neden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2026 Çarşamba

İşte O Zaman Görüşürüz

...İşte O Zaman Görüşürüz...
Hani en son giderken,
"İstersen görüşürüz." demiştin ya,
Sana olan o eski güvenimin
İki yakasını tekrar bir araya getirebilirsen
Görüşürüz tabi.
Çünkü neden olmasın?
Ama şimdilik...
Gözlerimin içi bile sana üşüyor.
Yani aslında,
Benim korkum ölmek değil ki,
Varsın canına can kattığımdan olsun.
Lakin...
Ya yeterince ölemezsem?
Toprak üstünde sakat kalırsam!
Kime yük olayım, benim kimsem yok ki.
İşte sen ne zaman ki
Her halimle benim her şeyim olacaksan
İşte o zaman görüşürüz.
Cemre.Y.

9 Eylül 2025 Salı

Yağmur Tıkırtıları

...Yağmur Tıkırtıları...
Cama vuran yağmur tıkırtıları,
Geceme ışık saçan şimşekleriyle uyandırdı beni.
Sonrası kızgın bulutların çarpıştığı gök gürültüsü.
Bir süre yatağımda kıvrılıp öylece dinledim onları.
Birkaç dua savurdum ölenime, gidenime, kalanıma.
Korkmadım bu sefer nedense.
Oysa ne çok korkardım gök gürültüsünden.
Mevsimindeyse demek ki haberli oluyormuş insan.
Sabahına yetişmem gereken bir yer olmadığından,
Varsın bu geceyi de sabaha erdirelim tam yarısından.
Kalktım çatımdan su sızan yerleri yokladım,
Çok şükür henüz akmamıştı duvarlarımın gözyaşları.
Aslında çoktan onartmalıydı onları ya!
İmkan meselesiydi işte her şey, imkan.
Cemre.Y.

8 Eylül 2025 Pazartesi

Yağmurda Çıkılan O Yokuş

...Yağmurda Çıkılan O Yokuş...
Yağmur çisil çisil yağarken,
O, o kadar hızlı gidiyordu ki,
Küçük adımlarım ona yetişmekte zorlanıyordu.
O, tepedeki bir çatı kenarına sığınmışken,
Ben nefes nefese, zar zor çıkmıştım yokuşu.
Onun hiç aklından geçmemişti nedense,
Benim koluma girip bana destek olmak.
Yetişemeyen o olsaydı, ben öyle yapardım misal.
Hayat böyleydi işte,
Herkes, kendi vicdanının el verdiğince.
Asıl zor olan ise, yağmurda çıkılan o yokuştu işte.
Cemre.Y.

20 Ağustos 2025 Çarşamba

Selam Olsun, Gidene De, Kalana Da

...Selam Olsun, Gidene De, Kalana Da...
Sade kahveyle güne uyanmayalı çok vakit geçti lakin,
Şöyle bir yorgunluktan sonra da,
Kocaman bir fincan sade Türk kahvesiyle,
Günü selamlamak gibiydi kendi kendime gülümsemek.
Gözümden düşeni gönlüme yük etmeyi terk ettiğimden beri,
İyiydim iyi, hem neden olmasaydım ki?
Aferin bana, hem de en kocamanından.
Derin bir nefes kadar yaşıyorum şükür.
Selam olsun, gidene de, kalana da.
Cemre.Y.

30 Haziran 2025 Pazartesi

Unuttuğumu Da Unutmamalıyım

...Unuttuğumu Da Unutmamalıyım...
Nicedir unutma beni çiçeklerini de unutmuşum
Bu sabah durduk yere aklıma gelip yüreğime düşüverdiler.
Usulca, incitmeden aldım sakladığım yerden
Ciğerimin baş köşesine iliştiriverdim.
Öyle ya epeyce zaman geçti geçmişlerin üzerinden,
Neyi, kimi, ne zaman, nasıl,
Neden unuttuğumu da unutmamalıyım.
Ey benim içimin unutulmuş sızısı,
Arada bir gönlümün sabahına düşen çiy tanesi
Günaydın öyleyse sana da günaydın.
Cemre.Y.

