sanırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2022 Cumartesi

Yara

...Yara...
Ben bu hayatta çok incindim,
Hiç incitmemeye de hep gayret ettim.
Lakin incitilmişler tarafından da,
Zulüm gibi incitilmelere de çok maruz kaldım.
Böyle zamanlarda bıkmadan, usanmadan,
Onlara eski yara izlerimi gösterdim.
Elbette aynı değildi yaralarımız,
Ama en azından…
Bütün içinin yağları erircesine,
Beni hiç acımadan incitenlere…
"Ben de bunca yara almamışken,
Sizi tek harf incitici laf etmedim!
Kırmadım, dökmedim,
Vazgeçmedim" i gösterdim sanırım.
Ve evet…
Hiç de öyle incilerim falan da dökülmedi.
Cemre.Y.

6 Şubat 2021 Cumartesi

Sahi Sen Nasılsın?

...Sahi Sen Nasılsın?...
Ey benim sevgili sevgilim,
Zemheri ayazları olması gereken, kara kış ayında,
Tam da Şubat'ın altısındayız!
Günlerden cumartesi.
Tam da kendime söz verdiğim gibi,
Güneş yüzümden makas almadan uyanmadım.
Aç karnına içilen ilaçlarımı aldım,
İlk sigaramı yaktım, sade kahvemi içtim,
Sonra bir baktım günlerden yaz'mış!
Evimle dans ettim uzun uzun, sahi sen nasılsın?
Kaç zamandır yoluma düşmediğine göre iyisin sanırım.
Cemre.Y.

30 Aralık 2019 Pazartesi

Yaşlanmış

...Yaşlanmış...
Onu en son gördüğümde,
Geçmişinin ayıplarını silecek özürler arıyordu kendince.
Kelimelerce, cümlelerce bocalamaktaydı ömrü!
Pişmanlıklarına helallik alabilse rahatça yaşlanabilecek gibiydi.
Alamazsa da...
Bir yolunu bulamayacak arafında boğulacaktı sanki.
Çocukluğumu onun çocukluğuyla buluşturup,
İkisini de kimsesizlikleriyle sarıldıttırdığımdan beri!
Benim omuz başlarımdaki affetmeme ağrılarım geçti.
Onun kendi iç hesaplaşmaları prostat derdine gark oldu.
Lakin o, bu kadarına bile razıydı sanki.
Az önce dış kapımın zili çaldı, kapısı tıkladı.
Elbette ki buyur ettim içeri.
Gözlerinin içi sevinerek gelip koltuğumun ucuna yerleşiverdi.
Ne çay istedi, ne de kahve!
Merak etmiş beni, nicedir niceyim diye.
Çok da muhabbetle olamasa da,
Yine de eski bir ahbabımıza rastlamış gibi öptüm elini,
Sevindi.
Hapisteki hayırsız oğlundan,
Ondan olan torunlarından bahsetti.
Sülalesinde kim kimi boşamış,
Kim kimin üstüne kuma gitmiş,
Köydeki mahallesinde ne olmuş,
Ne bitmiş anlatıverdi bir çırpıda!
Şaşırdı hiçbirini kınamadan öylece kabullenip,
İyi olmuş demelerime.
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
"Ama sen,
Bize bunların hiçbirini etmedin!" dedi mahçupça yere bakarken.
"Evet baba, o yüzden sıra sıra altın madalyalar taktınız bana,
Bak, ilk torununuz orada kendi hayat mücadelesini vermekte,
Lakin hiçbiriniz ona bari el uzatmadınız, buna rağmen hem de,
Ne kimsenin dostu oldum, ne de kimsenin metresi!" dedim de...
"Bundan sonra ben varım torunumun yanında." demedi ya la!
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
Epeyce ağarmış uzatmaya başladığı sakalları,
Saçları seyrelmiş belli ki başına kasket takmış!
Usulca kalkıverdi yerinden,
Geldiği gibi çıplak ayaklarıyla usulca gidiverdi merdivenlerden!
"Çıplak ayakla gezme bu soğukta,
Hasta olacaksın bak!" diye seslenirken ardından,
Durdu, yüzüme baktı,
Utangaç çizgilerinin ardına sakladı gözlerinin sevincini,
Sanırım son kez sarıldık baba kız birbirimize,
Hiç dokunmadan, hem de sımsıkı!
Gözlerinin yaşını sildi,
İki alt katımdaki evin kapısından içeri süzüldü.
Binanın otomatik ışığı söndü.
Kapımı kapadım.
Rahmetli anam, oralardan bir yerlerden ikimize gülümsedi.
Evet, iyi geceler anne'm.
Cemre.Y.

