kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2026 Salı

Yine Yağmur

...Yine Yağmur...
Daha dün sabah bembeyazdı İstanbul'umun çatıları.
Birkaç gün daha yağar diyordum kar taneleri.
Terasımın karlarında kahve içecektim daha.
Bu sabah da aynı beklentiyle uyandım ama
Ne kar kalmış ne de heyecan, her yer yine yağmur.
Şimdi hayallerimin kırıklarıyla oturmuş çay içiyoruz.
Cemre.Y.

1 Ocak 2026 Perşembe

Anason Kokulu Günaydınlar

...Anason Kokulu Günaydınlar...
Birazdan anason kokulu günaydınlar başlar.
Dün akşamdan kalan dağınıklıklar toparlanır yavaştan.
Salonun en güzel köşesinde yer alan
Işıklı çam ağaçları nasıl da üzgündür şimdi.
Bir kez daha aynı heyecanla kurulmak için,
Koca bir yılın daha bitmesini bekleyecek çünkü.
Tombala pulları da en az yılbaşı ağacı kadar üzgündür.
Ben mi?
Ben anason kokulu günaydınları geçeli çok oldu.
Hem yeni yıla dair hiçbir umudum kalmadığından,
Hem dilediğim bütün dileklerimin hala havada kalmasından.
Hem de artık rakıya da, acılı şalgama da ulaşamadığımdan.
Öyle yeni yıla girmek için gece on ikiyi falan beklemiyorum,
Çünkü yeni yıl heyecanımı da çaldılar benden.
Uykum gelince uyuyor, uykum bitince uyanıyorum.
Sade bir kahve eşliğinde güne başlamayı çok severdim ya
Kahveye de eskisi kadar ulaşamaz olunca,
Demli bir çay eşliğinde güne günaydın diyorum.
Öyle zeytinli, peynirli, ballı, reçelli kahvaltılarım da yok.
Ekmeğe katık ne varsa en güzel kahvaltı işte, günaysın madem.
Cemre.Y.

30 Ekim 2025 Perşembe

Hayata Dair Hala Bir Umut Var

...Hayata Dair Hala Bir Umut Var...
El, ayak üşüten bir ekim sabahındayız sevgilim,
Sevgilim dediysem de varlığına dair değil.
Her ne kadar yağmurun ardından doğan güneş içimizi ısıtsa da,
Sonbaharın son demlerine doğru adım atmaktayız.
Önümüz kış.
Ama artık korkmuyorum ne ayazdan ne kıştan.
Korkularımın da korkusu geçti nihayet!
Bir kahve fincanına bakar ellerimin ısınması.
Bir sıcak su torbasına bakar ayaklarımın ısınması.
Ufaktan bir gülümseme sıkıştırdım iki cümlemin arasına
İşte tam da o anda...
Küçük bir kuş kondu karşı binanın çatısına,
Cıvıl cıvıl şarkı söylemeye başladı bana bakarak.
Vardı işte!
Hayata dair hala bir umut vardı.
Ötesine "Mevsimiydi." der geçerim.
Cemre.Y.

14 Eylül 2025 Pazar

Gülümse

...Gülümse...
Günaydın ey benim kırgın kirpiklerini tel tel öptüğüm.
Uyandıysan yeni güne,
Pencerenin perdelerini kenara sıyırırken,
Mor çiçekli sarmaşığın sana selam verdiyse gülümse.
Gitti, daha da gelmez dediğin güneş,
Bulutları kovalayıp konduysa terasının baş köşesine,
Hafif bir rüzgar öptüyse omuz başlarından gülümse.
Sade kahvenin yerine güne demli bir çayla başladıysan,
Aç karnına içilen ilaçlarına bu sefer ara verdiysen,
Derin bir nefes çektiysen sigaranın dumanından,
Her şeye rağmen, herkese rağmen yaşıyorsan,
Gülümse!
Hem de hayata inadına gülümse.
Günaydın ey benim pazar sabahım sana da günaydın.
Cemre.Y.

22 Ağustos 2025 Cuma

Az Önce Güneşi Batırdım

...Az Önce Güneşi Batırdım...
Az önce güneşi batırdım,
Yosun gözlerinin maviye çalan ela tav'ında.
Gözlerinin irislerinde ne çok mavi gizli,
Ne çok gri, ne çok sarı, ne çok kahve.
Belki sen bile bilmiyorsun ama!
Ne çok yeşil saklı her bir haresi birer hazine gibi.
Birkaç damla gözün yaşı saklanmış kirpiklerinin ucuna,
Alıp usulca öptüm onları hissettin mi?
Sana...
"Beni şimdi sevme!" diyemem ama!
"Sakın ha, beni şimdi özleme, sakın ha kınalı kuzum."
Birçok şiir gibi...
Birbirimizden...
O son gün, son kez...
Geçip gittik biz.
Sen benden çoktan caydın,
Ben bana kaldım hepsi bu.
Az önce güneşi batırdım,
Yokluğunun bilmem kaçıncı akşamında
Geceye de selam olsun ki
Bazı bazı yokluyor bizsizliği!
Yoksa şiir dediğin ne ki!
Cemre.Y.

