bu sefer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu sefer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2025 Perşembe

İnadına Gülümse

...İnadına Gülümse...
Sana küçücük bir bebeğin gözlerinden bakıyorum ey hayat.
Ne kadar da kocaman, ne kadar da korkutucuydun öyle.
Bakma sen aradan tam elli yıl geçtiğine,
Hala en ufak bir kırgınlığıma bakıyor o günün, o anına dönmem.
Yine de mademki uyanıyorsak her yeni güne,
Küçücük bir bebeğin gözleriyle bakmak lazım hayata.
Ama bu sefer hiç korkmadan
Ve evet her sefer,
İnadına gülümseyerek bakmak lazım hayata.
Cemre.Y.

9 Eylül 2025 Salı

Yağmur Tıkırtıları

...Yağmur Tıkırtıları...
Cama vuran yağmur tıkırtıları,
Geceme ışık saçan şimşekleriyle uyandırdı beni.
Sonrası kızgın bulutların çarpıştığı gök gürültüsü.
Bir süre yatağımda kıvrılıp öylece dinledim onları.
Birkaç dua savurdum ölenime, gidenime, kalanıma.
Korkmadım bu sefer nedense.
Oysa ne çok korkardım gök gürültüsünden.
Mevsimindeyse demek ki haberli oluyormuş insan.
Sabahına yetişmem gereken bir yer olmadığından,
Varsın bu geceyi de sabaha erdirelim tam yarısından.
Kalktım çatımdan su sızan yerleri yokladım,
Çok şükür henüz akmamıştı duvarlarımın gözyaşları.
Aslında çoktan onartmalıydı onları ya!
İmkan meselesiydi işte her şey, imkan.
Cemre.Y.

6 Eylül 2025 Cumartesi

Ölü Yapraklar

...Ölü Yapraklar...
Güneş bile, bize hiç de haber vermeden ansızın yüzünü dönüp,
Kim bilir hangi ülkenin, hangi şehrine yazı müjdelemeye gitmişken,
Bulutlar elbette yine ağlayacaklardı ardından.
Alışıklardı ta kalubeladan ama...
Onlar bile bu sefer, kırılan hayallerinin yerine
Yeni hayaller kurmaya meyillenmişlerdi belli ki
Ve sanki bu sefer, hiç de hazırlıklı değillerdi bu yeni gidişe.
Oysa nicedir ölü yapraklar hazırlıklıydı eylülün gelişine,
Öyle ki gelen geçen çatur çutur basıp geçiyordu üzerlerine.
Hiç, hem de hiç düşünmemişlerdi,
Onların her birinin, bir zamanlar taze çimen yeşili olduğunu.
Rüzgarlar bile acımamıştı, her fırsatta savurup durmuştu onları bir köşeye.
Amma velakin, güneş kandırıyordu hep bizi.
Bu sefer gitmemeye, bu sefer kalmaya meyilliydi sanki ama!
Eylüle hazırlamadan, sonbahara uyarmadan öylece gitti işte.
Hiç, hem de hiç, geride kalanları umursamadan.
Küçücük bir not bırakmış çıplak bir ağaç dalına,
"Bekle beni!" demiş, "Beni bekle!"
Oysa yağmur bile aynı yağmur değil artık,
Her yer bol köpüklü çamur kıvamında, artık beklesem ne, belemesem ne?
Cemre.Y.

26 Ekim 2024 Cumartesi

Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!

...Köşe Başı Yalnızlıklarım Var Benim!...
Koca bir ömrün yarısından fazlasını,
Yalnız uyuyup,
Yalnız uyanılan günlerle geçirmiş olmama rağmen!
Bazı günlerin sabahına uyandığım,
Köşe başı yalnızlıklarım var benim!
Gün...
"Günaydın." desem değil.
"Boşver yum gözünü yastığa!" desem değil.
Yatak odamın kapısından köşeyi dönüp hole geçerim.
Mutfağın kapısından köşeyi dönüp ocağa giderim.
Bu sefer içmeyiveririm sade kahvemi.
Çaydanlığın altını yakıp,
Salonumun kapısından köşeyi dönüp,
Her zamanki oturduğum koltuğa oturup,
Köşe başı yalnızlığımın şiirini yazıp geçerim.
Öyle yani!
Köşe başı yalnızlıklarım var benim.
Cemre.Y.

