geçmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geçmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2025 Cuma

Okunmuş Kitap Dilencisi

...Okunmuş Kitap Dilencisi...
Nicedir kimsesizlikten öte bir açlıktaydım.
Hayır, hayır!
Fiziksel bir açlık değildi bu.
Miden boşsa nihayetinde birkaç lokma kuru ekmeği,
Birkaç yudum suyla içmeye bakardı doymak,
Ki zaten bunu çoktan öğrenmiştim en geçmişimden.
Çocukluğumun çocuk yaşında
Kasabamızdaki evime yürüme mesafesinde olan o kütüphaneyi keşfetmiştim.
Sonra İstanbul'a taşındık tam kitapsız kaldım diye üzülürken,
Gazete kuponlarıyla biriktirilen
Meydan Larousse ansiklopedileri derken
Nihayet büyüyüp çalışmaya başlayınca
Kendimin seçip beğendiği kitabımı kendi paramla almıştım.
Sonra sonra birçok kişiye de bulaştırdım okuma sevdasını.
Derken zaman sustu, her şey, herkes durdu.
Hatta somutken, soyut oldu.
Hayat oradan oraya savururken beni acıktım, çok acıktım.
Ama dedim ya fiziksel bir açlık değildi bu.
Hayalim acıkmıştı, ruhum acıkmıştı, rüyam acıkmıştı.
Siz hiç kitap dilenciliği yaptınız mı?
Ben yaptım.
Zaman bu zaman ve ne yazıktır ki bu an.
Oysa en mukaddes kitabımızın ilk emriydi “Oku!”
Okumak ne yazana ne de yazılana bu kadar pahalı olmamalıydı.
O nedenledir ki bir kitabı nefessiz okurken,
Son sayfalarını okumak günler sürer.
Hem kitabımdan ayrılacak olmak uzatır bu süreyi,
Hem de yeni bir kitap daha alamayacak olmak.
Artık ben de okunmuş kitap dilencisiyim.
Cemre.Y.

9 Ağustos 2025 Cumartesi

Lakin Kalp Bu, Unutamıyor İncindiği Yeri!

...Lakin Kalp Bu, Unutamıyor İncindiği Yeri!...
Daha güneş bile sabaha uyanmamışken,
Düş'ümde gördüm yine seni.
Ne çok zaman geçmişti oysa, seni böyle görmeyeli.
Sen beni, yine, çok özlemişsin belli.
Yoksa öyle uzaktan göz ucuyla süzmezdin beni.
Öyle utangaç titreşirken göz kapakların,
Ağustos sıcağı gibiydi gözlerin.
Sanki "Gel." desem uçarcasına konacak gibiydin yamacıma.
"Kal." desem sarılacak gibiydin kaburgalarımı çatlatırcasına.
Lakin kalp bu, unutamıyor incindiği yeri!
Ki zaten onca uykusuz geçen gecelerden sonra,
Uykulu gözlerime ağır geliyordu kirpiklerim.
Ne sen bana tam gelebildin,
Ne de ben seni yeniden yüreğime sığdırabildim.
Cemre.Y.

31 Temmuz 2025 Perşembe

Neyse Gülümseyelim Bari

...Neyse Gülümseyelim Bari...
Taze kesilmiş çimen kokusuyla uyandım yeni güne.
Gündüzü yaşadığım kabustan sonra,
Gecesi gördüğüm rüyaları hatırlamıyorum çok şükür.
Sabah sabah domatesli pirinç pilavı düştü aklıma
Hatta biraz da zencefil de kattım.
Mükellef bir kahvaltı yapmayalı ne kadar oldu acaba?
Ne çok severdim oysa peynirin her çeşidini,
Zeytinin her rengini sunum sunum kendime sunmayı.
Neyse gülümseyelim bari.
Gülümseyince o da, bu da, hepsi de geçmiş oluyor nasıl olsa.
Cemre.Y.

14 Temmuz 2025 Pazartesi

Pazartesi

...Pazartesi...
Hatırlayamıyorum ki,
En son ne zaman küstürüldüm pazartesiye.
Oysa ne çok severdim bugünü yeni bir başlangıç diye.
İşim olsa da, işsiz de olsam mutlaka severdim pazartesileri.
Birkaç zamandır adı bölümü boş bırakılmış,
Hükümsüz bir kimlik gibi bendeki hükmü!
Geçer mi bilmem,
Hadi diyelim geçti lakin,
Eskisi gibi severek sevebilir miyim ki seni.
Cemre.Y.

