kapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2026 Cuma

Bekleyenin Yok Mu?

...Bekleyenin Yok Mu?...
Kör bir akşamın gecesine yakınken,
Hiç olmayacak bir anda sormuştu kendi kör gözleriyle.
İkimizin de ameliyat yarası tazeydi daha!
"Senin evinde bekleyenin yok mu? dedi fütursuzca.
Boğazımın ilmeğine inen koca bir yumru ile yutkundum önce.
Sonra; "Tabi ki var!" dedim.
"Kapımın kilidi, salonum, koltuğum, halım,
Yatağım, yorganım, yastığım,
Mutfağım, dolabım, ocağım,
Benim evimde bekleyenim olmaz mı hiç!
Tabi ki var!" dedim ve uzaklaştım onun yanından.
Odaya geri döndüğümde çoktan pişman olmuştu sorduğundan.
Cemre.Y.

22 Nisan 2026 Çarşamba

Güzeldi

...Güzeldi...
Güzel'in...
"-Di" eki...
Hiç olmasa ya!
Hep güzel olsa ya hayatlar.
Çimen yeşili kapılar,
Hep azur mavisi denizlere açılsa ya!
Güneş hep sarsa ya kalpleri.
Ama işte,
Güzel-di.
Cemre.Y.

15 Haziran 2025 Pazar

Susmak En Güzel Elvedaydı, Sustum Ben De!

...Susmak En Güzel Elvedaydı, Sustum Ben De!...
Adanan koca bir ömürden sonra,
Ben bir daha hiç ayrılmaz sanırken yollarımızı,
Sen küçük küçük, her biri birbirinden koskocaman
Gizli yaftalar biriktiriyormuşsun meğer içinde!
Üstüm başım yalnızlık doluyken izin veremezdim buna da.
Öylece açtım avuçlarımı göğe,
Susmak en güzel elvedaydı, sustum bende!
Ama sen...
Nasıl olup da kayıp gittin yüreğimden.
Dün seni sordular yine!
"Artık anahtarlarımız aynı değil." diyemedim.
"Ona karşı kapım pencerem hala kırık ama
Buna rağmen, bir daha asla,
Ciğerimin baş köşesine konamaz!" diyemedim.
Gönlümün sana ne kadar çok,
Gücenik olduğunu bilsinler istemedim.
Ah, vah edip, seni vefasızlıkla suçlasınlar istemedim.
"İyidir inşallah!" dedim.
"İnşallah iyidir."
Cemre.Y.

26 Ekim 2024 Cumartesi

Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!

...Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!...
Koca bir ömrün yarısından fazlasını,
Yalnız uyuyup,
Yalnız uyanılan günlerle geçirmiş olmama rağmen!
Bazı günlerin sabahına uyandığım,
Köşe başı yalnızlıklarım var benim!
Gün...
"Günaydın." desem değil.
"Boşver yum gözünü yastığa!" desem değil.
Yatak odamın kapısından köşeyi dönüp hole geçerim.
Mutfağın kapısından köşeyi dönüp ocağa giderim.
Bu sefer içmeyiveririm sade kahvemi.
Çaydanlığın altını yakıp,
Salonumun kapısından köşeyi dönüp,
Her zamanki oturduğum koltuğa oturup,
Köşe başı yalnızlığımın şiirini yazıp geçerim.
Öyle yani!
Köşe başı yalnızlıklarım var benim.
Cemre.Y.

19 Temmuz 2024 Cuma

Sevsene Beni!

...Sevsene Beni!...
Sana sırılsıklam terden uyunamamış,
Uykusunu alamamış da,
Küsecek kimse bulamayınca,
Yastığına, çarşafına küsmüşlüğümden sesleniyorum sevgili!
Kapım, pencerem ne varsa sonuna kadar açık.
Gelsene!
Usulca kaçırsana beni denizi olan bir yere.
Kumsalda oynayan çocuklar gibi,
Deniz suyuyla yıkasana yüzümü.
Sabah esen saba rüzgarı gibi,
Usul usul okşasana saçlarımı, omuzlarımı,
Gidersem dönmeyecekmişim gibi çok,
Sevsene beni.
Cemre.Y.

