keder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
keder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2026 Çarşamba

İyi Bak Kendine.

...İyi Bak Kendine...
Aklının kıvrımları fikrine hiç danışmadan,
Yalan hayaller, yalan filmler yükleyip,
Buna da kendini inandırıp savuruyorsan evrene...
Beni değil, kendini yaralıyorsun haberin yok.
Es kaza denk gelirsem de zehirli cümlelerine,
Artık incinmelerden de bıktığımdan okuyup geçiyorum bilesin.
Madem ki hala, yakıp, yıkıp döktüklerine bir özrün yok.
Kendi kendine daha fazla ömrünü cehennem etme!
Aklının kıvrımları seni yine ne vakit şaşırtacak olsa,
Derin bir nefes alıp fikrine danış,
"Bütün bu yalanlarım yılana dönüşüp boynuma dolanırsa!" diye?
"Yutkuna yutkuna, sapır sapır gözün yaşıyla ağlamak da iyidir,
İçinin zehrini atar, ruhun arınır." derdi rahmetli annem.
Ağladım işte bir güzel, geçip gitti içimdeki kederler.
Sen yine de iyi bak kendine.
Cemre.Y.

10 Aralık 2024 Salı

Hayat Gibi

...Hayat Gibi...
Benim iki yüzüm var evet!
Bir yanım hazanı ve hüznü dinler,
Sol yüzümden ağlar ağlar, kedere boğulurum.
Bir yanım baharı ve yazı dinler,
Sağ yüzümden güle oynaya, hayata çıkarım.
Yapacak bir şey yok!
Ben böyleyim, hayat gibi.
Cemre.Y.

26 Ağustos 2023 Cumartesi

İnadına Yaşamalı

...İnadına Yaşamalı...
Elimden hiçbir şeyin gelmediği kederlerle dolu ülkem...
Her yer katliam, her yer yangın,
Her şey hüzün...
Ruhum inciniyor, hem de haddinden fazla!
O halde kitaplara sığınmalı.
Kahvenin yarenliğine inanmalı.
İnadına yaşamalı.
Cemre.Y.

29 Nisan 2022 Cuma

Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet

...Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet...
Kalbimin kırıklarıyla,
Yüreğimin kırıklarını bir bohçaya koyup,
Sevdiklerimin can kırıklıklarını da,
Yara kabuklarını da,
Birer birer toplayıp,
Ciğer tanelerimle sarmalayıp,
Kırk yama bohçamın,
Yan ceplerine dizdim özenle.
Nasıl ki sevinçler,
Paylaşıldıkça çoğalıyorsa,
Acılar, kederler de,
Paylaşıldıkça azalıyordu nihayet!
Peki ya neden?
Tam da şimdilerde,
Midemin tam ortasında bir ejderha var!
Durmadan alevler saçıp duruyor,
Zehirli sular dolduruyor dilime?
Neyse...
Bir vakit daha,
Konuştuklarımızın azlığına inat,
Hep ve her zaman da çok sanıyorlar ya,
En derinini susalım biz, bir vakit daha!
Kim öle, kim kala deme sakın ha!
Nasıl olsa gelecek o kıyamet,
Sonrası bakarız,
Kime cehennem,
Kime cennet.
Cemre.Y.

21 Kasım 2021 Pazar

Gökkuşağı

...Gökkuşağı...
Yağmur sonrası güneşim açmış,
Yumuşacık bir rüzgar sarı saçlarımı savurmakta...
Mademki, geceki kederime rağmen, güne uyandım,
"Bir yerlerde gökkuşağı bile vardır." diyecek kadar umuttayım.
"O değil de, şimdi takacaksın koluna sevdiceğini,
Rüzgar yanaklarını okşarken, sabah yürüyüşü yapacaksın.
Sonra eve dönüp yine sevişeceksin." diyorum.
"Çok bir aşk böcüğü gördüm seni." diyor arkadaşım!
"Güneş ve rüzgarın bir arada olduğu her gün,
Ben böyle değil miyim?
Tek sorun, uzun zamandır tek olmam!" diyorum.
Gülüşüyoruz...
Cemre.Y.

