Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2025 Perşembe

Oldu İşte, Oldurdular

...Oldu İşte, Oldurdular...
Ömrümden iliğimi, kemiğimi törpüleyen
Onca zemheri ayazından sonra,
Hiç aklımdan geçmezdi
Bir Eylül'e bunca telef olup
Bir daha o ağaca yaprak olmayı bırak,
Dalından bile filiz olmaktan cayacağım.
Oldu işte, oldurdular.
Cemre.Y.

6 Eylül 2025 Cumartesi

Ölü Yapraklar

...Ölü Yapraklar...
Güneş bile, bize hiç de haber vermeden ansızın yüzünü dönüp,
Kim bilir hangi ülkenin, hangi şehrine yazı müjdelemeye gitmişken,
Bulutlar elbette yine ağlayacaklardı ardından.
Alışıklardı ta kalubeladan ama...
Onlar bile bu sefer, kırılan hayallerinin yerine
Yeni hayaller kurmaya meyillenmişlerdi belli ki
Ve sanki bu sefer, hiç de hazırlıklı değillerdi bu yeni gidişe.
Oysa nicedir ölü yapraklar hazırlıklıydı eylülün gelişine,
Öyle ki gelen geçen çatur çutur basıp geçiyordu üzerlerine.
Hiç, hem de hiç düşünmemişlerdi,
Onların her birinin, bir zamanlar taze çimen yeşili olduğunu.
Rüzgarlar bile acımamıştı, her fırsatta savurup durmuştu onları bir köşeye.
Amma velakin, güneş kandırıyordu hep bizi.
Bu sefer gitmemeye, bu sefer kalmaya meyilliydi sanki ama!
Eylüle hazırlamadan, sonbahara uyarmadan öylece gitti işte.
Hiç, hem de hiç, geride kalanları umursamadan.
Küçücük bir not bırakmış çıplak bir ağaç dalına,
"Bekle beni!" demiş, "Beni bekle!"
Oysa yağmur bile aynı yağmur değil artık,
Her yer bol köpüklü çamur kıvamında, artık beklesem ne, belemesem ne?
Cemre.Y.

Eylül Gelmiş Diyorlar, Gelsin Madem

...Eylül Gelmiş Diyorlar, Gelsin Madem...
Herkeste bir eylül telaşı almış gidiyor!
Oysa ben daha yaz'ıma doyamadım.
Güz kokulu günlere hazır değilim henüz.
Güneş yanığı yaprakların çıtırtılarına hele hiç!
Hazır değilim.
Daha dün denizle kucaklaştım misal.
Öyle umarsızca sırt üstü uzandım göğsüne.
Şöyle bir de ayak ayak üstüne attım ki değmeyin keyfime.
Sonra bir rüzgar esti ki sorma,
Utanmasam üşüyecektim hani,
Öyle tabi, mevsimler de değişiyor nihayetinde.
İlkbahar ile sonbahar eskisi gibi üçer ay sürmüyor artık.
Eylül gelmiş diyorlar, gelsin madem.
Asıl ben ondan sonrası gelecek olan
O zemheri ayazlarına hiç, hazır değilim!
Cemre.Y.

1 Haziran 2025 Pazar

Sevsene!

...Sevsene!...
Sana haziran gülüşlü baharlar biriktirdim sevgili.
Sana temmuz düşleriyle dolu ılık yaz akşamları,
Sana ağustos sıcağıyla sırnaşan serin denizi olan sabahları,
Sana...
Kavuşulmuş da sarılınmış eylül geceleri biriktirdim.
Sana ayazı dondurmayan sımsıcacık kışlar biriktirdim.
Gelsene!
Kalsana!
Sevsene!
Cemre.Y.

3 Aralık 2024 Salı

Artık Özlemeyi De Unutmak Lazım!

