günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2018 Pazartesi

Belirsizlik

…Belirsizlik…
En çok da gün akşam olup geceye şavkırken ürküyor insan,
Ertesi günün karanlığa aymasından.
Öyle ya,
Daha yarın olup olmayacağı dahi belirsizlik rüzgarında savrulurken.
Ola ki çıktık yarına,
Ya günlük güneşlik umutlarımızı çoktan asmışlarsa darağacına!
Ya akşam aynı olmaz da yarın bu saatlere aynı kaderle çıkılamazsa!
Geleceğimizden çok da hayallerimiz kadar umudumuz yoktu aslında ya,
Ya şimdilerimiz de doğrandıysa vakitsiz dönemsel durgunluklarca.
Cemre.Y.

29 Ekim 2018 Pazartesi

Güneş

…Güneş…
Yazdan çalıntı günlük güneşlik bir bahar gibi bugün.
Kalktım sade bir kahve ısmarladım kendime,
Emekli teyzeler gibi kadın programları izledim,
Kitap okudum epeyce, epeyce de kendimi şımarttım.
Sonra dışarı çıktım, güneş dokundu elime, yüzüme.
Durduk yere içim sevinçle doldu,
Bayram çocukları gibiyim bugün, bi uçurtmam eksik.
Cemre.Y.

9 Eylül 2018 Pazar

Yalnızlığım

…Yalnızlığım..
Yüzüne, gözüne, hüzün değmiş yalnızlığımın.
Öyle iki üç günlük sanal aşık değil be cancağızım
Bana, yüreğimi, yüreğiyle, ömrünce örtecek bir can lazım.
Cemre.Y.

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Pazartesi

...Pazartesi...
Oysa ben her Pazartesi
Bıkmadan başlarım...
"Gelmişine, geçmişine, gelememişine...
Neyse ya neyse" lerime!
Günlük güneşlik İstanbul'uma
Yağmur yağar bazen
Olmadık mevsimlerde kar yağar.
İçim zemheriyken,
Günlük güneşlik gülerim ya!
Kimsem duymaz, anlamaz
Sonra ansızın susar
Bütün şehirleri ülkemin.
Umursuz olur kalbim.
Cemre.Y.

19 Haziran 2018 Salı

Cancağızım

…Cancağızım...
Az önce facebook'umda,
Şiir dizelerine haylice önem verdiğim bir dostuma yorum yaparken
Birden ne zamandır kafamda kurduğum ama zamanlamasını,
Etrafımdaki alıngaçlarım yüzünden kestiremediğim,
Bu günceme nihayet nasıl başlamam gerektiğine karar verdim.
Sonunda yazacaklarıma,
"Sevgili Günlük!" ya da "Cancağızım!" diyerek başlamazsam
Nihayet herkesimin yazdıklarıma karşı,
Zaman mefhumumu çözemeyecekleri için,
Alınganlık tribine kalkan oluşturabileceğimi buldum!
Artık dilediğim an, dilediğimce,
Geçmişten, gelecekten, şimdiden, dünden, bugünden
Yani her an'dan, her an yazabilme özgürlüğüme eriştim.
Bu geleceğime ilk mektubum olduğuna göre...
Şimdi, gelecekte bu yazdıklarımı okurken nasıl,
Nasıl, ne ortamda olurum bilmiyorum ama en azından
Okuduklarımı hatırlayabilecek kadar sağlıklı olmayı diliyorum!
Bu mektubumdan uzunca birkaç yıl önce...
Çıkmazlarımın yol ayrılıklarında boğuluyordum.
Yanım, yörem, önüm, arkam karanlıktı.
Elimde kurtarmam gereken bir ışık vardı ve ben,
Ne yapacağımı bilmez bir halde
İş çıkışlarımda sokaklarda,
Ayak tabanlarım su toplayana kadar amaçsızca yürüyordum.
Ne vakit yorulduğumu anlayamadığım için de,
Her neredeysem yüzüstü kapaklanıp bayılıyordum.
Nihayet doktora gittiğimdeyse,
Bir ton anti depresan ilaçlarına boğmuştu beni.
Ama ben onları içtikçe yapay mutluluklarla,
Yapay sorunsuz hayatı yaşıyor, kilo üstüne kilo alıyordum.
Bir gün iş yerimde irsaliye ve fatura kesmek için,
İki ayrı yazıcımın başında
Bir yandan masanın üstünde dinlenen memelerimi toparlamak,
Diğer yandan, diğer yazıcıya ulaşmak için,
Bacaklarımın üstünde uykuya dalmış olan
Koca göbüşümü uyandırmak zorunda kalana kadar!
Anti depresanlar beni zamana karşı koruyup, yetiştiremiyordu!
O günün akşamı diğer doktorumun ikazı üzerine,
Bir spor salonuna kayıt oldum.
Ben söyledikleri her şeyi harfiyen uygularken,
Beraberce kayıt olduğum dostum,
Orada burada geyik yapıyor,
Gözüne kestirdiği zengin heriflere bacak hareketleri çekiyordu!
Zayıflıyordu!
Benimse tek faydam…
Artık olur olmadık yerlerde
Yüzüstü bayılıp ağzımı, yüzümü dağıtıp kanatmamış olmam
Ve nihayet kızıma geldiğimde tamamen ona ait kalmaktı.
Herkes spinnig'i lay lay lomm... 'geçerken ben...
Yeterince sağlıklı olursam yaşlandığımda,
Bembeyaz uçuşan kıyafetlerimle
Sahil kenarında beni bekleyen eşimle köpeğimin yanına koşarak
Akşam salatasını hazırlıyor, benim kuzumun ve onun kuzusunun
Bize geleceği akşam yemeğine hazırlanıyorduk!
O zamanlar kızım benden sürekli bir kardeş istiyordu.
Ortada ona kardeş yapacak kadar kaliteli tek bir insan yokken!
Spor salonlarında deli gibi ter döküyor,
Vücut oranlarımdan santimler kaybediyor
Ama kilodan gram eksilmiyor aksine artıyorken anladım!
Benim derdim kas kütlesi değildi ki
Zaten kimse de,
Madalya filan da takmıyordu en güzel spinnig'i sen yaptın diye...
Her seferinde Jüliet Türk Hamamından çıktığımızda
(Ki bana göre mis gibi hamamdan çıkmışız,
Ne diye görünmez fondötenlerle,
Görünmez makyajlarla sıfatımızı kirletelim değil mi?' li soru işaretlerimle)
O, doğal makyajını yapar, gözaltı morluklarını kapatır
Ama asla makyaj olduğu belli olmasın diye likit eyeliner sürmez…
"Canımcım erken çıkıyorum ama,
Şununla şurda buluşcam ama sakın belli etme!"
(Çünkü uzatmalı sevgilisi de aynı saatlerde o spor salonundadır.) der,
Ve yanaklarıma uzaktan bir öpücükle çıkar gider!
Uzatmalı zavallı insan'a da,
"Eve gidip uyuyacağım!" denmiştir.
Ben nasıl kilo kaybedeyim,
İçimde aldatmaya istemsiz ortak olunmanın ağırlığı!
Veremedim tabi.
Uzaklaştım hepsinden!
Şimdi evli ve mutlular...
Ha bir gün bu bloğu okuyacak olursalar o kadın da, o koca da
Kendi ağırlıklarını bir tartsın derim,
O cepheyi de bir gün yazacağım.
Benden yana şimdilik eyvallah!
Bu daha ilk mektup!
Cemre.Y.

