30 Kasım 2017 Perşembe

Şiirsel Vedalar

...Şiirsel Vedalar....
Her şiirinde bir kere daha terk ediyor beni
Öylece çekip gideyim istiyor
Arkamda tek sitem bile bırakmadan,
Basıp gideyim istiyor ardıma bile bakmadan.
Her sorduğunda,
"İyiyim"diyorum, "İyiyim ben!"
Hiç belli etmiyorum
Ondan bir yere gidemediğimi.
Vazgeçmiyor yine de
Her şiirinde bir kere daha terk ediyor beni
Bilmiyor ki,
Teker teker içinden kırılıyor yüreğimin kemikleri.
Cemre.Y.

Şiiler Yanarsa

...Şiirler Yanarsa...
Bütün şairlerin canı en çok...
Şiirlerini yaktıklarında yanar!
Kitaplar ağlar,
Sayfalar ağlar,
Paragraflar ağlar,
Cümleler ağlar,
Kelimeler ağlar,
Heceler ağlar,
Harfler ağlar,
Bir tek
Şair susar!
Suskunluğuyla ateşi iyice harlar
Kalmasın tek bir nokta.
Cemre.Y.

Kraliçe'm

...Kraliçe'm...
Bir küçümen kız neden prenses olmak istemeyi var sayamadan,
Tutar da kraliçe olur?
Kızıma bunca yıl sonra ilk defa
"Prensesiimmmm!" dedim.
Yosun gözlerini bi devirdi her yöne...
Ben bilem korktum!
Sonra ben onun kollarını öperken kokulu kokulu,
Özlemle sustu ve başladı konuşmaya
Derin bir nefesle yeniden;
""Annem!
Ben beş yaşındayken bile prenses olmayı
Kabul etmeyecek kadar akıllıydım
Ben hep kraliçeydim unuttun mu,
Bunu bana sen öğrettin
Sen bana hep bıkmadan, inatla hep dedin ki;
"Ancak kraliçeler yenilmez!
Prensesin ben olacak olsam bile
Kraliçem sen ol" dedin öylece büyüttün beni,
Oyunlarımızda bile.
Hayatıma sayamadıklarımı değil ama
Saymadıklarımı eksik saymıyorum sayfalarıma
Ama merak ediyorum,
Sahi düşeceğim zaman kıç üstü düşebilmem gerektiğini
Bana nasıl öğrettin ki?
Bunu çocuklarıma mutlaka eğitmek istiyorum"" dedi...
İç güdülerime göre yön vermeye çalışmıştım
Onun ömrüne gereken ne varsa yapmıştım ve sanırım ileri gitmiştim.
Onun önce çocuk, ergen, genç olması gerektiğini unutmuştum.
Ama zararsız ve hasarsız bir yaşa gelmeli
Bütün hasarları kendi tercihi olabilmeliydi,
Buydu bütün önceliğim.
En azından onu on sekizine getirebilmiştik,
Onu onunla beraber!
Son soru en zoruydu aslında bana göre;
Sanırım köşe koltuklarımızın minderlerini yere serip
"Yere düşebilme oyunu" kurmuştum ona!
O zamana göre çok olan yaşımla bende
Yeni öğrenmeye çalıştığımı gizleyerek düşe kalka!
Ben hiç güzel öğrenemedim ama sanırım,
Ona yüzmeyi öğrettiğim gibi olmuştu her şey,
Dalış ekibiyle brövesi olmayan
Tek dalış insanı olarak herkesten ayrı
25 metreye inerken merak ediyorlarmış
Babası bile içinden gizlice sorarmış
"Bu kıza bu cesareti kim verdi." diye
Kimse bilmiyor onun henüz iki yaşındayken
"Anne'm, sen boğula boğula mı,
Öğrendin ki yüzmeyi"dediğini ve benim,
"Elbette öyle bebeğim ama seni
Boğulmaktan ben hep kurtaracağım."dediğimi
Onun bu cümlem üzerine;
"Öyleyse anniş ben ikimisi de
Kurtarırım ki" diyerek
Paldır küldür en iyi yüzücü olduğunu...
Artık yetişemiyoruz ona...
Bazen yüreğim acıyor,
"Yaşının gereğince ergen bari olabilseydi." diye
Ama zaman pek yaman!
Cemre.Y.

Adamdır Dediğin!

...Adamdır Dediğin!...
En çok...
Biz kadınların kilosu değişiyor,
Belki saçlarımızın rengi
Ya da çok kendimize yabancı kaldıysak
Gözlerimizin rengi...
Sevdamız hariç!
Her şeyin çaresi ve sahtesi var neyse ki!
Şükür ömrüme...
En sahicisinden
Seviliyorum bir yerlerde neyse ki...
Sevildiğimce onu ya da onları
Hiçbir zaman sevmesem de
Çünkü unutuyorsunuz bana gelince
Bütün "Adam" lığınızı...
Bana hiç yapamadığınız
Arsız hırsızlık aşırmalarınız kalıyor
Gitmelerinizi kaldıklarınızdan
Mutluluklarınızdan kalan acıları bile
En enkazından yaşıyorum defa kere
Geriye ne kalıyor
Biliyor musunuz cinslerinizden!
Ben içinden çıkacak
Zümrüdüanka umarken sizden?
Koskoca bir malakit taşı
Sürdükçe yaralarıma
Acıtarak yok olan!
Cemre.Y.

Gülmedi Yosun Gözleri

...Gülmedi Yosun Gözleri...
O şarkıyı kızımla ilk dinlediğimizde
Avşa'da bir pansiyondaydık
Deniz yorgunluğumuza bi de
Yalnızlıklarımız eklendiğinde
Aniden yandaki cafeden o şarkıyı duyduk...
Kızım henüz orta ikiye gidiyordu
Bense hiçbir şeye gidemiyordum!
Aynı anda "Eess!" dedik birbirimize
Oysa o an onunla
İklimlerin coğrafyalarına göre farkının
İnsanlara göre de değişip
Değişmemeli'sini tartışıyorduk.
Sustuk!
O zamanlar bilmiyordum henüz onun
Küçücük yüreğinin ilk ve son platoniğine
Bu şarkıyı dinlediğini,
İkide bir deşmeye çalışıyor
"Annem birine anlatırsam
Efsunu gider biliyorum" der demez
Sabrediyordum.
O gece ben nice yoksunlu
Efsunsuzluklarıma susarken
Bir efsunun sihrini bozduk.
Anlattı bana.
Keşke anlatmasaydı.
Onun, biricik yavrumun...
Suskun hayalleri ne de güzeldi.
Şimdilerde on dokuzundan gün alıyor
Bu şarkıdan öncesi ve bana
Anlatmadığı zamanlar kadar
Yüce hayalli gülmedi bir daha
Gülmedi o yosun yeşili gözleri....
Cemre.Y.

