can kenarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can kenarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2025 Perşembe

Aşk Öyle Bir Şey Değildir

...Aşk Öyle Bir Şey Değildir...
"Aşk'ın şavkı yaktıysa can'ını da canan'ını da,
Gerekiyorsa tamamen vazgeçebilmektir ondan." dedim.
"Yok!" dedi en sevdiklerimden biri.
Diyemedim ki; "Konu evlat aşkıysa!" diye.
O bu konuyu sadece kadınla adam arası bir şey sandı.
Sansındı.
Böylesi bir pes edişi kimse yaşamasındı.
Cemre.Y.

16 Mart 2025 Pazar

Yaralarımın Yeri

...Yaralarımın Yeri...
Yaralarımın yerini iyi bildiğiniz halde,
Neden, hep oralardan konu açıyorsunuz?
Kanarsa durmaz, onu da biliyorsunuz!
Cemre.Y.

6 Aralık 2024 Cuma

Neyleyim?

...Neyleyim?..
Bir kenarda,
Vuslatıma hasret,
Bana sormadan aşık olanlarım.
Bir kenarda,
Vuslatınıza hasret,
Sana sormadan, sevdalı olanların.
Sen söyle kader!
Ben artık neyleyim?
Cemre.Y.

6 Temmuz 2023 Perşembe

Ah Be Çocuk!

…Ah Be Çocuk!...
Ah be çocuk!
Benim sadece sana…
Kalbim gücenmedi ki,
Benim sadece sana…
Yüreğim gücenmedi ki,
Benim sadece sana…
Canım gücenmedi ki,
Benim sadece sana…
Ciğerim gücenmedi ki,
Benim sadece sana…
Gönlüm gücenmedi ki,
Ah be çocuk!
Benim sana içimin içi gücendi.
Artık daha nasıl,
Nerenden güvendirebilirsin ki kendini?
Şimdi…
İhanetlerin de senin olsun, iftiraların da!
Zira artık benim sana dair…
Kırgınlığım dahi kalmadı.
Ne doğuruldum ne de doğurdum!
Vücudumda bıraktığın kalıcı izleri,
Ruhumda bıraktığın yeni kalıcı izlerle tanıştırdım.
Döne dolaşa affedip unutuyorlar her gün seni.
Ah be çocuk!
Ödüm kopuyor sana…
Sen bıkıp usanmadan,
Canımın kırıklarının üstünde,
Cam kırıkları dolu ayakkabı tabanlarınla,
Sek sek oynar gibi tepinip dururken,
"Aaaaahhhhhh!
Be çocuuukkkkk" derim de,
Yine...
Senin için,
En çok ben üzülürüm diye!
Ah be çocuk!
Cemre.Y.

9 Ocak 2023 Pazartesi

Kelimeler

…Kelimeler…
Kelimeler…
Canlıdırlar!
Yazıldıklarında,
İçlerinin içleri, acıdansa,
Şiir olup,
Yakılırken de,
Aynı acıyı yaşarlar.
Cemre.Y.

12 Ağustos 2022 Cuma

Gizli Özne

...Gizli Özne...
İçinden, hiç şiir esmediği günleri olur insanın.
Tek bir cümle dahi, mısra etmek istemez.
Oysa...
Dudaklarının kenarındaki tebessümde,
O gizli öznedir şiir!
Kimseler bilmez.
Cemre.Y.

3 Haziran 2022 Cuma

Hiç Sorma

...Hiç Sorma!...
Canımın yongasının,
Ciğerimin çiziğinden,
Ta içinden kırıldığı günleri geçmiştim çoktan.
Geçmişin kırık canlarına dahil etmiştim onu da.
Artık, eski gibi içimden,
Yüreğimin baş köşesinden sevemesem de!
Nihayetinde...
Hücrem vardı her hücresinde.
İlk defa saçlarımdan kırılmamıştım.
Ruhumun kırıklarınıysa, hiç sorma!
Cemre.Y.