16 Haziran 2018 Cumartesi

Şizofren

…Şizofren…
Epeyce bir zamandır,
Canımın camlarını kırıp kırıp kaçmaktan başka bir şey yaptığım yok!
Artık ciğerimin üstüne serip çiğnemekten de yoruldum.
Daha doğrusu…
Ne can kaldı, ne cam!
Acımıyordu artık canım.
Çünkü epeydir de hissetmeyi unutmuştum.
Artık kalp atışlarımın gerçekliğinden emin olmak için,
Zaman ve adımsayar'lı aletleri bileğimize takmış olmak yetiyordu,
Günlük kaç saat uyumuşuz, kaç saati derin olmuş, kaçı kabus!
Günlük kaç adım yürümüşüz, kaç adımı verilen kilogrammış!
Saat kaç'ta uyanmalıymışız, kaç'ya uyumalı…
Yoksa uyku düzenlerimiz hayat kalitelerimize yansıyor muş!
Robotik sistem yani…
Kolumdaki derin uyudun diyor, ben uykumu alamamışım, yorgunum!
Kolumdaki kabuslarla hafif uyudun diyor,
Rüyamda gördüğüm bütün kabuslu canavarları ben yenmişim gibi dinç'im.
Bileğimdeki aptal şey nabzımı yine ölçemiyor, ben çoktan ölmüşüm!
Sonra bir bakıyorsun sanki saatlerce spor yapmışım gibi atıyor kalbim,
Meğer tiroid ilacımın ayarlarıyla oynamanın tam zamanıymış!
Aşık olsam bari diyorum!
Karşıma çıkan herif kendini oval masanın orkestra şefi sanacak kadar
Şizofren bir…
Asalakmış!
Cemre.Y.

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Benlik Değil

...Benlik Değil...
Gizli kaçak, kapılar kapanınca olan değildir ki aşk...
Yerdeki çimenden, gökteki güneşe kadar bağırasım var,
Ben aşkı hissedince.
Yoksa öyle bir his...
Kimse karşıma çıkıp hiç de "Bugünlük kadınım ol" demesin...
Günübirlik, güne harcanmış ilişkiler benlik değil.
Cemre.Y.

19 Ocak 2018 Cuma

Zemheri

…Zemheri…
Günlük güneşlik güzelim nisan baharını da
Açık havada sevgiliyle flört etmek yerine
Koltuk köşelerinde şiir yazarak geçirdik ya...
Artık zaman...
Zamanı hatırlama mevsimidir,
Hoş gelmiş ayların en yalnızı zemherinin o son demi!
Isınacak bir şeyler biriktirin hayatınıza.
Cemre.Y.

20 Aralık 2017 Çarşamba

Gerçek Misin?

…Gerçek Misin?...
Sence...
Sadece bir günlük olan bu anlamdırmalar,
Beni daha ne kadar yaralıyordur!
Bütün evrene haykırmak istiyorum,
"Ulan!
Biz ölene kadar insanız!
Sadece bugün değil!"
Sonra kimse duymuyor,
Sonra kimse o kadar da umursamıyor!
Doğramak istiyorum, bütün hayatımı kırpanları!
Cinnet!
Cennet!
Cehennem karışıyor işte…
Soracak hiç kimsem de yok ki!
"Sen bari, sen?
Essah mı, sahi mi, yemin et la!
Gerçek misin!"
Cemre.Y.

