muhteşem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhteşem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2025 Çarşamba

Şefkatle Sev

...Şefkatle Sev...
Kadınları anlamaya uğraşmakla harcayacağınız zamanı,
Onları, güven ve şefkatle sevmeye harcayın,
Size geri dönüşleri muhteşem olacaktır.
Cemre.Y.

11 Eylül 2020 Cuma

Bir Düşün Bence

 ...Bir Düşün Bence...
Sonra...
Yine gün güneşe kapandı.
Bulutlar, yerlerini usulca yıldızlara terk ettiler.
Şehrin kalabalık ışıltısında,
Ürkek birer toz tanesi kadar görünen,
Koca bir dağın tepesindeki,
Bir köy merasındaki kadar,
Muhteşem olamayan o yıldızlara terk ettiler.
Yani şiirim...
Gördüğün yer değil,
Baktığın yerdir asıl olan biten!
Misal!
Şimdi, şu anda...
Güneş doğuyor dünyanın bir yerlerinde.
Peki senin ruhun nerede?
Hangi coğrafyanın iklimindesin,
Hangi meridyenin gölgesinde!
Bir düşün bence.
Cemre.Y.

11 Nisan 2019 Perşembe

Sadece Bir An



…Sadece Bir An…
Ben... 
Sadece bir an....
Muhteşem bir şansa ait olduğuma inandırıldım.
Ondan sonrası...
O'ndan sonraydı zaten!
Gerek filan da hiç yoktu gayri ötesine fiilen.
Cemre.Y.

11 Şubat 2018 Pazar

Doğrudur


…Doğrudur…
Adam, ağılı cümlelerden dar ağacı yapmış,
Can kırıklarıyla dolu kelimeleriyle urganını asmış,
Ciğer acısı harflerinden heceleriyle düğüm atmış,
Susa susa bağır çağır kendi iskemlesine tekme atıyor…
Ve siz bütün bunları hadi hissedebilmeyi geçtim de
Tek mısrasını dahi okumadan
Adamın kırk yıllık ömrünün içinde kopan intihar sürülerine,
"Muhteşem!"diyorsunuz öyle mi?
Çoğunlukla cinsimden de utandığım doğrudur,
Kıra, eze bize ya çoklu mezarlar,
Ya da çoklu yalnızlıklardan oluşan
Toplu intiharlar bıraktılar diye.
Cemre.Y.

10 Şubat 2018 Cumartesi

Olmadı Yani



…Olmadı Yani…
Sizin...hiç…
Muhteşem bir eviniz oldu mu?
Benim çeyreğine kadarı olmuştu…
Sonra yanardağ patladı... 
Çelik lavı döktüler bacasından... 
Sanat filan yarıda kaldı!
Olmadı yani...
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Sen Asla Seksenlik Bir Nene Değildin

...Sen Asla Seksenlik Bir Nene Değildin...
Dün yolda, öylece dalgın, biraz da hızlıca,
Haylice kırgın ve acılı yürürken,
Belki seksenli yaşlarda, uzun boylu,
Elinde bir bastonu olan fakat
Yavaşça ama dimdik yürüyen bir kadın gördüm.
Tam "Nasıl yani?" diye gözlerinin içine
Hışımla bakacakken bir an durdurdu beni
Veee...
Ben onun, göz bebeklerine bile akamadan,
Öylece durdurdu beni,
Sağ elinin içini sol göğsüme,
Tam da acıdan sıkışmak üzere olan,
Kalbimin üzerine dokundurdu!
Ben şaşkınlık içinde bir dakika boyunca
Onun serin ellerini yanan yüreğimde
Hissederken hiçbir şey yapmadan
Öylece durdum ve bekledim.
Ne gözlerinin içine bakabildim
Ne de tek bir kelime sorabildim.
Oysa nelerimi anlatmak isterdim ona
Hatta belki, bütün hayatımı!
Cevaplar sorardım hayatıma dair...
Belki sus olmuş dudakları konuşurdu,
Söylerdi, belki de hala sadece gülümserdi.
Sormadım...
Soramadım.
Sonra nabzım normale döndü,
Yüreğimin ateşi ve sıkışması öylece söndü
O da, usulca çekti sağ elini
Sol göğsümün üzerinden,
Yüreğimin baş köşesinden.
O andan bu yana anlam veremedim ki
O yaşlı nene bana ne etti?
Ya yüreğimi söküp aldı yerinden,
Ya da hayatımı kurtardı ama her ne ise
Her sıkışacak olduğunda yüreğim ve nefesim
Eli hala aynı yerde sanki...
Kalbimin tam üstünde nefesi...
Ne sesi, ne gözleri olmayan ama hayata
Yalandan bir bastonla dimdik duran
O muhteşem şey!
Bildim!
Sesin billur bir şelale idi cennetten...
Gözlerin koyu bir renk değildi de,
Ya yosun yeşiliydi,
Ya okyanus mavisiydi ya da ela idi
Her renge dönen ama bu dünyadan.
Asla vazgeçemeyen biriydin,
Sen asla seksenlik bir nene değildin
Ait olduğum cennet ülkesinden
Harika bir melektin, o kesin...
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Titanic

