ezber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ezber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2025 Perşembe

Arada İmsak Vakti Eksik Misal, Arada Kuşluk Vakti Eksik!

...Arada İmsak Vakti Eksik Misal, Arada Kuşluk Vakti Eksik!...
Gündöndü.
Hatta, gecelerde döndü,
Amma velakin yine de gündöndü!
Ama sanki sabah hiç olmayacakmış gibi,
Ezberlerini hepten kandırmışlar gibi,
Çoktan ardını dönmüştü güneşe, çok ama çok, çoktan!
Ki madem ben, ona...
Hep bulut olduydum ya, çoktan çekilmiştim onun ömründen.
Dün gece olsun bari, yahu!
Dün gece...
Ne demeye?
Gecenin en sağır saatinde...
Ona sımsıkı sarılmışlığına bile pişman eder insan olan bir diğerini?
Ki zaten!
Gözü yeterse...
Çiğdem çekirdek olurdu misal, yeni doğan güneşle...
Yetmedi diyelim hadi!
Saman bile olamadı ya la!
Onca sene, onun için, onun semerini taşıdığı eşeğe hem de?
Gündöndü...
Gün ile gece kaldı.
Arada imsak vakti eksik misal, arada kuşluk vakti eksik!
Uyu, hu, uyu!
Bundan gayri ne benden sana gün açar,
Ne de senden bana gece doğar,
Soyadı kısmı boş bırakılmış hükümsüz iki kayıbız biz.
Bir tek hüküm var ise, ki o da sayende, biz artık bize yok'uz.
Bundan gayri artık, biz, bize, hiç, yok'uz.
Cemre.Y.

8 Aralık 2024 Pazar

Kusura Bakmam Ben!

...Kusura Bakmam Ben!...
Hayat masalımdaki yolculuğumun
Kitabını yazdığım cümleleri,
Ezberden okuyor küçük beyinler!
Kusura bakmam ben yüreğini sevdiğim,
Yeter ki daha fazla üzülme sen.
Cemre.Y.

10 Haziran 2019 Pazartesi

Mühür

...Mühür...
Dokunsam yüzüne,
Nice vakittir,
Her hücresini,
Hayalden ezber ettiğimin.
Kim bilir,
Dudakları nemli midir hala,
Tadını rüyalarımdan ezber çektiğimin.
Mühürlesem gözlerimi,
Ömrümün sonu dediğimin gözlerine.
Mil çeker gibi öpsem kirpiklerini tel tel.
Seve seve, sever mi ki gerçeğinde de...
Cemre.Y.