4 Haziran 2025 Çarşamba

Buğday Günü

...Buğday Günü...
Nedendir?
Neredendir?
Nasıl olup da diline yerleşmiş de,
Huyuna hasıl olmuş bilmem ama...
Arefeden bir gün öncesine hep!
"Buğday Günü." derdi rahmetli annem.
Bütün gün...
Sabahın köründen,
Akşamın günbatımına kadar her yeri,
Ama her yeri, ve her şeyi,
Kıyı bucak arap sabunlu köpüklü sularla,
İyice yıkatıp fırçalattırdıktan sonra,
Yorgunluktan cılkımız çıkmış halimizle,
İlle de, yine, yeniden banyo yapmak zorundaydık!
Zira!
Buğday günü yıkanmazsak,
Büyüyemezdik!
Eciş bücüş, kısa boylu kalırdık da asla uzamazdık!
Sürüne sürüne giderken o banyoya,
Daha o zamanlar bile söylenirdim hep!
"Ama ben büyümek falan istemiyorum ki!"
Büyüyemedim de zaten.
Lakin...
Her buğday günü evimi bucağımı,
Dip köşe, duvar pencere epeyce yorup,
Sürüne sürüne,
Kendimi, hala sürüne sürüne banyoya yollamışlığım doğrudur.
Biz yıkandık yıkanmasına da...
Ya öncesinde, ya da sonrasındaydı sorun bence!
Hiç değilse artık uzunca,
Çok uzunca bir zamandır,
Bayramlıklarımız bari yeni olsun diye,
Baba denen o adamdan onca dayak yiyen bir anneye sarılmış,
Gözümüzün yaşı, bayramlıklarımızın sevincine karışmış,
Bedeli çoktan ödenmiş kan kırmızı pabuçlarımız bari yok!
Özü özünden çoktan sıyrılmış o adam hala hayatta evet!
Ve evet canı canından çoktan sıyrılmış anacığım tam on yıldır yok!
Ah benim kalbi yüreğinden yorgun anacığım ah!
Kendini koruyamadın ki, beni kollayasın.
Ki bunu da ancak bu yaşımda fark ettim.
Sana sımsıcak bir sarılış daha göndereceğim bu gece.
Duamdasın hala bil istedim.
Her ne kadar çok yorgun olsam da...
En derin sevgilerimle.
Cemre.Y.

20 Nisan 2025 Pazar

Onu Bekliyorum

...Onu Bekliyorum...
Oysa ne sıcaktı elleri,
Ne şefkat ve ne bekleyişti bilsen!
İlk defa öylesine bir şarkı sundum “O”na!
O kadar kabulüydü ki...
Hiç düşünmeden kabul etti de
Hani bana şimdiye kadar
Söylenmiş hiçbir şarkı uymazdı ve bizim olmazdı ya!
Onu bekliyorum ben işte nedense.
Lakin biliyorum daha yazılamadı,
Bana sunulacak o şarkının cümleleri.
Cemre.Y.

28 Mart 2025 Cuma

Yanık Kül Kokuları

...Yanık Kül Kokuları...
Doğrudur.
Hiç Kimseyi...
Hiç kimseyi böyle sevmiş olamam.
Lakin artık bizden
Hiçbir şey olmaz!
Ama sahi!
Hani es kaza da olsa,
Arada bir...
Sızlıyor mu senin de, burnunun direği.
Yüreğimi yaktığın o günün,
Yanık kül kokularına,
Yanıyor mu boğazının ilmeği!
"Ben hangi aklımla,
Bunca yalanı, onun hayatına,
Neden yamamaya çalıştım!" diyor musun misal?
Cemre.Y.

16 Mart 2025 Pazar

Yaralarımın Yeri

...Yaralarımın Yeri...
Yaralarımın yerini iyi bildiğiniz halde,
Neden, hep oralardan konu açıyorsunuz?
Kanarsa durmaz, onu da biliyorsunuz!
Cemre.Y.

22 Kasım 2024 Cuma

Oysa Ben!