25 Eylül 2019 Çarşamba

Türk Usulü

...Türk Usulü...
Bugün iki farklı coğrafyanın,
Dört farklı insanı karşı karşıyaydı aynı masada!
Karşıdaki şahıs,
Artık ne kadar antipatik Türk olarak evrildiyse...
Ve tam da ulaşılmaz bir hint kumaşı tavrındayken,
Ve yanındaki yaveri ,
"Hayata subliminal değil azizim objektif bakmalı" titrindeyken,
Karşı şahsın içinin atlasına dokunmuş olmalı bir şeyler ki...
Oğul'un babasının emeğini, fedakarlığını dahi,
Es geçmemesi bile olabilir belki!
Bir adam giderken...
Diğerinin ellerini avuçlarının arasına aldı Türk usulü!
"Sizi tebrik ediyorum!" derken de, gözleri bir nemliydi sanki!
Yutkundu bir an...
"Sıfırdan başlayıp, böyle bir hayali gerçekleştirebildiğiniz için,
Azminiz ve de sabrınız için, herkesi koruyup kolladığınız için...
Sizi tebrik ediyorum yürekten!" dedi ya!
Gereği yoktu dili İngilizce olan bütün o cümlelerin tam tercümesi!
O an...
El, el ile,
Göz, göz ile,
Yürek, yürek ile,
Her duyuyu eksiksiz cümle etti ya, ben şahidim.
"Ulan!" dedim içimden...
"Ben de olsam babamla böyle bayrak bayrak gurur duyardım!"
Meğerki biyolojikliğine dahi sapkınlık doğramasaydı!
Büyüyüp yaş aldıkça,
Babaların sıfatlarının nasıl olması gerektiğini de,
Daha iyi idrak ediyorum sanırım.
Merak etme, artık ağlayamıyorum.
Cemre.Y.

25 Şubat 2019 Pazartesi

Herkes Kendince Kral


…Herkes Kendince Kral…
Bu yürek...
Yeni bir kaleyi daha
Şah'a hazırken,
Vezir'e mat etmeye,
Hiç hazır değil sanırım.
Herkes kendince kral...
Herkes kendince padişah.
Ama ben...
Köle bir prenses olmaya hiç hazır değilim!
Cemre.Y.

14 Eylül 2018 Cuma

Şimdi

…Şimdi…
Birileri dokunmuş yine ciğerime!
Ve ben yine geç fark etmişim.
Sanırım zaman artık bana…
"Şimdi!"yi yaşamak vakti.
Yoksa geçmişimin eleklerinde elenip dururken ben!
Heba olacak yine onca geleceğim!
Cemre.Y.

7 Eylül 2018 Cuma

Cehennemi Geçtim, Cennet Faslındayım

…Cehennemi Geçtim Cennet Faslındayım…
Sanırım ben artık hayatımın
"Ben gidince hiç kimseye hiçbir şey olmuyor da
O gidince…
İşte o bana çok koyuyor be aga!" faslını da çoktan geçtim
Cehennemi ömrümü beş geçe geçtim,
Cennete on kala zamanlarımdayım.
Gel istersen…
Sen salıncağımızın yanına rakı koyarken,
Ben meze filan yaparım.
Cemre.Y.

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Daha Neler

…Daha Neler…
Ve ben o ilk nefes alamadığımdan beridir,
Bütün tıkanışlarımı aldatılmak sanırım.
Güven sendromlarım sendrom hala!
Hala…
En ufak bir şüphemde…
Aldatılıyorum!
Zira ömrümü "Yok daha neler!" demekle eskittim.
Cemre.Y.