26 Temmuz 2021 Pazartesi

Kırık

...Kırık...
"Sen de, artık, canını yakan her şeyine,
Kırılmış diyorsun!" demişti bir keresinde.
Kaburganı incitmişsin,
"Kırıldı." diyorsun!
Dizinde sadece bir yırtık var,
"Kırık." diyorsun!
Midende gastritli ülser var,
"Kenarı kırılmış." diyorsun!
Kalbini üzmüşler,
"Zaten hep kırıkmış." diyorsun!
"Sen de, her şeye kırık diyorsun." demişti.
Ona...
Bunca zaman sonra,
Bunca kırıklarım hakkında,
İlk kez, tek bir cevap vermiştim.
"Artık, canımın canını üzen her ne olsa da,
Çoktan kırılmıştır benim için,
Canımı yakan her yerim, kırıktır benim için,
Kırılmıştır yani, çoktan olanından!
Ve buna birilerini inandırabilmek için,
Ayrıca bir çabam yok!
Kırıksa bana kırık,
Acısını da ben çekiyorum yani!" demiştim.
Anlamamıştı...
Yine hiçbir şey anlamamıştı.
"Sen öyle mutlu oluyorsan,
Herkese hep öyle de madem." demişti.
Bir kere daha kırılmıştım.
Ama bu sefer...
Canımın yongası, ciğerimin çiziği,
Taa en dibinden kırılmıştı.
Elbette, ben, ondan,
Onun bebekliğinden ergenliğine kadar,
Ayağına taş değse,
Büyüme ağrılarından kemiklerine acı değse,
Yüreğine gam değse,
Onu şefkatimle zerre zerre öptüğüm gibi,
Her şeylerimin yerlerine koyduğum sevgilerim gibi,
Ne kaburgamın,
Ne dizimin, ne midemin,
Ne de kalbimin kırıklarını,
Teker teker öpsün de geçsindili,
En ufak bir şefkat belirtisi beklemiyordum ama!
Ama, bu kadarı da...
İnsan olan,
Anahtarı, hem elinde, hem de cebindeyken,
Girip çıkacağı bir kapıyı,
Koca bir hayatın intikamıyla, öylesine dolu,
Kocaman bir tekmeyle,
O yürek kapısını darmaduman eder mi?
Neyse ya neyse...
Cemre.Y.

3 Nisan 2021 Cumartesi

Güneş Sarsın İçimizi

...Güneş Sarsın İçimizi...
Nicedir tozlarını alıyordum ömrümün,
Oksidasyona uğramış yüreğimin,
Pencere pervazlarının kilidini,
Sökmeye çalışıyordum.
Yıllar yılı, gün be gün...
Canımın kenarlarına ördüğüm o duvarları,
İlmek ilmek, şiir şiir yıkıyordum yeniden.
Nihayet...
İyice görünür oldukça,
Yara izlerimin hepsi birden!
Çok da uğraşmaz oldular ömrümle.
Artık merak edecekleri,
Ya da...
Eşeleyip deşecekleri bir şey kalmamıştı çünkü.
Şimdi...
Beklemedeyim.
Geçmişimi onarmaya çalışmaktan unuttuğum,
Onca an'ı, onca zaman'ı, onca bugün'ü,
Mümkün olduğunca yaşamaya çalışarak.
Neyse güneş sarsın içimizi.
Cemre.Y.

2 Mart 2021 Salı

Günlerden Sensizlik

…Günlerden Sensizlik...
Şimdi, yine, geçmişime, temizlik vakti lakin hala…
Sesinden kırgınlık akıyor koltuğun kenarlarına ama!
İlle de yıkamam perdeleri,
Ne de olsa birkaç yumuşak bakışın asıldı çiçeklerine.
Kokunu çektim ciğerlerime de,
Bir tek kere daha sarılsam bedeninle beraber yüreğinin tellerine.
Ve…
"Gitme!" diyebilsem.
"Benden bir tek kere daha gitmeee!" diyebilsem derken,
Şimdi perdelerimi de yıkama vakti sevdiceğim,
Yalanlardan örülü hayallerim sıkışmış çiçeklerinin taç yapraklarına!
Koltuklarımı da kimyasal deterjanlara bulama vakti.
Zira!
Sesinin bezgin tınılarından uçuşan perdemin çiçekleriyle,
Koltukların kenarlarına akan kırgınlıklarda duygu denen bir histiler.
Duygu dediğin,
Mis kokulu zehirlerle de saklanır, eğer içine öyle işlememişse!
Biz’in sadece yüreğimizin telleri değil,
Ruhumuz da hasar görmüş a yüreğimin çiziği!
“Yolun, sonsuz ayrılığa açılmış çoktan, madem öyle, git güle güle!”
Hem öyle değil miydi ki…
Hep aramızı bulmaya çalışanlar, yine aramıza yıktılar sıradağlar!
Halbuki düzelecek belki her şey,
Sussalar!
Hele bir sussalar, fısıl fısıl fısıldamasalar…
Zamana bıraksalar.
Yine de beni merak etme, benden o son gidişinden beridir,
Ben, üşümüyorum sensiz,
Acıkmıyorum, susamıyorum, acımıyor hiçbir yerim!
Sensiz ben insan bile değilim!
Yıllardan iki bin on üç, aylardan ekim, günlerden sensizlik.
Cemre.Y.