2 Aralık 2020 Çarşamba

O Günler De Gelecek

...O Günler De Gelecek...
Yüreğinin mengenelerinin sıkıntısından,
Gül yüzünü kedere döküp,
Lale kıvrımlı gülüşlerini soldurma,
Ömrünün en baharını yaşaman gereken yaşında,
Güz yanığı yorgunluklar biriktirme ruhuna!
Şuncacık yaşında...
Yaşından evvel ihtiyarlama a yosun gözlüm.
Gör bak!
Mehtabın yıldız yakamozları yetmezmiş gibi,
Güneş bile secde edecek ruhuna,
Gelecek...
O günler de gelecek.
Cemre.Y.

21 Kasım 2020 Cumartesi

Gri Günler


...Gri Günler...
Gri günler bunlar sevgilim,
Eskiden olsa...
Güneşim beni yine terk etti diye,
Üzüm üzüm üzülüp, kederlenir,
Gelmişime, geçmişime,
Şiir şiir, mısra mısra söverdim.
Yaşı kadar ihtiyarlamaya başlayınca insan,
Alıyor yüreğini yanı başına koyuyor,
Demli bir çay eşliğinde,
Sigaraya sarılıp,
Gri günlere gri dumanlar üflüyor.
Sonra usulca toparlanıp,
Mevsimi gelince,
Yaprakları dökülmeyecek,
Renkleri hiç solmayacak,
Onu hiç terk etmeyecek,
Rengarenk yapay çiçekleriyle oynuyor.
Hiç yoktan kalbini sevindiriyor.
Gri günler bunlar sevgilim,
Gerçek olmayan,
Kokusu olmayan,
Ruhu olmayan,
Hiçbir şeyi sevmediğini de
Böylece unutuyor insan.
Şöyle içi titreye titreye,
Sevmeyi de unutuyor zamanla.
Gerçek olsa yüreği sevinirdi ya,
Kalbini sevindirmesiyle yetiniyor.
Cemre.Y.

3 Mayıs 2020 Pazar

Yağmur Hüznü

...Yağmur Hüznü...
Yağmur hüznü sinmiş pazar sabahıma,
Hadi yalnızlık aynı yalnızlık da...
Ben şimdi bu corona belasına,
Karantinalı günlerimde,
Çaysız, kahvesiz,
Rakısız, şalgamsız, sigarasız,
Hüzün kokulu yağmuru,
Nasıl anlatayım bir şiirin mısrasında!
Kim, nasıl anlayacak,
Kaç zamandır tek başıma,
Okuduğum kitapları,
Yeniden okuyup bitirdiğimi.
Kim, cümlelerimi okudukça,
Hissini hissedecek,
Yüreğimin tellerinin kederini.
Cemre.Y.

30 Eylül 2019 Pazartesi

Hislerim

...Hislerim...
Şükür ile boşluk arasında bir yerdeyim sevgilim.
Ne zamandır bu haldeyim farkında bile değilim.
Hüzünlü ya da kederli de değilim,
Yahut kalbimin,
Titreşimlerini hissedecek kadar mutlu da değilim.
Sanki...
Zamanda uyutmuşum kendimi öyle rahvan hislerim.
Günü gelecek anda uyanacağım eminim!
Eskiliğinin üzerinden,
Ne kadar zaman geçtiğini unuttuğum kadar,
Eskiden...
"Hislerimi kaybettim, hükümsüzdür!" dediğim zaman da yine böyleydim.
Dudaklarımın kenarında,
Yeni bir umut kırıntısı tebessüm etti, 
Gelecek de gelecek!
Cemre.Y.