11 Ağustos 2022 Perşembe

Ay Dolunay

...Ay Dolunay...
En son...
Dün gece gördüm,
Zaman zaman,
Ruhumu ta...
Kendi cehennemine kadar çeken kabuslu rüyaları!
Sabaha kadar,
Kaç uykuyu uyuyamadan eskittim kimse bilemez!
Ama bu sefer kararlıydım...
Ertesi geceye taşımayacaktım,
Uykumu darağacına asan korkularımı.
Zira...
Artık...
Avutmuyordu sadece yastık yüzü değiştirmeler!
Güne...
Gözlerimi azıcık bir uyku arasıyla açmışken,
Sigaramı dudak arama sarıp,
Sade kahveme koşmada da,
Nasıl bir panik yaşadıysam?
Susuz döküldü kahve telvelerim mutfağıma!
Köşe, bucak, halı, saçak...
Ne varsa kahvelendi susuz!
Öylece bırakıp, yeni kahve yapıp,
Kapımın anahtarını üstüne kilitleyip,
Ardıma bile bakmadan evden çıkıp işime gitsem...
Gün aydın olmaz ki ruhuma.
Akşam mesaim bitip, işimden evime dönünce,
Kapımın anahtarını içime açtığımda,
Mutfağıma girerim en ilk!
Zira çamaşır makinam orada.
Daha sınırlarına ulaşamadan kalır ayaklarım,
En ilk, yerdeki fayans araları serzenişte bulunur,
Sonra çamaşır makinamın önündeki halım,
Köşe, bucak, halı, saçak...
Küskün boyunlarıyla geçit vermezler bana!
Bulaşıverirler en olmaz yerlerimin canına.
Daha ki fırına yol almaya çok var oysa.
Biliyorum.
Hem de ezberimden.
Bir keresinde, hani es kaza,
Bir kavanoz dolusu bilyelerim saçılmıştı etrafa!
Ay, dolunaydı.
Her biri de teker teker kırılmıştı,
Ta çocukluğumdan biliyorum.
Küçüktüm daha!
Sonra toparlarım sanıyordum,
Hani kurtulup sabah olunca!
Kurtuldum lakin...
Bir daha da...
Ne akşamım aynı akşam oldu,
Ne de sabahım aynı sabah.
Hiçbir mutfağın bulaşıksız fırınına yetişemedim.
O andan sonra da, asla!
Aynı yerde bırakamadım hiçbir kırığı döküğü!
Usulca yeni yapılmış kahvemi yudumlarken,
Sessiz süpürgemle,
Tertemiz ettim köşemi, bucağımı.
Bu sefer...
Bu akşam...
Sadece fırınıma koşup,
Sadece onun tozunu aldım,
Öptüm teker teker sac ayaklarını.
Değil mi ki onun bile!
Yalnızlıktan, kabuslardan korkup,
Şöyle bir sarılıp,
Saçlarından,
Yüzünden, gözünden, alnından,
Ucundan, kenarından hayatının,
Ne bileyim...
Belki de hayali değildir benim evime konmak da,
Ben zor koşup monte etmişimdir ömrüme!
En hayal kırıklığından öptüm onu,
Ta, en ilk onu hayal edip yaradılışından.
Bu gece bana kabus yok!
Ay, dolunay!
Çünkü ben...
Değil ki canımı canımdan kanırtanların!
Eşyalarımın, maddelerimin, nesnelerimin,
Zamirlerimin ve dahi sıfat koyduklarımın bile.
Ömürlerine ömür değeyim derdindeyim.
Yoksa, herkes ölür ömrü bittiğinde.
Ben de öleceğim misal.
Artık...
Tamamen pes edip,
Her şeyden vazgeçtiğimde çok ölmedim lakin.
Misal gün olur...
Kime küsüp küsmediğimi unutmayabilirim!
Ne bileyim kapımın koluyla,
Öbür odaya gitmeyeyim diye benle inatlaştı diye,
Gücenmeyi bırakabilirim.
Ne bileyim,
Aldığım kilolarca soğandan biri acı çıktı diye,
Soğana küsmeyebilirim,
Ne bileyim,
Yediğim bir kabak tatlısının kabağı göçük çıktı diye,
Ona bir ömürlük yokluk hapsetmek yerine,
Kabak tatlısıyla aramı düzeltebilirim.
Ne bileyim,
Bir komşunun getirdiği bamya yemeği,
Sümüklü sümüklü çıktı diye,
Yıllar yılı tadına dahi bakmayıp,
Yıllar sonra kendi ellerimle, usulünce yapınca,
Meğer, olunca oluyormuş dedirtmeyince...
Bamya yemeğine yeniden gülümseyebilirim.
Beni insan düsturuyla sınamayın Gök Tengrim!
Bir daha da,
Asla!
Hiçbirini...
Hiçbir zaman...
Affetmeyebilirim!
Gülümseyelim mi?
Zira ay dolunay!
Yine bizi çekiyor yıldızlar.
Onlar da sanıyorlar ki,
"Hayat, asıl bize güzel!"
Hayat...
Sadece kolay olduğu zamanlar herkese güzel.
Bu gece de...
Bundan sonraki bütün gecelerde de...
Artık, bize, kabus yok!
Cemre.Y.