…Oysa Ben!…
Oysa ben!
Omuzuna yaslanıp,
Sessizce ağlamak isterim sevgilimin!
Neden?
Niçin?
Sorgulamasın gözümün yaşı bitene kadar!
Sadece sarılsın,
Sımsıkı sarılsın,
Yüreğinin çırpınışını hissedeyim o sarmalanışta.
Ben hıçkırırken o,
Saçlarımı okşasa usulca.
Ne ben bilsem,
Bütün erkeklerin duygusal devinimlerden nefret ettiğini!
Ne o aklından geçirse!
"Eeee!
Sevişme faslı ne zaman?" diye.
Bi dursa,
Bi dursak öylece,
Söz, anlatacaktım en kısasından hikayemi,
Oysa ben,
Ben bugünlük şehvetini değil!
Şefkatini isterdim sevgilimin!
Eksiklerimi tamamlasın,
Sadece dokunsun,
Dokunayım,
Sarsın,
Sarmalayayım!
Cemre.Y.

6 Şubat 2024 Salı

Olsun Tabi

...Olsun Tabi...
Gönüle göre karşına çıkan o yer,
Oradaki gönüllere de hoş ise,
Neden olmasın?
Olsun tabi.
Cemre.Y.

3 Şubat 2024 Cumartesi

Korkuyorum Çünkü

...Korkuyorum Çünkü...
Ne kadar şanslı olduğunuzu hiç düşündünüz mü misal?
Olur olmadık zamanlarda,
Benim dedikodumu yapacak birileriniz bari etrafınızda hep var!
Ya ben...
Bir tek an...
Birinize dahi gücenecek olsam,
"Kırıldım ama neyse bari, diyemedim" diyebileceğim kadar,
Güvenebilebileciğim hiç kimsem yok!
Evet, hala gönlüme göre bir iş bulamadığım doğru!
Lakin...
Hanginizin kapısını tıngırdattım ki,
Bir bardak un veya bir tek soğan,
Yahut, bir yemek kaşığı salça için!
Nedendir bu, beni, benden çok dile dolamalarınız!
Limon mu istedim misal,
"Salatama eksik kaldı." diye bahane uydurarak!
Ne bileyim bayat ekmek falan mı istedim,
Köfte yapacağım diye kafiye koyararak!
Neyse...
Bu gece de...
Binbir dua ve aminlerle,
Dolanın dolandıklarınıza bir güzel uyuyun siz!
Beni de, öyle çok merak etmeyin!
Gürültünüz sustuğunda uyurum!
İlk kapı çarpışlı çıkışlarınızda uyanırım!
Korkuyorum çünkü!
Hepinizden, hepimizden, herkesten!
Korkuyorum çünkü.
Cemre.Y.

5 Kasım 2022 Cumartesi

Neden?

...Neden?...
Madem öyle,
Neden gözlerim,
Yanıp yanıp,
Şimşekler çakıyor!
Hıçkıra hıçkıra…
Bunca...
YOK'luğun,
Hepsine birden,
Yıldırım olup yağmak için mi?
Cemre.Y.

29 Nisan 2022 Cuma

Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet

...Sonrası Bakarız, Kime Cehennem, Kime Cennet...
Kalbimin kırıklarıyla,
Yüreğimin kırıklarını bir bohçaya koyup,
Sevdiklerimin can kırıklıklarını da,
Yara kabuklarını da,
Birer birer toplayıp,
Ciğer tanelerimle sarmalayıp,
Kırk yama bohçamın,
Yan ceplerine dizdim özenle.
Nasıl ki sevinçler,
Paylaşıldıkça çoğalıyorsa,
Acılar, kederler de,
Paylaşıldıkça azalıyordu nihayet!
Peki ya neden?
Tam da şimdilerde,
Midemin tam ortasında bir ejderha var!
Durmadan alevler saçıp duruyor,
Zehirli sular dolduruyor dilime?
Neyse...
Bir vakit daha,
Konuştuklarımızın azlığına inat,
Hep ve her zaman da çok sanıyorlar ya,
En derinini susalım biz, bir vakit daha!
Kim öle, kim kala deme sakın ha!
Nasıl olsa gelecek o kıyamet,
Sonrası bakarız,
Kime cehennem,
Kime cennet.
Cemre.Y.

