kiraz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kiraz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2025 Pazartesi

Covit'in Hangi Versiyonu?

...Covit'in Hangi Versiyonu?...
Boğaz yanığı günlerden geçiyorum sevgilim.
Ciğerlerim...
Yokuşu tırmanmaya çalışan körüklü otobüsler gibi hırıltılı.
Kulaklarımda hep bir uğultu,
Kim bilir bu hastalık da Covit'in hangi versiyonu?
Üstünden geçen yıllar yok edememiş onu.
Renksiz, kokusuz, tatsız yaşıyorum günlerdir.
Yaşıyorum dediysem de çok da inanma sen!
Halbuki baharın ilk günlerine sevinçlenmeliydim bugünlerde!
Güneşli günlerim sebepsiz mutlu ederdi ya hani beni.
Gözüm görse de ruhum sevinemiyor
Kaç gündür yavaş yavaş dallara konan meyve çiçeklerine.
Ne çok severdim oysa...
Bademin, eriğin, çileğin, kirazın müjdecisi bugünleri.
Bunca zaman, bunca ömrüm boyunca,
Gelseydin, konsaydın yüreğimin baş ucuna,
Hastalık nedir bilmezdim bence.
Oysa sen gelmedin hiç!
Hiç bir zaman gelmedin ya neyse!
Ama geçer elbet, geçecek bugünler de.
İyileşince sensizlik bile geçiyor nihayetinde.
Cemre.Y.

16 Ocak 2022 Pazar

Meğerki Uyanmışsak Yeni Güne

...Meğerki Uyanmışsak Yeni Güne...
Mademki cümlelerimiz,
Rüzgarda salınan gazel gibi boşa gidiyorsa.
Sonbahara savurmaya gerek yok!
Ki zaten önü sonu kara kışsa...
İlkbahar da gelir elbet!
Cümle kelimelerimizi
Bir de, elma çiçeklerine sarf ederiz bizde!
Duyarsa "Elma!" olur, çıkıverir ortaya.
Duymazsa çilek çiçeklerine şiir ederiz,
Olmadı erik çiçekleriyle kiraz çiçeklerine!
Hala, daha da duyamazsa!
Artık ona dair,
Hiçbir mevsimin hükmü yok bana!
Gitmedim de, kalmadım da.
Neyse bugün Pazar.
Çatıların kiremitlerinde kırağı var.
Az evvel, güneş çıktı geldi salına salına,
Donmuş bacaların saçaklarını okşamakta.
Sonra sıra fesleğenimle,
Sardunyamın yapraklarına gelecekmiş.
Hazır gelmişken de evimin içine gelip,
Benimle bir iki hasbıhal edip gidecekmiş.
Sade kahvemin sırasının geçmesi önemli değilmiş,
Bir fincan çay, bir gülümseme, sohbeti bal eylermiş.
Meğerki uyanmışsak yeni güne...
Her türlü yaşamaya değermiş.
Cemre.Y.

16 Mayıs 2019 Perşembe

Benim Mevsimim Gelmiş Belli

...Benim Mevsimim Gelmiş Belli...
Kim demiş ki...
Sırtıma sarındığım güvensizlik hırkam yüzünden
Ben artık hiçbir şeyi sevemezmiş'im diye!
Bana mevsiminde "Erik!" de misal,
Misal "Çilek!" de en organiğinden mis kokulu!
"Kiraz!" de misal bana,
Ne çok tatlı, ne de ham olmasın misal.
Ben o ilkbaharların,
Ben o yaz'ların,
Ben o son baharların,
Ben bütün kışlarımın,
En mutlu geçecek günlerinin
Tümüne birden hayallerim.
Mis gibi toprak...
Taze kesilmiş çimen...
Ve rüzgarda salınan pembe bir gülün kokusu!
Koca bir fincan çay ve sigaramın havaya savruluşu...
Olmasın mı üstüne birkaç damak çikolata'm!
Benim mevsimim gelmiş belli!
Bir de hamak kurabilseydim ömrümün sahilindeki yar ile.
Şöyle denize nazır...
Köşe başında bir mangal yakmalı şömine filan.
Ne bileyim...
Ben mezeleri hazırlardım bir yandan!
Sen de soframıza samimiyet,
Güven, şefkat, aşk, sevda falan katardın?
Cemre.Y.