25 Eylül 2018 Salı

Yorgun

....Yorgun...
"Sen benim..." deyip...
Yutkunup...
"Yorgun olduğumu şimdi nereden anladın!" diyorsun ya!
Hani o sırf ben daha fazla üzülmeyeyim diye,
O çocukluğunun yüzüne de böyle vakitlerimizde taktığın,
En şen şakrak masken geliverdi aklıma.
Hani sınırsız kımıldanan dudaklarının şifresini,
Bütün aile efradımızla çözemezdik!
Sorduğumuzda sana...
"Hiç kötü şey söylemedim ki,
Sadece şarkı söyledim içimden!" derdin.
Sonraları bütün sevdiğin şarkıların sözlerini ezber ettim ben.
Bütün dinlediğin nağmelere kulak verip,
Bütün yaptığın sulu boya resimlerinin diyagramını öğrendim.
Haberin yokken ben,
Sen bensiz iken yeni sevdiğin şeyleri de keşfedip,
Onları da senle beraber sevmeyi öğrendim.
Tıpkı senin...
Benleyken öğrenmeyi zehir saydığın şeyler gibiydi tadı!
Böyle fasulye turşusundan öte...
Arnavut biberi gibiydi...
Ondan sonramda da asla hiçbir tatlı şey sevemedim ki zaten!
Sonra...
Beraberce büyüyüverdik!
Biz..
"Yaz yağmurları bunlar,
Sonra sonbahar, sonra da kış gelecek mecbur!
Ama eni konu sonu ilkbahar!" derken...
Bize hep ilkbahardan sonra zemheri ayazlı karlar yağdı.
Elbette...
Ezhel'de dinlerdik...
Hidra'nın da en dibine de vururduk...
Elbette ki...
Ümit Besen'le Pamela'nın düetini dinler,
Yenilerden Ersan Er falan karıştırıp,
Araya birkaç da remix savururduk,
Sonra bir Hande Yener'e uğrayıp,
Funda Arar'ı geçerken,
Durduk yere Emma Shaplin'e bağlayıp,
Bir tur Chopin open no 9 yapıp,
Andrea Bocelli ile Celine Dion'a
Araya da Lorena macanet'i kattıktan sonra...
Hani nasıl da atardı yüreklerimiz,
Sanki gitmemiz gereken bir yer varmış da,
Biz yetişememiş gibi atarken!
Bir gün...
Cover yapmayı öğretmiştin sen bana ya!
Ben bütün sevdiğim, her şarkıyı aynı anda başlatmıştım da...
İkimiz de hiç içmeden durduk yere sarhoş olmuştuk!
Yalnızken deniyorum bazen!
Arada birçok da işime yarıyor ama...
Ama...
Keşke...
Sen...
Benden Neşet Ertaş falan duymasaydın be kuzum!
Sen...
Benden Yunus .emre falan duymasaydın!
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Neşet Ertaş sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Yunus Emre sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Onca şiir...
Onca şarkı...
Onca güfte ve bestekar arasından,
Sevdiğinin topuğuna,
Sırf o sevdiğiyle kaçsın diye,
Bütün parasını koyan Yunus Emre'yi es geçip,
Benim gibi...
Bir pencere pervazında onları izlerken...
"Cahildim dünyanın rengine kandım!" demişsin.
Bugün günlerden Neşet Ertaş'tı be yavrum!
Ben hepsini de yaşadım.
Ah be tanrım!
Uzak geçmişlerin süzgecinden geçerken sana rastladım.
Sana yine sondan bir önceki kere daha niyaz ediyorum!
Lütfen...
Ama lütfen...
Belki benim annem bu kadar cesur değildi,
Tamam kabul!
Benim annem beni o kadar sevmiyordu olabilir ama tanrım!
Benim yavrumun yaralarını kendi yaralarıma sarma!
Olmasın benim yavrumun yarası falan!
Ne biçim tanrısın sen hem!
Hepsini okka okka bana yaşattın ya lan!
Ben...
Evladımı..
Bu dünya'ya hep...
En platotiğinden acı çeksin diye doğurmadım!
Mademki yarattım diye övünmektesin hala!
Kızım...
Ben...
Annem...
Anneannem!
Hatta onun annesi...
Daha ötesimi bulmaya yüreğim razı olamadı da!
Hiç de hoşnut olmamışız bu hayattan!
Soruyorum sana!
Biz'i yaratmaya inat etmekten,
Yaratmaya devamı meyl ettirmekten...
Sen nasıl bir zevk aldın?
Kızımın...
Bütün çocukluğu adına soruyorum bunu sana!
Madem onu benim rahmime var ettin...
Ne diye ona biçtiğim güzelim kaderi eylemedin de...
Onun yüreğinin bütün acılı atışlarını bana raks eyledin ki,
Doğru adres ben miydim?
Evet...
Haklısın...
Meryem anamızdan belli çocuk...
Tohumsuz ekilebiliyordu!
Eyyy...
Sizz...
Bütün tanrılar!
Zeuslar...
Athenalar...
Allahlarr!
Bir daha benim kızım kızım...
Normal bir sonbahar günü sanırken,
Üstü, başı vesairesi...
Hadi elleri yalnızlıktan her daim don ya!
Onun var ya...
Ayaklarının parmak uçları...
Mademki...
Bir yerinden hala sevemiyorsa bu kadar
Sikerim lan...
Bize bütün kaderleri yazıp duran
O, Allahlarınızı!
Cemre.Y.

18 Temmuz 2018 Çarşamba

Ezber

...Ezber...
Hani hep kızardın yan yana uzandığımızda,
Gözlerimi kapatıp yüzüne dokunup duruyorum diye.
Sevmezdin yüzüne dokunulmasını,
Unutmuş gibi yapar dokunurdum sana.
Alnından yavaşça dokunmaya başlardım her hücresini ezber çekerek.
Kaşlarını çizerdim resim yapar gibi,
Göz kapakların kapalı olurdu rüyada gibi,
Hani hissetsem de sayabilsem kirpiklerinin tanelerini,
Elmacık kemiklerinde gezinirdi parmak uçlarım.
Şakaklarından saçlarının başlangıcını ve bitişini gezerdim.
Burnunun ucuna geldiğimde "Ufff" derdin "Yeterrr!"
Dudaklarını ezberlemeye doyamazdı parmak uçlarım
Ama sen dokunmayı bile hep çok görürdün bana!
Çenen, sakalın nasıl da zor tutardım kendimi gözlerimi açıp,
Öpmemek için seni!
"Neden peki?" derdin,
"Nedir bu şimdi, sevmiyorum işte biliyorsun!"
Ahh be sevgili bilmem mi!
Sen hiç sevmedin ki zaten beni diye kırılırken sessiz hıçkırıklarım,
Gülümseyerek bakardım gözlerine
"Bir gün kör olursam seni bir kokundan,
Bir de parmak uçlarımdan tanıyacağım da ondan" derdim sana.
Kör olmadım.
Yıllar oluyor biz bitip, bizden gideli.
Ah benim burnumun sızısı,
Ne vakit eskilerden bir rüzgar esse,
Kokun burnumun direğinde.
Gözlerimi kapattığımdaysa ezberimsin hala.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2018 Perşembe

Zümrüdüanka

...Zümrüdüanka...
Oysa uzansam dokunuverecekti ellerim kirpiklerine,
Alıverecekti avuç içlerine yüreğimi.
Ama ucu sevda yanığı şiirlerimden ezber etmiştim çoktan
Gidecekti o da bir sabah, tan yeri ağardığında.
Sonu hayat yıkığı hikayelerimden ezber çekmiştim çoktan
O da bitip gittiğinde şimdikinden daha çok yalnız kalacaktım.
Üstelik bu sefer dirilemeyecektim aşk yangını küllerimden yeniden
Öyle ya Zümrüdüanka'lığımdan çoktan istifa etmiştim ben.
Güneşin ellerinden tuttum,
Ay birazdan yıldız, yakamoz sere serpe gelecekti nasılsa.
Yalnızlığımı yine onlara emanet ettim.
Cemre.Y.

