şehvet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şehvet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2024 Cuma

Oysa Ben!

…Oysa Ben!…
Oysa ben!
Omuzuna yaslanıp,
Sessizce ağlamak isterim sevgilimin!
Neden?
Niçin?
Sorgulamasın gözümün yaşı bitene kadar!
Sadece sarılsın,
Sımsıkı sarılsın,
Yüreğinin çırpınışını hissedeyim o sarmalanışta.
Ben hıçkırırken o,
Saçlarımı okşasa usulca.
Ne ben bilsem,
Bütün erkeklerin duygusal devinimlerden nefret ettiğini!
Ne o aklından geçirse!
"Eeee!
Sevişme faslı ne zaman?" diye.
Bi dursa,
Bi dursak öylece,
Söz, anlatacaktım en kısasından hikayemi,
Oysa ben,
Ben bugünlük şehvetini değil!
Şefkatini isterdim sevgilimin!
Eksiklerimi tamamlasın,
Sadece dokunsun,
Dokunayım,
Sarsın,
Sarmalayayım!
Cemre.Y.

28 Ocak 2020 Salı

Yalnızlık Senfonisi

...Yalnızlık Senfonisi...
Sabah sabah...
Radyoda çıkan şarkıya burnunun direği sızlar mı insanın?
Tamam...
Hava aydınlanmamış daha,
Tamam yoldayım,
Tamam yağmur da yağıyor lakin!
Şarkıda...
"Hangi şehir bizi bağrına basar." diyor ya...
Nasıl akmasın şu gözyaşları,
Nasıl oluşmasın boğazının ilmeğinde bir yumru!
Hani hep diyorum ya,
Gün...
Bir şekilde geçiyor da...
Lakin üstüne bir de şu geceler olmasa!
Nasıl da omuz başlarına yükleniveriyor,
Bütün bir ömürlük gecelerin yırtıcı sensizliği.
Gayri sözlü şarkılar dinlemem diyorsun,
Bu sefer de o da şarkı olmuyor ki azizim.
Sesleniyorsun kimsesiz gramofona!
Çal oradan bize bir yalnızlık senfonisi.
Cemre.Y.