1 Nisan 2020 Çarşamba

Çünkü Her Şey Tepetaklak


...Çünkü Her Şey Tepetaklak...
Kaç yaşımdaydım acaba!
İlk paramı kazandığımda!
İlk okul birinci sınıftaydım sanırım,
O vakitler Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesinde yaşıyor,
Rahmetli anacığımın en gençlik zamanlarında,
Babama künk dövmekte yardım edip, ona harç kararken,
Bir yandan da...
Gün, güneşe yüzünü dönüp,
Babam kahvede pişpirik oynamaya giderken,
Küçücük derme çatma evimizin bahçesinde ektiği,
Fasulyeler, kıvırcıklar,
Domatesler, soğanlarla dolu tarlasından,
Kardeşimle beraber kıvırcık aşırıp,
Ertesi gün, kafalarımızda kıvırcık tepsisiyle,
Pazar yerlerine dalıp onları satışımız geldi aklıma!
Anama ilk kez hediye almış,
Bolca da dayak yemiştik bizi merak ettiği için!
O günden bugüne,
Bir daha da hiçbir kıvırcık öyle kokmadı burnuma.
İlk okul ikinci sınıftaydım ikinci paramı kazandığımda!
Bu sefer darbe olmuş, ortalık siyasal kangrene dönmüş diye,
İlimizin köylerinden birine çoban olarak taşınmıştık.
Yine rahmetli anacığımın en gençlik zamanlarında,
Babama koyun gütmekte yardım edip,
Elin çobanlarına eşlik ederken,
Bir yandan da,
Gün güneşe yüzünü dönüp,
Babam kahvede pişpirik oynamaya giderken,
Küçücük, derme çatma evimizin karşısındaki mezarlıkta,
Ziyaretçilerinin bütün o mezarların başlarına,
Nedendir hala bilemem!
Tuz, şeker,
Ve de bolca bozuk paralar bıraktığını keşfetmiştik kardeşimle!
Ertesi gün,
Dillerimizde bolca Subhaneke'lerle dalmıştık mezara!
Ne de çok paramız olmuştu o günün sonunda!
Anneme ilk kez fistan almıştık da,
Bir araba dayak yemiştik mezar soyuculuğundan!
Sonra terk etti annem bizi, babamla kol kola...
İstanbul diye bir yer varmış!
Toprağını sıksan altın çıkarmış!
Koskocaman apartımanlarda,
Ekmek derdi olmadan mis gibi yaşarmışsın,
Koca koca kalorifer kazanlı,
Koca koca kömürleri nar gibi yanarmış!
Ne varmış ki iki merdiven silip,
İki çöplerini toplayıp, iki kömürü de sen atsan,
Üstelik, elektrik, su, kira, vesaire hepsi bedavaymış!
Aralarda üst perdeleri çoktan yazdım.
Şimdi konumuz bu değil azizim, azizem!
Hala aklımın ilmeğindedir rahmetli anamı,
Kapıcı dairelerinde de olsa dahi,
Evlatlarıyla kavuşturan manevi annem!
Nicedir acep şimdi,
Londra'nın o puslu duvarlarında iki evladıyla halleri?
Orta biri geçemeyince...
Onca ilk okulu,
Onca farklı yerde okuyup,