14 Aralık 2017 Perşembe

Son Teşekkür

...Son Teşekkür...
Biliyorum, o haliyle bile bir kere olsun,
Bana dair'li mutlu olup...
Hiç öpemediği kadar
Öpmeye çabalamıştı ya beni.
O an bana teşekkür etmişti güya kendince...
Onu sevmekten hiçbir zamanın, hiçbir şartında,
Onun beni sevebilme ihtimalimden hiç vazgeçmediğim için.
Bana ettiği sondan ikinci
En uzun cümlesi bu teşekkürü olmuştu.
İkincisiyse;
Gecenin üç yirmisinde
Hastanedeki odamızdan
Duş alıp çıktığımda
"Ah be kızım!
Saçların sanki yaylarımdaki
Bütün baharları getirdi buraya,
Beni gizlice soksak ya oraya,
Bende senin gibi zambak, yasemin, leylak...
Hani farkındayım toplamaya çalıştıklarının,
Ya öyle koksam ya!" demişti de
Sabah doktorlar gelene kadar da,
Fısıl fısıl çabalamıştım onun o hasta haline
Gücüm yetip de dileğini yerine getirmeye gücüm yoktu hem de hiç!
Tek başıma becerememiştim tabi.
Ertesi günse artık benimde dinlenme günümdü.
Behiye gelecekti
Anacım onu da hep yanında istiyordu,
En evladından bakan bizi seçiyordu.
Ona sımsıkı tembihledimdi.
Bir leğen ve kocaman bir sünger
Ve zambak kokulu
Ve yasemin kokulu şampuanlar aldırtmış sağ olsun,
Tam anamın koku arzularını,
Anacımın son dileklerini...
Nakşetmiştim ona da öylece!
Giderken anama…
"Yüreğin ferah olsun anam,
Ben beceremedim ama gelinin geliyor,
O misler gibi yıkacak seni." dedimdi de
Nasıl da muzibe benzer gülümsemişti.
Anlamıştı tabi.
Her zaman biliyordum ben onun bütün hayallerini!
Ertesi sabah döndüğümde,
Döner dönmez beni koklayarak
Hasretle öptü ve yine teşekkür etti.
Ben ömrümce anamdan
Hiç o kadar
Bana dair'li şükür ve teşekkür'ü
Bir arada görmedimdi!
O gün...
O günlük teşekkürüydü...
Meğerki en son bana güvenecekti...
Cenaze yıkamalarında en son halleriyle
Anamı son yıkayışımda
Nasıl da teşekkür ediyordu bütün hücreleri.
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Çay Sevmiyordu Be Anne!

…Çay Sevmiyordu Be Anne!...
Annem!
Hani hep dualar ediyordun ya bana,
Normale geç kalan bir genç kız olmayayım da,
Artık on dokuzuma gün sürerken,
Nihayet bir flörtüm olsun diye!”
“E hadi gözümüz aydın da
(Anne klasiği değişmez kanun)
Kimlerdenmiş, nereden tanıdın, nasıl biri,
Kaç yaşında, ne iş yapar...vs.vs.vs...”
”Hani üniversite kitapları için
Sahaflar çarşısına inmiştim ya,
Orada sınıftan arkadaşla karşılaştım
Tek fakir olmadığıma sevinerek!
Birinin yanında kuzeni vardı,
Kitapları yarı fiyatına almışken
Birer çay içelim bari dedik,
Derken dolaştık biraz, senin ve benim
En sevdiğimiz esas İstanbul'u!”
“Oyyy! Kurban olurum
Ben senin sesinin heyacanına eee!”
“Ayy anne yaa!
Hemen romantizme bağlamasana bi dur aa!”
“Eee!
N’oldu ya!
Herifçoğlu sarkmadı dimi sana,
Ağzını burnunu geveletmedi dimi!”
(Gidip bulup yamulturum ki!)
“Yookk!
Kitap okumayı seviyor o da biz gibi!
Şiiri seviyor bir kere!
Hatta şarkı söylemeyi bile seviyor!
Bir de, bir sürü romantik laflar!
Onu es geçersek fena biri değil!
Yaşı büyük biraz!
Sen, sakın bana yaş deme!”
“Tamam demem de
Çabuk mu sanki her şey!
Gerçi sen daha iyisini bilirsin.
Yüreğin ne diyorsa o!
Henüz acemi bile olsa!”
“Teşekkür ederim annecim biliyordum
Her durumunda yanındayım... sözüne uyacağını!”
İki gün sonra...
Günlük sorunlar, burs ayarlama çabalarıyla
Hayatın gerçeklerinden sonra;
“Ee!
Ne oldu şu senin flört?
Başlamadan bitti mi yani?”
“Annecim
Her şey yerli yolunda olacaktı da,
Dünya’ya göre ufak,
Bana göre büyük bir sorun var!
Valla!
Senin şiirlerini gerçekten okumuyorum ancak!
Bazen gözüme gözüme çarpıyordular!
Unutmadın biliyorum!
Yine de, hatırlayalım istersen;
Ben çay seviyorum, o kahve!..."desem anlarsın.
Çayı, ne vakit bunca sevdiğimi,
Hala anlayamadım ama,
Hele ki…
On ikimden sonra ilk kez tadına varmışken!
Bu konu hala bana bir muamma!
Çay sevmiyordu adam be ana!
Olmazdı yani!
Hiç kusura bakma ama
Sen kadar birinin ardından ağlayamam ben!
Şimdi böyle,
"Kanki" diyesim var ona ama,
Üzülecek biliyorum.
Ben "Çay" dedikçe soğur diye umuyorum!
Gerçi hala ilk flörtüm olamadı
Sende daimi mutlu olamadın ama!
Yine de sana o zamanlarında gücendiğim
Aleni sevdan için teşekkür ediyorum!
Adam...
Çay sevmiyordu yani!
Senden biliyorum!
Olmazdı!
Ben başlamadan
Bitirecek kadar akıllıydım hepsi bu!
Ama sen bitirseydin o zaman
Bunca şiir olmazdı ve üzülen belki de ben olurdum.
Teşekkür ederim.
Olmadı yani, durduk yere,
Sen gibi, artık onsuzken kahveye alışamam!
Masayı terk ettim, gittim, başlamadan bitirdim!”
“??? !!!”
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Özenmeyin