Rus Ruleti


...Rus Ruleti...
“Rest!” üzerine "Rest!"gidiyorum bu aralar
Peki ya sen
Benle…
Rus ruletine var mısın?
Cemre.Y.

Görülmeye Değerdi

...Görülmeye Değerdi...
Aslında hayat...
Belki de ocağın altını yanık bırakıp
Başka işlere ve düşüncelere dalmışken,
Birden aklınıza gelip mutfağa koştuğunuzda,
Yanan yemeğin buharını yağmurlu camdan
Savururken olana, olmayana, sinirleri boşaltmak yerine,
Bir türlü sevemediğiniz karşı komşunuzun
On üç-on dört yaşlarındaki köle kızlarını bile
Dokuzuncu çocuklardan biri olup
Hiç yemek yakmadığını da bilerek affedip ona gülümseyerek
Camını açacak güveni sağlayıp
"Sen o lambayı yakıp da,
Güneşliği kapatmadığın müddetçe,
O tül perdenin hangi köşesinden bakarsan bak,
Beni dikizlediğini görüyorum ben,
Bir daha dikizlemek istersen
Güneşliği ve lambayı kapatıp
Perdeyi kımıldatmadan köşesinden bakmalısın,
Denemedim ama daha az dikkat çekici olur bence
Ama böyle çok komik oluyosun." dediğimde
"Ama annemler (Kaç anne varsa)
Öyle bi şi demediydi abla kusura bakma!
Hem bizim güneşliğimiz yok.
(Bilgileri idrak etti mümkün olsa artık öyle yapacak)
Hem de göreceğini…
(Yanlış örnekli annelerin,
Umurunda olmadığını nasıl anlatabilirim ki
Daha ilk konuşmamız ve bilgi verişimiz,
Üstelik onlar da bilmiyor olabilirler ki
Öğrenince yüzlerini görmek isterdim.
Annemler bile bilmiyo mu ki?" deyiverdi.
Zaten yemeğim yanmış, kurtarma telaşındayım.
Hem bu saatte kime yemek yapıyorsam?
Nereden estiyse?
"Neyse sen bir dahakinde mutfağın ışığını kapatıp kenarından bak
Ya da en güzeli benimle konuşabilirsin,
Senin kadar becerikli olamasam da
Ben de insan ve kadınım" dediğimde
İşte aslında hayat belki de bundan ibaret....
Gözleri gülümsedi.
O yüz görülmeye değerdi.
Cemre.Y.

Yosun Gözlüm


…Yosun Gözlüm…
Seni mutlu etmek için gelmiştim oysa!
"Mutlu değilim!
Henüz olamam!
Ama seninle huzurluyum!
Sen de mutlu değilsin ki yansısın bana!
Bir kez daha geldiğinde bana,
Mutsuzluklarını koy kapının ardına!
Öyle gel.
Bil ki o zaman bende mutlu olurum!"
"Sana geldiğimde gayet mutluydum!"
"Hissederim ben biliyorum
Hissettiğimi biliyorsun!.
Bana artı yorgunluklar ko'ma!
Ben sizin yaşadıklarınızı, ayrıca yaşarım!"
Ama bu çok yanlış bir şey, üstelik zarar veriyor ruhuna!
"Tedavi etmeye çalışıyorum kendimi hepinizden!
Başarabilirsem size bir "Siz." olacağım yeniden!
"Ben uyuyorum!
Kendini yanlışlıkla olsa bile öldürmemeye çalış!"
"Olur! Ölmem!
Üzerini bari ört!
Battaniye serin gelir bir şeyler daha al sırtına ve uyanamaz isem sana…
Saatini kurmayı unutma sabaha!
"Tam zamanında uyandırırsın sen beni ve senli üşümem ben!"
"İyi geceler yosun gözlüm seni sevdiğimi sakın unutma!"
"......................................................................"
Cemre.Y.

Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü

…Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü…
Sevgülü, kaderimi baştan değiştiren gutup ayusu büyücüsü....
Nassın görüşmeyeli, epeyce de zamanlar oldu,
Evvela selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden,
En derin hasretlerimle, öperim.
Beni de soracak olursan…
Şimdilerde iç güveysinden bile hallice değilim!
Ömrümün kırk iki yılı boyunca bu anı,
Bila husus, sabırla ve inatla beklediğini biliyorum,
Merak etme ezberimde…
Doğduğum ana her küfrün, an gibi hala ezberimde!
Yok, bu sefer, bende sana küfretmiycem üzülme,
Allah'a da isyan etmiycem bu sefer söz!
Sen ki ömrüm boyunca, her gece uyurken,
Her sabaha uyanamamayı dilememi sağladın,
Sen ki,
Bütün şanslarıma ramak kala beni illa ki şanssızlıklara erdirdin.
Tebrik ediyorum seni, evet benden daha çok sabırlısın.
Şimdi sana dair bu son mektubumu okuyanlar varsa,
Tebessümle merak edecekler,
"Bu kızın başına yine ne geldi." diye ya...
Biliyorum, sen hiç merak etmiyorsun.
Zira zaman zaman,
Her zaman zaten gülerek kulağıma fısıldıyorsun.
Hiç umurunda değil ama, dün gece,
İlk kez beynimdeki uğultuya uyandım,
Halbuki, ne güzel geceleri bari,
Uykuya dalabilince susuyordu ve kimsem anlamıyordu,
Vücudumdaki bütün kanyuvarların,
Bütün damarlarımdan zorla ilerleyişini hissedebilişimi.
Cevap çok, sonuç yoklar ise beni hayli yoruyordu.
Başına gelmeyincelerin akılları da çok oluyordu hani ya!
Eskiden başka bir yerlerimde,
Bir şeylerim olduğunda bana değer verenlerim,
"Kafaya takma, fazla da kurma!" diyordu.
Şimdilerde ise kulaklarımı tıkadığım halde sesler sinmiyordu.
Susmuyordular!
Nasıl anlatsam!
Eskiden tek TV'li kanallarda pazar günleri,
Öğlende senfoni orkestrası çalardı bir saat filan...
Öncesi,
Renksiz televizyonda bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri,
O güzelim senfoni bitincesinin hemen sonrası,
Bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri...
O da bitecek diye ödüm kopardı, sesini son ses açardım,
Çünkü gerisi siyah ekrandı!
Hah işte!
Yaşıtım olan varsa ve o zamanlarda da bu kadar yapayalnız olan,
Onlar anlar ancak beynimdeki o seslerin tarifini!
Biliyorsun zaten ya!
Tekrar geçeyim.
Devlet Hastanelerinin sağlık kurumlarının,
Sevgülü bütün doctorları hala bir boktan çakmıyorlar!
Tabi ki bize...özeline gitsek prof kesilir hepisi.
Onlara, bize ayrılan zamanlardan,
Bir tekimize dahi ayrılan bir an, o kadar yok ki!
Ama buna rağmen, daha üç gün önce…
Beylikdüzü Devlet Hastanesi'nden aldığım bir randevuya gittiğimde,
O günlerde, doktora gitmekten usanıp doktorumun,
"Tahliller yapmalıyız ama sen, on beş gün sonra randevusuz gel."
Uyarısına dahi, gitmemiş olmama rağmen bir mesaj geliyor,
"SGK'dan otuz TL kesilmiştir!"
Ve bugün, daha kahvaltımı yaparken bir mesaj daha geliyor,
"Haydarpaşa Gata'da olduğunuz muayeneden,
Doksan dokuz nokta elli dört TL daha...kesilmiştir!"
Gülüyorum yazımın bu kısmında!
Zira Esenyurt Devlet Hastanesi'neyse acilden giriş yapmıştım da,
Bir ton tahlilde orada yapılmış, bu macera orada başlamıştı.
Artık nasıl bir "Kesilmiştir!" mesajı döşeyecekse,
Sevgülü dövlet dayın ona da...
"Peki."
Sonrası, seminerdi, şuydu, buydu derken,
Metrobüsle uzun saat, git...gel arası,
Sevdiğim ve kıymetlim şiirler ve makaleler...
Sonrası, bir an önce şirkete koşmalar ki sağ olsunlar,
Ömrümde ilk defa,
Yarım kalmış bir şey yok, her şey yolunda, rayında!
Üstelik var olsun,
Hep aynı saatte bana da yapılır en sevdiğim fincanda,
En sevdiğim sade Türk Kahvesinden...
Saat beş civarıysa…
O bilmiyor ama huyları pek bir benzeşiyor,
Artık diyet doktoru o gününe ne verdiyse,
Ki Rabbim hepisinide gönlüne göre versin!
Paylaşır mutlaka üçümüzle…
Halbuki ceviz sevmem ben, kış meyvesi sevmem!
Ama onun elinden olunca...
Bir ağlayasım geliyo sevinçten...
Bugün ilk defa itiraf ettim!
Rahmetli anam, bana bir şey sununca pek bir sevinirdim.
Yaşıma da yakışmazdı hani çocukça…
"Annem beni seviyooo!"deyişim.
Deyiverdim adıyla, sanıyla...
Şaşırma!
Benim yüreğim ne vakit yanıldı ki!
"Hıııı! Hiç de bilee!"deyiverdi hatun...
"Seviyordu, kesindi!"
Tabi...
Deyip yutkundum şu an...
Sen onu da elimden almazsan.
Ki zaten sevgülü gutup ayum hemencik akşam oldu.
Belli ki azıcık mutluluğuma, bir hayli kin beslemişsin.
Akşam oldu.
Hava karardı.
Evime geldim.
Halbuki ilk defa,
Bütün raporlarımı inceleyen şirket doktorumdan,
Nihayetine ramak kaldığım olayımı öğrenecektim.
"Kanın aşırı sulanmış olması ne demek?
K vitaminine neden bir an önce başlamamışlar ki nedir?
Kandaki hemoglabin değerleri bana da annem kadar önemli midir?
Kan değerlerim bu kadar düşükse,
Ne kadar arayla takip etmeliyimdir?
Total IGE bu kadar yüksekse!
Neden hiçbir alerji testinde alerjim yoktur da bu nedir?
Lan sevgülü gutup ayum!
Bula bula benim bunca değişikli günlerimde ve sürekli,
Süreksiz hep beynimde zıplayan ekran sonrası,
Karların sesinin yüksekliğine tıbbi merakıma,
Ve ilk anıma annemden başlayacağıma mı sardın?
Merak etme, biriktirmediysem, yazamayacağım.
Zira tam evime geldim, internetim yok!
"Peki."
Valla bu sefer hiç kızmadım, zira hatırlarsanız aynı kazığı,
Türk Telekom'dan,
Vodafonenet'ten....vs.vs.den defalarca yemiştim zaten!
Ha bu arada!
Otomatik ödeme talimatımı bir bankadan ötekine,
Üstelik zamanında diğerine geçmeme rağmen,
Eskisinden oluşmaması gereken o faturayı da,
Yine bana ödetmiş olmana da kızmadım!
Saat: 20:21 de, senin şen kahkahalarına inat nihayet,
Turkcell Wifi'nin canlı müşteri hizmetlerine ulaştım,
Data karttaki sim kartımı onun dediği gibi cep telefonuma taktım,
Sonra çıkarttım, sonra geri taktım...
Sinsice orada gülerek beklediğini biliyorum!
Bekle!
O, bu, şu...derken bu saat oldu.
Şimdiyse sana bu mektubu yazmaktayım!
Zira sen okurken, biliyorum ki ben, yarın yine doğacağım.
Üstelik yapacağım dediğim şeyleri,
Yapamamaktan nefret ederim biliyorsun!
Sen mektubumu okur iken ben birkaç şey daha araştıracağım,
Ama sana söz…
Bitsin gayrı bu nefretlik efsunun, gel madem…
Sana, ilk ve son, söz…
"Bu gece kirpik diplerim ağrımayacak, gel gelebirsen!
Hayatımda, bir z*kmediğin bi kulak arkam kaldı,
O da sana ömründe,
Mükremin hikayelerine bile kuramadığın bir fentezin olur"
Zira beynimin hiçbir zerresi sana "Evet!"demiyor!
Sen istediğin virüsü yay!
İstediğin hipnotizmayı say nüfus çoğunluğuna!
Ben tekil'im!
Sevgülü Gutup Ayum...
Yazık sana…
"Gulağımın arkası hazır, bağh yoksa seni bu sefer ben seni biiiii …
Neeeyyyseee!" dedim de ona dahi gelemedin.
Kuzum…
Kendine yeni bir kutuplar bul bence…
Zira Dünya eriyor!
Cemre.Y.