31 Ocak 2021 Pazar

Geçecek

...Geçecek...
Günaydın gönlümün yaz kenarı.
Uyandın mı, yine bensiz geçen,
Yüzüne tebessümler takınmış pazar sabahına?
Yine kahkahasız, sade bir kahvaltı mı yapacaksın?
Ama merak etme geçecek hepsi, geçecek...
Cemre.Y.

23 Ocak 2021 Cumartesi

Can Parem

...Can Parem...
Ey benim sesinin heyecanından öptüğüm.
Gülüşünde güneş ışıltıları saklayanım.
Kokusunda misk-i amber rüyalar saçanım.
Günüm, gecem, can parem.
Cemre.Y.

7 Ekim 2020 Çarşamba

Gözyaşı

...Gözyaşı...
Acının dibeğinde geziniyorum bugünlerde,
Sanki gözümün içine milyonlarca sivri uçlu cam kırığı dizmişler de,
Göz kapağım kapandıkça,
İçim kıyım kıyım kıyılmakta.
Bakma sen böyle gülümsediğime!
Ağlarsam, ağlamalarımı durduramazsam...
Gözyaşımın tuzu,
Gözümün yarasını yakar da,
Canımın canı daha çok yanar diye korkuyorum.
Söylesene anne...
Tam olarak ne zaman geçer içimdeki bu acı.
Şimdi sağ olsan...
Yine öpmezsin biliyorum,
Hiçbir yaramı da öpmedin zaten de...
Ne var oncacık yarada diye söylenirken,
Kaynamış, durulmuş suyla pansuman yapsın desen.
Beni...
Uzaktan da olsa sevdiğini bilsem.
Ağlamamam lazım,
Yoksa gözyaşımın tuzu, gözümün yarasını yakar!
İyileşince,
Deniz kenarına giderim diye teselli ediyorum kendimi.
Suya söyler söyler ağlarım, o da geçer!
Cemre.Y.

14 Nisan 2020 Salı

Şiirim


...Şiirim...
Sen, kahkahamın tam ortasında,
Dudaklarımın kenarına yerleşiveren,
Derin bir iç çekişlik şiirimsin,
Daha ne'm olmak derdindesin.
Cemre.Y.

9 Şubat 2020 Pazar

Nasılsın?

...Nasılsın?...
Nasılsın Gece?
Umarsızca tenhalarında yoğurduğun,
Yıldız yakamoz savurduğun çocuklarımız nasıl,
Sahi onları da,
Ardına hiç bakmadan terk etmiştin değil mi!
Kısırlaştırıldım senden sonra,
Ki zaten bir daha da kimseyle kavuşturulmadım.
Arada bir...
Gök mavisi gözleri olan bir kadın uğruyor canımın kenarına,
Uzaktan uzağa öylece suskunca bakışıyoruz, hepsi bu!
Asıl sen nasılsın,
Buldun mu aradığın karanlığı,
Yeterince batakta mısın?
Cemre.Y.

23 Temmuz 2019 Salı

Yok Başka Yolu

…Yok Başka Yolu…
Ey benim, daha mini minnacıkken,
Yüreği gümrah ırmaklar gibi çağlarken,
Zemheri nakışlı kara kışlarından korkan kardelenim.
Ey benim, daha ergenliğine yeni basmışken,
Yüreği en yüksek şelalelerden çağıldarken,
İlkbahar bakışlı solup gidecek diye ürken lale özüm.
Ey benim, genç kızlığının gençliğinde doymalara çabalarken,
Yüreği,
Can kenarı,
Mor menevşeleri gücenirse diye üzülen meyve çiçeklerim.
Sen sabret bir hele!
Ben senin kalbinin ilk atışını duyduğum her gün.
"İçimden maviler süzerek seviyorum seni,
Ve hiç usanmadan yıllar yılı da
"Her şey çok güzel olacak!"diyorum ki olacak, yok başka yolu.
Cemre.Y.

