniz!
Hayır, o kadar endişeli bir sesle konuşuyorlar ki,
Neredeyse birbirlerini suçlayacaklar!
Ölmüş numarası da yapamayız yani!
Yani okyanusun kuytu bir köşesinde bile olsan,
Kaç yaşında olursan ol denize çıplak girmiycen anacım!
"Evlilik yıl dönümümüz kutlu olsun adam!
Sen şuraya yüz, ben şu köşeye...
Herkes kendi evladından istesin havlusunu,
Ayıp diye bir şey var bu dünyada!"
Ya bu geceden, ikimizin bir çocuğu olursa!
Cemre.Y.

27 Şubat 2018 Salı

Yorgunum!

...Yorgunum!...
Yorgunum!
Çünkü bilmeden, farkında olmaksızın,
Canımın can kuytularında
Nice kendimi yaralasam da...
Yarın yine gün doğacak bana!
Canımın can kırıklarının
Ciğer yaralarını saymazsak,
Eklem ağrılarım olacak en çok...
Bir de burkulma acılarım
Yine de gülümseyeceğim hayata…
İnadına!
Cemre.Y.

10 Şubat 2018 Cumartesi

Kendi Başın Sağ Olsun

…Kendi Başın Sağ Olsun…
Sen yapmaman gerekip yaptıklarınla
Bizi sadece üzmüyorsun.
Kendi yalnızlığının
Geri dönüşü olmayan biletini kesiyorsun.
Bir sokak kuytusunda
Gazetelerin üçüncü sayfa
İntiharına makale hazırlıyorsun.
Her şey nihayete erdiğinde...
Tek bile, kalamayacakcaksın.
Kendin bile kendine yok olacak!
Oysa, ne çok affettik biz seni.
Kendi başın sağ olsun.
Cemre.Y.

23 Aralık 2017 Cumartesi

Kalbim Beynimi Esir Almış

…Kalbim Beynimi Esir Almış…
Kalbim beynimi esir almış
Hınzır bir gülümseyiş yüzünde
Sen alnımdan öperken usulca
O aralıyor kuytu kıvrımlarını
Tıkamış kulaklarını
Duymuyor beynimin
"Hayır!" ama "Evet!"lerini.
Sen saplıyor her hücresine.
Cemre.Y.

3 Aralık 2017 Pazar

Ya Sen Şairim

…Ya Sen Şairim…
Tam unuttum diyorum
Bir şiirine rastlıyorum bir yerlerde!
Öyle ezberlemişim ki seni,
Hangi şiirini,
Kime, ne zaman yazdığını bile biliyorum.
İstem dışı,
Dosyalar arasına saklanmış,
Silmeye de bir türlü kıyamadığım,
O son resmimize uzanıyor elim.
Ne de güzel gülümsemişiz oysa maviye!
Ne de umutlu,
Ne de mutluymuşuz meğer!
Gözlerinin kuytusu bile
Yıldız, yakamoz şarkılar tutturmuş,
Dudaklarının kenarına güller konmuş,
Boğazının ilmeğini sevdiğim,
Alnının ortasına martılar konmuş.
Şimdi kaybolan yılların
Çetelesini tutmak zamanı adamım.
Bir daha aynı bakamadım ben
Beni kaydına alacak hiçbir coğrafyaya!
Bir daha da yazamadım hiçbir şiirimi aynı aşkla.
Senden sonra,
Hiç kağıttan kayık yapmadım mesela!
Ya sen şairim,
Peki ya senin?
Daha mutlu,
Daha umutlu,
Daha mavili resimlerin oldu mu?
Cemre.Y.

