beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2026 Cuma

Narkoz Kokusu

...Narkoz Kokusu...
Uyandırıldım.
Burnumun direğinde kesif bir narkoz kokusu
Gözümün birinin ışığı sönük,
Çene kemiklerimde derin bir ağrı.
Acımın acısının henüz farkında değilim.
Halbuki uykuya dalarken,
Rengarenk çiçekler diyarının
Gökkuşaklarına salıncak kurarım belki diyordum.
Olduysa da hatırlamıyorum.
Uyanmasam da hiç gocunmazdım gaip diyara gittiğime.
Uyandırıldım.
İki gündür sağ gözümün içinde cam kırıkları
Beyazının çoğu kırmızıyla kaplanmış ya
Üst kirpiğimi alt kirpiğimle kavuştursam bir dert,
Kavuşturmasam bin dert.
Geçecek elbet, hem de çok yakında geçecek.
İşte o vakit uzun uzun bakacağım rengarenk çiçeklere
Ve derin derin koklayacağım en güzel kokuları.
Madem ki "Gitsem de olur!" deyince gidilemiyorsa öte dünyaya.
Yaşaya yaşaya yaşayacağım bu hayatı ben de!
İnadına ve hem de seve seve!
Cemre.Y.

27 Mart 2026 Cuma

Neyse Size De Günaydın

...Neyse Size De Günaydın...
Gecesi ayaz, sabahı ayaz gri günler bitti nihayet.
Özleminden burnumun sızısı olan güneşim
Beyaz bulutların arasından süzülüverdi nihayet.
Az kaldı içim dışım ısınır yakında.
Bahar bahçe renklenirim sayesinde.
Beni kitap okurken görünce okuduğum kitabın bile
Nasıl olması gerektiğini söyleyenleri de umarsamaz olurum.
Ki mutlaka bir karakteri arkadaşımdır oysa!
Bunu bile anlayamadıklarına güler geçerim.
Öyle ya!
Bu saatten sonra beni yıpratacak insanlara değil,
Onaracak insanlara ihtiyacım var.
Neyse size de günaydın.
Onaracak insanlar çıksın karşımıza.
Cemre.Y.

22 Şubat 2026 Pazar

Lapa Lapa Karlar

...Lapa Lapa Karlar...
Yorgun rüyalarımın kabusundan sabaha sığınıp uyandım ki ne göreyim?
Bembeyaz gelinliğinin duvaklarını çatılara asmış yine İstanbul.
Güneş desen çoktan bulutlarını da alıp gitmişti kaç gündür.
Karanlığı yara yara yağıyordu lapa lapa karlar.
Sanki bu saatlerde insanlar işe gitmek için birbirleriyle yarışmıyorlarmış gibi
Ne korna sesi var ne de başka bir ses, öyle sessiz, öyle huzurlu ki.
İlk defa işsiz olduğuma sevindim, hiçbir yere yetişmek zorunda değildim.
Çok şükür artık bacaların kenarlarını delip evime yağacak kar suyu da yok.
İyi ki evimin çatısını onartırken söküp attırmıştım onları.
Yumuşacık battaniyemle kendimi sarıp sarmaladım.
Hiç yoktan gülümsedim hayata yeniden.
"Günaydın ruhum." dedim kendime, hem de en mutlusundan.
Artık dilediği kadar yağabilir o lapa lapa karlar.
Cemre.Y.

23 Ocak 2026 Cuma

Uçun Gidin Martılar

...Uçun Gidin Martılar...
Deniz manzarası olmayan ilçemin çatılarında martıların ne işi var?
Neredeyse penceremin pervazına konacaklar.
Şurada oturmuş aç karnıma kaçak çayımı yudumlamaktayım,
Kahvaltı desen, daha çok var çorbamı hazırlamama.
Bende olmayan ekmeğimi de paylaşamam.
Uçun gidin martılar, kahvaltısında sucuk olan yerlere gidin.
Buralar ayaz, buralar fakir, buralar kendine zor yetiyor.
Bembeyaz kanatlarınızın yönünü değiştirin.
Uçun gidin martılar, açık büfeli, bol yemekli yerlere gidin.
Hatta mümkünse beni de bir martıya çevirin.
Zira insan olmak zor zanaat ben de sizinle geleyim.
Cemre.Y.

