soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2026 Cuma

Bahar

...Bahar...
Güya Cemre düşmüş diyorlar vallahi yalan diyecektim ki,
Birden başka bir şehrin başka bir sabahında,
Başka bir günaydınında badem ağacı çiçekleri düştü gözüme.
Çok yıllık dalları hala dimdik ayakta.
Şu soğuk ve gri İstanbul sabahında
Hiç yoktan içim baharlandı.
Çimenlerin yeşili bile bile bir başka bahardı.
Ümitlendim ki bana da baharlı sabahlar gelecek elbet.
Cemre.Y.

30 Ocak 2026 Cuma

Özlersin

...Özlersin...
Serin gecelerin, serin sabahları olur bazen.
Fincandaki kaçak çayın çabuk soğur.
İçtiğin sigaran bile çabuk biter.
İşte o vakit, uzaklara dalıverir gözlerin.
Bazılarının gözlerinin içine bakarak gülüşünü özlersin.
Sadece sana özel o gülüşü, zamansız özlersin.
Hani durduk yere sevdaya acıkırsın ya!
Öyle aşka aşermek gibi bir his işte.
Cemre.Y.

5 Mart 2025 Çarşamba

Ağır Sabahlar

...Ağır Sabahlar...
Kirpiklerinin göz kapaklarına ağır geldiği sabahlar vardır hani,
Yatağına geri dönsen yorganın çoktan soğumuştur,
Kalkıp çay demlesen uyanamamışsın gibi ağır sabahlar vardır.
Tam battaniye altında kıvrılmalık bir gün olacak belli.
Uyumasan da kapatırsın gözlerini.
Cemre.Y.

21 Şubat 2025 Cuma

Kardan Kadın

...Kardan Kadın...
Göz kapaklarını kirpiklerinden zorla ayırdı kadın.
Uyanmakla uyanmamak arasında kalktı yatağından.
Ayaklarını sürüye sürüye salonuna gitti,
Camlarının perdelerini sıyırdı hafifçe.
Penceresini açtı derin bir nefes alırken en soğuğundan
Karşı binaların çatılarına baktı uzun uzun.
Yine bembeyaz gelinliğini giymiş İstanbul.
Sokakları çocuk cıvıltıları doldurmaya başlamış.
Yaşlısı genci fark etmiyor azizim.
İstisnasız herkes el açıyor,
Gökten lapa lapa yağan karlara!
O da el açtı işte sonunda göğe, sonrasını düşünmekten cayarak.
İlk defa anı yaşadı, ilk defa içinin içi sevindi nihayet!
Terasına çıktı küçük bir kardan kadın yaptı.
Öyle ya kardan adamı herkes yapardı.
İçinden kikirdedi bu hallerine.
Kocaman bir gülümseyiş kondurdu dudaklarına.
Yaşamak lazımdı azizim,
Mademki nefes alıyorsak lazımdı yaşamak!
Cemre.Y.

29 Aralık 2024 Pazar

İyiydim Böyle

...İyiydim Böyle...
An'ı yaşa diyenler soğuttu beni aşktan.
Onların an'ları hiç bitmiyordu
Her önüne geleni ve herkesi hep!
Aynı seviyorlardı nedense?
Oysa ne sevecek yürekleri vardı bir tek kadını,
Ne de sadakat vardı hayat ağaçlarında.
Oysa...
"Ben bir adamın ciğerini sızlatmazsam,
Yatağında işim ne?" diye diye eskittim bu ömrü.
Sarındım yatağıma yorganıma iyiydim böyle.
Cemre.Y.

19 Ekim 2024 Cumartesi

Serin

...Serin...
Serin günler bunlar!
Uyanırsın için ürperir, ellerin, ayakların üşüyüverir.
Akşam olur, gece olur, serindir,
Titrer omuz başların, yüreğin donar.
Sarılırsın kendi kendine, teselli edersin yalnızlığını!
Cemre.Y.

