cehennem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cehennem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2026 Çarşamba

İyi Bak Kendine.

...İyi Bak Kendine...
Aklının kıvrımları fikrine hiç danışmadan,
Yalan hayaller, yalan filmler yükleyip,
Buna da kendini inandırıp savuruyorsan evrene...
Beni değil, kendini yaralıyorsun haberin yok.
Es kaza denk gelirsem de zehirli cümlelerine,
Artık incinmelerden de bıktığımdan okuyup geçiyorum bilesin.
Madem ki hala, yakıp, yıkıp döktüklerine bir özrün yok.
Kendi kendine daha fazla ömrünü cehennem etme!
Aklının kıvrımları seni yine ne vakit şaşırtacak olsa,
Derin bir nefes alıp fikrine danış,
"Bütün bu yalanlarım yılana dönüşüp boynuma dolanırsa!" diye?
"Yutkuna yutkuna, sapır sapır gözün yaşıyla ağlamak da iyidir,
İçinin zehrini atar, ruhun arınır." derdi rahmetli annem.
Ağladım işte bir güzel, geçip gitti içimdeki kederler.
Sen yine de iyi bak kendine.
Cemre.Y.

9 Aralık 2024 Pazartesi

Cehennem Tasviri

...Cehennem Tasviri...
Hayat çoğu zaman,
Dante'nin "Cehennem Tasviri" gibi!
Cemre.Y.

2 Şubat 2023 Perşembe

Bilemezdin

…Bilemezdin…
Senin yosun gözlerin yüreğime değdiğinde,
Hep yanardı, yine kanardı, yüreğim!
Cennete gidersem istedim ki son kokum ol!
Cehenneme gidersem son nefesim!
Bi-le-mez-din!
Kü-çü-cük-tün!
Cemre.Y.

7 Ocak 2023 Cumartesi

Sevmek

…Sevmek…
Peki ya sen?
“Yanmak nedir bilir misin?
Ya da donmak?
Ya arafta kalmak?
Nasıl bir cennet ve cehennem arası hükümsüzlüktür o!
Bilebilir misin?”
“Seni sevmek,
Ailemden, geçmişimden ve geleceğimden vazgeçebilmektir,
Her şeyi uğruna yakmaktır.”demişti biri!
“Seni sevmek,
Kızgın kumlardan, hani o en susuz kaldığın sancısında bedeninin,
Okyanusun buz gibi sularına dalmak gibi bir şey” demişti biri!
“Seni sevmek mi?
Ben, başkaca hiç kimseyi sevemem ama!
Sana, dokunduğumda ne hissettiriyorsam öyledir.” demişti biri .”
Anlayamadım ki!
Sen...
Bunca sevilip bitenlerimin hangi eksiğisin ki!
Tamamlayasın!
Yüreğimin aşklı değil,
Sevdalı değil,
Meftun damarında ne işin var be adam?
Cemre.Y.

1 Ocak 2023 Pazar

Canım Yanıyor

…Canım Yanıyor…
Kuytu köşelerinde yanmak yok cehennemin!
Kimseleri sevindirmeye mahal yok!
Canım yanıyor cancağızım...
Hem de çookkk!
Bir yanım sessiz çığlıklarıyla haykırıyor evrene
Ama!
Ben bunların hiçbirini hak etmedim!
Dudağımın sol gamzesine çeken alaylı bir gülümseme
Artık..
Ne yapsan,
Ne yapmasan,
Beni,
Benden yok edemeyeceksin.
Cemre.Y.