9 Kasım 2017 Perşembe

Bu Aşk Burada Biter

…Bu Aşk Burada Biter...
Şimdi ben yollarına düşüp yanına gelsem
Gözlerinin kuytusuna bakıp içimde kalan o tek soru için.
Biliyorum...
Gözlerimiz ihanet eder bize!
Ellerimiz tutuştuğu an ihanet eder ayrılığa da,
Kollarımız bir daha ayrılmayacakmışız gibi sarılır
Dudaklarımız ihanet eder bize!
Nice ayrılık cümlelerini gömüp en derine,
Oracıkta öpüşüverirler yine!
Burnumuz ihanet eder.
Yine son kezmiş gibi ten kokularımızı bize yine hapseder!
Sonra ayrı ayrı evlerimize döndüğümüzde
Beyinlerimiz bize yine hükmeder, etmesin gayrı.
Şarkıda dendiği gibi "Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!"
Varsın içimde saklı kalsın o son soru…
"Peki ama neden?"
Cemre.Y.

5 Kasım 2017 Pazar

Anamın Gözleri

…Anamın Gözleri…
Şimdiler de faillerime
Bir meçhul olsun istiyorum ecellerimin
Oysa şimdiye dek...
Şimdiye dek...
Tam kırk yılım boyunca
Bir intihar gibi yitip gittim
Puşt olmuş sevdalarda.
Kuşluk vakti ayılmaya yüz tutan
Park köşesi kuytularımdan
Gözlerimi kaldırdım
Kirpiklerimden önce hep!
Bırakayım istiyorum bu sefer be bu sefer!
Kirpiklerim uyusun anı na!
Bu sefer gözlerim toprakta...
Bu sefer gözlerim bana en uzakta
Göğün atlasında sallanayım istiyorum
Rengim hep belliydi zaten
Kanımız herkese aynı akıyordu
Anama lazım olan kan rengiyse
Beyazdı beyazzz!
Trombosit koymuşlardı adını
Ay ayrı şavkıyordu,
Yıldızları ayrı akıyordu beyazdı
Kırmızıyı bulamıyorduk ki
Her an hiç akmayan
Damarlarında soluveriyordu.
Şimdi bana kimse bana
Sakın ha!
Fena yıkarım her yeri!
Provoke ırkçılıktan bahsetmesin!
Bayrağım gibi gitti anam!
Önce damarın alı gitti PH ından,
Sonra içindeki canları...
Trombosit nedir bilir misiniz?
Beklediniz mi bağış edecek
Bir tek ay ile yıldızı sabahlara kadar!
Şimdi kimse bana!
Ama renkler demesin!
Anamın gözleri kan kırmızıydı ölürken
Ayak parmakları ay ile yıldız beyazı!
Cemre.Y.

1 Kasım 2017 Çarşamba

Ben Bile Artık Öyle Sevemem

...Ben Bile Artık Öyle Sevemem...
Hani çok sevinmiştin ya
Sana ilk şiirimi yazdığımda!
"Bana hiç kimse böylesi şiir yazmadı,
Hiç kimse,
Bu kadar sevmedi beni." demiştin ya!
Ve ben sana sadece,
O çok sevdiğin bakışımla susmuştum sana
Artık,
Üstün, başın, önün, arkan,
Sağın, solun, "Sobe!" n
Gözlerinin o derin kuytusu bile
Şiir akıyor sevgilim.
Seni ben bile artık böyle sevemem!
Bir kere daha sana
Harflerimin suskunluğu kadar aciz olmam!
Olamam!
Sahi!
Söylemedim sana hiç değil mi?
Şiirin olacak kadar
İmkansızın olmak istemedim asla!
Bundandı bana olan şiirsizliklerine sitemsizliğim
Terk eden ben olmayayım diye!
Yoksa ne şiirler ederdim.
O, son buluşmada
Nemli gözlerinle
"Sen terk et beni!" demiştin ya!
Anlayışsızlığıma bağışla!
Terk edemedim ben seni...
Oysa bana
Benim istemediğim ne şiirler yazılmıştı!
Okumadan geçtiğim!
Ama şimdi senin!
Üstün, başın, önün, arkan,
Sağın, solun, "Sobe!" n
Gözlerinin o derin kuytusu bile
Şiir akıyor sevgilim.
Yine de
Sensin beni terk eden
Seni ben bile,
Artık öyle sevemem!"
Cemre.Y.