31 Mart 2018 Cumartesi

Hoş Geldin Yeni Hayat

…Hoş Geldin Yeni Hayat…
Kaç kez kendime öldüm bilmiyorum ama...
Ezber ettiğim bir cümlem var!
Hoş geldin yeni hayat...!
Cemre.Y.

13 Mart 2018 Salı

Olabilir


…Olabilir…
Yeterimden fazla yorgunumdur belki
Bütün bulmacaların sonuçlarını
Ezberden çözüyorumdur
Belki!
Artık kelam tüketmek istemiyorumdur.
Olamaz mı, olabilir!
Cemre.Y.

13 Ocak 2018 Cumartesi

Papatyalara Da Küsüm!

...Papatyalara Da Küsüm!...
Zaten...
Papatyalara da küsüm şu sıralar!
Meğer ben sadece,
"Seviyordur yahu!
Ne gerek var fal tutmaya!" derken,
Ki yıllar önce de bir kez
"Seviyor" dan başlamıştım da,
Sevmiyor çıkmıştı.
Reddetmiştim bu durumu.
Sonra "Sevmiyor!" dan başladığımda,
"Seviyor!" çıkmıştı da
Bu yalan durumu da reddetmiştim.
Şimdi!
Nereden başlanacağını bilirken,
Ezberi de zaten hiç beceremedim.
Vazgeçtim her şeyden
Papatyalara da küsüm!
Cemre.Y.

7 Aralık 2017 Perşembe

Dar Alanlar

…Dar Alanlar…
Dudağımın kıvrımına,
Artık akamayan, o yaş tanesini de,
İçime içime, içmedim yani.
Zaten bir vakitler okumuştum ben bu romanı.
Sonumuzu ezber çekmiştim yani.
O yüzden ta en başımızdan,
Öylesine çaresiz bir kabullenişle,
Ya "Eder" se, "Değer" demiştim hani.
Yine etmeme ihtimaline de
Hazırdı sarı sandığımdaki yara kabuklarım.
Güven kırığı derin yara alırdı kalp kamaramdan.
Batardık en çok, korkmuyordum yani.
Deli cesareti!
Neyse ki...
Çoktan kanıksamışım ayrılığı.
Yeni yaralarıma,
Eski kabuklarımı yapıştırdım oldu, bitti.
Sevgililer günün kutlu olsun sevgilim,
Ben senin yüzünden de
Şehrimin bir coğrafyasını daha sildim.
Beni iyi tanırsın.
Dar alanlar…
Fena boğuyor beni.
Cemre.Y.

3 Aralık 2017 Pazar

Ya Sen Şairim

…Ya Sen Şairim…
Tam unuttum diyorum
Bir şiirine rastlıyorum bir yerlerde!
Öyle ezberlemişim ki seni,
Hangi şiirini,
Kime, ne zaman yazdığını bile biliyorum.
İstem dışı,
Dosyalar arasına saklanmış,
Silmeye de bir türlü kıyamadığım,
O son resmimize uzanıyor elim.
Ne de güzel gülümsemişiz oysa maviye!
Ne de umutlu,
Ne de mutluymuşuz meğer!
Gözlerinin kuytusu bile
Yıldız, yakamoz şarkılar tutturmuş,
Dudaklarının kenarına güller konmuş,
Boğazının ilmeğini sevdiğim,
Alnının ortasına martılar konmuş.
Şimdi kaybolan yılların
Çetelesini tutmak zamanı adamım.
Bir daha aynı bakamadım ben
Beni kaydına alacak hiçbir coğrafyaya!
Bir daha da yazamadım hiçbir şiirimi aynı aşkla.
Senden sonra,
Hiç kağıttan kayık yapmadım mesela!
Ya sen şairim,
Peki ya senin?
Daha mutlu,
Daha umutlu,
Daha mavili resimlerin oldu mu?
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü

…Sevgülü Kaderimi Baştan Değiştiren Gutup Ayusu Büyücüsü…
Sevgülü, kaderimi baştan değiştiren gutup ayusu büyücüsü....
Nassın görüşmeyeli, epeyce de zamanlar oldu,
Evvela selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden,
En derin hasretlerimle, öperim.
Beni de soracak olursan…
Şimdilerde iç güveysinden bile hallice değilim!
Ömrümün kırk iki yılı boyunca bu anı,
Bila husus, sabırla ve inatla beklediğini biliyorum,
Merak etme ezberimde…
Doğduğum ana her küfrün, an gibi hala ezberimde!
Yok, bu sefer, bende sana küfretmiycem üzülme,
Allah'a da isyan etmiycem bu sefer söz!
Sen ki ömrüm boyunca, her gece uyurken,
Her sabaha uyanamamayı dilememi sağladın,
Sen ki,
Bütün şanslarıma ramak kala beni illa ki şanssızlıklara erdirdin.
Tebrik ediyorum seni, evet benden daha çok sabırlısın.
Şimdi sana dair bu son mektubumu okuyanlar varsa,
Tebessümle merak edecekler,
"Bu kızın başına yine ne geldi." diye ya...
Biliyorum, sen hiç merak etmiyorsun.
Zira zaman zaman,
Her zaman zaten gülerek kulağıma fısıldıyorsun.
Hiç umurunda değil ama, dün gece,
İlk kez beynimdeki uğultuya uyandım,
Halbuki, ne güzel geceleri bari,
Uykuya dalabilince susuyordu ve kimsem anlamıyordu,
Vücudumdaki bütün kanyuvarların,
Bütün damarlarımdan zorla ilerleyişini hissedebilişimi.
Cevap çok, sonuç yoklar ise beni hayli yoruyordu.
Başına gelmeyincelerin akılları da çok oluyordu hani ya!
Eskiden başka bir yerlerimde,
Bir şeylerim olduğunda bana değer verenlerim,
"Kafaya takma, fazla da kurma!" diyordu.
Şimdilerde ise kulaklarımı tıkadığım halde sesler sinmiyordu.
Susmuyordular!
Nasıl anlatsam!
Eskiden tek TV'li kanallarda pazar günleri,
Öğlende senfoni orkestrası çalardı bir saat filan...
Öncesi,
Renksiz televizyonda bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri,
O güzelim senfoni bitincesinin hemen sonrası,
Bir sürü siyahlı beyazlı kar taneleri...
O da bitecek diye ödüm kopardı, sesini son ses açardım,
Çünkü gerisi siyah ekrandı!
Hah işte!
Yaşıtım olan varsa ve o zamanlarda da bu kadar yapayalnız olan,
Onlar anlar ancak beynimdeki o seslerin tarifini!
Biliyorsun zaten ya!
Tekrar geçeyim.
Devlet Hastanelerinin sağlık kurumlarının,
Sevgülü bütün doctorları hala bir boktan çakmıyorlar!
Tabi ki bize...özeline gitsek prof kesilir hepisi.
Onlara, bize ayrılan zamanlardan,
Bir tekimize dahi ayrılan bir an, o kadar yok ki!
Ama buna rağmen, daha üç gün önce…
Beylikdüzü Devlet Hastanesi'nden aldığım bir randevuya gittiğimde,
O günlerde, doktora gitmekten usanıp doktorumun,
"Tahliller yapmalıyız ama sen, on beş gün sonra randevusuz gel."
Uyarısına dahi, gitmemiş olmama rağmen bir mesaj geliyor,
"SGK'dan otuz TL kesilmiştir!"
Ve bugün, daha kahvaltımı yaparken bir mesaj daha geliyor,
"Haydarpaşa Gata'da olduğunuz muayeneden,
Doksan dokuz nokta elli dört TL daha...kesilmiştir!"
Gülüyorum yazımın bu kısmında!
Zira Esenyurt Devlet Hastanesi'neyse acilden giriş yapmıştım da,
Bir ton tahlilde orada yapılmış, bu macera orada başlamıştı.
Artık nasıl bir "Kesilmiştir!" mesajı döşeyecekse,
Sevgülü dövlet dayın ona da...
"Peki."
Sonrası, seminerdi, şuydu, buydu derken,
Metrobüsle uzun saat, git...gel arası,
Sevdiğim ve kıymetlim şiirler ve makaleler...