30 Nisan 2018 Pazartesi

Dostluk

…Dostluk…
Birbirimizin gerçek yaralarının yerlerini biliyorduk sonuçta,
Ve ikimizin de yaraları ayrı yerlerden olmasına rağmen,
Sadece göz göze suskunca bakışarak...
Ana şefkatiyle öpebiliyorduk o yaralarımızın,
Ayrı ayrı kabuklarını…
Bu zaman da çok az bulunuyordu
Böylesi insani şefkatli durumlar.
Halbuki ne çok farklılıklarımız vardı
Bize şöyle bir uzaktan bakıldığında.
Belki de, zıt kutupların özçekimiydik.
Hiçbirimiz de birbirimize seslendirmedik ama!
Sanırım dostluktan da ziyadesiydi hissettiklerimiz.
Cemre.Y.

26 Mart 2018 Pazartesi

Hatırlamıyorum

…Hatırlamıyorum…
Mutluluk…
Hangi harflerle anlatılıyor bilmiyorum ki!
Ama sanırım yıldızı güneş
Rengi maviydi.
Hissetmeyeli uzun zaman oldu.
Hatırlamıyorum.
Cemre.Y.

8 Şubat 2018 Perşembe

Ne Kaldıysa

…Ne Kaldıysa…
Sana gitmekten
Dizlerim aşınmış sevgili
Ki yüreğim nicedir sen düşün.
Yoruldum artık ben
Olmayan seni beklemekten.
Sanırım epeyce de eskidim.
Varsın olsun…
Artık dilediğince eksil benden.
Yürek benim değil mi
Gayrı çok gidiyorum senden.
Bundan gayrı kendime kadarım ancak!
Artık ne kaldıysa'm.
Cemre.Y.

27 Ocak 2018 Cumartesi

Yanık Kokusu



…Yanık Kokusu…
İnceden ciğer kokusu geliyor yine içimden,
Artık kim yaktıysa fena bir is kokusu…
Sanırım bu sefer,
Hiç kimse içimden sağ çıkamayacak!
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Kraliçe'm

...Kraliçe'm...
Bir küçümen kız neden prenses olmak istemeyi var sayamadan,
Tutar da kraliçe olur?
Kızıma bunca yıl sonra ilk defa
"Prensesiimmmm!" dedim.
Yosun gözlerini bi devirdi her yöne...
Ben bilem korktum!
Sonra ben onun kollarını öperken kokulu kokulu,
Özlemle sustu ve başladı konuşmaya
Derin bir nefesle yeniden;
""Annem!
Ben beş yaşındayken bile prenses olmayı
Kabul etmeyecek kadar akıllıydım
Ben hep kraliçeydim unuttun mu,
Bunu bana sen öğrettin
Sen bana hep bıkmadan, inatla hep dedin ki;
"Ancak kraliçeler yenilmez!
Prensesin ben olacak olsam bile
Kraliçem sen ol" dedin öylece büyüttün beni,
Oyunlarımızda bile.
Hayatıma sayamadıklarımı değil ama
Saymadıklarımı eksik saymıyorum sayfalarıma
Ama merak ediyorum,
Sahi düşeceğim zaman kıç üstü düşebilmem gerektiğini
Bana nasıl öğrettin ki?
Bunu çocuklarıma mutlaka eğitmek istiyorum"" dedi...
İç güdülerime göre yön vermeye çalışmıştım
Onun ömrüne gereken ne varsa yapmıştım ve sanırım ileri gitmiştim.
Onun önce çocuk, ergen, genç olması gerektiğini unutmuştum.
Ama zararsız ve hasarsız bir yaşa gelmeli
Bütün hasarları kendi tercihi olabilmeliydi,
Buydu bütün önceliğim.
En azından onu on sekizine getirebilmiştik,
Onu onunla beraber!
Son soru en zoruydu aslında bana göre;
Sanırım köşe koltuklarımızın minderlerini yere serip
"Yere düşebilme oyunu" kurmuştum ona!
O zamana göre çok olan yaşımla bende
Yeni öğrenmeye çalıştığımı gizleyerek düşe kalka!
Ben hiç güzel öğrenemedim ama sanırım,
Ona yüzmeyi öğrettiğim gibi olmuştu her şey,
Dalış ekibiyle brövesi olmayan
Tek dalış insanı olarak herkesten ayrı
25 metreye inerken merak ediyorlarmış
Babası bile içinden gizlice sorarmış
"Bu kıza bu cesareti kim verdi." diye
Kimse bilmiyor onun henüz iki yaşındayken
"Anne'm, sen boğula boğula mı,
Öğrendin ki yüzmeyi"dediğini ve benim,
"Elbette öyle bebeğim ama seni
Boğulmaktan ben hep kurtaracağım."dediğimi
Onun bu cümlem üzerine;
"Öyleyse anniş ben ikimisi de
Kurtarırım ki" diyerek
Paldır küldür en iyi yüzücü olduğunu...
Artık yetişemiyoruz ona...
Bazen yüreğim acıyor,
"Yaşının gereğince ergen bari olabilseydi." diye
Ama zaman pek yaman!
Cemre.Y.