Çay Sevmiyordu Be Anne!

…Çay Sevmiyordu Be Anne!...
Annem!
Hani hep dualar ediyordun ya bana,
Normale geç kalan bir genç kız olmayayım da,
Artık on dokuzuma gün sürerken,
Nihayet bir flörtüm olsun diye!”
“E hadi gözümüz aydın da
(Anne klasiği değişmez kanun)
Kimlerdenmiş, nereden tanıdın, nasıl biri,
Kaç yaşında, ne iş yapar...vs.vs.vs...”
”Hani üniversite kitapları için
Sahaflar çarşısına inmiştim ya,
Orada sınıftan arkadaşla karşılaştım
Tek fakir olmadığıma sevinerek!
Birinin yanında kuzeni vardı,
Kitapları yarı fiyatına almışken
Birer çay içelim bari dedik,
Derken dolaştık biraz, senin ve benim
En sevdiğimiz esas İstanbul'u!”
“Oyyy! Kurban olurum
Ben senin sesinin heyacanına eee!”
“Ayy anne yaa!
Hemen romantizme bağlamasana bi dur aa!”
“Eee!
N’oldu ya!
Herifçoğlu sarkmadı dimi sana,
Ağzını burnunu geveletmedi dimi!”
(Gidip bulup yamulturum ki!)
“Yookk!
Kitap okumayı seviyor o da biz gibi!
Şiiri seviyor bir kere!
Hatta şarkı söylemeyi bile seviyor!
Bir de, bir sürü romantik laflar!
Onu es geçersek fena biri değil!
Yaşı büyük biraz!
Sen, sakın bana yaş deme!”
“Tamam demem de
Çabuk mu sanki her şey!
Gerçi sen daha iyisini bilirsin.
Yüreğin ne diyorsa o!
Henüz acemi bile olsa!”
“Teşekkür ederim annecim biliyordum
Her durumunda yanındayım... sözüne uyacağını!”
İki gün sonra...
Günlük sorunlar, burs ayarlama çabalarıyla
Hayatın gerçeklerinden sonra;
“Ee!
Ne oldu şu senin flört?
Başlamadan bitti mi yani?”
“Annecim
Her şey yerli yolunda olacaktı da,
Dünya’ya göre ufak,
Bana göre büyük bir sorun var!
Valla!
Senin şiirlerini gerçekten okumuyorum ancak!
Bazen gözüme gözüme çarpıyordular!
Unutmadın biliyorum!
Yine de, hatırlayalım istersen;
Ben çay seviyorum, o kahve!..."desem anlarsın.
Çayı, ne vakit bunca sevdiğimi,
Hala anlayamadım ama,
Hele ki…
On ikimden sonra ilk kez tadına varmışken!
Bu konu hala bana bir muamma!
Çay sevmiyordu adam be ana!
Olmazdı yani!
Hiç kusura bakma ama
Sen kadar birinin ardından ağlayamam ben!
Şimdi böyle,
"Kanki" diyesim var ona ama,
Üzülecek biliyorum.
Ben "Çay" dedikçe soğur diye umuyorum!
Gerçi hala ilk flörtüm olamadı
Sende daimi mutlu olamadın ama!
Yine de sana o zamanlarında gücendiğim
Aleni sevdan için teşekkür ediyorum!
Adam...
Çay sevmiyordu yani!
Senden biliyorum!
Olmazdı!
Ben başlamadan
Bitirecek kadar akıllıydım hepsi bu!
Ama sen bitirseydin o zaman
Bunca şiir olmazdı ve üzülen belki de ben olurdum.
Teşekkür ederim.
Olmadı yani, durduk yere,
Sen gibi, artık onsuzken kahveye alışamam!
Masayı terk ettim, gittim, başlamadan bitirdim!”
“??? !!!”
Cemre.Y.