21 Haziran 2018 Perşembe

Cancağızım

...Cancağızım...
Kadın verandada oturmuş okyanusa doğru derin derin bakıyordu.
Bütün kışları ruhunu dondururken,
Yalnız yağmurları evinin camlarını ağlatırken,
Sisli camların içinde boğulmaktan korkarak hemencecik bir kalp çizip
İçine koyacağı isimlerin
Baş harflerinden diğerinin ne olacağını bilemezken,
Hep bugünü beklemişti.
Nihayet yazın başladığı gündü o gün...
Kalktı, radyosunu açtı son ses...
Biliyordu ki sıradaki şarkı hangisiyse artık ona gelecekti.
Şansına Keiko Matsui-Steps Of Maya çıktı.
Kadın içinden coşan bir sevinçle gülümseyerek teşekkür etti evrene!
Mutfağa gitti, dolabı açtı,
Şöyle güzelce bol buzlu en sevdiği birasını kadehine doldurup
Verandasındaki yumuşak koltuğuna iyice kuruldu.
Bir sigara yaktı.
Astımına aldırmadan deriin bir nefes çekti.
Birasından içten bir yudum aldı.
Okyanusun dalgalarını seyretti,
Köpüklerin şehvetengiz bir şekilde kumlarla sevişişini...
Sonra gözlerini kapattı.
Yine gülümsedi.
Bu sefer tamamen içindendi, eksiksiz bir gülümsemeydi,
Nihayet tam'dı yani.
Gözlerini huzurla yeniden açtığındaysa
Daha yarım saat önce yemek sonrası yürüyüş için tatlı tatlı atıştığı
Birkaç yıllık kocası tam da burnunun dibindeydi.
Adam gülümseyerek
"N'oldu hatunum,
Yıllar önce bana verdiğin söz ile seninle koşarım bile deyip de
Yarım saat önce dizinin ağrısını bahane edip
Beni yalnız başıma,
Yürümeye yolladığını mı düşünüyorsun öyle hınzır hınzır!" dedi.
Şimdi de radyoda
"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam!" çalınıyordu son ses.
Kadın adamının burnunun ucuna bir öpücük kondurarak radyoyu işaret etti.
Adam hemencecik anladı.
Yürüyecek mecali olsaydı kadını onu asla yollamazdı.
Üzülüverdi kadınının dizinin ağrısına!
"Aman be sultanım sabah yürüdük zaten,
Hem bu kısacık yalnızlıklar da iyi geliyor bize,
Ben giderken seni özlüyorum, sen kalırken beni.
E!
Fena mı yani!" diyerek,
Kadının kemiğinin içinden ağrıyan sağ dizinden öpüyor.
Kadının aklına annesi geliveriyor birden!
"Hala öpünce geçiyor muş be anne'm." diye geçerken içinden
Burnunun direği sızlayıveriyor.
Adam bir an utanıyor yaptığı hareketten,
Sanıyor ki yarasının yerini gösterdi diye üzüldü kadını!
Kadın usulca doğrulup öpüyor adamı yüreğinden.
Zamane hatunları gibi lafı eveleyip gevelemeden,
Türlü çeşit dolambaçlı dolaylı tümleçlerle adamının beynini yormadan
"Hakikaten saf sevgiyle, şefkatle öpünce geçiyormuş be adam,
Anam da böyle öperdi, çocukluğumdan öptün ya sen beni,
Hadi biraz yüzelim madem!" diyor.
Adam anlıyor!
Adam için,
Bir kadını anlayabilmek kadar daha büyük bir mutluluk yok dünyada!
"Şimdi bu ne demek istedi?" yok.
"Ya ben yine ne yanlış ya da doğru yaptım?" yok.
"Anam bu kaç yıl öncesinden bir gönderme acaba?" yok.
"Tüh ya!
Kadınımın dizi ağrıyor diye benle gelemedi ama
Ben az önce kumsalda tek başına koşan o genç hatunun
Löp löp atan sağ ve sol lobuna gözlerinin takıldığını mı hissetti acaba!
Yok yok o kadar da değil…"
Ama en azından anlık göz atışı olduğunu da hissetmiştir kadını.
Yani o genç hatun sadece savura savura koşuyordur.
Adamı zihninde onu o kumsala yatırıp
Gençliğinde olduğu gibi hayalinde sevişmemiştir en azından!
Kaldı ki hatununun da zaman zaman,
Yakışıklı bir bey'e gözleri takılıp kalmıyordu hani.
Neyse ki sadece birbirlerine bakıyorlardı uzun uzun,
Hatta bazen hiç göz kırpmadan!
Üstlerinde ne varsa soyunup el ele koşuverdiler okyanusa...
Artık eskisi kadar uzun süreli yüzemiyorlardı,
Hemen yoruluyorlardı zaten.
Durup, ufka baktılar, güneş batıyordu,
Göz göze geldiler, uzunca öpüştüler!
Kadının epeydir jöle gibi olan memeleri
Ne kadar da diri görünüyorlardı akşamın serin sularındayken.
Adamının epeydir uyuyan prensi nasıl da uyanabilmişti böyle birden!
Aylardır güvenli yataklarında birbirlerine sunamadıkları mahremlerini,
Mahremsizce sundular birbirlerine!
Zaman...
O anlar'da durmuştu sanki iki sevgiliye...
Mutluluk sarhoşuydular,
Sarılıp, öpüşüp kumsala, verandalarına baktılar uzun uzun...
Orası mutluluklarının ilk durağıydı, bu okyanus ise son durağı!
Neredeyse öleceklerdi hazzın doruğundan.
Sonra gözleri ışık oyunu oynadı onlara.
Verandalarına yaklaşan iki genç vardı, bir kız, bir oğlan!
Yüzlerini yeniden yıkadılar, yeniden baktılar ama hala oradaydılar!
Ah ne kadar da...
Oğlan adamının, kız da kadının gençlik fotoğraflarına benziyordular!
Kızla oğlan konuşa konuşa verandadan eve geçtiler!
Hırsız mı yoksa bunlar!
Odaları teker teker gezip tekrar verandaya çıktılar, kız endişelendi
"Bira kadehindeki buzları erimemiş daha!
Zaten sigarasını da hala tam söndürmeyi öğrenememiş!
Benim annem uzakta olamaz!"
"Oğlan endişelendi.
"Babam ancak uzun yürüyüşler sonrası bir puro yakar
Ve beyaz şarabının son yudumu da hala kadehte!
Benim de babam uzakta olamaz!"
E hani siz bu geceki rakı balık davetimizi
Biriniz babanıza gidecek,
Diğeriniz ananıza gidecek diyerek koalisyon kurup bizi reddetmiştiniz!
Hayır, o kadar endişeli bir sesle konuşuyorlar ki,
Neredeyse birbirlerini suçlayacaklar!
Ölmüş numarası da yapamayız yani!
Yani okyanusun kuytu bir köşesinde bile olsan,
Kaç yaşında olursan ol denize çıplak girmiycen anacım!
"Evlilik yıl dönümümüz kutlu olsun adam!
Sen şuraya yüz, ben şu köşeye...
Herkes kendi evladından istesin havlusunu,
Ayıp diye bir şey var bu dünyada!"
Ya bu geceden, ikimizin bir çocuğu olursa!
Cemre.Y.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Sevdanı Hissedeyim