...Özenmeyin...
Yıllardır söylüyorum oysa,
Anlamıyorlar!
“Bana ve kızıma ve dahi hayatımıza!
Özenmeyin no'lur!"
“Sonra…
Babasız kalır çocuklarınız!”
“Üstelik hiç kimseniz,
Benliğinizden ben kadar cayamazsınız!”
Suslu kaftanınını giydi yine göynüm
Ben, başımda beyaz şapkam,
Gerdanını kırıtmayı çoktan unutmuş göğsüm,
Altım da pembe şortum ile,
Bilmediğim, hiç de öğrenmeye heves etmediğim bir dilden,
Bangır bangır sokağımdan geçer iken seçim propagandaları.
Yarınlı günlerimiz olur ise'ye.
Salıncağımızı diker ve burnumun ucundan terler akar iken,
Karşı balkondan günlük ev temizliğini yapmış,
Akşam yemeği son deminde,
Başında beyaz çemberli bir teyze,
Balkonuna oturdu ve sustu öylece...
Ve inanmazsınız,
Benimle neredeyse aynı tebessümü gördüm gamzesinde!
En az ben kadar susarak
Gülümsüyordu aynı suskunluğumuzun dilinden.
Dedi ki;
“Benim çocuklarım her gün salıncak istiyor,
Hem de, tam da, senin kızının,
Akşam ayazlarında öylece sallandığından!
Dikme onu, bırak kalsın öylece.
Her gecenin bir vakti geldiğinde babaları
Gerçi ben, yüzyıl oldu ya ondan cayalı!
Şükretsinler ona yine bari evine geldi diye,
Ya no’lursun dikme!"
Sus’lu kaftanımın gizli elleri, gizli yaş tanelerini,
Gizli terlerine bulaştırır iken,
Ve ben hepsi burnumun ucundaymış gibi
Burnumun ucundaki terleri silerken,
Sus'lu kaftanım cevap verdi,
Dayanamadı yine işte;
“Ak yazmalı kaderine çoktan razı
Kenarları gözlerimi benden alan ışıltılı oyalı teyzem!
Ben bunu dikmesem,
Gelmez ki o bari, bana bir daha!”
Sonra daha çok seslenmek istercesine
Şimdiye dek öğrendiğim bütün litaretürlere
Ağzımı açtım da bin kere daha sustum.
Bir daha...
Dedim ki ona ;
Meğerki kocan akşam eve gelecekse sus!
Varsın salıncak olsun çocuklarının tek hayalleri
Hiç değilse ben gibi denk geldiğin hiçbir değişik pazarda
Baba arama evladına!
Bak salıncak onarıyorum,
Babası yatarken, tercihinin, koynunda,
Oysa bende,
Çiğ bir hamur olabilseydi bari midemde.
Ne çok yeni salıncak alırdım ona!
Ama ne yapsam, ne yapmasam da,
Satılmıyordu işte pazarlarda baba!
Bulamadım ne kızıma ne de bana bir baba!
Yoktu işte...
Satılmıyordu pazarlarda üstelik,
Hiçbir iğne ve iplik ile dikilemiyordu yerli yerine,
Kaderce sökülen hiçbir şey!
Şimdi gir evine,
Toparla sağa sola serpilen çocuklarını
Ve…
Sarıl onlara ve lütfen!
Bir tane dahaysa asla doğurma!
Sen kaderinin gelmişini geçmişini benden hesaplarken,
Ben senden kapattım hesabı çoktan.
Çatılardan taşıyordu
Eve hep geç gelecek babaya çocukların
Çoğunun belki adlarını bile hatırlamıyordun
Eve hiç gelmeyenin hariç...
Benimse burnumun tek direği var!
Tek alın yazım!
Tek yüreğimin çiziği!
Hani ölsem adımı o sanırlar!
Beni “Doktor hanımın anası diye tanırlar”
Onu Rabbim korusun!
Ben başımda beyaz şapkam
Altımda pembe şortum var iken
Salıncağını diktim onun terler akarken burnumdan buram buram.
Bugüne dek ölmedimse eğer!
Onun için ölmedim.
Adı mı?
Lülücan!
Siz yine de pek ona heveslenmeyin
Yıldızlı gecelerinde sallanırken boşluğuna
Her gece kederlerini kadersizliğine sarar.
Dayanabileceğinizi bilsem bunca kadere ve kedere
Şu an sallardım bu salıncağı da
Terasımızdan geçmişlerimize!
Sahi sen?
Belki sonuncunu hatırlarsın da ilk çocucuğunun adı neydi?
O benim ilkim ve sonumsa
Salıncağını dikmem bile size batıyorsa
Ona olan sevgim size ancak hayal olur ağa!
Cemre.Y.