20 Ocak 2026 Salı

Yine Yağmur

...Yine Yağmur...
Daha dün sabah bembeyazdı İstanbul'umun çatıları.
Birkaç gün daha yağar diyordum kar taneleri.
Terasımın karlarında kahve içecektim daha.
Bu sabah da aynı beklentiyle uyandım ama
Ne kar kalmış ne de heyecan, her yer yine yağmur.
Şimdi hayallerimin kırıklarıyla oturmuş çay içiyoruz.
Cemre.Y.

18 Ekim 2025 Cumartesi

Yanılsama

...Yanılsama...
Sen yokkenden beridir saçlarım uzadı.
Üstelik kendi renginin üzerine göz kırpan
Beyaz ışıltılarım da hayli çoğaldı,
Bil istedim.
Lakin dişlerimi hiç sorma!
Ne vakit dara düşecek olup da
Gecesi, günü fark etmeksizin,
Farkında olmadan yine onları sıkmaya evrilsem,
Sanki çatımda olmayan tavan eksiği gibi,
Her biri beşe on kalaslarıma tutunmaya çabalamakta.
Çünkü hayat gibi işte, hayatımız gibi,
Biz hepsini gerçek sanırken her şey implant.
Yanılsama yani.
Cemre.Y.

26 Nisan 2025 Cumartesi

Özledim Sanma!

...Özledim Sanma!...
Ben senin,
Şakaklarındaki beyazlara bile şiir yazdım be adam!
Yüzüne konan kar tanelerinde,
Gecelerce eridim de sevdim.
Özledim sanma!
Şimdi sadece "Ahh!" ettim.
Cemre.Y.

21 Şubat 2025 Cuma

Kardan Kadın

...Kardan Kadın...
Göz kapaklarını kirpiklerinden zorla ayırdı kadın.
Uyanmakla uyanmamak arasında kalktı yatağından.
Ayaklarını sürüye sürüye salonuna gitti,
Camlarının perdelerini sıyırdı hafifçe.
Penceresini açtı derin bir nefes alırken en soğuğundan
Karşı binaların çatılarına baktı uzun uzun.
Yine bembeyaz gelinliğini giymiş İstanbul.
Sokakları çocuk cıvıltıları doldurmaya başlamış.
Yaşlısı genci fark etmiyor azizim.
İstisnasız herkes el açıyor,
Gökten lapa lapa yağan karlara!
O da el açtı işte sonunda göğe, sonrasını düşünmekten cayarak.
İlk defa anı yaşadı, ilk defa içinin içi sevindi nihayet!
Terasına çıktı küçük bir kardan kadın yaptı.
Öyle ya kardan adamı herkes yapardı.
İçinden kikirdedi bu hallerine.
Kocaman bir gülümseyiş kondurdu dudaklarına.
Yaşamak lazımdı azizim,
Mademki nefes alıyorsak lazımdı yaşamak!
Cemre.Y.

10 Şubat 2025 Pazartesi

Kardelen

...Kardelen...
Bembeyaz gelinliğini giymiş de,
Yanaklarından zülüflerini sallandırmış gibi,
Salım salım salınmakta
Karşımdaki çam ağacı.
Oysa sabahın en erken saatinde,
Binamın dış kapısından çıktığımda,
Karşılamıştı beni kardan yollar.
Daha hiç ayak basılmamış,
Tek bir adım dahi atılmamıştı ya,
Bana düşmüştü o karlı yollara iz bırakmak.
Üşüyordum üşümesine de,
Çam ağacını es geçmek de olmazdı yani.
O bana gülümsedi, ben ona.
Günaydınlaşırken bir de ne görsem.
Tam eteğinin dibinde birkaç kardelen!
Durduk yere hayallendim yeniden.
Dedim ki kendi kendime;
Uçurum boylarına gitmeden geliyorsa kardelen,
Dileğimi diliyorum...
"Aşk!" olsun tam olsun.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2024 Pazar

Ben Sustum, Şiir Oldu

...Ben Sustum, Şiir Oldu...
Her şey yazılabilirdi masmavi gökyüzündeki o bembeyaz buluta.
Ben sustum, şiir oldu.
Zira bu aralar gönlüm üzgün.
Cemre.Y.

4 Kasım 2023 Cumartesi

Hiç Yoktan Yine Gülümsedim Hayata!