Sonrası, bir an önce şirkete koşmalar ki sağ olsunlar,
Ömrümde ilk defa,
Yarım kalmış bir şey yok, her şey yolunda, rayında!
Üstelik var olsun,
Hep aynı saatte bana da yapılır en sevdiğim fincanda,
En sevdiğim sade Türk Kahvesinden...
Saat beş civarıysa…
O bilmiyor ama huyları pek bir benzeşiyor,
Artık diyet doktoru o gününe ne verdiyse,
Ki Rabbim hepisinide gönlüne göre versin!
Paylaşır mutlaka üçümüzle…
Halbuki ceviz sevmem ben, kış meyvesi sevmem!
Ama onun elinden olunca...
Bir ağlayasım geliyo sevinçten...
Bugün ilk defa itiraf ettim!
Rahmetli anam, bana bir şey sununca pek bir sevinirdim.
Yaşıma da yakışmazdı hani çocukça…
"Annem beni seviyooo!"deyişim.
Deyiverdim adıyla, sanıyla...
Şaşırma!
Benim yüreğim ne vakit yanıldı ki!
"Hıııı! Hiç de bilee!"deyiverdi hatun...
"Seviyordu, kesindi!"
Tabi...
Deyip yutkundum şu an...
Sen onu da elimden almazsan.
Ki zaten sevgülü gutup ayum hemencik akşam oldu.
Belli ki azıcık mutluluğuma, bir hayli kin beslemişsin.
Akşam oldu.
Hava karardı.
Evime geldim.
Halbuki ilk defa,
Bütün raporlarımı inceleyen şirket doktorumdan,
Nihayetine ramak kaldığım olayımı öğrenecektim.
"Kanın aşırı sulanmış olması ne demek?
K vitaminine neden bir an önce başlamamışlar ki nedir?
Kandaki hemoglabin değerleri bana da annem kadar önemli midir?
Kan değerlerim bu kadar düşükse,
Ne kadar arayla takip etmeliyimdir?
Total IGE bu kadar yüksekse!
Neden hiçbir alerji testinde alerjim yoktur da bu nedir?
Lan sevgülü gutup ayum!
Bula bula benim bunca değişikli günlerimde ve sürekli,
Süreksiz hep beynimde zıplayan ekran sonrası,
Karların sesinin yüksekliğine tıbbi merakıma,
Ve ilk anıma annemden başlayacağıma mı sardın?
Merak etme, biriktirmediysem, yazamayacağım.
Zira tam evime geldim, internetim yok!
"Peki."
Valla bu sefer hiç kızmadım, zira hatırlarsanız aynı kazığı,
Türk Telekom'dan,
Vodafonenet'ten....vs.vs.den defalarca yemiştim zaten!
Ha bu arada!
Otomatik ödeme talimatımı bir bankadan ötekine,
Üstelik zamanında diğerine geçmeme rağmen,
Eskisinden oluşmaması gereken o faturayı da,
Yine bana ödetmiş olmana da kızmadım!
Saat: 20:21 de, senin şen kahkahalarına inat nihayet,
Turkcell Wifi'nin canlı müşteri hizmetlerine ulaştım,
Data karttaki sim kartımı onun dediği gibi cep telefonuma taktım,
Sonra çıkarttım, sonra geri taktım...
Sinsice orada gülerek beklediğini biliyorum!
Bekle!
O, bu, şu...derken bu saat oldu.
Şimdiyse sana bu mektubu yazmaktayım!
Zira sen okurken, biliyorum ki ben, yarın yine doğacağım.
Üstelik yapacağım dediğim şeyleri,
Yapamamaktan nefret ederim biliyorsun!
Sen mektubumu okur iken ben birkaç şey daha araştıracağım,
Ama sana söz…
Bitsin gayrı bu nefretlik efsunun, gel madem…
Sana, ilk ve son, söz…
"Bu gece kirpik diplerim ağrımayacak, gel gelebirsen!
Hayatımda, bir z*kmediğin bi kulak arkam kaldı,
O da sana ömründe,
Mükremin hikayelerine bile kuramadığın bir fentezin olur"
Zira beynimin hiçbir zerresi sana "Evet!"demiyor!
Sen istediğin virüsü yay!
İstediğin hipnotizmayı say nüfus çoğunluğuna!
Ben tekil'im!
Sevgülü Gutup Ayum...
Yazık sana…
"Gulağımın arkası hazır, bağh yoksa seni bu sefer ben seni biiiii …
Neeeyyyseee!" dedim de ona dahi gelemedin.
Kuzum…
Kendine yeni bir kutuplar bul bence…
Zira Dünya eriyor!
Cemre.Y.