3 Mayıs 2019 Cuma

Ömrüme Bir Bak Bakayım Bir, Tastamam Geçebilmiş Mi?

…Ömrüme Bir Bak Bakayım Bir, Tastamam Geçebilmiş Mi?…
Bazen…
En can kanından dahi olsa bile, ilk karındaşın dahil…
Yaşanmış derin yaralarını konuşurken,
Yaşayan bizzat kendisi ve kız çocukları olmadığından,
"Geçmiş, işte, geçmiş de, bitmiş gitmiş, artık hatırlama!" diyorlar ya!
"Ömrüme bir bak bakayım bir, tastamam geçebilmiş mi?" diyesim geliyor!
Boğazıma bir yumru takılıyor da dilimden çıkamıyor,
Ya o geçmiş dediğin, şimdi olsaydı da, ben senin en küçük çocuğun olsaydım!
Cemre.Y.

12 Nisan 2019 Cuma

Fesleğen Yalnızlığı

...Fesleğen Yalnızlığı...
Cam kenarına terk edilmiş yalnızlığım,
Kaç bahar, kaç yaz,
Kaç Eylül, kaç zemheri ayaz atlattım,
Can kenarı çoktan kırık
Pencere pervazlarında öylece unutulup vazgeçilmiş,
Hayalleri de çoktan kırık bir vazo gibi,
Kaç çıkmaz sokağını aşıp geçtim ömrümün!
Bilemezsiniz.
Bilseydiniz şayet,
İçimde birikmiş toz tanelerimden,
Yağmura ve güneşe ve polenin kavuşmasına kanıp,
Sana durduk yere,
Bahar bahçe çiçeklenmeye hayallenmemi de anlardınız.
Ulan!
Bir ömür boyunca,
Yoğurt kabında da olsam,
Yahut altından kaselerde,
Bir kere olsun sadece bir kere,
Kokumu avuçlarınıza alıp,
Şöyle bir derin koklayıp unutmak uğruna,
Şöyle bir başımı okşayıp geçmeseydiniz be!
Öyle ya!
Her sabah "Günaydın!" dı sabaha uyanabilene,
Ve...
Her gece de iyi olsundu geceler.
Cam kenarına terk edilmiş yalnızlığım,
Kaç bahar, kaç yaz,
Kaç Eylül, kaç zemheri ayaz atlattım,
Can kenarı çoktan kırık yazlık bir pencere pervazında,
Yaz bitince...
Öylece unutulup vazgeçilmiş,
Hayalleri de çoktan kırık bir vazonun içindeki
Fesleğen yalnızlığı gibi hayatım.
Artık bana hep aynı zamansızlık düzlemlerinde,
Her biri anlatılırken,
Daha da öncesi deşilen hayat hikayelerimi sormayın.
Ne vakit bir fesleğen görüp de,
Dayanamayıp başını okşadığınızda,
Avuçlarınızdaki kokuyu nefesinize çeke çeke,
O fesleğeni bir daha hiç görmemek üzere,
Yalnızlığın çıkmaz sokaklara terk ettiğinizi
Ve yoğurt kabında da olsa,
Yahut altın varaklı bir saksıda,
Hiçbir zaman aynı fesleğene bir daha denk düşemeyeceğinizi!
Öyle ya!
Her sabah "Günaydın!" dı sabaha uyanabilene,
Ve...
Her gece de iyi olsundu geceler.
Hiç yoktan fesleğen tohumu edinin evinize!
Yeter ki sabah akşam sevin lan!
Fesleğenler bari yalnız kalmasın be!
Cemre.Y.