5 Ağustos 2022 Cuma

Ya Olursa

...Ya Olursa...
Altı, üstü, bir tutam şiirdi işte.
Şöyle...
Kendi yalnızlığını, yine kendinle aldatmışçasına.
Biraz güneş, biraz deniz, biraz iyot kokusu!
Ah, bir de, hiç yoktan,
Denizin kumsalla buluştuğu o noktada,
Ayaklarını çırılçıplak sunmak o an'a!
Sonrası buz gibi iki bira,
Sonrası "Voyage" müzikleriyle kendine bir yolculuk.
Sonrası...
Çok da kalabalıklaşmadan ortalık,
Kucak dolusu özlemle, kendi yalnızlığına,
Şöyle omuz uçlarından,
Kendi kendini, mutlu bir özlemle öpmeli,
Beşinci duvara uzun uzun bakmalık.
Ama bu sefer!
Buruk değil, dudak kenarındaki tebessümler,
Bu sefer...
Bu şiir...
Bir miktar umut ile bir miktar da hayal içeriyor nihayet!
Ya olursa!
Cemre.Y.

21 Mayıs 2022 Cumartesi

Cumartesi

…Cumartesi…
Geceden, uykuya uyumadan önce,
Kendisiyle sözleşmişti kadın.
Şöyle bir cumartesiye yakışır şekilde,
Kuşluk vaktinin sonuna doğru uyanacaktı güya!
Yine yanlış yapmıştı zaman.
Güneşin doğuşundan birkaç zaman sonra uyanıverdi.
Sade kahvesinden sonra, yine çayını demledi.
Kahvaltı etmedi bu sefer!
Bahar mevsimine yakışır,
Bol yeşillikli, saçakları kaseden sarkan,
Göz doyuran, koca bir salata yaptı kendisine.
Durduk yere tohuma sardı, durduk yere çiçeğe sardı.
Temizlik vesaire derken gün batımı yaklaştı.
Sonra, gökyüzünün bulutsuz maviliğine daldı kadın.
Cemre.Y.

16 Nisan 2022 Cumartesi

Bahar Güneşi

…Bahar Güneşi…
Nisan ortası nihayet havalar ısınmaya meyl etmişken,
Günlerden Cumartesi ve üstüne üstlük,
Bahar güneşi zülüflerini uzatmışken penceremden,
Durduk yere toprağa harmanlandı ellerim.
Minicik tohumları yerleştiriverdim binbir özenle!
Can sularını da damıttım parmak uçlarımla.
Canına can kattıklarımın,
Canımı kanattıklarını düşünmedim bu sefer!
Çünkü artık, tam da şimdi…
Çoktandır solup giden hayallerimi,
Yenileriyle yenilemek vakti!
Hiç yoktan birinden biri, belki, filizleniverir misal!
Hiç yoktan birinden biri meyve verir, sebze verir belki.
Durduk yere…
Çoktandır yenilenmemekten,
Okşanmamaktan solan gururum,
Övünçle dolar, tepeden tırnağa!
Bahar güneşinin zülüflerinden öpüp,
Saçlarıma, ellerime, yüzüme, gözüme sürüp,
Tepeden tırnağa teyemmüm edip,
Hiç yoktan…
Yeni bir ben daha olurum yeniden kim bilir!
Cemre.Y.

19 Aralık 2021 Pazar

Darmadağınık Ettin Ya Beni!