17 Nisan 2019 Çarşamba

Nisan Yağmurları

...Nisan Yağmurları...
Nisan yağmurları geçiyor ömrümüzden,
Hiç yoktan sele kesiyor vatanımın bir şehri,
Hiç yoktan don vuruyor bahara çiçeklenen meyvelerime!
Halbuki biz zemherileri geçip de gelmiştik bu mevsime.
Halbuki biz sonbaharda savrulup solan son yaprak idik!
Ne bileyim hiç yoktan eriğe kesecekti dallarımız,
Hiç yoktan çilek, hiç yoktan kiraz kiraz salınacaktık!
Nisan yağmurları geçiyor ömrümüzden,
Vazgeçmek fıtratımızda yok lakin...
Ya pes ettirirlerse!
Sonundaysa, asıl onlara,
"Pes!" dedirtmek gerek bence,
Yetmedi mi ömrümüze serdikleri kara bulutları büyücü ruhların,
Sonu gelmeli artık, o kapkara bulutların.
Vaktidir, coğrafyamı yeniden doğurmamın!
Cemre.Y.

8 Mart 2019 Cuma

Yeniden Sevmeyi Sever Belki

…Yeniden Sevmeyi Sever Belki…
Sayamadım ki ömrümden kaç zemheri geçmişti.
Bir gün durduk yere güneş dokundu yüreğime.
Durduk yere filizlendim, yeşillendim, çiçeklendim.
Neredeyse meyve verecektim.
Sonra birden ayaza çekti ortalık, kırağı yağdı düşlere.
Mevsim normallerinin üzerinde seviyorum,
Bağışıklık sistemine ağır geldim.
Ne yaptım, ne ettimse sevemedi.
Şimdi elma çiçeklerimle, erik çiçeklerim ellerimde,
Ağustos kirazlarının çiçeğini de katıp bitki çayı yapacağım ona!
Yeniden sevmeyi sever belki.
Benim de yeniden sevmeyi sevdiğim gibi.
Cemre.Y.

