masal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
masal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2025 Cuma

Özlemelerimiz De Geçecek Bir Gün

...Özlemelerimiz De Geçecek Bir Gün...
Ah nasıl da özlemişim,
Kadife gibi naif yumuşacık,
Kırmızıya meyyal sesinin tınısını.
Nasıl da özlemişim,
O derin nefesli özür dileyişli inceden iç çekişini.
Sesinin sessizlik içindeki özrüne de kabul.
Lakin eskisi gibi güvenemem ben sana.
Büyüdün be yavrucağım.
Hangi çocukluğuna sığdırayım beni yine hançerleyişini.
Özlemelerimiz de geçecek bir gün.
Herkes kendi masalının içinde kalacak sonunda.
Bizim hikayemiz çoktan bitti zira.
Hoşça kal ama!
Hoş kal.
Cemre.Y.

8 Aralık 2024 Pazar

Kusura Bakmam Ben!

...Kusura Bakmam Ben!...
Hayat masalımdaki yolculuğumun
Kitabını yazdığım cümleleri,
Ezberden okuyor küçük beyinler!
Kusura bakmam ben yüreğini sevdiğim,
Yeter ki daha fazla üzülme sen.
Cemre.Y.

3 Şubat 2023 Cuma

Mektup

...Mektup...
Sevgilimm!
Yıllar sonra ilk defa uzun bir mektup yazdım.
Sen, sadece, soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun sanıyorsun ya!
O mektubun sayfaları sana özel alındı,
Yıllardır kullanılmayan dolmakalemim, saklandığı kuytudan bulundu.
Özenle seçilmiş kızgınlık içermeyen harfler sıraya dizildiler.
Mektubumdaki,
“Suskunluğun...
Kabulümdür.
Sen sustukça da bu, böyle olacak!
Sen benim hayatımda ilk kez gördüğüm,
Masalımsı bir rüya olarak kalacaksın.
Dizelerinin üzerine istemsiz iki damla yaş aktı.
“Oysa ben!
Gerçekten ilk gözlerimin içine baktığında aşık oldum sana!”
Dizelerinin üzerine pembe rujlu küçük bir buse konduruldu.
“Ben ömrümde ilk defa korkuma sarılıp uyudum, sana...”
Cümlesini bir kere koklayabilmiş olsaydın…
Parfümümden sıkıldı özenle, koklasaydın ben kokardım.
Sol ucu yakıldı o mektubun mesela!
Sana özel renkte bir zarfa koyuldu ki rengin bana göre yeşil’di.
Ve bu sana ilk hediyemdi.
Sonra mı?
Terastaki şöminemde yandılar ve bu benim
Kızım gittiğinde, ona dair her şeyi yaktığım gibi
İkinci yangınımdı.
Sen, sadece soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun
Hepsi bu!
Cemre.Y.

25 Aralık 2022 Pazar

Cennet Diye Bir Yer Yok!

…Cennet Diye Bir Yer Yok!...
An gelir, et tırnaktan ayrılır kuzum!
Ne kadar acılı olmuştu tırnak çektirmelerim hatırla!
Sananların aksine…
Et, tırnaktan ciğerini söke söke ayrılır!
Acımadan söküp alırlar onu oradan da…
Birkaç ay…
Ayağına bile sağlam basamazsın!
Ben masallara doydum cancağızım.
Cennet diye bir yer yok!
Cemre.Y.

6 Ağustos 2022 Cumartesi

Acı Anı

..Masal...
Hepsi, herkes!
Senin yaşamış olduğun onca acı anıları,
Birer masalmış gibi dinliyorlar,
Sanıyorlar ki, masal bitince,
Bütün o kötücül canavarlar,
Ölecek, yok olacak.
Ve kahramanlar,
Mutlu mesut yaşayacak!
Maalesef ki bu hikayelerin sonunda,
Bütün o kötü canavarlar,
Hala yaşamakta.
Cemre.Y.

24 Şubat 2022 Perşembe

Hayalim De Hayal Oldu Çoktan!