30 Haziran 2025 Pazartesi

Unuttuğumu Da Unutmamalıyım

...Unuttuğumu Da Unutmamalıyım...
Nicedir unutma beni çiçeklerini de unutmuşum
Bu sabah durduk yere aklıma gelip yüreğime düşüverdiler.
Usulca, incitmeden aldım sakladığım yerden
Ciğerimin baş köşesine iliştiriverdim.
Öyle ya epeyce zaman geçti geçmişlerin üzerinden,
Neyi, kimi, ne zaman, nasıl,
Neden unuttuğumu da unutmamalıyım.
Ey benim içimin unutulmuş sızısı,
Arada bir gönlümün sabahına düşen çiy tanesi
Günaydın öyleyse sana da günaydın.
Cemre.Y.

6 Haziran 2025 Cuma

Başka Bir Bayram

...Başka Bir Bayram...
Şöyle bir yokladım da içimin içini,
Artık acıtmadan anlatabiliyorum yaralarımın sebeplerini.
Geçmiş de geçmiş, bitmiş nihayet.
Kolay olmadı tabi!
Kırgın yürekler denizinde boğula boğula öğrendim yaşamayı.
Ondan mıdır bilinmez ama bu bayram başka bir bayram.
Kendi kendimin ellerini öptüm misal,
Çocukluğumdan sevdim kendimi, yetmez mi?
Cemre.Y.

23 Mayıs 2025 Cuma

İnadına Gülümsemeli Hayata!

...İnadına Gülümsemeli Hayata!...
Yüzüne güneş değmiş gözlerimin,
Omuz başlarım sabah sıcağına dokunmuş.
Çıplak ayaklarım çimenlerle sırnaşmakta.
Az kalmış iyot kokusuna doymaya.
Öyle özlemişim ki kaç kulaç eder acaba!
Zülüflerim de süzülür denizin koynunda.
Benim mevsimim gelmiş belli.
İçim dışım kıpırdamakta.
Bir sevmek geçer kalbimden bir de sevilmek.
Öyle ya!
Geçmişse nihayet ayaz zamanlar,
Şimdi...
İlle de, inadına gülümsemeli hayata!
Cemre.Y.

30 Nisan 2025 Çarşamba

Sevdiceğim

...Sevdiceğim...
Gel sevdiceğim,
Ben'i sana çarp!
Ne'n varsa her şeyini alıp da gel.
Geçmişinde sadece "Sıfır!" ı bırak ki
Biz'i de yok edemesin.
Öyle olsun ki
Bizi uzaktan görenler
"Bunca zaman
Birbirlerine yazılmayı beklemişler." desin.
Cemre.Y.

16 Nisan 2025 Çarşamba

Derin Bir Nefes

...Derin Bir Nefes...
İçimin içinin acılarından,
İlmek ilmek eceli geçtikten sonra,
Nihayet derin bir nefes aldım.
Lakin...
Dilimdeki acı demir tadı,
Dudaklarımda uçuk yarasıyla,
Nefesimde kalmış eski bir şarkının nağmeleri.
Ne yapsam, ne yapmasam geçmiyor boğazımdan.
Demek ki,
O da...
Us'umdan usanana kadar dinlenmeli.
"Leylaklar dökülür, güller ağlasın."
Nasıl olsa,
Laleler'in henüz bundan haberi hiç olmadı değil mi?
Tıpkı,
Leylaklar dökülür, güller ağlarken,
Benim onlardan hiç haberim olmadığı gibi!
Ruhumda salınan incecik bir melodinin nağmeleriyle
Bundan sonramda kendim için yaşarım tabi.
Cemre.Y.

9 Mart 2025 Pazar

Geçecek Elbet!

...Geçecek Elbet!...
Bugünlerde nazlı bir çocuk gibi,
Usul usul okşuyorum, artık uzamaya başlayan saçlarımı.
İncecik olsa da iki belik yapıp yanlardan sarkıtıyorum.
Sevilmeyi özledikçe acıyan ciğerlerimiyse,
Battaniye altı buharlı tencerelere solutuyorum.
Nicedir kendimi önemsemeyi unutmuşum ki,
Durduk yere hastalanıp yataklara düştüğümü anlayınca da,
Gündüz vakti birkaç mum yakıp,
Radyodan en güzelinden sözsüz bir müzik açıp,
Yavaş yavaş okşuyorum yüreğimin yufkasını.
Geçecek elbet!
Bugünler de geçecek.
Cemre.Y.