...Artık Özlemeyi De Unutmak Lazım!...
O değil de,
Hiç alakasız bir yerde,
Onun adını seslenir birileri bir avaz dolusu...
Senin yüreğin yerinden koşup, onu bulmak ve sarılmak ister ya!
Eylül sızım oldun çocuk!
Son baharım kaldın!
Hani arada bir konardın ya omuzumun başucuna,
Artık soldan konamazsın o omuzun başucuna!
Yüreğime biraz daha uzak dur a çocuk!
Sadece bir omuz kadardı ya aramız.
Şimdilerdeyse, hani arada bir de olsa bile!
Artık özlemeyi de unutmak lazım!
Cemre.Y.

14 Kasım 2024 Perşembe

Nicedir Ömrüm Denize Hasret

…Nicedir Ömrüm Denize Hasret…
Eylül'ün yaprakları şiir gibi sarının binbir tonuna bürünürken
Ekim çoktan hazırlamıştı koca küreğini!
Süpüre süpüre geçiyordu hayat ağacının içinden.
Şimdilerdeyse kasım bile gelmiş çoktan da
Kasıla kasıla yarılamış griye kesen günlerini.
Nicedir ömrüm denize hasret,
Uzak olduğumdan da değil hani!
Gönlüm hayat kırığı ya, gitsem de şenlenemiyor bir türlü.
Oysa ben ne vakit gitsem o sahile,
Hele de bir martı çığlığı varsa o deniz esintisinde,
Aşk sanırım, sanmak isterim.
Cemre.Y.

29 Eylül 2024 Pazar

Eylül Akşamları Serin Olur

...Eylül Akşamları Serin Olur...
Nicedir gecenin üç otuzunda senli, sensiz kabuslarla uyanmaktayım.
Dönüp duruyorum yatağımın ortasında.
Sonra huysuz ayak sendromum sesleniyor oradan!
"Haydi kalk Cemre, iki üç tur volta at odalarında.
Ne de olsa seni sakinleştirecek hiç kimsen yok hala!"
Sonra kalbimin tam yamacında koca bir kaya oturuyor.
Böyle kıyır kıyır metcezirlerle acıtıyor anılarımı.
Üşüyor omuz başlarım gidip kıvrılıyorum yatağıma, yorganıma.
Senin de açılmış mıdır sırtın, omuzun!
Hayalimde usulca örtüyorum üzerini.
Hafifçe okşuyorum saçlarını, parmak uçlarımla çıkıyorum odandan.
Anında dönüveriyorum yalnız evime, odama!
Ayaklarımı karnıma çekip iyice kıvrılıyorum kimsesiz yatağımda.
Nicedir, olsan da, olmasan da,
Duysan da, duymasan da,
"Seni seviyorum!" diyerek uykuya dalmadığım için mi bu olanlar?
Lakin beni bilirsin yüreğimin titremeyi unuttuğu o iki cümleyi,
Hissetmediğim zaman asla fısıldamam!
Sana...
Benden uzak, kalabalık ailenle hayırlı kahvaltılar!
Unutma bugün pazar,
Sabahları hırkanı giy de çık, Eylül akşamları serin olur,
Geceleri yorganına sıkı sarıl.
Cemre.Y.

9 Eylül 2024 Pazartesi

Ey Benim Yürek Çiziğim

...Ey Benim Yürek Çiziğim...
Ey benim ömür yorgunu gülüşüm.
Fark etmeden nicedir sensizliğe hüküm sürmüşüm.
"Unuturum!" demiştim ya sana!
Unutmuşum!
Seni sevmeyi nicedir unuttuğumu da unutmuşum.
Oysa hiçbir şeyim olmasan bile pazartesimdin sen benim.
Mevsiminden umursuz umudumdun ya hani!
Fark etmeden umudumun da gönlü kırılmış sana.
Bunu fark ettiğimde,
Eylül ayazı dokunuyordu ayak uçlarıma.
Ey benim yürek çiziğim, yosun gözlüm.
Ömrümün kalp nakışlı gül kıvrımlı gülüşlü pazartesim.
Yakındır günler griye keser yine.
Sabahı da, akşamı da serinletir omuz başlarını.
Hiç sevmezsin biliyorum ama!
Dışarı çıkarken hırkanı, şemsiyeni yanına almayı sakın unutma.
Cemre.Y.