…Hayalim De Hayal Oldu Çoktan!...
Eskiden…
Ben çok gençken…
Ben daha henüz, yeterince büyüyememişken…
On dokuzumda, nihayet çok sevildim sanıp,
Yirmi birimde, en çok sevdiğim sanıp,
Evcilikli hayallerime büyük büyük, büyülü kanıp,
Masal kahramanlarının bütün masallarını,
Gayet de, mutlu, mesut yaşamaktayken,
Daha yirmi altı yaşımdayken,
Kocam tarafından aldatılarak, kucağımda bir bebeyle ana evine döndüğümde,
Yıllar yılı, her kalabalık ortamda üzerime, üzerime gelinip,
"Sen de bul birini, evlen de yerin, yuvan olsun." diye saldırdıklarında,
Onları susturabilmek için sığındığım tek cümlemdi.
"Ben, babama güvenemedim ki,
Kızımı elin adamına güveneyim,
Sizin dediğiniz yaşa gelirsem, huzur evine yerleşirim,
Hiç olmadı oradan kendime huzur baba alırım da,
Hiçbirinize yine yük olmam!" der,
Hepsinin çenelerine ot tıkardım!
Lakin o huzur evleri çok da huzurlu değilmiş meğer!
Yıllar yılı, ne zaman bu tür röportajlar görsem,
İnsanlara ezberletilmiş cümlelere değil de,
Gözlerine bakarım ben!
Hiç gülümseyince,
Gözlerinin içi de gülen bir tek yaşlıya rast gelmedim!
İşin kötüsü, aile yanında yaşayan yaşlıların da,
Gözlerinde bir tek gülümseme kırıntısı göremedim!
Yani hayalim de hayal oldu çoktan!
Kafam çalışmaz, elim, ayağım tutmaz olunca,
Ötenazi yollarını arayacağım ben!
Bu da böyle biline!
Ancak o zaman belki gözlerimin içi gülümseyerek,
İnsan cinsine yük olmadan,
Geçip gidebilirim bu hayattan.
Kim bilir!
Cemre.Y.

16 Ocak 2021 Cumartesi

Kardan Kadın

...Kardan Kadın...
Ne vakit kar yağsa, şöyle lapa lapa!
Çocukluğumdan beridir,
Evlerin çatılarına bakarım en ilk.
Çatıların bacalarından uzanan dumanlara!
Mutlu evleri hayal ederdim sonra...
Mutlu evlerin, mutlu aileleri,
Mutlu mutlu, soba başında kestane pişirirlerdi.
Kuzinenin gözünden börekler çıkardı mis gibi!
Çocukların gözlerinde, yıldızlar uçardı sevinçten.
Sonra anneyle baba birbirine aşk ile bakardı yeniden.
Sözleşirlerdi gizlice, mutlu bir çocuk daha yapmak için.
Yemekler yenilip, sıcacık çaylar içilirken,
Kar sessizliğine mutlu cümleler karışırken,
Gözleri mayışırdı çocukların uykuya,
Anneleri pek masal bilmezdi lakin!
Yorganlarını örterken,
İlla ki burunlarının ucundan öperdi çocuklarının.
Sonra mı?
Sonra yağmur yağdı işte!
Çocukluk, ergenlik, gençlik, evlilik, bekarlık...
Her yer çamur çamur!
Bir tek yıldız var işte şurada, tam göğsümün ortasında,
Mevsimsiz açmış, her mevsimi ayrı bahar, tek bir lale!
Kar sessizliğinde, yüreğimin çağlayanını duyduğumdur o!
Sonrası yağmur yağmadan geçsin dileğim.
Çünkü dışarıda evlerin çatılarına bakan o kardan kadın benim.
Cemre.Y.

5 Ocak 2021 Salı

Sen Bari Geç Kalma


...Sen Bari Geç Kalma...
Çocukluğunun kırılgan kanatlarından öptüğüm,
Ben de isterdim, bütün akşamlar,
Sana, sen uyumadan önce yetişeyim de,
Sonu güzel biten masallar anlatarak uyutayım,
Ki büyüdüğünde hala uyumaktan korkmayasın.
Ben de isterdim be yosun gözlüm, bütün sabahlar,
O güneş ışıltılı saçlarından öpe koklaya,
Misler gibi kahvaltı tabaklarıyla uyandırayım seni.
Ki büyüdüğünde hala çocukluk hayaline uyayakalmayasın.
Çareler dizi dizi başka hayatlarda alemdeyken,
Tek çaresiz bizdik işte, yalnız büyüdük, yapayalnız.
Otur şöyle aynadaki yamacına, sarıl omuz başlarına,
Güzel bir müzik aç, kitaplarla barış mesela,
Seni inandıracak gerçek masalları düşün.
Uyu...
Uyan!
Yaşamaya devam et, nefes almakla kalma!
Ruhum, ruhunun içinde nefes almakta,
Yorulma!
Vazgeçmezsin biliyorum lakin pes de etme n' olur!
Görmüyor musun,
Kem gözlerin hepsi sinmişler cam kenarlarına da,
"Başaramadı" demeyi beklemekteler,
Başarmak, artık onlara göre her neyse!
Bana sorsan,
Yıllardır ailem olduğunu hissettirmiş olman bile yeter.
Lakin hayat bu, her yeni adıma bir belge ister!
Alnın çatısından gururla öptüğüm, ne yazık ki,
Küsmek, kırılmak, gücenmek sadece bizi ilgilendiriyor!
Sadece bizim canlarımızı üzüyormuş çok geç anladım.
Birileri hep kendi hayatını, umarsızca hala yaşıyormuş,
Çok geç anladım sen bari geç kalma e mi?
Öperim yara izi geçmiş gibi görünen dizlerinden.
Cemre.Y.