11 Ağustos 2022 Perşembe

Ay Dolunay

...Ay Dolunay...
En son...
Dün gece gördüm,
Zaman zaman,
Ruhumu ta...
Kendi cehennemine kadar çeken kabuslu rüyaları!
Sabaha kadar,
Kaç uykuyu uyuyamadan eskittim kimse bilemez!
Ama bu sefer kararlıydım...
Ertesi geceye taşımayacaktım,
Uykumu darağacına asan korkularımı.
Zira...
Artık...
Avutmuyordu sadece yastık yüzü değiştirmeler!
Güne...
Gözlerimi azıcık bir uyku arasıyla açmışken,
Sigaramı dudak arama sarıp,
Sade kahveme koşmada da,
Nasıl bir panik yaşadıysam?
Susuz döküldü kahve telvelerim mutfağıma!
Köşe, bucak, halı, saçak...
Ne varsa kahvelendi susuz!
Öylece bırakıp, yeni kahve yapıp,
Kapımın anahtarını üstüne kilitleyip,
Ardıma bile bakmadan evden çıkıp işime gitsem...
Gün aydın olmaz ki ruhuma.
Akşam mesaim bitip, işimden evime dönünce,
Kapımın anahtarını içime açtığımda,
Mutfağıma girerim en ilk!
Zira çamaşır makinam orada.
Daha sınırlarına ulaşamadan kalır ayaklarım,
En ilk, yerdeki fayans araları serzenişte bulunur,
Sonra çamaşır makinamın önündeki halım,
Köşe, bucak, halı, saçak...
Küskün boyunlarıyla geçit vermezler bana!
Bulaşıverirler en olmaz yerlerimin canına.
Daha ki fırına yol almaya çok var oysa.
Biliyorum.
Hem de ezberimden.
Bir keresinde, hani es kaza,
Bir kavanoz dolusu bilyelerim saçılmıştı etrafa!
Ay, dolunaydı.
Her biri de teker teker kırılmıştı,
Ta çocukluğumdan biliyorum.
Küçüktüm daha!
Sonra toparlarım sanıyordum,
Hani kurtulup sabah olunca!
Kurtuldum lakin...
Bir daha da...
Ne akşamım aynı akşam oldu,
Ne de sabahım aynı sabah.
Hiçbir mutfağın bulaşıksız fırınına yetişemedim.
O andan sonra da, asla!
Aynı yerde bırakamadım hiçbir kırığı döküğü!
Usulca yeni yapılmış kahvemi yudumlarken,
Sessiz süpürgemle,
Tertemiz ettim köşemi, bucağımı.
Bu sefer...
Bu akşam...
Sadece fırınıma koşup,
Sadece onun tozunu aldım,
Öptüm teker teker sac ayaklarını.
Değil mi ki onun bile!
Yalnızlıktan, kabuslardan korkup,
Şöyle bir sarılıp,
Saçlarından,
Yüzünden, gözünden, alnından,
Ucundan, kenarından hayatının,
Ne bileyim...
Belki de hayali değildir benim evime konmak da,
Ben zor koşup monte etmişimdir ömrüme!
En hayal kırıklığından öptüm onu,
Ta, en ilk onu hayal edip yaradılışından.
Bu gece bana kabus yok!
Ay, dolunay!
Çünkü ben...
Değil ki canımı canımdan kanırtanların!
Eşyalarımın, maddelerimin, nesnelerimin,
Zamirlerimin ve dahi sıfat koyduklarımın bile.
Ömürlerine ömür değeyim derdindeyim.
Yoksa, herkes ölür ömrü bittiğinde.
Ben de öleceğim misal.
Artık...
Tamamen pes edip,
Her şeyden vazgeçtiğimde çok ölmedim lakin.
Misal gün olur...
Kime küsüp küsmediğimi unutmayabilirim!
Ne bileyim kapımın koluyla,
Öbür odaya gitmeyeyim diye benle inatlaştı diye,
Gücenmeyi bırakabilirim.
Ne bileyim,
Aldığım kilolarca soğandan biri acı çıktı diye,
Soğana küsmeyebilirim,
Ne bileyim,
Yediğim bir kabak tatlısının kabağı göçük çıktı diye,
Ona bir ömürlük yokluk hapsetmek yerine,
Kabak tatlısıyla aramı düzeltebilirim.
Ne bileyim,
Bir komşunun getirdiği bamya yemeği,
Sümüklü sümüklü çıktı diye,
Yıllar yılı tadına dahi bakmayıp,
Yıllar sonra kendi ellerimle, usulünce yapınca,
Meğer, olunca oluyormuş dedirtmeyince...
Bamya yemeğine yeniden gülümseyebilirim.
Beni insan düsturuyla sınamayın Gök Tengrim!
Bir daha da,
Asla!
Hiçbirini...
Hiçbir zaman...
Affetmeyebilirim!
Gülümseyelim mi?
Zira ay dolunay!
Yine bizi çekiyor yıldızlar.
Onlar da sanıyorlar ki,
"Hayat, asıl bize güzel!"
Hayat...
Sadece kolay olduğu zamanlar herkese güzel.
Bu gece de...
Bundan sonraki bütün gecelerde de...
Artık, bize, kabus yok!
Cemre.Y.