15 Ekim 2024 Salı

Günaydın

...Günaydın...
Günaydın ey sevgili kendim.
Güneşin yüzünden makas alarak uyandığın günler bitti.
Nicedir karanlık uyandırıyor bizi.
Malum, mevsim artık sonbahar.
Ekim sabahları serin olur, ayaklarını üşütme!
En sadesinden kahvene sarılmadan önce,
Sıcacık bir çay demle kendine.
Buruk bir yalnızlık çöreklense de yüreğine.
Üzülme ama!
Sakın üzülme!
Mevsim dediğin nedir ki,
Önündeki kışı da atlat hele!
Gelir elbet, o güzelim güneş güzeli günler.
Senin de mutlulukla salınır beyazlamaya başlayan saçların.
Günaydın ey sevgili kendim, günaydın.
Sarılayım omuz başlarıma,
Gidenlerimin, bitenlerimin yerine,
Şöyle usulca...
Öpeyim kirpiklerimden.
Cemre.Y.

14 Eylül 2024 Cumartesi

Nicedir Aklımdasın Oysa!

...Nicedir Aklımdasın Oysa!...
Günler zerre zerre griye doğru akıp giderken
Yakındır yaz kokuları da çekip gider başka diyarlara.
Renkler solmaya başlar yavaş yavaş.
Deniz soğur, su soğur, yağmurlar soğur yakında.
Zaman, nasıl da zembereği bozulmuş saat gibi uçup gidiyor.
Bu sabah durduk yere, kahvemin telvesine sordum seni.
Nicedir aklımdasın oysa!
Sonra dedim ki kendime bugün cumartesi uyuyordur o daha!
Cemre.Y.

12 Temmuz 2024 Cuma

Sıcak

...Sıcak...
Geceler nemli sevgilim,
Uykularımı böldüğü yetmezmiş gibi!
Her gece çarşafıma dolanmaktan da,
Kendimi onun kollarından ayırmaya çalışmaktan da yoruluyorum.
Gündüzler desen gecelerden daha da nemli.
Soğuk soğuk sularda yıkansan da ne çare!
Çıkar çıkmaz bütün gözeneklerimden
Elekten akar gibi boşalıyor damlacıklarım.
Sen diye biri olsaydı ömrümde
Bugünleri, parmak uçlarımızı öpüştürerek geçirebilirdik.
Dahası sıcak çünkü!
Çok sıcak.
Neyse uyandık madem yeni güne,
Sade kahve sonrası çay var içersen?
İçi çocukluğundan kırık ben var seversen!
Cemre.Y.

17 Ekim 2023 Salı

Bu Neyin Yokluğu

...Bu Neyin Yokluğu...
Sen ömrüme,
Sıcak bir yaz sabahı gibi doğmayalı beri,
Buralar hep ayaz sevdiğim,
Hani "Özledim." desem.
Yüreğimin kıyısı, köşesi,
Ne var, ne yok hepsini söküp gitmişsin.
Öyle dingin bir hissizlik bırakmışsın ki,
Sanki sana dair ruhumda ne vardıysa,
Onu da alıp gitmişsin gibi.
Lakin...
Ne vakit, zaman sonbahara doğru aksa,
Ellerim, ayaklarım buz kesiyor ya,
Bu işte bu!
Bu neyin yokluğu çözemiyor insan.
Cemre.Y.

3 Şubat 2023 Cuma

Mektup

...Mektup...
Sevgilimm!
Yıllar sonra ilk defa uzun bir mektup yazdım.
Sen, sadece, soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun sanıyorsun ya!
O mektubun sayfaları sana özel alındı,
Yıllardır kullanılmayan dolmakalemim, saklandığı kuytudan bulundu.
Özenle seçilmiş kızgınlık içermeyen harfler sıraya dizildiler.
Mektubumdaki,
“Suskunluğun...
Kabulümdür.
Sen sustukça da bu, böyle olacak!
Sen benim hayatımda ilk kez gördüğüm,
Masalımsı bir rüya olarak kalacaksın.
Dizelerinin üzerine istemsiz iki damla yaş aktı.
“Oysa ben!
Gerçekten ilk gözlerimin içine baktığında aşık oldum sana!”
Dizelerinin üzerine pembe rujlu küçük bir buse konduruldu.
“Ben ömrümde ilk defa korkuma sarılıp uyudum, sana...”
Cümlesini bir kere koklayabilmiş olsaydın…
Parfümümden sıkıldı özenle, koklasaydın ben kokardım.
Sol ucu yakıldı o mektubun mesela!
Sana özel renkte bir zarfa koyuldu ki rengin bana göre yeşil’di.
Ve bu sana ilk hediyemdi.
Sonra mı?
Terastaki şöminemde yandılar ve bu benim
Kızım gittiğinde, ona dair her şeyi yaktığım gibi
İkinci yangınımdı.
Sen, sadece soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun
Hepsi bu!
Cemre.Y.