3 Nisan 2019 Çarşamba

Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan

...Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan...
Yılların ardından ömrümün,
Pencerelerimin perdelerini araladığıma bakma adam!
Seni, hissettim de geldim.
Nicedir aklımın köşesindeydi,
İçimden içeri beni özlediğin!
Ruhun, ruhumu çağırdığındaysa
Gayrı kederine dayanamadım da geldim.
"Yaşıyor musun?" diye sordum önce!
"Çok şükür" diyemedin ya sen de ben gibi.
"Maalesef!" dedik karşılıklı.
Sonra..
"Nicedir ahvalin?"
Esenlikte miydin,
Yoksa dahası da eklenmişmiydi dertlerinin diye diye!
Dargın ayrılmadığımız yerden başladık hasbıhal etmeye,
Derin kayıplar yaşamışsın, yüreğin yarılmış senin de.
Bencileyin kayıplarla yoğrulmaktan,
Aşka da, sevdaya da mahal kalmamış hala ömründe.
Sonra durduk yere, ben sana rakı balık sözünü hatırlattım,
Sen bana "Sözüm söz, hala duruyor yerli yerinde." dedin.
Biz senle belki henüz bir sevdaya bir tek şiir bile edemedik lakin.
Birine kaldığın yerden,
Hiç kalmamış gibi başlamak ne güzel bir şeydir,
Ne yüce bir şeydir iyi bilirim.
O kadar az ki ömrüme böyle dahil kalabilen insan sayısı!
Hoş geldin sevgili dostum, dert ortağım,
Ulaşamadığım hayallerim, efsunlu rüyalarım, hoş geldin.
Söz, bu sefer olmadık şeylere küsüp gitmeyeceğim.
Kırıldığımızda ben bütün can kırıklarımı,
Hayallerimin kırıklarıyla bir edip sağa sola küfürlü savururken,
Senin sessizce kırılıp gittiğin gibi asil kalacak her şey!
Bu sefer küfürsüz seveceğim seni.
Bütün ömrümüzü sikip gidenlere içimden saydıra saydıra!
Bundan gayri sabrım da sükunetim de sana dair.
Bilirsin beni, küfür sevmem ben!
Lakin ettirme.
Baksana nicedir geçip gidiyor zaman biz daha ömürlerimize dahil olamadan.
Geçip gidiyor ömrüm bana hiç sormadan!
Cemre.Y.

2 Nisan 2019 Salı

Okyanus

...Okyanus...
Aslında ikimiz de uzak diyarların apayrı coğrafyalarında,
Ağulu kederlerin damaklarımızdaki kekremsi tadından çoktan yorulmuş,
Daha az önce akıtılıp giderken gülümsemiş de düşmüş birkaç şiirin,
Birer gözyaşı damlası kavanozunun içlerindeydik.
Hatırlamıyorum ilk kim kimin şiirine çarptı da,
Hiç yoktan birer dere yatağı oluştu, ardından akarsular,
Güneşin kuraklığına inat koca koca nehirler!
Sanki az biraz zaman sonra ikimizden koca bir okyanus doğacak.
Sonra durduk yere biz baharın ilklerinden birine,
Kokusu en güzel, en çiçekli günlerine öykünürken,
Tam da ömürlerimizin sonbaharlarını kara kışlarıyla savuşturmuşken,
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Düşünce çakıllı şapkalarımızı atıverdik önümüze,
İkimiz de ayrı ayrı bağdaş kurduk geleceklerimize,
Olmayacak bir hayale bunca coğrafyayı geçip,
Bunca iklimi aşıp, bunca hayali bir daha kırmaya değer miydi?
Bana sorsanız ben hep yarı yolda kuruyanlardanım.
Hep de merak etmişimdir okyanus kadar sevilmeyi.
Varsındı sonu ne olursa olsundu.
Hem kim biliyor ki henüz yazılmamış bir romanın sonunu?
Düşünce çakıllı şapkalarımız başımıza ağır gelmeseydi,
Ya da eskilerden artık...
Nihayet kurtulup yeni bir şapka almayı düşünebilseydik!
Ben denedim, lakin boynumdan yukarısını göremiyorum ya hani!
Boğazımın ilmeğinde kalmasın o da...
Bu sefer rengini o seçsin diledim.
Sonra bir baktım ki rengini soracak kimsem kalmamış!
Hani maviyi severdim ya eskiden, mavi, şimdi gözlerimde asılı kaldı.
Yeşili ayrı bir sever oldum birden yüreğim kendime aktı.
Toparladım hayallerimin kırık canlarını hemencecik,
Bana karışmaya çalışan ne kadar nehir, akarsu, dere, çay, çağlayan,
Yine hiç umursamadan, güneşin kavurucu soğuğuna sığındım...
Bundan gayri ne gözyaşı kavanozu kalmıştır,
Ne de eski düşünce çakıllı şapkam!
Ne geçmiş kalmıştır, ne de gelecek mi, gelmeyecek mi kaygısı!
Ki üstelik gözün gözüme değmeden göze filan da gelmiş olamayız.
Bence biz, en çok, "Söz!"e geldik.
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Bundan sonra güneş de benim, fırtına da, kasırga da!
Hani başarabilirsen bir gün batımında,
Bir tek gülümseyişli bakışınla aklımdan yüreğime dokunmayı,
O vakit geçilir coğrafyalarımızın haritası,
O vakit durulur yürek iklimlerimizin karmaşası.
O vakit durup bakarız yıldızlara,
Öyle ya bize ne, birer meteor yanığının dünyaya düşmesini,
Yıldız kayması sanıp onca saf aşığın oturup dilek tutmasından.
Hiç yoktan okyanus oluruz, içinde adlarımız olan!
Cemre.Y.