16 Kasım 2017 Perşembe

Ya Sensiz Nefessiz Kalırsam

....Ya Sensiz Nefessiz Kalırsam...
Ellerim yüzünde geziniyor,
Gözlerim kapalıyken
Parmak uçlarımı alnında gezdiriyorum,
Kaşlarına dokunuyorum,
Gözlerine,
Burnuna,
Dudaklarında biraz duruyorum,
Çenene dokunuyorum.
Yüzünü ezberime çekiyorum,
Kör olursam yüzünü hatırlatayım diye.
Kör olursam kokun var oysa!
Derin bir nefes çekiyorum
O bembeyaz teninden.
Kokunu ezberime çekiyorum,
Korkuyorum ölesiye
Korkuyorum ya sensiz,
Nefessiz kalırsam!
Cemre.Y.

7 Kasım 2017 Salı

Durma, Başla Yeni Hayatına!

...Durma, Başla Yeni Hayatına!...
Üşüyorum...
Donuyor yine ellerim, ayaklarım, hatta iliklerim.
Ama en çok da gider ayaklarım.
Ve artık...
Çok iyi biliyorum bu sanrısız olasıca sanrıları.
Bu varlık içindeki yokluğunu...
Hani kör olsam da ezberimsin ya!
Sen benden başka herkesin seçeneğisin.
Benden başka herkese
Bana çeyrek bilet, herkese tam olan sen...
O en eşsiz, en sessiz şarkılarını söylerken
Bana papatya, kendineyse sarı laleler uzatıp durmasan!
Ama o en eşsiz, en sessiz şarkılarımı,
Sana lale, banaysa papatyalı uzatıp durmasam!
Kim bilir kaç kere hiç buluşmamak üzere ayrılırdı yollarımız!
Ey benim benden sonra bile bütün yolları
Bensiz geçmeni istediğim.
Kaderime rast gelmesin dilediğim.
Kederlerimden uzak dileklerim.
Artık daha da büyüme sen.
Zaten geç kaldın bana çocuk olmaya
Beni de affet öylece çekip gidiyorum diye!
Artık yeniden doğamazsın elbette
Bende doğamamıştım zaten!
Ama...
Yılma!
Yorulma!
Korkma!
Ve artık üzülme.
Sahi sen çocuk…
Benden önce neresinde kalmıştın çocukluğunun!
Durma, başla yeni hayatına!
Cemre.Y.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Sevdiysem De Şiir Kadar

...Sevdiysem De Şiir Kadar...
Şimdilerde kalemimin mürekkebinden
Şiir damlabiliyorsa bu demektir ki,
Bütün üstadların şiirlerini yemiş içmiş,
Bütün bulduğum yazarların
Kitaplarının sayfalarını içime çekmiş,
Bütün makamları çoktan ezberlemişimdir.
Üstelik bir kere sevdiysem de
Şiir kadar
Kitap kadar
Allahına kadar
Allahsızlığına kadar
Cennetten onun için geçip
Cehennemin dibine kadar sevmişimdir.
Yani bana çoktan geçtiklerimi
Ezberlerimi hatırlatmayın.
Sadece onları hatırlatmış olursunuz
Nasıl sa hiç kimsem
Saçımın telini hiç düşünmedi.
Yaşımdan haylice ihtiyarlarım o zaman.
Yazık olursunuz.
Artık olmayın!
Çünkü hayat...
Olabildiğiniz kadar,
Olamadığınızsa kader.
Cemre.Y.

29 Ekim 2017 Pazar

Çok Sevmiştim Be

...Çok Sevmiştim Be...
Söyle, şimdi hangi günah?
Hangi suç?
Hangi, herhangi bir bilinçsiz bir eylem unutturur seni!
Hangi suçtan,
Hangi mapus köşelerinde sussam acizliğime!
Hangi demir parmakların ardında
Sansalar ki suçum cinayet!
Oysa benim tek cinayetim,
Artık “O” nun ölü bedenini beklemeyi
Terk etmeyi seçmekti seninle!
Şimdi ne yapsam günah bana!
Ne yapmasam yazık bir çare.
Başka çarem yoktu!
Güven veren omuzları çökmüştü, çürüyordu!
Çarem yoktu!
Ezberine doyamadığım alnı, çenesi,
Şakakları, yeni kırlaşmaya başlamış saçları
Yok oluyordu her gün an be an!
Her gün, bir kenarından,
Elimde kalıyordu bu ecelsiz aşkım!
Bir heykeltraşın çizdiği
Oylum oylum oyduğu kemikleri bile un ufaktı artık!
Çarem yoktu!
Ölüme ve yokluğa razıyken sen geldin!
Madem sende gidecektin neden geldin be adam!
Oysa senle bile
Ne uykum uykuydu
Onun geniş omuzlarında sabahlayan,
Ne uyanışım “Günaydınım,
Akşam bile yanımda olan hatunum” la başladı!
Seninle hiçbir şey,
Hiçbir zaman tam olmadı ki!
Hiçbir zaman gönül sayfanda olmadım senin ben!
Neden “Buradan çıkmazsan,
Bende orada kalırım” diyecek kadar
Hep yalan oldun ki bana!
Yoksa senin bu hayattaki tek amacın
Beni hayatta tutmak mıydı!
Yaşadım...
Onsuz da yaşadım...
İnanamadım!
Yaşadım...
Sensiz de yaşadım!
Cehennemimden sana sığındım!
Bu hayata derin bir nefesi seninle aldım,
Yoksan...
O son nefesimdin,
Çaldım, kokladım ve aldım,
Ve sen buna hiç inanmadın!
Onunla hayallerim vardı hüsranla son bulan!
Seninle hayal bile kuramadım ki ben!
Akşam yatarken duam, gece uyurken rüyam,
Sabah uyandığımda güneşimdin sadece...
Başka hiçbir şeyim değildin.
Ben seni, senden başka her şeyden çok,
Herkesimin yerine de çok sevmiştim be!
Cemre.Y.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Özlemedim Mi Sanıyorsun