28 Ekim 2017 Cumartesi

Senden Sonra

...Senden Sonra…
Senden sonra son gülüşünü,
Yüreğimin başucuna astım en ilk.
Gidişim...
Kalabalık olmuştu güya!
Sana göreyse daha çookk gelecektim.
Oysa ben...
Gittim.
Hem de öylece...
Bir... gittim.
Ama hemen ayrılamadım oralardan.
Sen, yol aldığımı sanıp,
Günlük koşuşturmacalarına koşarken,
Ben oturdum kaldırım kenarının bir taşında.
İşte o zaman bana,
Artık sadece ben kalınca?
Hemencik,
Beni çıkarırsak içinden!
Kaynadım gittim arada.
Hiç sevemediğim
Yüz kırk karaktere bile sığmaya çalıştım mesela!
Cemre.Y.

9 Eylül 2017 Cumartesi

Ensest Sapıklar

…Ensest Sapıklar…
Keşke...yavruma yanlış dokunmasaydın!
Her şeyini affediyorum da, bunu affedemiyorum.
Neyse!
Bu acı anı da böylece geçmiş olsun.
Babam bana yanlış dokunduğundan,
Yıllar sonra onu bile affettim.
Hiç değilse o namusumu kirletmemişti ama senden hiç ummazdım.
Sende baban gibi ensest sapık çıkıp yavruma dokundun!
Yapmadım, ben yeğenimi taciz eder miyim desen ne fayda.
Çektin bali torbasını kafana, hatırlamıyorsun bile.
Ya kaçmasaydı benim evladım, ya ileri gitseydin!
İşte o zaman seni santim santim öldürürdüm.
Yıllar geçti üstünden sana ettiğim bütün beddualarım tuttu.
İki kızın var, karın çekti gitti üvey babasının evine.
Şimdi görüyorum bazen senin gözlerinde de yavrularının,
O saçlarının tellerine kıyamadığım yeğenlerimin üzerine,
Sen gibi birinin gelmesinden korkunu!
Ben affetsem, yavrumun kırık kanadındasın,
Üstelik hiç unutmuyorum, yavrum,
"Beni her gördüğünde bana ispikçi." diyen birinin,
Her bayram,
Elini öptürdüğünü affedemiyorum anne!" diye yazmıştı
Uzun uzun günlüklerinde,
Biz tam yedi ay ayrı kalmazdan önce.
Oysa hiç unutmuyorum!
Kaç kere babamla seni kıtır kıtır kesip,
Arka bahçemizdeki kör kuyuya gecenin üç otuzunda,
Yan yana atıp, kapağını kapattığımı,
Kaç kereler hayal edip edip,
Canlarınıza kıyamadığımı!
Yavruların inşallah senin gibi bir dayıya rast gelmezler de,
Ömürlerini tüketecek birer tramva kalmaz
Ne kuzucuklarının ne de salak analarının beyinlerinde!
Ben ne çok tecavüzle savaştım, yendim ömrümce
Ama senin öz yeğenine yeltendiğin an var ya
O zamana yetişemedim ya affedemiyorum kendimi!
Bir daha da beni bir yerlerden eklemeye çalışma lütfen!
Kardeş, garındaş olamayanın,
Ben ölürsem yavrum ona emanet diyebileceğim kadar,
Anne kardeşi, dayı olamayanın,
Sanal alemlerde kızımla bize,
Arkadaşlık talebi de ne!
Ölme ama kızımın beynine yer ettiğin kadar şüpheli acılar çek!
Bali çek seversin sen,
Hatta bir gün kız evlatlarının başına gelebileceğini
Hiç düşünmeden ottu, bonzaiydi sat yani!
Her gün annemin mezarına baka baka bunları nasıl hala yapıp da
Hala nasıl yaşadığına şaşırayım bende!
Hatırlıyor musun!
Seni en son gördüğümde bir bayramdı, elin, yüzün düzelmiş,
Nihayet hidayete erdin sanmıştım!
Allah var ya!
Senin adına da yeğenlerim adına da çok sevinmiştim.
Ne bileydim bu sefer mısır, kestane yerine,
O haplardan alıp, zavallı insanları zehirlemeye meylettiğini!
E zehirle tabi.
Kızını kapattın, başına baş ötrüsü,
Ayağına uzun örtü serdin diye kapandı mı namus!
Ulan senin kaynanan bile o kara bürüğün altında,
Kocasının en yakın arkadaşıyla aşna fişne edip,
Zavallı imamı intihara meylettirmedi mi ha!
O üç çocuğun üçünü, embesil bir üvey babanın zulmüyle,
Nörolojik vaka etmediler mi?
Düşün...
Senin iki kız evladın o adama "Dede" diyor!
Ve ben sayende artık Allah'a bile inanmıyorum!
Olsaydı babamın bana sarkmalarının yanında,
Senin evladıma balili dokunmalarına maruz bırakmazdı bizi!
Olsaydı o iki çaresiz yeğenimi,
Ki sayende!
Temiz olsaydın gitmek zorunda kalmazladı,
Baba tacizinden kurtarmaya çalışıp,
Üvey dede tacizini yeğ görmezlerdi.
Oğlum sayenizde var ya başka hiçbir insan oğluna güvenemiyoruz!
Yılanlar bizim içimizde!
Bence de sen de artık gel kendine, silkelen!
Halaları, halalarının kızları,
Anneannelerinin ikinci kocaları derken aile içi tacizlerle,
Ruhları göçmesin evlatlarının, zaten kaynanan orospu,
Eski karın desen a-sa-lak!
Bırak onlar bari namusuyla evlenebilmek uğruna,
Karşılarına çıkan ilk delikanlıyı
Sevdi sanmasınlar!
Biz aşmaya çalışıyoruz kızımla geçmişlerimizi ama senin de kızların var!
Üstelik yavrumun hayatına özenen asalak bir eski karınla uğraşmaktasın!
Ben seni öldürmelere kıyamazken,
Bana öyle hastane bilmem ne ,
Yok arkadaşlıklar paylaşma!
Mümkünse sessizce öl lütfen,
Merak etme gelirim cenazene!
Ama lütfen kızımın hiçbir anında dayısı olarak da yer alma!
Kendine gel, kızlarıınnnn diyoruuummmm!
Adam ol artık adam!
Yeğenlerimin o güzel gözlerine bakarken
Senin kadar vicdansız olsabilseydim
"İnşallah sikmeye çalışsınlar cümle alem
Dayısı, üvey büyük babaları!
O da yaşasın aynı acıyı, korkuyu, yetişememeyi!" falan derdim ama!
İnsanım hala!
Benim senin gibi bir kardeşim, kızımın da senin gibi bir dayısı yok!
Ama insan ol artık!
Düşün!
İnsan olmayı dene!
Allah varsa, onları bari sizin gibilerden korusun.
Zeynep'e dayısı senin gibi yönelmiş, veya Ahsen'e...
Sonra da her rastladığında yavruna
"İspikçi!"diye laf atmış!
Bonzai veya başka uyuşturucular unutturur,
Ama ben nasıl unutamadımsa altı yaşımda anamın
Guatr ameliyatına gittiğinin ikinci günü,
Babanın götümü sikmeye çalışıp altıma sıçtığımı,
Kızım da sayende güvenemiyor hiç kimseye,
Her kim ona dokunsa tecavüz edecek sanıyor!
Zeynep diyorum,
Ahsen diyorum bir düşün istersen!
Boşuna bana berbat içmiş suratlı arkadaşlık istekleri de gönderme!
Uzun zamandır sen bizim hiçbir şeyimiz değilsin!
Ama ölürsen hem üzülür hem korkarım hala!
Hadi ben yavrumun arkasındaydım da,
Senin eski karında orospu evladı,
Anası da kocasını sevgilisine öldürten bir kara çarşaflı.
Yazık yeğenlerime!" dedim mi dedim!
Rahmetli anamız bu kadar namuslu,
Bu kadar apak olmasa,
Vallahi ikimizden birinin gerçek kardeşliğinden şüphe edeceğim!
Sen bir puşt oğlusun o kesin de,
Ben hala bunca yıl boşanmışlığıma göre orospu olmadıysam,
Benim babam helal süt emmiş biriydi derdim kesin.
Ama yok!
Eminim anam asla aldatmadı babamı!
Geriye bir tek olasılık kalıyor,
Şizofren, sapık, nörolojik bir vaka olan o adamın,
Bizi hangi ruh haliyle kazandığı!
Üzgünüm çocuk!
Sen kazanın en dibindesin.
Şükür ki ben her haliyle evladımın arkasındayım!
Bir gün hacca gidecek kadar paramız olursa,
Öksüz, yetim, ailesi olmayan çocukların namuslarına bekçi olacağız,
Onları en başından koruyup kollayacağız!
Ve kızım ve ben,
Hani bizden de fazla yaşarsanız dahi,
Sizler öldüğünüzde,
Ölü birer mezar taşı olsak bile,
O gece meleklerden izin alacağız!
Mezarınızın içine kadar girecek bir ateş yakıp,
Hacdaki şeytan taşlama merasimine,
Geri dönüşümle onca dolara kanmak yerine,
Biz sizi taşlayacağız,
Öç niyetine!
Siz ölene kadar da biz size yokuz, bunu böyle bilin.
Lütfen bir mezarınız olana kadar bir daha da bize gelmeyin!
Çünkü bu sefer cinayetlerinizin faili ben olurum demedi deme.
Cemre.Y.