...Sevdanı Hissedeyim…
Ve okşasın saçlarını parmak uçlarım.
Ve omzunda ağlayayım hıçkıra hıçkıra,
Bütün kırgınlıklarıma, özlemlerime,
Hatta öfkelerime rağmen!
Sen sustur hıçkırıklarımı öpücüklerinle.
Şehvetini değil de sevdanı hissedeyim.
Cemre.Y.

27 Ekim 2017 Cuma

Olabilirdi

...Olabilirdi...
Of diyorum off!
Şimdi bir sahil kasabasında,
Salaş bir meyhanede
Güneşimin...
Denizin ortasından yok oluşunu seyre dalmak,
Gün batımını izlemek vardı.
Masamda balık ve acılı şalgam ve roka...
Ve sen varken ha!
İçimdeki kalabalıklar birbiriyle,
Derin bir muhabbete dalmışken...
Biz öylece susmuş iken sen,
Ansızın gelip!
Gözlerimden akan birer damla yaşı,
Parmak uçlarınla dağıtmadan,
Alıp, içerdin belki...
Tutardın belki ellerimden,
Ben bende kayboluyorken!
Sen ilkim olurdun belki!
Şehvetle değil de,
Şefkatle öperdin dudaklarımdan!
Severdin beni, çok severdin belki,
Beraber ağlardık sebepsiz gidenlerimize,
Beraber gülümserdik,
Denizin ortasından doğan güneşe,
Ve hayallerimize,
Ve geleceğimize.
Belki yürekten gülümserdik bize!
Olamaz mıydı?
Olabilirdi.
Kimim sahicisinden benim hayalime,
İçten bir "Amin." dedi ki
Sevinin öyleyse olmadı gitti.
Kem gözleriniz hala baki!
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

Olamaz Mı?

...Olamaz Mı?...
Şehvetli anlar bittiğinde
Ayakların hala ayaklarımı şefkatle sarıyorsa,
Göğsümde uyuturum seni.
Kalbim, şefkatli ninniler söylerken sana,
Ellerim saçlarını okşarken sabaha kadar!
Omzun açılıverse yanlışlıkla
Uykum sana uyanır,
Omzundan öper üzerini örterim.
Olamaz mı?
Cemre.Y.

18 Ekim 2017 Çarşamba

Mühürlemiştir Seni Kendine


...Mühürlemiştir Seni Kendine...
Hani en büyük kavgalarınızın birinin
O uzun suskunluğunda
Uykusuzluktan kırıldığın, 
Yorulduğun ve uzandığın o koltuğa
Yavaşça sokulur ya adam!
"Tamam" dersin,
Herkes gibi sevişerek barışacak seninle.
Susturacak beyninde ve kalbindeki bütün savaşları,
Silecek bütün soru ve ünlem işaretlerini ama
Sonrası yerli yerine konuverecek hepsi birden!
Usulcacık yaklaşır adam sana…
Uzanıverir bedenine boylu boyunca!
Saçlarını koklar, boynunu koklar, 
Yüzüne dokunur ve bir tek kelebek öpücüğü kondurur
Dudaklarının kenarına!
Yine geldiği gibi,
Etine dokunmadan uzaklaşır bedeninden.
Ne cinsellik vardır orada, ne şehvet, ne ihtiras!
Orada bir tek kaybetmek,
Orada bir tek kaybedilmek istememek korkusu,
Orada sadece şefkat,
Sadece hasret ve gerçek sevgi vardır.
Çünkü bilir ki o senin yüreğine ait olmasa,
Hiçbir şekilde yaklaşamazdı artık yanına, 
Asla dokunamazdı sana
Bilir artık onunla olsan da, 
Onsuz olsan da ona aitsindir,
Mühürlemiştir seni kendine.
Cemre.Y.