9 Şubat 2024 Cuma

Pişman

...Pişman...
Kim bilir kaç geceler,
Dış kapımın anahtarını,
Dış kapımın kapısının kilidinde unuttum bilerek!
Hani olur da, bir tek gün, bir tek gece,
Pişman olup dönersin koynuma,
Tıpkı bebekliğindeki kadar masum
Ana sıcaklığına kıvrılırsın diye.
Hani hep soruyorlar ya,
Aşk her şeyi affeder mi diye.
Aşk evlatsa, affeder lakin!
Gerçekten pişman ise.
Cemre.Y.

3 Şubat 2024 Cumartesi

Korkuyorum Çünkü

...Korkuyorum Çünkü...
Ne kadar şanslı olduğunuzu hiç düşündünüz mü misal?
Olur olmadık zamanlarda,
Benim dedikodumu yapacak birileriniz bari etrafınızda hep var!
Ya ben...
Bir tek an...
Birinize dahi gücenecek olsam,
"Kırıldım ama neyse bari, diyemedim" diyebileceğim kadar,
Güvenebilebileciğim hiç kimsem yok!
Evet, hala gönlüme göre bir iş bulamadığım doğru!
Lakin...
Hanginizin kapısını tıngırdattım ki,
Bir bardak un veya bir tek soğan,
Yahut, bir yemek kaşığı salça için!
Nedendir bu, beni, benden çok dile dolamalarınız!
Limon mu istedim misal,
"Salatama eksik kaldı." diye bahane uydurarak!
Ne bileyim bayat ekmek falan mı istedim,
Köfte yapacağım diye kafiye koyararak!
Neyse...
Bu gece de...
Binbir dua ve aminlerle,
Dolanın dolandıklarınıza bir güzel uyuyun siz!
Beni de, öyle çok merak etmeyin!
Gürültünüz sustuğunda uyurum!
İlk kapı çarpışlı çıkışlarınızda uyanırım!
Korkuyorum çünkü!
Hepinizden, hepimizden, herkesten!
Korkuyorum çünkü.
Cemre.Y.

1 Ocak 2024 Pazartesi

Mutlu Yıllar

...Mutlu Yıllar...
Hayat...
Her şeye rağmen!
Yaşamayı hak ediyor bence.
En azından...
"Nefes alıp verdik,
Geçti, bitti." diyecek kadar ucuz olmamalı!
İnadına yaşamak, inadına hayat!
Şu saatten sonra,
Gelene...
Hoş geldin,
Gidene...
Kapı zaten kırık.
Bahar yüzlü gözlerimizden,
Güneş ışıltıları saçılan gülüşlere ihtiyacımız var!
Mutlu yıllaaarrr!
Cemre.Y.

5 Mart 2023 Pazar

Ömrüm

…Ömrüm…
Ne kadar kalabalıklar içinde olursan ol!
Kalabalıklar içinde en kıymetli dost ol!
Evinin kapısından içeri girdiğin an bile değil,
Yastığını başını koyduğun an
Sağına dönsen boş...
Soluna dönsen boş...
Hep soruyorlar ya "Yaşın kaç?"
O gün neyse, onu diyorum ya!
Aslında!
Ben ömrümün sadece
Çeyrek yılının gecesini de yaşadım!
Cemre.Y.