26 Temmuz 2018 Perşembe

Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal

...Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal...
Yılların içinden geçip, onca kasırgalar, onca fırtınalar,
Ve onca tusunamiler, onca aldatılmalar,
Onca kısa kalan kibrit çöpü kadar mutluluklar,
Onca rüyalar, onca gerçekler,
Onca yanılgılar,
Onca hayaller ve kırıklarını nihayet atlatmışken...
Birbirinden çoktan beridir yine,
Çok uzaklardaki o iki kocaman çocuk...
Yine ellerinde bembeyaz birer kağıtla, kala kalmışlardı.
Yine bir Temmuz akşamıydı işte,
Hem Ağustos kadar aşırı sıcak,
Hem zemheri aylarından biri kadar kararsız.
Denize mi koşulsa,
Yoksa en yakın battaniye altına mı sığınılsa!
Bütün şiirlerini yakıp yakıp yeniden yazıp bitirmişti kadın.
Bütün şiirlerini göle atıp atıp yeniden yazıp bitirmişti adam.
Hayatı sorgulayıp durmaktan yorulmuşlardı çoktan!
Öyle kararsız oturuyorlardı iki çocuk,
Apayrı rıhtımların kenarında,
Ellerinde iki ayrı bembeyaz birer kağıt!
Arkadaşlık çok uzaklardaydı,
Dostluksa daha yeni tatile çıkmıştı,
Anne çok yorgundu, çocuk çok aceleci.
Anlatmak gerekiyordu birilerine bir şeyleri,
Anlatabilmek ve anlaşılabilmek gerekiyordu.
Gereklerinde zaten canı cehenneme'y di!
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan gölün derinliklerine yol almıştı.
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan denizin derinliklerine yol almıştı.
Kağıttan gemiler birbiriyle çarpışırken,
Ellerindeki son anıyı da kaybedeceklerini sanmış,
Çokça da korkmuşlardı.
Göz göze geldiler bir an...
Taa uzaklardan!
Kağıttan gemilerin rengi değişti o an...
Karıştı ortalık rengarenk!
Kağıttan gemiler su almaktaydı.
Batmaya ramak kala
Kız olanın gözyaşları, köprücük kemiğine aktı.
Oğlan olan yüze yüze geldi kızın yanına.
Hiçbir söz söylemeden,
Kızın köprücük kemiğindeki o bir damla gözyaşını öptü.
Büyüdüklerinde ne de güzel,
Destansı aşk hikayesi çıkardı buradan!
Onlar büyümemeyi seçtiler!
Yaşlanıp ölmekten korktular belki.
Ya da geçmişleri yok olacak diye.
Oysa ölmek de bakiydi.
Geçmiş de baki.
Gelecek ise hiç gelmeyecek gibiydi.
Şimdi yine aynı yerdeler...
Kağıttan gemileri su almakta.
Ama artık ne kız ağlıyor,
Ne de oğlan o kadar geçmişinin iskeletine mahkum.
Zamane deyimleri gibi,
"Olursa olur, olmazsa temcit pilavı!" gibi değildi artık hayat!
Oturup hasbıhal ettiler,
Kimse kimsenin zayıf rengine takılmayacaktı bu sefer!
Sanki ne olurdu ki yok hükmünde sayılsa bazı ara renkler!
Çocukluk...
Yakalayabilirsen en acısız anısından güzeldi be azizim.
Kimse kimseye söylemedi ama...
Bir daha ki sefer!
Ellerinde olmayacaktı o eski buruşmaktan, düzelmekten
Çoktan yorulmuş yıpranık sayfalar...
Adam/çocuk giderken...
Kız/kadın bu yüzden tekrar son kez gülümsedi.
Nihayetinde tekrar görüştüklerinde...
Hala da birbirlerine,
"Seni seviyorum lan!" diyeceklerdi.
Bazen...
Sonları beklerken çürür ömür!
Gurur mu!
Ben ömrümce...
Ondan daha zebani bir mezar başlığı görmedim!
"Seni seviyorum lan!
Çok da elzem falan da değil yani,
Hiçbir şeyim olma bana ne!
Ki zaten ben de bir daha köprücük kemiğime ağlamam.
En son sen öpmüştün ya oradan!
Hey nereye kaçıyorsun?
Kal!
Ey hayat...
Sen...
Bana bir, kal!"
Cemre.Y.

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Söyle Tanrım, Arttık Bizimle Misin?