İstanbul'lu olamayınca ben!
Zaten akrabalar vesaire,
"Kız kısmı okur muymuş!" lugatındayken.
Manevi annemin,
Veteriner kliniğinde ilk işçi oluvermiştim işte!
Kitap okumak varken,
Hasta kedi çişleri doluyordu burnuma,
Ya da gençlik hastalığından muzdarip,
Çaresiz sokağa atılmış minnak köpek kokuları!
Çaresiz çarelerle,
Kazandığım aylıkları,
Anamın ellerine saya döke bitirdim o sınıfı.
Nedenini bilmem kovulduk oradan.
Çıktık Bahçeli evlerin,
En bahçesiz bir kapıcı dairesine daha!
Üç ayda bir kanalizasyon basardı o evi de!
Güya anamı kurtaracaktım ya!
Okul araları,
Ben de gitmeye başlamıştım anamla evlere temizliğe!
Misal, hala arap sabunu kokusundan nefret ederim,
Ama o mermer taşların beyazlığını severim.
Siz bilmezsiniz!
Hele yaz akşamı topladıysanız o apartmanın çöplerini...
Beyaz beyaz kurtçuklar doluşur,
Apartmanın çöp atma yuvasında.
Hala kesif kokulu tuz ruhundan nefret ederim!
Neyse, konumuz,
Bizim üzerimizden kazanılmaya çalışılanlar değil azizim!
İyi kötü...
Yaz tatilleri bolca çalışmalı, üstelik sigortasız!
Lise ikinci sınıfa gelmiştim, staj zamanıydı.
01.10.1991 diyor E-Devlet başlama zamanımı.
Ne okulum, ne de o vakitler çalıştığım kurum bir,
On bir gün bari yatırmamış ki şimdi emekli olayım!
Haftada üç gün çalışır, iki günü okurduk!
Rahmetli anama ütüleyip ütüleyip verirdim o paraları ki,
Kardeşimin haftalığı kadar kıymetli sayılsın!
Sayılmadı tabi nasıl sayılsın?
Ustasının çırağına,
O zamanlar kendince BES yaptığı paraları bile öğrenip,
Onu bile topluca talep etmişti rahmetli anam!
Tomar tomar sayıp şimdiki evimizin arsasına yatırım yapmıştı.
Sonra sonra en iyi yaptığıma inandığım bir işim oldu.
Sonra sonra kendime güvenim geldi,
Ben oldum, bir oldum, birey oldum.
Epeyce çoğalıp, epeyce azaldım zaman zaman...
Tam..
Artık...
"Çok şükür gelecek kaygım kalmadı."derken!
Dünya alt üst oldu.
Bir kalbur saman çöp oldu.
Ah...
Bu satırları okuyamadığına,
Çok mu çok memnunum be hey anam!
Ve bu satırlarımı,
Yeterince de anlayamadığına da çok memnunum,
Şu birkaç zamandır affettiğim babam!
Lakin...
Ben...
Yaşamadan,
Yaşatmadan,
Kazanmadan,
Bir işe yaradığımı anlamadan,
Duramam!
Teşekkür ederim bana yaşatmadıklarınız için!
Yoksa şu an yaşayamazdım.
Malum kısmi süreli işsizlik var!
Öperim, olan olmayan ellerinizden tabi ki mesafeli.
Çünkü her şey tepetaklak!
Cemre.Y.