27 Ocak 2023 Cuma

Ayrı Sahiller

...Ayrı Sahiller...
Biz bazen uzun uzun susardık birbirimize
Uzun susuşlarda akardık içlerimize!
O, son susuş anlarımızda
Akarken yine hiç kimsemizin anlayamadığı
O suskun bir dilden ruhlarımıza öylece son kez akarken!
Ne o “Gir kapıdan içeri!” diyebildi,
Ne ben “Gel kapımdan içeri!” diyebildim.
Onu son görüşleriydi ailemin
Benimse sesinin tellerinin nefes oluşunu,
Son kez duyuşumdu!
Hepimize birden, her şeyiyle son'du...
Ama insan umudu varsa,
O tek'i olsun ister yanında...
İstemedin!
Bende gelirim demedim...
Şimdi ikimiz
Ayrı sahillerinde barınırız yalnızlığımızın!
Cemre.Y.

18 Aralık 2022 Pazar

Hava Çok Soğuk!

…Hava Çok Soğuk!...
Kalın giyin çoraplarını,
Vazgeç artık şu hırka sevdasından,
Artık bizim olmayan kapından çıkarken…
Sesimi hatırla!
"Paltonu giyin kızım,
Kaşkolunuda dola boynuna, hava soğuk!
Sen, yinde eldivenlerini de cebine koysan,
Üşürse ellerin takıverirsin cebinden alıp!"
Hava çok soğuk!
Hele yüreğin…
Ondan da soğuk şimdi.
Ü-şü-tür-sün kimse anlamaz…
Hastalanırsın bak sonra!
Cemre.Y.

15 Aralık 2021 Çarşamba

Helal Olsun

...Helal Olsun...
Senden sonra kimin saçlarına dokunmaya kalksam!
Diken gibi batıyorlar ellerime,
Kimin boynundan koklamaya kalksam!
Ayrılık kokuyorlar...
Senden sonramı da alıp gitmişsin ya benden,
Hem de ikinci kere!
Helal olsun çocuk!
İnandıramıyorum kimseye!
Seni ve beni aynı anda tanıyan,
Hiç kimsemize inandıramıyorum,
Bizi ikinci kez, içimizden, kırıp, döküp gittiğine.
Helal olsun çocuk!
Ömrümü ömrüme çok gördüğün için,
Sana dairliğimi yok sayıp,
Bu sefer…
İçimin içinin bütün canlarını,
Haramiler gibi devirip,
Kapı, kilit ne varsa yıkıp da gittin ya!
Sana da helal olsun.
Cemre.Y.

20 Kasım 2021 Cumartesi

Gider Kadın

…Gider Kadın…
Ne vedalar ettim sevdama…
Sitemli, ünlemli, soru işaretli gidişlerdi hep!..
Bir bakışı gözlerinden yüreğine akan,
Bir tek tatlı sözü, bir tek ses tınısına,
Affedişlerle yeniden başlayan, o yürek sancısı.
Oysa bir tek aldatılışla,
Bakışsız, işaretsiz ve harfsiz gider kadın.
Yeter ki inansın,
Artık onda bir değerinin kalmadığına.
Yeter ki inansın,
Güveninin de yeterince kırıldığına.
Ondaki yokluğuna inandığında vazgeçer kadın,
Bir tek kerecik daha olsa sarılıp, onu koklamaktan.
Bir tek kerecik daha olsa gözünü gözüne değdirmeden.
Bir tek sitem dahi demeden,
"Gidiyorum" bile demeden,
Anahtarı içeride bırakır ve kapıyı usulca yüzüne çeker ve....!
Gider kadın!...
Cemre.Y.

12 Eylül 2021 Pazar

Kaybettin Sen Beni

...Kaybettin Sen Beni...
Güzel bir gün batımın,
Yorgun bir anında,
Bitmek tükenmek bilmeyen,
Şiir kırıntılarıyla, can kırıklarını harmanlandığın,
Ömrünün bütün zehirlerini,
Zifiri kötücül gün doğumuna karıştırdığın
O iki zaman arası kaybettin sen beni.
Kapıların kilitleri, sürgüleri dağılıp açılırken,
Yüreğimin en derinine kilitledim kendimi.
Yine "Sev!" desen severim sevmeye lakin!
Bilmiyorum ki bir daha nasıl bulurum,
Bendeki...
Bendeki, o eski sen sevgisini.
Cemre.Y.