27 Aralık 2018 Perşembe

Polyanna Duysa

...Polyanna Duysa...
Yaş, kırk dördünü geçip kırk beşe doğru zamansızca ilerlerken,
Ne denir ki feda ediyorum derken heba olmuş onca yılın ardından.
Ne yapsan, neyi yapamasan yetişemesezsin ömürlere.
Ömrün boyunca eksi bir ile devam ettiğin şu hayatta.
En azından hayata umutlu "Günaydın"larım vardı benim.
En azından hayali "İyi Akşamlar"ım.
Geleceğim geçmişim gibi geçecekse de,
Hiç gelmemesine oldukça meyilliyim.
Şimdi bu sessiz çığlıklarımı Polyanna nine duysa!
"Hiç değilse bu dünyadaki zamanın az kaldı be kızım,
Emin ol ki bu dünyaya bir daha gelmeyeceksin.
Bir daha aynı kederleri yaşamayacaksın."diyerek mutlu ederdi beni ya!
Onun da yaşamışlığı kesin değil.
Yani bize boş beleş soyut hayaller değil azizim,
Bize elle tutulur somut gerçekler, güzel gelecekler gerek.
Cemre.Y.

16 Kasım 2018 Cuma

Veda

…Veda…
Rahmetli anamdan kalma antika radyonun içindeki ses,
"Ben seni unutmak için sevmedim." diyordu yine içli içli ağlayarak.
Ve ben dudağımda geçmişin acı zehirine benzeyen o buruk tebessümümle,
Yine, yeniden yanılmış olmanın, aldatılmışlığın gamlı kederiyle,
Daha dün gece zülüflerimi yüzüne döktüğüm adamla son kez vedalaşıyordum.
Cemre.Y.

18 Ekim 2018 Perşembe

Halin Nicedir

...Halin Nicedir?...
Ey benim sesine sevdalandığım,
Uzak diyarlardan,
Soğuk sonbahar akşamlarından,
Hazan yapraklarının,
Yağmura savrulduğu gecelerden,
Kimi zaman,
İnsanın içini öldüren koca koca yalnızlıklardan,
Ve soğuk yastıklardan sesleniyorum sana…
Nasılsın, halin nicedir?
Afiyette mi yoksa gam da, keder de misin?
Misal, arada bir durduk yere...
Burnunun direği sızlar mı senin de!
Cemre.Y.