8 Mart 2025 Cumartesi

Geçmiyor

...Geçmiyor...
Sana...
Ağır sabahlardan bahsetmiştim ya hani!
Birkaç gündür boğazımın ilmeğinde bir sancı,
Gülsem geçmiyor, ağlasam geçmiyor.
Hani böyle yutkunulamayan günler geçiyor ömrümden.
Bitki çaylarından hatta ilaçlardan bile medet umdum ama!
Yatsam geçmiyor, kalksam geçmiyor.
Hala gülümseyen fotoğraflar paylaşıyorum sayfalarımda
Lakin...
Boşuna nefes almaya çabalamak da yoruyor insanı, gitsem diyorum.
Cemre.Y.

25 Ocak 2025 Cumartesi

Geçmişti, Çok Geçmişti

...Geçmişti, Çok Geçmişti...
Çatımdaki kedinin yağmurdan ıslanmış ayak seslerine uyandım bu sabah.
Önce irkildim, korktum da bir hayli.
Rüya mı yoksa kabus mu anlayamadım sandım gözlerimi açarken.
Koştum terasıma bakan penceremi açtım.
Yağmur sicim sicim yağıyordu ılık bir rüzgarla.
Birkaç zamandır terasımı mesken tutan kediyse,
Eternit kaplı çatımdan usulca atladı terasıma.
Dik dik gözlerimin içine baktı sanki ev onun evi de ben misafirim!
Kızmadım bu sefer, oysa gürültüsüyle hep izinsiz uyandırıyordu beni.
Sonra o geliverdi aklıma, çocuk gülüşleriyle hınzırca,
Tam da böyle, yaramaz tıkırtılarıyla izinsiz uyandırıyordu beni.
Nasıl da yatağıma alıp sarıp sarmalıyordum onu.
Öpücüklere boğuyordum yüzünü, gözünü, o sıkılana kadar.
Küçümen ellerini, kollarını sarmalamamdan kurtarana kadar.
Sonra kuruluverirdik kahvaltı soframıza,
Öyle ya günlerden cumartesiydi, gün, bizimdi.
Yüzüme damlayan yağmur tanesiyle kendime geliverdim.
Geçmişti, çok geçmişti, sanki yüzyıl öncesi kadar çok geçmişti.
Sade kahve yapmadım bu sefer,
Çay demledim kendime en kaçağından!
Derin bir nefes aldım ılık rüzgardan azıcık kalbim sancıdı.
Yine de insan özlemiyor değil ayrılıksız vuslatı.
Özlemekse, çocukluğunu özlemekti yani.
Nihayetinde terasıma izinsiz konan o kedi de,
Günün birinde çekip gidecekti hani.
Cemre.Y.

12 Aralık 2024 Perşembe

Kaç Bakış Geçmiş Yüreğinden

...Kaç Bakış Geçmiş Yüreğinden...
Kim bilir,
Kaç bakış geçmiş yüreğinden!
Senden sonraki hangi fotoğrafına bakarsan bak,
Sana baktığı gibi bakmıyordur artık gözleri.
Cemre.Y.

27 Kasım 2024 Çarşamba

Yani Geçmiş İşte!

...Yani Geçmiş İşte!...
Bazı insanların,
Artık hayatınızda yer almasına gerek yoktur.
Özlemek gibi bir hataya düşerseniz,
Hiç değişmeyeceklerini aklınızdan çıkartmayın!
Siz, her geçen gün bile değişip yenilenirken,
O, yerinde sayıyor olacaktır.
Yani geçmiş işte!
Bırakın geçtikleri yerde kalsınlar!
Cemre.Y.