30 Eylül 2020 Çarşamba

Nihayet

...Nihayet...
Çivit mavisi panjurlu pencerelerinin üzerinden,
Çingene pembesi begonviller sarkıyordu.
Çivit mavisi sürgülü dış kapısının önündeyse,
Koca bir saksı dolusu, henüz goncaları açmamış,
Yemyeşil yapraklarıyla sardunyalar onu bekliyordu.
Nihayet, deniz çok uzaklarda değildi,
Ve nihayet dokunmuyordu artık yalnızlık falan!
Cemre.Y.

24 Şubat 2020 Pazartesi

Gelsin Artık

...Gelsin Artık...
Hani ikindi sonrası vakitlerde,
Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü...
Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü,
Yürek yorgunluğuyla geçen geceler vardı ya hani!
Bu gece hepsiyle helalleştim,
Ceplerine kırk yamadan harçlıklar koyup,
Her birini ömrüme dahil edenlere geri gönderdim,
Lakin...
Öc bab'ında değil, unuttuklarını hatırlatmak bab'ında.
Hani şöyle bir anımsayıp çabucak unutsunlar diye!
Baksınlar bakalım o yürek bir kere çizilince...
"Geçti." deyince geçiyor muymuş geçemeyenler.
Şimdi kapım aralık...
İçim dışım hayalperest bir hoşlukta...
Mademki bütün boşluklar dolduysa...
Hüzünleri, hazanları,
Hesapları, kitapları savurdum boşluğa!
Birkaç adım yakınındayım yeni hayatımın.
Gelsin artık bana iyi gelen her ne varsa!
Cemre.Y.