6 Haziran 2020 Cumartesi

Yürek Çiziğim

...Yürek Çiziğim...
Ah benim iki göğsüm arasında sallayıp,
Olmayacak masallardan ninniler uydurduğum.
Ah benim iki gözüm yaşım arası,
Koca koca kahkahalarımla gülümsediğim.
Ah benim iki yanlış kader arası,
Ömrümün anlamı, tek doğrum!
Ne çabuk öğrendin
Şu zalim dünyanın içinde,
Yaraların izlerini bile bile,
İnsan denen adam olamayanların kanattığını!
Ah benim yürek çiziğim...
Ah benim yosun gözlüm,
Vatanım, evim, can özüm, ah benim gönül gözüm.
Ne vakit öğrendin,
Yaralarının yare'lerini, çizip çizip kapatmayı?
Hani hep hayalimizdi oysa...
Şuraya da Bob Ross amcanın,
Bakır kalayı rengiyle iki güğüm konduracaktık,
Hemen üzerine de uçan bir Zümrüdüanka?
Ah benim alnının tam ortasından,
Taa ciğerinin dibine kadar öptüğüm!
Ne zaman öğrendin,
Bensiz de güzel masallar anlatılacağını?
Öyle, benim gibi, şiir şiir...
Sessiz birer fısıltıyla da değil ha!
Avazın çıktığı kadar derilerini yüze yüze, nasıl?
Cemre.Y.

