...Kağıttan Gemiler...
Ömürlerimizin...
Kendi ömrümüze yetemediği kadar uzunca bir süredir,
Mütemadiyen her gün...
Kağıttan gemiler yapıp yapıp, öylece suya bırakmıştık lakin!
Biz durgun nehir deltalarına saldıkça kağıttan gemilerimizi,
Ya hiç olmayacak anda bir tufana kapılıp alabora olmuştuk,
Ya da hiç olmayacak bir zamanda,
Koskocaman bir çağlayan kenarındaki kayaya ayağımız takılıp,
Öylece uçuvermiştik yar'larımızdan oluşan yaralarımızdan.
Şimdi durduk yere ona bari "El aman!" olur muyum diye düşünüp,
"Haydi şimdi el ele,
Gidelim madem uzak diyarlara!" diyecek olsak...
"Senin yukarı uçman lazımken, benim aşağı uçmam gerek!" derken,
Ki o esnada da, senin hangi anının,
Hangi salisesinde hayata dair,
Sana yeni bir hayat sunabileceğimi hesaplayabilmem gerek.
Seni, daha yaprağın kımıldamadan, dalından düşmeni kurtarmam gerek!
Ya da...
Şimdi...
Sezen Aksu'nun dediği gibi,
"Bi'lodos lazım şimdi, bana bi'kayık!"
Neyse...
Zamanında yeterince ölebilseydim!
Olamayacaktı zaten bütün, bütün bu olasılıksızlar,
Bari imkansızlıkları azaltmaya dahil edelim.
Unutturma sakın!
Yarın, sana, yine, aynı, gülümseyerek...
"Hayata, inadına günaydın!" diyeceğim.
Cemre.Y.