1 Eylül 2024 Pazar

Eylül Gelmiş Yine!

...Eylül Gelmiş Yine!...
Sayamadım ki sensiz kaç mevsim geçti.
Daha biz...
Bizsiz geçen sonbaharları,
Bizsiz geçen kışları, bizsiz geçen ilkbaharları,
Bizsiz geçen yazları yaşayamadan,
Eylül gelmiş yine!
Sonbahar yapraklarını soyunur azar azar,
Çırılçıplak yalnız kalır ağaçlar.
Ya sen?
Denizi olan kıyında mutlusundur umarım.
Ben mi?
Nicedir nefes alıyorum lakin!
Yaşadığımı söylesem yalan olur.
Zümrüdüankalığımdan çoktan caydım da.
Kelebek olacağını sanan bir tırtıl gibi,
Öylece kozamda saklanmaktayım.
Yüreğimdeki kırlangıçlar desen çoktan göçmüş!
Yüzemediğim denizlerin üstündeki martılar suskun.
Yan yana sessizce dertleşiyorlar.
Sonra kendi kendime, "Martılar!" dedim.
Kesin seni, beni, bizsizliği konuşuyorlar...
Sonra biri kulenin bayrağına kondu diğeri balondan bir kalbe.
Onlar da, öylece birbirlerinden ayrıldılar.
Cemre.Y.

17 Eylül 2021 Cuma

Eylül De Gelmiş Çoktan

…Eylül De Gelmiş Çoktan…
Yaz yorgunu bir adanın,
Neredeyse, kemik üşüten bir akşamındayım şimdi.
Yıllar yılı zaman zaman gelirim buralara.
Hangi yaz ayının, hangi anındaysak,
Yanımda kim olursa olsun,
Yalnızlığım yüzüme her vurulduğunda,
Hep merak ederdim,
Dudağımdaki o buruk tebessümümle,
Buraların sonbaharı nasıldır acep?
Yaz boyu, bütün kumsallarını
Sıra sıra, sıralanıp kucaklayanlar,
Onu teker teker ettiğinde misal!
Neler hisseder?
Ya da...
Nasıldır misal,
İlk kar tanesi yağmaya hazırlanırken,
Onun için,
"Evim de evim" diyenlerin de,
O, son bavulları gemilere binerken ki halleri!
Meğer, üşüyormuş o da benim gibi,
Hem de çok olanından.
Eylül de gelmiş çoktan.
O da toparlanıp gider hiç yoktan!
Bir şiirimde;
"Belki bir şiirin,
Son mısrasında karşılaşırız" demiştim bir zamanlar...
Şimdi şiir bile can kırığı.
Sen yine de,
Boynundaki kırlangınçları ters çevir,
"Hiç yok!"tan iyidir.
Cemre.Y.

13 Nisan 2021 Salı

Her Şey Çok Güzel Olacak

...Her Şey Çok Güzel Olacak...
Ah benim...
İki lisan, bir insan görünce,
Saçlarına güneş ışıltıları konup,
Ömrünün bütün zemherisini,
Yeni bahar goncası eyleyip,
Mevsimsiz lalelerini açtıranım.
Ah benim...
İki insan, bir çift, sarmalanmış el görünce,
Gülüşlerine yıldız tozları konup,
Sonbaharını da, yaz eyleyip, her şeye rağmen...
"Her şey çok güzel olacak!"ı dileyenim!
Gönül dediğin, içinden dışarı olur mu?
Senin her mevsimin,
İki göğsünün arasında açan lale mevsimi,
Ah benim ciğerimin tek çiziği,
Eylül'üm, Lülü'm, Lülücan'ım!
Yeter ki...
Solmasın hiç sen gülünce dudaklarında açan,
Kahkahalarında coşan o mavi gül!
Ciğer de dediğin ne ki!
Ne kadar eksik kalmış olsa da bütün bir hayata,
Bir damla can'a,
Bir damla hayata dair kan'a bakar!
İşte o zaman...
Yeniden fışkırır ömre dair yeni bir ömür!
Varsın artık,
Ömürlerimizi törpüleyen bütün o ömürler düşünsün!
Cemre.Y.