11 Şubat 2020 Salı

Konu Kapandı

...Konu Kapandı...
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu,
En son ne zaman şöyle el ele tutuşup,
En son ne zaman şöyle derin bir muhabbetle göz göze gelmişlerdi.
Bunca ömrü iyi kötü zamanları sabırla, fedakarlıklarla atlatmışken,
Küfeler içinde ayyaş kocasının kapılara konduğunu geçmiş,
Tüm gün beraberce künk döverek çalıştıklarını,
Umarsız kocasının kumar masasına serdiğini bile!
Sebepsiz ve de gereksiz yediği dayakları bile affetmişken,
En son hatırladığı zehirli guatrı yüzünden,
Bunca yıl vatanından ayrı yaşadığı bu şehirden,
Ameliyat yüzünden ayrılacağını yüreğinin sıkışmasından anladığıydı.
O gün ailecek çarşıya çıkmışlar ilk defa!
Doktor sonuçlarını öğrenmeden önce, böyle olsun dilemiş kadın.
Hastaneye varmazdan hemen önce...
Camekanlarında mutlu ellerin kavuştuğu,
O siyah beyaz fotoğraflara öykünüp,
"Bir tek kare olsun,
Bizim de bir aile fotoğrafımız olsun nolur be herif!" ricasıyla,
Dalmıştılar fotoğrafçıya.
Önce bir kız, iki erkek evlatlı aile fotoğrafları çekilmiş,
Sonra fotoğrafçı "Şöyle tek karede sizi çeksem!" deyince...
Kadın ürkek gözlerle yapışmış herifinin ellerine!
Bir hastane odasında yapayalnızken,
Evlatlarının hasretinde koynunda taşıdığı bu fotoğraf var işte.
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu.
Ne ara bütün o yaşanmaması gereken bütün o acı anılar birikmişti ömürlerinde.
Ne ara bu kadar eziyet etmişti,
Ruhuna ruhundan şefkatli korunaklarla sarılması gereken evladına!
Ne ara başkalarına küsüp hıncını kızından alır olmuştu?
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu.
Bunca yıl sonra yine yeniden başka yerleri de kesilmişken...
Bir hastane odasında yapayalnızken,
Evlatlarının hasretinde koynunda taşıdığı bu fotoğraf vardı işte.
İçinden dudakları kımıltılı mırıldandı kızına bakarak...
"Ah be yavrum bilemedim ki korkularını,
Yoksa ayan beyan belliymiş ne yana bakacağını şaşırmandan,
Ben göremedim!" derken,
İki koca yaş yuvarlandı yanaklarından.
Zemheri soğuğu bir ayazdı o gece,
Yirmi dokuz temmuz gecesinin saat tam da 03:40'ıydı.
Kızı koştu yamacına hemen kulağını dayadı anasının dudaklarına!
"Annem! Ne istiyorsun söyle!" dedi.
Kadın bir kez daha nefesi yettiğince tekrarladı lakin
Artık cümleye dönüşecek nefesi kalmamıştı ki.
"Sen de duymaz oldun ya beni!" deyip dudaklarını büzmüştü,
Ah nasıl da anlaşılamamaktan çok korkmuş küçümen bir kız çocuğuydu o an!
O an...
Göz göze geldiler işte...
Nice yıl sonra anasıyla kızı!
Uzun uzun bakıştılar dakikalarca...
Birbirlerinin gözlerinin harelerinden hasret giderdiler.
Ellerine sarıldı kızı, anacığının her bir elini,
Her bir parmağından, her boğumuna kadar,
Tırnaklarının uçlarına kadar öptü kızı anasının.
Göğsüne sarıldı, açtı öptü onları da teker teker.
Sonra bitti gözyaşları...
Baktı anası gözlerini kapayacak ve bir daha da açmayacak!
"Sana bir türkü açayım mı anam!" dedi kızı.
Yarım tebessümlü gözlerini iki kere kapatıp açtı anası.
Konuşacak mecali yoksa anasının ki genelde yoktu,
Kavilleri buydu.
Neşet Ertaş'tan "Cahildim Dünyanın Rengine Kandım" ı açtı kızı, kısık ses!
Öylece türkü bitene kadar buruk birer tebessümle dinlediler.
Türkü bittiğindeyse nöbetçi hemşirelerle doktorlar dahil,
Hasta bakıcılarla beraber hepsi kapılarında ve şefkatteydiler.
Kadın ve kızının ilk ve son en güzel anısıydı bu!
Hatırlayamıyordu kadının kızı...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu
Şimdi karşısındaki şu ihtiyar herif!
Tahlil sonuçları kanser değilmiş şükür de,
Ramazanda olsun kimseye hayrı dokunmasın,
O isterse, istediği lokantadan istediğini,
İstediği kadar yiyebiliyormuş diye,
Memlekete giden en yakın biletini almışmış!
"Çatım akıyor!" diyor kızı,
O da "He ben sağlam yaptırdım benimki akmaz!" diyor!
"Eşyalarımın ömrü bitti!" diyor kızı,
O da "Hee ben geçen sene yeniledim benimki daha eskimez!" diyor!
"Gayrı masal da, hikaye de, roman da, şiir de bitti.
Gökten üç elma düşmesine gerek yok ki elma falan da sevmem ben!
Fakat ben...
Bu ecdanın tarihinin tecellisini de s*ker geçerim!" dedi kadının kızı!"
Konu...
Kapandı.
Cemre.Y.

22 Ocak 2020 Çarşamba

Eksik

... Eksik...
Eksiğim ben sana...
Varlığına hazırlanırken tamdım oysa!
Sonra birden yarım kaldım içimde çeyrek sen varken.
Tamamlarım sandım masalsı hayallerimle lakin!
Çekirdek aileni dahi bi cümle tam'layamadım!
Hiç unutmam...
Bir bayram pazarında anneannenle bize ettiğin o lafını.
Numuneydi hayranlıkla baktığın elbise!
Anneannenle ben birleştirip kesemizi alıverdik hemence.
Sen...
Durup...
Yutkunup!
(Birlik olunca bazı şeylerin olduğunu görünce...)
"Ben aslında hiçbir şey istemiyorum,
Bu pazarda baba'm da var mıdır vitrinde?" derken,
Daha sadece iki yaşındaydın!
Yutkunup dikkatini başka şeylere vermeye çalışmak istemişti anneannen.
(İlk defa o vakit anladın bazı şeylerin birlik olmakla alakası olamadığını!)
Çünkü ben sana hiç hayal masal anlatmadım...
"Babalar satılıp, alınamazlar lülü'm, babalar zaten baba'dır,
Olsalar da olmasalar da, emin ol çocukluğumdan bildiriyorum!" demiştim de...
Ancak o vakit gülmüştü yüzün o bayram!
Lakin...
Hep eksiktim ben sana!
Çalışsam küçümen yaşında kreş çocuğu oluyordun,
Çalışmasam, başka şansımız hiç yoktu!
Bize çok şans lazım çocuk!
Yoksa...
Hani...
"Sultan hamamındaki sabun yeterince dağ kekiği kokmuyor!"değildi derdimiz!
Beni, yeterince affettin mi?
Bütün hayatın boyunca...
Her gün işe gidip gidip sana yeterince yetemediğim için?
Cemre.Y.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Masal