28 Ekim 2017 Cumartesi

En Güzel Ninni Fısıltısı

...En Güzel Ninni Fısıltısı…
Ciğerlerimi yakan, kavuran..
Ama aslında yenileyen
Bir orman kuytusu nefesim'sin.
Sen bugüne kadar duyduğum
En güzel ninnisin sevdiceğim...
Hani sol göğsüne yasladığımda başımı,
Hani korunmasız,
Kimsesiz yazık
Sahipsiz bir kedi yavrusu gibi
Sarıldığımda sana sımsıkı
Sağ kulağımdan girip
Beynimi ve kalbimi fetheden
O kalbinin “tik tak” sesi...
Senin koynunda
Uyuduğum gibi derin uyumadım ki ben hiç.
Sen duyduğum
En güzel ninni fısıltısısın ey sevgili.
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

Olsan Da Olmasan Da

...Olsan Da Olmasan Da...
Haberin yok!
Bir omuz eksik başladım yine, ben bu aşka,
Ya yaşarım doyasıya,
Ya da dileği kabul olur da
Karşılaşıveririz cehennem bir kuytu köşede onunla.
Olsun be!
Ondan sonra bile seni hissedebildim ya,
Sadece yüreğimde değil,
Kalbimde ve beynimde,
Gökkuşağının her renginde binlerce
Kelebekler uçuşabiliyor ya…
Müteşekkir’im sana…
Olsan da ,
Olmasan da!
Cemre.Y.

6 Ekim 2017 Cuma

Gitme Anam!

...Gitme Anam!...
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken...
Benden uzaktayken,
Öylece...sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o en son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben...senden...bana...
Bunca en uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevdana ar edip yolladın!
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende...
Yok olsun diliyordun!
Tuttu da can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere be kadın!
Sadece bir tek kere!
Dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan,
Merak etmesene de,
Hiç kimsenizi de tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim
Ömrüm boyunca sadece bir tek kez
Başım ömrüne ölüme razıyken
O, son bir tek kez!
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin aklına gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına...
Asla hiç yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana...
Hiçbir zaman benimle ilgili,
Dost doğru tek bir...
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni?
Sevginden hep şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de nihayetimde,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiç bir gelecek...
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitmee!”
"Bak menekşelerini de sevdim."
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben senden uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevda edip yolladın.
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan, hiç kimseyi tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim bir tek kez
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana, hiçbir zaman benimle ilgili,
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın…
Ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni sen?
Sevginden hep, hiç...
Şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiçbir gelecek…
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, o ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitme be!”
"Bak menekşelerin
Öksüz kalır sen gidersen!" demedim mi ben sana!
Şimdi hepsi kuytu kenarlarda
Solmuş birer angut kuşu kanadı!
Daha..
Kaç kere...
Neye bedel ölüp dirilebilir ki insan olan?
Cemre.Y.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Güvenemem

...Güvenemem...
İki cephenin,
İki ayrı tarafında olmayı bilmek,
Bilebilmek var!
İki cephenin ikisine,
Birbirinden habersiz
Ayrı hayatların masallarına,
Sonsuz sadakatli güven olmak var!
Bütün perdelerin yere indirildiği,
Bütün maskelerin indirildiği yerdir bu!
Öylece, sadece…
Sana, bir tek sana özel,
Onlara göre sonsuz güven bulutu iken,
Sana göre öyle,
Güvensiz bir köhne kuytudur ki bu!
Bilirsin işte..
Hiç kimse onun gibi,
O, çok güzel ve sonsuz yalanı
Söyleyemez ki inanasın!
Artık boş bir duvara bile
Ardını sükunetle dönemezsin!
Hani dönecek olsan, bilir ve hissedersin.
Orada kesin bir delilik vardır.
Birileri…
Hangi cepheye mensup ise!
Kim?
Neye?
Nasıl?
Niçin?
Ne zaman?
Beklemekte benden bunu!
Gü-ven-mem!
Güvenemem!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...