...Özlemedim Mi Sanıyorsun...
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Gözlerinin harelerinde saklı yakamozlarını.
Gülüşünde gül kuruttuğum gamzelerini,
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Hani gözlerimi kapatıp,
Ellerimle yüzünü ezberlerken
Öptüğüm burnunun ucunu.
Dudaklarının
O, en eski şarap tadını.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Sana teslim olduğumda,
Kulağıma fısıldadığın
Ayıplı sözlerden hemen önceki,
Billur gibi, yüreğime akan sesini.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içim...
Terinin tenimi içine çekmiş tuzunu.
Şiir içi şiir oluşumuzu.
Özlemedim mi sanıyorsun?
Seni değil be can içimmm...
Sana her apansız gelişimde,
Yabancın olmadığımı anlayana kadar,
Yüreğine saplanan o korkuyu değil ama!
Çocukluğunun elma şekeri verilmiş sevinçlerini.
Artık ne fayda!
Gelmedin ya bir kere olsun sen bana...
Saçlarımı bekliyorum.
Beni en ilk,
En sevdiğin yere kadar uzasın hele.
Hani sırf sana sanmıştın
Onları yok edişimi bile!
Sen bana hiç gelmedin ya bi kere!
Gelirim yine!
Bu sefer...
Sana İstanbul kadar uzaktan bakarım,
İçinin şiir özündeyken ben.
Mademki kadir kıymet bilmiyorsun.
Özlemem artık bundan sonra,
Hiçbir şeyini!
Cemre.Y.

31 Ağustos 2017 Perşembe

Ya Sende Gidersen?


…Ya Sen De Gidersen?...
Şiir şiir ezber ederim her santimi de,
Yeniden...
Seni keşfettiğimi bilsin istemem hiç kimsem.
Ya sen de gidersen!
Cemre.Y.