8 Kasım 2024 Cuma

Siz İki Kardeş

...Siz İki Kardeş...
Şimdi siz iki kardeşe nasılsınız diyemiyorum bile...
Şimdi belki de siz, iki kardeşi birbirinizden ayırmaya kalkacaklar bile olabilir!
Sizi seviyorum, bunu bilin yeterli.
İki kardeş her şartta ve nasıl olursa olsun asla ama asla ayrılmayın ve de sizi ayırmalarına,
Fikir ayrılıklarına düşürmelerine izin vermeyin.
Rahmetli eniştem en çok, kız ya da erkek evlat sahibi olmak yerine.
Kendisine destek olacak bir karındaşı olsun isterdi.
Bu maddiyat falan değildir yahut sınırsız sadakat da değildir.
Ama ufacık bir kırgınlık olsa dahi,
Bunu birbirinize başkalarını karıştırmadan yahut fikri dahi sorulmadan,
Kendi kendinize...
Misal sana ya da ona uygun olmasa bile yani ille de haklı olduğunu bildiğin halde
Başkalarının laf sokuşturmalarıyla haklılığını savunmak için
Kırıp dökmeye gerek duymadan azıcık bir nefes alın.
Durun, dinlenin, dinleyin, sadece birbirinize karşı duygu akışınızı sağlayın.
Siz iki kardeş büyüyene kadar bir başına sayılırdınız.
Tıpkı ben ve kızım gibi.
Hayat mücadelesi devam ederken, kim kimin evladı, kim kimin kardeşi,
Kim kimin annesi yahut ablası kesin çizgilerle belli değildi
Nasıl olsundu ki!
Önünüzde, önümüzde koskocaman bir hayatta ama sapasağlam kalabilme mücadelesi vardı.
Şimdilerde göreceksiniz ki meğer ne çok seveniniz varmış ki elbette var!
Ama bunların içinde maalesef ki...
Çokça da yıkılıp yenilmenizi görmek isteyen insanların da
Gerçekte insan bile olamadıklarını göreceksiniz!
Hepsi birer birer bu anları bekliyor ve geçmişte,
Sizin iki gülüşünüzü çok görmüş olduklarını ispatlıyor olduklarını kanıtlamak için
Gizli birer sansar gibi incitecekler!
Zaman gelecek birbirinizi suçluyor olacaksınız, sen beni doğru anlamadın, anlamalıydın diyerek.
Ya da biriniz diğerine diyecek ki, sen olmasaydın yeterdik biz birbirimize!
Bu esnada başkaları…
Hep sırtlan gibi sırıtıp kıskançlık yahut çekememezlik anlarının hüsran oluşunu zevkle izleyecekler!
Buna asla izin vermeyin!
Misal ben yıllar sonra kimliğimde baba adı yazan adamla beraber,
Çok sevdiğim eniştemi son yolculuğuna uğurlamak için aynı araçta bulunmaya mecbur kaldım.
Çünkü işsizdim, durumum yoktu.
Emekli maaşı desen anca ayı zor atlatıyor.
Benim canım kardeşim…
Arabanın arka koltuğunda ikimizin ortasında size gelirken ve giderken set oldu aramızda.
Onunla aynı havayı soluyamadığımı bildiğinden ama yine de,
Din'di, yok beddua ederdi korkusundan onu def edemediğindendi bu sabrı ve davranışı!
Bildiğin yeğenim arabayı kullandı, kardeşimin eşi ön koltukta çünkü karısı yani!
O, bütün bu çirkef kayınpederine katlamayı kocasının hatrına kabul etmek durumunda hissederken
Bir de tutup orta koltuğa alacak değildi ya!
En doğrusu böyleydi.
Yani demem o ki!
Bir şeyleri daha çok korumak için diğer şeylere katlanmak gerekir ve de bu şarttır bazen.
Eğer başka seçeneğin yoksa tabi!
Katlanacaksınız!
Ele güne karşı değil!
Biri birinizin hatırına iki karındaş olduğunuzu unutmayacaksınız!
Yoksa ne olur bilinmez ama!
En kötüsü olmaz en azından!
Benim son kardeş efendi sağa sola şov yapmak isterken kendini yaktığında!
O videoyu görünce…
Hiç canım yanmaz sanıyordum!
Ama onun, o meydanda çığlıklarını, acı içinde feryatlarını figanlarını duyunca!
Hemen, ömrümüze kaç yıldır ayrılık otu doğranmış evladımı arar,