7 Mart 2019 Perşembe

Ey Yalnızlığım

...Ey Yalnızlığım...
Yorgun akşamlarımın birinde rastladım yine kendime,
Ağır aksak gölgelere söve söve gidiyordum evime.
Geceleri sakil olur bizim çıkmaz sokaklar,
En çok da kaldırım taşı sandığının,
Güvenli birer adımdan biri sandığın,
O parke taşının altıdır tekinsiz olan!
Ya çamurlu su fışkırır arasındaki çatlaktan,
Ya da ayağın içine gömülür altındaki boşluktan.
Ayak burkulmaların hayallerinin kırıklarına sarılır o an,
Can kırıklarını da toplayıp teker teker,
Yoluna çıkan türlü çeşit bağımlı insan evlatlarına,
Cebindeki son paketten birer sigara uzatırsın,
"Mutlu akşamlar!" dileyerek.
Güneş...
Son kez göz kırparak sana,
Sakince gözden kaybolurken,
Yorgun akşamların son güneşinde,
Kendi gölgeni görürsün yeniden.
Meğer ne çok yağmura küfür etmişsin ulu orta,
Ne çok kardan adam yapamadığın hafif karlı günlere,
İçten içeri hayıflanmışsın kendince.
Ve de...
Ne de çok şimdi'yi kaçırmışsın ömründe.
Kurak toprakların yarılmış en ciğerinden de,
Sen hala yaşlı çınarın dallarını ayakta tutmaya çalışmaktasın
Ya bir gün mevsimi gelir de,
Hiç yoktan bahar olur yapraklanırım, çiçeklenirim diye!
Eriklenirim, çileklenirim, kirazlanırım diye!
Sonra ay...
Salına salına süzülür.
"Umudu yıldızlara astık ay tutuldu." lu günlerin gelir aklına.
"Heyhat ki boşuna hayat, bekleme." derken
Evinin dış kapısı buyur eder seni makus yalnızlığına.
El pençe divan durur fakir köy ahalisinden birinin evine,
Sanki vilayet müdürü gelmiş gibi bir mutlu, bir gururlu ki!
Sayamadım ki...
Kaç yüz yıl geçti ömrümün labirentlerinden,
En çok...
Yalnızlığıma kavuştuğumda çiçek çimen şiir aktım ben.
Ey benim kurak topraklarıma çiy damlası düşürenim,
Ne zaman ki kırgın bir roman geçse üzerimden ben korkarım.
Yalnızlığımın yırtık, yamalı,
Ama beni terk hiç terk etmeyen kadar en sadık ülkesi.
Sana nice haksızlık ettiğimi şimdi anladım!
Meğerki ben seni eskitecek, yıpratacak kadar sana sığındım.
İçimden terk ediyorsam seni,
Bu artık yeni köklere ihtiyacın olduğu içindir.
Çünkü...
Gelecek sen varken bana hiç gelmeyecek!
Çünkü...
Gelecek ben varken sana hiç gelmeyecek!
Ve bende, sen de çoktan yorulduk
"Adı bölümü boş bırakılmış bir kimliğin
Hükümsüz ilanlı iki kayıbıydık biz." li şiirlerimden de yorgunum!
Aklında bulunsun ey yalnızlığım kapıyı aralık bıraktım.
Cemre.Y.

10 Ekim 2018 Çarşamba

Farklı

...Farklı...
Aynı kanıyı anlatmaya koyulurken,
Sırf farklı kelimelerle cümleleri harmanlıyorlar diye,
Zıt kutuplar değillerdi aslında.
Farklı zamanlarda, farklı mekanlarda, farklı imkanlarda,
Ve farklı dahil olduklarıyla...
Apayrı paralel hayatları yaşıyorlardı ama ortak amaçları aynıydı oysa!
"Eskiden hayatımı anlatsam roman olur." diye bir cümle vardı.
Şimdilerde kimse roman falan okumuyor azizim.
Herkes kendince kendi romanını yazıyor!
O da üç beş kelimeyi geçmeyen basit emirlerden oluşuyor.
"Ya bu deveyi güdersin, ya da bu kervandan göçersin!"
Hayat bana rahmetli annem gibi davranıyor bazen,
Gereksiz, haksız, yersiz ve zamansız çıkışlarıyla!
Ortada suç falan yoktu oysa!
Varsa bile ben kırmamıştım o camı.
Ben kesmemiştim elektriği, suyu vesaireyi!
Ben yolmamıştım komşunun kiraz ağacını ya da eriklerini!
Çocukluğumdan kalma rahmetli anamın bir bakışına
Çoktan yumuluydu ellerim ikramlara "He!" diye bakmazdıysa!
Oysa yıllar yılı ne yanlış yaftalar yapıştırılmak istenmişti üstüme,
Bu hak olur, hukuk olur, namus olur ama illa ki bir yerlerde bir yanlış olur!
Şimdi bu saatten sonra bakıyorum da doğrularımla savaşlarıma,
Hala arada bir aynı tarafta olmamıza rağmen,
Yolun karşısına atmaya çalışmıyorlar mı beni?
"Cinnete beş kala cennet olmasam,
Babamdan başlayacağım doğramaya,
Bu saatten sonra da çok da fark etmezdi yani." diyorum içimden!
Sonra bir sigara daha yakıyor, hayata gülümsüyorum en buruğundan.
Sonra insan tohumları açıyor yine içimde, kahkahalar savuruyorum kaderime!
Bütün aylar boyunca, sadece bir bahar ayı içinde,
Sadece on beş gün açan laleleri seven
Ama adı Eylül olan bir kızım var hepim topum bu!
Bütün hazinem o ki o da bana değil kendisine ait!
Yüreğimin çiziği, kalbimin kardeleni, çoğu şiirlerimin müsebbibi,
Yosun gözlüm, her daim alının ortasından öptüğüm,
Saçlarının kokusunu ruhuma çektiğim nefesim de sadece o!
Bütün zenginliğim de o!
Ömrümü ömrüne adadığım da o!
Daha neyimi hazmedemiyorsunuz da,
Ertesine biriktirip biriktirip gönlümü hala fazladan yoruyorsunuz da
Üstelik üzerine inatla bastığınız can kırıklarımın sesini duyup,
Canımın yandığının farkına dahi varmıyorsunuz!
Yine de ey ömrümün en güzel, en huzurlu sahneleri,
Seviyorum sizi.
Çünkü sizin kadar beceremiyorum kindar olabilmeyi!
Misal bugün…
Bir hayal balonumun ipi daha kaçtı bileğimden,
Dünden belliydi zaten, gevşemeye başlamıştı.
Ama hayat bu!
Kim bilir ne vakit o balonlardan birinin içinde ben de olurum,
Kimse yerinde sabit değildir de zaten!
"Olmaz!" dersin olur,
"Olur!" dersin olmaz!
"Bu hayatta hiçbir şey imkansız değildir,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar hayat!" demiştim bir gün.
"Olasılıksızlıklar…
Azalamıyorsa imkansız'a sığınmak gerekebilir bazen!" der giderim.
Cemre.Y.