31 Ağustos 2017 Perşembe

Ah Bu Yalnızlıklar, Bu Kadar Kalabalık Olmasalar!

...Ah Bu Yalnızlıklar, Bu Kadar Kalabalık Olmasalar!...
Ah bu yalnızlıklar...
Hiç kimsesizken
Bu kadarda çok,
Kalabalık olmasalar!
Etrafını saran onca kalabalığın içinde,
An olup donmasalar,
Gülümsemelerin dudak kenarında, öylece...
“Biz buradayız!” lı susmasalar,
Susmasalar kahkahaların tam ortasında ya!
Surata çarpan o son şamar niyetine ya!
Geceler, bir günlük olmasa!
Gündüzler, birkaç saatlik!
Saatlerse
Birkaç çalınmış anlık.
Yoksa!
Bilirdim elbet...
Çok kızarsın efkara basıp içmelerime sen benim!
Hani hep derdin ya
“İçecekse insan, mutluluktan içmeli!”
İyi ama ben...
Hiç içecek kadar mutlu olamadım ki!
Şimdi, uzaklardan görüyorum bazen seni.
Sıklıkla bir büyüğe danışıyorsun yokluklarını!
Hep de yanında!
Hiç başvurmadığımız bir büyük...
Bir de suskun...
Lal içmiş, o, acılı şalgam vardı ya!
“Acılı” mıydı, hiç bilemedimdi?
Ben senle hiç rakı içmedim amma!
Sen, sensizken bile, her yeni güne,
Beni kahveyle uyandırdığın gibi...
Senin de alışkanlıklarının zembereğini
Ben bozdum belli.
“Peki...
Şimdi ne olacak?” diyor ya herkes!
Tıpkı şarkı nakaratı gibi...
“Ah bu yalnızlıklar,
Hiç kimsesizken...
Bu kadarda çok, kalabalık olmasalar!
Etrafını saran onca kalabalığın içinde,
An olup donmasalar gülümsemelerin dudak kenarında.”
Vakit, şimdiyi geçeli hayli zaman oldu be sevgili!
Olsun…
“Şeref’imize!”
Şereflice, bir sevdik biz, “Biz” i!
Cemre.Y.