23 Temmuz 2022 Cumartesi

Hayata, İnadına, Hala!

...Hayata, İnadına, Hala!...
Ben ömrümde,
Birkaç cehennem yaşadım evet!
İlki, doğduğum gündü hani.
Sonrasını, yine, yeniden,
Saydırtma istersen!
Zira!
Her birini hatırladıkça,
Yeniden yaşıyorum, an ve can!
Canımın kırıklarına basılıp duruldukça da,
Öğrenmek zorunda kaldım,
Her yeni günün sabahına uyandıysam,
Bugünümü bari, cennet saymayı.
Hayata, inadına,
Hep de gülümsedim, en içten!
Lakin, ne vakit...
Gün geceye sararsa,
Artık aylardan hangi ay,
Akşamlardan hangi gece,
İhanetlerden hangi zamansa...
Şuramda!
Tam şuramda.
Tam da, en güvenip,
En sevdiklerimin otağının canında,
Şöyle, yamalıklı bir şilte bulmuşken,
Öyle bir alaz atıyor ki duman,
Öyle bir yakıyor ki ciğerimi can evimden,
Tekrar, yine, yeniden anımsıyorum,
Hiç kimseyi, sınırsız, sonsuz sevmemeyi.
Şimdilerdeyse benim cehennemim,
Asma yapraklarının salındığı bir akşamda,
Cızır cızır mangal kokusunun rehavetiyle,
Şuursuzca yemiş, içmiş, keyfine bakmakta.
Sus!
Ve zaman, yine, yeniden,
Sonsuz bir sabırla,
"Sus!" kaftanımı omuzuma sarmakta.
Ömrümde, hiç yoktan,
Cennete sarıldığım zamanlar geliveriyor aklıma,
Usulca öpüveriyorum,
Çoktan yitik sayılmak istenen ömrümün canından!
Mademki ölemiyoruz sağlıcakla...
Hayata!
İnadına!
Hala!
Cemre.Y.

29 Nisan 2022 Cuma

Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet

...Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet...
Kalbimin kırıklarıyla,
Yüreğimin kırıklarını bir bohçaya koyup,
Sevdiklerimin can kırıklıklarını da,
Yara kabuklarını da,
Birer birer toplayıp,
Ciğer tanelerimle sarmalayıp,
Kırk yama bohçamın,
Yan ceplerine dizdim özenle.
Nasıl ki sevinçler,
Paylaşıldıkça çoğalıyorsa,
Acılar, kederler de,
Paylaşıldıkça azalıyordu nihayet!
Peki ya neden?
Tam da şimdilerde,
Midemin tam ortasında bir ejderha var!
Durmadan alevler saçıp duruyor,
Zehirli sular dolduruyor dilime?
Neyse...
Bir vakit daha,
Konuştuklarımızın azlığına inat,
Hep ve her zaman da çok sanıyorlar ya,
En derinini susalım biz, bir vakit daha!
Kim öle, kim kala deme sakın ha!
Nasıl olsa gelecek o kıyamet,
Sonrası bakarız,
Kime cehennem,
Kime cennet.
Cemre.Y.

26 Mart 2020 Perşembe

Yoruldum


…Yoruldum…
Bir gün ölürsem,
Güzel diyarlardan birine gideceğimi umuyorum.
Aslına bakarsan…
Fragmanları hariç…
Bu Dünya yeterince cehennemdi bana!
Ki zaten burada her sabah güne uyandığımda,
Cennete uyanmış gibi hayallenip,
Gece gözümü yumana kadar,
Türlü çeşit afili reklam kuşakları arası,
Bana yazılmış kaderi yaşamaktan da hayli yoruldum.
Cemre.Y.