11 Şubat 2020 Salı

Konu Kapandı

...Konu Kapandı...
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu,
En son ne zaman şöyle el ele tutuşup,
En son ne zaman şöyle derin bir muhabbetle göz göze gelmişlerdi.
Bunca ömrü iyi kötü zamanları sabırla, fedakarlıklarla atlatmışken,
Küfeler içinde ayyaş kocasının kapılara konduğunu geçmiş,
Tüm gün beraberce künk döverek çalıştıklarını,
Umarsız kocasının kumar masasına serdiğini bile!
Sebepsiz ve de gereksiz yediği dayakları bile affetmişken,
En son hatırladığı zehirli guatrı yüzünden,
Bunca yıl vatanından ayrı yaşadığı bu şehirden,
Ameliyat yüzünden ayrılacağını yüreğinin sıkışmasından anladığıydı.
O gün ailecek çarşıya çıkmışlar ilk defa!
Doktor sonuçlarını öğrenmeden önce, böyle olsun dilemiş kadın.
Hastaneye varmazdan hemen önce...
Camekanlarında mutlu ellerin kavuştuğu,
O siyah beyaz fotoğraflara öykünüp,
"Bir tek kare olsun,
Bizim de bir aile fotoğrafımız olsun nolur be herif!" ricasıyla,
Dalmıştılar fotoğrafçıya.
Önce bir kız, iki erkek evlatlı aile fotoğrafları çekilmiş,
Sonra fotoğrafçı "Şöyle tek karede sizi çeksem!" deyince...
Kadın ürkek gözlerle yapışmış herifinin ellerine!
Bir hastane odasında yapayalnızken,
Evlatlarının hasretinde koynunda taşıdığı bu fotoğraf var işte.
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu.
Ne ara bütün o yaşanmaması gereken bütün o acı anılar birikmişti ömürlerinde.
Ne ara bu kadar eziyet etmişti,
Ruhuna ruhundan şefkatli korunaklarla sarılması gereken evladına!
Ne ara başkalarına küsüp hıncını kızından alır olmuştu?
Hatırlayamıyordu kadın...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu.
Bunca yıl sonra yine yeniden başka yerleri de kesilmişken...
Bir hastane odasında yapayalnızken,
Evlatlarının hasretinde koynunda taşıdığı bu fotoğraf vardı işte.
İçinden dudakları kımıltılı mırıldandı kızına bakarak...
"Ah be yavrum bilemedim ki korkularını,
Yoksa ayan beyan belliymiş ne yana bakacağını şaşırmandan,
Ben göremedim!" derken,
İki koca yaş yuvarlandı yanaklarından.
Zemheri soğuğu bir ayazdı o gece,
Yirmi dokuz temmuz gecesinin saat tam da 03:40'ıydı.
Kızı koştu yamacına hemen kulağını dayadı anasının dudaklarına!
"Annem! Ne istiyorsun söyle!" dedi.
Kadın bir kez daha nefesi yettiğince tekrarladı lakin
Artık cümleye dönüşecek nefesi kalmamıştı ki.
"Sen de duymaz oldun ya beni!" deyip dudaklarını büzmüştü,
Ah nasıl da anlaşılamamaktan çok korkmuş küçümen bir kız çocuğuydu o an!
O an...
Göz göze geldiler işte...
Nice yıl sonra anasıyla kızı!
Uzun uzun bakıştılar dakikalarca...
Birbirlerinin gözlerinin harelerinden hasret giderdiler.
Ellerine sarıldı kızı, anacığının her bir elini,
Her bir parmağından, her boğumuna kadar,
Tırnaklarının uçlarına kadar öptü kızı anasının.
Göğsüne sarıldı, açtı öptü onları da teker teker.
Sonra bitti gözyaşları...
Baktı anası gözlerini kapayacak ve bir daha da açmayacak!
"Sana bir türkü açayım mı anam!" dedi kızı.
Yarım tebessümlü gözlerini iki kere kapatıp açtı anası.
Konuşacak mecali yoksa anasının ki genelde yoktu,
Kavilleri buydu.
Neşet Ertaş'tan "Cahildim Dünyanın Rengine Kandım" ı açtı kızı, kısık ses!
Öylece türkü bitene kadar buruk birer tebessümle dinlediler.
Türkü bittiğindeyse nöbetçi hemşirelerle doktorlar dahil,
Hasta bakıcılarla beraber hepsi kapılarında ve şefkatteydiler.
Kadın ve kızının ilk ve son en güzel anısıydı bu!
Hatırlayamıyordu kadının kızı...
Düşünmekten beyni yoruluyor lakin hatırlayamıyordu
Şimdi karşısındaki şu ihtiyar herif!
Tahlil sonuçları kanser değilmiş şükür de,
Ramazanda olsun kimseye hayrı dokunmasın,
O isterse, istediği lokantadan istediğini,
İstediği kadar yiyebiliyormuş diye,
Memlekete giden en yakın biletini almışmış!
"Çatım akıyor!" diyor kızı,
O da "He ben sağlam yaptırdım benimki akmaz!" diyor!
"Eşyalarımın ömrü bitti!" diyor kızı,
O da "Hee ben geçen sene yeniledim benimki daha eskimez!" diyor!
"Gayrı masal da, hikaye de, roman da, şiir de bitti.
Gökten üç elma düşmesine gerek yok ki elma falan da sevmem ben!
Fakat ben...
Bu ecdanın tarihinin tecellisini de s*ker geçerim!" dedi kadının kızı!"
Konu...
Kapandı.
Cemre.Y.