...Titanic...
Hani o, en sevdalıların
Çok değilseler bile her bitişlerinin ardından
Dudaklarından o son kere, en son savrulan,
Bol hıçkırıklı harfler dolusu gözyaşını
Evrene susarak savurduğu son bir cümle hep vardır ya!
"Hiç kimse...
Seni...
Benim gibi,
Benim kadar
Sev-me-ye-cek!" diye...
İşte o son cümle...
Yıllar sonra bile...
Geri dönüyor o cümle terk edilene!
Valla bak!
Önce...
Öylece ansız, arsız dalıyor sohbete,
Her cümlesinin sonunda da,
Diyor ki adam sandığımızın biri;
"Bir de seni çok özledim."
Ne denir ki bunca ölü şiir sonrasında!
"Hadi yaa!
Çok geç kalmadın mı şimdi beni özlemek için!" den başka!
Basite, basit!
Yine o azlarımdan birinin hiç kimsesi kalmamış belli ki
Ben kimseye o son liman değildim ki!
Bence hala!
Gemimizde...
Şimdi hala...
Ummanımızda olmalıydık hani!
Olay yer, gök, güneşse zaten sorun yoktu da!
Fırtınalar bile çıksa!
Benim için ölümü göze almalıydı.
Ben o an onun için ölürdüm zaten!
Zira ne o, Jack Dawson' du
Ne de ben, Rose De Witt!
Kimsemiz bilemedi hem de hiç kimsemiz!
Ben sadece koskocaman bir gemi Titanic'tim.
Gözlerimi Güneşe kapayalı çok yıllar oldu ama!
Hala da bir Güneş sızıntısı görsem
Hayallenirim o ilk yaradılış anıma!
Aklımda son kalan anlar ise
Herkesim, her şeyim toz zerrelerim bile öldükten sonra,
Fırtınalar bitince...
Deniz durulunca...
Güneş yine doğunca...
Ben hala her seferime çıktığımda dibe vurunca bile
Kamaralarımın her odasından apayrı hayatlarıma çınlayan
O...Muhteşem keman sesleriydi...
Anamın rahmi gibi.
Anam benden çoktan pişman!
Titanic gibi yani hadi bulun beni!
Cemre.Y.

7 Aralık 2017 Perşembe

Mutluluğun Resmi Filan Yalandı

…Mutluluğun Resmi Filan Yalandı…
Sonra korkuyor insan…
Mutluluğun resminde bile... 
O muhteşem, 
Mona Lisa'nın çarpık gülüşündeki gizemli gülüşüne,
Koskocaman bir mutlu son'u saklayarak... 
Garip bir tebessüm savuruyor, geleceğine.
Kimse onun, asıl canını göremese bile!
Gülümsüyor bütün o kadınlar,
Gelmişine,
Geçmişine,
Hiçbir zaman tam gelemiyenine…
Ah be Mona Lisa…
Bu kadar çarpık sevmeseydin keşke…
Bak bana…
Hep aynıdır, gülümseyişlerime sadakatim.
Şimdi bir siktirin gidin hayatımdan,
Hiçbir bardan beni indiremeyecek, hiç kimse!
Mutluluğun resmi filan, hep yalandı.
Cemre.Y.