16 Eylül 2019 Pazartesi

Kusuruma Bakma Sevgili Tam Da Şiirime Denk Geldin

...Kusuruma Bakma Sevgili Tam Da Şiirime Denk Geldin...
Günler zemheriye doğru akıp giderken biliyordu kadın!
Hiç kimse onu, onun cehennemine kadar sevmeyecekti.
İki ayrı kalpte, tek bir yürek olabilselerdi zaten her yer cennetti.
Ki zaten nicedir, papatyaların...
Ömründeki ederini,
Başkalarının hayallerine taç yapmıştı kadın çoktandır.
Özü, can kokan pembe gülleriyse,
Burnunun direğine hızmalamayalı da çok olmuştu zaten!
Şimdi yapayalnızdırlar,
Sen gidince, bensiz masalara kondurduğun o kokusuz orkideler...
Benimle birlikte kurmadığın kumdan kaleler yapayalnızdır misal!
Sahilde kurduğun rakı sofran, mangalda közün, ateşin son mavisi,
Gün geceye sarınırken tende bıraktığın o koku!
Kırmızılı, mavili gitarların akustiği!
Sahi onları da mı yıkıp gittin?
Yoksa...
Öylece...
Ardına bile bakmadan, hiç olmayan bizi de mi terk ettin senden?
Kusuruma bakma sevgili tam da şiirime denk geldin...
Neyse.
Şimdi kahve vakti de değil zaten, gün geceye harmanlanmakta.
Sahi soğuk akşamlara yorganımı hazır etmiştim değil mi ki çoktan!
Bu akşam sarınmalı,
Taa ki omuz başlarından ayak tırnağına kadar örtünmeli.
Günün sabahı soğuk, gecesi ayaz, zamanlar arası da, iş güç zaten!
Sorsan...
Sanki gazelleri,
Çıtırdata çıtırdata yürümüş de yorulmuşuz o patika yoldan.
Ağaçlar,
Muzipçe gülümsemişler birbirlerine biz usulca öpüşürken de
Gelecek bahara birkaç yaprak daha salmışlar yapraklarından.
Lakin serin yaz geceleri yakamozlarla dans ederken,
Acemi flört anlarını da tek ettin sen!
Tıpkı lapa lapa kar yağdığında,
Şömine başı şarap alevi geceleri es geçtiğin gibi gittin sen!
Günler zemheriye doğru akıp giderken biliyordu kadın!
Hiç kimse onu, onunla cehennemine kadar sevmeyecekti.
İki ayrı kalpte, tek bir yürek olabilselerdi zaten her yer cennetti.
Sahi sen söyle ey şiirim!
Özleyen, özlediğinden bir yudum nefes almadan mı giderdi sence?
Neyse...
Kusuruma bakma sevgili tam da şiirime denk geldin.
Yoksa yastığım, yatağım, yorganım zemheriye razı!
Geçecek elbet, içimden içim geçerken geçecek!
Geçer elbet!
Sahi!
Fotoğraf ne de güzel değil mi?
Ki zaten
"What Dreams May Come" filmindeki bir resimden!
Gülümseyelim lütfen!
Cemre.Y.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!

...Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
İşine gelmeyeni,
Duymadığını sanmaları gereken,
Zamanlardaki gibi mi beynindeki nefesim!
Misal...
Torununun taa uzaklardan gören, 
Duyan, yürekleri bile ciğerinden paralayan,
Sessiz avazlarını duyabilmekte misin?
Şimdi yaşlandın ya!
Hazır Kabe-i tavaflar falan da ettin geçen yıl,
Gece kalacağın oteli dahi unuturcasına!
Hani yerlerinde süründün aff-ı talebin de,
Dilencileri bile,
Ayaklarını döve döve kovaladın ya meleklerle arandan!
Misal...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın, baba!
Hacı da oldun ya hazır!
Hani üç beş de dağıttın etrafa,
Rahmetli anamın hakkına düşen,
Geceleri seni uyutmayan,
Bir kere, bir maaş dahi boğazına lokma koyamadığı,
O emekli maaşından,
Caiz gördüğün faslından fitre yahut zekat niyetine!
Beni geçtim be baba!
Sahi şimdi nasılsın?
Senin bir torunun daha var, farkında mısın?
Ama dilsiz, ama sağır, ama kör...
Anası gibi...
Etini yer, et görmedim demez!
Lakin...
Sahi, sen, şimdi, nasılsın baba!
Anamı gördün mü misal son zamanlarda rüyanda.
Ne akıllı bir kadındı, senden öcünü öyle de aldı.
Babasının koynunu diledi de sana dair hiçbir iz bırakmadı!
Yaşlandın...
Hemen her gün anamın mezarlığına karşı olan bahçende,
Hala hayat ekmeye,
Meyve ağaçları, mevsim yeşilliklerini diri tutmaya meyletmektesin.
Gelenler yiyip, içip, sefa sürsünler diye lakin!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Beni görmedin, duymadın diyelim lakin,
Bir evlat ki hayata dair kendini umut feda etmemeye azimli.
Torunun...
Onun neyini hazmedemedin de tek kuruş dede edemedin?
Sen hala...
Arından ölmeye niyetsizsin madem,
Öldüğünde de ele güne karşı ar etmeyeceğim ben!
Af dilemen adamlığından değilmiş madem,
Varsa sana benim bütün hayatımın cehennemlerini atfetsem yeter!
"Eyvallah!" deyip çıkıp gidesim gelmişken...
"Neyse!" ile kapatmak en iyisi galiba konuyu.
"Farkımızın farkına kadar varamayacak halde hala" diye diye avunmalı...
Lakin...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
Ben hazırım, ben doğmadan daha, ölelim mi!
O kadara dahi var mısın?
Ölmekten korkuyorsun belli ki!
Sana söz...
Rahmetli anama yaptığın gibi,
Son günlerinin, son anlarını yaşarken,
Etraftan mangalcıbaşılarının karadut ağaçlarından topladığım,
O son meyveyi boğazından aşırı akıtmalarına izin vermeyeceğim!
Sana söz...
Sen ölürken,
Nefsimle intikamım yan yana şerefsiz şeytanla tokalaşmayacak!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Sana söz...
Sen...
Bensiz öleceksin!
Ve umurunu unuttuğun kız torununsuz!
Adı Eylül...
Sen bütün bir cehennem boyunca zemheri ayazıyla donarken,
Bir tek onun ikinci adıyla kor olup yanacak dirileceksin.
Adı Nisa!
Bütün bu nidaların bir intikamı olmalıydı ama!
Cemre.Y.

3 Mayıs 2019 Cuma

Sadece Bir Saniyelik Düşünün

…Sadece Bir Saniyelik Düşünün…
İnsanları önden önden, yargılarken sadece bir saniyelik düşünün!
"Sizce bugün geri kalan ömrünüzün kaçıncı günü,
Ölüp gitmenize daha kaç gün kalmış olabilir?"
"Yok, ben zaten cehennem seviyorum." derseniz ona karışamam.
Cemre.Y.

7 Şubat 2019 Perşembe

Dinimiz Çok Amin

…Dinimiz Çok Amin…
Bazen…
Kulağınızda zaman zaman hep çınlayıp duran,
O sesin sahibini arayıp dururken,
Tam da vazgeçip,
Kulaklarınızın seslerini,
Beyninize saplayandan caydığınız anda!
Tam da teslimiyetle pes geçtiğiniz o anda!
Hiç ummadığınız yer ve zamanda!
Nihayet duyumsar sizi var eden!
El cevap eyler hiç ummadığınız yerden!
Mezar açacağız hem de hemen!
İçinde…
Doğmaya sebepliliğinizden tut ki…
Doğuşluğunuzun eceli cehennemi dahi var!
Altı üstü sırat köprüsü değil miydi o?
Başım dik, alnım ak!
Arka koltukta öksüz ve yetim kalmış çocukluğum,
Aç bilaç ağlamakta hala!
"O çocuk büyüyecek demiştim ya bir zamanlar
Sarıl be çocukluğum sırtıma!
Yorulduğum yer olursa hani cehennneme ramak kala!
Unutma!
Sen bazı rüyalarında uçabiliyorsun!
Uç…
Cehennemi hiç olmayan o galaksilere,
Bilemem ne sistemlerine uç!
Güzel ve iyi yaşa.
Dinimiz çok amin!"
Cemre.Y.