20 Ağustos 2025 Çarşamba

Selam Olsun, Gidene De, Kalana Da

...Selam Olsun, Gidene De, Kalana Da...
Sade kahveyle güne uyanmayalı çok vakit geçti lakin,
Şöyle bir yorgunluktan sonra da,
Kocaman bir fincan sade Türk kahvesiyle,
Günü selamlamak gibiydi kendi kendime gülümsemek.
Gözümden düşeni gönlüme yük etmeyi terk ettiğimden beri,
İyiydim iyi, hem neden olmasaydım ki?
Aferin bana, hem de en kocamanından.
Derin bir nefes kadar yaşıyorum şükür.
Selam olsun, gidene de, kalana da.
Cemre.Y.

7 Ağustos 2025 Perşembe

Yağmur

...Yağmur...
Ey benim gül yaprağındaki yağmur tanelerim.
Nasıl da güzelce, elini yüzünü yıkadınız İstanbul'umun.
Terasıma çıkıp kahveme birkaç damla yağmur damlatayım hele!
Seveyim, sevineyim hiç yoktan.
Öpeyim gülümseyişlerinizin kıvrımlarından.
Aylardır yokluğunuz kavuruyordu yüreğimizi.
Geldiniz, iyi ki geldiniz...
Hoş geldiniz.
Size söz verdim bu gece,
Sitem etmeyeceğim artık çatımdaki tıkırtılarınıza.
Yeter ki ağlatmasın odalarımın duvarlarını.
Cemre.Y.

5 Ağustos 2025 Salı

Yeniden Sevelim, Hiç Yoktan Sevmeyi Sevelim

...Yeniden Sevelim, Hiç Yoktan Sevmeyi Sevelim...
Nihayet rüyası yaşanılası geçen bir geceden sonra,
Sabahına gülümsemelerle uyanılan bir gündeyiz.
Kaç zamandır nefesimiz bile kavrulmaktaydı,
Yıkanır yıkanmaz bile yeniden oluşan terden, nemden,
Yapış yapış iklimden bıkmıştık artık.
Nihayet çay ile kahveyi aynı anda yapacak kadar mutluyum bu sabah.
Hadi gel...
Yeniden sevelim.
Hiç yoktan sevmeyi sevelim.
Cemre.Y.

22 Temmuz 2025 Salı

Nem Yapışığı

...Nem Yapışığı...
Düş yorgunluğuyla geçen nem yapışığı bir geceden sonra
Uykusu yastığına yapışmış derin bir mahmurluk var üstümde
Yeniden uzansam yatağıma rüyası kabus olur
Güne günaydın desem günü dalgın olur.
Ya en sadesinden bir kahve
Yahut en demlisinden bir çay?
Zira yaşamak lazım, hem de inadına!
Cemre.Y.

9 Haziran 2025 Pazartesi

Gelsen Diyorum

...Gelsen Diyorum...
Sana sevgi dolu gülüşler biriktirdim,
Hani gülünce gözlerinin içi ışıl ışıl ışıldayan.
Hani sarılınca kalbinin ritmi kaburgalarına sığmayan,
Kocaman koskocaman sevgi dolu gülüşler biriktirdim.
Yüzümdeki çizgilere, saçımdaki aklara aldırmadan,
Zamanın zembereği bozulmadan gelsen diyorum.
Ne bileyim...
Belki sen de sıkılmışsındır
Çift kişilik kahveyi tek başına yudumlamaktan.
Cemre.Y.

17 Mayıs 2025 Cumartesi

Yağmur

...Yağmur...
İçimin kıpır kıpır güneş sıcağı olması gereken günlerde,
Hiç gelmeyen baharı beklemekteyim hala.
Pencerelerimden puslu gri rengini eksilteyim diye
Dün güzelce camlarımı silmiştim oysa!
Yarın diyordum yarın...
Yarın bahar gelecek, sonrası yaz işte diye avunuyordum.
Yarın olduğundaysa delirmişçesine yağıyordu yağmur.
Dünkü yorgunluğuma kırılmadım.
Salonumun ışıklarını yaktım güneş niyetine.
Çayımın yanına sade kahve de yaptım,
Limon ağaçlarımın yıkanışını izledim penceremden.
Günaydın olsun madem,
Hem de en sadesinden.
Cemre.Y.

4 Nisan 2025 Cuma

Uyan!