6 Aralık 2017 Çarşamba

Muhteşem Şiirler


…Muhteşem Şiirler…
Sana…
Hep tam zamanında geldiğin için
Muhteşem şiirler biriktirdim be adam! 
Söz...sadece...ve sadece…
Bir tek sen duyacaksın!
Cemre.Y.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Muhteşem Hatalar

…Muhteşem Hatalar…
Mevzu sen olunca;
Muhteşem hatalar yaptığım doğrudur.
Tabi Orhan Babanın,
O şarkısını da sen bilmiyorsundur.
"Beni böyle sev seveceksen."
Cemre.Y.

21 Kasım 2017 Salı

Neyse

…Neyse…
Sizin hiç yanınızdan ayrılır ayrılmaz
Can kokusunu özlediğiniz biri oldu mu?
Ya yüzünü,
Ya sesini,
Ya gülüşünü.
Ya dizlerinize yatınca,
En muhteşem görünen kirpiklerinin her tanesini.
Peki ya saçlarının kokusunu, her bir telini?
Yanınızdan gider gitmez özlediğiniz biri oldu mu?
Neyse!
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Seviyorum Seni

...Seviyorum Seni...
Seni sevmekten cayabilmek gibi
Sahici vazgeçişler sunman lazım bana
Kabuslu canavarlar ya da
Kabussuz muhteşem rüyalar gibi.
Sen gibi....
Ama yaşıyor ve nefes alıyorsun hala!
Bugün de ölmedim hala seviyorum seni.
Cemre.Y.

29 Eylül 2017 Cuma

Selam Olsun Mars'a

…Selam Olsun Mars'a…
Kardeşim, gelinimiz Behiye ve yeğenlerle akşam yemeği yiyorken
Konu birden emeklilik zamanlarımızın hesabına geldi,
Yeğenler o zaman hangi okullarda olacak,
Hangisi evlenmiş barklanmış olacak,
Kardeşim emekli olunca biraz da kendi hayatına bakacak,
Ben, lülücanım kariyer, eş ve çocuk yapmışkene,
Yüksek ihtimalle o zaman da nihayet,
Mecbur olmadığım için çalışmamanın ve tur tur,
Ülkemi gezmenin keyfini süreceğim derken
Babam hemen atıldı oradan,
"Bende köye yerleşirim artık!" deyiverdi de
Behiye'nin tepkisi muhteşemdi "Hala mı yaşayacaksın ya baba yaa!"
Gecenin bu saati aklıma geliverdi gülüyorum hala.
Adamın ölmeye niyeti yok madem,
Onu da affettim gitti,
Hem de en çocukluğumdan, kendimle beraber.
Selam olsun Mars'a, Dünyamıza bunca yakınlaşmışken onu da alsa ya!
Cemre.Y.

27 Eylül 2017 Çarşamba

Fosil

...Fosil…
Tam kırk yıllık ömrümde
Muhteşem hatalar yaptım.
Buna sende dahilsin!
Şimdi sayelerinizde
Yorgun yüreğimi
Buz dağına fırlattım.
Bundan sonra
Yüreğim yok artık benim.
Gayba uğramış bir fosil’im!
Cemre.Y.