...Masal...
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Kül Kedisinin Sindirella olup,
Baloya katılıp, prensle dans ettikten sonra saati dolunca,
Aceleyle kaçarken,
Tek ayağından düşürdüğü camdan ayakkabı için,
Bütün ülkeyi baştan sona,
Ayakkabı denettirip ki buçuklu bir ayak bile olsa,
Ne bileyim koskoca ülke ya hani
Kız oğlan birine denk gelirdi yani,
Sıra kilitli son mahzene gelene kadar.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Pamuk Prensesin üvey annesinin onu onca yıl,
Hem de doğrucu davut aynası her defasında
"Senden daha güzeli Pamuk Prenses" diyecek de,
Taa o yaşlanıp, öteki de genç kız olana kadar sabredip,
Sonunda "Ahanda yaşlandım,
E bu kız hala benden güzel öldürteyim madem" diyecek.
Avcı ona kıyamayıp ormana bırakacak,
Yedi cücelere denk gelecek vs.vs.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Heidinin taa,
Alplerdeki zavallı dedesinin ve dahi Peter'inin bile,
İyisinden, idaresinden ayacıklarında birer pabuç varken,
Bu kızcağızın ayacığı çıpaçıplak!
Sormazlar, masal bu ya inanırlar!
Ki bu arada itinayla ve de önemle belirtmeliyim ki!
Sağ ya da sol göz tembelliği fark etmeksizin,
Beyin odağı oluşturmanızı istedikleri hiçbir şeyi,
Sizde o tembellik var ise oraya, subliminal yerleştiremiyorlar!
Yani gerçeği çırılçıplak görüyorsunuz!
Olan Peter'e ve kör annesine oldu yani!
Neyse...
İnsanlar masal sever üstadım.
Sana daha buna benzer ne çok masalın kapalı kasasını açardım lakin!
Mart'ın kapıdan baktırıp,
Kazma kürek yaktırdığı zamanlardan zemheri bir geceymiş,
Rahmetli anacım,
Kim bilir ne karın ağrım varsa salla salla uyutamamış kaç gün...
"Doktora götürelim bey!" demek ne haddine de...
Bir gece olsun, bir tek gecenin, birkaç dakikacığı!
"N'olursun be herif,
Azıcık da sen sallasan, bak ölüyorum yorgunluktan!"
Olur demiş herif!
Yarına yemeğiydi, aşıydı, kaynana, kaynata, kayındı,
Eltiydi, görümceydi hizmetini kim yapacak!
Birkaç saat güzelce uyuyup dinlemiş anacım!
Sonra el yordamı beşiğime gitmiş eli, ilk bebesiyim ya hani!
Yok muşum!
Babama sormuş,
"Herif bebe nerde, sesi uzakta sanki kendi yok, nerede!"
Babam gayet umursuz,
"Sustur" dedin,
"Susturdum işte!" deyince fırlamış annem yatağından!
Zira ne zaman sıfatına tükürdüğüm babaannem ortalığı karıştırıp,
Gelin'di, görümceydi, bilmem neydi anam için babama
"Sustur!" dense oradaydı ya yeri, koşmuş hemen!
Gecenin bilmem saat kaçı...
Bütün eşiği küremiş elleriyle beşiğim ortaya çıksın diye!
Bulmuş da sonunda!
Koynuna almış, sarılmamışım,
Memesini vermiş sıcacık, emmemişim!
Sabahına kızamık olmuşum,
Ağır ateşten gözlerim kaymış şaşı olmuşum!
Annem bana gücenmiş kaç gecedir bangır bangır bağırıp ağlarken,
Babam beni kurbanlık adak gibi kara gömerken ses etmemişim diye!
Ben anama gücenmişim daha bana hamileyken,
Babaannemle babam bizi öldürmek için...
Anamın boğazından aşağı,
Kızgın yağ akıtmaklı cümleleri duyduğu halde
Hala kendini ona, hala beni ona,
Hala ömrümüzü,
Onlara nasıl olup da güvenebildiğini anlayamadığım için.
Kızgın yağ hikayesi de şöyle...
Sıfatı batasıca babaannemle en büyük gelini her sene anlaşır,
O yılın bir ambarlık darısını kendilerine iç ederlermiş,
Rahmetli anacım buna şahit olup da suça ortak olmayınca da...
Başka bahanelerle dili kurutulsun istenmiş!
Ben şahidim!
Yanisi sonraki ölüm fermanım sekiz aylıkkenliğime biçilmiş!
On bir yaşımda,
Yardımsever biri tarafından şaşılıktan ameliyat olurken,
Canlı canlı ameliyat edilmenin korkusundan diğeri de kaydı!
Gözlerimin yuvarlakları hala askıda sanki!
Tam iki ay kör yaşadım!
Bana şimdilerde kulaklarımın keskinliğine laf eden insanlarım,
O günlerimin bir günün,
Bir dolu saatini dahi bilseler lal olurdu halleri!
Düşünsenize on bir yaşındasınız!
Uzaktan yakından tanıdığınız,
Apartman sakininiz size şefkatle yanaşırken,
En akrabam dediğiniz o tanıdık en sesler,
Nasılsa gözleri açılınca tanımaz diye,
Hep elleme derdinde bir yerlerinizden!
"Görmeyince duyulmaz, duyulmayınca görülmez,
Hiçbiri olmayınca olmamıştır,
Tövbe bismillah" la bitiyorsa cümle
Zaten baştan sen suçlusun!
Ulan doğmayısıca doğmuşsun!
Piç değilsin, bir şey değilsin ama kız doğmuşsun,
Yanisi öteden yarılı yüreğim!
Sadece sekiz ay ana sütü emmişim o da ne vitamin edebildiyse!
O günden bronşit olduğumu otuz yaşımda öğrendim!
O günden astım olduğumu ve dahi bir vakitler,
Nasıl ve ne zaman olup da,
Zatürreyi atlattığımı da kırk yaşımda!
Yani bana sorulmuyor,
Kaderimin hangi notasında hangi es'i seçeceğim!
Kimini farkımda olmadan sollamış geçmişim,
Kiminin daha farkında değilmişim!
Lakin...
Kulak bu!
Ne kadar...
Unutmak için sağır olmayı dilese de,
Duyduğunu unutmuyor!
Göz bu!
Ne kadar...
Unutmak için şaşırıp kör olmayı dilese de,
Gördüğünü unutmuyor!
Burun bu!
Ne kadar...
Unutmak için koklamamış olmayı dilese de,
Aldığı kokuyu unutmuyor!
Ağız bu!
Ne kadar?
Unutmak için sıkılmış olmayı dilese de,
Yutturulduğu cümleyi unutmuyor!
Ten bu!
Ne kadar...
Unutmak için yok olmayı dilese de,
İstemsiz her dokunulduğu o anı unutmuyor!
İnsanlar masal sever üstadım.
Kesin senin öncende eksik bir şey var,
Kesin bir şey var!
E peki madem!
Bunca masal içinde,
Benim tahta beşiğimi bulun ve de içinde ki bebek imzamı da
Benjamin Button'a da ufaktan bir Mimai usulü göz kırpın,
Yakında sarılacağız,
Artık kim bebek, kim yaşlı bir anneanne!
Cemre.Y.