16 Ağustos 2018 Perşembe

İstanbul

...İstanbul...
Tabii yaa!
Saçlar sarı, gözlük afili,
Çat-pat İngilizce ve Sultanahmet...
Oradan ver elini İstiklal Caddesi elde de bir küçük valiz...
İstanbul gibiyim bugün.
İstiklal Caddesinin orta yerinde,
Kim bilir hangi milletten!
İstanbul gibiyim işte.
Dersaadet'in önündeyim işte yine
Hem çok özünden,
Hem de hiç kimsesiz'inden.
Ne çok sokak varmış meğer,
Kimi çoklu caddelere çıkılan,
Keşfe doyulamayan.
Kimi sonu çıkmaza varıp gerisin geri dönülen.
Herkese sonsuz yabanıl
Ama bir o kadar da...
Gözlerine baktın mı yüreğinin içine dokunan.
İstesem, neler olamam!
Kim bilir elimdeki küçük valizin içinde,
Onlarca tahlil ve ilaçlar taşıyormuşum, kim görür?
Kim bilecek gözümdeki güneş gözlüğünün içine sakladığım acımı.
Dudaklarımdaki o acı tebessümümle ağladığımı kim bilecek!
Birazdan yine doktorla randevum var kimin umuru!
Amaannn...
Hepimiz ölmeyecek miyiz sonunda?
İstanbul gibiyim bugün.
Taksim tünel kapanmak üzere!
Yine de her şeye rağmen...
Yaşadığın şehre bir başka gözden bakabilmek güzel.
Seviyorum kendimi.
Ölmek üzere hastalıklar sirayet etmeye çalışırken bile.
Narsist'im ben.
Yoksa kendimden başkasına olan güvene dayansam
Ömrümün gücü yetmez!
İstanbul gibiyim bugün.
Çokça kederli,
Çokça sevinçli,
Oldukça gururlu,
Oldukça da mütevazi,
Epeyce aldatılmış,
Epeyce de sevdaya bulanmış.
Beni soracak olursan annem,
Evvela selam eder,
Ellerinden, ayaklarının altından öperim.
Sırf...
Beni biraz da sen özle diye...
Öyle hemen ölmeyeceğim.
Sana olan hasretim sonsuz,
Sevdamsa sınırsız.
Ama anacım sen de biraz beni özle be...
Cemre.Y.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Sevda Limanı

...Sevda Limanı...
Şimdi tabuları yıkıp, korkularla yüzleşmek zamanı.
Hep sonu belli olmayan bir yolda yürüdüm
Yolun sonuna yakın yerinde kendimden bile oldum.
Bir de harita elimdeyken yürüyeyim şu hayat yolunu.
Hatta hayat kendiliğinden akıp gitsin...
Ben bana sunulan sevda liman'ımda,
Bana sunulan sonsuz kadar güzel vaatler denizinde
Birbirine kenetlenmiş beş parmak sıcaklığında susayım.
O anlasın acımı, kederimi, mutluluğumu ya da yorgunluğumu.
Yanlışlıkla,
Göz kenarlarımdan birkaç damla yaş süzülüverirse sormasın,
Sorgulamasın ki zaten biliyor ve hissediyor henüz yaram kanıyor ya...
Sadece hep yaptığı gibi
Yüreğiyle beraber parmak uçları titreyerek silsin gözümün yaşını.
Biliyorum hep bekleyecek bir gün onun kadar sever miyim onu diye...
Sabrı sınırsız ya, beklesin...
Beni benim kadar sevemeyeni bile böyle sevebildiysem...
Onun kadar olsun derdinde değil zaten.
Biliyor ben onun kalbine sığındım yapabileceğim yanlışlardan...
Söz verdi ben onun son durağı olsam da,
O benim kasırgalarım kadar sığınağım.
Kafesimin kapısı hep açık ve dışarıya açık...
İşte sırf bu yüzden artık onunum!
Cemre.Y.