...Hiç Yoktan Yine Gülümsedim Hayata!...
Sana, serin bir sonbahar sabahının,
Sade kahve kokulu rüzgarından sesleniyorum,
Sana, kabussuz uyunmuş da uykusu alınmış,
Eli, yüzü yastık izi olmuş bir cumartesi sabahının,
Gürültüsüz yağmur çiselerinden sesleniyorum.
Ey benim sevdiğim, sevdiceğim, yürek çiziğim.
Az önce yokladım yüreğimdeki eski yerini!
Az kalsın seni unuttuğumu unutacaktım ya!
Eski bir Türk filmi şeridi gibi geçip gittin gözlerimden.
Sonra siyah beyaz ekran renklendi,
Geçen gün terasa koyduğum buğday tanelerine kuşlar kondu.
Cıvıl cıvıl cıvıldaşıp teşekkür ettiler bana.
Gülümsedim.
Hiç yoktan yine gülümsedim hayata.
Cemre.Y.

25 Haziran 2022 Cumartesi

Haziran Gülüşlü Tebessümler

...Haziran Gülüşlü Tebessümler...
Pencerelerimin perdelerini,
Üçerli beşerli, bembeyaz...
Zambak çiçeklerine terk ettiğimden beri,
Fesleğen yapraklı yalnızlıklarımın yanına,
Rengarenk çiçekli sardunyalar ektiğimden beri,
Asma ağacım yeniden yeşerdiğinden beri,
Biber çiçekleriyle, salatalık çiçekleri,
Ağız ağıza, sarmaş dolaş kavuştuğundan beri,
Haziran gülüşlü tebessümlerim var benim.
Hiç şaşmaz, her cumartesi,
Sabahında sulayıp, okşadığım hayallerim gibi,
Severim her birini teker teker.
Vakti saati gelince de...
Söverim herkeslerimin gizli ihanetlerine.
Sonra da,
Şöyle bir güzelce,
Affederim hepsini gelmişlerinden, geçmişlerinden!
Ne de olsa ömrün sonunda,
Musalla taşında yatan herkesin ardından,
"İyi bilirdik!" diyecekler nihayetinde!
Olsun.
Nasıl olsa...
O gün geldiğinde ben yine,
Düğün salonlarında,
"Ankara'nın Bağları." çalarken yaptığım gibi,
Sözlerinin acısıyla yutkuna yutkuna ağlarken,
Müziğinin ritmiyle de,
Haziran gülüşlü tebessümlerimi takınıp,
Bütün affedişlerimi savura savura söveceğim!
Cemre.Y.

13 Şubat 2022 Pazar

Bana Kalan



...Bana Kalan...
Uyandım, gün, griye bulanmış.
Bembeyaz pamuk bulutlar güneşe küsmüş,
Çekip gitmişler, mevsimi bahar olan diyarlara.
Güneş desen, çoktan yüzünü dönmüş,
Mevsimi yaz olan,
Sevgililerin koyun koyuna beklediği,
Gün doğumu manzarasıyla,
Denizin iyot kokusunun buluştuğu,
Sahili altın sarısı olan kumdan diyarlara.
Ben mi?
Bana kalan...
Pazar sabahıma hiç de yakışmayan,
Puslu ve soğuk bir pencere manzarasından,
Yaprakları çoktan solmuş, fesleğen yalnızlığıyla,
Çiçeksiz sardunyalarım bir olmuşlar,
Öylece bakıp duruyor kahve fincanıma.
Cemre.Y.

7 Haziran 2021 Pazartesi

Aldatmış

...Aldatmış...
Kimilerine, anasının günahı yok,
Nasıl çizsin doğurduğunun kaderini,
"Anası hariç, orrospu çocuğu!"dersin ya hani.
Kimilerine de, çocuğun günahı yok,
Nasıl yazsın doğrultulmasının kaderini,
"Gavatın tohumu!"dersin ya hani!
Nicedir de nicelerimle boğuşmaktayım ya yani,
Anam rahmetli, ne yazık ki, dünyanın en namuslu kadıydı,
Ben ve de dünyaya getirdiğim kızım gibi!
Babam şerefsizi desen,
Trilyonlarca kere aldatmıştı rahmetliyi,
Yer, gök aldatılış dolu yani, doğduğum andan beri...
Şimdilerimdeyse...
Bütün renklerime es vermişim, öyle derin bir aldatılış!
Neyim var, neyim yok beyaza boyuyorum!
Olması gereken bir renk varsa, olsun varsın, yer, gök,
Antik beyaz...
Cemre.Y.

9 Ocak 2021 Cumartesi

Sarılmak

...Sarılmak...
Bir zaman sonra,
Uzakları yakın edemediğin vuruyor insana!
Eskiden, sadece yalancıların maskesi vardı,
Şimdilerdeyse konuşulanları bile anlayamaz olduk,
Yüzlerimize taktıkları beyaz maskelerden!
Çok özlediğini, öyle uzaktan görmek yetmiyor misal.
Şöyle kalbinin kanatlarını hissedecek kadar sıkı,
Kaburgalarını çıtırdatacak kadar sıkı sarılmak istiyor insan!
Sarılmalara bile hasret kaldığımız günlerdeyiz be can.
Cemre.Y.