2 Eylül 2018 Pazar

"Hoş Geldin Sevgilim" Derim

..."Hoş Geldin Sevgilim." Derim...
Mevsim yapraklarını sonbahara soyunmaya hazırlanırken,
Kumsalların,
Sevişgen havluları toparlanıp şezlongları terk ederken,
Limanları,
Yaz kalabalığı yatları, tekneleri vesaireleri çekip gitmiş,
Balıkçı takaları açık denizlere açılmışken geldin.
Hoş geldin sevgilim.
Bir bilsen...
Ben seni kaç Temmuz, kaç Eylül, kaç Kasım bekledim.
Beklemelerden yorulunca da,
Ömrümün Aralıklarını,
Ocak'larıyla buluşturup kaç Şubat, kaç Mart'ı,
Yetimliğin zemheri ayazlarına ekledim.
Kim bilir kaç Nisan yağmurunda boğulup,
Kaç Mayıs kirazlarını, erikle, çilekle buluşturup,
Kaç Haziran'da,
Belki bir tatil dönüşüne denk geliriz diye hayal ektim.
Kim bilir...
Kaç Ağustos'un gün batımında seninle doğmayı diledim.
Kaç Ekim'de yalnızlığımın omuz başlarını öptüm yeniden.
Hoş geldin sevgilim.
Ertelenmiş ömürlerinle vedalaştıysan,
Kızıl saçlı baharlarınla yollarını ayırdıysan,
Sonbaharın son yapraklarını da soyunduysan,
Gitmeyeceksen, bitmeyeceksen,
Sonunda bize kalacaksan.
"Hoş geldin sevgilim." derim.
Cemre.Y.

23 Şubat 2018 Cuma

Kahveyle Kiraz

...Kahveyle Kiraz...
Kim demiş
Kahveyle Kiraz
Yan yana olmazmış diye
Ben seni de normal sevmedim ki.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Sahi Siz Nereye Gidiyorsunuz Ey İnsanlar?