Bak ben işte o sırada iş yerinde çalışıyor olduğum için suçlu değilmişim!
Çalışmak zorunda olduğum için,
Seni onun sana taciz etmesinden koruyamadığım için suçlu değilmişim,
Sonunda Allah beni, seni, bizi gördü de belasını verdi diye müjdelerim sanmıştım.
Hatta yıllar önce bana tacizde bulunan öz babamı boşamadan,
Yıllar yılı onu gözümün önünde gezdirip,
Beni sırf bu yüzden hiçbir zaman tam sevmeyen,
Sevemeyen annemin bile öcü alınır sanmıştım.
Oysa tam tersine ben durumum olmadığı için
Bu yolculuğa katlandığım için annem beni kabul etmedi.
Gidip mezarında bir yasin okumamı bile nasip etmedi.
Ne yani şimdi ben rahmetli anacığımın ölüsüne de mi küseyim?
Ahan da buradan, evimden yolluyorum dualarımı zaten her gece.
Benim yavruma gelince, herkes çok merak ediyor!
Nasıl olup da bunca yıl sonra tek bir ah etmeden, tek bir beddua etmeden,
En ufak bir küslük gütmeden nasıl olup da bu bitişe katlandım!
Diyeyim, anlatayım bari iki kardeş, iki karındaş olan size!
Benim yavrum...
Altı yaşımdan tam on sekiz yaşıma kadar,
Öz be öz babamın tacizlerde bulunup bana bir şekilde sahip olmaya çalışıp,
Hepsinden de çok şükür ölümü bile göze ala ala namusumla kurtulduğumu,
Hatta babasıyla bile ondan ve bu hayattan kurtulmak için ve dahi
O zamanlar sevildiğimi sandığım için evlendiğimi bildiğinden
Hep ve her zaman kendisini korumayı öğrendi.
Yıllar geçti neredeyse benim yaşadığımın aynı yaşlarında,
Ben işteyken ne anne annesi ne de yengesi yanlarında yokken
Öz dayısı tarafından tacize uğradı.
Neyse ki ona öğrettiklerim sayesinde hemen kaçıp komşumuza sığındı!
İş yerinde Tülaydan o telefonu alınca var ya öldüm!
Ölüm koştu yavruma!
Ama yine de, onu üvey baba eline güvenemedim!
Bir yanda rahmetli annemin onu bırak git başkasıyla evlen baskıları,
Bir yandan ben yanımdaki evladımı anca bu kadar koruyabiliyorum korkuları!
Sizin gördükleriniz,
Bayramlarda etin yağlısını yutamayıp annesine bunu ne yapayım diyen yavru şımarıklığıyken,
Benim yaşadıklarım
Yavrum bugün yağsızını alamadım ama misafirlerimize belli etme çaresizliğiydi.
Çünkü o bilmiyordu ki, ona zaten zar zor alabildiğim etin güzelini ona yedirirken
Ah ben yağı çok severim diye diye ekmeğin arasında zorla yutkunduğumu!
Zira etin kendisi yoksa, kokusu vardı o yağda!
Öyle öyle büyüdü benim yavrum!
Şimdi buraya kadar ki bu anlattıkların iyi güzel,
Biz bu kadarını bilemezdik falan filan bir sürü konu geçecek akılarınıza
Epeyce de bir giriş, gelişme, sonuç falan
İstediğiniz kadar geyikti, dedikoduydu konuşun birbirinizle,
Hatta acınızı hafifletecekse
Gazetelere bile manşet yapabilirsiniz konularımızı inan ki bence sorun yok!
Yeter ki iki kardeş, siz, ikinizi kimsenin, hiçbir şartta ve şekilde ayırmasına izin vermeyin.
Bizim yavrumla, ömrüme biçtiğim bütün sıfatları yakıştırdığım,
Ama bir türlü…
Beklediği anne performansını sergileyemediğimi düşündüğü evladımla
Yollarımız nasıl ayrıldı biliyor musun!
Bilmiyorsun!
Bunu sadece...
Kardeşim, kardeşimin karısı
Ve eski işyerimde annem gibi sevdiğim biri ve kızımın öz babası biliyor!
Ben bunca yıl her şeye rağmen, beni aldatıp giden bir adamla, kızım için görüşürken,
Kızımı ona ve ailesine gösterirken herkes beni hor görüyordu.
Eğer ki ben bu dengeyi sağlayamamış olsaydım
Şimdiye ölmüş, ya da öldürülmüş olurdum!
Haberlerde görürdünüz beni!