20 Eylül 2020 Pazar

Pazar

...Pazar...
Uyandım,
Güneş'im, gri bulutların ardına saklanmış.
Eylül rüzgarı,
Sararan yaprakları koparmış dalından.
Aç karnına içilen ilaçlarımı içip,
Sade bir kahve yaptım kendime.
Sigaramı tüttürürken demliği ocağa koydum,
Güzel bir müzik açtım.
Fesleğenimin başını okşadım şefkatle,
Çünkü bugün günlerden pazar'mış!
Cemre.Y.

9 Eylül 2020 Çarşamba

Yıldız Tozları

...Yıldız Tozları...
Yazdan çalıntı bir Eylül akşamında,
Kaygılarıyla dolu yorgun heybesini yanına almış,
Geleceğe giden tek kişilik kayığıyla,
Güneşi bol olsun diye ömrünün yeni günleri,
Yalnız bir okyanusun tam ortasında,
Kürek kürek yıldız tozları topluyordu adam.
Geçmişinden sıyrılan tek kişilik bileti,
Kim bilir belki de artık,
Kimsesiz o kalbi yenilenecekti.
Günler hala uzundu,
Geceler hala kısa.
Yazın son demlerini yeni geçmiş,
Sonbaharına yeni yürek açmıştı.
Meleklere ricada bulundu,
Yorgun kollarına güç versin Tanrısı diye.
"Amin!" di.
Cemre.Y.

6 Eylül 2020 Pazar

Eylül Gibi

...Eylül Gibi...
Yazdan çalıntı, yorgun, yoğun,
Akşamında...
Dalgalanmış da durulmuş bir deniz gibi,
Geceleriyse gençlerin kalp sancıları gibi,
Uykusuz, huzursuz, umutsuz...
Yeşilinin tazeliği solmaya meyilli,
Yılmış, Eylül günlerinden günleri bu sevgili.
Oysa ne kadar da güzeldi,
Sabahında...
Baharın en tazesinde tomurcuklanmış,
Tomurcuğu da taç yaprağından sıyrılmış,
Taze güneş dalı gibi yüzünde açan,
Dudaklarını gülümseten o lale mevsimi halleri.
Eylül işte...
Tam da Eylül gibi!
Cemre.Y. 

1 Eylül 2020 Salı

İyi Ki

...İyi Ki...
Ah be sevgili...
Yaz yorgunu ömürlerimiz sonbahara hazırlanırken,
Nasıl da yaprak yaprak gülümsetiyorsun hayallerimi.
Durduk yere fesleğenim çiçek açtı misal.
Durduk yere kundağa sardım mutlu aile yokluğumu.
Durduk yere Eylül açtı yüreğimde.
Hiç yoktan...
"İyi ki" sin.
Hazana doğru akıp giden ömrüme.
İyi ki!
Cemre.Y.

9 Eylül 2019 Pazartesi

Eylül Akşamı

...Eylül Akşamı...
Akşamın serinliğinin ayaza çekmeye başladığı bir eylül akşamında,
Şöyle dudaklarından dumanı tüten birkaç damla kahve içemedikten sonra!
Neyleyim içinden şehvet ırmakları akan şiirsel sözleri ben.
Neyse biraz daha yalnızlık içeyim ben.
Cemre.Y.