...Darmadağınık Ettin Ya Beni!...
Yok!
Sadece yüreğimden vurulmadım!
Bu sefer bütün azalarım, birer birer
Öylece vedalaşmadan ayrıldılar yerlerinden,
Hiçbir hücremi, acıtmadan öylece saçıldılar etrafa!
Darmadağınık ettin ya beni!
Dağılsınlar bütün azaların senin de emi?
Merak etme kıyamam ben!
Toplarım onları da yerlerden!
Bir yerim fena sancıyor da,
Senden sonra bulamadım,
Kalbim nereye saçılmıştı!
Cemre.Y.

15 Aralık 2021 Çarşamba

Helal Olsun

...Helal Olsun...
Senden sonra kimin saçlarına dokunmaya kalksam!
Diken gibi batıyorlar ellerime,
Kimin boynundan koklamaya kalksam!
Ayrılık kokuyorlar...
Senden sonramı da alıp gitmişsin ya benden,
Hem de ikinci kere!
Helal olsun çocuk!
İnandıramıyorum kimseye!
Seni ve beni aynı anda tanıyan,
Hiç kimsemize inandıramıyorum,
Bizi ikinci kez, içimizden, kırıp, döküp gittiğine.
Helal olsun çocuk!
Ömrümü ömrüme çok gördüğün için,
Sana dairliğimi yok sayıp,
Bu sefer…
İçimin içinin bütün canlarını,
Haramiler gibi devirip,
Kapı, kilit ne varsa yıkıp da gittin ya!
Sana da helal olsun.
Cemre.Y.

26 Kasım 2021 Cuma

Sus Olur Kelimeler

…Sus Olur Kelimeler…
Bazen yazar da yazarsın,
"Sus!" olur kelimeler.
Görünmez raptiyelerle susturulduğun cümleler,
Konamaz asıl konması gereken yerlere.
Ya, yine, sessizce suskunluğunu giyinir…
Ya da yeniden yakarsın.
Sen en çok yakmalara alışıksın!
"Kül, toz gibi değildir a yavrucağım,
Yeniden hayat bulamaz." dediğimi ise hep hatırla!
Kelimeler…
Canlıdırlar…
Yazılırken acımışlarsa canlarının kırıkları,
Yanarlarken de hayallerinin kırıklarıyla beraber acırlar.
Sen gittin, beni yine yaktın,
Bense bütün hikayemi.
Güya bu sefer, bütün acı anı yüklerimin küllerini,
Denize atacaktım ya hani,
Martılar görürse,
Geçmişleri acır diye kıyamadım!
Sen, beni yaktın, ben kitabımı.
Ateşler göğünü sardığında,
Öldüm sanacaksın ya!
Korkma!
Doğdum, yeniden.
An'dan öncem yok artık!
Bazen, sonu harlı ateşler de olsa,
Yazar da yazarsın,
"Sus!" olur kelimeler de,
Dönüp tek bir cümle ses eylemezsin.
Öyle gerekir bazen.
Cemre.Y.

16 Nisan 2021 Cuma

Öyle Bir An Gelir Ki

...Öyle Bir An Gelir Ki...
Öyle bir an gelir ki,
Dün ile yarının birbirine karışır da,
Günün, o an'ına yetişebilmek için,
Harcadığın çabanın da boş olduğunu görürsün!
Bu sefer de erken kalmışsındır işte,
Yine, kendine dair'li zamanı tutturamamışsındır.
Cemre.Y.

12 Mart 2021 Cuma

Bu Sefer

...Bu Sefer...
Şu mart yarısının, kocakarı soğukları da bitip gidince,
Zemheri ayazlı, kış yanığı günler bitecek sevdiğim.
Ki zaten ne vakittir çocukluğunun o soğuk,
O karanlık, o yalnız odalarını da dolaşmaktaydın.
Epeyce bir vakittir de...
Unuttuklarını hatırlamakla yorulmaktaydın.
Sonra bahar güneşi doğacak yüreğinin pencerelerine!
Sımsıkı kapattığın perdelerini aralayacaksın.
Laleler boy verecek toprağın altından.
En sevdiğin meyve ağaçları çiçek açacak yine,
Bu sefer...
Onlar bahar rüzgarıyla salınıp saçlarına sarılırken,
Çocukluğunu, gençliğinin üzgün günleri hatırına bile olsa,
Görmezden gelemeyeceksin mutluluğu, umudu, sevinci.
Durduk yere dans edeceksin sokak ortasında.
Durduk yere yeni gelinler gibi salınacaksın,
O meyve ağacının altında.
Üzerine baharlar yağarken yeni bir söz vereceksin kendine,
Ömrünün bundan sonrasının her gününü hevesle karşılamaya!
Bu sefer...
Kaygılandıkça kaşınmayacak omuz başların.
Başka yaralar açamayacak hiç kimse yeni ömrüne.
Cemre.Y.