Sana, size aman ha denge, aman ha sabır,
Aman ha her kafanın sesini duymayın derken bunu anlatmaya çalışıyorum!
Benim yavrum dengeyi kaybetti bir ara!
Tabi ki benim de ona ayıracak dengem için sabrım kalmamıştı ki tam o aralar!
Çıldırdı!
Haklıydı!
Kafayı yemekte değil ha!
Benden başka kendisine,
Benim ona koyduğum sıfatları bulamadığında çaresiz kalıp sıyırdı!
Bunları bilmesem, hikayeler ayrı olsa da,
Hayatların sonucunun aynı ayrılığa yazıldığını bilmesem
İnan çok yorgunum, çok yorgunsunuz.
Ama sadece,
Sizin de bilmeniz gerektiğini ve ona göre ders almanız ya da almamanız gibi bir duygudayım şimdi.
Karar sizin.
Gün geldi, taa benim babasıyla evliyken,
Babasının edebiyat öğretmeniyle ortak arkadaşımızken olan zamandan olan kadının kızını,
Çünkü biz ayrıldıktan sonra yeni karısıyla samimi olup tatiller falan gittiler ya
Güya o kadının kızı, benim yavrumun babasındanmış bunu uydurdu kafasında.
Uydurmaya yetmedi bütün ana ve baba sülalesini
İspatlar bulmaya çalışarak neredeyse ikna edecekti.
Bahsettiği kızla benim yavrum neredeyse aynı yaşta!
Üstelik tesadüf o ki,
Kızımın babasının öğretmenin adı da aynı şimdi ki karısının adına aynı!
Yani ben öncesinde eski kocamın edebiyat öğretmeni tarafından aldatılmışım
Hala da yeni karısıyla beraber onu da aldatıyormuş gibi bir hikaye!
Anam bir görsen, baba annesi, amcası akrabaları vs. herkes duydu.
Kimi inandı, kimi inanmadı.
Bana sorsan ortadayım.
Ben, anama güvenememişim, babama güvenememişim,
Öz be öz küçük kardeşime güvenememişim,
Elin oğluna evladıma baba olur diye hiç güvenememişim!
Şimdi bu hikaye yalandır nasıl diyeyim.
Baktı ki olmuyor!
O ne zaman kimden hoşlansa, ne vakit ayrı bir gülse,
Ne vakit mutlu hani ayrı bir mutlu hissetse anlarım ben!
Bir tane orta okulda vardı biri.
Kızım bu çocuk hoşlanıyor senden dedim yok anne yav diyerek bana inanmadı.
Gitti çocuğu başka biriyle yaptı bir de yakınlaştırdı.
Sonra sonra anladı hislerini ama iş işten geçip
Bir de onları buluşmalarında ne giyseler yakışıra kadar halletti olayları evlendiler.
Ben, benim kızım üzülecek nasıl etsem de onu avutsam derken bana
Sırf haklıymışsın anne dememek için,
Evlatlarımı evlendirmiş gibi mutluyum aslında dedi.
Sonra üniversiteye başladı, yine bir platonik aşk!
Ondan hoşlanan, hatta işte veya okulda onunla evlenme isteyen onca insan varken.
Yok!
O çay sevmiyor, o bilmem ne hiç birine şans bile vermedi.
Sonra başka bir çocuk çıktı, dedim kızım bu çocuk senden hoşlanıyor bi bak!
Yok ben ona öyle dememişim gitti ona da bir arkadaşını ayarlayıp bir ton acısını çekti.
Sonra o çocuk karışık karışık davranınca,
Bir bunda gözü varmış gibi, bir yandan her haltı karıştırıyor,
Bir yandan en samimi ve de sevgilisi olan insanla
Böyle çapraşık bir ilişkilere girmiş mi girmemiş mi durumları!
Hepsi belki de yavrumun en yakın arkadaşının
Orospuluğundan dolayı onu da elde etme telaşından mı,
Ama elde edemeyince kuduruşundan mı bilemem.
Bak şimdi burası en heycanlı yeri!
Kızım babasına demiş ki!
Güya ben, onun platonik olduğu sevgilisiyle,
Güya taa o çocukla ilk tanıştıkları zamandan beri
Kızımın kendisiymişim gibi sosyal medyalardan konuşuyormuşum!
Bir de üstüne üstlük...
Kızımın çıplak fotoğraflarını falan da paylaşıp öyle yazışıyormuşum
Güya benim kızım bunca sene ne bana ne de o çocuğa