Mavi Leğen

...Mavi Leğen...
Rahmetli anam,
O Ağustos sıcağında tarlada çalışmış akşama dek,
Ona verdiğim sancıların son deminde imişim.
Hasadı toplamış, eve dönmüş,
Bir göz oda bakla sofa barakasında,
Artık ona ne eşya layık buldularsa,
Tertemiz yıkayıp bir güzel düzenlemiş,
Suyu ısıtmış,
Geçen hafta kasabadan binbir rica aldığı yeni mavi leğeni,
Tek tahta sandalyeyi bir güzel kırklamış!
Baba'm ilk evlat ya, ilk erkek doğacağım ya!
Üç gün önce gelmiş İstanbul denen altın madeninden!
Rahmetli anacığım, ağrının ve sancının son demindeyken,
Kaynını yollayıvermiş köyün kahvehanesine!
Tam da okeye dönüyormuş baba'm!
Dönmüş tabi, bana koşacak değil ya!
Yazık ki, yine,
Kumarı bile oynamayı bile beceremeyip, yine yenilmiş!
Bir zahmet geldiğindeyse anacım perişan haldeymiş,
Köyün tek ebesine, hemencecik bir koşuvermeliymiş!
Yolda eş, dost, akraba kesmişler önünü!
Eh, İstanbul'dan geldi herif!
Hoş geldinler filan, nihayet ebemin evine ulaşmış!
Ebem...Kapıyı açmamış hemen! Meşgul'müş!
Yarım saat sonra kapıyı açtığında baba'ma bir azar çıkışmış!
"Bula bula bugünü mü buldunuz lan!"
Islak saçları al yazmasının altından damla damla sarkarak,
Nihayet geldiğindeyse ben o mavi leğendeydim!
Beynim aynı bugünlerdeki gibi çınlıyordu!
Çok iyi hatırlıyorum!
Anamın duyup durdukları, onca haline değil de,
Ebe geldi diye, yan damdan onca çığlığa çıkmayan,
Ama şimdi çıkan, babaannemi, dedemi,
Dedemin annesini, kaynını,
Daha yirmi gün önce bir saltanatla doğurmuş eltisini,
Kucağında bebesiyle,
En küçük ahalisine kadar çok iyi hatırlıyorum!
En ilk cinsiyetime bakmışlardı!
Zira rahmetli anacığımın başlık parası, o güne kadar ki
Türkiye Cumhuriyetindeki başlık paralarının en çoğuydu!
Öyle kolay değildi, Bayram Ağa'nın kızını almak!
Onca başlık parasının bir ederi vardı elbet!
Eğer anam, beni bir erkek evlat doğurabil-sey-di.
Güzel de bir e-der-dim hani!
Pahallı alındı diye...
En pahallı bedelleri ödedi anam!
Kovulmaktan beter edildik köyden!
Kah koyun güttü meralarda anam,
Ellerin herifleriyle, dağ bayır namusuyla,
Kocası, artık hangi köydeler ise, o köyün,
Merkez kıraathanesinde pişpirik oynarken,
Kah köy bekçisi oldu, köyün deli Ömeri'yle,
Deli Ömer anama yeltendikçe, balta, nacak restleşerek!
Kah İstanbul'a düştü yolları kapıcılık etti,
Bizi o merdivenlere paspas ederek!
Kah da gündelik temizliklere gitti o evlere,
Yine kocası, o mahallenin kahvehanesinde yenilirken!
Sonra iyi kötü bir arsa aldı, iyi kötü bir ev yaptı, iyi kötü,
Herkese elinden geldiğince birer daire eyledi.
Nice yol ayrımlarım geçti onun önünden, roman gibi...
Eylemedi.
Bana büyük bir inatla tek bir kırıntı sevgi eylemedi.
Evlendim, uzaklaştım, bir ara sever gibi oldu beni.
Sonra boşandım, geri geldim ben!
Yine sevemedi beni ama kıyamadı da bu sefer güya
Önce en alttaki dairenin bir odasını ayırdı.
Sonra ayda bir gelip "Sen olmasan, burayı kiraya verirdim ben,
Şu kadar da gelirim olurdu." dedi.
Sonra bana vermediği odaları teyzeme kiraya verdi.
Sonra deprem oldu, bütün yeni taşınan eşyalar raflardan yıkıldı.
Sonra herkes sokaklara çırılçıplak, ar-namus bile çıkarken ben,
Usulca, yavrucağımı giydirdim,
Alt bezlerini, mamalarını doldurdum çantaya,
Su koyduydum çokça...
Öyle ya!
Ağustos ayıydı ama belli olmazdı ya, yazların kış ayazı,
Kışlıklarını çıkarttım bazadan, doldurdum torbaya...
Kız yavrum'u ben olamazsam'a
Gelin edecek kadar ettikten sonra ana'm!
Nihayet...O güne kadar ki ömrümde ilk defa!
Bana olan "Ama seni seviyorum"u duydum ondan!
O ki benim ilk ve son nefesimdi…
Hiçbir zaman tastamam kavuşamadığım tek aşkımdı.
Ana'm...
"Yavruumm! Eh be kızııımmm!
Hala mı çıkamadın, şu binanın en girişinden be ya!
Eylül'ümü çıkart bari!" demişti.
Ben...
O gün doğmuştum!
Kızım ve ona lazım olacak bütün eşyalarıyla!
O'na bir ömür lazım olacak en sevginin, en tamamıyla!
Çıkmıştım o dairen...
Sonra, sonra
Ana'm bir gün en üst kata çıkarttı beni,
"Ahanda burası senin yeni evin,
Bak şu direği ben diktirdim, ödeyeceksin,
Bak, bu tablayı ben yaptırdım,
Onu da ödeyeceksin
Nasıl ödediğin umurum değil,
Eh arsa olamasaydı evin olamayacaktı,
Onu da ödeyeceksin." demişti.
O gün...
Yine ölmüştüm.
Zira bir çoklarına bedelli "He!" deseydim.
Burası değildi ki yerim!
Hayaller ötesi dizi film çıkardı,
Çok genç ve çok güzeldim hani!
Kızım olmasaydı ya,
Güler geçerdim sana be anne!
Kızım...
Yosun gözlüm...
Her akşam, uykuda bile olsa,
Onu sırtımda taşıyıp,
Onca saat ısıtmaya çalıştığım sobamızın,
En sıcak haliyle,
Yatağımıza indirilmesini bekliyordu.
Hatırlıyor musun anne!
Uykusunda bile varlığıma seviniyordu,
Varlığına şükrettiğim her anı...
"Anne'm, geldin mi!" diye cümle ediyordu.
Oysa..
Annem sen beni en son sırtına aldığında!
"Şöyle bir gezelim bir senle" deyip,
Beni bir nalbur kapısının kapısında durdurduğunda,
O gün ben çok korkmuştum,
İlk defa hayatım boyu ödemeyeceğim bir borca!
Üstelik...
"Nasıl ödersem ödeyeyim" li seçenekli son giyotinimdi.
Ben, o borcu var ya ana!
Sen gidip, mirasına doyurduklarınla
Hala...
Bitiremedim!
Şimdi, badana, boyası,
Duvar kağıtları çoktan solmuş,
Kiracılarınla paylaşacağın,
Zamanında bana bir tamam ettirtmediğin,
Beton zemin üzeri, bir üçlü salıncak var terasımızda...
Biliyorum, sen, en çok,
Hiçbirimiz yokken,
En alt katta,
En ilk dairende...
Kocan Esenyurt'un yeni kıraathanesinde,
Okeye dönerken,
Hiçbirimizin doğmamış olmamızı diliyordun!
Affet anne'm....
Ve kusura bak lütfen!
Ben yosun gözlümün tek bir salisesinden
Tek bir an...
Pişman değilim!
Yani ana'm!
Yani, yosun gözlü'm!
"Dünya Emekçi Kadınlar Günü!" filan diyorlar ya.
Ömrüm daha ne kadar bugünümü yaşatacaksa
Hepsi, hepinize...
Hep, anamın ak sütü gibi, armağanım olsun.
Sizi...Seviyorum...
Cemre.Y.