23 Kasım 2020 Pazartesi

Kader

...Kader...
Ben de şöyle ömrüme...
Bob Ross amcanın, yüzündeki tebessümle,
Titan beyazıyla mutlu beyaz bulutlar çizip,
Gün sarısı rengiyle de,
Altından akan nehre güneş yansıması akıtıp,
Uzaklardaki dumanı tüten ağaç eve,
Patikadan güzel bir yol çevirip,
Yalnız olmayan yeşil ağaçların tepesine,
Oynaşan kırlangıçlar çizmeyi dilerdim.
Lakin...
Kime gösterdiysem yaralarımı,
İlk fırsatta onlar kanattılar ömrümün tuvallerini.
Eninde sonunda hep...
Elimde kaldı fırçalarımla, renklerim.
Ne yapsam, ne yapmasam...
Bir türlü şu kaderimi yeniden çizemedim.
Cemre.Y.

25 Eylül 2020 Cuma

Olmuyor İşte


...Olmuyor İşte...
Ömrümün...
Taze kesilmiş çimen kokularını saymazsak,
Yüzümden makas alan güneş ışıltılarını,
Kızgın kumlardan serin sulara atlayış anlarını,
Yeni açmış bir lalenin özündeki,
Gül kıvrımlı gülümseyişli zamanlarını,
Bembeyaz bulut öbeklerinin arasından,
Usulca, şefkatle beni okşayan ılık rüzgarları
Saymazsak...
Ya da sayalım yahu!
Sayalım!
Eh, onları da yine en çok ben sevmişim hani.
Ne yaparsam yapayım,
Ne yapmazsam yapmayayım,
Hani, oluruna bırakayım olmuyor işte.
Doğduğumdan beri,
Bir sevilmemişlik kundağı var üzerimde.
Ne kadar yaş alsam, ne kadar kilo alsam,
Ne kadar çocuk olsam, ne kadar zayıflasam,
Olmuyor işte!
Bir türlü kurtulamıyorum,
Üzerime sinmiş sevilmemişlik zıbınımdan.
Hani delirsem bari diyorum kendime!
Geçer belki...
Yeterince deliremiyorum da!
Ne olacak benim bu halim?
Rahmetli anacığım, şimdi zoruna gitmesin...
Bana sebepsiz kızmalarının her birinde,
"Keşke taş olsaydın,
Bir duvara koyardım da,
Bari bir işe yarardın." derdi.
Ben bir türlü taş olmayı beceremedim.
Taş olmayı becerebilseydim zira!
Beni en çok annem severdi.
Ve yaşanmazdı bunca yaşanmayasıcalar.
Şimdi bunca yaşımda...
Buruk bir tebessüm yapıştı dudağımın kenarına,
Kaşımı gözümü düzelttim,
Saçlarımı taradım.
Artık biliyorum o gün geldiğinde,
Ben en sonunda taş olacağım!
Ömrümde sevilmediğim kadar da sevileceğim.
Umarım adımı hissettiğim gibi yazarlar.
Cemre.Y.

2 Ağustos 2020 Pazar

Mutlu Beyaz Güvercinler

...Mutlu Beyaz Güvercinler....
Uzak coğrafyaların, yakın iklimlerinden,
Ilık bir yaz meltemi salınıyor saçlarımda şimdi.
Yüzümde...
Uzunca bir zamandır, yerini unutmuş bir gülümseme!
Ki artık deniz de çok uzaklarda sayılmaz bence.
Ve bence...
Yalnızlık o kadar da dokunmuyordur artık ruhuma.
Şuraya da...
Güneşi...
Yanaklarının gül gamzesinde batırmış,
Mutlu beyaz güvercinler çizelim mi,
Ruhunu sevdiğim çocukluğumun sevinci...
Cemre.Y.