27 Ağustos 2017 Pazar

Simyalarını Ezber Çektiğim...Annem Ve Kızım

…Simyalarını Ezber Çektiğim...Annem Ve Kızım...
Bende bir anneyim, şimdi 20 yaşında,
Üstelik 18 yıldır da babasız büyüyor,
Babası eşiyle ve yeni çocuğu ile gayet mutluyken,
O yaşamının 14 yılını benim koynumda
4 yılını da babaannesinin evinde geçiriyor,
Gücüm gücüme yetmediğinde
Ona ömrümüzde ilk defa bir cümle küfür ettim
4 yıl önce çekti gitti, yedi ay hiç görüşmedik.
(Benim onun okulunun önünde
Gizli gözyaşlarımla uzaktan bakmam dışında.)
O vakitler anacım henüz vefat etmemişti,
Hastalığının son günlerinde bir de ömrümü tükettiğim,
O üvey baba ellerinde büyümesin diye
Uğruna yeniden evlenmediğim evladımın
Beni bir cümleme terk etmesi,
Üstelik yavrumun hakkında da
Tek cümle dahi
Sitemli laf etmemiş olmam çok koyuyordu ona.
Farkında değildi ki yaşadığım ilçe
Onun bir genç kız olarak büyümesine müsait değildi
Harcarlardı yavrumu,
Başka yere taşınmaya da gücüm yetemiyordu ki
Bilerek küfretmiştim evladıma!
Yoksa kimse kapısını öyle kalıcı açmazdı.
O günlerde,
Bütün sülalem kızıma otoriter bir anne değil de
Sanki kankimmiş gibi davranıp,
Her şeyi sanki dostum, sırdaşım gibi
Demogratik paylaşmış olmamın
Sonucunun elbette bu olacağını düşünüyordu.
Bir gün annem,
Torununu çok özlemişken haber saldı ona,
"Ben ölünce mi gelecek bu evlat,
Hiç mi hakkım geçmedi ona!" diye.
Güya...
O gece onda kalmasını sağlayacak da bizi barıştıracak!
Oysa evlat benimdi, tek bir bakışımla dünyamı çözerdi,
Tek bir bakışıyla da ben onun kimyasını.
Elbette anacığımın yanında gülüp oynayacak ve elbette
Evlat bana hala kırgınsa,
Hala beni doğru anlamamışsa,
Küs kalınacaktı anam hissetmeden!
O gece anacığımın koynunda yattı,
Evim zaten iki üst kattaydı.
Sabah işe giderken onlara uğradım,
Annemi uyuyor sanıyordum,
Ben uykusundan öptüğüm ciğerimin çiziğinin,
Uyanmasın da,
Kaçmasın benden diye en kelebek öpücüklerimle,
İpek saçlarının güneş tellerini,
Öpüp koklarken hepsini görmüş, duymuş!
Sabah kahvaltıda Eylül'üme anlatmış, anlatırken,
"O senin için,
Gençliğini harcadı." demeseymiş iyiymiş.
Barışamadık tabi.
İşsizdim, parasızdım,
Aldığım tazminatın yeri belliydi iki ay sonrası,
Özel hastane ile,
Anamın yaşam ömrü ne kadar uzayacaklı,
Hastane muhasebesiyle pazarlık konusu olacaktı,
Ve artık acılarımı...
Paylaşmamdan bıkıp usanan onlarca face ailem,
Yüzlerce de "Zaten ölecek biri için nedir bu çaba!" diyen
Akraba ve sülalem vardı, tek bir gerçek dostum yoktu.
Kızım beni o günlerden birinde aradı.
"Sakın annemi özledim sanma, sadece annem olsaydın,
Gelecekteki torunlarının yüzünü dahi göremezdin
Ama ben dostumu,
Sırdaşımı, kankimi çok özledim yaf!
Akşam evine (Evimizdi) geliyorum sakın bir yere kaçma,
Sana tam yedi ayı anlatacağın ona göre!"dedi.
Geldiğinde de ne zaman ona anne gibi yumulsam,
"Sarkma öyle sapık anneler gibi...
Dur bak bi bişi anlatıyoz şurda aa!"diye diye
Bensiz yedi ayının her saatini anlattı da anlattı.
"Meğer ne çok dostum varmış iyi ki varmış!" dedim ona!
O da "Meğer ben senin gibi bir dinleyiciyi
Hiçbir yerde bulamazmışım!" dedi.
Sarıldık ağlaştık.
Ertesi gün sarmaş dolaş,
Annemlere kahvaltıya indiğimizde anacım,
O kadar sevindi ki aylardır tek katı yemeği yemeyen anam,
Eylül'ümün ellerinden fasulye turşusu kavurması istedi,
Tariflerimizle güzel de yaptı hani, hepsini de yedi.
Hatırladığım son katı yemeği de buydu.
Ha kızımla ilişki seviyemizi merak ediyorsanız...
Geçen gün geldiğinde artık...
Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünü
Geçen yıl kazanmış olan yavruma,
(Ayrı kaldığımız yedi ay boyunca yokluğumu
Test sorularını çözmekle oyalamıştı.)
Üniversite ikinci sınıf okuyan bir genç kızın bir zahmet
Artık bir sevgili edinmesi gerektiğini,
Bu yaşta armudun sapı, üzümün çöpüne
Daha çok erken olduğunu konuştuk.
O da bana "Hatun kusura bakma ama
Bana harcadığın bahane limitin doldu,
Artık bir zahmet seninle ömür sürecek
Bir koca ya da hiç olmadı,
Seni gerçekten mutlu edecek uzun soluklu
Bir ilişkiye he de bir zahmet,
Ulan kadın yaşın 43 oldu böyle sevgilisiz devam edersen
Menopoza gircen bak, demedi deme,
Hiç çekemem menopozlu bir kanki,
İyi ol böyle" dedi mi, dedi.
"Önce sen bir,
Nihayet gerçekten bir aşkı bul da bakarız!" dedim.
Söylediği cümleyi umarım oralardan anam da duymuştur!
Bana hep "Bu hayatta neyi becerebildin?" diyenlere
Kapak gibi bir cümleydi bu!
"Annem, beni, senin kadar sevebilen birini bulduğumda,
O benim her şeyim olacak, söz!" dedi.
(Ben anasının sevgisinin derecesini bırak,
Bir tek şefkat kırıntısına hasret bir çocuktum,
Annem beni onun için 11 yıllık işimi terk ettiğimde sevdi.
Yürüyen zamanlarında bütün yardım ettikleri yanındaydı,
Parası olduğu zamanlarda bir komşuya bile rica edip
Onun da yol parasını çekerek kemoterapiye gidebiliyordu,
Kardeşim desen anamız için,
Koskoca bir şirketini iflas etti de vakit son aylardı.
Herkes pes etti.
Ben…
"Rest!" dedim.
Çünkü ben anamı hep gelecekteki kızımı sever gibi sevdim,
Sadece ve sadece o rolünü otoriter bir analıkta seçmişti.)
Kimyasını sevdiğim kadınlar vardı,
Simyalarını ezber çektiğim annem ve kızım gibi.
Cemre.Y.

18 Haziran 2017 Pazar

Benim Babalar Günüm Yok

...Benim Babalar Günüm Yok...
Çoktan ezber çektiğimi sandığım sokaklarda
Şimdi kırkını çoktan aşmış bir adamın
Beşli-Altılı-Yedili yaşlarını gördüm
Balkan bisikletiyle
Arşın arşın arşınlıyordu babasına ulaşan tepeleri
Şimdi bana!
Babanı nasıl affettin demiyorlar mı?
Bütün aşılmayan babalar
Bütün imkanlı şehvetsiz
Şefkatli babalar
Benim ilk sevdiceğimdi...
Bugün hiç tanışmadığım
Hiç de görmediğim bir babanın oğlunun
Çocuk gözlerinden
İlk kızının
En ilk aşkı kadar
Sevda hasreti çektim ona
Şimdi nefesi çoktan asırları geçmiş sokaklarında.
Ben gördüm.
Meydandaki,
Artık su bile akmayan o
Çeşme başındaki evlatları.
Su dolduruyorlardı,
Bakırdan kalaylı kovalarına
Ve bir baba uzaktan bakıyordu hala evlatlarına...
Benim hiç olmadı mesela...
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...