2 Haziran 2017 Cuma

Uğur Böceği

…Uğur Böceği…
Hoş geldin yalnızlığımın otağına
Ruhumun ikizi...
Eşini hala beklemekteyiz değil mi ya neyse!
Biliyorum çok suskun çağıldadım sana da,
Öyle ki, bi biz duyduk bizi!
Bakma sen bana yaparım arada bir doğru şeyler!
Sonbaharda uçuşan gazellere inat
Parmaklarımızda birer uç uç böceği!
(Bir kere biz onun,
Uğur böceği olduğunu bilmiyorduk o zamanlar!)
İki kız çocuğu bi masal tutturmuşuz
“Uç uççç böceğiimmm,
Annen sana terlik pabuş alacaaakkk!”
Uçardı da nasıl sevinirdik.
Seninle ne çok hayat sorumun
İşaretinin çengelini kaldırdım ben bir bilsen!
Meğer öyle neşeli,
Öyle hasretli kanadına kanadına,
Üfüre üfüre söylüyor muşuz ki biz o masalı,
Nefesimizden korkuyormuş da kaçıyormuş yavrucak!
Otuz beş yaş geçmiş ya anlayana kadar!
O zamanlar terliğimiz bile yokmuş demek ki!
Arnavut kaldırımlı sokaklarda
“Tıkır da tıkırt!” zarifliğinde,
Hafifsiz meşrepsiz, kıvıra kıvıra yürüyen bir kadının
O ince topuklarına hangimiz imrenmedik ki!
Şimdi ondan demek ki
Rahat etmiyor bir türlü hayatlarımız,
Sivri topuklarda sıkışık ayaklarla.
Yirmi iki yıl geçmiş ya anlayana kadar!
Nasıl da arardık parmağımızın
Ucundan uçuşan o minnacık,
Kırmızılı siyahlı o şirin böceği,
Yine aynı masalla uçurmak için...
Sanki annelerimiz bize
İlk fırsatta o terliği, pabucu yamalı
Fistanlarından arttırmamış gibi,
Sanki o fistanların çiçekleri solalı
En üç yaz geçmemiş gibi!
Yirmi beş yıl geçmiş ya anlayana kadar!
Sonra bahar gelirdi yeniden,
Bize yine hep gelirdi…
Ve hep en ilkti...
Elalem geçen bahardan ölmüş Cemreleri
Teker teker diriltip yeniden düşürmeye çalışırken...
Biz böceğimizi düşünürdük bu sefer!
Renkleri de pek güzeldi.
Ama masal buysa öykü de böyle sürmeliydi.
Yaz gelecek, sonra sonbahar!
Sonrası zemheri!
Daha ilkbahara çok vaar!
Sürdüremedik ya biz
O masalın öyküsünü a cancağızım!
Ne zaman masalın öyküsü bize manisiz kalsınistedik...
Dondu kaldı ya parmak uçlarımızda o uç uç böceğimiz
Otuz altı yıl geçmiş ya anlayana kadar!
Artık böceklerden de, çiçeklerden de çoktan vazgeçmiştik
“Medet ya Rab!” dedikçe susmayı da öğretmiştik zaten.
Turna’nın ne menem bir hasret türküsü olduğunu,
Bilen bile kalmamıştı değil ki
Semada hüzünle kanat çırpışından
Tanıyacak da uzaklardaki sevdiceğine
Selam salacak!
Şiirler yazardık biz!
Onu da okumazdılar bile uzuuunnnn diye!
Zira onlar hala o ilk yalan masaldaydılar!
Hala ne de güzel kanıyordular!
Kırk yıl geçmiş ya anlayana kadar!
Seninle ne çok hayat sorumun
İşaretinin çengelini kaldırdım ben bir bilsen!
“Hoş geldin yalnızlığımın otağına
Ruhumun ikizi... eşini hala
Beklemekteyiz değil mi ya neyse!”
İyisi mi bir cümle edelim biz yine
Kitab-ının falından
Önümüze çıkan her neyse!
Biraz daha beklersem
Donacak hayallerim.
Binlerce kelime dokundu
Gözlerimin rengine bu gece yine.
Sonbaharın eşsiz güzellikteki ebruli
Yaprak harmanı gibiydi her biri.
Kırmızı, sarı, yeşil, kahvemsi bir sürü renk.
Vivaldi’den daha muhteşem bir senfoniydi
Birbiri ardına sıralanışları.
Şiir sığmazdı sana
Romansa bir solukluk bazen...
“Uçma uçma sen uğur böceğiimmm!
Sonsuz ol, limitsiz ol, bana ol,
Ben ilk defa bunca bencilim!
Bak yalnızlığım
Arka fonda bizi
Fitne fücur kıskanırken diyorum
“Hoş geldin otağıma ruhum,
İkizim, huzuruuummm!”
Hadi şimdi aynı anda biraz susalım mı?
...ve perde kapanırken
Konuşsun o vakit
“Gözleeerrrr!
Uç uuçç böceğiimm!”
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...