9 Şubat 2020 Pazar

Sonra

...Sonra...
Aradığında, çaresiz bir umut ışığıydım belli!
Sanki yoktu benden başka içinin derinini açacağı biri.
Evdeydim tabi, buyursun gelsindi.
Kapımı açtığımda, yarasına kezzap atılmış gibiydi bütün teni.
Ah nasıl da sımsıkı sarılıp sarmalamak istedim onu korkularından.
Nasıl da sarmaş dolaş hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim omuzlarında.
Lakin...
Vakit, ona da, bana da,  zamana da geç kalmıştı bir hayli!
Ben ölüp ölüp, sabahına dirilmelere alışıktım lakin, o değildi.
Hiç yoktan af yemişliğinin rahatlığında koyverirdi kendini de,
Öylece ölüp giderdi!
Yine suçlu ben olurdum.
Hepi topu, hiç durmadan acıkan boğazı yüzünden,
Baldızının misafirliğine bile dahil edilmemiş bir misafirdi!
Oysa bana geldiğinde ne çay istemişti ne de kahve.
Farkındaydı üstümdeki haksızlığının!
Oturdu öylece koltuğun kenarına.
Nicedir beni değiştir diye yalvaran koltuklarımın oturuluşunu beğenmedi!
Üstün körü artık eskidiklerinden sebep değiştirmeye niyetli olduğumu,
Lakin gücümün yetersizliğini anlatmaya çalıştım ama dinlemedi!
Alınmadım.
Bugünlerde, hiç kimse, hiç kimsesini dinlemiyor zaten!
Dert sepeti gibiyim epeydir, dert güncelleniyor bolca ruhuma lakin,
Bir türlü çamaşır makinasında yıkanılmasına gerek duyulmuyor!
Dün...
Çocukluk arkadaşlarından en sevdiği ölmüş!
Kanserden.
Bugün gömmüşler!
Gözümün önünde acıdan zangır zangır titriyor...
"Cenazesine gidemedin demek?" diyorum.
"Buradan oraya mı, gitmek istemezdim ki zaten!" diyor.
Susuyorum.
Onun da kar altına gömülüş anısı varmış meğer!
Daha küçücük bir çocukken,
Karların ne kadar büyük olduğunu seyrederken,
Tahta evlerinin birinci katından zemine çakılmış!
Öleceğim sanmış boyunu iki arşın geçen kar altında.
Amcam gelip kurtarmış onu karları kürekle temizleyip,
Onu kucağında sobanın yanına taşımış!
Çocukluğunda oynadığı oyunları sordum sonra.
Fondip diye bir oyunları varmış,
Biri bir çukur kazar,
Buldukları en yuvarlak taşı sopayla o çukura sokmaya çalışırlarmış!
"Sizin bu fondip oyununuza özel alanlar yaratıp, çukurları uzatıp,
Bir sopayla o çukurlara o tek topu atmaya da,
Bazı insanlar milyarlar harcıyorlar biliyor musun!"dediğimdeyse...
"Niye ki bize köyde bedavaydı hep onlar?" diyor...
"Çünkü artık o oyunun adı golf!" diyorum.
"Sahi senin eben hala yaşıyor biliyor musun,
Bütün akranlarım, bütün arkadaşlarım,
Büyüklerim, atalarım sapır sapır ölürken." diyor!
Gülüşüyoruz durduk yere!
Köyün normal ebesi müsait değilmiş cenabet diye gelmemiş,
İkinci ihtimal olan ebem yıkanıp paklanıp gelene kadar,
Ben leğene düşmüşüm de göbeğimin kesilmesine ramak kalmış!
Çok ilenmişliğim vardır o anıma lakin.
Ebem yetişmeseydi anam kırk beş yıl öncemde solacaktı belki.
Gayrı umurum değil ki...
Kim kime ne kadar küfür saymış!
Buyurunuz efenim!
Kesin ebemin saçları yüz yaşında da olsa ıpıslaktır.
Pıt pıt dökülür yüzünüzün yumağına,
Bol bol sövünüz!
Cemre.Y.