Bel Kemiği

...Bel Kemiği...
"Bazı şiirler, bel kemiğinden vurur adamı!
Anlamazlar bile ömrünün neresinden o'na kırıldığını."
Cemre.Y.

Ohhh…Bana Mis Uykular

…Ohhh…Bana Mis Uykular…
Korkma sevgili,
Endazesi bize hiç denk düşmeyen,
Bir darası hep bize ağır gelen,
Bütün o yalancı baharları da biliriz.
Tahterevallide havada da kalamayabiliriz,
Hatta, puşttur o çok...güvendiğin,
Yerin dibine çakılabiliriz,
Ne kadar acıyla batıp,
Ne kadar umursamaz yukarıya dip yapabildiğimize bakar!
Sonrası…
Anlık bir kalp duraksaması…
Sonrası nefes…
Sonrası…
Bütün hastanelerin anlam bulamadığı o,
Hayata dairsizler dolu epikriz raporu!
"Hasta, exit'di…
Geri döndü!
Kalp, nabız, tansiyon, şeker hepsi normal değerlerde!
Ama değişik bir şey var profum!
Kalp, ciğer, ruh normal de…
Yürek!
Yok…
Hastamız bir daha asla,
Geçmişindeki gibi aynı sevmeyecek!"
Bir… ki… üç….
Nefes!
Alamıyorum!
Bir daha asla beni yerin dibine gömmeyin,
Klostfobim var benim!
Ölürsem yakın beni,
Ve küllerimi, ne kadar gidemediğim ülke varsa…
Tane tane savurun, he mi!
Ohhh! Bana mis uykular!
Cemre.Y.

Net Olsun

…Net Olsun…
Şuraya da eskilerden bir…
"Artık umurum dışı!" çizelim de köşeleri net olsun!
Cemre.Y.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Acının Dibi

...Acının Dibi...
Acıyı...
En sessizce anlatan bir tek şiir gördüm ömrümde!
Artık adam'ın neyiyse o,
Bağırınıp duruyordu o adamın.
Kemoterapi kablosundan dağılan hallerine de!
"Yeter! Sızlanma artık, yeter!"diye diye bağırınıyordu genç kadın.
Oysa adamcağız, babası mı, kayın pederi mi,
Artık neyiyse, tek fısıltı dahi etmiyordu.
Ben anacığımın kemoterapili,
Mor kollarını, elini, yüzünü, öperken,
Adam bize bakıp bakıp sadece...
Sağ elini, sol göğsüne kondurup,
Tek bir kelam etmeden,
Çok derin bir sessiz avazlık "Aah!" savurmuştu.
Acının dibi adamın gözlerindeydi,
Yüzünde, yüreğindeydi.
Ben hariç, hiç kimse de göremedi.
Hala, işlidir, yürek kefemde.
Anamı öptüğümden,
Ona olan aşkımı hissettirmekten utanmıştım ilk defa!
Kim bilir, o da anam gibi,
Gitti mi çoktan, o, en özlediği cennetine!
Kim bilir, rastlaştılar mı anamla cennette?
Kim bilir, o adam…
Söylemiş midir anneme!
"Kızın, senin yüreğine vaktinde kavuşabilseydi,
Kaderi çok daha güzel olurdu be hatun kadın!" diye…
"Sahi mi be anne!
Öldün mü yani sen şimdi he?"
Nefessizliğinin nöbetlerine tutulsam da!
Ölmiyeceğim, inatla...
Biraz da sen beni özle, he ana'm...
Cemre.Y.

Hevestir

...Hevestir...
Çabucak unutulan şeyler his değil,
Hevestir beyefendi.
Cemre.Y.

Suç Benim Mi?


…Suç Benim Mi?...
Bunca vakit hayata ve insanlara direnmişken,
Yüreğim sana aktıysa suç benim mi?
Cemre.Y.

Koyu Bir Muhabbet


…Koyu Bir Muhabbet…
Oysa seslerimiz bile susmuştu kendilerimize...
Ruhlarımız koyu bir muhabbetteyken...
Cemre.Y.

Şiir Lezzeti

…Şiir Lezzeti…
Şiir lezzetinde yaşamak lazım hayatı...
Burnunun ucundaki daimi vanilya kokusuyla...
Cemre.Y.

Olsun Be Güzelim

…Olsun Be Güzelim…
İçimin derin dehlizlerine yöneldikçe, ışıklar gördüm.
Sonra başımı bir kaldırdım
Benden başka her yer kararmış!
Sus zamanlı kaftanım sırtımda,
Dudağımın sağ kenarında iliştirdiğim
Buruk tebessümüm zaferim!
Olsun be güzelim.
Cemre.Y.

Ciğer Bu

…Ciğer Bu…
Ama kardeşim kösele değil ki ciğer bu...
İçinden kırılıyor, affetse de kırığı kaynamıyor!
Cemre.Y.

Sen Yokluğu Sendromu

…Sen Yokluğu Sendromu…
Günlerdir,
Ağzım,
Burnum,
Yüzüm,
Kolum,
Bacağım kan haritası ya...
Kan revanlarına alerjin var dediler.
Ki acilen sebebiyeti bulunmalıymış!
Hani ben, sen yokluğu sendromu diyorum ya
Bakalım doktor testleri,
Sensizliği neye tekabül ettirecek!
Zaman aşsın hele!
Uzlaşır, uzaklaşırız
Sonu ecel'eyse elbet!
Cemre.Y.

28 Kasım 2017 Salı

Öylece Affediverdim

...Öylece Affediverdim...
Beni bu hayata dahil eden kaderime,
O kadar güceniktim ki...
Başka kimseye küsmek,
Aklıma gelmedi.
Hepsini, öylece, affediverdim.
Cemre.Y.