31 Ekim 2017 Salı

Gözler Var

...Gözler Var...
Gözler var, göz üstüne hamur eder,
Gözler var, söz üstüne çamur eder!
Ben hamuruma çamur sürdürtmem aga!
Başka kelama gerek yok sanırım.
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

O Öldü

...O Öldü…
Kağıt ve kalem olmasa,
Ya da bir bembeyaz sayfa!
Hele uçları parmaklarımın bir klavyenin ucunda,
Sanırım şu an ben…
Bir akıl hastanesinin ziyaretçi kapısındaydım!
Rahmetli anacığımın onca çocuk yaşımızda,
Neden bizi arada, ille de oraya götürdüğünü,
Hiç mi hiç hala anlamasam da!
Sanırım ben o kapının girişinde
Oncacık halimle,
Benden bir dal sigara dilenen olurdum o kesin!
Sonrasında, elimizdeki oyuncaklara,
Hatta her oraya her gelene,
Her saçlarını okşayana "Aanne!" diyen
Onca çocuğun!
Kimsesizler yurdunun
Tam ortasına götürüp durmasaydı.
Bunca yıllarımca hala tam sırrıyla çözemeden
Sırını çözemesem de o benden giderken
Her sarıldığım omuzu,
Bana da "Ana!" sanırdım,
Sırası sevdaysa!
Yutkunmaz dilenirdim o kesin sevgili ağabeyim!
Bizlere...onca susarak öğretilerini,
O andan tam 30 yıl sonra,
Algılamalar utancı içindeyim.
Olsaydı şimdi yine!
"Annnee!" diyerek
Koşardım yatağının başucuna yine!
Yine ben hatırlamıyorum kaç kere öptüğümü
Ayaklarının parmak uçlarının ama öperdim işte.
Son burnumdaki sızısı…
O, parmakların ölüm kokusu olamasın diye!
Yani anam aslında bizi değil de
Yıllar boyunca…
Meğer bizimle beraber,
Geleceksizliğe hasretsiz en olabileceği,
Kendini götürüyormuş aslında oralara...
Sonra da bize yine kıyamayıp!
Bir çay demliyormuş!
Bakırköy deki o çamlıkta!
Evimize dönüyor muşuz sonra,
Babamızın kahvehaneden,
En son çıkacağı insan olmasına rağmen!
Meğer!
Bazı anaların hakikaten…
Saçları süpürge oluyormuş yollarımıza!
Bir gün Silivri Anadolu Hastanesinde,
Artık olmayan saçlarını hala var sansın diye usul usul
Yavrumun bebe fırçasıyla taramakta olduğum an
Onun gözlerinde ben gördüm!
"Ne kadar da uzun taradın be yavrum saçlarımı!
O kadar kaldı mıydı ki!" dediğinde.
"Annaaammm!
Saçların ah o sana hayran olduğum saçların
Hem emdiğim memelerini örtüyor,
Hem de en avret yerlerini, korkma sen!
Merak etme!
Yok olduğunda saçların tamamen,
Kazıtacağım ben de!" dediğim an...
Bir an...gözleri öyle ışıldadı ki...
Yaşayacak sandım bana birkaç yıl daha!
Oysa ölümüne daha 17 gün daha 9 saat vardı!
Demedim.
O öldü!
Cemre.Y.