24 Temmuz 2020 Cuma

Sustu Rüzgar

...Sustu Rüzgar...
Bob Ross amcanın,
Titan beyazına özenle yerleştirdiği,
Mutlu beyaz bulutlar ikindi rüzgarlarıyla dağılırken,
Uzaklardaki çam ağaçlarının kokusu salınırdı.
Gökyüzünü terk ederken martı sesleri,
Güneş de yavaştan ufuktan uzaklaşmaktaydı.
Denize uzanan yalnız rıhtım,
İçinden şarkılar fısıldanmaktaydı.
Bir yanı Müzeyyen Senar'dan,
"Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim."derken,
Bir yanı...
Behiye Aksoy'dan,
"Artık Yeşerecek Bir Dalım Yok"demekteydi.
Sonra birden gün, geceye kesti.
Lakin...
Ortada ne balık vardı,
Ne de rakı!
Acılı şalgamı saymıyorum bile.
Sustu rüzgar...
Kadın durdu, duruldu.
Gözlerini şöyle bir indirdi,
Tam da Türkan Şoray usulü...
Yutkundu.
Sonra derinnn bir nefes aldı yorgun ciğerlerine!
İçinden içine, kocaman kocaman notaları sıraladı.
"Ölmedim, ulan, bugün de ölmedim"derken,
Yer, gök, yıldız, yakamoz,
Chopin Nocturne Op. 9 No. 2'yi çalıyordu.
Bob Ross amcasının ona sunduğu,
Çocukluğunun,
O tek ve en güzel anılarına da, selam olsundu.
Cemre.Y.

1 Haziran 2020 Pazartesi

Gri

...Gri...
Nicedir...
Yer, gök griye kesmişti yine,
Yine beyaz, bembeyazlar toparlanıp,
Siyah, simsiyah poşetlere dolduruyorlardı hayallerimi!
Rengarenk misketlerimin,
En içindeki o tek gri olmaktan,
Başka şansımda yoktu ki hani!
Ki benim...
Renklerden onca renk,
Tonlardan onca palet seçeneğim varken,
Beyaz ve siyahın ortasıysa tek seçeneğim,
Her zaman griden en nefret edendim!
Kan kırmızı akardı şiirlerim.
Epeydir bilmiyorum,
Günlerden hangi ay,
Yıllardan hangi gün,
Ömrümü yiyen basamakların,
Kaçıncı salisesindeyim?
Bugün...
Dünyada görüş günüymüş,
Bir nevi normalleşme yani!
Ben daha mahallemin yarı sınırını aşamamışken,
Çocuklar top sektiriyordu mahallede,
Çoktandır beni dikiz alanına almış olan ihtiyar amca...
Bunca zamanımdaki çaresizliğimi de dikizlerken,
Ne kadar da çok kilo aldığımı yüzüme vurdu,
Sokağımın bakkalından su almaya giderken!
Nicedir...
Yer, gök griye kesmişti yine,
Yine beyaz, bembeyazlar toparlanıp,
Siyah, simsiyah poşetlere dolduruyorlardı hayallerimi!
Rengarenk misketlerimin,
En içindeki o tek gri olmaktan,
Başka şansımda yoktu ki hani!
Ki benim...
Renklerden onca renk,
Tonlardan onca palet seçeneğim varken,
Beyaz ve siyahın ortasıysa tek seçeneğim,
Her zaman griden en nefret edendim!
Kan kırmızı akardı şiirlerim.
Bu sefer!
İsyan etmedim, kızmadım, öfkelenmedim,
Sitem etmedim yaradınıma unuttuğu için falan!
Bu sefer...
Ne siyah umurumdaydı, ne beyaz, ne de gri!
Kan kırmızı şiirlerimle de çoktan vedalaşmıştım hani!
Hepsinin mezarlarına tekerli, çoklu korunaklı ziyaretteyim!
Bana ne kim...
"Bana bir şey olmaz yahu!"deyip,
Efelik taslamış da memleketi boylamış!
Bana ne kim...
Öylece bir çare bekleyişte kalmış da,
Ben bile olsam...
Bir çare,  el uzatılmamış!
Ben hala...
Siyahı soluyor da griye kesiyor diye sevmeyenlerdenim.
Ben hala...
Beyaza yağmur bulutu değiyorda,
Griye kesiyor diye sevmeyenlerdenim.
Bunca zaman sonra...
Ay sonuna yakın Galata'da nefesleneceğim,
Kırmızı, kıpkırmızı posta kutum orada duruyor hala!
En son gittiğimde dilek mendili bağlamıştım ona.
Hani olur ya "Görüldü, kabuldür!"cevabı alamazsam.
Malüllüğümün...
Siyah...
Beyaz...
Ve...
Gri hariç!
Rengarenk tesciline atacağım bütün resmi evraklarımı.
Ki eğer yine de emekli olamazsam!
Posta kutumu yeni boyadım şiir kırmızısı,
Corona illetinin kıçına sokarsınız!
Ben...
Yok'um!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...