Yetimhane Çocukları Gibi

…Yetimhane Çocukları Gibi…
Eline aceleyle tutuşturdukları,
Yalnızlık valiziyle kala kaldı kadın,
Öylece kaldı kaldırım kenarında,
Tek satır ağlamadı,
Oturdu, valizini açtı.
On sekizinden yeni gün almış,
Kim bilir kaçıncı yüzyıldan kalma,
Eski püskü delik deşik valizini…
Çocukluk arası, okul arası,
Ergenlik arası, gençlik arası,
Hayatının dönüm noktası arası,
Aşk arası…vs.vs. ile
Evlilik arası, aldatılmak arası,
Boşanma arası, ölme arası,
Yeniden doğma arası,
Yine güvenmek arası,
Yine yanılmak arası,
Yine, yeniden, doğmak arası…
İçinde birkaç hayatlık anıyla,
Kenarında köşesinde,
Her yerinde bolca gözyaşıyla,
Şefkatle öpüp öpüp koydu, yerli yerlerine.
Sonra bir şiir daha yağdı,
Gözlerinden, yüreğine…
"Kapı önüne konulmuş,
Yetimhane çocukları gibi artık şiirlerim.
İki kere sahipsiz, üç kere kimsesiz,
Bir kere daha bensiz
Yani yine sensiz!"
Yoktu ki başka çaresi.
Cemre.Y.

Unutmak

…Unutmak…
Bu hayatta en çok.
Unutmaktan korktuğumu fark ettim.
Hem de.
Bunca acıyı unutabilmek için
Milyonlarca kere,
Aynı duaları ederken!
Cemre.Y.

Şah Damarımda

…Şah Damarımda…
Kaç şehir gezinirdi ülkemde
Anası kara, karası deniz?
Bu sefer gel sen martı olma!
Kumru kumru salın boynumda…
Şah damarımda.
Cemre.Y.

27 Kasım 2017 Pazartesi

Daha Neyin Derdindesin

...Daha Neyin Derdindesin...
Rüzgarlar taradı,
Sen yerine,
Sarı başak tarlası, dağınık saçlarımı,
Gün buluta meftun,
Bulut yıldıza.
Kumdan yakamozlar yaptılar geceden sabaha...
Yaralı bir ceylan gördüm
Herhangi bir coğrafyanın hiç olmayacak çöl ayazında.
Ateşe bulanmışken vücudunun eti, kemiği,
Baharın orta yerinde kışa hapsolmuş,
Zemheri ayazında donmak üzereydi yüreciği!
Bilseydim öylece son nefesin vereceğini?
Ya da bana yeniden doğup doğmayacağını?
Ya giderdim, ya kalırdım.
Hiçbir şey yapamadım,
Sessiz bir ıslık oldu şarkımız dudaklarımda
“Sen şiir yazamıyorsun ama
Şiir bakıyorsun be adam!
Daha neyin derdindesin!”
Cemre.Y.

Ciğer Kırığı


…Ciğer Kırığı…
İçimde bir kırıklık var. 
Yürek miydi, 
Ciğer miydi bilemedim. 
Ciğer kırılır mı deme sakın! 
Ciğer ki acıdan...
Ortadan ikiye bile yarılır.
Şimdi her yer can kırıkları dolu,
Her yer ciğer kırığı.
İyi bilirim.
Cemre.Y.

İşte O Vakit

…İşte O Vakit…
Bana mutluluğu anlat dediler
Şöyle ağız dolusu bir "Sen" diyemedim.
Bana huzuru anlat dediler
İşte o vakit...
Suskunca gülümsedim ve karşıma baktım.
Cemre.Y.

Neyse

...Neyse...
Eylül gibi bir şiiri...
Ömrümüze etamin diye işlemişiz!
Kasım kasım kasılanları da iğnelerle oyalamışız!
Daha ona, bana, bize!
Kim?
Ne zaman, kimeymiş!
Neyse...
Cemre.Y.

26 Kasım 2017 Pazar

Hasret

...Hasret...
Oysa yürek
En çok bu vakitler hasretleniyor
Yüzünü avuçlarının arasına alıp,
Gözlerinin içine bakıp,
"Korkma sevdiğim,
Artık ben varım." diyecek birine!
Cemre.Y.

Ağlıyoruz Ölülerimizin Ardından

…Ağlıyoruz Ölülerimizin Ardından…
Kantindeki kızlar ve hasta bakıcılar
Hep bir ağızdan
"Abla aa! Bu sen misin?
Ama nedeeennn?" diyorlar.
"Biz buna ağır depresif panik atak diyoruz.
Sizler hastane personeli olarak
Ne dersiniz bilemem!" diyorum.
Kızlardan en cimcimesi
"Son haline ne zaman döncen ki?" diyor,
"Kim bilir hangi depresif panik atak anında,
O da aynı renk bile tutmaz kesin,
Sen iyisi mi unut o Cemreyi."diyorum.
"Ama nedeen?" li sorusunaysa;
"Umarım hayat boyu
Anlamak zorunda kalmazsın cimcime,
Senin dünkü ve dünden önce gördüğün
O sarışın ablan Cemre gibi
Bazen nefes almaya
Devam edecek olanlar dahil herkes ölür.
Bugünde böyle kızıl kanlar akar
Saçlarından" diyorum.
Hep beraber siliyoruz
Gözyaşlarımızı.
Hepimizin ölüsünün ardından.
Cemre.Y.

Hayal Dahi Etme!

…Hayal Dahi Etme!...
Hiç kimsenin
Dağınıklığını toplayacak mecalim yok! 
Ruhun derli toplu değilse
Sokulma yamacıma!
Bakma, düşünme, sevme,
Rüyayı bırak…
Hayal dahi etme. 
Boşuna zaman kaybetmemiş olursun!
Cemre.Y.

Özlemek

...Özlemek...
Bana "Özlemek" deme
Zemheri ayazında sana,
"Erik" derim,
"Çilek" derim,
"Kiraz" derim,
"Sen" derim de
Sen yine de bir bok anlamazsın.
Cemre.Y.

İmkansızınım Artık!

…İmkansızınım Artık!...
Sana dair'li
Olası bütün ihtimallerimin,
Zamanı kırıldı.
Ayrı yönlere giden,
İki ayrı tren kadar,
İmkansızınım artık.
Cemre.Y.