4 Ocak 2023 Çarşamba

Ben En Çok Anne Olabildim Sanıyordum!

...Ben En Çok Anne Olabildim Sanıyordum!...
Her ne zaman bana…
"Sen bu hayatta, en çok neyi başarabildin?" deseler!
Şimdi olduğu gibi…
"Yaşamaya devam edebilmek!" demek yerine,
O zaman ki düşüncelerimle,
Şöööyyyle bir koltuklarımı kabartıp,
Derin, çok derin bir nefes alıp,
Gururla!
"Annelik!" derdim.
Öyle ya…
Ne zaman çaresiz kalsam,
Olabilitesi en yüksek çareleri,
Çocuğum için,
Onun üvey baba ellerinde büyümemesi için reddetmiştim.
Yememiş, yedirmiş, giymemiş, giydirmiş,
Sevdirmemiş, sırf, safi, en çok, onu sevmişim!
Oysa sınıfta kalmışım son ü yıldır.
Üç yıl da bundan evveli var tabi yıllar içinde.
Ben en çok anne olabildim sanıyordum!
Uğruna gençliğimi serdim yollarına,
O ateşlendiği ve babasını sayıkladığı zamanlarda
Sesimi kalınlaştırarak,
Babası gibi konuştuğum geceler boyu,
Gözyaşlarımla ıslattım anlındaki bezi.
(Şimdi belki beni sayıklıyordur,
Ateşi yükseldiğinde de…
Herkes ben mi ki, babası sansın diye sesimi kalınlaştırdığım gibi,
Başucunda, sesini inceltip, annesinin sesini versin ona?)
O buğulu yosun gözleri, hiç ağlamasın istedim.
İstedim ki hep gülsün.
Sahte rejimler yaptım param olmadığı zamanlarda,
O yemeğini huzursuz olmadan yiyebilsin diye.
Bazen soğuk yatağım,
Bir insan tenine ihtiyaç duyduğunda,
Yanına gittim kokladım onu, sarıldım ona.
"Olsun varsın." dedim.
"Benim bebeğim,
Benimle ve ben hiçbir zaman korkmayacağım,
Düşünmeyeceğim üvey babası ona zarar verirse!" diye.
Bayramlarda yeri geldi,
Başkalarının verdiği kıyafetleri giydim ama!
Ona her zaman en güzel,
En beğendiği bayramlıklarını aldım,
"Olsun!" dedim.
"Benim bebeğim bayram çocuklarının en güzeli ya."
Benden başkaları, akrabaları, amcaları bile!
Ona aldıkları bir iki çikolatayı bile hesaptan sayarken,
Ben ömrümü verdim bedavadan!
"Olsun!" dedim.
"Ben yavrumu, yavrum olduğu için,
Canımın, etimin parçası olduğu için seviyorum." dedim.
"Bu hayat senin!" dedi anneannem bir gün bana,
Üstüne "Bir daha gelmeyeceksin bu dünyaya,
Gençliğin, güzelliğin, tazeliğin,
Elinden gitmeden bul bir hayat arkadaşı kendine.
Ben yedi tane doğurdum ama yatağımın sol yanı hep boş,
Evlat dediğin nankör bir kedi misali, verdikçe alır." ı ekledi.
Meğer!
Şu hayatta en çok anneannem sevmiş beni.
Oysa benim meleğim...
Sadece bir evlat değildi ki bana,
Arkadaşımdı, dostumdu, annemdi, dert ortağımdı,
Hiç olmayan ablamdı, her şeyimdi.
Ben de onun için öyleyim sanıyordum.
Meğer ne çok nefret saklamış küçücük yüreğinde,
Minicik yüreği kaldıramamış,
Nefretinin ağırlığını sayfalara doldurmuş.
Bütün sahip olamadıklarının suçu bendeymiş de,
Haberim yok-muş?
Ben yetmeye çalışıp daha çok yoruldukça,
Yetemiyor muşum meğer!
Koruyup, kollayamıyor muşum onu.
O kadar konuştuklarımızın ve paylaştıklarımızın,
Neresine sakladın nefretini meleğim.
"Canım annem!" derken,
İçinden nefretini mi haykırdın yüzüme.
Ve ben tıpkı babana aldandığım gibi,
Sana da mı aldandım bunca yıl.
Her şeye katlanırdım dayanırdım da
İki yüzlü davranmasaydın bana.
Ben en çok anne olabildim sanıyordum.
Tutunmaya çalıştıkça hayata bir yerlerden,
Tutunduğum son dalımı da kesiyorsun dibinden.
Yüreğimin ateşi,
Şimdi seni de mi söndürmeye çalışacağım?
Bilmiyorum ki bir on yedi yılım,
Yahut yirmi beş yılım daha var mı?
Peki
Şimdi
Onca kaybedilenlerimden sonra,
Senden sonra!
Benim evim kim?
Cemre.Y.