23 Ocak 2019 Çarşamba

Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim

...Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim...
Yorgun kırgınlıklarda geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim!
Ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul, bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Şimdilerde...
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Bu dünyaya ait zamanıma,
Gelecek mektupları bırakmaktayım.
Ey insan oğulları, ey ki insan evlatları!
Ben...
Hiç kimsenin...
Kurduğu aynı hayalin hayaleti olamadım!
Aynı oyunların girdabında savrulamadım bir türlü,
Beceremedim ben, insan bile olamayan o, milyonlarca siz'le,
Aynı kafesin içinde yoğrulmayı!
Ve de...
Türlü yalan dolanlarla elde ettiğiniz sanal sevinçlerle,
Gerçek olduğuna inandığınız o, mutluculuk oyunlarınızı oynamayı.
Pişman mıyım?
Asla!
Zira hangi kimliğinize bürünsem,
Aynaya bakan yüzüm ben olmayacaktı.
Olamadı.
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Çünkü asla anlamlandıramıyorum,
Size ait bu dünyaya neden sınav için geldiğimi!
Çok ama çok eminim ki ben...
Cehennemi hak edecek tek bir günah işlemedim!
Yaradan ki!
Beni ilk adam'a Adem'e meyl ettirip,
Meğerki,
"Ol!" emredip,
Beni de, ben oldurmaya üşenip ki,
Onun kaburga kemiğinden yaratmış madem,
Ulan!
Sormazlar mı insan oğlu/kızına!
Bir Adem,
Bir sen varsın, bir de Havva ana!
Şeytan senin neyine?
Ki...
Yaradan'ın "Ol!" deyince...
Hani yarattığı o şeytan'ı da yok edebilme hükmü var!
Neyse...
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Hele ki daha ölürsem mekanım cennet olacak diye,
Kur-an'ı Kerimde yazılı yaşım olan,
Günahsız cennet olan o yaşımda.
Daha altı yaşımda!
Kurtulmak için direndim de,
Bütün ömrüm boyunca kurtuldum diye miydi?
Bunca bela!
O yaşımda...
Bağırsak yırtılmasından ölemediğim için mi yani,
Bu dünyadaki bunca c/eza'm!
Yoksa!
Ömrüme dahil olanların kaderi cehennem olsun diye,
Neden onların ömrüne alet ve de dahil olan ben olaydım ki?
Misal onlardan biri,
Şimdi umrede!
Mekke'n, Medine'n arası af diliyor,
Bir tilkiyi...
Sırf aç kalmış da...
Tavuklarınından birkaçını yemiş diye,
Ağaca asıp,
Derisini diri diri soyup,
Öylece,
Çırılçıplak salıvermişliğinden!
Sonra, sonra sıra gelecek bendeki günah meyillerine daha!
Kabul mü?
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Sana kavuşmama az daha dünya yılı kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın!
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Yıllar boyunca saçlarımın kesimiyle uğraştım
Ve yıllar boyunca da rengiyle!
Yıllar boyunca gözlerimin rengiyle uğraştım
Ve de yıllar boyunca da kapaklarındaki far renkleriyle!
Öyle farklı bakabilirim sanıyordum bütün aynalara.
Ama ne yapsam ne etsem değişmiyordu,
Her sabah aynaya gülümserken dahi baksam,
İçindeki o kız çocuğunun kırılgan kanatları aynıydı hep!
Ben...
Bendim işte...
Bu saatten sonra da değiştiremem!
Sizi...
Boğazıma bir yumru tıkandı şu an ama...
Evet...
Sizi...
Hepinizi...
Ait olduğunuz dünya normlarınızdaki kafesinize koyuyorum,
Ve ben gidiyorum toptan.
Affediyorum!
Fakat!
Siz de affedin beni lütfen!
Size dair değilim ben.
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Ama...
Hangi dünyada olursa olsun,
Geçmiş ise madem!
Geçmiştir be!
Bulmak istersen, beni bul!
Ve sakın kaybolma bir yere!
Yeter be!
Cemre.Y.