Konuştukları kişinin kendisi değil
Öz annesi yani ben olduğumu söylememiş ama ispatlarmış!
Kızımın babası ya buna bir çare bulsunmuş
Ya da o artık hayatına bensiz devam etmenin bir çaresini arayacakmış!
Kızımın babasına, ben böyle bir şey yapmış olsaydım,
Böyle bir oyun etseydim şimdiye evlenmiş olmaları gerekirdi demem yetti.
Çünkü o da biliyor ki ben evladımı ona göre öğrettim bunca yıl!
Benim yanımda yıkanırken dahi çırılçıplak olmadı o!
Öğrenmesi için her şeyi öğrettim.
Nasıl onun, yavrumun çıplak fotoğrafını paylaşıp,
Bir de onun platonik olarak aşık olduğu çocuğa oymuşum gibi konuşayım!
Babasına da dedim!
Bir tek kere daha bana iftira atsa!
Bilerek ya da bilmeyerek bana kötülük etmeye kalkarsa,
Ona uzaklaştırma davası açacağım dedim!
O gün, bugün uzağız!
Ha bütün bunları nasıl olup da kardeşin hariç, nasıl olup da kardeşinin eşi hariç,
Nasıl olup da kimselere anlatmadın,
Nasıl olup da bütün bunlar yüreğinde patlarken
Evladına tek bir ah bile etmeden dayanabildin diye sorma!
İnsan olan dişlerini teker teker ya da hiç bilemedin üçer beşer döker!
Öyle görmemiş gibi emeklilikten kalan bütün parayı sayıp
Beyaz, bembeyaz, apak gülmez değil mi?
Güler!
Çünkü kim, neden, nasıl, ne hadle hangi kıymete değer ile bilmeye hakkı var ki,
Yarın öbür gün iyi ki, çok şükür, anam hiç beklemezdik denilecek derinin derinini!
İşte!
Tam da bu yüzden!
Acının derinin dibini aynı hissetmek böyle bir şey diye paylaştım içimi.
Bir kardeşi olmalı insanın.
Ki canım kardeşim olmasaydı çok kolaydı bu hayattan vazgeçmek!
Ki yavrum bile senden kurulmak istiyorum ama başımı belaya sokmadan!
Bir mektup yaz, ahan da bu terastan aşağı atla!
Zaten hiç gün görmemişsin, ne şiş yanar, ne kebap!
Eh benim de iyi kötü bir evim de olur,
Zaten emekli de oldun ama merak etme arkandan epeyce ağlarım dedi ya!
İşte tam da o zaman anladım!
Terk edilmekten korkuyor o!
Sınırları zorluyor!
Onun, o güzel ömrü sağ olsun!
Tam üç sene oldu, kızgın değilim, kırgın olamayacağım kadar ağır bu yaşatılanlar.
Evet!
Beni yıllar sonra canlı ama eniştemin hüznüyle cenaze gibi görenlerim,
Bütün en yakın akrabalarım iyi ki varlar!
Yoksa, araya dereye sıkıştırılmış güzel gülüşlerimin arasında,
Aslında çoktan yaşlandığımı, yüzümdeki çizgilerimin,
İçimin içinden nasıl çekilmişliğini
Ben rahmetli eniştemin cenazesi vesileyle gün yüzüne sermesem,
Nasıl anlayıp, nasıl kendi eksikliklerinin üstünü kapayacaklar!
Ara da bir, siz iki kardeş sunun onlara!
Birkaç zaman eğlenirler lakin, kınadıkları kınam kınam başlarına gelince anca anlarlar!
Bana sorma!
Ben hiç kimseyi, hiçbir zaman kınamadım!
Annemin olmaması gereken, hiç doğmaması gereken birine bile
Geleceğine beddualarla ölemeyen çocuğuyum!
Kızıma tek bir güceniklik etmeyin lütfen!
Onun suçu değil!
Ha sadece sizinle paylaştığım bu sırrımı,
Sizi bir arada her şeye rağmen tutmak için uğraşımı umursamadan,
Otuz yılda bir çalışa çalışa anca koluma taktığım bir bilezik gibi
Dalga geçerek ifşa da etmeye kalkabilirsiniz
Yahut birer ders alıp iki kardeş, iki karındaş
Bir bilek, iki yumruk dünyaya gardınızı da alabilirsiniz.
Ben sadece rahmetli eniştemin son dileğine inanmanız için içimi açtım size!
Şu insanoğlu her şeyi unutup hep başkalarının hayatı hakkında konuşur durur!
Yani derleerrr hikayesi işte!
Dedirtmeyin!
Cemre.Y.