4 Ekim 2017 Çarşamba

Nedense

...Nedense...
Sanırım o gri mavi o bulutu,
Artık bu hayattan yorulup terk ettiğinde,
Onun kimsesiz gözyaşlarına kıyamayan,
Tam donanımlı Cevat Kelle gibi,
Hayata tükenmez bir inatla direnen gri bulut leyleğiyim ben
Ki ne yazık ki elime verilen Dünya'lı paketlerinin de
Kendime dahi hayrı yokken!
Yoksa çocukluğumdan bu yana
Hep hayalini kurduğum o pespembe iki ayrı bulut öbeğinden
Dünyayı seyre dalmış olurdum değil mi?
Oysa hayallerimde gerçekçiliğe yakınlaşmıştı büyüdükçe!
Pembe tosbağa mesela...
İçinde olabilseydim, içi dışı benim olsaydı,
Bütün Dünyayı
Pespembe bulutumdan seyredecektim.
Bunca yıldır bana yazılmış kaderimi de bir türlü terk edemedim.
Sonuçta o bulutları da bulutlayan biri var değil mi?
Tam bulutlayamamış beni nedense!
Cemre.Y.

20 Eylül 2017 Çarşamba

Dönmem Geri


...Dönmem Geri…
Sen yokkenden beridir,
İkinci defa şehrime
Yağmur yağıyor ve
Ben gülümsüyorum!
Çünkü artık biliyorum
Misinanın ucuna
Yanlışlıkla takılmış
Üstelik,
Oldukça tok bir balıktım ben.
Benden balık bile olmazdı hatta sana!
Salıverdin beni öylece...
Biraz kayalıklarda savruldum amma!
Büyük denizlere
Yelken açabilecek kadar da büyüdüm sanırım!
Yani, senin oltan yine boş sevgilim.
Dönmem geri...
Cemre.Y.

17 Eylül 2017 Pazar

Büyüyorum Sanırım


...Büyüyorum Sanırım...
Derin bir nefes aldım
Kahve içecek kadar
Tek değildim kendime
Elimde çay fincanım
Terasıma çıktım
Çayıma birkaç damla yağmur damlattım
Evime girip bir kitap açtım
İşsiz, parasız ve yalnız da olsam
Ben ilk defa bir yağmurda ağlamadım
Büyüyorum sanırım.
Cemre.Y.

3 Eylül 2017 Pazar

Aşkın Burnunun Ucundan Öpmek Vakti

...Aşkın Burnunun Ucundan Öpmek Vakti...
Sonbahar, son baharına soyunurken yapraklarını
İlkbaharın bütün güllerini toplamış kucağına
Öylece çıkıp geldi.
Bütün kapıları sımsıkı kapalıydı kalbimin,
Güllerin bana geleceği günleri hayal etmeyi
Artık unutalıysa hayli yıl geçmişti.
Hani “Yüreğinin anahtarını bana ver.” dese!
Nicedir ben bile unutmuştum yerini.
Bulamazdım ki.
Ben, şiir şiir yazarken kendimi
O, şiir şiir okurdu bütün şairleri.
Ne gülleri bitiyordu
Ne de her gün her saat yolladığı şiirleri.
Her cümlesinde
“Şiirim” der bana hiç usanmadan.
Kulağımda bir şarkının nağmeleri
Nilüfer “Kavak Yelleri” ni söylüyor yine
“Delilik biliyorum, senle olmak delilik...”
Kalbimin kanatları uçuşmaya başladı yeniden
Sanırım artık bu sevdanın da
Burnunun ucundan öpmek vakti geldi.
Cemre.Y.

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Doğum Günüm

…Doğum Günüm...
"Yaş otuz beş!
Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider."diyeli
Cahit Sıtkı Tarancı üstadım
Yetmiş yıl olmuş meğer!
Henüz kırk altı yaşında gittiğindeyse
Kendince hesabına oturduğu sonunun
Tan ağarması bol vazgeçişli gidiş hesabına
Daha 24 yıl kalmışken
Öylece gelivermiş Azrail efendi
Hesaba uymaksızın onu hepimizden alıvermiş
Meğer ömrümüzün her salisesi bize
Çoğunluğu kötü sürprizlerle dolu
Bombası ciğerimize asılı birer hediyeymiş!
Doğduğum günlerimi sevmem pek
Hiçbirisi doğmak istemediğim gün gibi değildi
Yeterince doğurulamadım,
Yeterince doğamadım,
Yeterince yaşayamadım
Yoksa andan itibaren
Hep gün alıyorum diye değil
Hala nasıl olup da yaşıyorum diye
Yaş bu gece son defa 40
Gün boyu kutladım kendimce
Dördümün yanındaki o son sıfırımı
Yarısı neresiydi hiç bilemedim
Tamamı nere hiç bilemem
Sanırım ben hiç ölmeyeceğim!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...