20 Ocak 2019 Pazar

Sahi Senin Cennetin Neredeydi Sevdiğim?

...Sahi, Senin Cennetin, Neredeydi Sevdiğim?...
Bana sorsan...
Cennet...
Seninle bir bütün olduğum anların tümüydü,
Bana sorsan cennet!
Teninin, terinin kokusunu aldığım her andı.
Bana sorsan...
Bunca cehennem geçmişken insanlığımdan,
Cennet...
Senin dudaklarından nefes almaktı.
Şimdi ne sen aynı sensin...
Ne de ben aynı ben!
Siyah beyaz...
Yeşilçam filmi izler gibi bakıyorum geçmişime.
Araf'ta bir yerdeyim.
Sahi...
Sormayı unutmuşum biz, bizi yaşarken,
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiğim?
Mutlu musun şimdi bari, kendine seçtiğin o...
Pişmanlıklarla dolu cehennem kızıllığında!
"Her şeye rağmen!" diye bir şey var bilir misin?
Ben'im o!
Her şeye rağmen...
Hiç pişman olmadım yaşamaktan!
Sahi, senin cennetin, neredeydi sevdiceğim?
Öldün mü yoksa hala cehennemde misin!
Oysa ben seni de...
Çoktan affettim!
Sahi, bayım!
Sormayı unuttum!
Sahici adınız neydi?
En azından şimdi mutlu musunuz!
Sahi, senin cennetin, neredeydi, sevdiğim?
Cemre.Y.

9 Ocak 2019 Çarşamba

Kış Ayazı

...Kış Ayazı...
Hiç sormadın ama!
Bende idare ediyorum işte ne olsun,
Günü, kurtarma telaşı işte.
Malum kış ayazı günler geçiyor ömrümüzden,
Her zaman oturduğum üçlü koltuğu üçlü leğenler zapt etti,
Hiç yoktan tavanımız aktı.
Yazın, "Boyatma, taşın git, kurtul buradan!" demiştin biliyorum.
Fakat bütün terazilerin kefesi aynı tartmıyordu hayatı!
Bizim terazilerimiz hep yetemezliliğe tartıyordu.
Halbuki cehennem sıcak bir yer diye tasvir ediliyor bütün dinlerce!
Asıl cehennem bu dünyada kızım, ve ben hala hep, donuyorum.
Kırılgandı telefonun diğer ucundaki sesin,
Sanki seni ben…
Tek başıma, bu dünyaya "Var!" eyledim.
"Allah!" diyorlar, kimileri de "Rab!" adına,
Yazmış, çizmiş, boyamış aklınca bütün kaderlerimizi,
Güya, kalubelamızda da okumuş muş her birimize kaderlerimizi.
Bence de bir yaradan var evlat!
Ama sanırım ilk Adem'i yaratınca, sonrasına devam edemedi, çekti gitti.
Ya da sihre el koydu başka bir şey her neyse, olamadık biz insanlıkça, affet e mi!
Cemre.Y.

8 Ekim 2018 Pazartesi

Oysa Hayat

…Oysa Hayat…
Aşk…
Zirvesinde gezinmekse cennetin.
Sensizlik…
Dibinde yaşamaksa cehennemin.
Ben nerede olayım istersen razıydım işte oraya.
Oysa hayat hiç de adil davranmıyordu.
Cemre.Y.

3 Ekim 2018 Çarşamba

Onu Bari Sevelim

…Onu Bari Sevelim…
Onlardan kaçıp kurtulmam için her şeyi yapanlardan sonra,
Benden kaçıp kurtulması için her şeyi de yapmıştım oysa!
Yükseklerden bakınca ufkun afakının kaçtığını öğrendiğimden beridir,
Yer de benim, gök de benim.
İki zaman arası cennette benim, cehennem de ben!
Yıldızlar mı?
Yıldızlar hep söner be sevdiceğim baksana yüreklerimize,
Ne kadar çok meteor sönüğü,
Ne kadar çok uydu çarpıntısı,
Ne kadar çok Güneş yanığı,
Ne kadar çok Ay karanlığı!
Nihayetinde Ay ile Güneş arası değil mi bu Dünya onu bari sevelim!
Cemre.Y.