Bebek Puseti


…Bebek Puseti…
Hastahane köşelerinden birinde
Bilerek unutulmuş bebek pusetiyim. 
"Annem aşağıda uyuyor!"
Diyerek ağlıyorum ama 
Dilimi anlamıyorlar! 
Beni evlatlık verecek anne arıyorlar! 
Gözyaşlarımın sessiz 
Kelimelerini duyamıyorlar.
Sadece kendime teselli'yim nicedir,
Durduramıyorlar!
Cemre.Y.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Ha Yiğidim

...Ha Yiğidim...
Bak gece oldu...
Belli ki yalnızsın sende benim kadar,
Üşütür, hasta eder bu havalar,
Yorganını iyi ört kollarına,
En çok da sırtına!
Zira sevdi sandıkların var ya
En çok sırtından vururlar ha yiğidim?
Cemre.Y.

Muhteşem Hatalar

…Muhteşem Hatalar…
Mevzu sen olunca;
Muhteşem hatalar yaptığım doğrudur.
Tabi Orhan Babanın,
O şarkısını da sen bilmiyorsundur.
"Beni böyle sev seveceksen."
Cemre.Y.

Ki Zaten Başkaca Da Cennet Görmedim

…Ki Zaten Başkaca Da Cennet Görmedim…
Bu aralar…
Hatta çokça…
Epeyce uzunca zamanlardır…
Ben annemin tahta beşiğini,
Tıngır mıngır sallar iken den beridir!
Seri cinayetler işliyorum yüreğimde!
Bütün cinnetlerin ötesinde,
Cennet'siz,
Maktullüğüm'ün,
Birinci dereceden tanığıydım oysa!
Oysa nicedir çok…çook…çoook…
Konuşuyordum değil mi?
Konuşmamalıyım oysa.
Konuşursam!
Cehennem yine yanar!
Yine suskunca gülümsemeliydim.
Kahkahalar atmalıydım.
Oysa cennet var…
Ama ben artık!
Kahkahalarımın gerçek anının
Hiçbir salisenin…
Tek bir anını…
Artık!
Ha-tır-la-ya-mı-yo-rum!
Cennet vardı oysa.
Anne'm…
Hiç birimiz yaşamıyoruz sa hala?
Peki bu cehennem neden!
"Sarıl-sa-na…bana…"
Cennet vardı değil mi?
Benim cennetim senin rahmin imiş meğer!
Ki zaten başkaca da cennet görmedim.
Cemre.Y.

Her Şey Güzel Olacak

...Her Şey Güzel Olacak...
Her şey unutuluyor,
Hüzünler,
Hastalıklar hatta
Ölümler...
Bir ben unutmuyorum!
Geçmişimde dahi
Hep sancılı bugünler!
Gündüz vakti
Bir ninni söylüyorum kendime
"Her şey güzel olacak!"
Cemre.Y.

Dağılır Bünye


…Dağılır Bünye…
Onlarca insan yazılır,
Yaprak kımıldamaz yüreğinizde, 
Sonra biri gelir,
Darmadağınık eder bütün bünyenizi.
Tanıyamazsınız kendinizi.
Cemre.Y.

Susalım Mı Usta? Şiirleşelim Mi?


…Susalım Mı Usta? Şiirleşelim Mi?...
Susalım mı usta...
Şiirleşelim mi avaz avaz sessizliğe...
Seve seve sevişelim mi seninle,
Bir ömür beraber uyanalım mı mesela.
Cemre.Y.

Hiç Bilmiyorlar


…Hiç Bilmiyorlar…
"Neyin var?"diyorlar sürekli.
"Hiçbir şeyim yok."diyorum.
"İyi bari."diyorlar,
Sensizlik...
Buna dahil, 
Hiç bilmiyorlar!
Cemre.Y.

Sevdanı Hissedeyim

...Sevdanı Hissedeyim…
Ve okşasın saçlarını parmak uçlarım.
Ve omzunda ağlayayım hıçkıra hıçkıra,
Bütün kırgınlıklarıma, özlemlerime,
Hatta öfkelerime rağmen!
Sen sustur hıçkırıklarımı öpücüklerinle.
Şehvetini değil de sevdanı hissedeyim.
Cemre.Y.

Günaydınlarım

…Günaydınlarım...
Oysa ne de güzel, ne de yaşanası
Günaydınlarım var benim,
Sabaha yeniden doğmak istediğim.
Gelmese aklıma geceleri...
Akşama kalmadan terk edilişler'im...
Cemre.Y.

Renk İzleri

...Renk İzleri...
Bir avuç yüreğe bir sevdayı sığdıramayıp,
Şiir eden kadınlar da yalnızdır.
Bir avuç yüreğe bir sevdayı sığdıramayıp,
Şiir eden adamlar kadar!
Kalan sağlar mı?
Tuvaline sessizce savrulmuş fırça darbeleriyle,
Hep içinin bir kenarında kalacak
Paletten sıyrılamamış renk izleri...
Cemre.Y.

24 Kasım 2017 Cuma

Bitti İşte

…Bitti İşte...
Şiiri sadece...
Busesinden seven insanlara
Nasıl anlatacaktım ki
Şairlerin şiirlerinde
"Dudaklarından küçük bir buse..." diye
Hep o son öpücükten bahsettiğini!
Oysa onlar daha yeni,
Çarşaf sermişlerdi.
"Var mısın?
Yok musun?"lara
Okumadılar tabi.
Oysa okumak!
O en ilk emirdi, okuduk bitti.
Cemre.Y.

Çöl Sınırsızdır, Vaha…Tek!



…Çöl Sınırsızdır, Vaha…Tek!...
Heves dediğin... 
O ıssız çölün ortasında bulunan vaha gibidir,
Susuzluğun bitince çöl de bitti sanırsın.
Oysa... çöl sınırsızdır, vaha tek...
Cemre.Y.

Unutamayacaksın


…Unutamayacaksın…
Aklıma gelişini sevdiğim, 
Ben seni, vefasızlığından unuturum da, 
Sen beni hiç unutamayacaksın. 
Geçmişimize iyi bak e mi…
Cemre.Y.

Usulca Öpsen Alnımdan

…Usulca Öpsen Alnımdan…
Yüreğim ellerindeyken,
Uyusam dizlerinde,
Kaşım, kirpiğim bakışına helal,
Usulca öpsen alnımdan,
Burnumdan, dudaklarımdan.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...