...Söyle Tanrım, Arttık Bizimle Misin?...
Günün belirli saatlerinde,
Hele ki sabah vakitleri milletlerin vekillerinin,
Hatta gerekirse cumhur başkanlarının,
Gerekse de kraliyet saraylarının belirlediği zamanlarda,
İnsanlığı gaflet uykusundan uyandırıp,
Ezan seslerini türlü güzel nidalı imamlarıyla beraber,
Hiçbir sesinin duyulamayası,
O iğrenç seslileri de imam yaptın diye!
Bangır bangır bağırtan'ım!
Yine insanlığı gaflet uykusundan uyandırıp,
Allah'ı aynı ama peygamberi ayrı yaradan'ın emri ile,
Kimi bir piyanonun sanki bir lire dokunmuşçasına,
Öyle bir yumuşak dokunuşla çanlar çalınırken,
Kimi paslanmış oksidasyon'lu sesiyle,
Kulağımızda zangırdatır ve bizi korkuturken başka ülkelerde.
Üstelik bütün bilinmiş dinlerde
Yaradanın yarattığına ezası...
Hep buluğ çağını çoktan geçmiş'i tasvir edilirken,
Ve birçok dinlerde buluğ çağı geçmemişse,
Hiçbir insan evladına halvete meyl edilmezken!
Ben, her bana sorulduğunda,
"Müslümanım elhamdülillah" derken.
Ama içimden!
Baba'm bana ilk tacizde bulunduğunda,
Henüz altı yaşımdaydım,
Biz müslümanlar'a vaad edilen,
"Ölür isek cennet kesin!" zamanımızdaydım yani.
Şimdilerdeyse...
Neden herkes gibi vedalaş'amıyorum,
İçimdeki habis şeylerle de durduk yere,
Bana hemoroid teşhisi konuluyor artık anlıyorum!
Çünkü içimi dışıma açarsam, o girebilirdi!
Çırpındım ama ölmedim!
Yenilmedim de.
Bir sonraki yelteniş'indeyse,
Göğüslerim daha yeni bitmeye başlamıştı,
Arkadaşlarım,
Anaları, ergen arkadaşları öyle demiş diye
Koca koca taslar koydular memelerine,
Hani o kadar büyük olurmuş diye.
Ben küçücük kahve fincanlarını dayamış'tım memelerime.
Hani hiç kimse heves edemesin diye!
Yine de baba'm...
İlk onlara dokunmak istemişti nedense?
Şimdilerde...
İstediğim her an degajeli fotoğraf paylaşıyorum!
Artık kırklı yaşlarımdayım!
Hele bir dokunmaya meyl etsin!
Sikini keser, ağzına tıkar, ibreti alem olsun diye de,
Cümle aleme yayarım!
Gerçi,
Gerçeğimden geçtiğim onca zamanlar içinde de çığlık atmıştım!
Rahmetli anam beni o günden beri hasmı bellemişti,
Susmamıştı ama...
Sevgisi artık eksikti.
Şimdilerde rahmetli olmaya haylice yakın olan,
Zavallı prostat kanseri olan babamın babası bile,
O günlerde bu çığlığım ses getirmeye devam ettikçe...
"Canım, o da kız kısmı sonuçta,
Gecelik giymeseydi." demişti.
Öldüğünde dedemin mezarı başında ne diyeceğimi,
Daha o yaşımda ezber etmiştim çoktan da
Daha ölmedi.
Öldüğünde babamın mezarı başında ne diyeceğimi,
Daha o yaşımda ezber etmiştim çoktan da,
Daha ölmedi.
Daha dün,
En üst kattaki yatak odamın penceresinden bir nefes alayım derken,
Hani o sevdiğim, hani o en beni seven kardeşim,
Hani o, en mutlu olunası aile için anama bile cephe olduğum,
Kardeşim, karısı, ve çocukları...
Toplamışlar kendince sevdikleri akrabaları!
Maldı, mülkdü,
Baba'ydı...
Haksız yere konduğu mülkü nasıl onlara aktarma'lıydı,
"Hangi yolları denemeli" ydiyi konuşuyorlardı,
Kızımı ve ben'i unutarak!
Yani geçmiş...
Aradan 3-5 gün geçince unutulur azizim!
Hele ki 3-5 kuruş geliri varsa çoktan unutulur!
Onların bir kızı yok nasıl olsa...
Erkekleri'yse gaylerden korumak yeterliydi,
Oysa ben görmüştüm,
Rahmetli anamızın bizi her yaz Kur-an öğrenelim diye,
Gönderdiği o Yeşil Cami'de...
Kur-an kursundaki kızlar salınıverilirken,
Dileyen...
Erkek öğrencilere ek nizam verildiğini!
O vakitler baba kahve köşelerinde,
Arkadaşı olduğu eşlerinin...
Kocasını nasıl da tufaya getirip yendiklerini anlatan,