...Uyan!...
Hani onu özlemeyi bile unuttuğun yılların ardından,
Öylesi bir pişmanlıkla rüyana akar ya biri!
Sanki gidişine kılıf uydurmak için, almış kucağına bir erkek çocuk,
Bir ona, bir sana sarılır ya sımsıkı!
O sarılmadaki yabancıl hissi sana anlatamam.
Ruhun bilir, tanır ezelindeki o kokuyu lakin,
Sanki sen aynı sen değilsin de o hep,
Aynı aldatışındaki anında kalmış gibi!
Şöyle bir acıma gelir de yoklarsın yüreğini,
Hani sevdayı geçtim de ufacık bir şefkat bari kalmış mı diye?
Bırakmamış!
Kim bilir kaç kere kırdığı, dağıttığı,
İhanet camlarıyla kanattığı yüreğinde tek bir his olsun bırakmamış.
"Uyan!" dersin rüyandaki kendine, "Kaç kurtul bu andan."
Öyle ya...
Pişmanlıksa bu onun pişmanlığı!
Seni kendini düşündürtmesine izin verme biliyorsun ki değmez.
Bu sabahlık sade kahveyi es geç,
Bir fincan çay koy kendine,
Sabah sabah şöyle en güzelinden bir meyhane pilavı demle!
Ne rüya kalsın, ne de kabus!
"Uyan Cemre'm uyan,
Sana ne, senden sonra,
Kim, hangi pişmanlığının denizindeyse!
Aç bir müzik, salın kendi kendine!,
Artık bu hayat senin kime ne?"
Cemre.Y.

25 Ocak 2025 Cumartesi

Geçmişti, Çok Geçmişti

...Geçmişti, Çok Geçmişti...
Çatımdaki kedinin yağmurdan ıslanmış ayak seslerine uyandım bu sabah.
Önce irkildim, korktum da bir hayli.
Rüya mı yoksa kabus mu anlayamadım sandım gözlerimi açarken.
Koştum terasıma bakan penceremi açtım.
Yağmur sicim sicim yağıyordu ılık bir rüzgarla.
Birkaç zamandır terasımı mesken tutan kediyse,
Eternit kaplı çatımdan usulca atladı terasıma.
Dik dik gözlerimin içine baktı sanki ev onun evi de ben misafirim!
Kızmadım bu sefer, oysa gürültüsüyle hep izinsiz uyandırıyordu beni.
Sonra o geliverdi aklıma, çocuk gülüşleriyle hınzırca,
Tam da böyle, yaramaz tıkırtılarıyla izinsiz uyandırıyordu beni.
Nasıl da yatağıma alıp sarıp sarmalıyordum onu.
Öpücüklere boğuyordum yüzünü, gözünü, o sıkılana kadar.
Küçümen ellerini, kollarını sarmalamamdan kurtarana kadar.
Sonra kuruluverirdik kahvaltı soframıza,
Öyle ya günlerden cumartesiydi, gün, bizimdi.
Yüzüme damlayan yağmur tanesiyle kendime geliverdim.
Geçmişti, çok geçmişti, sanki yüzyıl öncesi kadar çok geçmişti.
Sade kahve yapmadım bu sefer,
Çay demledim kendime en kaçağından!
Derin bir nefes aldım ılık rüzgardan azıcık kalbim sancıdı.
Yine de insan özlemiyor değil ayrılıksız vuslatı.
Özlemekse, çocukluğunu özlemekti yani.
Nihayetinde terasıma izinsiz konan o kedi de,
Günün birinde çekip gidecekti hani.
Cemre.Y.

8 Ocak 2025 Çarşamba

Günaydın O Zaman

...Günaydın O Zaman...
Düşün ki...
Uyanmışsın ama,
Geceliğinin bile üşüdüğü sabaha uyanmaktansa,
Ilık bir bahar sabahında güneş makas almış yanaklarından.
Çayını ocağa koyup kapını açmışsın,
Usulca süzülmüşsün günün aydınlığına.
Evinin önündeki verandanın hemen bitiminde,
Bir gelincik okşamış çıplak ayaklarını.
Durduk yere aşık olmuşsun yeniden.
Usulca okşamışsın taç yapraklarını incitmeden.
Alıp içine sokasın gelmiş ya,
Sende biliyorsun dalından koparsan sönüverecek kırmızısı.
Ufacık bir gülücük kondurmuşsun dudağının tam ortasına.
Sonra evine girmişsin, pencerenin perdeleri gelin gibi salınırken,
Çayı falan boşverip bir kahve yapmışsın en sadesinden.
Günaydın o zaman, gün aydın olsun madem.
Cemre.Y.