24 Kasım 2019 Pazar

Sevgili

...Sevgili...
Sana ılık bir güz akşamından sesleniyorum sevgili,
Bakma üstümün başımın kırağı donuğu olduğuna.
Günün güzelliğine, akşamın bahar esintisi eklenince ben...
Durduk yere nar sevmeye karar verdim misal.
Kim bilir belki de artık masalların sonu bile değişir bir gün!
Gökten üç elma yerine, mutluluk yağar ruhsuz yüreklere.
Cemre.Y.

29 Ağustos 2019 Perşembe

Neyse

…Neyse…
Yaz…
Yorgundu bu akşam ve de bütün gece…
Daha üç gün vardı oysa yitip, gidip bitmesine!
Oysa ne de umutla dolmuştu çırak garsonun yüreği.
Ağustos'un son masalını birlikte toplayacaklardı yorgun masadan.
Ne fark ederdi ki gayri!
Yaz maviye öykünen tüllerini toparlayıp gitmiş en özel localardan,
Gayri baharın sonbaharı gelip çatmış da sarı yaprakları süpürmekteymiş!
İşi, gücü bitince köyünün zemherisine dönecekmiş ne fark ederdi ki!
Hele!
Yüreğinde ilkbahar'ın yine filizleneceğine,
Hele!
Kendisiyle beraber mutlu gerçek vuslat'lı o sarılmayalara kavuşabilektiyse…
Yaz…
Yorgundu bu akşam ve de bütün gece…
Daha üç gün vardı oysa yitip, gidip bitmesine!
Gitti mi hakikaten sence!
Ulan!
Daha karşılıklı rakı içip,
O son yakamoza vuran o teknede baygın yatanlarla dala geçecektik.
Neyse.
Cemre.Y.