22 Ocak 2024 Pazartesi

Geçip Gittiler

...Geçip Gittiler...
Ne de kolay herkese!
Geçmişleri kapatmak...
Yeniden hayatı yaşamak.
Hem de yormadan, kasmadan "Vur dibine!" misali!
Oysa geçtiler ve gittiler ama!
Kanırta kanırta, kanata kanata geçip gittiler.
Cemre.Y.

23 Eylül 2023 Cumartesi

Artık Ne Fayda!

...Artık Ne Fayda!...
Vakit...
Sabır taşının çatlamasına ramak kalmışsa!
Gayrı, kendi kendine konuşup durarak,
Sabır tesbihi çekmeyi hayli geçmiştir.
Zaman...
"Amaaann!"dan ibarettir artık.
Kadın ne vakit,
Eder bilinmezlikle
Değeri düşürüldüğünü hissettirildiği anları çoğaltıldıkça,
Deniz üzerinde yüzen bir sal dahi olsa,
Adına siz tekne deyin misal.
Usuldan kulaç atar,
Tümden gelen bütün imleçlerine.
Zira anlar ki,
Hiçbir vakit,
Kendisiyle tümevarım hiç kavranamamıştır!
Şimdi...
Kim?
Hangi dilde anlatabilir ki
Sizdeki bu "Sen!" eksikliğini?
"Biz!" var!
"Ben!" var!
"Sen!" yok!
"Nasıl olacak bu iş?"der çoktan!
Sen kendince akıl tutulmalarında sörf yaparken,
Sessizce kayığını yol almaya doğru ikna etmiştir kadın.
Karşısında sessiz bir liman olsa da,
Yahut bir çağlayan...
Akacaktır o, en uzağa!
Sonra kendi kendine hayıflansan ne fayda!
Keşke...
"Keşke!"siz duysaydınız sessiz harflerinin,
Kulaklarınızı çınlatan bütün sitemlerini.
Artık...
Ne fayda!
Cemre.Y.

19 Temmuz 2023 Çarşamba

Sonra Bir Gün Yitip Gidersiniz Bir Şiirin Son Mısrasında

…Sonra Bir Gün Yitip Gidersiniz Bir Şiirin Son Mısrasında…
Hani böyle…
Küs değilsindir artık!
Kırgınlık…
Yahut güceniklik de kalmamıştır çoktan!
Hani böyle…
Çookk eskiden…
Ruhun…
Ruhuyla kesişmiş sanki bir şekilde de,
O an…
Çoktan geçmiş bitmiş gibi bir histir bu!
Ama yara kabukların yerli yerindedir ya hani!
Yazık ama,
Kime, neye, ne kadar, hangi zamanda yazık?
O muamma işte!
Sonra bir gün yitip gidersiniz,
Bir şiirin son mısrasında da…
Geçip bitmiş o hissin ardından konuşurlar!
Derler ki;
O da öksüz kaldı desenize,
Gençliğimin mihenk taşları azalıyor git gide!
Cemre.Y.

22 Haziran 2023 Perşembe

Bu Da Geçer!

...Bu Da Geçer!...
Nicedir,
Güzel gülüşlerimizi yarınlara erteledik.
Geçer elbet!
Bu da geçer, diğer bütün geçenlerim gibi.
Cemre.Y.

3 Haziran 2023 Cumartesi

Geç Mi Kaldık Ey Ömrüm!

ç..Geç Mi Kaldık Ey Ömrüm!...
Uzun yorgunlukların ertesinde...
Artık sen adına,
"Yürek!" de...
"Gönül!" de...
"Kalp!" de...
"Ciğer!" de...
Kırgınlıkların,
Can kırıklarının ötesine geçince,
Hani ihtiyarlığı,
Yaşlılığını geçince anlıyor insan!
Çok kere...
Hepsi birden, bir, olup olup,
Hani saçının diplerinden geçip geçip,
Tüm bağırsaklarını elek edip edip,
Ayak tırnağından çıkan o acının da sonu varmış!
Artık...
Acıların acımaz olduğunda anlıyor insan.
Koca bir ömrü,
Aslında sadece kendine,
Kendisi için yaşaması gerektiğini.
Geç mi kaldık ey ömrüm!
Çok mu geç kaldık,
Hiç değilse,
Birkaç dem bari mutluluğa uyanmamıza?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...