9 Ekim 2017 Pazartesi

Islak Kedi Yavrusu

...Islak Kedi Yavrusu…
Boşver be kalbim....
Sen sevdaya susadın,
O sadece şehvete...
Yolla sarı sandığına....
Yaradan bilir hep onun, 
Sadece onun olduğunu, 
Yüreğin şimdilik ona aitken...
Varsın olmasın sana artık 
Onun yüreğinde bir gram sevda, 
Sen sevdin ya doyasıya...
Ve bir kez daha "Herkes sen gibi,
Sever sandım" diyecek ya başka bir yürek, 
Sen bile artık onu sevmiyorken...
Şimdi ve son kez soruyorum ey yüreğimin çiziği,
Tut ki yağmurda ıslanmış,
Annesini kaybetmiş o ıslak kedi yavrusuydum. 
Alıp sevmeyecekmiydin bir kez olsun, 
İçin acımayacak, yüreğin üşümeyecekmiydi, 
Evdekilerle kavga etmeyecekmiydin, 
Biraz olsun kalsın diye, ben sensizlikten titrerken...
Halbuki ben seni,
Bütün hayatın kadar sokakta ıslanmış,
Halbuki ben seni bütün hayatın kadar 
Annesiz, babasız, akrabasız,
Hatta kimsesiz kalmışcasına
Çok ama çok sevmişken…
Cemre.Y.

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Susarak Sevdik Birbirimizi

...Susarak Sevdik Birbirimizi...
Biz seninle…
Susarak sevdik birbirimizi ey sevdiceğim…
Sese harcamadık kelimeleri,
Gözlerimizle konuştuk, söyleştik çoğu zaman.
Biz seninle…
Dokunarak sevdik birbirimizi ey sevdiceğim…
Şehvete harcamadık şefkatimizi,
İçimiz titrerdi birbirimize dokunurken çoğu zaman.
İşte o yüzdendir kimse hiçbir şeyi anlayamaz bize dair.
Hep sorarlar gereksiz yerlerde,
Ne var sende?
Ya da ne var bende?
Yüreğindekini gözleriyle anlatamayanlar,
Anlayamazlar…
Cemre.Y.

6 Haziran 2017 Salı

Tarotlarla Umut Satın Alanlar Yalan Onlar

...Tarotlarla Umut Satın Alanlar Yalan Onlar...
Aşkı sığ bedenlerinin,
Derin cennet vadilerinde sananlarla,
Maddesel maddiyatın,
Şehvetengiz oyunlarından haz alanların,
On beş günde bir gittikleri,
Ellerinde bir deste tarot,
Geleceği daha iyi gördüğünü sanan,
Cinsel kimliklerini,
Vücutlarını satmadan sunabilecekleri,
Tek meslek olan, tarotçuları vardır.
Hep aynı tek düze cümleleriyle,
Gidenin ardından,
“O pişman olup gelecek
Ama sen kabul etmeyeceksin.”li
Yeni aşk kapıları aralayan.
Bir de benim gibi,
Sadece hayalleri değil,
Umutları da dibe çökenler vardır,
Umudu cebindeki son otuz beş liraya,
Ayda yılda bir satın alanlar,
Tarotçu oğlanın yanından
Her çıkanın yüzünde lastik gibi sırıtışla,
“Ayy her şeyimi bildiii, yeni bir aşk varmış banaa” lı
Ağdalı cümlelerinde boğulurken,
Yüzlerimizde asılı kalmış çaresizlikle,
Çöküveririz taraotçu oğlanın karşısına.
“İçinden dilek tut,
Kartları sol elinle ikiye böl şekerim,
Sonra yine sol elinle yirmi bir kart seç!
Ayy! Bakmaya çalışma kartlara şekerim,
Çok da acelemiz var galibağ!
Bak ben sana neler diyeceğim!” i sıralayıp
Yüzümüzden gözümüzden okurlar,
Her gece yastığımıza
Gözyaşlarıyla sakladığımız geçmişimizi.
Ezber cümleler başlar geleceğe dair,
Bizi beğenen biri hep vardır.
Bizi bekleyen bir iş kapısı.
Birkaç yıla varmaz parmakla gösterilecek olmamız.
En son hangi cümlede bütün kartlarını
Oğlanın suratında dağıttığımı hatırlamıyorum.
Sanırım,
“O pişman olup gelecek…
Ama sen onu istemeyeceksin.” li bir cümleydi.
Ben onu istemeyecekmişim miş!
Bilemedi işte!
Onun, hayatım boyunca,
Bana karşı pişman olunacak,
Tek kötülük yapmayan
Tek adam olduğunu.
Benim, bir “Gel” dese,
Kalbim kaburgalarımı çatlatırken,
Yüreğimin telleri sevda türküleri çala çala,
Kanatlanıp ona uçacağımı da bilemedi.
Onu unutmaya çalıştığım hayallerde bile
Tek taraflı sevilirken ona ihanet ettiğimi hissettiğimi,
Sevmediğim biriyle hala asla sevişemediğimi,
Her seferinde onun,
Başkasına aşıkken benimle nasıl tutkulu
Sevişmeler yaşadığını anlamaya çalıştığımı,
Anlayamaya, ne beynimin,
Ne de yüreğimin yetmediği
Acılar çektiğimi de bilemedi.
Tarot kartları uçuşurken havada
Bir daha ben gibi, sadece birini
Sevmekten usanmayanları
O kapıdan sokmamaya yemin etti.
Sevmekten de,
Sevilmekten de,
Sevişmekten de,
Çoktan vazgeçtiğimi de bilemedi.
Dudaklarımı beni ilk öptüğü ana mühürlediğimi,
Ve onu çok ama çok özlediğimi de bilemedi.
Ya da ben herkes değildim.
Bilemedi işte!
Hiç kimsem beni bilemedi.
Cemre.Y.