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Güya

...Güya...
Yeni yıla ramak kalaydı ilk kelamlaşmamız,
Şiirdaşlık geldi sonraki günlerde.
Günler olmayan gecelerin sabahına ayarken,
Yaralarımızı açtık birbirimize...
Ne çok yaramız vardı ah ne çok!
Açtıkça her bir kabuğun altı yeniden kanayan!
Sonra bir gün dayanamayıp,
Öptük dizlerimizden, dirseklerimizden,
Yüreğimizden öptük sonra birbirimizi hiç görmeden.
Bilmem ki nedendi durduk yere hırçınlaşmalarımız!
Birbirimize destursuz s*ktir çekmelerimiz lakin...
Dayanamıyorduk da yokluğumuza,
Ellerimizde rengarenk misketler,
Küsüp barışan küçümen çocuklardık işte.
Karlı bir mart akşamına sözleşmiştik güya,
İlk defa göz göze gelip,
İlk defa birbirimize sımsıkı sarılıp,
İlk defa yeniden yine sevmeyi deneyecektik.
Şöminenin başında gitar çalacaktı bana!
Üşüyen ellerimin, donan ayaklarımı,
Zemheri ayazı yüreğimin kışını alacaktı güya!
O gelmedi o akşam,
Kırılmış çocuk yüreğinden öptüm de gittim ona lakin.
Kimse kimseye bir tastamam güvenemedi.
O gelmedi, ben de bir tamam gidemedim gibi bir masal bu işte.
Dudaklarımızda başlayamayan bir sevdanın kırık nağmeleri.
Belli ki kalp daha hiçbir şeye hazır değildi.
Yoksa gelirdi, yoksa severdi, yoksa kalırdı.
Bazen,
Ne çekip giden umurunuzdadır artık
Ne de, yıkıp giden...
"Eyvallah!" der geçersiniz...
Cemre.Y.

28 Nisan 2019 Pazar

Bu Dünya

…Bu Dünya…
Bütün o efsaneler, bütün o masallar falan hepsi yalan,
Kimse, o salak saçma yarışta,
En birinci olduğu için gelmedi bu dünyaya!
Sadece o, yaradan karar verdi, ananla babanın o sevişme anında,
Senden önce gelen milyonlarca sırada bekleyen sperm varken,
Bu yaşam formuna dahil etmeye sadece seni seçti.
Ve kapadı kapılarını ananın rahminin bütün hücrelerin!
Seni, bir damla öz suyu, bir damla öz suya katık eyledi.
Hep sorarım bilinmeze,
Keşke yaradanım beni o ilk an anamın rahmindeki,
Yumurtasına bebelik seçtiği o andan,
Doğduğum ana kadar an be an takip edip işlediği gibi,
Hiç değilse ben reşit olana kadar bütün anlarımı da,
Koruyup kollayacak kadar beni hala sevseydi!
Yaradanım hariç, herkesi affettim.
Cemre.Y.

1 Nisan 2019 Pazartesi

Sana Söz Sevgili

...Sana Söz Sevgili...
Yüreğimin zemheri ayazlı kara kışlı yaralarını,
Can kırıklıklarımdan, hayallerimin kırıklarına kadar,
İlmek ilmek bahar çiçekleriyle dokudum sevgili.
Neyse ki...
Şükür ki...
Kabus dolu masallar da bitti sonunda.
Her birini binbir özenle toparlayıp,
Kağıttan kayığımın yan ceplerine doldurdum,
Kağıttan kayığımın her yerine benzin döküp,
Yelkeninden sessiz bir vedayla öylece yakıp,
Usulca akıntılı denize saldım.
O gitti, ben kalmadım.
Eğer bir gün rengarenk mis kokulu kır çiçeklerini,
Saklamadan, sakınmadan,
Sevdan göğsünde gururla yürüyerek bana ulaştırırsan.
Sana söz...
Ne geçmişin acı anıları olacak,
Ne de geleceğin gelecek mi kaygıları!
Sana söz sevgili,
Ömrünü ömrüme iliklerken iki yakasından
Bize dair'li o ilk andan başlayacağım nefes almaya!
Gözün gözüme değdiği, gönlün gönlüme dokunduğu,
Kokun kokuma karıştığı o andan başlayacağım sana.
Cemre.Y.