Kodaman kodaman godoşların,
"Ondan artık vazgeç de, bana gel!"li endekslemelerine,
Rahmetli anamın,
Eski nacağıyla savaş açma dönemlerindeyiz.
Özür dilerim senden anne'm...
Baba'm gibi bana dokunmak yerine,
Seni tercih ettiler de,
Sen kendini savunabildin diye!
Ve özür dilerim anne!
Sana bütün bu hayatlarımızın,
Dönüm noktalarını sana anlatıp,
Senle paylaşıp,
Benden korkmanı sağladığım için!
Ve artık sen de benden özür dile lütfen!
Artık ölmüş olsan bile...
Bekaretimi...
Sevdiğim adam' a feda ettiğim,
Ve bunun için bunca bedel...
Aşk, ihanet, çocuk, ayrılık,
Ayrılık...
Ayrılık...
Ayrılık...
Şimdi bana neden ömrüme ait,
Sadece kızım'dan daha değerli hiçbir şey yok diye soruyorlar ya!
Çünkü...
Hiç kimsenin...
Sadece...
Kız evladı yok!
Bilmiyorlar?
Hiçbir şey'i anlamak istediklerinden fazlaca da...
Bilmek istemiyorlar...
Sana bir sır vereyim ağa!
Bu hikaye...
Senin aile efradından birinin kumarhane yönettiğine,
Senin aile efradından birinin uyuşturucu içip,
Uyuşturucu satmasına,
Bu hikaye...
En çok güvendiğin kardeşinin,
Mevzu bahis konusu geçince...
Senin çoktan ona ve ailesine bila bedel feda ettiğine rağmen
"Zamanı gelince,
Şu, şu kadar!" dersin matahlığını sana dillendirmesine değmez!
Çünkü diyemezsin ki ona
"Ulan bezirgan evladı!
Hadi geçtim sonraki sana ihtiyacım olan günleri de...
Baba denen o adam beni yemek masamıza yatırdığında,
Götümü sikmeye çalışırken, sen çığlıklarımı duydun da,
Kulaklarını yastığa gömmüştün hani!
Komşular yetişip beni,
Hastalanmışım gibi karın ağrısından doktora götürülürken sen!
Yatağın altında titriyordun hani!
Hani seni sormuşlardı da ben,
Trakyanın, o Pınarhisar'ındaki,
Bitli arkadaşım Ayşe'ler de, olduğunu söylemiştim hani!
Onun abisi de senin arkadaşındı ya!
Geçen gün...
Kulaklarımla duydum benim için aslında ne hissettiğini!
Oysa...
Hep...
"Yeterince büyük olsa kurtarırdı beni." demiştim.
Yeterince büyüdüğünde de,
Bana oldurmaya çalışılanları öğrendin ses etmedin.
Öz yeğenini, öz kardeşinden kollamaya çalışırken ben,
Ona da ses etmedin!
Kızımı, evimden, içimden kovarken de,
İçimdeki korkuları tıpkı altı yaşımdaki,
O kocaman çığlıklarımı duyduğun halde ses etmedin!
Yıllar sonra da...
Anamın uğru diye açtığınız kuran kursunun,
O serin bahçesinde siz çekirdeklerinizi çitlerken mi duyacaktım!
Aslında size göre..
Hiçbir işe yaramayan bir insan olduğumu?
Size bir tek hele ki bu dönemde!
Bir kız evlat diliyorum kardeşim!
"Bakalım, erkek o!
Nasılsa atlatır, rahatlığı yerine,
Onu kara çarşaflara serseniz de,
Onun topuğundan,
Yok bilmem ne,
Kara çarşafının kenarından görünmüş olan bileğinden,
Yok bilmem ne,
Balkondayken kimse yok sanıp,
Etrafa bakınırken gerdanından!
Yok bilemem ne,
Sosyal medyalardan birinde,
Es kaza uzun görünen kirpiklerinden,
(Benim evladım açık diye bunlar onda da dahil değil mi sanırsın!)
Kork!
Senin bir değil beş kız evladın olup,
Her biri bambaşka karakterlerde ve de inanışlarda olsun!
Bakalım o zaman!
Size üç kuruş gelir sağlıyor diye o babaya hala acıyacak mısınız!
"Esselamu Aleykum Verahmetullah!" diyorsunuz
Her gün milyonlarca kere...
Peki cennet garantili evlatlar,
Cenneti açlıkla, tecavüzle, iğrenç ecellerle sınansın diye mi!
Bu nasıl bir yaradan egosu!?
Şimdi şükür mü etmeliyim sana,
Hiç değilse tecavüze uğramadım,
Hiç değilse ben de öldürülüp,
Bir dere kenarına atılmadım diye!
Sen söyle Allah'ım!
Bunca zulüm hangi yaradanın egosu?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...