30 Aralık 2019 Pazartesi

Yaşlanmış

...Yaşlanmış...
Onu en son gördüğümde,
Geçmişinin ayıplarını silecek özürler arıyordu kendince.
Kelimelerce, cümlelerce bocalamaktaydı ömrü!
Pişmanlıklarına helallik alabilse rahatça yaşlanabilecek gibiydi.
Alamazsa da...
Bir yolunu bulamayacak arafında boğulacaktı sanki.
Çocukluğumu onun çocukluğuyla buluşturup,
İkisini de kimsesizlikleriyle sarıldıttırdığımdan beri!
Benim omuz başlarımdaki affetmeme ağrılarım geçti.
Onun kendi iç hesaplaşmaları prostat derdine gark oldu.
Lakin o, bu kadarına bile razıydı sanki.
Az önce dış kapımın zili çaldı, kapısı tıkladı.
Elbette ki buyur ettim içeri.
Gözlerinin içi sevinerek gelip koltuğumun ucuna yerleşiverdi.
Ne çay istedi, ne de kahve!
Merak etmiş beni, nicedir niceyim diye.
Çok da muhabbetle olamasa da,
Yine de eski bir ahbabımıza rastlamış gibi öptüm elini,
Sevindi.
Hapisteki hayırsız oğlundan,
Ondan olan torunlarından bahsetti.
Sülalesinde kim kimi boşamış,
Kim kimin üstüne kuma gitmiş,
Köydeki mahallesinde ne olmuş,
Ne bitmiş anlatıverdi bir çırpıda!
Şaşırdı hiçbirini kınamadan öylece kabullenip,
İyi olmuş demelerime.
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
"Ama sen,
Bize bunların hiçbirini etmedin!" dedi mahçupça yere bakarken.
"Evet baba, o yüzden sıra sıra altın madalyalar taktınız bana,
Bak, ilk torununuz orada kendi hayat mücadelesini vermekte,
Lakin hiçbiriniz ona bari el uzatmadınız, buna rağmen hem de,
Ne kimsenin dostu oldum, ne de kimsenin metresi!" dedim de...
"Bundan sonra ben varım torunumun yanında." demedi ya la!
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
Epeyce ağarmış uzatmaya başladığı sakalları,
Saçları seyrelmiş belli ki başına kasket takmış!
Usulca kalkıverdi yerinden,
Geldiği gibi çıplak ayaklarıyla usulca gidiverdi merdivenlerden!
"Çıplak ayakla gezme bu soğukta,
Hasta olacaksın bak!" diye seslenirken ardından,
Durdu, yüzüme baktı,
Utangaç çizgilerinin ardına sakladı gözlerinin sevincini,
Sanırım son kez sarıldık baba kız birbirimize,
Hiç dokunmadan, hem de sımsıkı!
Gözlerinin yaşını sildi,
İki alt katımdaki evin kapısından içeri süzüldü.
Binanın otomatik ışığı söndü.
Kapımı kapadım.
Rahmetli anam, oralardan bir yerlerden ikimize gülümsedi.
Evet, iyi geceler anne'm.
Cemre.Y.

28 Aralık 2019 Cumartesi

Yoğun

...Yoğun...
Yoğun bakımsızlıktan yeni çıktım bayım,
Üstüm başım taze süt kesiği!
Yeni bir yıl daha kapıya dayanmış diyorlar,
Onca aylar, onca haftalar, onca günler,
Onca sabahlar, onca geceler,
Onca saatler dolusu vakitlerin sonunda,
Sonuna ramak kala kurtulduğumuza mı sevineceğiz yine!
Hiç mi olmayacak bizim de şöyle ağız dolusu keyifle...
"Vay be, ne yıldı ama darısı daha da geleceklere" diyerek,
Teşekkürlü tebessümlerle uğurladığımız bir yılımız da mı olmaz be!
Neyse...
Zaten ben yine...
Yoğun bakımsızlıktan yeni çıktım bayım,
Üstüm başım taze süt kesiği!
Ne gelen önceden söyledi geleceğini,
Ne de giden adam akıllı vedalaştı insanca!
Yine de hepinize mutlu kardan adamlar olsun.
Bana da en mavisinden unutma beni çiçekleri!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...