26 Mayıs 2017 Cuma

Şiirim

...Şiirim...
Şiirim…
Ben senin, gözlerinin ala toprak rengi elasına,
Gök rengi, sema-i mavisine,
Zeytin siyahına, gece gibi…
Ya da su yosunu yeşiline değil be canım!
Ben senin bi tek ışıltılı, o bakışına vuruldum
Şiirim…
Ben senin ateşten gömlek şehvetine,
Bir geceden, o gecenin sabahına kadar olan uykuna,
Bir şeylerden ertelenmiş zamanına…
Ya da canının istediği herhangi bir an’ına değil be canım!
Ben senin, bana yaratabildiğin, her anına vuruldum.
Şiirim…
Ben senin arzularının zamansız depreşimlerine,
Anlık histerilerine,
Şefkatimden yoksun ama şehvetime hayli karışık!
Ya da sevgime muhtaç anlarına değil be canım!
Ben senin, bende cenneti buluşlarına vuruldum.
Şiirim…
Ben senin tenine değil,
Ben senin cinsiyetine değil,
Ben senin…
Ben senin…
Kimselerin anlayamadığı, bilemediği, dokunamadığı!
Ruhuna dokundum da
Sen yine de “Sustun!”
Şiirim…
Seninle her gün…
Tan yerinin ağardığı ve benim hala nefes aldığım
O… her yeni gün…
Sabah güneşine,
Gözlerimi senin adınla açtığım andan itibaren,
İstisnasız o her yeni gün.
Yeni bir umuttu bana!
Kimine göre ve aslında en çok da sana göre,
Gizlerden bile sır kalması gerekti!
Hatta insanoğlu denen kul milletine göre
Günahkar ve bir o kadar da yanlış bir masaldık biz.
Ben yine de “Sustum!”
Şiirim…
Ben seninle, gecenin herhangi bir anında,
Uzayın herhangi bir yerine yanarak düşen,
Herhangi bir gök taşıyla yok olabilirdim!
Ve herhangi bir denizin sahilinde,
Romantik bir aşk masalını yaşadığını sanan herkes bunu,
Her zamanki gibi sadece…
Bir dilek dilenmesi gereken ve kabul olacağına inanılan!
Nadir bir yıldız kayması sanarak dileğini dileyebilirdi
Üstelik!
O dilenen, dileklerin hepsi…
Kabul olabilirdi!
(“Oldu!”)
Sustum!
Şiirim…
Ben senin tenine değil,
Ben senin cinsiyetine değil,
Ben senin…
Ben senin…
Kimselerin anlayamadığı, bilemediği, dokunamadığı!
Ruhuna dokundum da
Sen yine de “Sustun!”
(Senin… paşa canın sağ olsun!)
Şiirim…
Oysa sen…
Hep bir vardın…
Hep bir yoktun!
Söyle, benim duam…
Ne zaman kabul olacak?
Söyle, benim yıldızım
Sana, o, en olmadığım anda
Ne zaman kayacak
Senin o tek ve eşsiz ruhuna?
Daha…
Kaç aşk yıldızı kadar
Yok olmalıyım senden mesela?
Sahiden?
Herkes bana hala
Seni soruyor!
Sahi mutlu musun şimdi?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...