5 Temmuz 2020 Pazar

Ömrüm

...Ömrüm...
Ömrümün seyrüseferine dönüp baktığımda,
Yağmurlarımın çamurlarına bulaşmaktan sebep,
Sevemedim bir türlü...
Ne ilkbaharları, ne de sonbaharları!
Zira ne vakit...
Es kaza güvenip, bir kaldırım taşına bassam,
Hiç acımadan altı hep boş kalıp,
Bütün birikmişliğini üstüme boca etmişti.
Yahut...
Çocukluğum boyunca,
Hiç yoktan...
Lağım basardı, kapıcı dairelerimizden biri!
O vakit nerede, ikamet eylediysek tabi.
Ömrüme yeni yaşlar aldım.
Evlendim, boşandım derken...
Ona daha yakın olayım diye,
Binbir emekle kurduğum evimin,
Çatısı aktı bu sefer!
Sevemedim bir türlü efil efil esen yağmurları!
Ömrümün...
Seyrüseferine dönüp baktığımda,
Sevemedim bir türlü şöyle en içten...
Zemheri ayazlı kara kışları!
Ne vakit...
Kar yağsa...
Bir karışımı ölçerim hep!
Tahta beşiğim o ayazda kapıya atılmışken,
Annemin uyanmasına,
Annemin beni el yordamıyla aramasına,
Annemin...
Beni bu hayata, yeniden,
Yine dahil etmesine kaç santimim kalmış bakarım!
Ömrümün...
Seyrüseferine dönüp baktığımda,
Ben..
Güneşi sevdim hep...
Kurutur sandım bütün yoksunlukları.
Yaz'ı hep güneş yanığı olsa da,
Nihayetinde kırk tas soğuk su,
Tertemiz ediyordu bütün nem'i!
"Seni sevmek...
Kızgın kumlardan,
Serin sulara atlamak gibi bir şey" diyeni de duydu bu yürek.
Sahi...
Nicedir acaba ahvali!
Aldatıyor mudur acaba benden sonrasını da?
"Ömrümün bütün mevsimleri sensin!" dediğini.
Neyse...
Ben...
Hazır ikirciksiz nefes alabiliyorken,
Yine bir soğuk duş alıp,
Ay'ın şavkına selam çakıp,
Yarınki güneşe uyanırsam,
Ona...
"Sevgili güneşim iyi ki doğdum!" diyeyim.
Hayat bu sevgilim...
Mavili bir ummanın,
O en serin sularında rastlaşırsak eğer,
Bana geçmişimden hesap sorma!
Cemre.Y.

23 Kasım 2019 Cumartesi

İstersen



...İstersen...
Bana...
Bir daha...
Yeni...
Şiirler yazdırırken sen bu sefer!
Şiirim'in öznesi olur musun misal!
Onu bir bakışalım istersen?
Cemre.Y.

13 Kasım 2019 Çarşamba

Dolunay


...Dolunay...
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklarda ve ay...
Dolunaydı.
Bir vakitler...
Hani hiç kimseye olmasa bile,
Bir tek onun sesini duysa hani,
Yüreğinin tellerinde şarkılar notalanırdı ya!
Olmadı bu sefer.
Hani öl dese uğruna yine seve seve ölünür de lakin!
Hissetmeye çalıştı kadın yeniden yüreğinin şavkını.
Olduramadı.
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklardaydı ve...
Ay...
Dolunaydı.
Hislerini kaybetmişti kadın,
Hükümsüzlüğü bakiydi lakin.
Çırılçıplak bir ağaç gecenin ayazını giyinmekteydi.
Varsın gelsindi kışın en zemherisi donardı en çok!
Öyle de kendine dahi yokluk ayazıydı yani.
Hiç kimse de anlamadı.
Cemre.Y.