8 Mart 2020 Pazar

Evet


…Evet…
Nasılsın, özümün güneşi?
Geçti mi…
Yaralardan, yarelerin?
Evet...
Onu hala seviyordum!
Ama bedelsiz,
Ve de nedensizce!
Cemre.Y.

29 Şubat 2020 Cumartesi

Neden

...Neden?...
Hangi söz geri getirebilir ki yitip gideni!
Hangi kelime, hangi cümle, hangi imleç anlatabilir,
Bir ananın ciğerinin ta içindeki o kor alevi.
Ah be evladım, ah be gözümün nuru,
Ah benim uykusuz geçecek gecelerimin yürek çiziği.
Şehit diyorlar şimdi sana cennete gidecekmişsin öyle mi?
Açık kalmış gözlerin soruyor bana,
Bu cennet neden bu kadar ağır bedelli!
Ve neden hep fakir çocuklarına uğruyor şehitlik mertebesi?
Neden zenginler cennet garantisi olan siperlere yollamıyor kimsesini!
Hangi söz geri getirebilir ki yitip gideni!
Hangi kelime, hangi cümle, hangi imleç anlatabilir,
Bir ananın ciğerinin ta içindeki o kor alevi.
Cemre.Y.

4 Aralık 2019 Çarşamba

Yorgunum

...Yorgunum...
Yorgunum çocuk!
Ve yorgunluğumun,
Yüzemediğim derinliklerde boğulup durmak gibi,
Epeyce de haklı bir nedeni var!
Böyle zamanlarda arıyor insan,
İki lafın belini kırıp,
İki çift kelam dertleşeceği birinin olmasını lakin!
Böyle zamanlarımda benim ödüm kopuyor...
"Ya onlar şimdi mutlu gülümseyişlerdeyse,
Şimdi ne gereği var olası bütün neşelerini,
Yüreğimin mengeneleriyle sıkıştırmanın değil mi ya!" diyorum.
Ve vazgeçiyorum seni dahi aramaktan.
Yorgunum çocuk!
Hani an'da ölsem gam yemem lakin,
Yarına uyanırsam da hayata hazır asker ritüelinde.
Bana bir tutam çoktan hak ettiğim o saygı lazım,
Bir tutam kaybettirilmeye çalışılan özgüvenim,
Birkaç tutam şefkat olsa misal,
Birazdan daha çok da katıksız sevgi.
Ve birkaçtan epeyce fazla kucak da...
Boşta kalan yanlarımızı dolduracak,
Kocaman birer yürek dolusu sımsıkı sarılmaklar lazım.
Şöyle kokusunu içine çeke çeke hem de.
Yorgunum çocuk...
Ama sen gülümse!
İlle de gülümse ömre!
Yoksa yorgunluğumun çekilesi kahrı kalmaz bilesin.
Cemre.Y.

14 Kasım 2019 Perşembe

Hiç Değilse

...Hiç Değilse...
Kuş uçmaz, kervan geçmez zamanındayım ömrümün,
Üstümden geçip giden göçmen kuşlar bile,
Her bir kuru dalıma, ayrı birer kulp takıp gitmekte.
Her sabah göğüme kurulan güneşe umutlar ekmekteyim lakin,
Ne yapsam, ne yapmasam olmuyor işte!
Bir türlü beğendiremiyorum güne kendimi.
Gün hışmını savurup geçip gittiğindeyse,
Gece çöküveriyor olanca yalnızlığıyla!
Hiç değilse diyorum...
Hiç değilse yalnızlığım varlığımı, olduğum gibi kabullenmiş,
Ruhumun serinliğine şiirler savuşturuyorum da,
Onu bile anlayışla kabullenmekte.
Oysa az ötemde rengarenk çiçekler bana şarkılar söylemekte,
Nedeni bilinmez lakin...
Ben içimden kuruyup geçmişken yeşillenmemi beklemekte.
Ben bile hatırlamıyorum meyve bari veriyor muydum şu hayata.
Gülüyor muydum en içten gözlerimin içinden!
Seviyordum evet de nasıl bir şeydi yüreğimin ritmi?
Neyse.
Cemre.Y.

2 Kasım 2019 Cumartesi

Değil Mi Ki

...Değil Mi Ki!...
Değil mi ki en leylim ley vakitlerimde,
Yolunu şaşırmışlara kanmamış,
İzini bilemediğim iklimlere temkinli,
Kanatlarım temkin yorgunu...
Hiçbir yere göçemeyen,
O garip son serçeyim aşk'a dair, o son umudumla.
Gözünün çeperindeki,
O son bir damla yosuna da tutundum.
Masrafsız akıtacaktın yani,
İçine gömdüğün tüm hıçkırıklarını.
Bilirim...
Sen şimdi kimyacı kimliğinle,
Birkaç damla gözyaşının,
Bütün mikrobiyoloji ilminin,
En mikrobik ölçümlerindesin,
Her nedense sadece hep bana!
Benim yağan gözyaşı damlam hiç umurun olmadı lakin!
Ben senin o yosun gözlerinin her bir kirpik telini,
Her bir yaş tanesini,
Üstelik en ağulu zamanında akanından öperim.
Değil mi ki...
Dünyaya akış zamanından matematiksel tarla tohum ilişkisinin,
Verimsiz tarlasından en yeşertebildiğim sendin!
Ve sana teşekkür ederim.
İstersen artık ömründen çekilebilirim!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...