18 Aralık 2022 Pazar

Hava Çok Soğuk!

…Hava Çok Soğuk!...
Kalın giyin çoraplarını,
Vazgeç artık şu hırka sevdasından,
Artık bizim olmayan kapından çıkarken…
Sesimi hatırla!
"Paltonu giyin kızım,
Kaşkolunuda dola boynuna, hava soğuk!
Sen, yinde eldivenlerini de cebine koysan,
Üşürse ellerin takıverirsin cebinden alıp!"
Hava çok soğuk!
Hele yüreğin…
Ondan da soğuk şimdi.
Ü-şü-tür-sün kimse anlamaz…
Hastalanırsın bak sonra!
Cemre.Y.

2 Ekim 2022 Pazar

Son Yaz Demleri

…Son Yaz Demleri…
Uyandım, ruhumda Voyage müzikleriyle,
Sonbahar, soğuk sabahlarına soyunmadan,
Son yaz demlerinden birinin sabahındaydım.
Sade kahvem eşliğinde güne gülümsedim.
Terasıma kurulup, Pazar sabahının kokusunu içtim.
Ve az evvel bir uçağa el salladım biliyor musun?
Cemre.Y.

18 Mart 2022 Cuma

Mart Karı

…Mart Karı…
Nasıl olmuşsa olmuş,
Mart ayazı yerleşmiş ciğerlerime,
Nazlı bir kedi gibi hırıl hırıl, hırıldamakta.
Penceremden karlı kiremitlere bakarken,
Öksürük nöbetleri kaburgamı zorlamakta!
Hiç değilse sigarayı azaltsam diyorum,
Fincanımdaki çayım soğumuş,
Mutfağa gitmek lazım ayakları sürüyerek.
Hiç yoktan birkaç lokma kahvaltı etmek lazım.
Halsizliğime gücenip,
Bir sigara daha yakıyorum.
"Mart karı ağulu olur!" derdi rahmetli anam.
"Mevsiminde yağan kar gibi değildir,
Hasta eder insanı, içinin içi acır!" derdi.
İçimin içi acıyor annem, çok özledim seni derinden.
Cemre.Y.

12 Mart 2022 Cumartesi

Kış

...Kış...
Nicedir kar soğuğu sabahlara uyanmaktaydı kadın.
Kış ayazı günlerden geçip,
Nihayet, cemreler de düşünce birer birer!
Meyve ağaçlarının, ilkbahara filizlenip,
Çiçek açmaya hazırlanması gereken bugünlerde,
Gelmeyi unutan bir bahar güneşinin yüzünden,
İstanbul'un üzerine çöken bu kar taneleriyle,
Üstelik, hiç de öyle,
Çocukluğunun yıl başı kartpostallarındaki,
Simli kardan adamlı, evlerin içinden ışıklar saçan,
Bacalarının dumanından yürekleri de ısıtan,
Mutluluk dolu hayallerine,
Sayfa sayfa, umut ektiren günlerden biri de değil bu kış.
Geçer ama!
Bu yalancı güneşin,
Elleri, ayakları, yürekleri dondurduğu günler de geçer!
Cemre.Y.