23 Mart 2019 Cumartesi

Geçecek



…Geçecek…
 Geçecek!
Lakin!
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
Bir zaman dolusu bir masal varmış...
Hiç yazılmamış, hiç okunmamış,
Şiir hükmünde dahi değilmiş hani,
O, dudaktan süzülen...
Hiç yaşanmamış,
Hiç yazılmamış bir şiiri...
Dudağının terinden öper gibi.
Geçecek!
Elbette ki geçecek, lakin!
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
Neyse ya neyse!
Geçecek...
Elbette ki geçecek lakin!
Cemre.Y.

20 Mart 2019 Çarşamba

Hiç Kimse De Fark Etmedi

.
...Hiç Kimse De Fark Etmedi...
Nicedir,
Yüreğimin buzdan duvarlarından yorulmuştum.
Durduk yere güneşten,
Bir ışık sızıntısı aktı damarlarıma,
Ağır aksak adımlarımla camlarını açtım canımın,
Tedirgin adımlarla da kapısını araladım ciğerimin.
Birer solukta,
Soyunduk hayatlarımızın acı dolu ağulu hikayelerini.
Zira masal bitince,
Bahar gelecek,
Gökten üç elma düşecek,
Yaz gelecek,
Sepet sepet erikle kiraz yağacak sanıyorduk!
Geçmişler dökülüp sönüp de
Küller rüzgara karışınca,
Anladık etrafımızda duvar falan kalmadığını!
Şimdi'ler ertelenince,
Yakın gelecekler filizlenemeyince anladık,
Tozdan karlar üzerinde,
Öylece çırılçıplak,
Bir çare ararken devasız kaldığımızı.
Üstelik...
Havva anamız ile Adem babamız kadar da şanslı değildik.
Mevsimlerden daha incir yaprağı değildi.
Çarçabuk kapatıverdik,
Elcağızımızlarla en avret yerlerimizi.
Şimdi yine...
Yeniden beklemekteyiz!
Artık biliyoruz bize baharlar hep sonbahar,
Kışlar ise en zemherisinden.
Ne onun mecali var bu sevdayı alevlendirmeye,
Ne de benim!
O duvarlar yeniden örülecek!
O çocuk büyüyecek.
Güneş mi?
Sinelerimize yumruğu vura vura öğretti hayat!
Çöl ortasında...
Serap niyetine gördüğünü vaha sanma,
Mevsimiyse her gün herkese güneş...
Ve ay...
Vakti saatiyse...
Bütün sevdalılara...
Yıldız yakamozlarla dolu birer mehtap.
Hangi bulut hangimizin?
Hangi kahvenin telvesi,
Bir sonraki fincanda aynı şekillenir?
Neyse en yakın zamanda rakı alayım ben.
Bir de yanına acılı şalgam!
Bulursam balık filan.
Rakı kadehine ve rakıya ihanet edemem lakin,
Hiç değilse...
Acılı şalgamı bari şarap kadehinden içmeyi denerim!
Fakat donarak ölmek en acısız ölüm şekli.
Yıllar önce deneyememiştim,
Ya gerçekten ölürsem diye!
Denedim.
Öldüm.
Bu sefer hiç kimse de fark etmedi öldüğümü!
Cemre.Y.

7 Ocak 2019 Pazartesi

Olmadık Sanki

...Olmadık Sanki...
Kapanmamış parantezlerin arasında asılı kalmıştı,
Cümle başına geçemeyen uzun paragraflardan oluşan mısralarımız.
Ben seninle…
Yeni bir şiirin kahramanı oluruz sanmıştım adam.
Sen daha benim yıllar önce yaktığım şiirlerime bile gelmemişsin.
Sen daha benim…
Yıllar önce küllerini denize savurduğum anılarıma bile gelmemişsin.
Sevda dediğin yarım yamalak "Günaydın" ların sonrasına,
Bir iki cümle serpiştirmelik bir şey değil adam.
Özlemektir misal...
Merak etmektir, iyi geceleri unutmamaktır.
Vuslata dair hayaller kurmaktır sevda dediğin.
Böyle biraz, sanki eğreti durduk bu masalda biz, olmadık sanki!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...