3 Eylül 2019 Salı

Eylüldü İşte

...Eylüldü İşte...
Eylüldü işte şimdi baş başa kalmışlardı nihayet!
Torunu torbası okula başlayacak yaşlı teyzeler de kızlarıyla yazlıklarına sürgüyü çekince...
Nihayet vuslata ermişti kaç aylık kimsesizlikleri.
Yalnız bank, bütün yaz üzerine oturulup fingirdeşilmesinden yorgun,
Uzaktaki yelkenli ayıplı gecelere şahitlik etmekten mahçup...
Deniz sanki hiç suya sabuna karışmamış gibi süt liman.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Bazen, 
"Gereksiz de olsa kalabalığı da mı olmalı sanki birinin!" dedi karşı sahildeki yalnız bank.
"Valla benim için sıkıntı yok, canıma ağır geleni atarım aşağı!" dedi yelkenli.
Deniz, daha birkaç gün önceki lodosun fırtınasıyla pir-ü pak seslendi oradan!
"Bende de sorun yok arkadaşlar, dalgalandımsa da duruldum gördüğünüz gibi." diye.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Gök, mavi, bulut ve Güneş maskesizce seyrederken onları,
"Şimdi bir yeni rakı ne giderdi bee!" dedi içlerinden en umursamazı,
Çıkardılar ceplerinden üç beş ne kaldıysa.
Tazesinden balığı koydu tavaya tekne, masayı hazır etti en yaz artığı bi-tamamından,
Ne ki insan olmasındı 
Yeter ki koydular afili bir müzik ortaya, 
Döktüler içlerini ilkbahardan sonbahara ne kaldıysa!
Cemre.Y.

2 Eylül 2019 Pazartesi

Boşuna Eylül'ü Suçlamayın Ey Kendilerini Şair İlan Edenler

…Boşuna Eylül'ü Suçlamayın Ey Kendilerini Şair İlan Edenler...
Eskiden…
"Mutluluk nedir deseler;
Şubat'ta kurulmuş Temmuz hayali." derdim,
"Mart'ta bittiğini görmeseydim." i de ekleyerek.
Şimdilerde sabahları yüzümü yıkadıktan sonra,
Baktığım aynada değişmeyen tek şey de bu sanırım.
Her sabah inadına gülümseyerek,
Kendime,
"Günaydın." dediğim gözlerimin feri,
Gittikçe yabancılaşmaya başlamış,
Kenarlarındaki kaz ayaklarına yenileri eklenmiş.
Kaşımın kenarındaki inatçı,
Asi ve her daim arsız olan o tek kıl beyazlamış.
Dudaklarım incelmiş geçen yıllarda,
Göbek ve basen üst limitim gittikçe artarken.
Yüzüme güneş lekeleri konmuş misal,
Kılcal damarlarım yer yer sırıtmış.
Şimdi sana inanılmaz gelecek ama boyum da bir hayli kısalmış.
Durduk yere Eylül'e suç buluyorlar sonbaharın başı diye lakin…
Ağustos'tu öncesi göremedim bunca yıl hiçbir hayrını!
Hiç durmadan birileri ölüyor bir yerlerde uzak ya da yakın.
Daha kaç "Günaydın!"ım var bilmiyorum,
Ya da kendi kendime sarılarak uyuyacağım,
Kaç "İyi geceler!" im lakin…
Nadide Hayat filmindeki Nadide gibi,
"Bu gemiden mutsuz inmek istemiyorum ben!"
Kafa kağıdımda yaş almamla ilgili bir derdim yok benim.
Ya da arada bir kendi yaşımdan çok ihtiyar hissetmemle!
Benim derdim yaşamışlığımın onca günün hiçbirinde
"Oh be!" diyememiş olmak belki.
Hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler yarım,
Hep bir şeyler, geç kalmış gibi.
Boşuna Eylül'e suç bulmayın ey kendilerini şair ilan edenler!
O sadece zemheri sonrası ilkbahara soyunuyor yapraklarını.
Cemre.Y.

25 Ağustos 2019 Pazar

Unutayım Diyorum Kelimeleri

...Unutayım Diyorum Kelimeleri...
Ona dair bütün şiirlerimi yakıp gideyim diyorum ardıma bakmadan,
Unutayım diyorum kelimeleri,
Şimdiye kadar ona söylenmiş bütün cümleleri 
Ucu yanık mektuplar gibi savurayım diyorum denize.
Sonra hiç yoktan gülüşü geliyor aklıma,
Hiç yoktan sesinin nefesindeki güzelliği,
Elleri, kolları, ağzı, burnu, kirpikleri geliveriyor aklıma!
"Otur oturduğun yerde sev gitsin işte." diyorum kendime.
Şurada ne kaldı kavuşulamadan gitmelerin mevsimine!
Serin bir Eylül akşamında koca kanatlarını açar nasılsa adam uçuran.
Geçen sefer olduğu gibi bulutlara veda şiirleri söyler birileri.
Ayrılır iki sevgili daha hiç kavuşamadan lakin.
Şimdilik "Otur oturduğun yerde sev gitsin işte."
Sonbahara ertele bütün elvedaları.
Her sevilen gider nasıl olsa.
Cemre.Y.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!

...Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
İşine gelmeyeni,
Duymadığını sanmaları gereken,
Zamanlardaki gibi mi beynindeki nefesim!
Misal...
Torununun taa uzaklardan gören, 
Duyan, yürekleri bile ciğerinden paralayan,
Sessiz avazlarını duyabilmekte misin?
Şimdi yaşlandın ya!
Hazır Kabe-i tavaflar falan da ettin geçen yıl,
Gece kalacağın oteli dahi unuturcasına!
Hani yerlerinde süründün aff-ı talebin de,
Dilencileri bile,
Ayaklarını döve döve kovaladın ya meleklerle arandan!
Misal...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın, baba!
Hacı da oldun ya hazır!
Hani üç beş de dağıttın etrafa,
Rahmetli anamın hakkına düşen,
Geceleri seni uyutmayan,
Bir kere, bir maaş dahi boğazına lokma koyamadığı,
O emekli maaşından,
Caiz gördüğün faslından fitre yahut zekat niyetine!
Beni geçtim be baba!
Sahi şimdi nasılsın?
Senin bir torunun daha var, farkında mısın?
Ama dilsiz, ama sağır, ama kör...
Anası gibi...
Etini yer, et görmedim demez!
Lakin...
Sahi, sen, şimdi, nasılsın baba!
Anamı gördün mü misal son zamanlarda rüyanda.
Ne akıllı bir kadındı, senden öcünü öyle de aldı.
Babasının koynunu diledi de sana dair hiçbir iz bırakmadı!
Yaşlandın...
Hemen her gün anamın mezarlığına karşı olan bahçende,
Hala hayat ekmeye,
Meyve ağaçları, mevsim yeşilliklerini diri tutmaya meyletmektesin.
Gelenler yiyip, içip, sefa sürsünler diye lakin!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Beni görmedin, duymadın diyelim lakin,
Bir evlat ki hayata dair kendini umut feda etmemeye azimli.
Torunun...
Onun neyini hazmedemedin de tek kuruş dede edemedin?
Sen hala...
Arından ölmeye niyetsizsin madem,
Öldüğünde de ele güne karşı ar etmeyeceğim ben!
Af dilemen adamlığından değilmiş madem,
Varsa sana benim bütün hayatımın cehennemlerini atfetsem yeter!
"Eyvallah!" deyip çıkıp gidesim gelmişken...
"Neyse!" ile kapatmak en iyisi galiba konuyu.
"Farkımızın farkına kadar varamayacak halde hala" diye diye avunmalı...
Lakin...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
Ben hazırım, ben doğmadan daha, ölelim mi!
O kadara dahi var mısın?
Ölmekten korkuyorsun belli ki!
Sana söz...
Rahmetli anama yaptığın gibi,
Son günlerinin, son anlarını yaşarken,
Etraftan mangalcıbaşılarının karadut ağaçlarından topladığım,
O son meyveyi boğazından aşırı akıtmalarına izin vermeyeceğim!
Sana söz...
Sen ölürken,
Nefsimle intikamım yan yana şerefsiz şeytanla tokalaşmayacak!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Sana söz...
Sen...
Bensiz öleceksin!
Ve umurunu unuttuğun kız torununsuz!
Adı Eylül...
Sen bütün bir cehennem boyunca zemheri ayazıyla donarken,
Bir tek onun ikinci adıyla kor olup yanacak dirileceksin.
Adı Nisa!
Bütün bu nidaların bir intikamı olmalıydı ama!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...