...Sahi Siz Nereye Gidiyorsunuz Ey İnsanlar?...
Şehit ölümlerin intikamının alındığını
Düşünen bir taraf ve Berkin Elvan'ın
Öcünün alındığını düşünen diğer taraf!
Sahi siz nereye gidiyorsunuz?
Ya sizin evladınız olsaydı
Berkin Elvan?
Ya sizin babanız olsaydı
Şehit Savcı Mehmet Selim?
Nedensel olayları ne olursa olsun,
Evladınızı bekleseydiniz
Yoğun bakım köşelerinde,
Tam 269 gün, uyanır diye bekleseydiniz
Ama o uyanmasaydı?
Nedensel olayları ne olursa olsun,
Babanızı işine yollasaydınız,
Akşam yine yorgun argın geleceğini bilerek
Ama size döneceğinden emin olarak
Ama o, o akşam evinize dönmeseydi?
Siz!
Kendi duygusal devinimlerinizi
Ne zamandan beridir dinlemez oldunuz?
Ne zamandan beridir, size dikte edilen
Vicdansızlıklara büründünüz?
Ne zamandan beri,
Belli kesimlere ses olmaya çalışırken
Önce kendinizi ve sevginizi ve vicdanınızı
Ve şefkatinizi ve empatinizi unuttunuz?
Ben, babası hala hayatta olup,
Benim var olmama sebep olduğu halde
Bana babalıktan başka
Bütün felaketleri besleyen,
Bir insanın varlığıyla büyüdüm.
Şans eseri ya da canım pahasına
Savaşarak başardım dokunulmamayı.
Yine de bunca şeye rağmen hala ve hala
Sizler kadar vicdansız düşünemiyorum!
Sizler kadar galeyana gelemiyorum.
Çünkü ben anneydim,
Berkin Elvan öldüğünde,
Evladımın kılına zarar gelse
Neler hissederdim düşündüm.
Çünkü ben evladımı,
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz öldüğünde,
Annemi evimizden son kez
Yoğun bakıma çıkardığımız akşamı düşündüm.
Size bir sır vereyim mi?
Ölen ölüp gittiği andan sonra
Etrafınızdaki kalabalıklar azar azar gidiyorlar.
Sonra baş başa kalıyorsunuz kendinizle,
Kaç kişiyseniz artık.
Bir sofra kurarken bile tabağın biri boş kalıyor.
Yokluğuna öyle kolay alışamıyorsunuz gidenin.
İnanın bana en sevdiğiniz ölüp gittiğinde,
Ne dinini umursuyorsunuz,
Ne milletini, ne de neleri sevip sevmediğini.
Ne hangi gruba dahil olduğunu
Ne de hangi eyleme müdahil olduğunu.
Hiçbirini, hiçbir şeyi umursamıyorsunuz.
Boğazınızda koca bir yumru.
Kocaman bir özlem oturuyor
Yüreğinizin baş köşesine.
Ölüsünü bile,
Öpmeyi özlüyorsunuz, ölüp gidenin.
Düşünün...!
Peki siz?
Sizler?
Nesiniz?
Ana yüreği mi?
Küçücük bir çocuğun babasının
Yokluğuna bakan gözleri mi?
Sahi siz nereye gidiyorsunuz ey insanlar!
Bireyler olarak bize dikte edilen
Galeyanlara gelmezsek
Bütün ölümlerin acı olduğunu anlarız da
Ona göre davranırız diye düşünüyorum.
Cemre.Y.

26 Kasım 2017 Pazar

Özlemek

...Özlemek...
Bana "Özlemek" deme
Zemheri ayazında sana,
"Erik" derim,
"Çilek" derim,
"Kiraz" derim,
"Sen" derim de
Sen yine de bir bok anlamazsın.
Cemre.Y.

18 Kasım 2017 Cumartesi

Peki Ya Aşk?

...Peki Ya Aşk?...
"Peki ya aşk?"
Diyorsunuz ya bazen bana.
Yine mevsimlerden
Erikmiş,
Çilekmiş,
Kirazmış.
Yüreğim hep baharmış.
Aşk bir varmış, bir yok muş.
Cemre.Y.

28 Ekim 2017 Cumartesi

Mutluluk

...Mutluluk...
Güneşli bir güne uyandığında
Erik ağacının çiçekleriyle
Kiraz ağacının çiçeklerinin
Sarıldığını görmektir mutluluk.
Yeterince sevecek iki yürek varsa
Yüreklerde açar bütün meyve çiçekleri.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...