13 Şubat 2022 Pazar

Bana Kalan



...Bana Kalan...
Uyandım, gün, griye bulanmış.
Bembeyaz pamuk bulutlar güneşe küsmüş,
Çekip gitmişler, mevsimi bahar olan diyarlara.
Güneş desen, çoktan yüzünü dönmüş,
Mevsimi yaz olan,
Sevgililerin koyun koyuna beklediği,
Gün doğumu manzarasıyla,
Denizin iyot kokusunun buluştuğu,
Sahili altın sarısı olan kumdan diyarlara.
Ben mi?
Bana kalan...
Pazar sabahıma hiç de yakışmayan,
Puslu ve soğuk bir pencere manzarasından,
Yaprakları çoktan solmuş, fesleğen yalnızlığıyla,
Çiçeksiz sardunyalarım bir olmuşlar,
Öylece bakıp duruyor kahve fincanıma.
Cemre.Y.

10 Şubat 2022 Perşembe

Yeniden Doğmuş Gibi

…Yeniden Doğmuş Gibi…
Battaniye altı, titreyerek uyanılan günlerden sonra,
Şubat güneşinin yüzümüzden makas aldığı günlere geldik.
Bulutlar, yaz bulutu gibi serilmişler masmavi gökyüzüne.
Sanki ilkbaharın ilk günleriymiş gibi,
Sanki fesleğenlerim yeniden çiçek açacakmış gibi,
Sanki bütün virüsler, bütün hastalıklar bitmiş gibi.
Sanki hayat, yeniden doğmuş gibi bir gün bugün.
Cemre.Y.

12 Mart 2021 Cuma

Bu Sefer

...Bu Sefer...
Şu mart yarısının, kocakarı soğukları da bitip gidince,
Zemheri ayazlı, kış yanığı günler bitecek sevdiğim.
Ki zaten ne vakittir çocukluğunun o soğuk,
O karanlık, o yalnız odalarını da dolaşmaktaydın.
Epeyce bir vakittir de...
Unuttuklarını hatırlamakla yorulmaktaydın.
Sonra bahar güneşi doğacak yüreğinin pencerelerine!
Sımsıkı kapattığın perdelerini aralayacaksın.
Laleler boy verecek toprağın altından.
En sevdiğin meyve ağaçları çiçek açacak yine,
Bu sefer...
Onlar bahar rüzgarıyla salınıp saçlarına sarılırken,
Çocukluğunu, gençliğinin üzgün günleri hatırına bile olsa,
Görmezden gelemeyeceksin mutluluğu, umudu, sevinci.
Durduk yere dans edeceksin sokak ortasında.
Durduk yere yeni gelinler gibi salınacaksın,
O meyve ağacının altında.
Üzerine baharlar yağarken yeni bir söz vereceksin kendine,
Ömrünün bundan sonrasının her gününü hevesle karşılamaya!
Bu sefer...
Kaygılandıkça kaşınmayacak omuz başların.
Başka yaralar açamayacak hiç kimse yeni ömrüne.
Cemre.Y.

23 Ekim 2020 Cuma

Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!

...Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!...
Ömrümün birçok yılını unutmaya koşullandığımdan beridir,
Ömrümün birkaç yılının taze anılarını da unutur olmuştum.
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Aslında çok da önemi olmayan bir şeyi,
Sadece gerektiği anda hatırlayamadım diye,
Yüzüme koca bir şamar gibi inen,
Şakayla karışık…
"Ne çabuk unutuyorsunuz!" cümlesi asılıyordu.
Unutmaya çalıştıklarım yüzünden,
Hatırlamam gerekenleri de unutur olunca!
Yüreğime bir es çekip...
Beynimin kıvrımlarında dolanmaya başladım yeniden.
Lapa lapa yağan karlar soğuktu,
Tahta beşiğim kapıya atıldığında.
Tek gözlü evin ocağı çoktan sönmüş,
Aylardan zemheriydi.
Toz kaplamış yeni dehlizlerin kilitlerinden birini açınca...
Yağmurlar hep çamurluydu,
Çoğunlukla...
Lağım basardı bodrum katındaki kapıcı dairelerimizi.
Annem pembe bir hayale dalıp nihayet kiralık bir daire tutunca...
Bizden çok, bizimle büyüyüp evlenecek kardeşinin,
Eşiyle ayrı bir odaları olmasını dilediğini düşünemedik tabi!
Annem sevdiği adamları hep kıskanırdı!
Akrabalık derecesine bakılmaksızın,
Ondan başka hiç kimse, o adamı,
O kadar çok sevmesin isterdi sevdiğini!
Olmadı tabi!
Hiç yoktan bir arsa aldı keşfedilmemiş diyarlardan birinde!
Hiç yoktan, ev, yurt kurdu kendine.
Bizi de oraya "Ev!" diye sokuşturdu.
Olmadık tabi!
Çok geçmeden her birimiz bir başka diyarlara dağıldı.
Beynimin süzgeçlerinden geçerken...
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Evliliğimin ilk zamanlarına rastladım.
Annem… (Kayınvalidem)
Babam… (Kayın atam)
Ve yeni kardeşlerim… (Kayınlarım)
Bir de sevdiğimdi işte!
Ondan önce başkaları alamadan…
Namusumu, nikahımı, doğmamış çocuğumu teslim ettiğim, sevildiğim.
"Ne çabuk unutuyorsun!" diyorlar bana!
Oysa ben...
Benden öncekine gitmek için,
Çok da beklemediğini de çabuk öğrenmiştim.
Oysa ben...
Daha, doğumhane kapılarında sancılanırken öğrenmiştim,
Aldatılmışlığımı, terk edileceğimi!
Sonrası sıkı bir pazarlık işte hani şu filmlerdeki gibi!
"Kızım olmadan asla!" demiş, başka da cümle etmemiştim.
Tam tamına on altı yıl...
Her gece...
Gözümü geceye yummadan önce ben...
İstisnasız her gün, en çok, onu sevdim, sadece onu!
Oysa onun bütün günlükleri beni suçluyordu hep...
Onca yıl sonra tekrar sevip, sevilmiş,
Tam da evleneceğiz, yavruma bir kardeş getireceğiz derken,
Hayallerimin ortasında aldatılmıştım yeniden!
İşte...
Tam da...
O günlere gelmişti onun, en buhranlı ergenlik hırçınlıkları!
İkimizde artık, birbirimize yetemiyorduk.
Bu çok belli!
İkimizin de yangının tam orta yerinde...
"Annen,
Ne zaman terk etti seni?" cümlesi çınlıyordu kulaklarımızda.
Benim annem, bebekliğimden terk etmişti beni!
Bense onu...
Çaresizliğimin en çaresiz zamanında…
Yetememezliğimin...
En yetimsiz zamanında!
O zamanlar!
Ne o beni tam anlayabilirdi, ne de ben onu.
Onu tam anlamak için biraz daha mutlu çocuk hayaline bürünebilirdim.
Ben...
Bir an önce büyüyüp sırdaşım olmasını bekledim,
O...
Tam da büyümeye meyilliyken,
Benim ergenlik yaşlarıma dönüp,
Onunla saçma sapan kız kardeş kavgalarına bürünmemizi.
Olamadık tabi!
Nihayetinde...
Yazıların rengi olduğu kadar,
Renklerin de yazısı vardı ne yazık ki!
Sonra zaman dondu.
Hiç olmadı olması gerekenler.
Ölen, rahmetli anam oldu, kalan hiç kimse!
Barıştık, dost olduk, akran, hatta yaren.
Lakin konduramadık ömrümüzdeki o gedikteki,
Bütün boşluğumuzun yokluğuna ait bir kimse!
Ey insanlık...
Şimdi, bütün ömrümün,
Her saliyesini sayan,
Zaman sayaçlarını dahi hatırlıyorum!
Artık, unutmuyorum,
Sahi çok mu, mutlu musunuz şimdi yani.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...