16 Temmuz 2018 Pazartesi

Ninni

…Ninni…
Uzak diyarlardan birindeydim,
Kendime bile, kızıma bile çok uzak.
Bir tek anama yakındım güya...
O da artık acılarını hissetmesin diye
Kolunda, bileğinde damar kalmadığı için,
Kasıktan vurulacak morfin zamanlarına yakın
Yine acıdan ayılma an'larında.
Derin acılar konuşamaz derler ya bir de, hep yalan!
Anamın gözlerini gözlerime kilitleyip,
Dudaklarını titrete titrete,
Söylemeye çalıştıklarını duyabilmek için,
Gözlerimi dikkatimi dağıtan her şeye kör edip,
Kulaklarımın zarını patlatırcasına zorlardım benliğimi,
Acı yüreğimi deşip, beynimi delerdi.
Sonunda kim bilir kaçıncı kez duyabildiğim o tek cümle.
"Kızım, evladım, bırakın artık beni, salın, gideyim!"
Anacığımı kendimden iyi tanıyordum oysa.
O, bir kere gitmeyi kafasına koyduysa kesin giderdi.
Yok yere bana küsüp, yıllar yılı da benden gitmedi miydi?
Sonra gözlerimin derinine bakıp,
"Korkuyorum oralardan ama ben!" duruşlu,
Küçücük bir kız çocuğunun korkulu bakışlarındaki o acı,
Beynimi deşip, yüreğimi, bağırsaklarımı deşerdi.
Acı, dilsiz filan değil kardeşim!
İlk defa bayramlık alınmış, ilk defa kırmızı pabuç görmüş,
İlk defa insan sayılmış da
Gece boyu yarı uyur, yarı uyanık,
Sabah olsun da, ezan okunsun da
Başucuna serdiği bayramlıklarını giyip,
Sevinçler içinde bayram yerine koşma hayalindeyken,
Gece evde yangın çıkmış da bir tek,
O kız çocuğunun bayramlıklarını yakmış gibi feryat figan!
Diğerlerine hayat hep bir yerinden devam ediyordu.
Normal yiyorlar, normal içiyorlar,
Normal ziyaret ediyorlar, normal hüzünlenip,
Normal kederleniyorlardı.
Normal sevişiyorlardı mesela eşleriyle.
Ve normal bekliyorlardı artık sona doğru yaklaşan o günü!
Benim o günkü gazetelerimdeyse
Sürmanşet geçiyordu, onun eceline kaç gün kaldığı!
Bir yandan bencillik etmek istemiyor,
Normal yaşayanlar gibi, normal düşünüp,
Gitmesinin en doğrusu olduğunu düşünüyor,
Öte yandan...
Bir gün daha o güzelim ana kokusunu duysam,
Bir kerecik daha
"Sseviyorum ya seni be kıızzımmm!" desin,
Bir kere daha titreyen dudaklarıyla beni öpebilsin istiyordum!
Sonra vazgeçti o!
Pes etti.
Gitmeyi tercih etti.
Biliyordu ki onu sevmekten asla vazgeçmeyecektim.
Ama siz...
Hiç...
Anacığınızın, tam da en hasta zamanlarında,
Sizden isteyip de sizin söz verdiğiniz gibi,
Şöyle köpürte köpürte acıtmadan,
İncitmeden her yerlerini yeni yıkadığınız,
Misler gibi beyaz sabun kokan o halinin,
Alnından bile öpmeyi özlediniz mi?
Ya omuz başlarından,
Ya bebekliğinizde emdiğiniz o ak memelerinden,
Ya sizi taşıdığı bembeyaz çatlaksız göbeğinden,
Sizi sırtında taşıdığı o bacakların,
Hem sağından, hem solundan,
Siz terk edip gidemediği onca yıl,
Nasırlaşmaya yüz tutmuş topuklarının her birinden,
On parmağının onunu teker teker,
Ayaklarıyla yirmi eder,
Öpmeyi özlediniz mi sizden çoktan gitmiş bir cenazeyi!
Peki ya siz!
En son tırnaklar çürürmüş ya,
En son saçlar!
Teker teker öptünüz mü hepsini,
O ana bile günlerce gün, gecelerce gece,
Aylarca ay, yıllarca yıl, hasret kalıp.
Siz hiç annenizin ölüsünü dahi öpebilmeyi özlediniz mi?
Derin acılar konuşamaz derler ya bir de, hep yalan!
Ömrümde birkaç kere gerçekten mutlu oldum elbet!
Ama ne yazdımsa az kaldı, ne söyledimse yavan,
Ondandır belki fazla tutunamadılar bende.
Kızıl saçlı bir deniz kızının hayaline doğru yol aldılar.
Neyse ki anacığımın saçları da,
Gözleri gibi koyuydu en kestanesinden.
Ah benim sevgili sevdiceğim, anacığım,
Rüyalarımda gördüğüm gibiysen ne ala,
Ağarmamış hala saçların oralarda,
Biliyorum aralarda kızıyorsun bana,
Ama artık benden
Hepten gideceksin korkusu kadar çok içmiyorum,
Sigarayı hiç sorma!
Buhranlıydım yine o çıktı karşıma!
Saat 2'ye çeyrek vardı,
Senli bir Temmuz gecesinde o bana ilk yazdığında.
Bir daha da kimseyle metrobüs durağında öpüşmedim ama!
Bir daha da hiç kimseye acele etmedim,
Benden hızlı giden adımları için.
Zamanın bana çoktan durmuş olan akrebiyle yelkovanını,
Saat tam 12'ye kurup onları göle fırlattım,
Denize atsam fırtına kuşu falan çıkar yem sanır neme gerek!
Gölde durgun dursunlar birbirlerinde kavuşmuş,
Ölen ölmüş, giden gitmiş, bende sağ kalan yok,
Ama onlara hayat devam etsin.
Anam...
Öpüyorum ellerinden.
Rüyama gelsene bu gece...
Sana o hastane gecelerimizde dinlettiğim,
Müzeyyen Senar'lardan,
Zeki Müren'lerden,
Neşet Ertaş'lardan,
Musa Eroğlu'lardan,
Ve sen çok seviyordun diye,
Bediha Akartürk'lerden başka ninni hatırlayamıyorum ben!
Ah nasıl da sevinirdin onlara,
Arada bir açtığım Emma Shapplin'e
Chopin'e, Andrea Bocelli'ye
Loreena Mckennitt'e yüz bükerek!
O güzelim kaşların da büküldüğünde,
Behiye Aksoy'u açardım hemen,
"Artık Yeşerecek Bir Dalım Yok!" u severdin ondan,
Ardından da gelsin Muazzez Senar' dan
"Kimseye Etmem Şikayet!"
Nedendir bilmem.
En çok bu şarkıda ağlardık öyle usul usul,
Bakışa koklaşa...
Herkesin, herkesi yanlış anladığı bir yer vardı belli ki bir kader de!
Anam...
N'olur!
Rüyama gel bu gece!
Hatırlamıyorum ki ben sesinden bir tek ninni!
Kendi sesinden bana bir ninni söylesene n'olur!
Cemre.Y.