31 Ekim 2019 Perşembe

Kumdan Kale

...Kumdan Kale...
Çocukluğumun kumdan kalelerine uğradım bugün!
Hani ne vakit,
En güzel kumdan kalemi yapsam perisiyle padişahıyla,
Koca bir tsunami gibi dağıtırdı ya,
Kocaman adamların vicdansız ayakları!
Adımın üstüne bastılar dünden beri üstüne basa basa...
Bu sefer acımadı tenimin nuru!
Adımı ad koyanın,
Kulağıma ezanla seslendiği adımı duydum kaç kere!
Hala şu an ölsem ve Münker ile Nekir gelip seslense dahi!
Üzerime alınmayacak kadar yabancıyım ilk adıma lakin...
Adımın biyolojik babasını affettiğimden beridir hissizim.
Artık acıtmıyor yaralarımın kabuksuz hisleri.
Hani bir zamanlar demiştim ya...
"Hislerimi kaybettim, hükümsüzdür!" diye...
Acımıyor, üşümüyor, sevmiyor, sevilmiyor,
Artık hiçbir yaram hiçbir duygu yansıtmıyor.
Ha çocukluğumun kumdan kalelerine gelirsek!
Artık değil ki nerede bir kum görsem değil ki kale vs.
Artık tek bir kalp bile çizmiyorum buğulu camlara!
Hoşça kal sevgili yaşanmışlıklarım, hoşça kalın sevgili yaralarım.
Gayrı kimse acıtamayacak canımın ciğerinin taa içini!
Cemre.Y.

23 Ekim 2019 Çarşamba

Son Bahar

...Son Bahar...
Hiç kimse de gidip dileklerine umut bağladıkları,
Nazar boncuklu ağaç dallarını ziyaret etmiyor nedense!
Demek ki hep kabul buyuruyor yaradan,
Kuru bir dala asılan o çaput ucu bütün hayalleri.
Lakin ben ne vakit bir dilek ağacına rastlasam...
Dalların canı yanar da kırılıverir diye,
Sıkmam hiçbir dilek kurdelemin düğümünü.
Geçen gün son dileğimi görmeye gittim.
Rüzgar açıvermiş yine hafif fiyonk düğümümü...
Yine denizin derin sularına gömülmüş, dibinde görünmekte.
En mavili, en yeşilli, en kırmızılı, en beyazlı niyetlerim.
Bu sefer denize attım bütün iyi niyetlerimi.
Ne dal yorulsun, ne de o son yaprak solsun!
Ne ağaç kırılsın, ne de toprak usansın taşıyamamaktan.
Beni de sakın merak etme!
Son bahar da gelip geçiyor böylece,
Artık vakit zemheri.
Yine sensizim yani.
Cemre.Y.

20 Ekim 2019 Pazar

Bu Sefer

...Bu Sefer...
İkindi vakti çoktan geçmiş,
Gün akşama hazırlanmakta.
Sonra gece gelip çöker omuz başlarına.
Ama bu sefer...
Bu sefer yalnızlığın ağırlığını atacağım omzumdan.
Bu sefer yıldızlara dilek mendilleri asacağım.
Ve ardımda bırakacağım,
"Umudu yıldızlara astık, ay tutuldu." mısramı,
Uzunca bir şiirin gizli öznesi olarak anacağım.
Ve sen umudum bu sefer...
İstersen gel bu gece yeniden başla!
Cemre.Y.

5 Ekim 2019 Cumartesi

Yağmur

...Yağmur...
Dün hayal ağacımın dallarına renkli kurdelerle astığım dileklerimi,
Bu sabah usulca topladım yerlerinden.
Tam dileklerim kabul olacakken bir fırtına kopmuş,
Yıldırım düşmüş bir yerlere...
Ve yağmur...
Bütün renklerini soldurmuş hayallerimin.
Yine de gülümsedim hayata inadına!
Gittim uzun uzun yürüdüm.
Geri dönerken uzun zamandır gitmediğim manava, kasaba uğradım.
Ha bir de iki tüp saç boyası aldım.
Önce yemeğimi koydum ocağıma,
Sonra saçlarımı boyadım.
Kokular karıştı birbirine,
Yağmuru seyrederken yemek yemeyi yine unuttum.
Sonra banyoya gidip kendime kocaman bir iyilik yaptım.
Kuaförümün kesimini bir türlü tutturamadığı saçlarımı...
Tam da istediğim gibi kestim tutam tutam!
Yeni renkli kurdeleler yaptım kendime hem de nazar boncuklu!
Bu sefer rüya ağacımın dallarına asacağım dileklerimi.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...