Ne Zaman Sadece "Peki" Desem!


...Ne Zaman Sadece "Peki" Desem!...
Ben ne zaman,
Sadece "Peki" desem,
Tek bir damla gözyaşımı akıtmadan,
Kendime hiç kızmadan, kırılmadan, suçlamadan,
Sessiz çığlıklarıma bile gem vurabilsem,
Ben ne zaman hiçbir şeyi Allah'a bile havale etmesem,
Bir kez bile ardıma dönmemeyi becerebilerek,
Sessiz, sakin ve yorgun adımlarımla,
Öylece gitsem.
Günlük güneşlik, seyrine seyran havalarda bile
Gökyüzünde bir fırtına kopar.
Önce bulutlar pusuya dururlar,
Güneşi saklarlar benden bile.
Sonra hiç de gereksiz yere,
Bana bile sormadan
Biri öbürüne yok oluş azmiyle,
Neyse artık bölüşemedikleri,
Sincice bir ihtişamla bütün heybetleriyle çarpışarak,
İkiye bir kırılırlar.
Sonra ne kadar gözlerimden akamayan yağmur varsa,
Tam da o kadar yağmuru,
Gökyüzünden yere akıtırlar.
Şimşekler çakarkense gülümserim hep
Öyle ya mutsuz fotoğrafım azdır benim.
"Korkuyorum!"diyecek kimsemse, hiç yoktur.
Ben ne zaman
Sadece "Peki" desem,
Yıldırımlar düşer bir yerlere.
İşte sırf bu sebepten yağmuru sevmem.
Ben "Peki" dedikten sonra
Yaş tanelerimin nereden yağmur olup
Nereme yağdığı ne mühim!
Cemre.Y.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Sen Bilirsin Yine De

...Sen Bilirsin Yine De...
Durup akıl danışmak lazım beyne...
"Kaçmak mı gerek yine
Bütün sev-i eylemlerinin hepsinden."
Yoksa...
Bir şans daha mı tanımak lazım?
Rüzgarının götürdüğü yere...
Ama unutma,
"Artık yaprak bile kımıldamaz!" diyordun kalbinde
"Şimdi kelebekler uçuşuyor!"
Sen bilirsin yine de.
Bir günlük ömrü var sanılan kelebeğin
Larva ömrünü sen yaşadın yalnızlığınla...
Bir şansın var daha hayata
Diyebilirsin mesela;
"Bu dünyaya bir daha gelmeyeceğim,
Kime ne!" diyebilirsin.
Ya da kelebekleri kurutup
Koleksiyon yapmaya başlayabilirsin nihayet!
Sen bilirsin yine de...
Cemre.Y.

9 Temmuz 2017 Pazar

Doğum Günü


...Doğum Günü...
Ülkemde ve yüreğimde olmaması gereken
Ne çok şey oluyordu...
Ben gülümseyiş perdelerinin ardına saklanmaya çalışırken
Saçlarım yolum yolum elimde kalıyorken seni unuttum!
Özür bile dilemiyorum!
Ama seni seviyorum!
Daha bir günlük bebek olsan ve ben sana gülümsesem
"Dünyaya geldiğine hiç pişman olma emi bebek!"desem
Affeder misin beni?
Cemre.Y.