14 Eylül 2018 Cuma

Kendimden Özür Dilerim

…Kendimden Özür Dilerim...
Hayat…
Ne garip şey değil mi anne'm!
Sen kendi cehenneminde boğulurken,
Meğer bütün dünya…
Kendi yok oluşuna ramak kalaya ağlıyormuş!
Ve bunu dinmeyen gözyaşlarının,
Evinin çatılarının,
Salonun koltuklarının,
Parkelerinin,
Halıların,
Ayaklarının artık...
Hep ıslağa basmasından anlıyor muşsun!
Halbuki kısır günleri yapılıyormuş bir yerlerde.
Herkes katılmayışını daha büyük zenginliklerine bağlıyormuş!
Evet...
Sigara içiyorum!
Bugün yıllardır hayal ettiğim topuğu yılanlı,
Tabanı kıpkırmızı…
Üstü hala gururlu simsiyah…
O ayakkabıya tekrar rastladım!
İki bira aldım akşamıma…
Üç paket sigara daha aldım…
Marifet değil ama!
Hayallerim…
Hatalarımdan daha büyük benim!
Kendimden özür dilerim.
Cemre.Y.

8 Eylül 2018 Cumartesi

Ne Bileyim

…Ne Bileyim…
Yoktu aslında…
Kimsenin hiç kimseden farkı…
Ne bileyim pencereler farklıydı,
Ne bileyim o gün perdeler daha yeni asılmıştı güneşe,
Ya da daha sabah olmamıştı.
Ne bileyim…
Belki…
Benim şehrime yağmur,
Benim yüreğime kar,
Benim ayaklarıma ilkbahar…
Erken ısınır, erkencikten de sonbahara ayaza doğardı.
Ne bileyim…
Anahtar'ım kimdeydi de...
Bunca şiir eylediğim halde.
Beni bir türlü çözüp…
Bana vurulamadı…
Ha diğerleri?
Renkleri belliydi bütün o renksizlerin.
Hepsini…
Lgbt'ye bağışladım gitti.
Alakam yoktu oysa,
Her şey kendilerinin kendi tercihiydi.
İzlediğim son filmin son repliği,
"Yaşamak istiyorsan acilen aşık ol birilerine,
Ya da bu kadar yıl güvenemediysen hala birilerine...
"Gönlünü resetle!" diyor…
Reset…
Geri dönüşüm gibi eskiyi hatırlatmak değil miydi?
Benden geleceğe mektup;
"Eğer ki geçmişle geleceği harmanlayıp,
Daha güçlü bir ben yapamadıysanız….
Topunuza…
Hepinize…
"Sizin vidalarınızı sıkan o ustanın…
Size akıllar yükleyen o en son yazılıma dokunan parmakların!
Sizden sıkılıp…
"E anca…
Bu bu kadar ama gelişecek diyen,
İnsan sızılarınızın…
Yoksa….
Robotun suçu yok!
Tıpkı…
İnsanın da aslında olmadığı gibi…
Ben söyleyince Allah'sız oluyorum!
Misal şahane bi şiir yazmışsın…
Ama şiirin romanını yazdıracak biri çıkmış karşına!
Ve sen Allah bile olsan…
Kadınına istediğin şekli ve nesili sadece " Ol!" emri ile
Bütün insanlığın ecrini dengede tutmak varken…
Sıkılıvermiş yaradan, yarattığından.
Saçma sapan işler eylemiş…
Ne bileyim 12 kardeşin dilini değişip,
Hepsini…
Bir sonrakine eş eylemiş!
İnsanım ya ben?
Ne şeytan önümde diz büksün derdindeyim,
Ne de mazlum melekler bana boyun eğsin!
Sahi rabbim açığım, falan filan ama…
Şeytana yeterince yetecek günahı da işleyemedim!
N'olacak bu memleketimin ahvali?
Yaradan yarattığından sıkılıp gitmiş
İnsan hala cennetti cehennemdi derdinde.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...