24 Aralık 2024 Salı

Toz Oluyor Hepsi

...Toz Oluyor Hepsi...
Bizim dost kervanımız...
Kapalı gişe oynuyor bu gece.
Ne vakit dara düşsek toz oluyor hepsi.
Oysa...
Benim ütopyamı da bir sorsaydılar.
Camdan saraylar yapardım her birine.
Eksiksiz mutluluklar sunardım her birine.
Sorgusuz, sualsiz, hesapsız, kitapsız,
Yüreğimin en baş köşesiydi yerleri.
Ama ne vakit ayağım tökezlese, hiç yoktular!
Böyle böyle acılaştı kahvelerin telveleri.
Böyle böyle azalıp bittiler ömrümden.
Cemre.Y.

14 Aralık 2024 Cumartesi

Seni Unutmak

...Seni Unutmak!...
Ne zaman kalabalıklara dalsam,
İlla ki seni soruyor ya birileri...
"İyidir inşallah!" diyorum lakin,
Bitmiyor senli soruları!
Susup kaçıyorum hemen evime.
Sarılıyorum yalnızlığımın omuz başlarına.
Teselli ediyorum kendi kendimi.
Ertesi günün sabahındaysa,
Göz pınarlarımda tuz taneleri,
Dilimde, damağımda paslı demir tadıyla,
Ne çayın çaylığını anlayabiliyorum,
Ne de kahvenin kahveliğini!
En zoru da,
Hani nicedir seni unutmuştum ya,
Unuttuğumu unutturuyorlar bana.
Şimdi işin gücün yoksa,
Gün geceye karışmadan,
Yine, yeniden seni unutmak!
Cemre.Y.

13 Kasım 2024 Çarşamba

Hiç Yoktan

...Hiç Yoktan...
Sabah olsun diye çırpınılan,
Kabusu bol bir gecenin ardından,
Uyandım!
Sade kahvemi içmek aklıma bile gelmedi.
Çay demlemeyi de erteledim.
Durduk yere, sabahın köründe,
Şöyle bolca salçalı, kırmızı, kıpkırmızı,
Tavuk suyuna şehriye çorbası yaptım.
Yine kıştan,
Bir bahar gününü ve güneşimi çaldım.
Şimdi hiç yoktan,
Kırmızıya meyyal bir huzurdayım.
Cemre.Y.

26 Ekim 2024 Cumartesi

Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!

...Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!...
Koca bir ömrün yarısından fazlasını,
Yalnız uyuyup,
Yalnız uyanılan günlerle geçirmiş olmama rağmen!
Bazı günlerin sabahına uyandığım,
Köşe başı yalnızlıklarım var benim!
Gün...
"Günaydın." desem değil.
"Boşver yum gözünü yastığa!" desem değil.
Yatak odamın kapısından köşeyi dönüp hole geçerim.
Mutfağın kapısından köşeyi dönüp ocağa giderim.
Bu sefer içmeyiveririm sade kahvemi.
Çaydanlığın altını yakıp,
Salonumun kapısından köşeyi dönüp,
Her zamanki oturduğum koltuğa oturup,
Köşe başı yalnızlığımın şiirini yazıp geçerim.
Öyle yani!
Köşe başı yalnızlıklarım var benim.
Cemre.Y.

15 Ekim 2024 Salı

Günaydın

...Günaydın...
Günaydın ey sevgili kendim.
Güneşin yüzünden makas alarak uyandığın günler bitti.
Nicedir karanlık uyandırıyor bizi.
Malum, mevsim artık sonbahar.
Ekim sabahları serin olur, ayaklarını üşütme!
En sadesinden kahvene sarılmadan önce,
Sıcacık bir çay demle kendine.
Buruk bir yalnızlık çöreklense de yüreğine.
Üzülme ama!
Sakın üzülme!
Mevsim dediğin nedir ki,
Önündeki kışı da atlat hele!
Gelir elbet, o güzelim güneş güzeli günler.
Senin de mutlulukla salınır beyazlamaya başlayan saçların.
Günaydın ey sevgili kendim, günaydın.
Sarılayım omuz başlarıma,
Gidenlerimin, bitenlerimin yerine,
Şöyle usulca...
Öpeyim kirpiklerimden.
Cemre.Y.

14 Eylül 2024 Cumartesi

Nicedir Aklımdasın Oysa!

...Nicedir Aklımdasın Oysa!...
Günler zerre zerre griye doğru akıp giderken
Yakındır yaz kokuları da çekip gider başka diyarlara.
Renkler solmaya başlar yavaş yavaş.
Deniz soğur, su soğur, yağmurlar soğur yakında.
Zaman, nasıl da zembereği bozulmuş saat gibi uçup gidiyor.
Bu sabah durduk yere, kahvemin telvesine sordum seni.
Nicedir aklımdasın oysa!
Sonra dedim ki kendime bugün cumartesi uyuyordur o daha!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...