17 Mayıs 2018 Perşembe

Yeter Ki

...Yeter Ki...
Yüreği, yaradan yar dolanın,
Kederi son güvendiğine taşarmış!
Ya kanatlanıp uçarmış, ya uçurum olup atlarmış!
Sen yeter ki kanatsız da uçabiliyor olduğuna inan.
Cemre.Y.

15 Mayıs 2018 Salı

Dürüst Olabilseydiniz

…Dürüst Olabilseydiniz…
Keşke düşmanlarım kadar dürüst olabilseydiniz!
Hiç değilse onların tarafları belliydi…
Biriniz "Ben artık gerçek değildim" dedi.
Diğeriniz kederimdeki gözyaşımdan hasılat çıkartmaya kalktı.
Bundan sonra bende gerçek değilim.
İplikleriniz pazar tezgahlarında bile değil,
Sokak dilencilerinde 1 kuruşa gidiyorsunuz ve siz bunu hak ediyorsunuz…
Arkama bile bakmayacağım gibi,
Arkamı dönmeyeceğim bir hançer daha saplayamayacaksınız.
Beni yaraladığınız o mesajlar bir yerlerinizden girip, diğer yerlerinizden fitil fitil çıkacak!
Ben arkama yaslanıp işime bakacağım ve sadece ahlarımın tuttuğunu gördükçe
Şükredip şükür namazı kılacağım acizliğinize öylece bakacağım…
Cemre.Y.

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Yosun Yeşili

…Yosun Yeşili…
Ağrıyan dizlerime uzanıp,
Artık büyümekte olan göbeğime,
Kocaman güvenli bir huzurla başını yasladığında...
Gözlerini kapatıp...
Saçlarını okşamamı,
Yaşına göre erken gelen,
Alnındaki hayal kırşıklıklarını düzeltmeye çalışarak,
Seni bebekliğinde de olduğu gibi,
Huzurlandırmaya çalıştığımda
O bakmalara, sevmelere doyamadığım,
Yosun yeşili gözlerini ciğerime saplayan o bakışın var ya!
Her yoksunluğumuzda,
Senin için olduramadıklarımdan sebep...
Bir kere daha çiziliyor yüreğim!
Ey benim ciğerimin baş köşesi,
Ey benim yüreğimin çiziği!
Ne zaman değişecek bu makus kader ve keder!
Artık mutlu olsan diyorum.
Bana hediye vesaire gerek değil!
Bana...
Ben saçlarını okşarken,
"Çok mutluyum anne'm" diyebilmendir
En kıymetli hediye'm....
Sahi eminsin biliyorum ama
Seni çok'un bile az kaldığı,
Tabiri teşhis edilememiş kadar seviyorum!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...