27 Haziran 2017 Salı

Beynimi Ziktiniz

...Beynimi Ziktiniz...
"Sevgili Günlük" diycem samimi olmuyo işte bu başlık!
"Cancağızım..."
"Üç kuruş fazla verip sessiz süpürge alsanıza len!
Gereksiz ramazan davulcusu gibi
Üç gündür beynimi ziktiniz yeminlen!" dedirttiler yani.
"O da mı nereden çıktı?"
Dur birer bira açalım da anlatayım sana durumumu,
Şekerim biliyosun on beş gün önce yalnız başıma enfes bir tatil yapmış
Ama Ruslar bilem ailecek geldikleri için
Koca adayımı (Sevişmek istesen çok vardı da) hala bulamamışım.
Sayfalarımda "Huzuur" diye diye,
Huzur baba gibi tertemis mis, kıymetlimis gibin evime dönmüş,
Bir hafta insan gibi çalışıp, bayram tatilime girmişim.
Eh mod bu olunca, uslu, huzurlu bir tatile fittim yane!
Zaten güzelim tatilimin kredi kartı borcu mabadımdan henüz çıkmamış,
Bari evimde mutlanayım dedimdi dimi!
Daha bayram sabahı eşleri namazdan çıkmadan başladılar,
Hamarat hanımlar süpürmeye "Vıııyynnnn" da "Vııyynnn!"
Hadi neyse bayramdır dedim.
Zaten gül gamzelim gelip beni şereflendirmiş,
Dayımlardı, teyzemlerdi, hasret gidermelerdi derken
Gün akşam olup, geceye çatmış.
Yosun gözlüm kediciklerini (torunlarımı)
Ertesi gün pirelerinden kurtaracağı için bende kalmamış.
Zaten yine terk edilmek bana çok koymuş!
Bunlar başladılar mı yine,
Bütün mahalle...
"Vıııyynnnn" da "Vııyynnn!"
Hadi neyse eş, dost, kalabalıktan kalanlardır dedim.
İkinci günün sabahına da aynı seslerle uyandırıldım!
"Vıııyynnnn" da "Vııyynnn!" süpürüyorlardı yine!
Terasa çıkıp bağıracaktım neredeyse,
"La oğlum daha dün gecenin 23:00''ünde süpürdünüz ya,
O saatten bu saate ne oldu da yine süpürüyorsunuz!
Ne ara bütün odaların içine sıçtınız!"
Neyse bayramın ikinci günüdür dedim.
Üçüncü gün ya bugün,
İnsaf ettiler!
Sabahın 09.30'unda aynı anda prize takıldı bütün fişler!
"Vıııyynnnn" da "Vııyynnn!"
"Ulan yarın olsa da işe gitsem ama evimi de özledim ki ben!" derken,
Bloğuma birkaç şiirimi paylaştım,
Biraz tewetter'de, biraz instagram'da,
Azıcıkın da facebook'umda gezindim derken!
Sosyal medyalar çok zaman alıyor zaten.
Kaç zamandır kendimi yeterince sevemediğim geldi aklıma.
Çünkü öğreneli çok olmuştu,
Kendimi sevmeyi çok ertelediğim zamanlarda,
Azıcık depresif, çokça da mutsuz oluyordum!
Azıcık da içince, kendi kendimi baştan çıkartmam zor olmadı oysa,
Kırmızı çarşafıma hiç de uymayan gratis poşetlerinden altlık yaptım.
Hemmen uygun bi video buldum,
Soyundum.
Tam moduma gireceğim, mahallemin teyzelerinin,
Üç gündür sabah ve geceye ait olan absürd sesleri,
Kulağımı tırmalamaya başlamaz mı!
"Vıııyynnnn" da "Vııyynnn!"
Sanki sıçtım ben evlerin hepsine,
Süpür süpür bitiremediler!
Ya onlara kızıp, sinirlenip, en yakın pub'a atıp kendimi,
Şuh bakışlarla nihayet geceye satacaktım.
Ya da sabredip, sükut edip,
Kulağıma kulaklıklarımı takıp,
Kendimi, her zerremden yine sevecektim.
Öyle de yaptım!
Cancağızım...
"Ohhooo ne köpürüyorsun benim yerime,
Bir huzur, bir rahat vermemişler sana ya!" derken anladım sevincini.
Merak etme beni.
Merak...
Et...
Me!
Sana beni anlatırken, beni hasetleneceğini hiç fark edemedimdi bugüne kadar.
Senden de özür dilerim.
Zira!
Kendimle, kendimi severek ilgilenirken,
Hiç sırtımdan hançerlenmedim ben!
Uslu, mutlu, muzip bir gülümsemeli,
Bütün özellerimi toparlayıp,
Bir sonrakinde kendimin bile zor bulacağım bir yere sakladım.
Sonra dedim ki mahallemin hamaratlarına!
Siz her ne kadar bütün bayram tatilim boyunca
"Vıııyynnnn" da "Vııyynnn!" beynimi ziksenizde!
Hala kızımın bütün akrabalarıma tembih ettiği gibi,
Benimle birimizden birimiz ölene kadar,
Sevgili koca olacak birini hayla bulamamış olsam da...
Affettim lan hepinizi, mutluyum ben ama nütfeenn,
"Üç kuruş fazla verip sessiz süpürge alsanıza len!
Gereksiz ramazan davulcusu gibi
Üç gündür beynimi ziktiniz yeminlen!" dedim mi dedim.
Neyse cancağızım!
Sana absürt gelecek ama,
Yarının Çarşamba olması umurum dışı,
Mutlu olduğum her ertesi gün bana, Pazartesi!
Sahi sen nasılsın?
Hayla alkolik kocanı, kendinden yirmi yaş küçük veletlerle
Aldatmaya devam mı?
Cemre.Y.

Bir Damla Gözyaşında Boğulabilmek

...Bir Damla Gözyaşında Boğulabilmek...
Okyanus kuytusu derin gözleri.
Öyle uçsuz bucaksız bir ummandı ki
Göz pınarlarımdan akan
Birer damla berrak suya
Hiç düşünmeden
Parmak uçlarıyla dalmıştılar.
Benim dilim, damağım,
Ağzım, burnum okyanusa dalmışken.
Şimdi bizi kristal fanuslara koysalar kaç yazar!
Mesele balık olmak değil azizim.
Mesele kaç günlük ömür kaldığı değil!
Aşk ya da sevdanın ölçüsü hiç değil!
Mesele...
O gözlerin okyanus kuytusundan
Yüreğine inebilmek.
Mesele...
Onun bir damla gözyaşında,
Bütün yaşları çölmüş gibi...
Sen o çölde
Küçücük bir balıkmışsın gibi...
Boğulabilmeyi göze alabilmek!
Mesele…
O gittikten sonra bile sevebilmek.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...